×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Risale-i Nur'dan

Her Sabah Bir Melâike Çağırıyor

06 Temmuz 2026 00:40

Rivayet-i hadiste vardır ki, her sabah bir melâike çağırıyor: "Lidû lil-mevti ve'bnû lil-harâbi." Yani, "Ölmek için tevellüd edip dünyaya gelirsiniz; harap olmak için binalar yapıyorsunuz" diyor. Evet, binler sene yaşamış o ihtiyar kalenin başındaki menzillerin harap olması ve onun altındaki şehrin sekiz sene zarfında sekiz yüz sene kadar ihtiyarlanması ve kale altındaki gayet hayattar ve mecma-ı ahbap olan medresemin vefatı, umum Osmanlı Devletinde bütün medreselerin vefatını gösteren cenazesinin manevî azametine işareten, koca Van Kalesinin yekpare taşı ona bir mezar taşı olmuş. Âdeta o medresedeki, sekiz sene evvel benimle beraber bulunan merhum talebelerim, kabirlerinde benimle beraber ağlıyorlar. Ve onları ağlıyor gibi gördüm. Dedim: "Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabırşiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var; elbette mevt, hayata racihtir. Hayatın bu ağır vaziyeti çekilir dertlerden değildir." O vakit cihât-ı sitte denilen altı cihete nazar gezdirdim, karanlıklı gördüm. Ruhum ise düşman vaziyetini alan hadsiz belâlara karşı bir nokta-i istinad ararken; ve ruhta ebede kadar uzanan hadsiz arzuları tatmin edecek bir nokta-i istimdad taharrî ederken; ve o hadsiz firak ve iftiraktan ve tahrip ve vefattan gelen hüzün ve gama karşı teselli beklerken, birden, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan'ın ["Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih eder. Onun kudreti her şeye galiptir ve hikmeti her şeyi kuşatır. • Göklerin ve yerin mülkü Onundur. Dirilten de Odur, öldüren de. O her şeye hakkıyla kadirdir. (Hadid Suresi: 1-2)"] ayetinin hakikati tecellî etti. Lem'alar, 26. Lem'a, 13. Rica, s. 379 cihât-ı sitte: altı taraf (sağ, sol, ön, arka, alt, üst).

Mehmet Kara

Nato Zirvesi Mutlu Eder Mi?

06 Temmuz 2026 00:38

İki gün sürecek NATO Zirvesi (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) yarın başlıyor Başta ABD Başkanı Trump olmak üzere, NATO üyesi 32 devlet ve hükûmet başkanının yanı sıra, davetli çok sayıda lider, yaklaşık 100 bakan, üst düzey diplomat, uluslararası kuruluş temsilcisi ve binlerce yabancı misafire ev sahipliği yapılacak. NATO, 4 Nisan 1949 tarihinde Washington'da imzalanan Kuzey Atlantik Antlaşması ile kurulan uluslararası askerî bir ittifak. Türkiye ise Yunanistan ile birlikte 18 Şubat 1952 tarihinde resmen NATO'ya üye oldu. NATO'nun kuruluş amacı, "üye devletlerin hürriyetlerinin ve güvenliklerinin sağlanması" olarak biliniyor… 28 Haziran'da başlayan 13 Temmuz'a kadar sürecek güvenlik tedbirleri nedeniyle şehirde adeta kuş uçurtulmadı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın zirve dolayısıyla açıkladığı "yasaklı yollar"a bakılırsa vatandaşlar iki gün boyunca ulaşımda ciddî sıkıntılar yaşayacak. NATO çatısı altındaki ülkelerle gerçekleştirilen dış ticaret hacminin 290 milyar dolara ulaşması ve bunun toplam dış ticaretimizin yüzde 45'ini oluşturması; ayrıca 150,3 milyar dolarlık ihracatla toplam ihracatımızın yüzde 55'inin bu ülkelere yapılması, zirvenin ekonomik açıdan da önemini ortaya koyuyor. Ancak vatandaşlar, 13 gün boyunca bu kadar ağır tedbirler nedeniyle yaşanan mağduriyetlere itiraz ediyor ve "Bu kadar önleme gerçekten gerek var mıydı?" sorusunu yöneltiyor. Türkiye açısından ise ABD Başkanı Trump'ın günler öncesinden "Türk tarafını memnun edecek adımlar atılabileceği"ni söylemesi dikkat çekmişti.

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Cenk Çalık

Su Gibi Geçen Nimet: Zaman

06 Temmuz 2026 00:28

Bu iki soru üzerinde birlikte düşünmeye çalışalım. Kırk yılı anlatmaya çalışsanız en fazla 3-4 saat sonra anlatacak bir şeyimiz kalmayacaktır. Ânın kıymetini bilmenin en doğru metot olduğunu Risale-i Nur'da şu şekilde özetlenir: "Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı; yarın ise, senin elinde senet yok ki, ona mâliksin. Öyle ise, hakikî ömrünü bulunduğun gün bil."1 Şimdiki zaman ile ahiret arasında bağlantı kurduğumuzda meselemiz çözülmüş oluyor. İki düşman: Dünya ve nefis Elbette cazibedar dünya ve nefsimiz bizi aldatmak için pusuda beklemeye devam edecektir. Bu noktada vartalara düşmemek için İlâhî beyana kulak vermeliyiz: "İyi bilin ki dünya hayatı ancak bir oyundan, bir eğlenceden, bir süs ve gösterişten, aranızda bir öğünmeden, mal ve evlatta çokluk yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki, onun bitirdiği ekinler çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kuruyuverir de sen onu sapsarı kesilmiş görürsün. Ardından da çerçöp hâline gelirler. Âhirette kâfirlere şiddetli bir azap, mü'minlere ise Allah'tan bir bağışlama ve rızâ vardır. Evet, dünya hayatı, aldatıcı bir menfaatten başka bir şey değildir."2 Yaşasın şahs-ı manevî! Ayette nazara verilen hakikat Risale-i Nur'da ne güzel özetlenmiş: "Dünya madem fânîdir; değmiyor alâka-i kalbe." 3 Dünyada geçirdiğimiz her an misafir olduğumuzu ihtar ediyor. 1- Sözler, s. 246. 3- Mektubat, s. 8.

Filtreleme Haberleri

Köşe Yazarı

Meşveretin Hukuku (2)

-"Meşveretlerde hakikat noktasında isabetsizlik yoktur". Ve "Siz hizmeti düşünmeyin, tesanüdü muhafaza edin" olan en önemli vazifemizi bozuyor. Meşveret ibadetinin de hem dünya, hem ahirete bakan cihetleri vardır. Benim fikrime muhalif olan ekseriyetin fikri kabul edildiğinde, elbet bir hikmeti vardır diye teslim olmak meşveret hakikatinin mahiyetini anlamış olmanın gereğidir. Cezayı icap edecek bir karar ve günah yoktur, sevap vardır, Ve affa müstehak olmak vardır. "İbadetin ruhu ihlâstır, ihlâs ise ibadetin sırf emredildiği için yapılmasıdır" hakikatinin uygulanması vardır. Yani, haklı şûra hakikatinin tecelli etmesi vardır. -"Haklı şûra ihlâs ve tesânüdü netice verir." Netice tesanüd olmadığından haklı şûrâ gerçekleşmemiştir.

06 Temmuz 2026 00:26

Abdülbakî Çimiç

Meşveret, Şûrâ Ve Şahs-ı Manevî-3 - Hac'da İhmal Edilen Hikmetler

Şöyle: "Rüya hacda sükût etti. Çünkü, haccın ve ondaki hikmetin ihmali, musibeti değil, gazap ve kahrı celb etti. Cezası da keffâretü'z-zünub değil, kessâretü'z-zünub oldu. Haccın bahusus taarüfle tevhid-i efkârı, teavünle teşrik-i mesâiyi tazammun eden içindeki siyaset-i âliye-i İslâmiye ve maslahat-ı vâsia-i içtimaiyenin ihmalidir ki, düşmana milyonlarla İslâmı, İslâm aleyhinde istihdama zemin ihzar etti." (ESDE, Sünûhat, s. 360.) Hac ibadeti İslâm'ın beş rüknünden mal ve beden ile yapılan bir ibadettir. Bu sorumluluk bütün İslâm âlemini alâkadar eden bir vazifedir. Bediüzzaman'ın "Rüya hacda sükût etti." sözü, İslâm dünyasının yeniden ittihad, uhuvvet ve kuvvet kazanma gayesinin, haccın hakikî hikmetlerinin ihmal edilmesi sebebiyle gerçekleşemediğini ifade eder. Hac, İslâm'ın beş temel esasından biri olmasının yanında, sadece ferdî bir ibadet mahiyetini taşımaz. Bediüzzaman, bu hakikati şu çarpıcı ifadeyle dile getirir: "Haccın ve ondaki hikmetin ihmali, musibeti değil, gazap ve kahrı celb etti." Bediüzzaman'a göre haccın asıl hikmetlerinden biri, dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanların birbirlerini tanımaları (taârüf), ümmetin meseleleri üzerinde fikir birliğine varmaları (tevhid-i efkâr) ve ortak gayeler doğrultusunda yardımlaşmaları (teavün) ile birlikte çalışmalarıdır (teşrik-i mesaî). Bediüzzaman, bu ihmalin ağır neticelerini, "Keffâretü'z-zünûb değil, kessâretü'z-zünûb oldu." sözüyle ifade eder.

06 Temmuz 2026 00:23

Prof. Dr. Vişne Korkmaz

Ankara Zirvesi Öncesi Ukrayna Meselesi

Son yıllarda NATO zirvelerinden önce Ukrayna Savaşı ne alemde ve NATO, Ukrayna ile ilgili ne söyleyecek diye bakmak adet oldu. Yaklaşan NATO zirvesinin birinci öncelliği Ukrayna Savaşı olmayacak. Bu NATO'nun en önemli gündem maddesi Transatlantik ilişkilerdeki yarığın NATO birlik, beraberlik ve caydırıcılığına zarar vermediğini göstermek, bunu yaparken de 2014 sonrası başlayan yeni dönüşümü, NATO 3.0'ı tasdiklemek, gereğinin yapılacağını ilan etmek. Bu sorular elbette Ukrayna Savaşı ile bir şekilde ilgili, çünkü NATO güçlendirilmiş savunma ve caydırıcılığı algılanan Rus tehdidine karşı istiyor. Ayrıca NATO'nun Avrupalı müttefikleri Rusya'nın Ukrayna Savaşını kazanmasını kesinlikle istemiyorlar. Bu NATO zirvesi, bu açıdan büyük bir kırılma vaat etmiyor Ukrayna için. NATO 3.0'ın sınırda savunma adına bekleyen hazır bir ordu kadar modern savaş için gerekli hem stratejik hem taktik seviye çatışmalarda kullanılabilecek teçhizat ve savunma sistemlerinin üretilmesi olduğunu daha önceki bir yazımızda söylemiştik. Nitekim NATO zirvesinden hemen önce bir araya gelerek- nihai karar Ankara'da liderler bir araya geldiğinde alınacak tabi- 70 milyar Euroluk bir Ukrayna yardım paketi üzerinde uzlaştılar. NATO 3.0, Avrupa savunmasının yeniden yapılanması ve Ukrayna'nın savunma kabiliyetlerinin bir arada çalışabilir olması bu nedenle doğal bir akış içerisinde önümüze çıkıyor. Ukrayna savunma kabiliyetleri, Ukrayna ve Avrupalıların- büyük kısmı ile NATO üyelerinin- kısıtlanmasını isteyeceklerinden daha güçlü ve başarılı. Maalesef bu sonuç Ukrayna için tam anlamı ile iyi bir haber değil. Kiev'in Kremlin'e derin vuruş gücünü karşılıklı sınırlamakla ilgili teklifi de bizzat Putin tarafından "avantajlıyız, hayır" keskinliği ile reddedildi. Kısaca, bu sefer NATO'daki Ukrayna mevzusu sadece Kiev'e destek vermek vermemek, kimin bütçesinden destek verilecek mesellerinin ötesinde bir anlama sahip.

06 Temmuz 2026 00:15

Köşe Yazarı

Türkiyesiz Dünya Kupası: Tribünlerin Değil, Gönüllerin Sessizliği

Türkiye'nin yer almadığı bir Dünya Kupası, biz futbolseverler için eksik bir hikâye gibidir. Ancak ay-yıldızlı formanın mücadele etmediği bir turnuva, Türk futbolseverinin yüreğinde aynı heyecanı uyandırmıyor. Aynı sofranın etrafında toplanan aile bireyleri, doksan dakika boyunca aynı heyecanı paylaşırdı. Akşam yemeklerinde maç analizleri yapılmıyor, çocuklar favori milli futbolcularını konuşmuyor, büyükler "Bir sonraki maçı ne zaman?" diye sormuyor. Dünya Kupası devam etse de birçok evde futbol gündem olmaktan çıkmış durumda. Dünya Kupası'nın gerçek tadı, bizim için yalnızca büyük yıldızların sahada olması değil; kırmızı-beyaz formanın da o büyük sahnede gururla mücadele etmesidir. Umudumuz, bir sonraki Dünya Kupası'nda bu sessizliğin yerini yeniden marşlarımızın ve sevinç çığlıklarımızın almasıdır.

06 Temmuz 2026 00:10

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

Dünya Kupası Ve Kısmetsizleri

TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, "nasip/kısmet" düzeyindeki savunmasının dışına çıkmadı. "Daha Türk" tanımlı Montella, ABD galibiyetini "1000 galibiyetten değerli" gördü. Son 16'ya gidemeden kupaya veda eden diğer ülkelerdeyse bakın neler oldu: Almanya: Teknik direktör istifa etti. Uruguay: Teknik direktör istifa etti. *** 100.Gazi Koşusu'nu Bay Nalçakan ile Halis Karataş kazandı. O tutku, unutulmaz cümleyi getirdi: "100 değil, 1000 yıl geçse de bitmeyecek bu heyecan. Ebediyete kadar Gazi için koşmaya devam." Halis Karataş, 7. kez Gazi Koşusunu kazandı. Bold Pilot, Popular Demand, Hızel Beyi, Anatoly, Matador Yaşar, Blaze To Win, Bay Nalçakan, onunla potayı buldu. Öncelik elbette "iklim" başlığı altındaki maddeler ile genişliyor. Ancak kapsam güçlü: 1. Uygulama COP'u: Taahhütten sonuca geçiş 2. İklim finansmanı ve kurumsal mekanizmalar 3. Adil geçiş ve iklim adaleti 4. Temiz enerji dönüşümünün hızlandırılması 5. Yeşil ve düşük karbonlu sanayileşme 6. Sıfır Atık ve döngüsel ekonomi 7. İklime dayanıklı ve sürdürülebilir şehirler 8. Gıda güvenliği, su ve sürdürülebilir tarım 9. Kırılgan bölgeler, okyanuslar ve denizlerin dayanıklılığı 10. Rio sözleşmeleri sinerjisi: iklim, biyoçeşitlilik ve arazi bozunumu 11. Gençlik, devlet dışı aktörler ve ortaklıklar Hem 4. hem de 5. madde, temiz enerji alanını adresliyor. Ana odak "uygulama, finansman ve adil geçiş" olarak anlatılıyor. Böylece, gerek temiz enerji gerekse yeşil hidrojen alanları güçleniyor. Çünkü, temiz enerjinin her adımı ülke faydasını büyütüyor. *** Yeşil hidrojen, gerek molekül olarak gerekse türevleri (yeşil amonyak/ yeşil metanol) ile güçlü bir pazara dönüşüyor. Almanya, Türk – Alman Enerji İşbirliği çerçevesinde, Hidrojen Görev Gücü oluşumuyla bu alanda önemli çalışmalar yapıyor. Avrupa Komisyonu'nun derneği Hydrogen Europe, Şubat ayında Net-Sıfır Görev Gücü toplantısında önemli tahliller sunmuştu. İstanbul Sanayi Odası (İSO) iş birliğiyle düzenlenen "Almanya'nın Sanayi Kalbinde Sürdürülebilir Ekonomi ve Yatırım Fırsatları" semineri, bu vizyonu ortaya koydu.

06 Temmuz 2026 00:05

Köşe Yazarı

Deniz Göktaş Kanunlardan Muaf Mıdır?

Tüm Türkiye tek yürek oldu. 29 Haziran 2013 İstanbul... Ermeni kökenli Türkiye vatandaşı Levon Balcıoğlu ile oğlu Artun Balcıoğlu'na 'Ermeni gâvurları' diyen Yusuf Polat, İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılandı ve hapis cezası aldı. 15 Ekim 2018 Kocaeli, 2 Mart 2026 Eskişehir, 30 Haziran 2025 İzmit, 20 Eylül 2023 İstanbul. 15 Mayıs 2026 İstanbul, İsrail'in insanlık dışı katliamları karşısında tepkisini dile getiren ünlü Şarkıcı Yaşar İpek, tepkisinde Yahudileri hedef aldığı gerekçesi ile hapis cezası aldı. 1 Haziran 2026 İstanbul. Başta Türk milleti olmak üzere, dünya üzerinde milyarlarca insanın en kutsal değeri, imanının kaynağı, dünyevi ve uhrevi hayat rehberi olan Kuran ı Kerim'i, alay, dalga, hakaret ve aşağılama malzemesi yapmaya kalktı. Olayın kanuni boyutunda, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 299'uncu maddesinde düzenlenen "Cumhurbaşkanına hakaret" ile 216'ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçlarının işlendiği açıkça ortada. Ancak sıra İslami değerlere saldırı olduğunda, bu aşağılık saldırı, muhalefet partilerinden, birtakım sivil toplum kuruluşlarından, sözde sanatçı ve komedyenlerden, şahsi ve kurumsal destek alıyor. Ancak desteği ile bu güruhun aferinini alma çabasına giren Saadet Partisi Genel Başkanı'na tek bir laf edemiyorum.

06 Temmuz 2026 00:02

Mustafa Süs

Ak Partililer De Akp'liler De Yanlış Yapıyor -2

Ben bu her iki kitleden de rahatsız olanlara öteden beri "Millî Görüşçüler" diyorum. Erdoğan'ın sırtından kendilerine konum elde edenlerden ve bu konumu da suistimal edenlerden rahatsız olurlar. "Bunun yüzünden Erdoğan'a oy vermiyorum" dedirtenlerden; AK Parti'ye yaslanarak göreve gelen ve işini hakkıyla yapmayanlardan rahatsız olurlar. Bunlar 15 Temmuz olunca meydanlara çıkar ama bunun edebiyatını yapmaktan hoşlanmazlar; sorulursa utanarak cevap verirler. AK Parti'yi de, Erdoğan'ı da, Erdoğan'ın o kutlu davasını da ayakta tutan direklerdir bu Millî Görüşçüler. İki yazıdır sözünü ettiğimiz Ak Partililer de AKP'liler de Reisçiler olarak nitelendirilen Millî Görüşçülerin eşi benzeri görülmemiş bu teslimiyetinden rahatsız olurlar.

06 Temmuz 2026 00:02

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Raşit Yıldırım

Belirsizlikte Uyum Sağlayan Liderlik

Geçmişte başarılı olmuş olmak artık tek başına yeterli değil; önemli olan, değişen koşullarda da yeni başarılar ortaya koyabilecek potansiyele sahip olduğunu gösterebilmektir (1). Uyum becerisini görünür kılan davranışlardan bazıları şunlardır: 1.Değişim karşısında sakin kalmak Paniği sakinliğe dönüştürerek, öngörülemezliğe yönetilecek bir süreç olarak baktığınızı gösterin. "Biz bunu hep böyle yaptık" demek yerine "Bunu yeniden düşünsek ne kazanabiliriz?" ya da "Bugün sıfırdan başlasaydık bu nasıl görünürdü?" gibi sorular sormak entelektüel çevikliğinizi gösterir. Büyük ya da küçük olduğu fark etmeksizin, dönüşüm odaklı girişimlerde gönüllü olarak rol almak da uyum sağlayabilen bir lider olduğunuzu gösterir (1). 2.Empati gösterirken sorumluluktan vazgeçmemek Empati ile hesap verebilirlik birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. "Bu değişimin zor olduğunu biliyorum ve bu süreçte size destek olmak için buradayım." diyebilen; aynı zamanda hedeflerden kopmadan ilerleyebilen liderler hem psikolojik güveni hem de performans istikrarını birlikte sağlayabilirler (1). 3.Öğrenmeye ve gelişime açık olmak. Etkili liderler yalnızca yeni bilgileri öğrenmekle yetinmez; bunların ekipleri ve organizasyonları üzerindeki etkilerini anlamaya çalışır ve bu öğrenme sürecini görünür kılarlar (1). 4.Karar değişikliklerinin gerekçesini açıklamak Uyum sağlayan liderler zaman zaman kararlarını değiştirmek zorunda kalırlar. 5.Farklı görüşleri teşvik etmek ve geri bildirime göre hareket etmek Uyum sağlama kapasitesinin önemli göstergelerinden biri, liderin kendi bakış açısına meydan okunmasına izin vermesidir. (1) Marlo Lyons. Uyum Sağlayabilir Olmak Yeterli Değil: Bunu Göstermeniz Gerekiyor.

06 Temmuz 2026 00:01

Mustafa Karaalioğlu

Türkiye'nin Gündemi Çok Yoğun, Öyle Mi?

İyi bir hukuk sistemi yani herkesin eşit ve adil bir ortamda yaşamasını temin etmek. Yılların boşa geçmediği, kaynakların boşa harcanmadığı, hak ettiklerinin küçük bir azınlık arasında paylaştırılmadığı bir ortak zemin tesis etmek. "Şöyle büyüğüz, böyle müthişiz, öyle kararlıyız, böyle vurduğumuz yerden ses getiriyoruz" sloganları eşliğinde bizim halimiz nicedir, malum. Ne ekonomi, ne hukuk sistemi, ne eğitim, bunları geçtik ne de tutunacak bir dal var. Tamamı hukuk ve demokrasiyi yaralayan bu işleri çıkarın, geriye sakin, işinde gücünde ve dertleriyle alakadar bir ülke kalır. "Norveç veya Finlandiya gibi sakin olsak keşke" diyoruz ya, ya öyle bir şey. Yeni dünyada "o sizden bu bizden modeli" mümkün değil işlemiyor. Hukuk olmadan, ifade hürriyeti olmadan ve eşit yarış olmadan pastadan pay alınamıyor.

06 Temmuz 2026 00:01

Köşe Yazarı

Enflasyonla Mücadelede "Kamu" Nerede?

Henüz Ocak ayında, yılın başında geçiş ücretleri yüzde 25,49 gibi ciddi bir oranda artırılmıştı. Sonra dönüp "Enflasyon bir türlü neden düşmüyor?" diye hayıflanıyoruz. "Marketleri dizginleyeceğiz" diyerek kurulan Tarım Kredi Kooperatifleri, bugün fiyatlarıyla özel sektör marketleriyle adeta yarışır hale geldi. Kamu sektörü, enflasyonla mücadelede öncü ve örnek olmak zorundadır ancak görünen o ki bazı birimler kendi bütçe dengelerini "Nasıl daha fazla kar ederim?" hırsıyla kurmaya çalışıyor. Bakanına, vekiline veya Cumhurbaşkanı'na "Bakın, nasıl da kar ediyoruz" mesajı vermek adına yapılan bu zamlar, aslında halkın sırtındaki kamburu daha da ağırlaştırıyor. Yıllık enflasyon yüzde 32 seviyelerinde seyrediyor, aylık bazda yüzde 0,99 gibi iyimser verilerden bahsediyoruz. Ancak bir tarafta aylık cüzi bir enflasyon rakamı dururken, diğer tarafta köprü ve otoyollara bir yıl içinde kümülatif olarak yüzde 48'e varan devasa zamlar yapılıyor. Yılbaşındaki yüzde 25,49'luk artışın üzerine gelen bu yeni yüzde 18'lik yük, enflasyon sepetindeki gerçekliğin ne kadar dışında kaldığımızı ispatlıyor bana kalırsa.

06 Temmuz 2026 00:01

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.