
Bu doğrultuda, Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te, tarihî ihtişamıyla göz dolduran Uluslararası İslam Medeniyetleri Merkezi'nde düzenlenen 1. Uluslararası İslam Medeniyeti Forumu, bölgesel bir kültür etkinliği olmanın ötesine geçerek küresel diplomasiye yön veren vizyoner bir entelektüel köprü hâline geldi. 50'den fazla ülkeden 450'yi aşkın diplomat, akademisyen ve dinî lideri buluşturan bu görkemli zirve, Doğu ile Batı arasında yapıcı bir diyalog zeminini yeniden inşa eden bir foruma dönüştü. Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, "Yeni Özbekistan" vizyonu kapsamında ilan ettiği "Üçüncü Rönesans" idealini vurgularken, uluslararası sistemdeki buhranlara karşı "Cehalete Karşı Maarif" ilkesini tek çıkar yol olarak işaret ederek, Taşkent, Semerkant ve Tirmiz şehirlerine yayılan beş günlük oturumların temel felsefesini de vurguluyordu. Kürşad Zorlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kutuplaşmaların ve ayrışmaların derinleştiği dünyamızda "İslam'ın hakiki yüzünü anlatmanın tarihî bir sorumluluk olduğu" yönündeki mesajını Genel Kurul'a duyurdu. Zorlu'nun, "İmam-ı Maturidi'nin aklıyla güçlenecek, İmam-ı Buhari'nin ilmiyle aydınlanacak, Nakşibendi hazretlerinin gönül anlayışıyla birbirimize daha da kenetleneceğiz" ifadeleri, Türk-İslam dünyasının gelecekteki entegrasyon modelinin şifrelerini barındırıyordu. Türk ve İslam dünyasının bütün din adamları oradaydı, Cumhurbaşkanımızı temsilen Genel Başkan Yardımcısı ve Türk devletleri İlişkiler Başkanımız Prof. Dr. Kürşad Zorlu oradaydı lakin Diyanet İşleri Başkanlığımızdan tek bir isim yoktu!
Kaynak: Türkiye
10 Temmuz 2026 02:07
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Maveraünnehir'de 3. Rönesans!
Ancak çok önemli bir buluşmanın gerçekleştiği başka bir coğrafya daha var: Özbekistan. Bu yükselişin en taze ve en stratejik tezahürü ise 7-11 Temmuz 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek olan 1. Uluslararası İslam Medeniyeti Forumu'dur hiç şüphesiz. Hadis ilminin en büyük otoritesi İmam Buhari, Türk dünyasının itikat mimarı olan İmam Maturidi ve hadis dünyasının yıldız ismi İmam Tirmizi hazretleri gibi manevi rehberler bu topraklarda yetiştiler. Astronomide çağ açan Uluğ Bey, modern tıbbın başhekimi İbn-i Sina ve cebir ilminin babası El-Harezmi gibi dâhiler, pozitif bilimin temellerini burada inşa ettiler... Özbekistan, son yıllarda Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev liderliğinde "Yeni Özbekistan" vizyonuyla âdeta "3. Rönesans" adı verilen devrim niteliğinde adımlar atıyor. Özbekistan, Türk Devletleri Teşkilatı içindeki aktif ve birleştirici rolü, Orta Koridor lojistik hattındaki merkezî coğrafi konumu ve komşularıyla geliştirdiği yapıcı diplomasi atağıyla bölgesel barışın en güçlü lokomotifi hâline gelmiş durumda... "İslam Medeniyeti: Barış, Hoşgörü ve Aydınlanma Yolu" sloganıyla düzenlenen '1. Semerkant ve Tirmiz'de devam edecek oturumlarda İmam Maturidi, İmam Buhari ve İmam Tirmizi hazretleri gibi büyük âlimlerin hayatlarına ve eserlerine dikkat çekilecek... Hasılı Özbekistan, köklü geçmişinden aldığı büyük güçle geleceğini yeni baştan inşa edegelen muazzam bir "rönesans" dönemi yaşıyor.
08 Temmuz 2026 02:28

Tanrı Dağları'nda Türk İmzası
Ankara ve Bişkek arasındaki ilişkiler, yumuşak güç diplomasisi, tarihî ve kültürel bağların güçlendirilmesi aşamalarından çok daha ileriye taşınarak bir "Stratejik Ortaklık" modeline dönüştü. İhlas Holding ve Central Asia Investment Holding ortaklığıyla Kırgızistan'da hayata geçirilen yaklaşık 3 milyar dolar değerindeki Kazarman Hidroelektrik Santrali projesi, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın hem en büyük hem de en hayati kazanımını simgeliyor. Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov'un katılımıyla temeli atılan ve 912 MW güce sahip olacak bu devasa yatırım, sadece Kırgızistan'ın kronikleşen kış dönemi enerji açığını kapatmakla kalmayacak. Öte yandan Narın Nehri üzerinde yükselecek 235 metrelik Alabuga Barajı, yıllık 2,36 milyar kWh elektrik üretim kapasitesiyle Türkistan'da Sovyet döneminden miras kalan "Merkezî Asya Güç Sistemi" (CAPS) içindeki dengeleri de yeni baştan şekillendirecek... Bu dev proje, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) üzerinde çalıştığı "Hazar-Orta Asya Yeşil Enerji Koridoru" vizyonunun en stratejik yatırımı olma pozisyonunda. Ören'in, "Kırgızistan'da enerji yatırımlarının ilk adımını attık. Bundan sonra da yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz" demesi -Türkistan bağlamında- Ankara'nın yumuşak güç unsurları ile ekonomik yatırımları harmanlayan yeni dış politika doktrininin de en başarılı çıktısı olarak görülebilir. Kırgızistan, Çin-Kırgızistan-Özbekistan Demiryolu Projesiyle küresel tedarik zincirlerinin tam merkezine oturan bir ülke aynı zamanda. Kırgızistan, bu yıl ev sahipliği yapacağı 6. Dünya Göçebe Oyunları ile köklü göçebe ruhunu, atlı sporlarını ve yurt kültürünü dünya vitrinine taşımaya hazırlanıyor.
03 Temmuz 2026 02:31

Ursula, 'Sofagate' Meselesini Unutamıyor!
Küresel ticaret ile enerji denkleminin yeni merkez üssünü ilan etmeye hazırlanan von der Leyen'in hedefinde tabii ki 'Orta Koridor' vardı! Asya ile Avrupa arasında "Hürmüz'e karşı bir Hazar sigortası" oluşturma çabası. Hâlihazırda 10'u AB üyesi olmak üzere toplam 16 Avrupa ülkesine ulaşan Azerbaycan doğalgazının arz hacmini artırmak, Avrupa'nın önümüzdeki kış ayları için enerji güvenliğini tahkim eden en somut adım olacak. AB, Kafkasya'da aslında acil bir "Rusya karşıtı diplomatik operasyon" yürütüyor! Parlamento seçimlerini yeni kazanan Batı yanlısı Nikol Paşinyan'ı Rusya'nın sert ekonomik ambargolarına karşı korumak için aceleyle Erivan'a giden von der Leyen, 34 milyon avroluk mali destek paketiyle Ermenistan'a âdeta bir "Batı kalkanı" sunarak ön almayı hedefliyor! "Sofagate" ile başlayan bu kinini, nisan ayında Hamburg'da yaptığı konuşmada en üst perdeye taşıyan Ursula, Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı kefeye koyarak, Avrupa'nın bu ülkelerin etkisine girmemesi gerektiğini ifade ederek özellikle Balkanları Türkiye'ye kaptırmamaktan söz etmiş ve Türkiye'ye olan menfi tavrını pekiştirmişti. Brüksel, Türkiye'yi "nasıl olsa buna mecburlar" mantığıyla çantada keklik görerek yeni bir pazarlık masasına oturmaktan kaçınsa da bu pragmatik yaklaşım stratejik bir vizyonsuzluktan başka bir şey değil. Brüksel, ikili enerji ve ticaret görüşmelerinde Ankara'yı es geçmeye çalışsa da bu seyahatten bir hafta sonra 7-8 Temmuz'da gerçekleşecek olan NATO Ankara Zirvesi vesilesiyle Türkiye topraklarına ayak basmak ve güvenlik için Ankara'nın kapısını çalmak mecburiyetinde kalacak.
01 Temmuz 2026 02:46

Türk Dünyasının 'Ortak Alfabe' Zaferi…
Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) uzun süredir üzerinde çalıştığı ve nihayet resmî uygulama kılavuzunu da onayladığı 34 harfli Ortak Türk Alfabesi, 10 yıl içinde ülkeler arası entegrasyonunu tamamlayacak. Onun çıkardığı Tercüman gazetesi, İstanbul'dan Kaşgar'a kadar her Türk aydınının masasına gidiyor ve herkes aynı satırlarda buluşuyordu. 34 harfli bu sistem, aslında ortak bir "havuz". Mesela, Azerbaycan zaten hâlihazırda açık "e" sesi için Ä ä ve gırtlaksı "k" için Q q harflerini kullanıyor. Şimdi Latin alfabesine geçiş sürecini hızlandıran Kazakistan ve Kırgızistan "n" sesi için Ñ ñ harfini, hırıltılı "h" için X x harfini, "v" için W w karakterini bu ortak havuzdan alarak kendi alfabelerine entegre edecek. Önümüzdeki 10 yıl, Türk dünyası için tam bir entegrasyon dönemi olacak. 34 harfli bu yeni mimari, Türk dünyasını sadece kültürel olarak değil ticari, siyasi ve teknolojik olarak da küresel ligde çok daha güçlü bir aktör hâline getirecek. Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) attığı stratejik adımlar, bir milletin en köklü mirası olan "dil" ile geleceğin en büyük gücü olan "teknoloji"yi aynı potada eritiyor. Ortak alfabe, parçalanmış coğrafi hafızayı birleştiren ve Türk dünyasını küresel ölçekte tek bir "kültürel pazar" hâline getiren tarihsel bir eşik ve bu büyük bir alkışı hak ediyor. Ortak alfabe algoritması ile yapay zekânın dil işleme yeteneği birleştiğinde, Türk dünyası kendi sınırlarını aşan bir dijital ekosistem kuracak.
26 Haziran 2026 02:10

Hey Afroditi!
Afroditi, Avrupa Parlamentosu çatısı altında, Türkiye Cumhuriyeti gibi köklü ve büyük bir devleti hedef alarak "yılan" benzetmesi yapma cüreti göstermen, kendi ülkenin karanlık ve hukuk dışı kirli sicilini örtbas etme telaşından başka bir şey değil! Bak birkaçını sana sayayım: 1. Adaların silahlandırılması ve hukukun ihlali Yunanistan, Doğu Ege adalarının egemenliğini 1923 Lozan ve 1947 Paris Barış Antlaşmaları ile almış ancak bu antlaşmalar adaların "gayriaskerî statüde" kalması şartını açıkça belirttiği hâlde Atina yönetimi, uluslararası hukuku açıkça çiğneyerek burnumuzun dibindeki bu adaları ağır silahlar, üsler ve tümenlerle donatmıştır. 3. Ege'de sığınmacılara yönelik insanlık suçları (Geri İtmeler) Frontex belgeleri ve uluslararası insan hakları örgütlerinin raporlarıyla sabit olduğu üzere, Yunan sahil güvenliği Ege Denizi'nde botları patlatarak, insanları soyarak ve ölüme terk ederek sistematik "geri itme" (push-back) politikası uygulamaktadır. Geçmişte PKK elebaşı Abdullah Öcalan'a diplomatik pasaport sağlayan ve 'Lavrion Kampı' gibi yerlerde terörist eğiten Yunanistan bugün de 15 Temmuz hain darbe girişiminin faili olan FETÖ mensubu teröristleri "siyasi sığınmacı" olarak koruma altına almaktadır. Uluslararası Adalet Divanı kararlarını hiçe sayan bu maksimalist "Sevilla Haritası" hastalığı, Doğu Akdeniz'de barışın önündeki en büyük engeldir. Hâlbuki Yunanistan bütün gerçekleri ters yüz ederek "Kurnaz Tilki" kabilinden bütün Avrupa'yı ve dünyayı kandırmaktadır! Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye'yi bir "yılan" olarak tasvir eden bu aptal zihniyetini temize çekebilmen için kendi ülkenin tarihsel komplekslerinde ve hukuk tanımaz pratiklerinde gizli olan o şeyin 'Kurnaz Tilki'' politikaları olduğunu görmelisin.
24 Haziran 2026 02:30

Kktc Diplomasisinde Hafızayı Yenilemek!
Modern uluslararası ilişkiler, "kamu diplomasisi" ve "kültür ve sanat" gibi yumuşak güç unsurları üzerinden daha hızlı yürür ve sonuç verir. İsrail, Yahudi soykırımını "Schindler'in Listesi", "The Piyanist" gibi sayısız filmle, dünya hafızasına kazımayı başardı. ABD, olmayan tarihini dahi bütün dünyaya pazarladı ve aslında acıdan başka hiçbir şey götürmediği coğrafyalara "barış ve insanlık" götürdüğü yalanını sanatın ve sinemanın bu muazzam dönüştürücü gücüyle gerçekleştirdi. Bu eylemsizliğin ve eksikliğin en somut, en yürek yakanı da Atlılar, Muratağa ve Sandallar köylerinde yaşanan katliamların âdeta unutulmaya yüz tutmuş olmasıdır. 14 Ağustos 1974 tarihinde, Atlılar köyünde Rum militanlar tarafından vahşice katledilen, aralarında daha birkaç aylık olan kundaktaki bebeklerin, günahsız çocukların ve yaşlıların bulunduğu soydaşımızın hikâyesi de yazılmadı! Rum tarafı, kurmaca mağduriyet hikâyelerini lobicilik faaliyetleri ve sanatsal prodüksiyonlarla dünyaya "gerçekmiş" gibi pazarlarken, Kuzey Kıbrıs Türk tarafının elindeki mutlak ve belgeli tarihî gerçeklerin sessizliğe ve kendi hâline terk edilmesi büyük bir stratejik hatadır. Hasılı, KKTC'nin tanınma diplomasisi hafızasını yenilemelidir.
19 Haziran 2026 02:19

Türk Dünyası Şahlanıyor…
Türk dünyasının ekonomik gücü tırmanışını sürdürüyor. Raporun en dikkat çekici çıktısı, Türkiye ekonomisinin 2026 yılı büyüme tahmininin yüzde 3,7'ye yükseltilmesi oldu. Yıllarca tarih, kültür ve dil üzerinden tanımladığımız "Türk Dünyası" kavramı, bugün milyarlarca dolarlık ticaret hacimleriyle, doğrudan yabancı yatırımlarla ve makroekonomik reformlarla ete kemiğe bürünüyor. Binaenaleyh, Türkistan coğrafyasındaki bu büyüme hamlesi, bir yandan Çin'in "Kuşak ve Yol" inisiyatifine alternatif olarak güvenli ve bağımsız bir 'Orta Koridor' rotası sunarak Pekin'in lojistik tekelini kırıyor, diğer yandan enerji arz güvenliği krizleriyle boğuşan Avrupa Birliği için vazgeçilmez bir stratejik ortaklık kapısı aralıyor. Türk devletlerinin kendi aralarında kurdukları bu ekonomik ve lojistik kalkan, bölgeyi küresel güçlerin bir çatışma alanı olmaktan çıkarıp, çok kutuplu yeni dünya düzeninde kendi şartlarını dikte edebilen bağımsız bir diplomatik aktör konumuna yükseltecek oldukça stratejik bir manevra alanı sunuyor. Kurulan Türk Yatırım Fonu, bölgedeki altyapı ve lojistik projelerine can suyu olurken, gümrük süreçlerinin dijitalleşmesi ve vergi idarelerinin entegrasyonu, Türk dünyasını devasa pazar hâline getiriyor. Hasılı, 21. yüzyıl, Türk dünyasının sadece siyasi değil, ekonomik olarak da küresel bir güç merkezi hâline geldiği dönem olacak. Türk dünyasının yürüyüşü yeni başlıyor!
17 Haziran 2026 02:21


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

"Nişan Diplomasisi" Bir Onay Değildir!
Son günlerde Türk dünyası kamuoyu, Kazakistan'ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) liderine devlet nişanı sunması üzerine hararetli bir tartışmanın içine çekildi. Bir "nişan" diplomasisi nedeniyle ata yurdumuza hakarete varacak şeyler yazılıp çizildi ve dahi konuşuldu! Öncelikle Kazakistan'ın bu adımını Türkiye'ye ve KKTC'ye karşı bir "sırt çevirme" olarak değil, Astana'nın başarıyla sürdürdüğü "Çok Yönlü Dış Politika" doktrininin pragmatik bir gereği olarak okumak gerekir. Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev liderliğinde yürütülen Kazakistan hariciyesi, Batı, Doğu ve Türk dünyası ile dengeli ilişkiler kurmayı birincil hedef olarak görmektedir. Dolayısıyla GKRY ile kurulan bu temas, Astana'nın Batı koridorlarındaki "tarafsız ve güvenilir aktör" imajını pekiştiren oldukça stratejik bir hamledir. Kazakistan, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) fikir babası ve en önemli kurucu kolonlarından biridir. Ortak alfabeden ortak pazara kadar Türkistan coğrafyasının birleşmesi için en çok emek harcayan ülkedir Kazakistan. Kazakistan'ın Batı Dünyası'nda kurduğu her güçlü köprü, gelecekte TDT'nin küresel ölçekte lobi gücü elde etmesi için stratejik bir avantajdır. Güçlü ve küresel olarak kabul görmüş bir Kazakistan, Türk dünyası için çok daha önemli ve gereklidir. Türkiye için KKTC davası ne kadar hayati ise Kazakistan için de Orta Asya'da stratejik olarak dengede kalmak ve Batı sermayesini çekmek o denli kritiktir.
12 Haziran 2026 02:21

Ermenistan Tercihini Yaptı Ama…
Ermenistan'daki 7 Haziran parlamento seçimleri geride kaldı. Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi %49,81 oy oranıyla 105 sandalyeli parlamentonun 61 sandalyesini kazandı. Bu sonuç, Erivan'ın iç siyasi dengeleri yanında Rusya ve Batı eksenindeki küresel güç mücadelesini ve Güney Kafkasya'nın jeopolitik geleceğini doğrudan şekillendirecek gibi görünüyor. Batı, Kremlin'in seçim öncesinde Ermeni ürünlerine uyguladığı ambargoları bir "ekonomik şantaj" olarak nitelendirirken, Paşinyan'ın zaferini Moskova'nın bölgedeki mutlak tekelinin kırılması olarak değerlendirdi. TASS ve Sputnik gibi mecralar, seçimi "Batı'nın eşi benzeri görülmemiş müdahalesi" olarak tanımlayarak toplumsal kutuplaşmaya vurgu yaptı. Vladimir Putin, Sergey Lavrov ve Mariya Zaharova'nın ortak argümanı netti: "İki sandalyede birden oturulmaz!" Rusya bu söylemle, Ermenistan'ın ucuz doğalgaz ve ekonomik pazar avantajlarını Rusya'dan alırken, güvenlik ve siyaset kulvarında yüzünü Batı'ya dönemeyeceğini, bunun bedelinin ağır olacağını yeniden hatırlatma gereği duydu! Yeni ABD dış politika doktrininin öngörülemiyor oluşundan mütevellit, biz yine de buraya "kayıt" düşelim! Ermenistan, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) ile bağlarını tamamen koparma tercihiyle yüzleşirken, Rusya'nın enerji kartını ve ekonomik ambargolarını bir silah olarak daha sert kullanması ihtimali kaçınılmaz görünüyor!
10 Haziran 2026 02:23

Balkanlar'daki Soydaşların Yapısal Sorunları Üzerine…
Yahya Kemal Beyatlı, "Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum" diye başlayan "Açık Deniz" şiirinde "Balkanlar'da geçen çocukluğunun oluşturduğu içsel hasreti, tarihsel vizyonu ve sonsuzluk arayışını" vurgulamaya çalışır ve kendisini olgunlaştıran ruhun Balkan topraklarında bulunduğunu söyler. Balkanlar, 2026 yılı itibarıyla sessiz ama derin pek çok yapısal krizle, asimilasyon politikalarının modern türevleriyle ve demografik bir erime tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor! Farklı ülkelerin baskıcı sayım yöntemlerine rağmen, Balkan coğrafyasında bugün 1,7 milyondan fazla yerleşik Türk yaşıyor. Resmî verilere göre 500 bini aşan nüfusuyla ülke genelinin yüzde 8,8'ini oluşturan Türkler, Bulgaristan'da en büyük azınlık olarak görülüyor. Kuzey Makedonya'da ise resmî rakamlar Türk varlığını toplam nüfusun yüzde 3,98'i olarak gösterse de saha gerçekleri bunun çok çok üzerinde. Balkan Türklerinin en büyük yapısal sorunu, doğrudan fiziksel baskı boyutundan ziyade "Büyük Batı Göçü" ile coğrafyada yaşanan demografik boşalma. Türkiye, artık "kültürel korumacılıktan ekonomik hamiliğe" geçmenin şartlarını sağlamaya yönelik somut adımlar atmalıdır. Türk iş adamlarına bu bölgelerde fabrika ve iş yeri açmaları için devlet eliyle "Balkan Özel Teşvikleri" sunulmalıdır. Türkiye'nin Balkanlar'da Uluslararası Saraybosna Üniversitesi (IUS), Uluslararası Balkan Üniversitesi IBU ve Tiran New York Üniversitesi (UNYT) olmak üzeri toplam üç üniversitesi bulunuyor. Murat Hüdavendigâr'ın, Fatih Sultan Mehmed'in, Yıldırım Bayezid'in Balkanlar'daki "Evlad-ı fatihanını" yaşatmak; bundan böyle fabrikalar kurarak, dijital sınıflar açarak ve masada tavizsiz durarak mümkündür.
05 Haziran 2026 02:31

Ermenistan-rusya Gerilimi! Kafkasya Nereye Gidiyor?
Yüzyıllardır Rusya'nın "arka bahçesi" ve askerî karakolu olarak görülen Ermenistan, bugün Başbakan Nikol Paşinyan liderliğinde Moskova ile köprüleri tamamen atma noktasına gelmiş bulunuyor. 7 Haziran'da yapılacak olan Ermenistan parlamento seçimleri sadece bir hükûmet değişimi değil. Bu operasyonlarla Rusya, Ermenistan kamuoyuna şu mesajı veriyor: "Batı'yı seçerseniz her anlamda intihar edersiniz!" Ermenistan, Rusya ile yaşanan bu krizi bir "egemenlik mücadelesi" olarak tanımlıyor. Paşinyan, Rusya'nın ekonomik ambargolarını bir "seçim şantajı" olarak nitelendiriyor ve halktan Batı entegrasyonu için yeni bir yetki istiyor. Samvel Karapetyan/Narek Karapetyan "Güçlü Ermenistan İttifakı" bunlardan biri. Yine Robert Koçaryan "Hayastan İttifakı" lideri ve eski Ermenistan Başbakanı ve sıkı bir Rus taraftarı. Türkiye'nin temel vizyonu ve motivasyonu Ermenistan'ın Batı ile ekonomik entegrasyon sağlarken, bölgesel sorunları "3+3" (Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan/ Gürcistan, Rusya, İran) formatında çözmesi üzerinedir. Hasılı, Ermenistan'daki 7 Haziran sandıkları, ya Kafkasya'da yüzyıllık Rus vesayetinin bitişini ya da geri dönüşünü tescil edecektir.
03 Haziran 2026 02:25

Emine Erdoğan: Türk Mutfağının Kapısı Türkistan'da Açıldı
Ahmet Yesevi Türbesi'nin kalbinde yer alan ve asırlardır birliğin sembolü olan "Taykazanı", Türk mutfak kültüründe sıradan bir pişirme kabı olmanın çok ötesinde, kut, bereket, paylaşım ve toplumsal kardeşliğin en somut nişanesi olarak görülmüştür. Onun öncülüğünde ilan edilen "Türk Mutfağı Haftası" etkinlikleri, tıpkı o Türkistan'daki Taykazanı gibi modern dünyada farklı milletleri ortak bir barış ve dayanışma sofrasında buluşturmaktadır. Bu vizyoner yaklaşımın en önemli tezahürlerinden biri de dünya genelinde büyük bir takdirle karşılanan ve Birleşmiş Milletler düzeyinde küresel bir harekete dönüşen "Sıfır Atık" projesidir. Türk mutfağının temel genetiğinde var olan "nimetin kutsallığı", "israftan kaçınma" ve "berekete saygı" gibi hikmetli ilkeler, Emine Erdoğan'ın küresel liderliğiyle modern ve uygulanabilir bir atık yönetimi modeline dönüştürülmüştür. Hanımefendi'nin himayesinde hazırlanan ve uluslararası alanda büyük ses getiren "Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı" adlı eser, bu vizyonun en somut belgesidir. Bu çalışmaların küresel ölçekte taçlandığı en önemli platform ise her yıl dünya genelinde kutlanan "Türk Mutfağı Haftası" etkinlikleridir.
29 Mayıs 2026 02:21