Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Ankara'da Sıkıyönetim
Reklamsız Sözcü üyelerimiz ve ücretli X üyelerimiz yazıya erken erişim sağlayabilir.
07 Temmuz 2026 00:00

Yuvarlak Olan Sadece Top Mu?
Çocukluğumuzun en güzel cümlesiydi: ' Top yuvarlaktır ' sözü. Şimdi dönüp Dünya Kupası'na bakıyorum... İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Çünkü Dünya Kupası'nda yaşananlar, topun değil; kuralların da yerine göre döndüğü hissini uyandırıyor. SINIR KAPISINDA KALAN ADALET 2026 Dünya Kupası daha başlamadan futbolun değil, vizelerin konuşulduğu bir turnuvaya dönüştü. 2025 yılında Afrika'da yılın hakemi seçilen Artan, Dünya Kupası finallerinde düdük çalacak ilk Somalili hakem olmaya hazırlanıyordu. Dünya Kupası tarihine geçecekti. UEFA, 12 Ağustos'ta oynanacak Süper Kupa Finali'ni ona emanet etti. Omar Artan, 2030 Dünya Kupası finalini yönetirse belki o vakit soğur içimiz. 1962'de yarı finalde kırmızı kart gören Garrincha'nın final oynayabilmesi bugün hâlâ anlatılır. TRUMP NEREDE, INFANTINO ORADA Gelelim FIFA Başkanı Gianni Infantino'ya... 2016'dan bu yana dünya futbolunun en güçlü koltuğunda oturuyor. Donald Trump nerede... Infantino da orada. Bunların arasında Gianni Infantino da var. 2027'de Fas'ın Başkenti Rabat' ta yapılacak FIFA Başkanlık seçimi, belki de yalnızca bir başkan seçimi olmayacak. Kaybeden Dünya Kupası olur. Infantino'yu aradığını kabul eden Trump'ın "Ben kırmızı kartın ne halt olduğunu bile bilmiyordum' itirafını Deniz Göktaş'ın skeçlerine havale ediyorum. Bazı gerçekleri gazeteciler yazar. Bazı gerçekleri ise en iyi mizah anlatır. Kimi zaman mizah, en ciddi mahkemeden bile ağır hüküm verir. Son sözü yine futbol söylesin... Adaletin olmadığı yerde, kupaların da anlamı kalmaz. Rekabette adalete gölge düşerse, kimse güneşin yüzünü bir daha göremez. Belçika, ABD'yi 4-1 mağlup etti. Bu kez ne siyaset kazandı ne de kulisler... Kazanan yeşil çimlerde adalet duygusu oldu. Yine de itiraf etmeliyim... ABD'nin turu geçmesini isterdim. Çünkü bu hikâyenin sonunu, Donald Trump'a meydan okuyan İspanyolların yazması çok daha anlamlı olurdu. O zaman belki de kendi kendimize şu cümleyi kurabilirdik: "Demek ki top hâlâ biraz olsun yuvarlakmış."
07 Temmuz 2026 00:00

Ankara Zirvesi: Yeni Dünya Düzeninin Eşiğinde Türkiye Ve "Nato 3.0"
Ankara Zirvesi'nin Türk ve dünya siyaseti açısından taşıdığı önemi anlamak için iki temel eksene bakmak gerekiyor: Türkiye'nin jeopolitik konumunun rüştünü yeniden ispat etmesi ve ittifakın "NATO 3.0" adı verilen yeni askeri ve siyasi doktrine geçişi. Gelelim dünya siyasi tarihine geçecek olan "NATO 3.0" konseptine... Soğuk Savaş'ın iki kutuplu savunma refleksini içeren NATO 1.0 ve sınır ötesi kriz yönetimi ile terörle mücadeleye odaklanan NATO 2.0 dönemleri artık geride kaldı. Bu zirve bittiğinde, sadece müttefiklerin aile fotoğrafı hafızalarda kalmayacak; "Ankara Doktrini" olarak anılmaya aday NATO 3.0'ın çok kutuplu dünyada attığı ilk ve en güçlü adım siyaset tarihine altın harflerle yazılacaktır.
07 Temmuz 2026 00:00

Sarı Lacivertin Yıldız Hafızası
Aziz Yıldırım'ın göreve dönüşünün üzerinden henüz bir ay geçmişken yaşanan bu transfer hamleleri, camiada yeni dönemin transfer anlayışına dair önemli bir mesaj olarak yorumlanıyor. Uzun zamandır özlemi duyulan "yıldız transferi" kavramı, bu kez yalnızca bir temenni değil, somut adımlarla yeniden konuşulmaya başlanıyor. 1998'den 2018'e uzanan yirmi yıllık dönemde Fenerbahçe'nin transfer politikası yalnızca kadro kurmaktan ibaret değildi. Bu transferler yalnızca kadroyu güçlendirmedi; Fenerbahçe'nin dünyaya verdiği "Ben en büyük oyunculara talibim" mesajının da en güçlü göstergesi oldu. Manchester City'nin deneyimli savunmacısı Nathan Aké'nin transferi yalnızca kadroya yapılan önemli bir takviye değildi; aynı zamanda Fenerbahçe'nin yeniden büyük oyuncuların adresi olabileceğine dair güçlü bir mesajdı. Şimdiden hafıza ve heyecan Fenerbah ç e 'nin en büyük transferi oldu. Onu dinledikçe meselenin yalnızca "çocuklar çok fazla ekran başında vakit geçiriyor" cümlesiyle açıklanamayacağını, aslında aileyi ve toplumu ilgilendiren çok daha derin bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu anlıyorsunuz. Üner Karabıyık'ın sohbet boyunca sık sık kullandığı bir benzetme vardı: "Günümüzün işgali artık topraklar üzerinden değil, ekranlar üzerinden yürütülüyor." Vakfın son üç yılda yaptığı saha çalışmaları, ekran süresi arttıkça çocuklarda baskı, kaygı ve aidiyet duygusundaki zayıflamanın da arttığını ortaya koyuyor. Sohbetin en dikkat çekici bölümü ise aileyi toplumun "sosyo-kültürel bağışıklık sistemi" olarak tanımlamasıydı. Ancak Karabıyık'ın en önemli uyarısı şu oldu: "Bu mücadele yalnızca ailelerin omuzlarına bırakılamaz." Devletin, medyanın, eğitim kurumlarının ve sivil toplumun da aynı sorumluluğu paylaşması gerekiyor.
07 Temmuz 2026 00:00

Sağlıklı Aile İletişiminin Temel Dinamikleri
Aile, insanın dünyayla kurduğu ilk ilişki biçimidir. Bu nedenle aile içinde kurulan iletişim yalnızca günlük konuşmalardan ibaret değildir. Aynı evde yaşayan insanlar saatlerce bir arada bulunabilir. Çünkü dinlemek yalnızca sessiz kalmak değildir. Bir çocuk okulda yaşadığı küçük bir hayal kırıklığını anlattığında, ebeveynin hemen çözüm üretmeye çalışması yerine önce "Bu seni üzmüş olmalı." diyebilmesi, çocuğun anlaşıldığını hissetmesini sağlar. Sağlıklı ailelerde "Sen hep böylesin." yerine "Bu davranışın beni üzdü." gibi ben dili kullanılır. Güven duygusu, sağlıklı iletişimin belki de en önemli temelidir. Yargılanmadan konuşabilmek, eleştirilmeden duyulabilmek ve hata yapıldığında birlikte çözüm arayabilmek aile bağlarını güçlendiren en önemli etkenler arasındadır. Sağlıklı iletişimde sınırlar da en az sevgi kadar önemlidir. Ancak ilişkiler sağlıklı sınırlar sayesinde güvenli kalır. Empati, haklı ya da haksız aramak değil, karşımızdaki kişinin yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmaktır. Aynı şekilde ebeveynlerin de zaman zaman yorulabileceğini, hata yapabileceğini çocuklara gösterebilmesi aile içinde gerçekçi ve samimi bir ilişki kurulmasını sağlar. Hiçbir aile çatışmalardan tamamen uzak değildir. Sağlıklı aile iletişimi mükemmel bireylerden oluşan kusursuz bir düzen değildir.
07 Temmuz 2026 00:00

Mustafa Kemâl'in Uydurma Şecereleri Ve Hakîkî Mensûbiyeti (341)
"Bayar çetesi mensuplarının fenalıklarile mağdur olmuş kayın biraderim Fethi Kaçel'e bana olan bağlılığından dolayı sevgiler. Bilhassa basınımıza bana ve aileme göstermiş olduğu yakın alâkadan minnettarım. "Bu kitabı vatanperver, idealist ve temiz kalmış arkadaşlarıma ve Hürriyet mücadelemizde hayatlarını feda etmiş gençlerimize ithaf ediyorum. "Ruhları şad olsun! "Anlattıklarımın vesikaları Devlet arşivinde bulunduğu gibi, bunlar ve İkinci Dünya Harbinde yaptığım hizmetler, sevgi ve teveccühlerini şerefle taşıdığım İsmet İnönü'den sorulabilir." (Mehmet Özdemir Evliyazade, Onları Anlatıyorum, İstanbul: Yeni Doğuş Matbaası, 1960, 95 s. içinde, "Önsöz", ss. 5-7) Mehmet Özdemir Evliyazade'nin -siyâsî desteğiyle iftihâr ettiği- kardeşi Mustafa Yılmaz Evliyazade'nin ilk eşi, Sabataî Cemâatinin -iktisâdî faâliyetleriyle muâsır târihimizde iz bırakan- Dilberler (Dilberzadeler) âilesine mensûb Mebrure Dilber… Bu izdivâcdan, Osman Refik Evliyazade (1945 – 15.2.2006) doğuyor. (Osman Refik Bey'in doğum ve ölüm târihleri için kaynağımız: Bülent Günal, 17.2.2006; https://www.gazetevatan.com/gundem/gizemli-ailenin-yas-gunu-71271; 14.5.2026) Mebrure (Dilber) Evliyazade, Osman Nuri Dilber ile Fatma Hanım'ın kızı… (https://www.geni.com/people/Mebrure-Dilber/6000000177117218839; 8.5.2026) Mustafa Yılmaz Evliyazade, ikinci izdivâcını İzmirli bir Lövanten hanımla yapıyor: May (Edma) Penetti… May Hanım, İzmir Alsancak İtalyan Mektebi'nden mêzûn… (https://www.levantineheritage.com/la-centrale-school.html; 8.5.2026) M. Yılmaz Evliyazade'nin ikinci çocuğu olan Aylin Hanım'ın birinci hanımından mı, yoksa ikincisınden mi olduğunu tesbît edemedik. Aylin Hanım, Melih Ataca ile evlenmiş… Hangi gazetede neşredildiğini tesbît edemediğimiz vefât îlânına nazaran, cenâzesi İzmir'de 28 Ocak 2002'de Hocazâde Câmii'nden kaldırılan Mustafa Yılmaz Evliyazade, -muhtemelen- 27 Ocak 2002'de vefât etmiştir: "Merhum Nejat - Merhume Mesude Evliyazade'nin oğlu, Merhum MEHMET ÖZDEMİR EVLİYAZADE'nin kardeşi, Sibel - Osman Refik Evliyazade ve Aylin - Melih Ataca'nın saygıdeğer babaları, Neslişah Ulviye ve Mesude Emel Evliyazade ile Enis ve Dalya Ataca'nın sevgili dedeleri, Merhume [Mebrure] ve May Evliyazade'nin kıymetli eşi MUSTAFA YILMAZ EVLİYAZADE Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. namazını müteakıp] Paşaköprü Aile Mezarlığı'nda [defnedilecektir]...." (https://forum.memurlar.net/konu/172257/cumartesi-sebataycilar-icin-kutsal-bir-gun-mudur.html) (24.5.2026) Mustafa Yılmaz Evliyazade'nin nesli, Neslişah Ulviye (Evliyazade) Emekçi, Mesude Emel (Evliyazade) Zaimoğlu, Hanzade Emekçi, Suade Hanzade Zaimoğlu gibi ferdlerle devâm ediyor. ((https://ottomapper.aytekustundag.com/Family/0cd8d2a4-8214-4fba-82dc-821e04083ddd; 22.3.2026; "Nejat Evliyazade Koşusu'nu 'Gürgökçe' kazandı",27.1.2011; https://www.tjk.org/TR/YarisSever/News/Page/5695; 23.3.2026) Nejat Evliyazade gibi, kendisinin küçük kardeşi ve Refik / Hacer Evliyazade çiftinin dördüncü evlâdı Sedat Evliyazade'nin de (1898 – 1977) Türkiye Joker Kulübü tarafından kaleme alınmış kısa bir tercümeihâli bulunuyor: (https://www.tjk.org/TR/YarisSever/News/Data/3226; 31.5.2026) Sedat Evliyazade, at yarışlarını tâk̆îb ettiği bir ânında… *** "İzmir'in tanınmış ailelerinden Evliyazade Ailesi'ne mensup olan Sedat Evliyazade, 1898 yılında İzmir'de doğdu. *** "Mutlak Şef"in Ankara İstik̆l̃âl̃ Mahkemesi, İttihâdcı lideri ve potansiyel rak̆îb Dr. Nâzım Bey'i, müretteb "İzmir Sûikasdi" Dâvâsı netîcesinde darağacına göndermişti. Bunun şâhidi olan bir fotoğraf var: 1937 güzünde, İzmirli Lövanten Harold Giraud'nun "Lilas" isimli yatında, Sedat Evliyazade ve küçük eniştesi (kızkardeşi Beria Hanım'ın kızı Sevinç Hanım'ın ilk zevci, İş Bankası İzmir Şûbesi Müdürü) Cemil Atalay'la berâber çekilmiş bir fotoğraf… Kemalist Uydurma Dilde böyle kelimeler bulamazsınız!) Sedat Evliyazade'nin servetinin nelerden meydana geldiğini tesbît edemedik. Fotoğrafta, 1945'teki "Gazi Koşusu" denilen at yarışları sonrasında, "Millî Şef", Sedat Evliyazade ile karşı karşıya kadeh kaldırırken görülmektedir… (Latif Daşdemir, "Atatürk'ün İzmir Ziyaretleri ve Kaynakçalı Kronolojisi"; (ttps://www.academia.edu/13987321/Mustafa_Kemal_Pa%C5%9Fa_%C5%9E%C3%BCkr%C3%BC_Kaya_Nuri_Conker_ve_Yaverd; 3.4.2026) İzmirli Lövanten Harold Giraud'nun "Lilas" isimli yatında 1937 güzünde çekilmiş bu fotoğrafta, arkada ayakta duranlardan soldaki şahıs Sedat Evliyazade, sağdaki şahıs onun küçük eniştesi Cemil Atalay'dır.
07 Temmuz 2026 00:00

Gazze'nin Çığlığı Ve Medeniyetin Sessizliği
Gazze'de zulmün görülmesine ve "dur" denmesine bu sahte medeniyet gölge ve engel. Kendini insanlığın zirvesi ilan eden modern dünya, azgın salyalarıyla mazlum Gazze etrafında bent olmuş; kuzuyu Siyonist canavarın parçalamasına göz yummuş. Sanki bu ruhsuz modernizm, bu hayâsız bilim diyor ki: "Yeni bir aydınlanma yaşamak, çağ atlamakla kalmayıp uzaya atlamamız için tonlarca bomba ve zulmü Gazze'nin üzerine atmalıyız. İnsanlığın geri kalanını köleleştirmeden, kendi seçkin azınlığımıza sahte bir cennet inşa edemeyiz." Ruhsuz Batı, ikiyüzlü hukuk kurallarını arkasına alarak adeta Siyonist canavara fısıldıyor: "Bizim akıl sağlığımız ve konforumuz için, işkence ile Filistinlinin aklını almalısınız. Yetmez; evine, malına, tarihine konmalısınız." Çünkü bu mekanik ve ruhsuz medeniyetin gizli yasası diyor ki: "Yeni icatların devam etmesi, Mars'ta hayatın aranması için Gazze'nin hayat damarları kesilmeli. H₂O'nun laboratuvarlarda kutsanması, laboratuvar patentlerinin korunması ve zenginlerin kana kana içmesi için bebeklerin kanı dökülmeli, ambulanslara bomba atılmalı. Suyun kaldırma, havanın itme gücü için Gazzeli masumların üzerine kahpece ölüm yağdırılması lazım... Atomun parçalanması, yerçekiminin devam etmesi, kapitalizmin çarklarının dönmesi ve ağaçların liberal dünyada meyve vermesi için Gazzelilerin soykırım yaşaması lazım. İki kere ikinin dört olmayı terk etmemesi, bu sömürü matematiğinin bozulmaması için Filistinli, Suriyeli çocukları kaçırıp iki böbreği, ciğeri, kalbi çalınmalı ve de Epstein adasında küçük kız çocukları küresel yamyamlara meze edilmeli." Uçakların konforla uçması, internetin kesintisiz akması; eften püften bir telefonun yeni modeli için modern kölelerin geceden kuyruğa girmesi; o malum küresel kahve zincirlerinde sahte vicdan rahatlatmalarıyla değerlerin hiçe sayılması ve asla yerden ekmek kırıntısı toplayan, çamurlu çukurdan avucuyla su içmeye çalışan çocukların görünmemesi lazım... Ama istisnaları hariç, kendi refahından başka din tanımayan sekiz milyar dünyalının—özellikle Amerika'nın—o devasa duyarsızlığı ve ruhsuzluğu üzerlerine kara bir gölge oldu. Bugün Gazze'de unutulan şey sadece insanlık değil; bizzat insanlığın ruhudur. Modernitenin sahte ışıkları altındaki insanlık, mazlumun ahı karşısında kör ve sağır kaldığı müddetçe, inşa ettiği o "görkemli" medeniyet aslında kendi ebedi mezarıdır.
07 Temmuz 2026 00:00

Ankara'nın Küresel Masası: Nato 3.0 Ve Güç Dengelerinin Yeniden İnşası
"The Beast" Ankara caddelerinde turlarken, C-17 kargo uçakları Yeni Ankara Havalimanı'na sevkiyat yaparken aslında tek bir şey ilan ediliyor: Dünya siyasetinde yeni bir dönemin şafağındayız. İkinci ve asıl büyük kırılma ise ittifakın ilan etmeye hazırlandığı "NATO 3.0" doktrini. Soğuk Savaş'ın iki kutuplu savunma refleksini içeren NATO 1.0 ve sınır ötesi kriz yönetimi ile asimetrik tehditlere odaklanan NATO 2.0 dönemleri bu zirveyle birlikte resmen tarihe karışıyor. Zirvenin vitrinine yerleştirilen "Daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa" mottosu, Washington'ın yük paylaşımında attığı radikal geri adımın ve Avrupa ülkelerinin kendi güvenlik otonomilerini sağlama zorunluluğunun en net siyasi itirafıdır. Siyaset sahnesi önümüzdeki dönemde çok daha sert rüzgarlarla çalkalanmaya gebe ancak kesin olan bir şey var: Yeni dünya düzeninin ve NATO 3.0'ın ayak sesleri ilk kez ve en güçlü şekilde Ankara sokaklarında yankılanıyor.
06 Temmuz 2026 22:37

Aziz İhsan Aktaş'a Suikast İddianamesi Tamamlandı: Selahattin Yılmaz Sanık Oldu
Hazırlanan iddianamede, Selahattin Yılmaz'ın liderliğini yaptığı öne sürülen silahlı suç örgütünün Aktaş'ı öldürmek için harekete geçtiği ileri sürüldü. Hazırlanan 46 sayfalık iddianamede, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan iş insanı Aziz İhsan Aktaş'a yönelik suikast hazırlığı yapıldığı iddiasıyla 19 kişi hakkında dava açıldı. Sanıklar hakkında "suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak ve yönetmek", "örgüte üye olmak" ve "kasten öldürmeye teşebbüs" başta olmak üzere çok sayıda suçtan cezalandırılmaları talep edildi. İddianamede Aktaş'ın, cezaevinden çıktıktan sonra yakın çevresi tarafından kendisine "ölüm listesinde olduğu", ailesiyle birlikte saldırıya uğrayabileceği ve bu saldırının Selahattin Yılmaz ile oğlu Alperen Göktuğ Yılmaz tarafından organize edildiği yönünde bilgiler ulaştığını anlattığı belirtildi. Savcılık, soruşturmanın önemli aşamalarından birinin, organize suç örgütü lideri Hasan Heybetli'nin 14 Mart 2025'te Fatih Camii'nde düzenlenen cenaze töreninde elde edilen görüntüler olduğunu kaydetti. Dijital materyaller üzerinde yapılan incelemelerde şüphelilerin birbirlerini "Reis", "Ağabeyim", "Can Ağbim", "Enişte" gibi ifadelerle kaydettikleri, aralarında binlerce mesaj bulunduğu tespit edildi. Savcılık, örgütün uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, üyeler arasında sıkı bir hiyerarşi bulunduğunu, lider Selahattin Yılmaz'a "Reis" diye hitap edildiğini ve verilen talimatların sorgulanmadan yerine getirildiğini iddia etti.
06 Temmuz 2026 20:12


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Azteca'da Meksika'nın Şarkısı Yarım Kaldı
Meksika-İngiltere maçının olağanüstülüğü, bitiş düdüğünden önceki 11 dakikada iyice görünür hâle geldi. Meksika için o 11 dakika, bir maçın son bölümü olmaktan çıktı; kırk yıla yaklaşan bir bekleyişin, defalarca ertelenmiş bir umudun, "bu kez" diye başlayan cümlelerin son sınavına dönüştü. İngiltere ise o dakikalarda güzel oynamıyordu. Buna rağmen ortaya çıkan şey basit bir kapanma hikâyesi değildi. Azteca, bu maçın fonu değildi. Tribünler oyunun içine giriyor, geçmiş maçlar bugünkü paslara karışıyor, Maradona'dan 1970 Brezilya'sına kadar uzanan eski görüntüler sanki betonun içinde kalmış gibi yeniden beliriyor. İngiltere için bu stadyumun adı, 1986'dan beri huzurlu bir çağrışım taşımıyordu. İlk yarıda Jude Bellingham'ın iki golü maçı İngiltere'ye çevirdi, Harry Kane'in penaltısı farkı yeniden açtı, Jordan Pickford kritik anlarda takımını tuttu. Bu turnuva boyunca Meksika, kendi sahasında yenilmeyen, kalesini koruyan, taraftarıyla daha fazla büyüyen bir takım görüntüsü verdi. İngiltere maçı öncesi beklenti, saha içi verilerden de besleniyordu; savunmanın güveni, genç Gilberto Mora'nın cesareti, Erik Lira'nın direnci, Raul Jiménez'in ceza sahasındaki varlığı, Julian Quiñones'in doğru zamanda ortaya çıkma becerisi bu inancı güçlendirmişti. Meksika ilk yarım saatte İngiltere'yi gerçekten zorladı. İkinci golde ise Meksika'nın henüz ilk sarsıntıyı üzerinden atamadığı anda tekrar sahneye çıktı. Azteca hâlâ gürültülüydü, Meksika hâlâ oyundaydı, ama artık İngiltere karşılaşmanın kaderine elini koymuştu. İngiltere'nin bu turnuvadaki kaderi, Kane'in bitiriciliğiyle Bellingham'ın büyük anlarda ortaya çıkma alışkanlığı arasında gidip geliyor. İlk yarıda 2-0'ı bulduktan sonra oyunu sakinleştirmesi, Meksika'yı daha fazla koşturması, tribünün sesini zamanla yorması beklenirdi. 3-1, böyle bir gecede bile güven verebilecek bir skordu. Bir kişi eksik kalmak İngiltere'yi planından kopardı, Tuchel'i daha savunmacı bir düzene itti ve Meksika'ya Azteca'yla birlikte saldırabileceği yeni bir oyun verdi. "Ya bu kez olursa?" sorusu, tüm ülkenin Dünya Kupası'na bakışını değiştiren ortak bir bekleyişe dönüştü. Meksika, ilk yarım saatte bulduğu fırsatları değerlendiremedi; İngiltere ise ilk büyük açıklardan ikisini gole çevirdi. İngiltere, Meksika'nın Dünya Kupası yolunu bitirdi, ama Meksika'nın turnuva boyunca ürettiği ortaklığı ortadan kaldıramadı. Pickford'ın turnuva kalecisi gibi oynadığı gecelerde de savunma hataları daha az görünür hâle geliyor. Bir kişi eksikken 5-3-1'e dönmek, Meksika'nın ceza sahasına akmasını sınırladı. İngiltere bunu yaptı. Azteca'da 10 kişiyle, ev sahibi ülkenin baskısı altında, iki kez sallanmasına rağmen yıkılmadı. Maç bittiğinde İngiliz oyuncuların yere yığılması, sadece fiziksel yorgunluğun görüntüsü değildi. Yine de Meksika bu turnuvada kendini yalnızca kaçırdığı fırsatla anlatmak zorunda değil.
06 Temmuz 2026 18:16