×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Mustafa Kemâl'in Uydurma Şecereleri Ve Hakîkî Mensûbiyeti (341)

"Bayar çetesi mensuplarının fenalıklarile mağdur olmuş kayın biraderim Fethi Kaçel'e bana olan bağlılığından dolayı sevgiler. Bilhassa basınımıza bana ve aileme göstermiş olduğu yakın alâkadan minnettarım. "Bu kitabı vatanperver, idealist ve temiz kalmış arkadaşlarıma ve Hürriyet mücadelemizde hayatlarını feda etmiş gençlerimize ithaf ediyorum. "Ruhları şad olsun! "Anlattıklarımın vesikaları Devlet arşivinde bulunduğu gibi, bunlar ve İkinci Dünya Harbinde yaptığım hizmetler, sevgi ve teveccühlerini şerefle taşıdığım İsmet İnönü'den sorulabilir." (Mehmet Özdemir Evliyazade, Onları Anlatıyorum, İstanbul: Yeni Doğuş Matbaası, 1960, 95 s. içinde, "Önsöz", ss. 5-7) Mehmet Özdemir Evliyazade'nin -siyâsî desteğiyle iftihâr ettiği- kardeşi Mustafa Yılmaz Evliyazade'nin ilk eşi, Sabataî Cemâatinin -iktisâdî faâliyetleriyle muâsır târihimizde iz bırakan- Dilberler (Dilberzadeler) âilesine mensûb Mebrure Dilber… Bu izdivâcdan, Osman Refik Evliyazade (1945 – 15.2.2006) doğuyor. (Osman Refik Bey'in doğum ve ölüm târihleri için kaynağımız: Bülent Günal, 17.2.2006; https://www.gazetevatan.com/gundem/gizemli-ailenin-yas-gunu-71271; 14.5.2026) Mebrure (Dilber) Evliyazade, Osman Nuri Dilber ile Fatma Hanım'ın kızı… (https://www.geni.com/people/Mebrure-Dilber/6000000177117218839; 8.5.2026) Mustafa Yılmaz Evliyazade, ikinci izdivâcını İzmirli bir Lövanten hanımla yapıyor: May (Edma) Penetti… May Hanım, İzmir Alsancak İtalyan Mektebi'nden mêzûn… (https://www.levantineheritage.com/la-centrale-school.html; 8.5.2026) M. Yılmaz Evliyazade'nin ikinci çocuğu olan Aylin Hanım'ın birinci hanımından mı, yoksa ikincisınden mi olduğunu tesbît edemedik. Aylin Hanım, Melih Ataca ile evlenmiş… Hangi gazetede neşredildiğini tesbît edemediğimiz vefât îlânına nazaran, cenâzesi İzmir'de 28 Ocak 2002'de Hocazâde Câmii'nden kaldırılan Mustafa Yılmaz Evliyazade, -muhtemelen- 27 Ocak 2002'de vefât etmiştir: "Merhum Nejat - Merhume Mesude Evliyazade'nin oğlu, Merhum MEHMET ÖZDEMİR EVLİYAZADE'nin kardeşi, Sibel - Osman Refik Evliyazade ve Aylin - Melih Ataca'nın saygıdeğer babaları, Neslişah Ulviye ve Mesude Emel Evliyazade ile Enis ve Dalya Ataca'nın sevgili dedeleri, Merhume [Mebrure] ve May Evliyazade'nin kıymetli eşi MUSTAFA YILMAZ EVLİYAZADE Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. namazını müteakıp] Paşaköprü Aile Mezarlığı'nda [defnedilecektir]...." (https://forum.memurlar.net/konu/172257/cumartesi-sebataycilar-icin-kutsal-bir-gun-mudur.html) (24.5.2026) Mustafa Yılmaz Evliyazade'nin nesli, Neslişah Ulviye (Evliyazade) Emekçi, Mesude Emel (Evliyazade) Zaimoğlu, Hanzade Emekçi, Suade Hanzade Zaimoğlu gibi ferdlerle devâm ediyor. ((https://ottomapper.aytekustundag.com/Family/0cd8d2a4-8214-4fba-82dc-821e04083ddd; 22.3.2026; "Nejat Evliyazade Koşusu'nu 'Gürgökçe' kazandı",27.1.2011; https://www.tjk.org/TR/YarisSever/News/Page/5695; 23.3.2026) Nejat Evliyazade gibi, kendisinin küçük kardeşi ve Refik / Hacer Evliyazade çiftinin dördüncü evlâdı Sedat Evliyazade'nin de (1898 – 1977) Türkiye Joker Kulübü tarafından kaleme alınmış kısa bir tercümeihâli bulunuyor: (https://www.tjk.org/TR/YarisSever/News/Data/3226; 31.5.2026) Sedat Evliyazade, at yarışlarını tâk̆îb ettiği bir ânında… *** "İzmir'in tanınmış ailelerinden Evliyazade Ailesi'ne mensup olan Sedat Evliyazade, 1898 yılında İzmir'de doğdu. *** "Mutlak Şef"in Ankara İstik̆l̃âl̃ Mahkemesi, İttihâdcı lideri ve potansiyel rak̆îb Dr. Nâzım Bey'i, müretteb "İzmir Sûikasdi" Dâvâsı netîcesinde darağacına göndermişti. Bunun şâhidi olan bir fotoğraf var: 1937 güzünde, İzmirli Lövanten Harold Giraud'nun "Lilas" isimli yatında, Sedat Evliyazade ve küçük eniştesi (kızkardeşi Beria Hanım'ın kızı Sevinç Hanım'ın ilk zevci, İş Bankası İzmir Şûbesi Müdürü) Cemil Atalay'la berâber çekilmiş bir fotoğraf… Kemalist Uydurma Dilde böyle kelimeler bulamazsınız!) Sedat Evliyazade'nin servetinin nelerden meydana geldiğini tesbît edemedik. Fotoğrafta, 1945'teki "Gazi Koşusu" denilen at yarışları sonrasında, "Millî Şef", Sedat Evliyazade ile karşı karşıya kadeh kaldırırken görülmektedir… (Latif Daşdemir, "Atatürk'ün İzmir Ziyaretleri ve Kaynakçalı Kronolojisi"; (ttps://www.academia.edu/13987321/Mustafa_Kemal_Pa%C5%9Fa_%C5%9E%C3%BCkr%C3%BC_Kaya_Nuri_Conker_ve_Yaverd; 3.4.2026) İzmirli Lövanten Harold Giraud'nun "Lilas" isimli yatında 1937 güzünde çekilmiş bu fotoğrafta, arkada ayakta duranlardan soldaki şahıs Sedat Evliyazade, sağdaki şahıs onun küçük eniştesi Cemil Atalay'dır.

Köşe Yazarı

Kaynak: Milat

07 Temmuz 2026 00:00

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Köşe Yazarı

Mustafa Kemâl'in Uydurma Şecereleri Ve Hakîkî Mensûbiyeti (348)

Münci Kapani'nin ve mümâsili Fanatik Kemalistlerin, 1950'li senelerden beri, mütemâdiyen, "L̃aiklikden uzaklaşıldığına" dâir bu şik̃âyetleri, bir vâkıaya bir def'a daha dikkatimizi çekiyor: L̃aiklik, halkın talebiyle kabûl̃ edilmiş bir umde değildir; başlangıcından îtibâren cumhûrî meşrûiyeti olmıyan, ik̆tidârı bir "İhtilâl Harbi"yle zaptedip totaliter bir rejim kuran Kemalizmin bir dayatmasıdır… Atatürk'ün İslâm dinine karşı büyük bir bağlılık ve saygı hissi taşıdığını belirten Dr. Doğan, ilh…" Müslümanlar, Kur'ânî Rûhla düşünmeli ve kendi vicdânlarında karâr vermelidirler: Kimlere selâm verilir, kimlerin arkasında veyâ kimlerle aynı saflarda namaz kılınır, kimlerin cenâzesine iştirâk̃ edilir, kimler hayırla, rahmetle yâdedilir? *** Hiçbir cumhûrî meşrûiyeti olmıyan Kemalist dayatmaya nazaran, dîn, ictimâî hayâtı ve ferdin cem'iyet içindeki davranışlarını murâkabe eden, onlara têsîr eden bir âmil olmıyacakmış… Öyleyse "Dîn" (ki bize göre "Dîn", Dîn-i Mübînden, yâni Müslümanlıktan ibârettir ve Kemalistler de bu kelimeyle aynı şeyi kasdediyorlar) ne işe yarıyacak? Vicdânlarda mahpus kalacak, dışarıya taşmıyacak, cem'iyet hayâtında tezâhür etmiyecek, ferdin davranışlarına istikâmet vermiyecek… Böyle bir îmân yaşıyabilir mi? Bir müddet sonra zâil olup gideceği bedîhîdir. Hâl̃buki asırlık Münâfık kültürüyle yoğrulmuş, hak̆îk̆î ilim adamlığından fersah fersah uzak bu Akademisyene nazaran, vicdânlara kadar tahakküm etmek derecesinde zâlim bir ideol̃ojinin bu L̃aiklik telak̆k̆îsi ve siyâseti, "Vicdân Hürriyetine müdâhale" sayılmazmış, bilakis "gerçek inanc hürriyetini têmîn ediyor" imiş: "Bu anlamıyla laisizm, şüphesiz ki gelenekçi ve gerici cephenin iddia ettiği gibi, din ve vicdan hürriyetine müdahale demek değildir. Tam aksine, vicdanları din adına yapılan baskılardan kurtarmak suretiyle gerçek inanç hürriyetini sağlayan bir anlayıştır." Binâenaleyh bu müfsid Sabataî muhâkeme tarzına nazaran, vicdânları Müslümanlık îtikâdından kurtarmak, onlara hürriyet bahşetmek imiş! Nitekim (Sabataîlikle mezcolmuş) Farmason Locaları da, bu uğurda harıl harıl faâliyet gösteriyorlar… Elbetteki hayır! Çünki insanoğlu, mâhiyeti ne olursa olsun mutlakâ bir inancın mâlikidir; "inancsızlık", sâdece şu veyâ bu inanca nisbetledir. Öyleyse, en mukaddes, en vazgeçilmez İnsan Hakkı olan Vicdân Hürriyetini tanımıyan bu dal̃âlet, bu hadsiz zulüm ehli, Müslümanları da kendilerine benzetmek, dîğer tâbirle, vicdânlarda, Müslümanlık ak̆îdesi yerine Kemalizmi, yâni Materyalizm, Frenk mukallidliği ve Şahısperestliği ikâme etmek dâvâsı güdüyorlar… Müslümanlar, bir asırdır, onların bu sapkın, bu bâtıl dâvâsına direniyorlar. En azından Dînlerinin rûhuna bihakkın nüfûz etmiş bütün şuûrlu Müslümanlar, bundan sonra da, onlara, ölümüne mukâvemet etmiye devâm edecekler. Zâten onlara mukâvemet etmemek, mânen ölmek demekdir. Hem de ebedî ölüm! Bilakis, mukâvemetin tevlîd edeceği ölüm, ancak dünyevî ölüm olacaktır… Şu muvakkat̃ dünyâda, muvakkat̃ hayâtta ölüm, l̃âkin ebedî dirilik! Münci Kapani, bütün Cemâati ve müttefîk̆leri gibi, Müslümanlarla "nihâî bir çatışmanın" herhâlde kaçınılmaz olduğunu düşünüyor ve bu çatışmadan (şimdiye kadar olduğu gibi, yine) Kemalizmin gâlib çıkacağına inanıyor: "Başbakanın [Farmason Başvekîl –bilâhare gûyâ "Cumhûr Başkanı"- Süleyman Demirel'in] 'Türkiye'de laik devlet esaslarını değiştirmeye kimsenin gücü yetmiyecektir' sözü, yukarıda da belirttiğimiz gibi, bir teminat değil, sadece bilinen bir gerçeğin tekrarıdır. İktidar partisi [Adalet Partisi] ve onun lideri, bunu açık kalplilikle yapmadıkça, Anayasanın laik ve devrimci ilkelerine [dîğer tâbirle resmî dîn yapılmış Kemalizme] bağlılıklarını sözle değil, olumlu tutumları ile göstermedikçe, tehlikeli çatışmaya doğru yokuş aşağı gidişi frenlemek mümkün olmayacaktır." (Milliyet, 18.7.1982, s. 12) "Kurucu Meclis Anayasa Komisyonu" Âzâsı sıfatıyle 27 Mayıs 1960 İhtilâlcilerinin Esâsiyesini hazırlıyanlardan biri de Prof. Dr. Münci Kapani idi… Kimisi Sabataî, kimisi Farmason, kimisi Marksist, her hâl-ü-k̃ârda tamâmı Fanatik Kemalist, İsl̃âm düşmanı ve Mütehakkim Zümrenin temsîlcileri!

16 Temmuz 2026 00:00

Köşe Yazarı

Mustafa Kemâl'in Uydurma Şecereleri Ve Hakîkî Mensûbiyeti (347)

Münci Kapani, Ağabeyine son bir def'a cevâb vererek, onu, devekuşu tavrı takınmakla ithâm etmiş, bu tesbîtle münâkaşayı kesmiştir: "…Bugünkü totaliter gidişin müdâfii, bir zamanlar kendisi ile iftihar ettiğim ateşli hürriyet mücahidi, idealist Osman Kapani'nin, bugün hürriyeti boğmak isteyenlere yardım hususunda gösterdiği ceht, tehâlükten ileri geliyor… […] Osman Kapani, diğer iktidar partisi mensupları gibi, hakikatleri görüp onlardan faydalanmak yerine, başını kuma sokan devekuşu mantığı ile kaçmayı tercih etmiştir." (Milliyet, 2.10.1957, ss. 1 ve 3) 27 Ekim 1957 Erken Seçimlerini, Osman Kapani'nin de tahmîn ve ümîd ettiği gibi, yine DP kazanmıştır: Muhâliflerin toplam 186 Millet Vekîline (CHP: 178, CMP: 4, HP: 4) mukâbil 424 Millet Vekîli ile, Meclis'de mutlak üstünlük… Bir-iki sene evvelindeki şu iddiâ da ona âiddir: "Bizim parti, onlarınki gibi, Bulvar Palasın duvarları arasında İnönü ile kadeh tokuşturarak kurulan bir parti değildir! Onlar, 1958 de, değil 29 mebus, 9 mebus bile çıkarırlarsa, ben, Osman Kapani değilim!" (Milliyet, 22.1.1956, s. 7) O, bu bakımdan, doğru tahmînde bulunmuştur. 1 Ekim 1957 târihli Milliyet'in birinci sayfasının ortasında Osman ve Münci Kapani birâderlerin siyâsî çekişmelerinin haberi, sol tarafında ise, "Müslüman" geçinmekle berâber, dünyevî hırslarla, "Tek Adam"ın "Öztürkce İbâdet Vâsıtasıyle Dîn İnkılâbı" projesine ve sahte târih îmâl̃ine âlet olan (evvelâ İttihâdcı, bilâhare) Fanatik Kemalist, "Millî Şef"in son Başvekîli, "Millî Şef" devrinden îtibâren ölümüne kadar 20 sene zarfında (17.12.1941 – 19.10.1961) –1931'de Müessis Âzâlarından olduğu- Kemalist Tarih Kurumu'nun Reîsi, 1957'de CHP İstanbul Vilâyet Reîsi Şemseddin Günaltay'ın (Erzincan, Kemaliye, 17.7.1883 – İstanbul, 19.10.1961, Ankara Cebeci Asrî Mezarlığı) beyânâtı… Bu pişkin siyâsetci, Beşiktaş Kazâ Merkesindeki hitâbesinde, bizzât katkıda bulunduğu "Tek Adam" ve "Millî Şef" devirlerini bahis mevzûu etmeksizin, mugâl̃ata ve tahrîk̃ât yapıyor: "Bizi demokrasi vadiyle aldatmış bir teşekkül vardır. İmanlı olanlar daima galip gelmişlerdir. Sizden inanç bekliyorum. Devir sizin devrinizdir. Biz Padişahlık devrinde mücadelemizi yaptık, şimdi sıra sizindir. 1950 de memlekete hürriyet havası ve kanaati gelmişti. Şimdi ona ihanet ettiler. Bilhassa son çıkan Seçim Kanunu onların hakiki hüviyetini ortaya koydu. D. P. Yeniden iktidarda kalırsa böyle bir arada toplanmak imkânı dahi ortadan kalkacaktır. Siz koyu istibdadı bilmezsiniz. Dünyada en ağır şey odur. İlh…" Böyle böyle o meş'ûm 27 Mayıs'ı hazırladılar ve İhtilâlden bol bol nemâlandılar ("Kurucu Meclis CHP Temsîlcisi": 6.1.1961 – 15.10.1961)… Ercüment Karacan - Abdi İpekçi idâresindeki Milliyet gazetesinin 27 Mart 1966 târihli nüshasının ikinci sayfasında, aynı Cemâatten Prof. Dr. Münci Kapani'nin "Sözde Lâiklik" başlıklı makâlesi…

15 Temmuz 2026 00:00

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

Mustafa Kemâl'in Uydurma Şecereleri Ve Hakîkî Mensûbiyeti (346)

(Filiz Çolak, 16.8.2023; https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/1430/Osman-Kapani-(1915-1981); 15.5.2026) (Milliyet, 21.2.1981, s. 7) (Milliyet, 22.2.1981, s. 9) (Zafer, 1.9.1954, s. 1) Osman Kapani'nin vefât haberi, hakkında âzâsı olduğu iki atçılık derneği tarafından verilmiş tâziye îlânları, Devlet Vekîli iken DP'nin nâşiriefkârı Zafer gazetesine beyânâtı, bu vesîleyle gazeteye dercedilen resmi… (Zafer gazetesi, Ahmet Emin Yalman'ın akrabâsı, Kemâlperest, Farmason gazeteci Mümtaz Faik Fenik tarafından neşredilmekteydi…) *** Osman Kapani'nin, 13 Mayıs 1951'de, Strazburg'da, Avrupa Konseyi İstişâre Meclisi'nde, "kraldan daha kralcı" bir tavırla Türkiye'nin NATO'ya alınmasını müdâfaa eden konuşması, Memleketimizin nasıl bir zihniyete sâhib insanların elinde kaldığını gösteren ibretâmîz bir misâl̃dir. […] "Avrupa çapında bir strateji kurmağa gayret edelim. Korede hürriyet için çarpışan kardeşlerimizi düşünelim ve bu uğurda canlarını feda edenlere lâyık olmıya çalışalım." (Milliyet, "Amerika Atlantik Paktına Alınmamızı İsteyecek", 14.5.1951, s. 3) (Milliyet, 18 Mayıs 1954, s. 1) Mütehakkim Zümrenin güzîdelerinden, Prof. Dr. Münci Kapani'nin ağabeyi Osman Kapani, III. Menderes Hük̃ûmetinde (21. *** Osman Kapani, meş'ûm 27 Mayıs İhtilâlini müteâkıb, dîğer Partili arkadaşlarıyle berâber, "Ebedî Şef" devrinin "İstik̆l̃âl̃ Mahkemeleri" isimli Engizisyon Mahkemelerinin izinden giden Yassıada Mahkemesi'nde muhâkeme ve beş sene hapis cezâsına mahk̃ûm edildi (15 Eyl̃ûl̃ 1961). (Milliyet, 16.9.1961, ss. 1 ve 5) Mâmâfih, bu cezâsının tamâmını çekmedi: Bir sene kadar sonra, 16 Ekim 1962'de çıkarılan Af Kanûnuna istinâden, toplam 347 siyâsî mahk̃ûmun 258'i ile berâber o da "Af"dan istifâde ederek 17 Ekim 1962'de tahliye edildi. (Milliyet, 17.4.1974, ss. 1 ve 11; Milliyet, 18.12.1974, s. 7) Osman Kapani, DP ik̆tidârının mühim bir mensûbu olarak siyâset yaparken, kardeşi Doç. (bilâhare Prof.) Dr. Münci Kapani de, 20 Aralık 1955'de 29'u Meb'ûs 32 kişi tarafından têsîs edilen Hürriyet Partisi (Milliyet, 21.12.1955, ss. 1 ve 7) bünyesinde DP Hük̃ûmetine karşı muhâlefet saflarında yer alıyor ve 27 Ekim 1957 Erken Seçimleri için yapılan mitinglerde harâretli nutuklar îrâd ediyordu. Buna, Münci Kapani'nin şu sözleri vesîle teşkîl etmiş: "Şahlanan millî irade, kendisine karşı gelmek isteyenleri er geç bütün tedbirleri, tertipleri, tedhiş ve tazyik vasıtaları ile birlikte sürükleyip atacaktır… […] Mücadelemizin hedefi, Memleketi, Demokrasiye ihanet etmiş D.P. nin elinden kurtarmaktır…" Ağabey Osman Kapani, kardeşinin, âdetâ 27 Mayıs İhtilâlini üç sene evvelinden haber veren sözlerine, onu Memleket realitelerinin câhili olmakla ithâm ederek cevâb veriyor: "(Bunlar,) Türkiye'yi harita üzerinde görmekten ileri gidememiş ve memleket realitelerinden tamamen uzak kalmış bir görüşün ifadesidir… […] Masa başında oturup ileri geri konuşan ve sözde münevver geçinen, şahsî menfaatlerine düşkün politikacılara bu memleketin karnı toktur. Halkın içine girmemiş, köylü ve işçi vatandaşların arasına karışmamış insanların, onların dert ve ihtiyaçlarının neler olduğunu bilmelerine imkân tasavvur edilemez. D.P. bugün 1950 den de 1954 den de daha kuvvetlidir. 1957 senesinin 27 Ekiminde, millet, serbest rey ile, kendisine hizmet etmekte ve âbideleşmiş eserleri ile kendisini muasır milletler seviyesine yükseltmiş olan D.P. yi iktidarda tutmakla sevgi ve itimadının ne tarafta olduğunu bir kerre daha isbat edecek ve dejenereleşmiş olan muhalefetin dersini bir kerre daha verecektir." (Milliyet, 1.10.1957, s. 1) Ağabey-kardeş iki siyâsetci…

14 Temmuz 2026 00:00

Köşe Yazarı

Mustafa Kemâl'in Uydurma Şecereleri Ve Hakîkî Mensûbiyeti (345)

(https://www.geni.com/people/%C4%B0zmir-Kar%C5%9F%C4%B1yaka-Belediye-Ba%C5%9Fkan%C4%B1-Tahir-Kapani/6000000014857382487; 27.3.2026) Dîğer çocukları: - Tahir Kapani; - Fatma Aliye Kapani; -? (İsmini tesbît edemedik); - Mehmet Reşat Kapani. Bunlardan Fatma Aliye Kapanı'nin (? – 1978) eşi, "Millî Atlet" Osman Seha Aksoy'dur (İzmir, 1917 – 23.2.1973). (İkdam – Gece Postası, 27.11.1954, s. 5) İzmir Karşıyaka Belediye Reîsi Tahir Kapani'nin eşi, sekiz çocuklu Emine Mediha (Osmanoğlu) Kapani'nin vefât îlânı: "Devlet Vekili Osman Kapani, Hüseyin Kapani, Sabahattin Kapani, Münci Kapani, Muazzez Kantar, Atıfet Karabuda, Mefharet Yemişçi, Güner Pamir'in valdeleri ve Profesör Baha Kantar, Sıhhat ve İçtimaî Muavenet Vekâleti Müsteşarı Nail Karabuda ve İzmir tüccarlarından Mustafa Yemişçi, Basın Yayın Umum Müdür Muavini Mehmet Ali Pamir'in kain valdeleri MEDİHA KAPANİ, Ankarada hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi İstanbula nakledilecek ve 28/11/1954 Pazar günü Haydarpaşa Nümune Hastahanesinden alınarak öğle namazı Beyazıt camiinde kılındıktan sonra Edirnekapı şehitliğindeki aile kabristanına defnolunacaktır." *** İzmir Karşıyaka Belediye Reîsliği yapmış olan Tahir Kapani, hayâtını, Osmanzadeler'den Emine Mediha Osmanoğlu (? – Ankara, 25. 11.1954, İstanbul Bâyezid C., Edirne Kapısı Şehîdliği Mez.) ile birleştirmiş ve sekiz çocuk babası olarak âileyi iyice genişletmiştir: - Osman Kapani; - Mehmet Münci Kapani; - Âtıfet (Kapani) Karabuda; - Mefharet (Kapani) Yemişçi; - Muazzez (Kapani) Kantar: - Sabahattin Kapani; - Hüseyin Kapani; - Güner (Kapani) Pamir. (https://www.myheritage.com.pt/names/makbule_u%C5%9F%C5%9Fakl%C4%B1?srsltid=AfmBOop5yvEft7kcbQDIQt23jE0iqFnMwtpaH-z9lpedg9hGMDh66xuP; 18.6.2026) (Milliyet, 21.6.1982, s. 11) Tahir / Emine Mediha Kapani çiftinin kızı Âtıfet (Kapani) Karabuda'nın vefât îlânı: "Merhum Tahir ve Mediha Kapani'nin kızları, merhum Dr. Nail Karabuda'nın eşi, Meral Bebe, Güneş ve Mehmet Karabuda'nın anneleri, Fikret Bebe, Barbro ve Sonya Karabuda'nın kayınvalideleri, Dilek ve Şirin'in anneanneleri, Ayperi, Deniz, Aydemir, Güner ve Nail'in babaanneleri, Kapani, Karabuda, Sözer, Camcıgil, Gürdoğan, Büyüktür, Kantar, Yemişçi, Pamir ailelerinin büyüğü ÂTIFET KARABUDA Hanımefendi Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi 21 Haziran Pazartesi günü Şişli Camii'nden öğle namazından sonra kaldırılarak, Zincirlikuyu'daki aile kabrine defnedilecektir." *** Mefharet Kapani'nin izdivâcı, Mustafa Yemişçi ile… Güner Kapani'nin (? - 4.4.1966, İstanbul Fâtih C.) âilesi hakkında ise, 7 Nisan 1966 târihli Milliyet'te (s. 2) intişâr eden vefât îlânı sâyesinde mâl̃ûmât edinebiliyoruz: "İzmirli merhum Tahir Kapani ile Mediha Kapani'nin kızları, Turizm ve Tanıtma Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü Mehmet Ali Pamir'in kıymetli eşi Perigün ve Selim Pamir'in sevgili anneleri, Muazzez Kantar, Âtıfet Karabuda, Mefharet Yemişçi, Hüseyin Kapani, Sabahattin Kapani, Osman Kapani ve Münci Kapani'nin sevgili kardeşleri GÜNER PAMİR, 4.4.1968 günü elîm bir kazâ neticesinde hayata gözlerini yummuştur. Cenazesi İstanbul'a nakledilerek 7.4.1966 Perşembe günü öğle namazını müteakip Fatih Camiinden kaldırılacaktır." Mustafa Kemâl'in Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi ünvânlı vâsi araştırmamız içinde (Yeni Söz, 24-29.12.2019/454-459), bu âileden hâssaten Âmme Hukûku Prof. Dr. Münci Kapani üzerinde durmuştuk. ] Fanatik Kemalist Derneğin dîğer müessislerinin belki tamâmı gibi Prof. Dr. Münci Kapani'nin de 27 Mayıs İhtilâlini desteklemesi, meş'ûm İhtilâli müteâk̆ib, kendine mürâîce "Millî Birlik Komitesi" ismini takmış 27 Mayıs Cuntasının Temsîlcisi sıfatıyle –yine mürâîce- "Kurucu Meclis" denen İhtilâl Meclisi'ne Âzâ (1960 - 1961) tâyîn edilmesi, ayrıca, "Kurucu Meclis Anayasa Komisyonu" Âzâsı sıfatıyle İhtilâlcilerin Esâsiyesini ("Anayasa"sını) hazırlıyan ekipe dâhil bulunması şaşırtıcı değil… (https://www.dr.com.tr/Kitap/Politika-Bilimine-Giris/Arastirma-Tarih/Politikaarastirma/Turkiye-Politika/urunno=0000000666589; 22.10.2019) "Kemalist Türkiye"nin bânîsi bir Cemâatin güzîdelerinden Prof. Dr. Münci Kapani ve onlarca baskı yapan kitabı…

13 Temmuz 2026 00:00

Köşe Yazarı

Mustafa Kemâl'in Uydurma Şecereleri Ve Hakîkî Mensûbiyeti (344)

"Ne ince Yahûdi oyunu, Yâ Rabbi!" "Bu film, yıllardır [1949'dan beri] sinemalarımızda millî film adıyla oynamakta, bütün Anadoluya din, halk düşmanlığı yaymaktadır. "Ne ince Yahudi oyunu, Yarabbi! "Kendileri de bilirler ki, bir takım herze vekillerin söylediği gibi bu vatanı o yaratmadı… Eskiden de vatanımız vardı! Hem de bugünkü kadar değil! Ecdadımız 3 kıt'a ve 7 denize hükmetmişti!" (Osman Yüksel Serdengeçti, "Vatan mı, Heykel mi? -Halide Edip Hanıma-" Serdengeçti, Haziran 1951, yıl: 5, sayı: 13, s. 11; Milletimize Revâ Görülen Kültür Jenosidi, Ankara: Hitabevi Yl., Mayıs 2014, 618 s.) (https://tr.wikipedia.org/wiki/Vurun_Kahpeye_(film,_1973); 4.6.2026) Halide Edip Adıvar'ın Vurun Kahpeye romanının sinema filmi… Sabataî Cemâatinin iki güzîdesinin eseri: Hürrem Erman ("Hermann, Herman"; Selânik'e komşu Vodina, 1.7.1913 – İstanbul, 9.3.2005, Âşiyân Mez.) ve Halit Refiğ (Selânik muhâciri bir âilenin oğlu; İzmir, 5.3.1934 – İstanbul, 11.10.2009, Teşvikiye C., Zincirlikuyu Mez.)… (Rejisör Halit Refiğ, Refiğ âilesinden Cemil Refiğ ile Eczacı Kemal Vamık Girgin'in kızı İsmet Girgin'in iki çocuğundan biridir. Halit Refiğ'in amcaları Fahri Refiğ ile Ata Refiğ, Terakki Vakfı'nın müessislerindendi…) (http://docplayer.biz.tr/amp/15029769-Sinemaya-donmus-sinemaci.html; 20.5.2019; https://odatv.com/vefat-eden-usta-yonetmen-halit-refigin-bilinmeyen-hayat-hikayesi-1110091200.html; 15.5.2019; (https://www.terakki.org.tr/terakki-vakfi/hakkimizda/tarihce/; 15.5.2019) *** "L̃âyuhtî, l̃âyüsel, l̃âyemût Mâbûd" yazıyor: "Mustafa Kemâl, Yahûdi bir babanın kızı olan Halide Hanım'dan aslâ hoşlanmamıştır!" Vurun Kahpeye romanının müellifi Halide Edip Adıvar (İstanbul, 1884 – a.y., 9.1.1964)… (Tabîatiyle, Cemâat tesânüdü bu husûsta da tezâhür ediyor!) "Yıldırımlar saçan Zeus" misâl̃i, en küçük bir tenk̆îde dahi tahammülü olmıyan, lâyuhtî, lâyüsel, lâyemût bir Mâbûd muâmelesi görmek istiyen Mustafa Kemâl, bâzı tenk̆îdleri sebebiyle gözünden düşmüş olan Halide Edib hakkında: "Türkiyede herkesin bildiği ve bizzat müellifin de [Yüzbaşı Armstrong'un] dediği gibi, Mustafa Kemal, yahudi bir babanın kızı olan Halide hanımdan asla hoşlanmamıştır. Ona yalnız bir kadın olduğu için ve İstanbuldan firarla Anadoluda kendisine iltica ve iltihak ettiği için terbiyeli davranmıştır. Fakat onu hiç bir vakit ciddî bir işe karıştırmamıştır. "Kendisi de bundan çok kudurmuş ve Mustafa Kemalin o zamandanberi her yerde fuzulî olarak aleyhdarı kesilmiştir." diyordu… (İngiliz Yüzbaşısı H. C. Armstrong'un Bozkurt Mustafa Kemâl -Grey Wolf- kitabı hakkında -Necmeddin Sadık imzâsıyle- kaleme aldığı tenk̆îdî makâle dizisinden 7'ncisi, Akşam, 14.12.1932, s. 1. Armstrong ve kitabı hakkındaki değerlendirmemiz, işbu araştırmamızın şu tefrikalarındadır: 17, 21-23.12.2025/100, 202-204.) Alenen mârûz kaldığı bu hakâretâmîz ifâdelere rağmen, Halide Edib, sonuna kadar Kemalist kalmış ve (Sabatay Sevi yerine ikâme edilen) "Ebedî Şef" (ki "hayâtın sonunun sıfır olduğuna" inanıyordu) "yokluğa karıştığında" da, yine onun için göz yaşı dökmüştür! Ahmet Emin Yalman anlatıyor: "…Eşim Rezzan ve oğlum Tunç'la beraber, Paris'e gitmek üzere Simplon ekspresine bindik. Geçmişe ait büyük vatanî hizmetlerin takdiri başka, sonraya ait görüş ayrılıkları ve hadiseler başka…' " (Ahmet Emin Yalman, Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim, İstanbul: Yenilik Basımevi, 1970, III/244-245) (https://tr.wikipedia.org/wiki/Halide_Edib_Ad%C4%B1var; 4.6.2026) Kemalist/Sabataî zihniyetiyle yazılmış Vurun Kahpeye romanının müellifesi Halide Edib Adıvar…

12 Temmuz 2026 00:00

Köşe Yazarı

Mustafa Kemâl'in Uydurma Şecereleri Ve Hakîkî Mensûbiyeti (343)

Ferâset sâhibleri, onun -20 Nisan 2004 târihli Hürriyet'te "Efendi" başlığıyle intişâr etmiş- aşağıdaki fıkrasının derin mânâsına nüfûz etmekde herhâlde zorlanmıyacaklardır: "Elimde bir kitap. Gazeteci arkadaşımız Soner Yalçın yazmış. 'Efendi'. "Beyaz Türklerin Büyük Sırrı.' (Doğan Kitap.) Soner'i daha önceki Bay Pipo, Reis, Ersever'in İtirafları, Teşkilatın İki Silahşoru gibi kitaplarından tanıyoruz. (https://masonlar.org/masonlar_forum?topic=286.0) (25.5.2026) Hz. Mûsâ gibi "Çölaşan"ın, mülâkat görünüşü altında Masonluk propagandası yapan neşriyâtına bir misâl̃: "Emin Çölaşan, Türkiye'deki en büyük Mason, 'Üstad-ı Azam' Prof. Dr. Orhan Alsaç ile konuştu"… "Soner Yalçın kitabını 1875 yılından başlatmış. O yılların dönme olduğu kitaptan anlaşılan İzmir Belediye Başkanı, kentin en büyük zenginlerinden Evliyazade Hacı Mehmet Efendi. Ortağı, şimdi Koç ailesinin dünürü olan Giraud ailesi. İttihat Terakki döneminde oğul Evliyazade Refik belediye başkanı yapılıyor. "Mehmet Efendi'nin kızı Naciye Hanım. "Osmanlı ve Türkiye'nin aydınlanmasında büyük emeği geçen, Osmanlı'nın çöküş döneminde kelle koltukta savaş veren, ulusal kurtuluş mücadelemize bire bir katılan, ulusal sanayinin kurulması için çaba harcayan bu insanlara saygı göstermek zorundayız. Hz. Mûsâ gibi "Çölaşan"ın, efk̃ârıumûmiyede Masonluk lehinde kanâat̃ hâsıl etmek maksadıyle, Aralık 1989'da kendisiyle mülâkat yaptığı Üstâd-ı Âzam Yüksek Mîmâr Prof. Dr. Orhan Alsaç… "1988-1991 dönemi Büyük Üstadıdır. 26 Şubat 1991'de vefat etmiştir." (https://www.mason.org.tr/buyuk-ustatlar ve http://mason33.org/content/turquia/turquia/web/03_turkiye.html; 31.5.2026) *** "Onlar Osmanlı'da var, Cumhuriyet kadrolarında var. "Ülkeleri için büyük ve önemli işler yapmışlar. Elbette hataları-sevapları olmuş. İçlerinden -her kesimde olduğu gibi- iyiler ve kötüler çıkmış. "Soner Yalçın çok araştırmış, gerçekten ilginç bir kitap yazmış. " 'Efendi' çok okunacak, çok tartışılacak bir kitap." (EminÇölaşan, "Efendi", Hürriyet, 20.4.2004; https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/emin-colasan/efendi-219014; 6.5.2026) Cumhuriyet, 9.10.1980, s. 4'te, Doğan Nadi'nin (İstanbul, 1913 – Londra, 6.10.1969) vefâtının 11. seneidevriyesi münâsebetiyle kaleme alınmış kısa tercümehâli ve eşi Mary Elizabeth Nadi'yle (Ellinghausen; 1917 – 1998) Edirne Kapısı Şehîdliği Mezarlığı'ndaki (Fâtiha'sız) kabirleri… (https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/d/d5/Grave_of_Do%C4%9Fan_Nadi_and_Mary_Elizabeth_Nadi.jpg; 31.5.2026) Yunus Nadi'nin (Nadir Nadi'yle berâber) iki oğlundan biri olan Doğan Nadi, 9 Ekim 1980 târihli Cumhuriyet'teki kısa tercümeihâlinde ifâde edilenin ("Orta öğrenimini Galatasaray Lisesinde tamamladıktan sonra…") ak̃sine, her şahsın kendi beyânına istinâden hazırlanan Türkiye'de Kim Kimdir Ansiklopedisi'ndeki bilgiye nazaran, ilk ve orta tahsîlini Galatasaray'da ikmâl ettikden sonra, BENEBERİT MUSEVİ LİSESİ'nde (dîğer tâbirle, Siyonist Lisesi'nde) okumuştur! Mezkûr Ansiklopedi'deki tercümeihâli aynen şöyledir: "NADİ Doğan. Gazeteci ve Fıkra Yazarı. Doğ.: 1913 İst. Babası: Yunus Nadi Abalıoğlu. Anası: Nâzime. Eşi: Mary Elizabeth (Ellinghausen) [1917 – 1998]. Çocuk: Suzan (1952), Mina (1958). İng., Fr., İt. bilir. Galatasaray İlk (1927) ve Orta'da (1930), Beneberit Musevi Lisesinde okudu (1933). Lozan Üniv. Siyasal Bilgiler Fak. bitirdi (1937)." (Dr. Çalışmamızın evvelki kısımlarından hatırlıyalım: 19 Dereceli Farmason, Komitacı, Kemâlperest, Cemâatten Berin (Erozan) Nadi'nin kayınpederi Yunus Nadi, Ekim 1937'de, Yalman ve Sertel'lerle pek haşîn kalem münâkaşasında, Yalman'a: "Ya sen kimsin? Tekirdağında kazığa kakılmaktan [???] kurtulmak için selâmeti yalancıktan dinini değiştirmekte bulan Yahudi fesadcısı Sabatay Sevinin torunu değil mi?" (Cumhuriyet, 22.10.1937, s. 1) ve "Bücür boyun ve ondan daha mendebur olan hüviyetin… Behey Çıfıt!" (Cumhuriyet, 25.

09 Temmuz 2026 00:00

Köşe Yazarı

Mustafa Kemâl'in Uydurma Şecereleri Ve Hakîkî Mensûbiyeti (342)

(https://www.modamuzayede.com/urun/11308593/fotograf-cumhurbaskani-ismet-inonu-1945-deki-gazi-kosusu-sonrasi-sedat-evliyazad; 10.5.2026) 1945'teki "Gazi Koşusu" denilen at yarışları sonrasında, (silindir şapkalı) "Millî Şef"le karşı karşıya kadeh kaldıran, Sedat Evliyazade'dir… Sâdece başlığını görebildiğimiz, muhtevâsına ulaşamadığmız iki müellifli (H. Tekiner ve H. Ulu) bir makâleden ("Türk Jinekoloji Tarihinde Unutulmuş Bir İsim: Dr. Mahmud Atâ Bayata", Yeni Tıp Tarihi Araştırmaları, 2017/23: 91-112) Dr. Bayata'nın doğum târihinin 1880, ölüm târihinin 1967 olduğunu öğreniyoruz. 2) şu îlânda münderic bulunuyor: "Merhum Mehmet Sait Beyin ve Safiye Hüsnügül Hanımın oğlu, Sevim'in babası, Ata Evliyazâde'nin dedesi, Nefise Samiye'nin eşi: Doğum ve Kadın Hastalıkları Mütehassısı Dr. Mahmut Ata Bayata Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi 29/9/1967 cuma günu öğle namazını müteakıp Kadıköy, Osmanağa Camiinden alınarak Karacaahmet Mezarlığındaki aile kabrine, ebedî istirahatgâhına tevdi edilecektir. Ailesi." (https://fotokart.shop/urun/izmir-mobil-oil-ahmet-evliyazade-akaryakit-fisi-1684144/?srsltid=AfmBOoqXcBTF5UpSqRYpHyukITmZaECG3_aG4FwZ91nIP7e4zZZwDG_Z) (25.3.2026) 24 Nisan 1971 târihli bu fişten, Ahmet Evliyazade'nin, o târihlerde, İzmir – Kordon'daki bir Mobiloil benzin istasyonunun başlıca ortağı olduğu anlaşılıyor… (İnşâ târihini, Emre Muşazlıoğlu kaydediyor: 29.9.2023; https://www.gazetekadikoy.com.tr/yazarlar/emre-musazlioglu/doktor-mahmut-ata-bayata-kosku; 24.5.2026) Feryal Turantekin'in "Art Deco Bir Köşk ve önünde Kırmızı bir Ford T Type" başlıklı makâlesinde, Dr. Bayata ve köşkü hakkında bir hayli tafsîlât mevcûd: "…1930'larda gelseniz, kapısında kırmızı otomobili göreceğiniz, Şifa Sokağı ve Şifa Çıkmazı'nın köşesinden girilen ve denize kadar uzanan büyük bir bahçe içerisindeki gösterişli Art Deco Köşkü de, Jinekolog Dr. Mahmut Ata Bayata yaptırmıştı. "Doktor Mahmut Ata Bayata'nın hem evi hem de bir katında altı yataklı bir hastanesi olan bu yüksek tavanlı ve geniş koridorları olan köşkünün içerisinde zamanında bir ameliyathane de mevcutmuş. "Dr. Mahmut Ata Bayata, köşkün çatı katındaki Kule odaya (belvedere) bazı gözlem aletleri koyarak, burayı küçük çapta bir rasathane olarak kullanır, yıldızları gözlemlermiş. "Art Deco özellikler taşıyan köşkün setler oluşturarak denize kadar inen 1356 metre karelik bahçesinde çardaklar, kanepeler, son derece zevkli işlenmiş demir döküm iskemleler, mermer masalar yer alırmış. "Mahmut Ata Bayata'nın kızı Sevim hanım İzmir'in ünlü ailelerinden Evliyazade'lerin oğlu Ahmet Evliyazade ile evlenmiş, çiftin Ata Evliyazade isimli bir oğulları olmuştu. Ahmet Evliyazade Sevim hanımdan ayrıldıktan sonra iki evlilik daha yapmıştı. Ata Evliyazade ikinci [ilk] evliliğini Selanikli Evranos ailesinin kızları Leyla Okşar ile yapmış ve Kerem Evliyazade bu evlilikten doğmuştu. İzmir Alaçatı'nın bugün bu kadar ünlenmesinde büyük emeği ve payı olan Leyla hanım, amansız bir hastalığa, kansere yakalanarak vefat edince Ata Evliyazade ikinci eşi olan Esin hanım ile evlenmişti. "Vefatından kısa bir süre önce, 1963 yılında Dr. Mahmut Ata Bayata, hekimliği bırakarak, köşkü Yaşar ve Pakize Trak çiftine satmış, onlar da köşkü bir takım tadilatlar yaparak, 1965 yılında Özel Moda Koleji adıyla eğitime açmışlar. İlh…" (Feryal Turantekin, 7.11.2021; https://www.facebook.com/groups/1129946954005890/posts/1545195002481081/; 25.3.2026. Bu makâledeki büyük eksiklik, muharririn, kaynaklarını zikretmemisidir…) (https://www.nadirkitap.com/1950ler-sedat-evliyazade-ankara-hipodromda-yakinlari-ile-siyah-beyaz-fotograf-atcilik-tarihi-jokey-kulubu-efemera37219329.html?srsltid=AfmBOopeXJCseGTijpHQBiae67pXdzCD9XEn3aOvIG8uN-cX7soyeOnS; 24.5.2026) Kemalist Totaliter Rejimin pek nüfûzlu âilelerinden Evliyazadeler'in birkaç ferdi…

08 Temmuz 2026 00:00

Köşe Yazarı

Mustafa Kemâl'in Uydurma Şecereleri Ve Hakîkî Mensûbiyeti (340)

Mehmet Özdemir Evliyazade, 1960'ta, 27 Mayıs İhtilâlini tâk̆îben neşredilmiş bir kitabın müellifi: Onları Anlatıyorum … Müellifi hakkında da bir fikir edinmemizi sağlıyan bu ibretâmîz kitabın ön ve arka kapakları ile "Önsöz" kısmına, muhtelif İnternet sitelerinden ulaştık. M. Özdemir Evliyazade'nin kitabının "Önsöz"ü M. Özdemir Evliyazade'nin -hemen 27 Mayıs 1960 İhtilâli sonrasında neşredilen- Onları Anlatıyorum isimli kitabının -tenk̆îdî zihniyetle değerlendirilmek şartıyle- DP ik̆tidârının perde-arkası ve 27 Mayıs İhtilâli, kezâ Evliyazade âilesi hakkında şâyân-ı dikkat̃ bâzı bilgiler ihtivâ eden "Önsöz"ünün tamâmını (noktalama üzerinde bâzı tasarruflarda bulanarak) ik̆tibâs ediyoruz: "!943 senesinde, Çeşme'de, Celâl Bayar, Tevfik Rüştü Aras ile birlikte, D.P.'nin kurulmasının ilk hazırlıklarını yapıyordu. "Tevfik Rüştü Aras, Bayar ile Menderes'in aracısıdır. G̃ûyâ "nâmûslu ve vatansever İnönü", "Türkiye'yi Harbin dışında tutma mûcizesi" göstermiş! "Bu Vatan için bu son nimettir. Her vatanperverin vazifesi Millî Birlik Komitesi'ne yardım etmektir. Sırf bu gâye ile bu kitabı yazdım. Hiç menfaat ve koltuk peşinde değilim. "1954 de bir beyanname neşredip memleketin mahv yolunda olduğunu bildirmiş, Menderes'i bu pislik içinden çekip muhalefet saflarına dâvet etmiştim. [27 Mayıs Komitacıları, devirdikleri DP iktidârının mensûbları için, biteviye, "sâbıklar ve sâkıtlar" tâbirini kullanıyorlardı…] (https://www.oktayaras.com/onlari-anlatiyorum/tr/56139; 26.5.2026) Onları Anlatıyorum isimli kitabın arka kapağı… Kitabın müellifi Mehmet Özdemir Evliyazade, resimde, sağdan üçüncü sıradaki sırıtık, ikiyüzlü şahıstır: "Çeteyi doğru yola getirmek için aralarında" imiş! *** "Bana bu mücadelemde büyük yardımı dokunan merhum babamı [Nejat Evliyazade] hürmetle yadederim. Bana daima destek olan Annem'e [Mesude Evliyazade], İzmir'de herkesin sevdiği Yılmaz kardeşim'e [Mustafa Yılmaz Evliyazade], bilhassa daima bize dertli zamanlarımızda elini uzatmış olan ve bana avukat Sahir Kurutluoğlu'nu tanıtıp kazandıran Fikret Yüzatlı'ya minnet ve şükranlarımı ifade ederim. Beni Bayar çetesinden hiç çekinmeden tahliye eden hakim İsmet Köker'e teşekkür ederim. Mert ve cesur Polis Müdürlerinden Kemal Özsoy'a teşekkür edecek kelime bulamıyorum. Hele Behçet Türkmen'in bütün baskı ve tertiplerine karşı [beni] himaye etmiş olan Ziya Selışık'a minnet ve şükranlarımı; benim lehimde şahadette bulunmuş olan dost ve arkadaşlarıma, en ızdıraplı zamanlarda bana daha fazla yakınlaşarak beni teselli eden Elife Evliyazade'ye [metinde böyle: "Elif" değil, "Elife"], mücadelelerim esnasında karşı tarafta devrin Reisi Cumhuru bulunmasına rağmen, müşterek mücadelemizden ayrılmıyan, Ankara hapishanesindeki yegâne ziyaretçim, kara gün dostum, o zamanki Sigorta gazetesi ve şimdiki Marko Paşa gazetesinin sahibi Tarık Mengü'ye teşekkürü bir borç bilirim.

06 Temmuz 2026 00:00

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

Mustafa Kemâl'in Uydurma Şecereleri Ve Hakîkî Mensûbiyeti (339)

"1950 ve 1952 yılları arasında gazeteci Falih Rıfkı Atay, gazeteci Ahmet Emin Yalman, Prof. [Ahmet] Şükrü Esmer tarafından girişimlerde bulunulmuş ancak bu girişimler başarılı olmamıştır. "1952 yılı içinde Oğuzhan Koraltan tarafından başlatılan ikinci girişimle Nail Avunduk ve Doç. Dr. Mukbil Özyörük'ün kurucu üye olduğu Ankara Rotary Kulübü 24 Mart 1954 Tarihinde kurulmuştur. "23 Mart 1955 yılı içinde Charter alan Ankara Rotary Kulübü, Uluslararası Rotary kayıtlarında Türkiye'nin ilk Rotary Kulübü'dür. "İstanbul Rotary Kulubü ise 8 Şubat 1956 yılında Oğuzhan R. Koraltan başkanlığında kurulmuştur. "Türkiye'de kurulan üçüncü Rotary Kulübü İzmir Rotary Kulübü'dür. "Bu kulüp İstanbul Rotary Kulübünden Nejat Eczacıbaşı ve John Caouki'nin girişimleri ile kurulmuştur. "Dördüncü Rotary de yine İstanbul Rotary Kulübü'nün öncülüğünde Zübeyir Şeyhun'un girişimleri ile 12 Haziran 1963'de kurulan Bursa Rotary Kulübü'dür. "Türkiye'de ilk Rotary Kulübü'nün kurulduğu 1954 yılından 1964 yılına kadar geçen ilk on yıl içinde Kulüp sayısı dördü geçmemiştir. "Bugün ülkemizde 2420, 2430, 2440 nolu 3 Bölgede 230'un üzerinde Rotary Kulübü ve 7500'ün üzerinde Rotaryen vardır." Beria Evliyazade / Dr. Nâzım çiftinin ikinci dâmâdı: Mîmâr Fuat Bozinal Beria Hanım'ın ve Selânikli Dr. Nâzım Bey'in kızı Sevinç Hanım'ın ikinci evliliği, Mîmâr Fuat Bozinal ile… Bu mâl̃ûmâtın bir kısmı, -dâire kendisine mîrâs kalan- oğlu Sedat Bozinal'la 30 Mart 2021'de yapılan mülâkattan elde edilmiştir: "Yapıda ikamet eden mimar Fuat Bozinal (1924 - 1988), 1948 yılında istanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisinden mezun olduktan sonra İzmir Belediyesinde görev alarak Kültürpark ile ilgili projelerde Behçet Uz ile birlikte çalışmıştır. İzmir ve İstanbul'da yaklaşık 20 adet hastane projesi vardır. […] 1970'li yıllarda yaklaşık 20 yıl boyunca [?] Mimarlar Odası İzmir Şubesi başkanlığını yürütmüştür. Daha sonraki yıllarda Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünde İzmir İnşaat ve Emlak Sigorta Müdürü olarak görev yapmıştır." (Çağlayan Apartmanı 1972; https://izmirkentbellegi.yasar.edu.tr/BAP083-part2.pdf; 1.4.2026) (Burada zikredilen Tıb Dr. Behçet Uz -Denizli, Buldan 1893 / 19 Mayıs 1986, İzmir Kokluca Mez.'da L̃aik mezar-, 1931 – 1941 senelerinde İzmir Belediye Reîsliği ve Saracoğlu, Peker, Menderes Hük̃ûmetlerinde Ticâret ve Sıhhiye Vekîllikleri yapmış Farmason bir siyâsetcidir…) Aynı kitabda, "Yapının kimliği ve tarihçesi" başlığı altında verilen bilgilere göre, inşâatın tamâmlandığı târih, 23 Eyl̃ûl̃ 1972'dir. Sabah gazetesinde on altı sene evvel neşrettiği bir fıkrasında Evliyazadeler'den ve Bozinal çiftinden bahseden Erdal Şafak, iki sene, Sedat Bozinal'a "öğretmenlik" yaptığını ifâde ediyor: "…Karşıyaka Yalısı'ndaki yüksek tavanlı salonunun duvarını bir Osmanlı aydınının tablosunun süslediği Evliyazade Köşkü… Sahipleri Sevinç - Fuat Bozinal çifti… O etkileyici köşkte iki yıl boyunca Bozinal çiftinin oğlu Sedat'a yarı öğretmenlik-yarı arkadaşlık yaptım." (Erdal Şafak, "50 Yıl Önce", 28.5.2010; (https://www.sabah.com.tr/yazarlar/safak/2010/05/28/50_yil_once; 1.4.2026) Yine aynı gazetede Aliye Çetinkaya'nın bir fıkrasından da, Fuat Bozinal'ın, Sevinç Hanım'ın vefâtından sonra ikinci bir evlilik yaptığı ve oğlu Sedat Bozinal'ın 1954 doğumlu olduğu anlaşılıyor: "Atatürk'e İzmir suikastı davası sonucu idam edilen Doktor Nâzım'ın torunu Sedat Bozinal, dedesi Doktor Nâzım'a ve ailesine ait tüm belge ve tarihi portrelerin üvey annesi tarafından babasının ölümünden sonra kaçırıldığını iddia etti. "Dedesi ve aile büyüklerinin fotoğraflarını yeniden bir araya getirmeye çalıştığını ifade eden 57 yaşındaki Bozinal, merhum halası Berin Menderes'in oğlu olan Aydın Menderes'in ölümüne çok üzüldüğünü belirterek 'Aydın Menderes ile Başbakanlık Köşkü'nün bahçesinde saatlerce oynardık. Bu köşede Aydın Menderes de yerini alacak.' " (Aliye Çetinkaya, 26.12.2011; https://www.sabah.com.tr/gundem/2011/12/26/aydin-menderesin-portresini-de-o-koseye-asacagim; 12.5.2026) 1913 – 1918 senelerinin İzmir Belediye Reîsi Refik Evliyazade ile Hacer Kapani'nin 1892, İzmir doğumlu ilk çocukları Beria Hanım'dan (ölümü, 1959) sonraki çocukları, 1895, İzmir doğumlu Nejat Evliyazade idi… İzmir'de, Haziran 1955'te vefât etti. (Demokrat İzmir, 21.6.1955, s. 2) Nejat Evliyazade'nin Haziran 1955'te vefâtı üzerine, eşi Mesude Hanım'ın ve oğulları Mehmet Özdemir ile Mustafa Yılmaz Evliyazade'nin, cenâze için teşekkür îlânları… *** Kendisi, Türkiye Jokey Kulübü'nün müessislerinden imiş ve bu Kulübe çok emeği geçmiş. Kulübün Evliyazade'yi anma yazısı, aynı zamânda onun kısa tercümeihâli mâhiyetindedir: "İzmir'in tanınmış ailelerinden Evliyazade Ailesi'ne mensup olan Nejat Evliyazade, 1895 yılında İzmir'de doğdu. 1955 yılında aramızdan ayrılan Kulübümüzün kurucu üyelerinden Nejat Evliyazade'yi, anısına düzenlenen koşu vesilesiyle saygı ve rahmetle anıyoruz." (11.3.2026; https://www.istanbulses.com/kurucu-uyemiz-nejat-evliyazade-ve-asli-uyemiz-tarcan-iscen-i-saygiyla-aniyoruz-121118h.htm; 22.3.2026) Nejat Evliyazade'nin izdivâcı, Mesude (Mes'ûde) Hanım ile… "geni.

05 Temmuz 2026 00:00

Köşe Yazarı

Mustafa Kemâl'in Uydurma Şecereleri Ve Hakîkî Mensûbiyeti (338)

Çocuklardan ikisi kız, üçü erkekdir: - Beria E. (İzmir, 1892 – a.y., 1959, Asrî Mez.); - Fatıma Bihin E. (İzmir, 1897 – a.y., 20.1.1970, Hocazade C., Asrî Mez.); - Sedat E. (İzmir, 1898 – a.y., Haz. 1977, Asrî Mez.); - Ahmet E. (İzmir, 1906 – a.y., 1986, Asrî Mez.). Bu beş çocukla devâm eden sülâlenin dallarından bahsetmeden evvel, Refik Bey'in zevcesi Hacer Hanım'ın nesebine dikkat çekelim. Beria Evliyazade / Selânikli Dr. Nâzım çifti Refik Evliyazade'in ilk çocuğu, Beria Hanım'dı (İzmir, 1892 – a.y., 1959, Asrî Mez.). İzdivâcını, 1909'da, Dr. Mehmet Nâzım Bey'le yapmış (https://tr.wikipedia.org/wiki/Doktor_N%C3%A2z%C4%B1m; 14.3.2026), bu izdivâcdan tek çocuk dünyâya gelmişti: Sevinç Hanım… Bu vesîleyle, işbu araştırmamızın 6 Nisan 2026 târihli 281. tefrikasında, Lord Kinros'tan naklettiğimiz ibretâmîz pasajı, bir daha hatırlatalım: ["Tek Adam"ın değişmez HâriciyeVekîli, Sabataî Farmason Dr. Tevfik Rüştü Aras, eşi Makbule Hanım'ın -dolayısıyle kendisinin de- yeğeni Beria Evliyazade'yle evli ve yine kendisi gibi Sabataî Farmason olan,] "son zamanlarda, onunla [Mustafa Kemâl'le], 'dostlarını hapse atarak büyüyen küçük Napoléon' [Napolyon] ve 'Gazoz Paşa' diye açıkça alay eden Doktor Nâzım'ın kayınbiraderi ve eski hovardalık arkadaşıydı… ["Kayınbirâderi" değil, hanımı cihetiyle, eniştesiydi…] [Îdâmdan] bir-iki gün sonra, Gazi, öğle yemeğine Aras'ın evine gitti. Ailesinin uğradığı kayıptan dolayı üzüntülerini bildirdi ve Tevfik Rüştü'nün, dışarıda olduğu için izleyemediği duruşmanın nedenlerini kendisine anlattı. İş öyle bir yere gelip dayanmıştı ki Gruptan birinin ortadan kalkması gerekli olmuştu…" (Lord Kinross / Sander Nisan 2011: 504) Pâris'de münteşir haftalık LePetitJournalIllustré (Musavver Küçük Gazete) mecmûasının 1 Ağustos 1926 târihli 1858. sayısında, müretteb"İzmir Sûikasdi" Dâvâsınetîcesindeîdâmedilenlerin -"Türkiye'de on beş meb'ûsîdâm edildi!" alt yazısıyle- muhayyel tasvîri… Bir de, hepsi Meb'ûs değildi…) (Bu resmi, işbu çalışmamızın, 14 Temmuz 2015 târihli 85. tefrikasına da dercetmiştik; Dr. Nâzım vesîlesiyle onu bir def'a daha hatırlatıyoruz…) Adâletle, hukûklaal̃âkasıolmıyan ve İzmir'de, Haziran-Temmuz 1926'da görülen "dâvâda", (Sabataî ve Farmason âzâlardan müteşekkil) Ankara İstik̆l̃âl̃ Mahkemesi tarafından, g̃ûyâsûikasd hazırladıkları iddiâsıyle (ki, bilfarz, içlerinde bu fikirde olanlar vardıysa bile, bu bir niyet olmaktan ileri gitmemiştir) on dört kişi hakkında îdâmcezâsına hükmedilmiş, bunlardan firârî olan iki kişiden biri (Kara Kemâl Bey), yakalanmak üzereyken intihâr etmiş (27 Ağustos 1926), dîğeri ise (Abdülkadir Bey), yakalanmış ve Ankara'daki göstermelik "muhâkeme" sonrasında asılmıştır (31 Ağustos 1926)… 13 Temmuz 1926 gecesi îdâm edilen on iki kişi şunlardır: ZiyâHurşidBey, L̃azİsmâil, Gürcü Yûsuf, Çopur Hilmî, Ahmed Şükrü Bey, Miralay Ârif Bey ("Ayıcı Ârif"), İsmâilCanbulat Bey, Sarı Efe Edîb Bey, Âbidîn Bey, Hâlis Turgut Bey, Rüşdü Paşa, Hâfız Mehmed Bey, Miralay Râsim Bey… Bu muhayyel sûikasdin (15 kişinininîdâmına hükmedilen) İzmir'deki göstermelik dâvâsında, Kâzım Karabekir ve Terak̆k̆îperverCumhûriyetFırkası'ndakisâirarkadaşlarıyle(Cafer Tayyar Paşa, Refet Paşa ve -2. Grup'a mensûb- Mersinli Cemal Paşa) berâber "muhâkeme" edilen –Mustafa Kemâl'in "sınıf arkadaşı" ve âile dostu- Orgeneral Ali Fuat Cebesoy, şu tesbîtte bulunuyor: "Gazi, lehimizde bizzat İstiklâl Mahkemesi üzerinde tesir yapmamış olsaydı, mahkemenin diğerleri hakkındaki bazı keyfî hükümlerine biz de mâruz kalacaktık…" (Ali Fuat Cebesoy, Siyasî Hatıralar, cild I ve II, İstanbul: Temel Yl., 2011, s. 625) (Mustafa Kemâl'in Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi; 7.8.2019/317) Kemalist Totaliter Rejimin ne menem şey olduğunu anlamak için üzerinde teemmül edilecek bir vak'a da budur! (Demokrat İzmir, 4.10.1955, s. 2) Türkiye'de 230'dan fazla Rotary Kulübü ve 7.500 Rotaryenmevcûd Yahûdilik-Masonluk Münâsebeti ünvânlı çalışmamızda (Milat, 10.7-13.12.2024, her gün tam sayfa 119 tefrika), Rotary ve LionsKulüblerinin İngiltere Masonluğunun nüfûzu altında bulunan Masonumsu (Masonî: " maçonniqu e" değil, " paramaçonnique ") teşekküller olduğunu îzâh etmiştik… Bir dîğer müessis de, (-Evliyazade Fatma Bihin Hanım'ın eşi- Sadullah Birsel ve Vedide Sanver'in kardeşi) Süreyya Birsel'dir: (-İzmir'de münteşir- Anadolu, 12.6.1952, s. 1) Resimde, ön sırada, soldan ikinci, uzun boylu şahıs, Evliyazade Beria Hanım / Dr. Nâzım çiftinin ilk dâmâdı(Sevinç Hanım'ın -sonradan Bozinal- eşi), İzmir Karşıyaka Rotary Kulübü'nün müessislerinden, uzun seneler zarfında İş Bankası İzmir Şûbesi Müdürlüğünü deruhde eden Cemil Atalay'dır.

04 Temmuz 2026 00:00

Köşe Yazarı

Mustafa Kemâl'in Uydurma Şecereleri Ve Hakîkî Mensûbiyeti (337)

"O vakit nikâh için böyle ağır bir para vaat etmek adetti. Bana sordular, 'kız tarafı bin lira istiyor, ne dersin?' O dakikada cebimde 10 lira bile yoktu. Bütün nikâh masrafını İttihatçılar ödemişlerdi. Bol keseden, 'Veririm!' dedim. İmam duasını okudu. Bizleri tebrik ettiler. Lokumlar yendi, resmen nikâhlanmış olduk. Ertesi gün bütün gazeteler bu haberi önemle verdiler. O günden sonra da bizim evlenmemiz Dönme toplumuna bir örnek oldu. Arkamızdan, erkek, kız Türklerle evlenenler çoğaldı. Ve böylece Dönmelik kastı, yıkılıp tarihe karıştı." (Yıldız Sertel, Annem Sabiha Sertel Kimdi, Neler Yazdı?, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1995, 2. baskı, -1. "Arkamızdan, erkek, kız Türklerle evlenenler çoğaldı ve böylece Dönmelik kastı, yıkılıp tarihe karıştı…" diyor. Dîğer taraftan, Sabatay Sevi, 17. Emr'iyle, "Türklerle" evlenmeyi yasaklarken bu kelimeyle kasdettiği topluluk, Müslümanlardı. Bâhusûs o devirde "Türk" demek, Müslüman demekdi. Meselâ Fransız müellifleri, 19. asra kadar, Müslümanlardan hep "Türkler" diye bahsetmişlerdir. Binâenaleyh Sabatay'ın yasağı, Mehmet Zekeriya Sertel gibi, Türk asıllı olmakla berâber (ki bundan da emîn değiliz; bu, sâdece kendi beyânıdır), Müslümanlıktan tecerrüd etmiş, üstelik Sabataîlere yakınlık duyan, kısaca "sahîh Türk" olmıyan kimselere şâmil olmasa gerekdir. Zâten bütün bir Sabataî Cemâati nâmına Mustafa Kemâl'in hedefi de bu değil miydi?) (Mustafa Kemâl'in Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi; Yeni Söz, 4.7.2019/283) Dîğer taraftan, Dr. Nâzım'ın (Zekeriya Sertel'in naklettiği şekliyle) "yüzyıllardan beri birbirine yan bakan iki toplum" teşhîsi üzerinde dahi dikkat̃le durulmıya değer: Hak̆îkatte, Müslümanlar, onları kat'iyen Münâfıklık dîni Sabataîliği seçmiye icbâr etmediler! ("Ahl̃âksız" diyoruz, çünki Münâfıklık, en büyük ahl̃âksızlıktır!) Müslümanların bu Münâfıklara "yan baktığı" ise, ancak kısmen, yânî Müslümanların onlarla husûsen Selânik'de karşı karşıya gelmiş olanları için doğru olabilir. Bir asırdır, "İrticâ" yaftası altında Müslümanlara yaptıkları maddî-mânevî zul̃mün haddi hesâbı yoktur! "Büyük kayıp: Merhum Mekki ve merhume Zekiye Kapanlı'nın oğlu, merhum Muhittin Taner ve Meliha Taner'in damadı, Necla Kapanlı'nın eşi, Necip Sabit Kapanlı ve Nilüfer Kavak'ın babası, İhsan Çavuşoğlu ve Nazan Kapanlı'nın kardeşi, Murat ve Ali Turhan'ın büyük babası, merhum Muammer Çavuşoğlu'nun kayınbiraderi, Nazlı Ilıcak, Ömer çavuşoğlu, Ahmet Çavuşoğlu ve Canan Kızıltan'ın dayısı, Adnan Kavak ve Nazire Kapanlı'nın kayınpederi, Tarık Turga ve Adnan Taşpınar'ın bacanağı, Semra Turga ve Selma Taşpınar, Zeynep Adısönmez ve Nazlı Taşpınar'ın enişteleri: Eski vali ve eski Ankara Senatörü ve Bakanlardan, TURHAN KAPANLI, 20 Kasım 1980 Perşembe günü vefat etmiştir. Cenazesi bugün Cuma namazından sonra Şişli Camii'nden alınarak Zincirlikuyu'daki aile mezarlığında toprağa verilecektir. Mevlâ rahmet eyleye. Ailesi." (Milliyet, 21.11.1980, s. 2) *** Zihniyet îtibâriyle Türklükden tecerrüd ettiği için (şâyed hak̆îkaten "Türk" asıllı ise!) bir Sabataî kızıyle (Sabiha Derviş / Deriş) evlenmesine müsâade edilen Marksist Kemalist gazeteci ve Komünist Partisi'nin lider kadrosundan Mehmet Zekeriya Sertel'in (Selânik, Usturumca, 1890 – Pâris, 11.3.1980), yine Hâtırât'ında, içinden tanıdığı Sabataî Cemaatinin Münâfıklığına dâir müşâhedeleri üzerinde de ibretle teemmül etmek l̃âzımdır. (Hürriyet, 29.11.1980, s. 11 ve a.g., 1.12.1980, s. 10) Cuntacılar, Devlet erk̃ânı, muhtelif siyâsetciler (sâkıtlar dâhil) aynı isim etrâfında hep berâberler!

01 Temmuz 2026 00:00

Köşe Yazarı

Mustafa Kemâl'in Uydurma Şecereleri Ve Hakîkî Mensûbiyeti (336)

"Bu büyük dostluk, Emel Zorlu'nun vefat ettiği 5 Temmuz 1965 tarihine kadar sürer. Emel Hanım, öldüğünde henüz elli bir yaşındadır. Güzide Zorlu ise "İsmet İnönü ölmeden ölmeyeceğim" diyerek, iki kanser atlatır. Gerçekten de İnönü'den sonra, 1978 yılında, doksanlı yaşlarını sürerken vefat eder. "Her iki kadın da yaşamlarının sonuna dek, İpek ile "anne-kız"/ "abla-kardeş" ilişkisini sürdürürler. Yine de içlerine kapanmazlar!" (https://lcivelekoglu.blogspot.com/2021/01/protokolun-bir-numarasnn-konutundan.html; 14.3.2026) *** İki kız çocuğu, "kötüye giden evlilik", intihâr… Yüksel / İpek Menderes çiftinin, iki kızı olur: 1963'te doğan birincisine Işık, 1968'de doğan ikincisine Lâle ismini verirler. "Küçük yaşta iki çocuğun bakımını üstlenmesi, üstelik Lale'nin beyin retardasyonu ile doğması, Yüksel Bey'in zor kişiliği ile birleşince mutlu başlayan bu evlilik, kısa süre içinde bunaltıcı hâle dönüşür." [Retardation -rötardasyon-: gecikme. Beyin rötardasyonu: beynin inkişâfındaki gecikme.] "Evlilikleri kötü gider." "Tarih 8 Mart 1972'i gösterdiğinde Kavaklıdere'de, Kuğulu Park'ın hemen altındaki Güney Apartmanı'nın 10 numaralı çatı katında Yüksel Menderes intihar eder." Adnan Menderes nîçin gözlerinden düştü? Çünki o, "İslâmcı çevreyle yakınlaştı"! Yukarıda, Berken Hanım'ın, Vuslat ve İpek Hanımlar'ın kanâatini ifâde sadedinde, Menderes ve DP ik̆tidârının zamânla onlarda hayâl kırıklığı hâsıl ettiğine, nitekim, (âdetâ bu hayâl̃ kırıklığının bir tezâhürü olarak) "Kemalist" Ordunun, "DP iktidarının ülkeyi gitgide bir baskı rejimi ve kardeş kavgasına götürdüğü" esbâbımûcibesiyle ihtilâl yaptığına dâir satırlarını okuduk. Metninin birkaç paragraf sonraki devâmında ifâde ettiğine nazaran, [temsîl ettikleri Zümre nâmına] onların gözünde Adnan Menderes'in en büyük günâhı, "İslâmcı çevreyle yakınlaşmasıdır": "…İpek, bir dönemi yaşadı. Din üzerinden politika üretmek bu dönemde başladı'." Berken Döner, röportajının sonuna doğru, İpek Hanım'ın ticârî hayâttaki muvaffakiyetinden bahsediyor. İştigâl sâhası iç kıyâfettir. "İpek Kıramer" markasıyle, iç kıyâfet tasarlıyarak şöhret yapmış, piyasada tutunmuştur. Döner, bunları belirtiyor, fakat bu marka isminin kaynağına temâs etmiyor. Onu bir başka kaynaktan (https://www.kimkimdir.net.tr/kisiler/ipek-kiramer; 19.5.2026) öğreniyoruz. İpek Hanım, Yüksel Menderes'den boşanmış, bir müddet sonra, bu ilk eşi, buhrân geçirerek intihâr etmiştir. Bundan sonra İstanbul'a taşınıyor. [Yahûdi-Sabataî muhîti] "Nişantaşı'nda kuaför salonu bulunan Erdem Kıramer ile" tanışıyor, evleniyor. Bu evlilikden bir erkek çocukları oluyor: Emre Kıramer… Doğum târihi: 1977… (Bu târihi Berken Hanım veriyor.) Lâkin bu evlilik de, 1993'te, boşanmayle nihâyete eriyor… İpek Hanım, ikinci zevcinin soy ismini kendine marka yapmış… "Kıramer" ismi, İngiliz soy ismi "Cramer"ın ve onun da menşêi olan "Krämer"in Türkceye uyarlanmış hâli gibi görünüyor. Almanlar -ve herhâlde Yidişler- arasında bir hayli yaygın olan bu soy isminin mânâsı, tüccârdır. - https://www.ancestry.fr/first-name-meaning/cramer; 19.5.2026- Sabataîler arasında, bu sûretle, bilhassa Yidişçeden Türkceye uyarlanmış soy isimlerine rastlanılmaktadır. Bunlardan (Mithat Sadullah Sander, Necdet Sander isimlerindeki) "Sander" soy ismini, işbu araştırmamızın 13 Ağustos 2025 târihli 106. tefrikasında îzâh etmiştik. Aşağıdaki pasaj, Berken Döner'in röportajından son ik̆tibâsımızdır: "Tarih 1979 yılını gösterdiğinde İpek'in hayatında yepyeni bir dönüm noktası yaşanır. Neden kendi markanı kurmuyorsun?' 'İpek Kıramer' markası bu fikirden yola çıkarak doğar. Tek tasarımcı kendisi, ilham kaynağı ise annesi Vuslat Hanım'dır. Onun için güzel olmak demek, beden temizliği, kişilerarası ilişki, saygı, sevgi ve üslupla doğrudan ilişkilidir…" (Berken Döner, 28.2.2021; https://www.gazeteduvar.com.tr/isigin-dagilan-kozasi-ipek-kiramer-haber- 1514533; 17.5.2026) Yukarıda, Tevfik Rüştü Aras'ın, 10 Mayıs 1911'de Evliyazade Makbule Hanım'la evlenerek, geniş ve pek nüfûzlu bir âileye dâhil olduğuna dikkat çekmiştik. Dikkat çekmemiz îcâb eden bir dîğer husûs da, Tevfik Rüştü'nün, Cemâatinin mes'eleriyle yakından al̃âkadâr ve Cemâat tesânüdüne riâyetk̃âr bir insan olduğudur. Bu tesbîtlerimizin mesnedlerinden birisi Hâriciyeyi Cemâatdaşlarıyle doldurmak ise (ki bunun muhtelif delîllerinden birincisi, Prof. Dr. Cengiz Şişman'dan yukarıda naklettiğimiz pasajdır), dîğeri de, kendisinin, Zekeriya Sertel ile Sabiha Sertel'in 1915'te kıyılan nik̃âhında, taraflardan birinin (erkek tarafının) vekîli olarak hazır bulunmasıdır. Bu pek ibretâmîz vâkıayı, Hâtırât'ında, Zekeriye Sertel naklediyor: "Benim bir Dönme kızıyla evlenmek üzere olduğum duyulmuş. "- Sen belki farkında değilsin, dedi, fakat yüzyıllardan beri birbirine yan bakan iki toplumun birleşip kaynaşmasına yol açıyorsun. Dönmelik kastına ölüm yumruğunu indiriyorsun. Biz bu olayı gereği gibi değerlendirmeli ve Türklerle Dönmelerin birleşmesini bu vesile ile kutlamalıyız. Bunu millî ve tarihî bir olay gibi değerlendirmek gerek. "- Yani nikâhınızı biz kıyacağız. "Nikâhımız Şehzadebaşı'nda, Suphi Paşa Konağı'nda kıyıldı. O zaman yalnız dinî nikâh yapılırdı. Nikâhı bir hoca kıyardı. Nikâh sırasında dahi kızla erkek bir araya gelmezdi. Nikâh için iki taraf birbirlerine vekil seçerlerdi. Bizim nikâhımızda kız tarafının vekili, zamanın Başbakanı ve İttihat ve Terakki'nin en nüfuzlu adamı Talat Paşa idi. Benim vekilliğimi de, Atatürk'ün Dışişleri Bakanlığını yapan Tevfik Rüştü Aras üstlenmişti. İttihat ve Terakki'nin belli başlı kodamanları da nikâhta hazır bulunuyorlardı. - Yıldız Sertel, Annem Sabiha Sertel Kimdi, Neler yazdı?, İstanbul: Yapı Kredi Yl., 2. baskı, Ekim 1995 -1. Baskı: Haziran 1994-, s. 89) - " Sabiha Sertel with husband Zekeriya Sertel and daughter, Sevim, New York City,1919 " (https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Sabiha-Sertel-with-husband-Zekeriya-Sertel-and-daughter-Sevim,-New-York-City-1919.jpg; 18.5.2026) Selânikli Sabataîlerin güzîde âilelerinden Derviş'lerin kızı Sabiha Hanım, 1915'te (aslen Türk olduğunu beyân eden) Zekeriya Sertel'le, 1915'te, İstanbul'da evlendi. Bununla Cemâat̃e kabûl̃ edilmiş oluyordu… Sabataî Farmason Dr. Nâzım'ın önayak olmasıyle, nik̃âhları, millî bir hâdise gibi takdîm edildi. Erkek tarafının nik̃âh vekîli (Macedonia Risorta günlerinden beri ihtilâlci Kemalist kadroda yer alan ve 4 Mart 1925'ten îtibâren "Mutlak Şef"in "değişmez Hâriciye Vekîli" sıfatıyle anılan, 33 Dereceli Farmason Sabataî) Dr. Tevfik Rüştü Aras, kız tarafının vekîli de, (esîr aldıkları Osmanlı Hük̃ûmetinin Sadrâzamı, Sabataî Üstâd-ı Âzam) Tal̃at Paşa idi…

29 Haziran 2026 00:00

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha