×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

İslâm'ın Güzellikleriyle Avrupa'yı Etkilemek

"Lâzım-ı mezhep mezhep olmadığından belki muahez değil". 2 AB'nın talep ettiği reformların -pek azı hariç– dinî değerlerimize mutabık olduğu için "Dâhilde muvafık şekline girer", "Kendinde ki bir manaya delalet eder, hareketi kendine" olmuş olur. "Bahusus iki cihetle kuvveti, hariç cereyanın müspet ve zaafına inzimam etse [ona eklense] harici kendine alet-i layeş'ur [şuursuz alet] edebilir." Yukarıdaki ifadeyi şöyle açabiliriz: Ülkemiz, AB'nin istediği reformları kanunlaştırarak hayata geçirmesi durumunda tam bir demokrasiye kavuşacak. 3 Özetle: Ülkemiz, birinci Avrupa cereyandan aldığı, aslında kendi malı olan demokrasi, hukuk ve hürriyet gibi değerlerini uygulamaya koymakla maddî ve manevî alanda kalkınacak, yüksek manevî değerlerini o cereyan mensuplarına aktarmakla –Onların kabiliyetleri uygunsa- onlardan birçoklarının hidayetine vesile olacaktır. 1- Sünühat, s.160. 2- Zümer Suresi: 9; İbni Mace, c.1, 224n.

İbrahim Ersoylu

Kaynak: Yeni Asya

10 Temmuz 2026 00:45

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

İbrahim Ersoylu

Siyasette Dinî Hamiyetin Ölçüsü

1918'de Rusya esaretinden İstanbul'a geldiğinde Üstat Bediüzzaman'a "Dinsizliği görmüyor musun? Din namına meydana çıkmak lâzım" demişlerdir. 1 Ona, muharrik unsurun, İslâm aşkı veya siyasetçilik olduğunun nasıl bilineceği sorulduğunda, "Kim fasık (günahkâr) yandaşını, dindar muhalifine su-i zan/kötü zanda bulunma bahanesiyle tercih etse, muharriki siyasetçilik olacağını söylemiştir. Hem umumun mukaddes malı olan dini, inhisar zihniyetiyle kendi meslektaşlarına daha ziyade has göstermekle, kuvvetli bir ekseriyetle dine aleyhtarlık meyli uyandırmakla nazardan düşürmek ise muharriki tarafgirliktir" demiştir. 2 Bediüzzaman, Cumhuriyet öncesi Meşrutiyet döneminde bazı münafık zındıkların (dinsizlerin) siyaseti dinsizliğe âlet ettiklerini, buna mukabil bazı dindar siyasîlerin de, dini İslâm siyasetine alet etmeye çalıştıklarına şahit olmuş, böyle yapmanın İslâm'ın kıymetini düşüreceğini ve büyük bir cinayet olacağını ifade etmiştir. Bu çeşit siyaset tarafgirliği sebebiyle salahat sahibi bir âlimin, siyasî görüşüne muvakıf bir münafığı methettiğini, görüşüne muhalif salih/makbul bir hocayı da tenkit edip günahkârlıkla itham ettiğini görmüş, şeytandan ve siyasetten Allaha sığınırım" demiştir.3 1970'lerde ve sonraki dönemde meydana çıkan dindar kimlikli siyasîler, "Bize oy vermeyenler patates dinindendir", " Bu seçimde Müslüman sayımı yapacağız" demişlerdi. Günümüzdeki hâkim siyasîler de, geçmişte yaptıkları bir siyasî propagandada " Bize muhalif olanlar şer cephesini temsil ediyor" diyerek kendilerini hak cephesinde, muhaliflerini şer cephesinde konumlandırmışlardır.

17 Temmuz 2026 00:24

İbrahim Ersoylu

Avrupa Cereyanları Ve Günümüz Siyaseti

Birinci Dünya Savaşında talebeleriyle birlikte doğuda Ruslara karşı savaşırken esir düşen, Rusya'da 2,5 yıl esaret hayatı yaşadıktan sonra Haziran 1918'de esaretten kurtulup İstanbul'a dönen Üstad Bediüzzaman Said Nursî'ye o dönemdeki ilim çevreleri tarafından, geldiğinden beri neden siyasete karışmadığı/ siyasîlere yol gösterici manada siyasî mesaj vermediği sorulur. Günümüzde Avrupa Birliği (AB), birinci Avrupa cereyanına dâhil edilebilir. 5 Türkiye'nin üyelik müracaatı AB tarafından 1999'da kabul edilmiş, 3 Ekim 2005'te de müzakerelere başlanmıştır. 6 Bediüzzaman, "Madem menba/kaynak Avrupa'dır, (ülkemize) gelen cereyan ya menfî/olumsuz veya müspettir/ olumludur. Menfiye kapılan, harf gibi 'Başkasındaki bir manaya delalet eder' veyahut 'kendinde olan bir manaya delalet etmez' diye tarif edilir." demektedir. 1- Sünûhat, s. 158.. 2- Age, s.158. org. 4- Lem'a'lar, s. 208. 5- Sünûhat, s.158.

05 Temmuz 2026 00:47

İbrahim Ersoylu

"Müteharrik-i Bizzat" Ne Demektir?

Üstat Bediüzzaman Said Nursî, Birinci Dünya Savaşında talebeleriyle birlikte Bitlis'i müdafaa sırasında Ruslara esir düşmüş ve Rusya'nın Kuzey Batısında uzak bir yerde olan Kosturma esir kampında yaklaşık 2,5 yıl esaret hayatı yaşadıktan sonra, Haziran 1918'de İstanbul'a dönmüştür. Cevabı bölüm bölüm inceleyelim: Önce yukarıdaki kavramların lügat manalarını verelim: "Müteharrik" kelimesi Arapça kökenli "hareke" fiilinin mastarından türetilen, harekete geçen, hareket halinde olan özne bir ismi ifade eder. 3 Birinci Dünya Savaşını kaybeden Osmanlı Devletinin, itilaf devletleriyle (İngiltere, Fransa ve Rusya) ile Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalamasından sonra (1918) İngilizler, İstanbul'u önce 13 Kasım 1918'de fiilî olarak, sonra 16 Mart 1920'de resmî olarak iki defa işgal etmişlerdir. Başkentte, hükümet İngiliz askerlerin denetimi altında bir "esir hükümet" konumundaydı. (Devam edecek) 1. ESDE, YAN, 2017, s. 356 vd. 3. wkipedia.og.tr. 4. wkipedia.og.tr. 5. (wkipedia.og.tr. 6. ESDE., s.356 vd.

26 Haziran 2026 00:20

İbrahim Ersoylu

Muhalefet Ve Kemalizm

Resmî bayram safhaları dahil 1950 öncesi tek parti döneminin yanlış icraatlarından birine bir eleştiri veya M. Kemal ile alakalı bir mevzu siyasetin gündemine girince muhalefet partilerinin çoğu, demokrasi yerine Kemalizm'i övme yarışına girdikleri görülür. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) 26 Aralık 1991'de dağılmasından sonra, başta Rusya'da olmak üzere dünyadaki komünist yönetimler, ekonomik ve siyasî baskılara dayanamayarak çöktü. Ülkemizde geçmişte yapılan 1960, 1971, 1980, 1997 askerî darbeler akabinde, darbecilerin dayatmalarıyla sivil siyasetçilere yaptırılan kanun, tüzük ve yönetmenliklerle tahkim edilen Kemalizm, o dönemlerden günümüze kadar aradan yıllar ve çok sayıda hükümetler gelmiş geçmiş olmasına rağmen, hâlâ kanun ve mevzuatlarda yerini muhafaza etmeye devam etmektedir. Kemalizm, 1923'ten 1950'ye kadar ki safhada 27 yıl boyunca tek bir kişin görüşlerine bina edilen bir ideoloji olarak Misyonunu ifa etmiş ve mazide kalmıştır.

19 Haziran 2026 00:40

İbrahim Ersoylu

İktidar Ve Kemalizm

Ülkemiz, 1923-1950 arası dönemde tek parti-tek adam rejimiyle bu ideoloji ile katı bir şekilde yönetilmiş, savaşa girmediği halde ilim, fen, sanayi ve medeniyette geri kalmıştır. Hakikî ve ihlâslı dindarların Kemalizm ile barışık olmaları ve Kemalistlerle işbirliği yapmaları mümkün değildir. Sorumlu olmayan, ancak bütün yetkileri elinde bulunduran partili Cumhurbaşkanlığının uygulandığı 1930'ların Türkiye'sini hatırlatan icraatlar yapmaktadırlar. 1 Bu siyasîler, geçmişte darbeciler tarafından Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tahkim edilmiş Kemalizm ile devlet sisteminin işlemesinden pek rahatsız değillerdir. Çeyrek asra yakın bir süredir iktidarda olmalarına rağmen, ülkenin maddî ve manevî yönden kalkınmasının yolunu tıkayan bu ideolojiden Türkiye'nin kurtulması yönünde hiçbir adım atmamaları gösteriyor ki, sanki Kemalistlerle aralarında "Bizim iktidarımıza ses çıkarmayın. Biz de devlet sisteminin ideolojinizle işlemesine razıyız" tarzında, örtülü bir mutabakat vardır.

12 Haziran 2026 00:48

İbrahim Ersoylu

"Gericilik" Ve İstismar Alanları Açmak

Sol görüşleriyle tanınan bir gazete, bir iki hafta evvel İçişleri Bakanlığı'nın, bir yayınevi ile "isteyen personeline" Osmanlı Türkçesini (Osmanlıcayı) öğretmek için protokol imzaladığını okurlarına şikayet ediyor. 1 Sol kesim, bu anlayışa sahip oldu müddetçe, Türkiye'ye demokrasinin gelmesi çok zor görünüyor. Türkiye'de seçmen profilinin takriben % 70'ini oluşturan sağ kesimde önemli bir yeri olan muhafazakâr camianın, İslâm'ın gereklerini yerine getirmezse de, onun değerlerine "gericilik" adı altında hücum edilmesinden rahatsız olduğu da bilinmektedir. 21. Asır demokrasi, adalet, medeniyet, hak ve hürriyetler asrıdır.

05 Haziran 2026 00:16

İbrahim Ersoylu

Ab Üyesi Olabilir Mi?

Geçenlerde Türk şirketlerini ve girişimcilerini temsilen (DEİK) Avrupa İş Konseylerinin üyeleri, Almanya'da yayımlanan Bild gazetesine tam sayfa verdikleri ilanda Almanya Başbakanı Merz'e ve Avrupa'da önde gelen diğer liderlere Türkiye'nin AB üyeliği için Paradigma / bakış açısı değişikliği yapmalarını teklif etmişler. Türkiye'nin AB üyeliğinin, Avrupa'nın stratejik otonomisi /özerkliği ve küresel güç olma iddiası bakımından zorunluluk haline geldiği ifade edilmiş. "Türkiye'nin demokrasi ve hukuk karnesine bakmaktan vazgeçin" diyemedikleri için "Türkiye ile ilgili bakış açınızı değiştirin" diye tavsiyede bulunmuşlar. Bilindiği üzere Türkiye, daha önce üyelik müracaatı yaptıysa da, ancak 2004'te müracaatı kabul edilmiş ve 2005'te üyelik için müzakere sürecine girmiştir. 2 2000'lerin başında AB süreci, Türkiye'ye çok şey kazandırmıştır; içte hak ve hürriyetler alanında ilerleme kaydedilirken, ekonominin düzelmesiyle dış dünyada Türkiye, demokrasi ve kalkınmada yıldızı parlayan muteber bir devlet görünümündeydi. 1.Diken gazetesi, 11.05.2026 2- wikipedia.org.com.tr.

31 Mayıs 2026 00:30

İbrahim Ersoylu

Abdullah Eraçıkbaş İsimli Bir Yıldız Kaydı

Onların cenaze merasimlerine binlerce, belki milyonlarca insan iştirak eder. Onun cenaze namazı, geçen Cumartesi günü Yeni Asya camiasından ve diğer Nur gruplarından mütevazı bir topluluk tarafından Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii'nde kılınarak Ümraniye Kocatepe Mezarlığı'na defnedildi. Ömrünü ihlâs, sadakat ve sebatla Yeni Asya gazetesi, dergiler ve Risale-i Nur Külliyatı'nın neşri yoluyla iman ve Kur'ân hizmetinde geçiren Abdullah kardeşimize, barzah/kabir âleminde başta Peygamberimiz (asm) ve Üstadımız Bediüzzaman olmak üzere, kalabalık bir Nur Talebesi topluluğu tarafından güzel bir karşılama yaptıkları kanaatindeyim. Kendisi ile 1980'lerde İstanbul'da aynı dönemde yüksek tahsil yapmıştık. 2011'de Mersin'den İstanbul'a tayinimizi aldırdıktan sonra, gazeteyi ziyaretimiz esnasında onunla olan teşrik-i mesaimiz arttı. Özellikle 2019'da "Kur'ân ve Sünnet ışığında Görgü Kuralları" kitabımız ile, Arapça "İttihad-ı İslâm", "Hastalar Risalesi", Uhuvvet Risalesi" ve "İhlas Risalesi" kitap tercümelerin basımında çok yardımlaştık. 2020'de Gazetemizin düzenlediği Risale-i Nur Külliyatı kampanyasında beraber çalıştık. Abdullah kardeşimiz yumuşak huylu, mütebessim çehreli, temiz fıtratlı, söz ve davranışlarıyla kimseyi incitmeyen bir yapısı vardı. Zübeyir Gündüzalp Ağabeyimiz, "Altın Prensipler" isimli kitabında "Mesai arkadaşlarına hürmet ve sevgi beslemeyenler idare ve dava adamı olamazlar" der. Üstadımız Bediüzzaman, Nur Talebelerinin birbirlerine en fedakâr nesebî kardeşten daha ziyade kardeş olduklarını beyan eder. 1 Abdullah kardeşimizin vefat haberini duyduğumda sanki nesebî kardeşim vefat etmiş gibi hissettim. 1- Şualar, s. 376.

22 Mayıs 2026 00:25

İbrahim Ersoylu

Kaynakların İsrafı Ve Silahlanma

Geçmiş asırlarda büyük devlet olmak; güçlü, ağır silâhlarla donanımlı kalabalık bir orduya sahip olmakla ölçülürdü. Günümüzde büyük devlet olmak; Demokrasi, adalet, hak ve hürriyetlerini esas alan hür demokratik bir siyasî rejimle idare edilmek ve vatandaşların hayat standardının yüksekliği, bilgi, sanayi ve teknoloji üretiminin büyüklüğü ile ölçülmektedir. Almanya, Japonya gibi ülkelerin ağır silâhlarla donatılmış kalabalık orduları yoktur. Onların modern silâhlarla donanımlı, sayısı az, vurucu gücü kuvvetli, tasarruflu orduları vardır. Son söz: Sınırlı kaynakları yanlış yerlerde heba edip çar çur etmek bu ülkeye yazık etmektir. Bu işin bir de ahirette hesap verme boyutu de vardır.

15 Mayıs 2026 00:23

İbrahim Ersoylu

Abd-israil İttifakı Ve Tek Adam Rejimleri

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, geçenlerde Antalya'da yaptığı bir konuşmada Ortadoğu ülkelerinin demokrasi yerine Monarşik, tek adam rejimleriyle yönetilmesinin onlar için daha iyi olacağını söylemişti. Onlar, Ortadoğu'da Türkiye başta olmak üzere İslâm ülkelerinin demokratik rejimlerle idare edilmelerini istemezler. "Ey İsrail! Bir gün ansızın gelebiliriz" tarzında gerçeğe uymayan meydan okumalarla İsrail'i tehdit ederler. O, dünya kamuoyuna "Bakın bizi nasıl tehdit ediyorlar. Bizi yok etmek istiyorlar. Biz bu yaptıklarımızla kendimizi savunma hakkımızı kullanıyoruz, bizi anlayın" tarzında kendisine yardım eden devletlere ve dünya kamuoyuna yaptığı katliamlara karşı gösterilecek tepkiyi yumuşatmak için mesaj verir. Geriye ABD ve İsrail'i durduracak çok etkileyici bir tercih kalıyor. O da; İslâm âleminde Müslüman halkların çoğunun, harekete geçirilerek Müslüman ülkelerinin büyük şehirlerinin zengin semtlerinde yer alan alış veriş merkezlerinde peynir ekmek gibi satılan ABD ve İsrail menşeli ürünlere, İsrail'e para ve silâh yardımı yapan devletlerin mallarına boykotaj uygulamalarıdır.

08 Mayıs 2026 00:23

İbrahim Ersoylu

Zalimler Ve Korku Damarı

İmandan kaynaklanan, zalimlere boyun eğmemek, zayıfları ezmemek manasına gelen "şehamet-i imaniye"den1 yoksun insanlar, zulüm ve baskı karşısında korkarak boyun eğerler. Dessas zalimler, korkakların bu zaafından istifade ile onları korkutup, susturarak zulümlerini genişletirler. Aslında zalimler, imansız, ya da imanları zayıf olduğu için korkak insanlardır. Kendilerinden daha güçlü kişileri gördüklerinde onlara zillet gösterir ve boyun eğerler. 1950 öncesi tek parti yönetimi döneminde zalimler, devlet gücü ile toplumu hapisle korkutup sindirdiler. Meselâ 27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 münafık darbecileri, toplumu devlet gücü ile korkutarak sindirdiler. Günümüzde "Bir millet cehaletle hukukunu bilmezse, ehl-i hamiyeti [iyi niyetli idarecileri] dahi müstebit [diktatör] eder. 1- Hutbe-i Şamiye, 2009, s. 96. 2- Mektubat, 2017, s. 490. 3- Münazarat, 2012, s. 65.

01 Mayıs 2026 00:28

İbrahim Ersoylu

Macaristan Seçimleri Ve Otokrat Yönetimler

Rusya, Suriye, Mısır gibi demokrasi ve muhalefetin olmadığı, ya da kurgulanan bir muhalefetin olduğu, adı Cumhuriyet olan tek adam rejimlerinde şeklen bir seçim vardır. Türkiye, Macaristan gibi daha önce demokratik Cumhuriyet ile idare edilirken, tek adam rejimlerine geçildiği, demokrasi, hukuk ve hürriyetlerin askıya alındığı ülkelerde, muhalefet ile birlikte seçim de vardır. Macar halkı, seçim sonucunda Viktor Orban yerine Peter Magvar'ı yönetime lâyık gördü. Viktor Orban, 2010'da Anayasayı değiştirecek seviyede bir galibiyetle seçimleri kazanarak iktidara gelmişti. Devlet imkânlarıyla zengin ettiği iş adamları vasıtasıyla basının % 80'ini ve yargıyı kendine bağladı. (wikipedia.org.kom.tr) Orban, 16 seneden bu yana her seferinde tek taraflı bir şekilde devlet imkânlarını kendi lehinde kullanıp halkı hile ve oyunlarla aldatarak seçimleri kazınıyordu. Son seçimde demokrasi, hukuk üstünlüğünü, Meclisi ve kanun hâkimiyetini esas aldığını söyleyen muhalefet lideri Peter Magvar ve Tisza (Saygı ve Özgürlük) partisini iktidara taşıdılar.

25 Nisan 2026 00:33

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha