×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Sarı Lacivertin Yıldız Hafızası

Aziz Yıldırım'ın göreve dönüşünün üzerinden henüz bir ay geçmişken yaşanan bu transfer hamleleri, camiada yeni dönemin transfer anlayışına dair önemli bir mesaj olarak yorumlanıyor. Uzun zamandır özlemi duyulan "yıldız transferi" kavramı, bu kez yalnızca bir temenni değil, somut adımlarla yeniden konuşulmaya başlanıyor. 1998'den 2018'e uzanan yirmi yıllık dönemde Fenerbahçe'nin transfer politikası yalnızca kadro kurmaktan ibaret değildi. Bu transferler yalnızca kadroyu güçlendirmedi; Fenerbahçe'nin dünyaya verdiği "Ben en büyük oyunculara talibim" mesajının da en güçlü göstergesi oldu. Manchester City'nin deneyimli savunmacısı Nathan Aké'nin transferi yalnızca kadroya yapılan önemli bir takviye değildi; aynı zamanda Fenerbahçe'nin yeniden büyük oyuncuların adresi olabileceğine dair güçlü bir mesajdı. Şimdiden hafıza ve heyecan Fenerbah ç e 'nin en büyük transferi oldu. Onu dinledikçe meselenin yalnızca "çocuklar çok fazla ekran başında vakit geçiriyor" cümlesiyle açıklanamayacağını, aslında aileyi ve toplumu ilgilendiren çok daha derin bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu anlıyorsunuz. Üner Karabıyık'ın sohbet boyunca sık sık kullandığı bir benzetme vardı: "Günümüzün işgali artık topraklar üzerinden değil, ekranlar üzerinden yürütülüyor." Vakfın son üç yılda yaptığı saha çalışmaları, ekran süresi arttıkça çocuklarda baskı, kaygı ve aidiyet duygusundaki zayıflamanın da arttığını ortaya koyuyor. Sohbetin en dikkat çekici bölümü ise aileyi toplumun "sosyo-kültürel bağışıklık sistemi" olarak tanımlamasıydı. Ancak Karabıyık'ın en önemli uyarısı şu oldu: "Bu mücadele yalnızca ailelerin omuzlarına bırakılamaz." Devletin, medyanın, eğitim kurumlarının ve sivil toplumun da aynı sorumluluğu paylaşması gerekiyor.

Köşe Yazarı

Kaynak: Milat

07 Temmuz 2026 00:00

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Köşe Yazarı

Sonbahardan Önce Kulisler Isınmış Durumda

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği çatısı altındaki 365 oda ve borsada bu yıl yönetimler yenilenecek. Bu seçimlerde belirlenecek delegeler, 2027'de TOBB Başkanlığı için oy kullanacak. Organize Sanayi Bölgeleri artık yalnızca fabrikaların dizildiği coğrafi alanlar değil — istihdam politikasından altyapı yatırımlarına, yerel ekonominin rekabet gücünden şehrin sanayi kimliğine kadar geniş bir alanda belirleyici kurumsal aktörler haline geldi. En büyük soru işareti her zamanki gibi TOBB'da. 2001'den bu yana başkanlık görevini sürdüren Rifat Hisarcıklıoğlu, önceki seçimlerde olduğu gibi bu yıl da adaylığını resmen açıklamayı düşünmüyor. Şu anki tabloya göre Hisarcıklıoğlu 2027 için "tek aday" görünüyor. Ancak bu durum kesin değil; 2026'da yapılacak oda ve borsa seçimleri sonrasında dengelerin değişebileceği ve karşısına güçlü bir rakibin çıkabileceği konuşuluyor. İTO, Türkiye'nin en büyük, en kalabalık ve en siyasi ağırlıklı ticaret odasıdır, buradaki bir başkanlık değişimi, iş dünyasının Ankara ile kurduğu ilişkinin de yeniden şekillenmesi anlamına gelir. Ankara Ticaret Odas ı da marka değeri ve popülarite açısından Türkiye'nin en büyük odası konumunda. Ankara Ticaret Odası'nda Gürsel Baran'ın karşısına ciddi bir rakip çıkacağı kulislerde konuşuluyor. Ankara'nın en büyük organize sanayi bölgesi olan A SO 1. OSB' de kısa süre önce sessiz sedasız bir başkanlık değişimi yaşandı. Serdar Tütek, tebrik mesajlarını kabul ederken, " hayırl ı olsun" ziyaretleri sürerken açıklama yapmadan görevden ayrıldı. Oysa Sincan OSB, Ankara'nın sanayi politikasının fiili merkezi konumunda.

30 Haziran 2026 00:00

Köşe Yazarı

Marketin Rafı Ekonominin Aynası

Gıda perakendesi büyüyor. Bu hafta Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı Ömer Düzgün ile gıda perakendesi üzerine uzun bir sohbet ettik. Düzgün sohbetin bir yerinde şunu söyledi: " Vatandaş artık markete günde birkaç kez giriyor. Ve her girişte fiyata bakıyor. Bu sadece alım gücünün düştüğünü değil, tüketicinin alışveriş kararlarını kökten yeniden kurguladığını gösteriyor. " Bu cümle uzun süre aklımda kaldı. Türkiye'de haneler her 100 lirasının yaklaşık 80 lirasını gıda ve içeceğe harcıyor. O dünya hızla değişiyor Düzgün bunu açıkça ifade etti: " Vatandaşlarımız fiyat karşısındaki tepkisini ilk olarak her gün birkaç kez alışveriş yaptığı markete gösteriyor. Çünkü biz zincirin en görünür halkasıyız; ama her zaman fiyatı belirleyen halka değiliz. " Bu tespit sektörün yapısal sorununu özetliyor: Üretici zam yapıyor, perakendeci rafa yansıtıyor, tüketici tepkiyi markete gösteriyor. TPF çatısı altında 14 bölge derneği, 7 binin üzerinde mağaza ve 110 bine yakın çalışan hizmet veriyor. Düzgün'ün deyimiyle: " Bizler babalarımızdan, dedelerimizden devraldığımız koltuklarımızda rekabeti ciroyla, mağaza sayısıyla yapmadık. Biz haksız rekabetin karşısında durduk " Bir yanda devasa alım gücü ve agresif açılış stratejileriyle gelen ulusal ve uluslararası zincirler; diğer yanda mahalleyi bilen ama rekabet gücü kırılan yerel yapılar. Sohbetin sürpriz gündem maddesi " shrinkflasyon " oldu. 500 gramlık ürün 450'ye iniyor, 1 litrelik şampuan 900 mililitreye küçülüyor. Düzgün bu konuda net: "Düşük gramajlı ürün uygulamasının son bulması, vatandaşımızın aklında oluşturulan sahte indirim algısını ortadan kaldıracak ve tüketici mağduriyetini giderecek." Bu konu oldukça önemli, bu bir gramaj meselesi değil, bir güven meselesi. Fiziksel perakende yüzde 3-4 reel büyürken e-ticaret yüzde 11-14 büyüdü.

23 Haziran 2026 00:00

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha