×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Süleyman Gülek

Farklı Yaş Gruplarında Dinî Eğitim Stratejileri

07 Temmuz 2026 02:21

Bu hayallerin gerçeğe dönüşmesinde dinî eğitimin yeri tartışılmazdır. Ancak dinî eğitim, tek bir formülle her yaş grubuna uygulanabilecek basit bir süreç değildir. 0–6 Yaş: Temel Sevgi ve Güven Dönemi Çocuk, yaşamının ilk yıllarında dünyayı daha çok duyguları aracılığıyla tanır. Ebeveynin şükür edici bir dil kullanması, "Elhamdülillah", "Bismillah" gibi ifadeleri doğal bir şekilde kullanması, çocuğun ilahi varlığa karşı olumlu bir algı geliştirmesini sağlar. Dinî eğitim, bu yaşta nasihatle değil, yaşanmış sevgiyle öğretilmelidir. 7–12 Yaş: Kurallar, Anlam Arayışı ve İlk Sorular Okul çağı çocukları, soyut düşünme becerilerini geliştirmeye başlarlar. Bu yaş grubunda çocuğun sorularına "büyüyünce anlarsın" demek yerine, onun anlama kapasitesine uygun, sade ve samimi cevaplar vermek önemlidir. 13–18 Yaş: Kimlik İnşası ve Eleştirel Düşünme Dönemi Ergenlik dönemi, bireyin kimlik arayışının en yoğun yaşandığı dönemdir. Bu yaş grubunda dinî eğitim, otoriter bir dil yerine diyaloga dayalı bir yaklaşım gerektirir. Yetişkinlik Dönemi: Sürekli Öğrenme ve İçselleştirme Dinî eğitim, yalnızca çocukluk veya ergenlikle sınırlı değildir. Unutulmamalıdır ki, en etkili dinî eğitim, söylenen sözlerden çok yaşanmış bir hayat örneğidir. Onlar için "eylem," "söz" den çok daha etkilidir.

Köşe Yazarı

Mevzu Bizim Oğlan!

07 Temmuz 2026 02:19

İmam sesini yükselterek, adeta kürsüdeymiş gibi göğsünü gere gere konuşuyormuş: " Ey cemaat! Bir insanın oğlu eğer hırsızlık yaparsa, haram yerse, o babanın imamlığı da namazı da sakatlanır. O haram para o eve asla girmeyecek!" Tam o sırada kahveye köylülerden biri nefes nefese koşarak girmiş: "İmam Efendi, İmam Efendi! Senin oğlan yandaki bahçeden karpuz çalarken yakalanmış!" İmamın birden yüzü düşmüş, sakalını sıvazlamış ve hemen köylüye dönüp şöyle demiş: "Yahu günahını almayın çocuğun. Gençtir, canı çekmiştir. Hem o bahçe sahibiyle hukukumuz var, yabancı sayılmayız. Müslüman Müslümanın malını izinsiz yiyebilir bazen, aramızda lafı mı olur?" Cemaatten biri dayanamamış, imamın omzuna dokunmuş: "Yahu hocam, az önce 'babanın imamlığı sakatlanır' diyordun, ne çabuk kitabına uydurdun?" İmam hiç istifini bozmadan cevap vermiş: "Yahu az önce genel konuşuyorduk, şimdi mevzu bizim oğlan!" Medrese geleneğinde, talebelerin karakter eğitiminde dengeli insanlar olarak yetişmeleri için anlatılan bu fıkra bugün; özgürlük ve insan hakları üzerine mangalda kül bırakmayan çevrelerin içine düştüğü trajikomik durumu o kadar net özetliyor ki... İbre kendi hassasiyetlerine döndüğünde birer aydınlanma despotu kesilen kadroların, mevzu İslam'ın mukaddesatı olduğunda birdenbire "politik mizah özgürlüğü" havarisi kesilmesi ciddi bir ilkesizlik problemidir. Hatırlayalım; daha birkaç hafta önce Rahmi Koç, etnik köken içeren bir fıkra anlattığında kıyameti koparan, "Haddinizi bilin, bu bir ırkçılıktır!" diyerek adliye koridorlarına koşan siyasi yapılar; mevzu Kur'an-ı Kerim ile alay edilmesi olunca birdenbire "politik mizah yargılanamaz, bu iktidar gülmeyi yasaklıyor" diye savunma bayrağı açıyor. Keza komedyen Pınar Fidan çıkıp kendi hassas oldukları toplumsal acılar ve Alevilik üzerinden bir mizah yaptığında ortalığı ayağa kaldıran, "Bunun adı mizah olamaz! Bu utanmazlık, bu rezillik!" diye kükreyen siyasi figürler, bugün Kur'an-ı Kerim tahfif edilmek istendiğinde; "Mizahtan, kahkahadan korkuyorlar!" diyerek adliye kapılarına koşuyorlar. Eskiler boşuna "latife latif gerek" dememişlerdir. Bu yolla elde edilen sabun köpüğü şöhretlere ise "şöhret-i kâzibe" yani "yalancı ve sahte şöhret" adı verilirdi. Milletin inanç değerlerini bir "etkileşim malzemesi" haline getirmek sanatsal bir özgürlük değil, şöhret arsızlığıdır. "Latifeyi latif olmaktan" çıkarıp birer hakaret silahına dönüştüren ve "şöhret-i kâzibe" peşinde koşan bu figürler, gönüllerde kök salamadıkları için sabun köpüğü misali bir süre sonra silinip unutulacaklar.

Rahim Er

Nato'da Yeni Yapılanma

07 Temmuz 2026 02:18

Şu aralar adına "kentsel dönüşüm" dedikleri bir inşaat ve mimârî dönem yaşamaktayız. NATO-Kuzey Atlantik Paktı Teşkilatı, 4 Nisan 1949'da ABD'nin başkenti Washington, DC'de "Washington Antlaşması"nın imzalanmasıyla kuruldu: İzlanda, Lüksemburg, Belçika, Danimarka, Norveç, Portekiz, İngiltere, ABD, Kanada, Fransa, Hollanda, İtalya 12 kurucu devlettir. Ankara, 11 Mayıs 1950'de CHP iktidarının son 3 gününde Şemsettin Günaltay Başvekil iken NATO'ya üye olmak için müracaat etti. Üyeliğe kabulümüz 18 Nisan 1952'dir. 1914'te kopan I. Dünya Harbi felâketi 4 yıl sürmüş, Birleşik Krallık ve Japonya İmparatorluğu gibi bazı devletler dışındaki imparatorluklar tasfiye olunarak onların yerine "küçük olsun, benim olsun!" mantığıyla millî devletler kurulmuştu. Bu güçler, 1 Eylül 1939'da Nazi Almanya'sının Polonya'yı işgal etmesi üzerine kopan II. Dünya Harbiyle birbirleriyle vuruşmaya başladılar. Antikomünist devletlerin, sosyalizm muhaliflerinin NATO çatısı altında güvenlik ve savunma mimarisi ana fikriyle buluşması üzerine, sosyalist dünya da SSCB öncülüğünde 14 Mayıs 1955'te Polonya'nın başşehri Varşova'da Varşova Paktı'nı imzalandı. Dünya, şimdi "Doğu Bloku" ve "Batı Bloku" diye iki kutba ayrılmış, Avrupa Berlin Duvarı, nâm-ı diğer "Utanç Duvarı"yla bölünmüştü. 1950-1990 arası NATO ve Varşova Paktı'nın zaman zaman diğer devletleri işgalleriyle geçti. Sovyetler Birliği dağılırken 11 Mayıs 1991'de imzalanan "Prag Protokolü"yle Varşova Paktı lağvedildi. Varşova Paktı gibi NATO da vazifesini tamamlamıştı. O aralar İslâm âlemine "İslâmî fundamentalizm" diye bir çamur atılıyor, "yeşil tehlike" diye bir tehditten söz ediliyordu. 3 Temmuz 2013'te Mısır'da Abd'ül Fettah es-Sisi eliyle seçimle işbaşına gelmiş ve Ankara ile çok sıcak ilişkiler içindeki Muhammed Mursi'yi devirdi. 15 Temmuz 2016'daki FETÖ Darbe ve İşgal teşebbüsünün arkasında birtakım NATO üs, asker ve beyin faaliyetlerinin olduğu çok yazılıp konuşuldu. "NATO'ya aidat borçlarınızı ödemiyorsunuz! Amerika, Avrupa'yı savunmak zorunda mı?" diye her vesileyle Avrupa liderlerini azarladı… O NATO, Türkiye, 50 yıl boyunca terörle mücadele ederken ne vazifesini hatırladı ve ne de kılını kıpırdattı. Ankara'da toplanan 36. NATO zirvesi, himâyemiz altında yapılmaktadır.

Filtreleme Haberleri

Osman Ünlü

İlmi, Allah Rızası İçin Öğrenmelidir

Cevap: Bu konuda Süleyman bin Cezâ hazretleri, Eyyühel-veled kitabında buyuruyor ki: "Evine Besmele ile gir! Eğer zamanın müsait ise, İhlâs suresini oku! Peygamberimiz aleyhisselam buyurdu ki: (Eve girerken İhlâs-ı şerifi okuyan, yoksulluk görmez!) Eshabdan Süheyl radıyallahü anh, Peygamberimizin aleyhisselâm bu tavsiyesi üzerine zengin olmuştur. Eve girerken sağ ayağınla içeriye gir ve selam ver! Evde kimse yoksa, şu şeklde selam verebilirsin: (Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhissâlihîn.) Bununla beraber, bir kerre Kulhüvallâhü sûresini ve bir kerre de Âyetelkürsîyi okursan evine şeytan giremez. Her neye başlarsan Besmele ile başla! İşe ve yemeğe sağ elinle başla! Yemeğe hep beraber otur. Yemekten sonra, dua ve Kulhüvallâhü sûresini oku! Yemekten sonra bir saat geçmeyince su içme, vücuda iyi değildir." Osman Ünlü'nün önceki yazıları...

07 Temmuz 2026 02:18

Necmettin Batırel

Resim Böyle Değişti!

2022 yılı haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 78,62 ile zirvedeydi. Fiyat artışları alınan tedbirler ve uygulanan sıkı para politikasıyla 4 yılda 46,51 geriledi. Yani şu anda yüzde 37 olan politika faizi kademeli olarak yıl sonuna kadar yüzde 25 düzeyine indirilerek. Hükûmet "parayı ülkeye getir 20 yıl sana vergi yok" diyerek müthiş bir destek açıkladı... 23 milyon ton buğday, 9 milyon ton arpa, 22 milyon ton şeker pancarı, meyve üretimi 34 milyon ton domates üretimi 13,4 milyon ton salatalık üretimi 2 milyon tonu aşacak... Kirazda yüzde 255, Antep fıstığında yüzde 114, nektarinde yüzde 108, cevizde yüzde 95, elmada yüzde 93, portakalda yüzde 64, limonda yüzde 63 ile rekor artışlar bekleniyor... Kadın ve Genç Çiftçi Kredisi: Limit 3 milyon TL'den 5 milyon TL'ye yükseltildi... Küçükbaş Hayvancılık Kredisi: Üst kredi limiti 2 milyon TL'ye çıkarıldı... Süt Hayvancılığı Yatırımları: Atıl durumdaki işletmeleri yeniden üretime kazandırmak amacıyla 60 milyon TL'ye kadar kredi imkânı sağlandı... Özet: Ucuz enerji, bol döviz, düşük maliyetli güçlü üretim, yüksek iş gücü, tarımda rekor=düşük enflasyon!

07 Temmuz 2026 02:18

İsmail Kapan

Dünya Gündeminin Merkezi Ankara…

NATO 1.0, NATO 2.0, NATO 3.0… Aslında hepsi aynı formattaki bir teşkilatı anlatıyor. Tarihin gördüğü en geniş "savunma paktı", NATO'nun 36. Liderler Zirvesine ev sahipliği yaptığı için! 2004 yılındaki zirveden sonra, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan; Türkiye'nin bu önemli toplantıya yüzünün akıyla ev sahipliği yaptığını ve çok önemli ölçüde prestij kazandığını ifade etmişti. NATO 1.0 olarak ifade edilen soğuk savaş döneminin Kuzey Atlantik Paktı; 1991 yılında Sovyetler Birliği (SSCB) dağılana kadar, iki bloklu dünyanın siyasi ve stratejik dengelerine göre şekillenmiş ve güç-kuvvet yönünden âdeta sürekli bir tırmanma içinde olmuştur. 1991'de SSCB ile birlikte bu "pakt" tarihe karışınca, NATO'nun varlık lüzumu tartışılmaya başlamıştı. Soğuk Savaş sonrası dönemi karşılayan "NATO 2. 0", çok geçmeden bu alanda misyon yüklendi. "Ya bizimlesiniz, ya da bize karşısınız…" 11 Eylül 2001 saldırılarının hemen ertesi günü, NATO'yu, o zamana kadar hiç olmadığı ve görev tanımında da bulunmayan bir coğrafyada, ABD ile omuz omuza savaştığını gördük. Fransa Devlet Başkanı Macron'un "Beyin ölümü gerçekleşti…" dediği, NATO'nun bundan böyle nasıl devam edeceği konusunda kafalar net değil. Dün Ankara'da bir basın toplantısı yapan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, "Güçlü Avrupa Güçlü NATO demek…" ifadesini kullanırken, NATO içindeki güçlü ABD varlığına işaret etmiyor muydu? "ABD Şemsiyesi Güvenlik Garantörümüz…" cümlesi sadece Trump'ı övmeye dönük bir rüşvet-i kelam olamazdı!.. Velakin "Üzerinde Güneşin Batmadığı İmparatorluk" çoktan tarih oldu... 2004 yılındaki zirvede "İstanbul İşbirliği Girişimi" kararı o gün için, Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni çok ilgilendiriyordu. 2004 Zirvesi, aynı zamanda NATO'nu en büyük genişleme sürecinin sonucunun fiilen hayata geçtiği toplantıydı. Bu arada şu hususun altını çizelim; Sayın Cumhurbaşkanına ve Türkiye'ye yapılan iltifatlar yanında, "Büyüyen ve güçlenen Türkiye" ye karşı içten içe çok farklı düşünce ve duyguların hareket hâlinde olduğunu da unutmayalım. Yani Türkiye büyük savaş tecrübesi kadar, bugünkü NATO 3.0 bünyesinde, "üretici askerî güç" kapasitesi ile kilit bir konuma yükselecek…

07 Temmuz 2026 02:18

İrfan Özfatura

1.414'üncü Seneidevriyesi: Zâtü's-savârî Deniz Zaferi

Evvel zamanlarda onu elinde tutan kesin "cihan hâkimidir!" Mısır, Miken, Fenike, Pers, Yunan ve Roma uğruna mücadele verir. Hazret-i Muaviye Bilâdü'ş- Şam (Suriye) Valiliği yaptığı yıllarda Bizans gibi bir devin elinden şehirlerini alır, imparatoru adım adım geriletir. Mesela II. Konstans'ın kaptanı Manuel bir gece 300 gemi ile gelir, İskenderiye'yi ele geçirir. İmparator II Konstans'a neler anlattıysa anlatır, bin gemilik Bizans donanması sefere çıkar. Hazret-i Muaviye'nin kaptan-ı deryası Busr bin Ebu Ertât iyi bir denizci ise de Mısır donanmasının başındaki Abdullah bin Sa'd (Ebu Serh) daha tecrübelidir. İmparator'a kara muharebesi teklif ederler, ancak Konstans gemilerinden ve askerlerinden emindir, deniz avantajını kullanacak eze eze yenecektir hesapta. Sabah çağırdığı kâhinler "Keşke uyumasaydınız" derler, "Bu rüya geri çekilme manasına geliyor zira." İmparator sabah alelacele hücum emri verir, bir planı yoktur, nasıl olsa gemileri çok, kaptanları tecrübelidir. Bu muharebe, "mutlak İslam zaferi" olarak geçer tarih sayfalarına. Taberî Hicri 31 -34 (651-652) yıllarını işaret eder. İbnü'l-Esîr ve Belâzürî'ye göre ise Hicri 34 yılının Muharrem ayında (Temmuz 654) vuku bulur. Mesûdî, İbn Abdülhakem ve Makrizi gibi İslam müverrihleri de katılır onlara. Vakidi ve İbnü'l-Esir'e göre Bizansın 500 ile 600 arasında savaş gemisi vardır. İlerleyen yıllarda Müslümanlar Marmara Kapıdağ'da (evet bildiğiniz Bandırma) bir deniz üssü kurar, İstanbul'a gidip gelen tekneleri çevirir, silah ve savaşçı akışına mâni olurlar. II. Ramanos yabancıların eline "kesinlikle geçmeyecek" üç şeyi şöyle sıralar: İmparatorun kıyafeti, Bizans prensesi ve Rum ateşi. Hazret-i Muâviye zamanında İstanbul'un fethi için gönderilen Süfyân bin Avf ve Yezid bin Muaviye kumandasındaki İslam ordusu (674) bu ateşten hayli sıkıntı çeker. Her ne kadar Bizanslılar sır gibi saklasalar da Araplar ele geçirir, daha da geliştirir "neft-i kāzıf" ya da "harrâka" adını verirler. İlerleyen yıllarda Haçlılar "Arap ateşi" ile durdurulacak, Timur İzmir Kalesi'ni bu ateşle alacaktır.

07 Temmuz 2026 02:18

Halime Gürbüz

Öğrendim Ki…

"Öğrenmenin de maliyeti vardır... Önceden öğrenenler, indirimli fiyattan öğrenir; otoriteden öğrenenler, özgürlük bedeliyle öğrenir; deneyerek öğrenenler, etiket fiyatından öğrenir; hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir; hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler..." demiş Arthur Miller. Kalemtıraştan öğrenilen; Sivrildikçe bitersin! Perdeden öğrenilen; Görmemek için üzerini örttüğün şeyler orada durmaya devam eder... Tükenmez kalemden öğrenilen; Bazı hatalar geri alınmaz. Ekmekten öğrenilen; Yanarak katılaşırsın!.. Silgiden öğrenilen; Hatalarını silmeye çalıştıkça azalıyorsun...

07 Temmuz 2026 02:18

Celal Toprak

Kobi'ler Değer Üretecek

Projenin açıklanmasından bir gün önce İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Akar ile konuşmuştum. -Yarın bizim için çok önemli… İş Bankası ile önemli bir proje başlatıyoruz. Sistemi destekleyecek kurum olan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran "Dijitalleşme ve Değer Odaklı Büyüme Programı" protokolünün bir ilk olma özelliği taşıdığını vurguladı ve şu bilgiyi aktardı: -Bu iş birliği ile Türk sanayisinin dijitalleşme, verimlilik, sürdürülebilirlik ve yüksek katma değer üretimi alanlarında daha güçlü bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Evet, Türkiye'nin iki önemli kurumu sanayinin dijital dönüşüm sürecini değer oluşturma üzerine kurguladı ve ilk adımı attı. Aynı zamanda İSO Komite Üyesi olan Aydoğdu proje ile ilgili şu tespiti yaptı: -Araştırmalara göre işletmelerin yaklaşık yüzde 30'u dijitalleşme adımlarını başlatmış durumda. AK Parti Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu'nun çabaları ile gerçekleşen Türk dünyasında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını ortak bir dijital platformda buluşturacak Türk Dünyası Sivil Toplum Destek Sistemi (TÜDSES) bu çalışmaların başında geliyor. Ortak proje geliştirmeden anlık koordinasyona kadar birçok alanda Türk dünyası arasında dijital iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen sistem önemli bir iletişim atılımı olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen yıl ilan ettiği vizyon belgesi kapsamında hazırlanan proje, Türk dünyasında dijital sivil diplomasi merkezi olmayı amaçlıyor. Daha açıldığı ilk gün iletişim rekoru kıran sisteme ilişkin Kürşad Zorlu şu bilgileri paylaştı: * Türkiye'de faaliyet gösteren ve 8 Türk devletini temsil eden 826 sivil toplum kuruluşu ile yaklaşık 88 bin üye TÜDSES çatısı altında bir araya geldi. Turgut Torunoğulları'nın DTİK Avrupa Temsilciliği ile birlikte Avrupa'daki Türk diasporası âdeta ayağa kalktı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın önderliğinde Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye-Hollanda İş Konseyi Başkanı Zeki Sarıbekir'in katıldığı DTİK Avrupa Temsilciler Kurulu Toplantısı gerçekleşti. Toplantıda Turgut Torunoğulları Türk girişimcilerinin tarihsel ve ekonomik dönüşümünü aktardı. Otelin sahibi DTİK Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları'nı herkes tebrik ederken artık Avrupa'da Türk otellerinin hızla yayıldığının da altı çizildi.

07 Temmuz 2026 02:18

Köşe Yazarı

Allah'ın Nizamı İslâm -51-

İslâm'ın Anayasası Kur'ân'dır. İslâm; Tevhid, Hak, Adalet, Liyakât, Emniyet, Ehliyet, Şûrâ, gibi temel kavramları esas almıştır. Peygamber'in Dinî ve siyasî otoriteyi birleştirerek toplumsal hayatın bütün alanlarına şamil bir sistem kurması, İslâm'daki siyasi düşüncenin temelini teşkil etmiştir. Esasen, Kur'ân ve Sünnet (Hz. c- Devlet Başkanı olarak Hz. Peygamber(sav) *Hz. Kur'ânı tebliğ, talim ve hayata tatbik eden Hz. Resulellah'tır. Bu maksatla Hz. Peygamber Akabe bey'atlarıyla (Bî'at) kuracağı devletin temellerini atmıştır. Hz. Peygamber, İslâm'ı insanlara tebliğ edip, onların Din'e uymasını istemiş de, Kendisini bundan muaf tutmuş değildir. Hz. Resulellah, bizzat Kendisi herkesten ziyade Allah'a itaât etmiştir. Hz. Peygamber, madem insanlardan Allah'a itaât etmede bey'at (sadakât yemini) almıştır, Kendisi de Allah'a itaâtte sadakât yemini etmiş demektir. Hz. Resulellah, Kur'ân Anayasasına göre İslâm Devleti'ni yönetmiştir.

07 Temmuz 2026 02:16

Hüseyin Öztürk

Güherçile Ve Barutçu Cafer Usta

İstiklal Savaşımızdaki gücümüz, imal edilmiş modern silahlardan ibaret değildi. İnsanımızın keşfettiği silahlarla, daha da önemlisi "inanç-iman-azim ve kararlıl ıkla " zafere vasıl olunmuştu. Gaziantep'in, Fransız ve İngilizlere karşı savunulmasında düşmanın silahlarına sahip olmayan bir millet vardı. O günleri, Araştırmacı-Yazar Mehmet Fatih Bozkurt'un kaleminden özetleyelim: "Fransız kuşatması sırasında Gaziantep'in dış dünyayla bağlantısı tamamen kesilmiş, cephane kaynakları tükenme noktasına gelmişti. Tam da bu kritik süreçte, 10 Aralık 1920'de Sabun Hanı'nda kurulan İmalat-ı Harbiye Fabrikası, şehrin direniş umudu oldu. Bu fabrikanın hayati bölümü ise baruthaneydi ve başında; "Baba Cafer", "Cafer Ağa", "Cafer Usta" ve "Hıyamlı Cafer" isimleriyle geçen kahraman bulunuyordu. Cafer Usta'nın görevi, mücahitlerin tüfeklerinde ve elde imal edilen Özdemir Bombalarında kullanılacak barutu üretmekti. Kuşatma altındaki şehirde hiçbir sanayi imkânı yokken, tamamen yerli ve geleneksel yöntemlerle günde yaklaşık 15 okka yani 20 kilogram barut üretmeyi başardı. Cafer Usta'nın ürettiği barutun kalite bakımından İngiliz barutuna denk olduğu, kuvvetli ve parlak nitelik taşıdığı kaydedildi. Barut üretimi, halkın topyekûn direnişine dönüştü. Güherçile maddesi için mağara duvarları, mahzenler, ahırlar ve eski kerpiç yapılardaki rutubetli küfler toplandı. Kadınlar ve çocuklar torbalarla bu maddeleri fabrikaya taşıdı. Kükürt esnaftan toplandı, söğüt ağaçlarından kömür yapıldı, tüm malzemeler günlerce dövülerek kara barut elde edildi. Cafer Usta'nın ürettiği barut, yalnızca tüfeklerde değil, patlamayan Fransız güllelerinden elde edilen dinamitlerle karıştırılarak, Antep Savunmasının simgelerinden biri haline gelen Özdemir Bombalarında da kullanıldı. Bu yönüyle Hıyamlı Cafer Usta, cephede görünmese de savaşın seyrini değiştiren mühimmatın mimarı olarak tarihe geçti." Bu ülkenin insanları yoktan var edemezler ama var edilmiş her nesneyi keşfederek; eğer helal süt emmişlerse milletimizin hayrına, aksine şeytana kulluk eden haramzadelerse, toplumun şerrine kullanabilirler.

07 Temmuz 2026 02:13

Ali Karahasanoğlu

Tuncay Yılmaz Her Şeyi Anlattı, Ama Pişkinlikten Taviz Yok

Diyor ki, şirket müdürü Tuncay Yılmaz, "CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasında, binanın alım sürecinde yer almadım. Yalnızca Fatih Keleş'in talebi üzerine içinde para bulunan bir çantayı, belirtilen adrese götürdüm." Mahkeme başkanı, mahkemedeki savcı nezaketen sormuyor.. Hani "Fatih" yerine "Ekrem" dese, "Keleş" yerine "İmamoğlu" dese, tutturacak da.. Tuncay Yılmaz, Ekrem İmamoğlu'nun aile şirketinin müdürü. Tuncay Yılmaz devam ediyor: "Paranın kaynağına ilişkin herhangi bir bilgi sahibi değilim. Benim o iş yerinde bulunmamın tek sebebi para transferidir." Türkiye'de para transferlerinden sorumlu devlet bakanı Tuncay Yılmaz imiş! Nerede bir para transferi var ise, Tuncay Yılmaz orada imiş. Para öyle 3 bin tl, 10 bin tl değil. "Abi, bu parayı üzerimde yakalatırsam, izah edemem., Siz kaynağını söyleyin, sonra taşıyayım" ' demiyor. "Para transferi" deyince, hakimin; "Aaaa. Tuncay bey demek ki para transferi ile görevli imiş. Bak sen. Yanlış adamı sorguluyoruz galiba" diyeceğini sanıp.. Kendinden emin bir şekilde, "Benim kurultay ile de ilgim yok" diyor.. Ama parayı alıp, gidiyorsun.. "Sonrasına da ben bakmam" diyor, "bilmiyorum" ile konuyu kapatacağını sanıyorsun.. "CHP'nin fonladığı" diye isimlerini saydığımız için, 500 bin TL'lik manevi tazminat davası açan Murat Ağırel'ler.. Heyyy. Ve Tuncay Yılmaz, asrın davasında, asrın savunmasını yapıyor: "İddianameyi hazırlayan savcılar benim her iki belediyeyle de bir irtibatımı kuramadıklarından bana doğrudan İmamoğlu'na bağlı bir üyelik uydurmuşlar." Buraya kadar işi gırgıra alıyorduk ama. O da "Bilmiyorum" diyerek, kurtulacağını sanıyor.. "İddianameyi hazırlayan sayın savcılar benim her iki belediyeyle de bir irtibatımı kuramadıklarından belediye çerçevesindeki örgüt yapılanmasına beni dahil edememişler, doğrudan Sayın Ekrem İmamoğlu'na bağlı bir üyelik uydurmuşlardır." diye savunmasına devam ediyor. Murat bey de diyordu ya, "Kiracı olduğum için dava açıldı.." Tuncay bey de diyor ki, "İddianamede yer almamın tek sebebi İmamoğlu İnşaat'ın genel müdürü olmam." Yetmiyor mu Tuncay.. Ve açık açık, Bodrum'daki yolsuzluğu da, her gün tekrarlayan pişkin bir sabıkalı gibi anlatıyor, Tuncay Yılmaz: "Ekrem Bey bana Bodrum'da üzerinde bir ev bulunan arsa ilanını verdi. Burayla ilgilenmemi, araştırma yapmamı istedi... (Satıcı) Şirketin sahibi paranın bir kısmını elden almak istediğini söyledi. Yeri çok beğendiğimiz için satıcının bu teklifini kabul ettik. (..)Paranın bir kısmını, şahsın muhasebecisi ofisinde elden kendisine teslim ettik. Bir kısmını da banka havalesi yoluyla şahsın hesabına havale yaptık." Haricen ödenen miktar da ne kadar, biliyor musunuz. Tapuda 500 bin avro..

07 Temmuz 2026 02:11

Ahmet Maranki

Avrupa Kuzey Atlantik Nato'su Mu? Uzak Doğu Türk İslam Nato'su Mu (1)

Türkiye cumhuriyeti Vatandaşı olarak dünyanın en büyük Teşkilatı BM-Birleşmiş Milletler'de en uzun hem UNDP-Birleşmiş Milletler kalkınma programlarını yürüten ve UNV-Birleşmiş Milletler gönüllü baş uzmanı olarak, 10 yıla yakın görev yapan birisi gibi Türk devletleri teşkilatının planlı ekonomiden pazar ekonomisine geçişle ilgili her türlü kanuni düzenlemelerinde imzamız vardır!!! Türkiye 2004'te de NATO Liderler Zirvesi'ne evsahipliği yapmıştır! Sayın cumhurbaşkanımızın pek çok zeminde ifade ettiği gibi artık BM- Birleşmiş Milletler,NATO AB-Avrupa Birliği, Batı Afrika Birliği, İİT-İslam İşbirliği Teşkilatı.. Vesaire gibi kuruluşların fonksiyonlarını kaybettiği, hiçbir yaptırım gücünün olmadığı görülmüştür!!! 1-Eski tehlike olan SSCB bugünkü Rusya'yı Avrupa kıtasının dışında tutmak! 2-Avrupa'nın hâlâ NATO ordusunun büyük bir bölümünün konuşlandığı Avrupa'daki Almanya'yı kontrol altında tutmak! Türkiye son yıllarda hakikaten hükümet tarafından da pek izah edilemese de muhalefet tarafından sabote edilse de; savunma sanayinde bize her zaman pompalanan ve bizi almamak için direnen sözde güçlü Avrupa'nın yıllık ihracatı 12 milyar Euro iken; son 25 yılda Türkiye Cumhuriyeti'nin 2025 yılı savunma sanayi ihracatı 11 milyar $'ı bulmuştur!!! 2025 zirvesinde alınan kararla; 32 NATO üyesi ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılalarının %5'i oranında NATO'ya destek vermesi kararı alındı! " 2035'e kadar bütün ülkeler NATO'ya desteğini artırılmalı yani genellikle % bir-1.5-maksimum iki seviyesinde ülkeler yardım ederek verilen sözlerini tutmalıdır" denilmesine rağmen vaatler Karşılanmamıştır! Türkiye'nin 7-8 Temmuz'daki toplantıda ön plana çıkarması gereken en önemli konu: Türkiye'nin NATO'daki önemi, çok güçlü ve vazgeçilmez müttefik olduğunu anlatabilmesi önemlidir…! WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 053020000 96 Türkiye'nin çeyrek asırdır yönetiminde bulunan seçilmiş Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan: AVRUPA ATLANTIC İLİŞKİSİ TARİHİ BİR DÖNEMEÇTEDİR!

07 Temmuz 2026 02:08

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.