

Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.
Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Dünya Kupası Ve Kısmetsizleri
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, "nasip/kısmet" düzeyindeki savunmasının dışına çıkmadı. "Daha Türk" tanımlı Montella, ABD galibiyetini "1000 galibiyetten değerli" gördü. Son 16'ya gidemeden kupaya veda eden diğer ülkelerdeyse bakın neler oldu: Almanya: Teknik direktör istifa etti. Uruguay: Teknik direktör istifa etti. *** 100.Gazi Koşusu'nu Bay Nalçakan ile Halis Karataş kazandı. O tutku, unutulmaz cümleyi getirdi: "100 değil, 1000 yıl geçse de bitmeyecek bu heyecan. Ebediyete kadar Gazi için koşmaya devam." Halis Karataş, 7. kez Gazi Koşusunu kazandı. Bold Pilot, Popular Demand, Hızel Beyi, Anatoly, Matador Yaşar, Blaze To Win, Bay Nalçakan, onunla potayı buldu. Öncelik elbette "iklim" başlığı altındaki maddeler ile genişliyor. Ancak kapsam güçlü: 1. Uygulama COP'u: Taahhütten sonuca geçiş 2. İklim finansmanı ve kurumsal mekanizmalar 3. Adil geçiş ve iklim adaleti 4. Temiz enerji dönüşümünün hızlandırılması 5. Yeşil ve düşük karbonlu sanayileşme 6. Sıfır Atık ve döngüsel ekonomi 7. İklime dayanıklı ve sürdürülebilir şehirler 8. Gıda güvenliği, su ve sürdürülebilir tarım 9. Kırılgan bölgeler, okyanuslar ve denizlerin dayanıklılığı 10. Rio sözleşmeleri sinerjisi: iklim, biyoçeşitlilik ve arazi bozunumu 11. Gençlik, devlet dışı aktörler ve ortaklıklar Hem 4. hem de 5. madde, temiz enerji alanını adresliyor. Ana odak "uygulama, finansman ve adil geçiş" olarak anlatılıyor. Böylece, gerek temiz enerji gerekse yeşil hidrojen alanları güçleniyor. Çünkü, temiz enerjinin her adımı ülke faydasını büyütüyor. *** Yeşil hidrojen, gerek molekül olarak gerekse türevleri (yeşil amonyak/ yeşil metanol) ile güçlü bir pazara dönüşüyor. Almanya, Türk – Alman Enerji İşbirliği çerçevesinde, Hidrojen Görev Gücü oluşumuyla bu alanda önemli çalışmalar yapıyor. Avrupa Komisyonu'nun derneği Hydrogen Europe, Şubat ayında Net-Sıfır Görev Gücü toplantısında önemli tahliller sunmuştu. İstanbul Sanayi Odası (İSO) iş birliğiyle düzenlenen "Almanya'nın Sanayi Kalbinde Sürdürülebilir Ekonomi ve Yatırım Fırsatları" semineri, bu vizyonu ortaya koydu.
06 Temmuz 2026 00:05

İklim Değişir Akdeniz Ölür!
Kemal Burkay'ın yazıp Arto Tunçboyacıyan'ın bestelediği ve Sezen Aksu'nun o müthiş yorumuyla seslendirdiği "Gülümse" şarkısındaki hepimizin hafızasında yer eden o mısrayı anımsarsınız; "İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse." Hüznü, yalnızlığı, kimsesizliği, "Bir kedim bile yok anlıyor musun?" sözcükleriyle anlatan o güzel şiir, "Belki kente bir film gelir, bir güzel orman olur anılarda, iklim değişir, Akdeniz olur, gülümse..." diye devam eder ve her şeye rağmen umutla biter. Her ne kadar bizde, yanlış bir özne seçiminden öte, alttan alta reformlarla-iyileştirmelerle, fosil yakıtları yasaklamakla vs. bu sistemin (kapitalizmin) ilelebet devam edeceğine olan inanç ya da başka bir dünyaya inançsızlıkla iklimi değiştirenlere sistemlerini de değiştirmeleri için yapılan "İklimi değil sistemi değiştir" çağrısının o cenahta hiçbir karşılığı yok! Ülke olarak içinde yer aldığımız Akdeniz Havzası iklim değişikliğinin en yoğun hissedildiği yerlerin başında geliyor. Sadece 22-28 Haziran 2026 haftasında Avrupa genelinde aşırı sıcaklara bağlı olarak tam 20 bin 390 kişinin yaşamını kaybettiği kayıtlara geçti. Daha öncesinde, mayıs ayında da normallerin 10 derece üzerine çıkan ani "ısı sıçramaları" yaşandı ve insanların bu duruma bedensel uyum sağlamasına fırsat tanımadan ölümlere yol açtı. Krizin merkez üssü: Can çekişen Akdeniz Havzası Avrupa'daki bu ölümcül sıcakların asıl kalıcı yankısını "iklim değişikliğinin sıcak noktası" olarak tanımlanan Akdeniz Havzası'nda hissediyoruz. Deniz suları ise 1980'lerden bu yana her on yılda ortalama 0.29 ile 0.44 derece gibi korkutucu bir hızla ısınıyor. Meteoroloji verilerine baktığımızda, 2025 yılının 15.1 derece ortalamayla son 55 yılın en sıcak beşinci yılı olarak kayıtlara geçtiğini görüyoruz. Eğer termometrede bir bozukluk yoksa aslında bu sayı Silopi'de ölçülen ve kayıtlara "Türkiye rekoru" olarak geçen 50.5 dereceden 0.5 derece daha yüksek! Eğer iklim değişikliğine karşı çok acil, "radikal" ve somut adımlar atmazsak, "İklim değişir Akdeniz olur" dizesindeki o tatlı umut, yerini tamamen "İklim değişir Akdeniz ölür" hüznüne bırakacak.
06 Temmuz 2026 00:04

Nato Zirvesi: Yeniden Bir Keşif
Ankara'da yapılacak olan NATO Zirvesini bir yeniden keşif olarak görüyorum. Tarih, "Muhammed'den önce ve Muhammed'den sonra" olarak tasnif edildi. Osmanlı kıyafetleri ve yaşam tarzları bir taklit meselesiydi; Donald George Quataert ifade ettiği gibi bir "Türkomanyak" ameliyesi olarak. Onlara göre Hristiyan Batı'nın değerleri tehdit altındaydı: "Ya kitlesel hareketlerle Avrupalılar İslâm'ı seçerse!" diye. Fakat ilmi tedbirlerden önce, korkuların ürettiği "İslamofobi" gelişti. Keşfeden Batı, keşfedilen Türkiye…
06 Temmuz 2026 00:02

Deniz Göktaş Kanunlardan Muaf Mıdır?
Tüm Türkiye tek yürek oldu. 29 Haziran 2013 İstanbul... Ermeni kökenli Türkiye vatandaşı Levon Balcıoğlu ile oğlu Artun Balcıoğlu'na 'Ermeni gâvurları' diyen Yusuf Polat, İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılandı ve hapis cezası aldı. 15 Ekim 2018 Kocaeli, 2 Mart 2026 Eskişehir, 30 Haziran 2025 İzmit, 20 Eylül 2023 İstanbul. 15 Mayıs 2026 İstanbul, İsrail'in insanlık dışı katliamları karşısında tepkisini dile getiren ünlü Şarkıcı Yaşar İpek, tepkisinde Yahudileri hedef aldığı gerekçesi ile hapis cezası aldı. 1 Haziran 2026 İstanbul. Başta Türk milleti olmak üzere, dünya üzerinde milyarlarca insanın en kutsal değeri, imanının kaynağı, dünyevi ve uhrevi hayat rehberi olan Kuran ı Kerim'i, alay, dalga, hakaret ve aşağılama malzemesi yapmaya kalktı. Olayın kanuni boyutunda, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 299'uncu maddesinde düzenlenen "Cumhurbaşkanına hakaret" ile 216'ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçlarının işlendiği açıkça ortada. Ancak sıra İslami değerlere saldırı olduğunda, bu aşağılık saldırı, muhalefet partilerinden, birtakım sivil toplum kuruluşlarından, sözde sanatçı ve komedyenlerden, şahsi ve kurumsal destek alıyor. Ancak desteği ile bu güruhun aferinini alma çabasına giren Saadet Partisi Genel Başkanı'na tek bir laf edemiyorum.
06 Temmuz 2026 00:02

Ak Partililer De Akp'liler De Yanlış Yapıyor -2
Ben bu her iki kitleden de rahatsız olanlara öteden beri "Millî Görüşçüler" diyorum. Erdoğan'ın sırtından kendilerine konum elde edenlerden ve bu konumu da suistimal edenlerden rahatsız olurlar. "Bunun yüzünden Erdoğan'a oy vermiyorum" dedirtenlerden; AK Parti'ye yaslanarak göreve gelen ve işini hakkıyla yapmayanlardan rahatsız olurlar. Bunlar 15 Temmuz olunca meydanlara çıkar ama bunun edebiyatını yapmaktan hoşlanmazlar; sorulursa utanarak cevap verirler. AK Parti'yi de, Erdoğan'ı da, Erdoğan'ın o kutlu davasını da ayakta tutan direklerdir bu Millî Görüşçüler. İki yazıdır sözünü ettiğimiz Ak Partililer de AKP'liler de Reisçiler olarak nitelendirilen Millî Görüşçülerin eşi benzeri görülmemiş bu teslimiyetinden rahatsız olurlar.
06 Temmuz 2026 00:02

"Tek Millet Tek Hikâye"
Her yıl 4 Temmuz'da Amerika Birleşik Devletleri yalnızca bağımsızlığını kutlamaz. Bu yıl Türkiye'deki ABD Büyükelçiliğinin 4 Temmuz dolayısıyla yayımladığı mesaj da tam bu çerçevede dikkat çekiciydi. Paylaşımın ana sloganı oldukça netti: "One Nation. One Story. 250 Years." (Tek Ulus. 250 Yıl.) Bu ifade, ABD'nin 250. kuruluş yıl dönümü kutlamalarının temel söylemi olarak öne çıkarıldı. Ama filmin sonunda hepsi "Amerikan hikâyesinin" parçasıdır. 2025 yılının Mart ayında Başkan Donald Trump tarafından imzalanan başkanlık kararnamesiyle İngilizce ilk kez federal düzeyde Amerika'nın resmî dili olarak ilan edildi. Ortak dil vurgusu yapıyor, ortak tarih anlatısı oluşturuyor, bayrağı öne çıkarıyor, ortak kahramanlar üretiyor, ve "Tek Ulus, Tek Hikâye" sloganını resmî söylem haline getiriyor. Bunların hiçbiri Washington'da "asimilasyon", "çoğulculuğa aykırılık" veya "kimlik inkârı" olarak tartışılmıyor. Elbette burada şu ayrımı yapmak gerekir: ABD'nin Türkiye için resmî politikası "Türkiye bölünsün" şeklinde değildir. Amerika için ortak İngilizce ulusal birlik aracıdır. Türkiye için ortak Türkçe de aynı işlevi görmektedir. Asıl mesele ortak aidiyet oluşturabilmektir. Bağımsızlık Bildirgesi, George Washington, Abraham Lincoln, İç Savaş, Normandiya Çıkarması, Ay'a iniş, 11 Eylül... Hepsi tek bir ulusal anlatının parçaları hâline getiriliyor. Dolayısıyla "Tek Hikâye" yalnızca bir slogan değildir. Ve görünen o ki, Amerika 250. yaşını kutlarken dünyaya hâlâ aynı cümleyi söylemektedir: Türkiye'nin ise kendi ortak hikâyesini nasıl güçlendireceği, önümüzdeki yılların en önemli siyasal tartışmalarından biri olmaya aday görünüyor.
06 Temmuz 2026 00:01

'Gelinim Mutfakta'dan Sezona Mola
Aslı Hünel'in sunumuyla izleyici karşısına çıkan program, büyük bir reyting başarısı elde ederek ilk 3'e girmeyi başardı. Yarışma, Total'de aldığı 2.23 reytingle 3., AB'de aldığı 1.07 reytingle 13. ve ABC1'de aldığı 1.16 reytingle 15. sırada kendine yer buldu. Sevdiği kadına seslenen bir erkeğin iç konuşması gibi ilerleyen şarkı, karşılıksız veya bitmiş bir aşkın ardından yaşanan özlem ve pişmanlığı anlatıyor. Bugüne kadar onlarca filmde, dizide ve skeçte yüzlerce karaktere hayat veren Aziz Aslan, Onur Buldu ve Uğur Bilgin, bu kez sahnede kendi hikâyelerini anlatıyor. Oyun, 19 Temmuz'da Muğla Telmessos Açıkhava'da, 21 Temmuz'da İzmir Kültürpark Açıkhava'da, 26 Temmuz'da Ayvalık Amfi Tiyatro'da, 27 Temmuz'da Datça Açıkhava Tiyatrosu'nda, 19 Ağustos'ta İzmir Urladam Ağaçlı Sahne'de, 3 Eylül'de Antalya Açıkhava Tiyatrosu'nda ve 4 Eylül'de ise Alanya Açıkhava Tiyatrosu'nda tiyatroseverlerle buluşacak.
06 Temmuz 2026 00:01

Bul Karayı, Al Parayı / İran'ın Devlet Dili
Alkole, fuhşa "yeşil" yakacaksın. "Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş özgür kalsın" diye yırtınacaksın. "Ah o IMF'li günler" diye ağıt yakacaksın. İsrail ve ABD Lübran'a saldıracak, sen "bana necilik" oynayacaksın. CIA -Amerika, 15 Temmuz'da FETÖ ajanlarıyla Türkiye'yi işgale kalkışacak, TBMM'yi bombalayacak, sen "kontrollü darbeydi cınıııım" diye fitne fücur yayacaksın. FETÖ'cü "KHK'lılar için cüppemi giyerim" diye ağlayacaksın. "Osman Kavala, Selahattin Demirtaş sertbest bırakılsın" deyip demediklerine bakacaksın. ABD-İsrail'in Ortadoğu işgal hamleleri için ne dediklerine bakacaksın. "MI6, CIA, MOSSAD vs… ağızlarını açıp açmadıklarına bakacaksın… Türkiye'ye göz diken İsrail'e karşı ne dediklerine bakacaksın… CIA'nın tasmalı FETÖ'ye ve FETÖ'cülerle kol kola girip girmediklerine bakacaksın! Yani özetle "bul karayı, al parayı!" olayı… Gördünüz mü? Bu gözle bakınca ne kadar azınlıkta kaldık şimdi. Ali Hamaney'in cenazesi… ABD ve İsrail'in Venezuela'yı işgal girişiminin hedefinde Çin vardı bana göre. İran'ı işgal girişiminin hedefinde de Çin var. Çin'i sütten kesip, petrolsüz koymak… Hastanede yattığım dönemde, yani kefenim koltuğumda ışığa doğru yürürken, "ABD-İsrail, İran'ı vuracak mı vurmayacak mı?" diye tartışıyorduk. Ben "vuracağına" neredeyse kesin gözüyle bakıyordum. Çoğunluk yüzüme kuşkuyla bakıyordu… Acaba stratejik basiretimden mi böyle konuşuyorum yoksa ağır ilaçların etkisiyle mi diye… Çünkü İran'ın Suriye politikasını, Vatikan'la ilişkilerini çok sertçe eleştirdiğim biliniyordu. Ancak burada durum farklı… Bir işgal girişimi söz konusu. Yani "İran ettiğini buldu" diyerek, emperyalizme karşı durmak gereken yerde, sorumluluktan sıyrılamazsınız. Görüldüğü gibi Trump blöf falan yapmıyordu. İsrail ve ABD, İran'ın kurmaylarını tek saldırıda vurdu. Evet, işgal girişiminin ilk günlerinden itibaren tarafım bellidir. Elbette ki emperyalizme düşman biri olarak işgalcileri haklı çıkaracak değildim! İran üzerinden Asya'ya göz dikenleri "cıs" yapan İran'ı destekledim. Bu süreçte ABD ve İsrail işgaline karşı, bizim 15 Temmuz'dan mülhem tek yürek olan İran halkını da takdirle izledim. Hollywood etkisiyle gözleri kamaştıran ABD silahlı güçlerinin "fos" çıkması dünyadaki algıları değiştirdi. İstedikleri kadar gövde göstersinler bundan böyle, alayı Türkü diliyle "vıttırı vızzık adamlar". Ali Hamaney'in cenaze töreninde İran sustu, Ayetler konuştu: Suud-i Arabistan'a, Ali İmran Suresi 13. yani Mekke müşrikleri ayeti… Katar heyeti için Fetih Suresi 2. Ayeti… Iraklı Aşiret Şeyhleri heyeti için Ahzâb Suresi 1. Ayeti… Türk heyet için Nisâ Suresi 95. Ayeti… Lübnan hükûmet heyeti için Nisâ Suresi 66. Ayeti… Hizbullah heyeti için Âl-i İmrân 139. Ayeti… Hamas heyeti için de Ahzâb Suresi'nden "Ahitlerine sadık kalan mümin erkekler" ayeti okundu.
06 Temmuz 2026 00:01

Tiktok, Uyuşturucu Ve Kaybolan Değerler... Asıl Sorunu Konuşmayı Ne Zaman Başaracağız?
Türk sanat müziğinin sevilen isimlerinden Umut Akyürek ile pop müziğin ünlü ismi Hadise arasında yaşanan gerilim, bu kez mahkeme salonlarına taşındı. Hadise, kendisi hakkında yaptığı açıklamalar nedeniyle Umut Akyürek'e 60 bin TL'lik manevi tazminat davası açtı. Acılı bir cenazede çekilen ve büyük tepki toplayan görüntülerin ardından Umut Akyürek yaptığı açıklamada sadece yaşadığı aile dramını anlatmakla kalmadı, gençlerin sürüklendiği tehlikeler konusunda da dikkat çekmeye çalıştı. "Ben Hadise'yi de onun gibi popüler kültür figürlerini de ölene kadar eleştireceğim" diyen sanatçı, "Donla sahneye çıkanlar, Gülşen gibiler, sanat adı altında kepazelik sergileyenler yüzünden bu haldeyiz" sözleriyle büyük tartışma başlattı. Bu açıklamaların ardından gözler Hadise'ye çevrildi ve ünlü şarkıcının yargı yoluna başvurduğu ortaya çıktı. Ancak görünen o ki Umut Akyürek geri adım atmaya niyetli değil. Akyürek açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Hayat acılarla, ihanetlerle, nankörlüklerle, doğru söylerseniz dokuz köyden kovulmakla geçen gizemli bir maraton diyelim. Olsun, ben yine de girdiğim yoldan şaşmayacağım ve ortalığı bu üç kuruşluk, çapsız, vasıfsız, tek sermayesi cinselliği olan insanlara bırakmayacağım." Bu sözler yeni bir tartışmayı daha beraberinde getirdi. Kimileri Umut Akyürek'in toplumsal değerler adına konuştuğunu savunuyor. Fakat benim dikkat çekmek istediğim konu ne dava süreci ne de magazin polemikleri... Binlerce anne ve baba evladını uyuşturucudan kurtarmak için mücadele ediyor. Sosyal medya kavgalarını... Bu nedenle yıllardır söylenen "Sanatçı topluma örnek olmalıdır" sözü hâlâ önemini koruyor. Bu mesele yalnızca Hadise ya da Gülşen üzerinden tartışılamaz. Sorun çok daha büyük. Ve en önemlisi de uyuşturucu gerçeği...
06 Temmuz 2026 00:01

Boş Yapma Mehmet Bey…
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek sonunda sözümüze geldi. "Gıda enflasyonunu sadece para ve maliye politikasıyla çözemeyeceğimiz ortada. O nedenle kalıcı çözüm arz yönlü, yani yapısal dönüşümden geçiyor. Tarımın desteklenmesinden, üretimin artırılmasından geçiyor." dedi… "Faiz artacak..." "Talep düşecek..." "Enflasyon gerileyecek..." İşin daha kötü tarafı ise olaylara bu kadar sığ bakan Mehmet Bey ve şürekasının yıllardır iş başında olması. Ve ne yazık ki bu uzun süreler boyunca Mehmet Bey, hep üretimi yok sayıp finans monşerlerine çalışmış. Dolayısıyla "aynı kafa, aynı tavırla" devam edecek. daha ötesi vatandaş olduğunu ısrarla göz ardı edip, para ve faiz politikalarıyla "Londralı tefecilere" kıyak yapmaya devam edecek. Tarımı yok saymaya devam edecek. Nitekim Mehmet Bey'in bu söylemi bile niyetini ayan beyan ortaya koyuyor. "2026 yılında tarıma 938 milyar liralık destek verdik." diyor. Oysa destek belli: Yıl toplamında sadece 168 milyar lira. Dolayısıyla açıklanan rakamın "gerçekten ihtiyacı olan çiftçi" ile hiçbir alakası yok. Bir tarafta domatesi tarlada zararına satan çiftçi... Diğer tarafta aynı domatesi markette kilosu katlanmış fiyatlarla almak zorunda kalan vatandaş.
06 Temmuz 2026 00:01