×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Ak Partililer De Akp'liler De Yanlış Yapıyor -2

Ben bu her iki kitleden de rahatsız olanlara öteden beri "Millî Görüşçüler" diyorum. Erdoğan'ın sırtından kendilerine konum elde edenlerden ve bu konumu da suistimal edenlerden rahatsız olurlar. "Bunun yüzünden Erdoğan'a oy vermiyorum" dedirtenlerden; AK Parti'ye yaslanarak göreve gelen ve işini hakkıyla yapmayanlardan rahatsız olurlar. Bunlar 15 Temmuz olunca meydanlara çıkar ama bunun edebiyatını yapmaktan hoşlanmazlar; sorulursa utanarak cevap verirler. AK Parti'yi de, Erdoğan'ı da, Erdoğan'ın o kutlu davasını da ayakta tutan direklerdir bu Millî Görüşçüler. İki yazıdır sözünü ettiğimiz Ak Partililer de AKP'liler de Reisçiler olarak nitelendirilen Millî Görüşçülerin eşi benzeri görülmemiş bu teslimiyetinden rahatsız olurlar.

Mustafa Süs

Kaynak: Diriliş Postası

06 Temmuz 2026 00:02

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Mustafa Süs

Ak Partililer De Akp'liler De Yanlış Yapıyor

Sorunca da "Ben oyumu veriyorum" diyorlar. Bunlar: "AK Parti, içindeki AKP'lilerden arınmalıdır." diyorlar. "AKP'liler" diye diye kendi konfor alanlarını genişletiyorlar. Her ortamda olumsuz eleştiriler yaparak partinin kan kaybetmesine sebep oluyor ve bundan da "AKP'lileri" sorumlu tutuyorlar. Kelle koltukta Erdoğan'a destek olanların verdiği mücadelenin binde birini bile vermiyorlar ama sorduğunuz zaman kendilerini "AK Partili" olarak tesmiye ediyorlar. Yazının başında belirttiğimiz gibi; insanlar önce kendilerini sigaya çekmezlerse sözüm ona bu AK Partililer bu tür davranışlarından vazgeçmeyerek Erdoğan'a verdikleri zararın farkına varmazlarsa ve o meşhur "simsar" AKP'liler de Erdoğan'a yük olmaya devam ederlerse, onlarla birlikte memleket de kaybeder.

28 Haziran 2026 12:24

Mustafa Süs

Mezuniyet Törenleri Ve İkiyüzlülüğümüz

Günümüzde mezuniyet törenlerindeki aşırılığı tenkit edecek insan sayısı yok denecek kadar azdır. Ama; Mezuniyet törenlerini, ebeveyn olarak katılan da, eğitimciler de, hocalar da herkes tenkit ediyor. Bir de "Devlet bu tür şaklabanlıkları yasaklasın" diyorlar. Katılacak değil, bakın "katılmayacak" var mı, diyor. "Katılma da göreyim" der gibi… Kırk kişilik sınıftan birkaç kişi sesini çıkarmıyor; onlar da "nobran veli" baskısına maruz kalmamak için kabul etmek zorunda kalıyor. Kimse kusura bakmasın; o meşhur "bir daha mı?" olayı getirdi bizi bugünlere... Bizler de bugünlerden hayli memnunuz. Büyükler de "Biz yaşayamadık, bari evlatlarımız yaşasın" diyerek bir orta yol bulsun kendilerine. Neymiş de Kayseri Üniversitesi geleneklerimize uygun olan "kuşak bağlama" töreni yapmış, keşke herkes böyle yapsaymış.

22 Haziran 2026 00:23

Mustafa Süs

Ölüm Güzel Şey

Ölüm neden en güzel nasihattir, onun üzerinde durmak lâzım... İmam Gazâli der ki: "İnsanoğlu o kadar dünyevîleşir ki, mezar kazan bile öleceğine inanmaz." Ölenle ölünmez ama ölümü de düşünmek zorundayız. Aldığı destekle dedi ki: "Yarın ilk işim, ağabeyimin bana vermediği yeri sınırıma katmak olacak." Normalde ne söze karışacak mecalim var ne de araya girip durumu tersyüz etme düşüncem... Ama kendimi ateşe atma pahasına: "Etme emmi, dünya malı dünyada kalır. Daha birkaç gün önce mezar kazdık, bırak öyle kalsın. Yarına çıkmaya ne senin garantin var ne de ağabeyinin. Haydi biriniz öldü; sen ölsen öteki tarafta pişman olacaksın, ağabeyin ölse vicdan azabı çekeceksin." dedim. "Doğru söylüyorsun, herkes gazlayınca ben de gaza geldim." dedi. Ertesi gün ağabeyi vefat etti. "Nasılsa helâlleşirim," dediği insanı bir daha göremiyor! "Ölenin ardından kötü konuşulmaz, ölen hayırla yâd edilir," felsefesinin de bize anlattığı şeyler vardır. "Hayatını yaşa!" değil... Hayatını insan gibi yaşa! "Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber... Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?"

15 Haziran 2026 03:12

Mustafa Süs

Kadın Eve Kapanırsa Aile Kurtulur Mu?

"Sözümona kadını önceleyen" İstanbul Sözleşmesi şükür ki tarihin çöp sepetine atıldı. Aileyi korumak ve huzurun bozulmamasını sağlamak için kadının "değerli" olmasını savunmak ve ona göre nesiller yetiştirmek zorundayız. Kadını feministlerin tuzağına düşürdüğünüz zaman aile mefhumu ortadan kaldırılıyor ve güya "öncelenen kadın" eşinden ayrılıp tek başına "özgür" bir şekilde rezil rüsva oluyor. "Kadının beyanı esastır" deyip yığınlarca erkek mağdur oldu, olmaya devam ediyor. Tamam, ekonomik özgürlüğünü eline alan iş sahibi kadınların bir kısmının "koca yükü çekmektense yalnız yaşamayı tercih ettiğini" biliyoruz. "Çalışmak istemeyen" kadınların maddi ve manevi anlamda desteklenmesini istiyorum. Keşke Millî Eğitim Bakanlığı müfredata "Aile Huzuru" adlı bir ders koysa da erkek de kadın da vazifesini bilerek evlense…

08 Haziran 2026 01:16

Mustafa Süs

Zorunlu Eğitimi Kaldırdıktan Sonra Ne Olacak?

Zorunlu eğitimi "zorunlu" kılan gerekçeler vardı geçmişte. Evde durup anasına babasına zorluk çıkaran çocuklar da kalmadı zorunlu eğitim sayesinde. Tekrar zorunlu eğitim kaldırıldı, diyelim. Zorunlu eğitim yokken başımıza bela olan sorunlar tekrar nüksedecek. Yine başıboş gezecek çocuklar. "Gelişmiş ülkelerde neler yapılıyor?" falan demeden kendi kodlarımıza uygun çözümler geliştirmeliyiz. "Gelişmiş ülkeler" diye diye maymun gibi taklit etmekten öteye geçemedik. Ana sınıfından başlayıp "değerli" nesil yetiştirmediğimiz, liseye gelene kadar çocuklarımıza bir yol seçmesi konusunda çözümler bulmadığımız sürece sorunlar bizim peşimizi bırakmaz. "Zorunlu eğitimi kaldırın!" feryadına kulak verelim ama "Sonra ne olacak?" diye sormayı da ihmal etmeyelim.

31 Mayıs 2026 12:58

Mustafa Süs

Yanmaz, Yapışmaz Muhalefet

En lüks hayatı onlar yaşıyor ama en çok onlar ağlıyor "öldüm, bittim, eridim" diyerek. "Buraların sahibi benim" der gibi bir edayla ne kanun tanıyor ne nizam. "Bizi yaktı, bizi bitirdi, bizi mahvetti" diyorlar. Etrafında ne kadar irili ufaklı parti varsa onlar da bunlar gibi düşünüyorlar. Bunlara gerçekten inanan bir kitle var. "Tamam, hükümetin yapıp ettiklerini beğenmiyoruz, seçimde onlara kartımızı göstereceğiz ama siz de biraz adam olun! Çaldığınız paralar, verdiğiniz rüşvet, seçim kazanmak için kurultayda dağıttığınız her kuruş benim cebimden çıkıyor, bu kadarı da fazla! Benim paralarımla pavyonlarda çalıştırdığınız kişilere maaş bağlayamaz, delege satın alamazsınız…" Cennetmekan Abdülhamid'e düşmanlık edenlerle kol kola olmanın bir bedeli olmuştu…

25 Mayıs 2026 01:32

Mustafa Süs

Muhalefet Neden Tepetaklak Gitmiyor?

"Ana muhalefet partisi bu kadar şaibe altındayken nasıl oluyor da oyu yüzde 25 ila 30 arasında gidip geliyor? Bu durum bir Batı ülkesinde yaşanmış olsaydı parti de yöneticileri de tepetaklak giderdi ve hatta bir daha kimse belini doğrultamazdı" diyorlar. Batı dünyasına bakıyorsunuz; Epstein belgeleri ortalıkta savruluyor, birkaç kişi dışında kimseye bir şey olmuyor... Gazze'de bebekler daha doğmadan katledilirken gidip İsrail denilen mel'una destek veriyorlar, tepetaklak olan yok. Birinci ve asıl sebep, bu partiye destek verenlerin bu tür yolsuzlukları "mazur" görmesi. Yani diyorlar ki: "Bizden birisi ülkeyi yönetsin de; ne kadar çalıyor, nasıl çalıyor umurumuzda değil. Bizim zaten tuzumuz kuru. Çalınsa da bir gelirimiz var, çalınmasa da... Fakirin hakkının yenmesi ve ekonominin bozulması da zaten işimize geliyor; bir taşla birkaç kuş vurmuş oluyoruz." Bu ilginç bakış açısının vicdanlarını rahatlatan bir karşı cümlesi de var: "Biraz da bizimkiler çalsın." İSKİ skandalı patlak verdiğinde bunların içinde dürüst insanlar da vardı ve o skandala kimse tahammül edemedi. Bir de yargılamalara "siyasî" diyenler var. " Aday çıkarırsak Silivri'yi boylar" diyeni mi arasınız, "Aday olursam önümü keserler" diyeni mi arasınız, ahlaksızlığı yapana değil de ortaya çıkarana laf edeni mi arasınız…

18 Mayıs 2026 09:50

Mustafa Süs

İki Yüzlü Muhafazakârlar Ve Bir Adam Yaratmak

Yıllardır söylenegelen bir iddia var: Muhafazakârlar kültür ve san'atta solcuların ve seküler kesimin önüne geçemedi. Şimdi "kültür ve sanat" deyince neyi anlayacağımız sorusuna nasıl bir cevap vereceğiz, onu bir düşünmek lazım. Bilet parasına bile baktıkları yok; "açız" diye bağırsalar da aldanmayın, hepsinin hâli vakti yerinde. "Bir Adam Yaratmak" adında bir film çekiliyor. Ama salonlar bomboş! Her "iyi şeyi" başkasından bekleyen insanımızın iki yüzlü tutumudur bu. Bundan sonra "Kültür ve sanatta muhafazakârlar iktidara bir türlü gelemedi" diye serzenişte bulunan olursa, o boş salonların fotoğraflarını onların yüzüne çarpın. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu filme destek olmuş. Sen "kültür ve sanatta sınıfta kaldık" diyeceksin ama dersine çalışmayacak, verilen ödevi yapmayacaksın.

10 Mayıs 2026 23:54

Mustafa Süs

Bakanlıkların Baş Belâsı: İletişimsizlik

En son yaşanan örnek: "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kadınları istihdam etmek üzere 'Tır Şoförlüğü' projesi başlattı." haberi... Aslında bunlar Erdoğan'a da laf ederler, korktuklarından değil. Bakanlıklar, kurumlar ve siyaset dünyası, kendileriyle ilgili ortalıkta dolaşan asılsız haberleri takip etme konusunda oldukça zayıf kalıyor. "Vay efendim, tır şoförlüğü yaptırarak mı aileyi koruyacaksınız? " dendi. Zaten kadın istihdamı arttıkça, aynı minval üzere boşanma sayıları da artıyorken; "Ev hanımlığını özendirici çalışmalar yapılmadan bunun önüne geçilemeyecek" tespiti ortada dururken; nafaka gibi boşanmak isteyen kadınların elinde ciddi bir koz varken, siz tır şoförlüğü projesinin asılsız olmasına insanları ikna edemezsiniz. Bir diğer önerim de her şehirde valiliğe bağlı bir "Dezenformasyonla Mücadele Birimi" kurulmasıdır.

03 Mayıs 2026 10:44

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Mustafa Süs

Tur Rehberi Mi Şarap Gurmesi Mi?

Son 15 yılda ülkemizde kültürel geziler gözle görülür seviyede arttı. Çanakkale gezisi başladı ve bitene kadar Çanakkale ruhundan eser yoktu. Sorunca da "Cami bizde de var" dediler; "Bizdekine kaç kere girdin?" sorusuna cevap vermeden… Tur rehberleri şu şekilde yetki alıyor: Turizm fakültelerinin ilgili bölümlerinden mezun oluyorlar veya tezli/tezsiz yüksek lisans yapıyorlar; bakanlık da diplomasını alana, gerekli şartları taşıyorsa yetki veriyor. Biz diyoruz ki; turizm rehberleri öyle bir yetiştirilsin ki Çanakkale'ye giden, oranın ruhunu hissederek anlatsın insanımıza. Kültür ve Turizm Bakanlığı bize rehber yetiştirsin; nerede iyi şarap var, nerede kilise var onları bilen, kan ve gözyaşı üzerine kurulan Batı'yı bize "medeni" diye pazarlamaya çalışan rehberlere yetki vermesin bir zahmet. Tur rehberleri bizim kültür elçilerimizdir, turistik gezi elçileri değil…

26 Nisan 2026 23:13

Mustafa Süs

Okullarda Suçu Başkasına Atmak

Ama amacı "bağcıyı dövmek" olanların fikri asla alınmaz. Onların tek derdi, kendileri gibi olmayana dünyayı dar etmek. Bu sorunların başında bizim kodlarımıza uymayan "Batılı Eğitim Sistemi" ve çağın getirdiği kötülükler geliyor. Daha önceki yazılarımızda da dile getirdiğimiz çözüm önerilerini yeniden sıralamak gerekirse: 1. Sosyal medyaya ve saçma sapan dizilere çekidüzen vermek. Zorunlu eğitimi "sorunlu eğitim" olmaktan kurtarmak. Caydırıcı önlemler alabilmeleri ve disiplini sağlayabilmeleri için okul yöneticilerine ve öğretmenlere, sorumluluklarının yanında ciddi anlamda yetki vermek. " Müfredat değişecek de millet özüne dönecek, bize uygun bilinçsiz nesil yetişmeyecek" diye korkanların tekerine çomak sokmak.

19 Nisan 2026 14:31

Mustafa Süs

Zavadanak İrancılar

23 yıldır iyiliklere hasret kalmıştık. "Köpeğin insanı ısırması haber değildir ama insanın köpeği ısırması haberdir" sözündeki gibi, teşbihte hata olmasın, herkes tam olarak böyle hissediyor. Ancak son zamanlarda milletçe bir çığır açtık: Amerika-İsrail-İran gerginliğini fırsat bilip, ülkemiz dışındaki gelişmeler üzerinden kendi insanımızı dövmeye başladık. İran İsrail'e, İsrail İran'a füze atıyor; ülkemizdeki İran yanlıları, kendisini "Ehli Sünnet" olarak tesmiye eden insanlara saldırıyor. Ben bu ülkede İsrail ve Amerika yanlısı gördüm ama bunların hepsi ya Soyadı Kanunu ile bu ülkenin vatandaşı olmuş Yahudilerdi ya da "sürülen tarlaların" meyveleriydi. Geldi, İran'a o çarptı, zavadanak dedi" Yalçın Küçük'ün; "İsrail, Türkiye'de İsrail'de olduğundan daha güçlüdür." demişti ya… İran, Türkiye'de İran'da olduğundan daha güçlü.

13 Nisan 2026 17:51

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha