

Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.
Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

"Biz Resûlullah'ın Misâfiriyiz"
1445 (H. 849) senesinde vefât etti. Bu zât şöyle anlatır: Bu fakîr, Mekke'ye gidip hac yaptıktan sonra Medîne'yi ziyârete gittim. Resûlullah'ın mescidine geldik. "Resûlullah'ın misâfiri kimdir?" diye seslendi. Ben o şahsın yanına gittim. "Beni, Resûlullah Efendimiz buraya gönderdi, eteğini aç" dedi.
10 Temmuz 2026 02:07

S400'ler Üçüncü Ülkeye Gidiyor, Satış Bugün Netleşecek
'S400'ler ne olacak' diye değil, belki de 'S400'ler ne oldu' diye sormak gerekiyor. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan, S400'lerle ilgili soruya, " Bizi izlemeye devam edin " yanıtını verdi. Trump'ın 'CAATSA yaptırımları kaldırılacak' açıklamasından sonra S400'ler yeniden gündem oldu. S400'lerin istendiği anda kısa sürede devreye gireceğinden haberdarız ama S400'lerin akıbeti hakkında bilgimiz yok. 1-S400'lerin çalışmaz durumda olması 2-S400'lere sahip olunmaması gerektiği 3- Rusya ile benzer ilişkiler geliştirilmeyeceğinin taahhüt edilmesi Buna rağmen Kongre üyeleri ikna olmaz ve yasaya uygunluk yok derlerse o zaman oylamaya gidilebilir. Bu arada S400'ler ne oldu sorusunun peşine düşmedim değil. Türkiye S400'leri elinden çıkararak sadece CAATSA yaptırımlarından kurtulmayacak. NATO toplantısı boyunca duyduğumuz en çok şey " NATO 3-0" oldu. NATO açısından 3-0 gerçekleşti mi ondan emin değilim ama Ankara açısından Türkiye 3-0 elde edildi. 1-CAATSA yaptırımlarının kaldırılması 2-KAAN motorlarının verilecek olması 3-F-35 uçaklarının satışının kapısının aralanması Türkiye 22 yıl aradan sonra NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı. Türkiye'nin başarılı performansı nedeniyle NATO Zirvesi, Türkiye zirvesine dönüştü. Türkiye 2004 yılında da İstanbul'da NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapmıştı. Ancak yabancı misafirleri eşleriyle birlikte davet ederken Emine Hanım başörtülü olduğu için Başbakan Erdoğan'ı zirveyle ilgili resepsiyona eşsiz olarak davet etmişti. Abdullah Gül Cumhurbaşkanı adayı olduğunda eşi başörtülü diye 27 Nisan e-muhtırası verilmiş, Anayasa Mahkemesi'nden hukuk tarihinin yüz karası olan 367 kararı çıkmış ve Cumhuriyet mitingleri yapılmıştı. Bugün ise Ahmet Necdet Sezer'in başörtülü olduğu için resepsiyona davet etmediği Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'la birlikte NATO Zirvesi'ne katılan 32 devlet ve hükümet başkanını karşıladı, eşleriyle ayrı programlar yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mücadelesi sayesinde.
10 Temmuz 2026 01:20


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Dört Partinin Sıralaması
Hâzırûnun tensibiyle, Emirdağ Lâhikası'ndaki dört parti bahsi işleniyor: "Bu vatanda şimdilik dört parti var. Biri Halk Partisi, biri Demokrat, biri Millet, diğeri İttihad-ı İslâm'dır." Maksat, "a'zam-ı şer"den (şerrin en büyüğünden) muhafaza olmaktı. Siyasetin bizzat kendisi "şer" kategorisindeydi. Karşımıza çıkan satırlar, hakikati yüzümüze vuruyordu: "Kur'ân'ın elmas gibi hakikatlerini, ehl-i gaflet nazarında cam parçalarına indirmemek ve kıymettar hakikatlere ihanet etmemek..." "...şimdiki siyasetin cinayetine karşı dini siyasete alet etmeye mecbur olacağından..." Anlıyorduk ki, yeryüzündeki hiçbir zarar, dinin kudsî elmaslarının, siyaset pazarında cam parçası fiyatına düşürülmesinden daha büyük olamazdı. Bu zihniyetin doğuracağı dehşetli tahribat nazara veriliyordu: "Acaba şimdiki menfî siyasetçilerin fetvâlarından istifade edecek kimdir, bilir misin? Bence İslâm'ın en şedid hasmıdır ki, hançerini İslâm'ın ciğerine saplamıştır." Toplum "ne yapıldığına" ve "sonuçlara" odaklanırken, Risaleler işin "emrolunduğun gibi dosdoğru ol" gereği "nasıl yapıldığına" ve "istikamete" bakıyordu. Herkesin malı olan mukaddes dini, sadece kendi partisinin tekelindeymiş gibi sunup muhaliflerde dine karşı aleyhtarlık fikri oluşturmak, o elmasları siyaset pazarında cam parçası hükmüne indirmek; Haşrin mizanının tartabileceği bir kebîre olduğundan failleri, isabet de etse, mes'uldür." hükmüne mâsadak oluyorlar. Müzakerede, "şeytandan ve siyasetten" Allah'a sığınmanın hikmetini anladık: Hayır işlediğini sanarak şerrin gayyâsında debelenmekten kurtulmak!
10 Temmuz 2026 00:56

O'nu Unutan Saraylarda Da Olsa Zindandadır, Bedbahttır
Ben de dedim: "İnsan binler çeşit elemler ile müteellim ve binler nevi lezzetler ile mütelezziz olacak bir zîhayat makine ve gayet derece acziyle beraber hadsiz maddî, manevî düşmanları ve nihayetsiz fakrıyla beraber hadsiz zâhirî ve bâtınî ihtiyaçları bulunan ve mütemadiyen zeval ve firak tokatlarını yiyen bir bîçare mahlûk iken, birden iman ve ubudiyetle böyle bir Padişah-ı Zülcelâl'e intisab edip, bütün düşmanlarına karşı bir nokta-i istinad ve bütün hâcâtına medar bir nokta-i istimdad bularak, herkes mensup olduğu efendisinin şerefiyle, makamıyla iftihar ettiği gibi, o da böyle nihayetsiz Kadîr ve Rahîm bir Padişaha iman ile intisab etse ve ubudiyetle hizmetine girse ve ecelin idam i'lâmını kendi hakkında terhis tezkeresine çevirse, ne kadar memnun ve minnettar ve ne kadar müteşekkirâne iftihar edebilir, kıyas ediniz." O mektepli gençlere dediğim gibi, musibetzede mahpuslara da tekrar ile derim: Onu tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahtiyardır. Hatta bir bahtiyar mazlum idam olunurken, bedbaht zalimlere demiş: "Ben idam olmuyorum. Belki terhis ile saadete gidiyorum. Fakat ben de sizi idam-ı ebedî ile mahkûm gördüğümden, sizden tam intikamımı alıyorum. Lâ ilahe illallah" diyerek, sürur ile teslim-i ruh eder. [...] Bir zaman Kastamonu'da, "Hâlık'ımızı bize tanıttır" diyen lise talebelerine, sâbık Altıncı Meselede, mektep fünununun dilleriyle verdiğim dersi Denizli Hapishanesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular. Tam bir kanaat-i imaniye aldıklarından, ahirete bir iştiyak hissedip, "Bize ahiretimizi de tam bildir; tâ ki nefsimiz ve zamanın şeytanları bizi yoldan çıkarmasın, daha böyle hapislere sokmasın" dediler. Şualar, 11. Şua, 6. Mesele, s. 231 bahtiyar: bahtlı, talihli, mes'ud, mutlu. Hâlık: yaratıcı; Allah.
10 Temmuz 2026 00:55

Güvenli Bir Liman: Sünnet-i Seniyye
O çapa, asırlar öncesinden bize uzatılan eskimez İlâhî rehberliktir: Peygamber Efendimizin (asm) nurlu izi, yani Sünnet-i Seniyye. Nitekim Efendimiz (asm), rahat koltuklarından ahkâm kesen zihniyeti asırlar öncesinden ikaz etmiştir: "Sizden birinizi, emrettiğim veya yasakladığım bir konu kendisine ulaştığında koltuğuna yaslanıp, 'Biz bilmeyiz, Allah'ın kitabında ne bulursak ona uyarız' derken bulmayayım."1 O'nun rehberliğini dışlamak, dini, hevalara göre bükülen bir şekilsizliğe mahkûm eder. 2 Yemek yerken, su içerken veya uyurken niyetimizi "Peygamber Efendimiz böyle yapardı" düşüncesine bağladığımızda, o basit eylem bir anda aydınlanır. Tam da bu günler için Fahr-i Kainat (asm) şu sarsıcı müjdeyi verir: "Ümmetimin fesada uğradığı bir zamanda, benim sünnetime sımsıkı sarılan kişi, yüz şehit sevabı kazanabilir."3 İnançların alaya alındığı, günahların sıradanlaştığı bir dünyada inatla doğru pusulaya tutunmak gerçek bir manevî kahramanlıktır. Hayran olduğumuz bir insanın hâllerini taklit ederken; "De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin"4 fermanına muhatap olan bizler, kâinatın en güzel karakterine benzemek için gayret etmeliyiz. 1- Ebu Davud, Sünnet 5; Tirmizî, İlim 10; İbni Mâce, Mukaddime 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/131.
10 Temmuz 2026 00:52

Kalpteki Şüphe İmanı Giderir Mi? -1
"İmanda şüphe ise yakîn ifade eder, Cenâb-ı Hak korusun imanın çıkıp gider. " Îmanda -adı üzerinde- "şüphe", nasıl "yakîn" olur. Nurları hazmetmiş kişiler dışında "şüphe"den ârî kaç kişi gösterebiliriz?" - … "Acaba öldükten sonra hesap günü olacak mı?" diye kalbinden bir tereddüt geçirse ve bu hususta şekke düşse, o anda iman gider. Bunu, imanın diğer rükünlerine de tatbik edebiliriz. - Ağabey, yorumunuza katılmıyorum. Nurlarda karşılığını bulamadım. "Şek ile yakîn zâil olmaz." Mecelle hükmüdür. Şeytanın işi zaten şüphe atmaktır. Ta ki kişi, "Eyvah imanım gitti." diyerek huzurdan kaçsın. Vesvese bahsini mütâlaalı bir okusak iyi olacak. Zikrettiğim "Şek ile yakîn zâil olmaz." hükmü üzerine muhatabım: -Şek ile yakîn zâil olmaz. "Kesin olarak bilinen bir şey, şüphe ile yok sayılamaz." Herhangi bir şeyin veya bir işin sübûtu yakînen bilindikten sonra aksine delil olmadıkça o şeyin sübûtu ile hükmolunur. Sonradan ortaya çıkan şüphenin bir tesiri olmaz. Nitekim âyet-i kerîmede "...Zan, gerçek nâmına bir şey ifâde etmez..." (Yûnus, 36) buyrulmuştur… Bu káide, ibadet, muâmelât ve cezâ hukuku olmak üzere bütün hükümlerde geçerlidir… Ve verdiği bazı misallerden sonra nihâî kanaatini ifade etmişti: -Bu kısım fıkıh için geçerlidir. Bir kimse abdest aldıktan sonra abdestini bozup bozmadığı konusunda şüpheye düşerse abdestli sayılır… Yâni "Şek ile yakîn zâil olmaz." Mecelle hükmü, "ibadet, muâmelât ve cezâ hukuku" gibi hususlarda geçerlidir. Kalpteki şüphe, yakîn-i îmanîyi zâil ediyordu. Bu hususta Nurlardan İkinci Lem'a Birinci Nükte'den şu iktibası nakletmişti şâirimiz: "Bir şüphe vücud-u İlâhiyeye dair kalbe gelse kat'î bir delil gibi ona yapışmaya meyleder büyük bir helâket kapısı ona açılır..." Satıra itiraz edecek hâlimiz yok. Böyle durumlarda hareket tarzımızı Üstadımız Muhakemat'ta gösteriyor: "… Şimdi bu hadîs üç kaziyeyi mutazammındır: Bu kelâm peygamberin kelâmıdır. Bu kaziye ise, tevatürün -eğer olsa- neticesidir. Zira her evin bir kapısı var. Ve her kilidin bir anahtarı vardır..."
10 Temmuz 2026 00:50

Yapay Zekâ Çağında İnsan Kalmak (5) - Kuvvet Kimin Eline Geçiyor?
Bugün ise başka bir eşiğin içindeyiz: Kuvvet giderek bilgiye geçiyor. İnsanlığın âhirzamanda ulûm ve fünuna döküleceğini, bütün kuvvetini ilimden alacağını ve hüküm ile kuvvetin ilmin eline geçeceğini ifade eder. Fakat aynı bahis içinde yalnızca ilme değil, sözün tesirine de dikkat çekilir. Bediüzzaman, âhirzamanda insanların fikirlerini kabul ettirmek ve hükümlerini icra ettirmek için "en keskin silahını cezâlet-i beyandan" ve "en mukavemetsiz kuvvetini belâgat-ı edadan" alacağını söyler5. İnsanlar artık yalnızca bilgi üretmiyor; aynı zamanda dikkat üretiyorlar. Bu yüzden mesele yalnızca daha fazla bilgi sahibi olmak değildir. Yapay zekâ çağında sıkça "Gelecekte hangi meslekler ayakta kalacak?" sorusu soruluyor. Çünkü kuvvet gerçekten ilmin eline geçiyor. —Devam edecek— 5- Said Nursî, Sözler, s. 296,297.
10 Temmuz 2026 00:47

İslâm'ın Güzellikleriyle Avrupa'yı Etkilemek
"Lâzım-ı mezhep mezhep olmadığından belki muahez değil". 2 AB'nın talep ettiği reformların -pek azı hariç– dinî değerlerimize mutabık olduğu için "Dâhilde muvafık şekline girer", "Kendinde ki bir manaya delalet eder, hareketi kendine" olmuş olur. "Bahusus iki cihetle kuvveti, hariç cereyanın müspet ve zaafına inzimam etse [ona eklense] harici kendine alet-i layeş'ur [şuursuz alet] edebilir." Yukarıdaki ifadeyi şöyle açabiliriz: Ülkemiz, AB'nin istediği reformları kanunlaştırarak hayata geçirmesi durumunda tam bir demokrasiye kavuşacak. 3 Özetle: Ülkemiz, birinci Avrupa cereyandan aldığı, aslında kendi malı olan demokrasi, hukuk ve hürriyet gibi değerlerini uygulamaya koymakla maddî ve manevî alanda kalkınacak, yüksek manevî değerlerini o cereyan mensuplarına aktarmakla –Onların kabiliyetleri uygunsa- onlardan birçoklarının hidayetine vesile olacaktır. 1- Sünühat, s.160. 2- Zümer Suresi: 9; İbni Mace, c.1, 224n.
10 Temmuz 2026 00:45

Trump "Dalga"sı...
36'ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi Ankara'da toplandı ve iki gün boyunca "dünya meseleleri"ni konuştular. Bir bilgi şöyle: "Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yaptığı açıklamada (...) Türkiye'yi "çok iyi bir müttefik" olarak nitelendirerek, "Askerî olarak çok güçlü. NATO'daki en güçlü ikinci ülke" ifadelerini kullandı. Trump ayrıca zirve için revize edilen Etimesgut Havalimanı'nı da övdü. Trump, "Bizim için muhteşem bir terminal inşa etmişler" dedi. (karar.com, 8 Temmuz 2026) Bunlara ilave olarak Trump'ın hemen her konuşmasında "Rahip Brunson"ı hatırlatması da ayrı bir durum. Kusura bakmayın ama ABD Başkanı ülkemize geldi, "dalga"sını geçti ve ülkesine döndü.
10 Temmuz 2026 00:42

Bediüzzaman Neden Sebat Etti?
Bediüzzaman Said Nursî böyle bir isimdir. Bediüzzaman'ın hayatına bakıldığında sürgünler, mahkemeler, hapisler ve baskılar görülür. Dik duruşunun temelinde, "Hakkın hatırı âlîdir; hiçbir hatıra feda edilmez" düsturu vardı. Menfaatin değil hakikatin, korkunun değil cesaretin, gücün değil adaletin yanında durmayı tercih etti. Bugün Bediüzzaman'ın dik duruşundan alınacak en önemli dersleri düşündüm. Bir ömür boyu dimdik ayakta kalabilmek, kazanılmış en büyük zafer, Hakkın hatırını âlî tutmaktır.
10 Temmuz 2026 00:37