
Öncelikle Eda Ece'nin açıklamasına olduğu gibi bir bakalım: "Herkese merhaba, hakkımda çıkan yorumlara cevap vermem gerekiyor. 2 gündür söylenenler doğru değil tam tersine, hayatımda hiçbir zaman Ahbap derneğine bağışta bulunmadım. Hiçbir organizasyonlarında yer almadım. Bağış topladıklarında yardım etmedim. Hiçbir paylaşımda halkı bağış yapmaya yönlendirmedim. Çünkü çok yakınım olan bir arkadaşım kendisinin başına geleni, yıllar öncesine dayanan şahsi olarak yaşadığı bir dolandırıcılığı ve ona yapılan terbiyesizliği bana söylemişti ve bu nedenle hiçbir zaman tam olarak güvenemedim, sevemedim. Uzak durdum. Kimse de bana gel demedi zaten. Ama insanlar değişebilir inancıyla karalayacak bir cümle de sarf etmedim. Amaç çok anlamlıydı ama şahsen katılmadım. Bu konuları zaten adalet inceliyor, umarım doğru değildir, çok üzücü. Söylediklerim yanlış anlaşılmasın. Oraya yardım aracılığı için katılan meslektaşlarımın iyi niyetle gittiğinden ve olanlardan rahatsızlık duyduğundan eminim. Zaten aksi olamaz. Bir tek devletimiz çağırdığı için ATV bağış yayınına katıldım. Ben ve arkadaşlarım, o dönemki dizi ekibimiz bizzat kendimizin aldığı şeyleri bizzat kendimiz götürdük. Hiçbir aracı kurum ya da kuruluşla hiçbir hareket yapmadık. Kendimiz gittik, kendimiz dertlere ortak olmak istedik. Kendimiz ziyaret ettik. Hastaneleri gezdik, ne ihtiyaç varsa karşılamaya çalıştık. Canla başla ne varsa halkla beraber el ele yaptık. Hiçbir aracı kurum yoktu. Böyle olmasını istedik. Bizi izleyen seven insanların yanında olmak istedik. O dönemde yaşadığım üzüntüyü hiç unutmadım. Bir ara o kadar kendimi kaptırmıştım ki 'sen artık git' dediler. Şevval'in bana psikolojik destek al dediğini hatırlıyorum. Gece uyuyamıyordum. Kendimi parçaladım. Yine olsa yine yaparım. Lafını etmişim gibi algılandı. Ben tam tersine hiçbirini paylaşmadım. Hiçbir gittiğimiz yere basın çağırmadık. Aklımıza bile gelmedi. Biz öyle bir ekip değildik. Orada başka dernekler vardı elbet ama biz kendimiz gittik. Ta ki hayatımın hatasını yapana kadar... Şubattan hazirana kadar bu kabusu yaşadıktan sonra, şubat kapağıyla yılın yıldızı ödülü bana verilince, biz kapak çekimini bırakıp yardıma koştuğumuz için insanlığımdan dolayı o ödülü bana verdiklerini düşündüğüm için bu konu açıldı. Yoksa ne alakası var, neden bu konuyu açayım? O güne döndüm. Konuşmama benim tekrar makyaj yapıp bir elbise giyip çıkmam imkansızdı. Ağır bir depresyona girmiştim. Çünkü ben empatiden çok acı çeken bir insanım, bunu beni tanıyanlar bilir. Ama beni buraya davet edip tekrar hayata karışmamı sağladığınız için teşekkür ederim, sayenizde tekrar hayata karıştım deyip yaşadığım acıyı anlatmaya başladım. Konuşmamın sonunda o kadar ağır hissettim ki bir espri yapma gereği duydum. Çünkü ben üzüldüğümde, bir acı yaşadığımda bunu gülerek atlatıyorum. Otomatik çıkıyor ağzımdan. Acılarla böyle baş ediyorum. O an bir espri yaptım. Keşke yapmasaydım. Ve sadece o cümlem paylaşıldı. Dilimi eşek arısı soksaydı. O kadar üzüldüm, o kadar pişman oldum ki böyle bir şey söylememeliydim. Haksızlık ettim. O yüzden bu kadar senedir bana yazılan bütün hakaretleri, çocuğuma kadar edilen küfürleri sadece üzüntüyle okudum. Yıllardır ses çıkaramadım. Bir tek özür diledim, onu da kimse duymadı. Hatamı bildiğim için bana köşesinde resmi bir dev gazetede küfür yazan gazetecilere bile cevap veremedim. İçime attım. Utandım. Beni yerden yere vurmalarını izledim. Tam da peşinden hamile kaldım. Hamileyken de bu kabus devam etti. Çocuğum iki yaşına geldi, hiç bitmedi bu linç. Ama hatalı bendim. Özür diliyorum. Daha önce de diledim, yine diliyorum. Başta depremzede vatandaşlardan ve kırdığım herkesten, devletimizden, oy haklarına karışmak benim haddime değildi. Gerçekten utanç içindeyim. Keşke o şakayı yapmasaydım. Haksızlık ettim. Yürekten özür diliyorum. Herkesi çok seviyorum. Bu ülke için hepimiz canımızı verecek insanlarız. Ayrımcı bir dil kullanmak benim gibi herkesi seven birinin yapacağı iş değildi. Bana yakışmadı. Tekrar özür diliyorum. Ömrümde ne kimsenin kötülüğünü istedim ne bir kimse hakkında kötü söz söyledim. Benim işlerimi izleyip beni sever ya da sevmezsiniz ama yeryüzündeki kimseye zarar verecek yapıda bir insan gerçekten değilim. Benden kötülük kimse göremez. Aklıma iyilikten başka bir şey gelmez. Yüreğim böyle değil. Hamurum böyle kötücül değil. Beni tanıyanların bunu bildiğini biliyorum. Tekrar özür diliyorum. Beni linçlemeyen, beni tanıyan, seven, beni savunmak zorunda hisseden insanlardan da özür diliyorum. Benimle beraber onlara bu stresi yaşattığım için onlardan da özür diliyorum. Lütfen beni affedin. Bir daha böyle bir hadsizlik yapmayacağım. Çünkü ben bu değilim. Hoşça kalın." Evet, Eda Ece'nin açıklaması bu şekilde... Bir yanda "hata yaptım" diyen bir oyuncu, diğer yanda yıllardır süren bir tartışma... Özellikle "oy haklarına karışmak benim haddime değildi" cümlesi, aslında tartışmanın özünü oluşturuyor. Sonuç olarak Eda Ece özür diledi.
Kaynak: Diriliş Postası
16 Temmuz 2026 00:05
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Bodrum Çığlık Atıyor! Sadece Fahiş Fiyatlar Değil, İhmal De Turizmi Vuruyor
Uzun bir süredir Bodrum'dayım. Günlerim genellikle teknede, denizde ve Bodrum'un birbirinden güzel koylarını, sahillerini, çarşısını ve mahallelerini gezerek geçiyor. Geçtiğimiz günlerde Bodrum'daki fahiş fiyatları yazmış, vatandaşın ve turistin yaşadığı mağduriyeti gündeme taşımıştım. Ticaret Bakanlığımız harekete geçti ve 1 top dondurmayı 400 TL'ye satan işletme hakkında idari işlem başlatıldı. Allah korusun, oradan geçen bir çocuğa, yaşlıya ya da herhangi bir vatandaşa saldırmaları an meselesi olabilir. Fakat burada suçlu domuzlar değildir. Doğayı talan edip sonra da "Domuzlar neden şehre indi?" diye sormanın hiçbir mantığı yoktur. Ayrıca Bodrum'un doğal dokusunu yok eden plansız yapılaşmaya karşı çok daha kararlı adımlar atılmalıdır. Bodrum sıradan bir ilçe değildir. Bodrum'a sahip çıkmak, sadece Bodrum'u değil Türkiye'nin turizm geleceğini de korumaktır. Bugün önlem alınmazsa, yarın çok geç olabilir.
20 Temmuz 2026 00:05

Bazen En Ağır Söz, Bir Dosttan Gelir: Ellerin Kırılsaydı!..
Mahsun Kırmızıgül'ün Haluk Levent hakkında yaptığı paylaşımı okudum. O sözlerin içten yazıldığına inanıyorum. Asrın felaketi olarak tarihe geçen 6 Şubat depremlerinin ardından milyonlarca insan yardım için seferber oldu. Ama bir de sessiz sedasız çalışan, reklam yapmadan depremzedelerin yanında olan insanlar vardı. Mahsun Kırmızıgül de bana göre onlardan biri. Bunu bizzat yaşadığım bir olaydan biliyorum. "Yahu aylardır oradasın. Bu yaptıklarını haber yapmak istiyorum." dedim.
19 Temmuz 2026 00:30

Uyuşturucuyla Mücadelede Cezalar Artırılmalı, Caydırıcılık Şart!
Uyuşturucu operasyonlarında neredeyse her gün yeni gözaltılar yaşanıyor. Son olarak gerçekleştirilen operasyonda aralarında kamuoyunun yakından tanıdığı isimlerin de bulunduğu 25 kişi gözaltına alındı. Çünkü uyuşturucu artık yalnızca belli çevrelerin değil, toplumun tamamının sorunu haline gelmiştir. Hakkında uyuşturucu soruşturması yürütülen kişiler kısa süre sonra yeniden ekranlarda, sahnelerde veya sosyal medyada boy göstermeye devam ediyor. Uyuşturucu kullanım yaşının giderek düştüğüne ilişkin endişeler toplumun her kesiminde konuşuluyor. Son operasyonda gözaltına alınan isimler arasında Akın Altan, Asude Mercan, Ateş İnce, Aybüke Albere, Ayşe Nur Balcı, Buğra Balkaya, Burak Çelik, Büşra Tatar (Canbaz), Cenk Çöteli, Feyza Cihan, Gökhan Şafak, Hazal Eylem İpek Şafak, Hilal Zeynep Hedbe, İlyas Yalçıntaş, İrem Haznedar, Kübra Altay, Mehmet Fatih Aksoy, Melis Selçukoğlu, Oğuz Alp Güler, Orhan Yıldız, Öner Faruk Işık, Sıla Gençoğlu, Şefik Ömer Dolman, Ümit Büyükhanlı ve Volkan Büyükhanlı'nın bulunduğu açıklandı. Soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen şüphelilerden aralarında şarkıcı İlyas Yalçıntaş'ın da bulunduğu 4 kişi tutuklanırken, 12 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Uyuşturucu yalnızca kullananı değil, ailesini, çevresini ve geleceğini de yok eden bir zehirdir.
18 Temmuz 2026 00:05

Pişmanlık Açıklamaları Gerçeği Değiştirir Mi?
Günlerdir Türkiye, Ahbap Derneği hakkında ortaya atılan iddiaları konuşuyor. Asıl sorulması gereken soru ise çok başka. 6 Şubat depremlerinin ardından Türkiye tarihinin en büyük felaketlerinden biri yaşandı. Devlet kurumlarını eleştirenler, Kızılay'ı hedef alanlar, insanları Ahbap'a bağış yapmaya çağıranlar ekranlardan ve sosyal medyadan eksik olmadı. Bugün ise aynı isimlerin büyük bölümü ya sessiz ya da "Ben de kandırıldım" demeye başladı. Bugün ise "Devletin resmi kurumları dışında hareket etmemenin önemini görmüş olduk" diyor. Gülben Ergen yıllar önce "Haluk Levent'e bu ülke laf söyletmez.Kendini korumaya ve savunmaya ihtiyacı olmayacak kadar iyilik peşinde bir adam ve koca bir Anadolu yüreği taşır" diyordu. Bugün ise "Ben de güvendim, ben de hayal kırıklığı yaşıyorum" açıklaması yapıyor. Çünkü mesele sadece sanatçılar değil. Bağış çağrıları yapanlar... Devlet kurumlarını hedef alanlar...
17 Temmuz 2026 00:05

Yarım Ekmek Arası Döner 3 Bin Tl! Bu Ticaret Değil, Düpedüz Fırsatçılık
İstanbul'un gözbebeği Kapalıçarşı'da yarım ekmek arası dönerin 3 bin TL'ye satılması, sadece bir fiyat skandalı değil, aynı zamanda Türkiye'nin turizm imajına vurulan büyük bir darbedir. Kapalıçarşı'daki bu olay da maalesef onlardan biri. Bazıları buna "serbest piyasa" diyebilir. Bunun adı fırsatçılıktır. Bugün Türkiye'nin herhangi bir kasabına gidin. En kaliteli eti almaya kalksanız kilosu ortalama 1.200 TL civarında. Ekmek arasına koyulan et miktarı ise yaklaşık 100 gram. Turizm sektörü fırsatçılıkla değil, güvenle ayakta kalır. Üç kişilik bir aile sıradan bir restorana girdiğinde önüne gelen hesap çoğu zaman 10 bin ila 15 bin TL arasında değişiyor. Yarım ekmek arası döner 3 bin TL... Bu fiyatı gören vatandaşın aklına lezzet değil, fırsatçılık geliyor.
15 Temmuz 2026 00:05

Yardım Parasına Uzanan El, Milletin Vicdanına Uzanmış Demektir
Çünkü yardım parası sıradan bir para değildir. Bugün kamuoyunun gündeminde Ahbap Derneği ve derneğin kurucusu Haluk Levent hakkında yürütülen soruşturma bulunuyor. Soruşturma kapsamında Haluk Levent'in de aralarında bulunduğu çok sayıda şüpheli hakkında gözaltı işlemi uygulanırken, savcılık tarafından kamuoyuna yansıyan bilgilerde dikkat çeken rakamlar bulunuyor. İddialara göre Ahbap Derneği hesaplarından yaklaşık 120 milyon liralık para hareketi bazı şahsi hesaplar üzerinden gerçekleştirildi. Yine soruşturma dosyasında, dernek kurucularından birine ait olduğu belirtilen hesaplar üzerinden 2020-2026 yılları arasında toplam 990 milyon liralık yasal bahis oynandığı ve bu işlemler sonucunda yaklaşık 390 milyon lira zarar oluştuğu öne sürülüyor. Soruşturma kapsamında dernek adı ve bağış vaadi kullanılarak bazı gayrimenkul işlemlerinin gerçekleştirildiği, bu işlemler sonucunda yaklaşık 60 milyon dolarlık mağduriyet oluştuğu iddiası da dosyada yer alıyor. Çünkü mesele artık yalnızca Haluk Levent meselesi değildir. 6 Şubat depremlerinde insanlar gözyaşları içinde bağış yaptı. Yardım parası üzerinde oluşan en küçük şaibe bile yalnızca bir kuruma zarar vermez. Bir yardım kuruluşunun kasasından eksilen para belki yerine konabilir. Çünkü yardım parası kutsaldır.
14 Temmuz 2026 00:05

Şöhretin Gölgesindeki Çürüme
Son olarak iş insanı Saadettin Saran ve televizyon sunucusu Ela Rümeysa Cebeci hakkında hazırlanan iddianamede, her iki isim için de "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçlamasıyla 10 yıldan az olmamak üzere hapis cezası talep edildi. Elbette hukuk devletinde hiç kimse mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilemez. Ancak ortada toplumun üzerinde düşünmesi gereken başka bir gerçek var. Özellikle sosyal medyanın etkisiyle şöhretin adeta kutsandığı bir dönemde, gençlere verilen mesajların ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Toplumun sorgulaması gereken konu tam da budur. Bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru şudur: Çünkü bir toplumun geleceğini belirleyen şey, yalnızca ekonomik gücü değil; örnek aldığı değerlerdir.
13 Temmuz 2026 06:55

Tatlıses Ailesinde Fırtına Dinmiyor!
İbrahim Tatlıses'in Ankara'da tedavi gördüğü hastanede ziyaretçisinin olmadığı yönündeki iddialar gündemdeki yerini korurken, aile içindeki gerilim her geçen gün daha da büyüyor. Dün oğlu Ahmet Tatlıses'in yaptığı açıklamalar konuşulurken, bugün de kardeşi Hüseyin Tatlı'nın sosyal medyaya yansıyan sözleri magazin dünyasında büyük yankı uyandırdı. Hüseyin Tatlı'nın ağabeyi İbrahim Tatlıses'e yönelik kullandığı sert ifadeler adeta gündeme bomba gibi düştü. "Benim psikolojimi bozdun, hayatımı bitirdin. Çoluk çocuğumdan ayrı kaldım senin yüzünden. Bende anlatılacak çok şey var. İnsanların bilmediği o kadar çok şey var ki..." diyerek yılların birikmiş öfkesini gözler önüne serdi. Tatlıses ailesini yıllardır yakından tanıyan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim; İbrahim Tatlıses'in ailesi, onun var olduğu günden bu yana saygıda ve hürmette hiçbir zaman kusur etmedi. İbrahim Tatlıses'in özellikle büyük oğlu Ahmet Tatlı ile yaşadığı sorunlar uzun yıllardır biliniyor. İbrahim Tatlıses'in mirasıyla ilgili yaptığı açıklamalar, "Mal varlığımı aileme değil devlete bırakacağım" sözleri ve ardından Ahmet Tatlıses hakkında kullandığı ağır ifadeler aile içinde yeni bir kırılma yarattı. Ancak bugün görünen o ki aile fertlerinin önemli bir bölümü İbrahim Tatlıses'e karşı mesafeli bir duruş sergiliyor. Ankara'da tedavisi devam eden İbrahim Tatlıses'in etrafındaki yalnızlık görüntüsü de tam olarak bu nedenle dikkat çekiyor.
12 Temmuz 2026 00:05


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Şöhretin Gölgesinde Kalan Gerçekler
İbrahim Tatlıses denildiğinde akla ilk gelen şey şüphesiz başarı hikâyesidir. Son dönemde yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle yeniden gündeme gelen İbrahim Tatlıses, bir yandan tedavi sürecini sürdürürken diğer yandan aile içindeki kırgınlıklarla da konuşulmaya devam ediyor. Özellikle oğlu Ahmet Tatlıses'in yaptığı son açıklamalar, yıllardır süren baba-oğul ilişkisinin yeniden tartışılmasına neden oldu. Aslında bu hikâyeyi yıllardır takip edenler için yaşananlar çok da sürpriz değil. Çünkü İbrahim Tatlıses ile Ahmet Tatlıses arasındaki inişli çıkışlı ilişki uzun yıllardır kamuoyunun gözü önünde yaşanıyor. Zaman zaman sert açıklamalar, zaman zaman küslükler ve zaman zaman da barışma girişimleri gördük. Ne kadar kırgınlık yaşanırsa yaşansın, ne kadar sert sözler söylenirse söylensin, İbrahim Tatlıses'in başına bir sağlık sorunu geldiğinde ya da zor bir süreç yaşandığında Ahmet Tatlıses'in hep yakınında olduğu görülüyor. Ahmet Tatlıses'in, babasını uzun süredir çok az kişinin ziyaret ettiğini söylemesi de aslında üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Ahmet Tatlıses'in bu konudaki sözleri ise bir evladın bakış açısını ortaya koyuyor. İbrahim Tatlıses bugün sadece bir sanatçı değil, yaşayan bir efsane olarak görülüyor.
11 Temmuz 2026 00:05

Terör Örgütü Yalanıyla Kurulan Tuzak Ve Yapay Zeka Çağının Yeni Tehlikesi
Teknoloji geliştikçe hayatımız kolaylaşıyor. Özellikle yapay zekâ destekli dolandırıcılık yöntemleri artık öyle bir noktaya geldi ki, eğitimli, tecrübeli ve hayatın içinden geçmiş insanların bile bu tuzaklara düşmesi mümkün hale geldi. Türk sinemasının usta isimlerinden Halil Ergün'ün yaşadığı olay bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Aslında burada amaç para değildi. Halil Ergün gibi yılların sanatçısının bile üç gün boyunca bu baskı altında kalması, aslında hiç kimsenin bu yöntemlere karşı tamamen bağışık olmadığını gösteriyor. Bugün yapay zekâ ile sesler taklit ediliyor. Olayın en dikkat çekici tarafı ise Halil Ergün'ü kurtaranın teknoloji değil, bir insan olması. Halil Ergün'ün yaşadığı olay sadece bir dolandırıcılık girişimi değildir. Ve görünen o ki teknoloji geliştikçe, bu tuzaklar daha da profesyonel hale geliyor.
10 Temmuz 2026 00:05

Can Polat'ın Kızı Damla Polat'tan Dilan Polat'a Tepki!
Geçtiğimiz ay İzmir'in Çeşme ilçesinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Can Polat'ın ardından yaşanan acı dinmezken, kızı Damla Polat'ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım dikkat çekti. Damla Polat, Instagram hikâyesinde şu ifadelere yer verdi: "Ölen ardında koca bir enkaz bıraktığını bilse gider miydi. Vah ki ne vah gidene. Yazık ettiler sana. Rabbim mekânını cennet eylesin. CAN POLAT... Ruhuna El Fatiha." Bu paylaşım kısa sürede sosyal medyada gündem olurken, gözler yeniden Dilan Polat'a çevrildi. Ancak bu kez dikkat çeken detay, reklamların kendi hesabından değil, farklı hesaplar üzerinden yapılması oldu. Diğer tarafta ise devam eden reklam çalışmaları... Can Polat'ın vefatının üzerinden daha 35 gün geçmiş. Damla Polat'ın hikâyesinde kullandığı "Ardında koca bir enkaz bıraktı" cümlesi aslında yaşanan acının en net özeti. Çünkü bugün konuşulan şey bir makarna sosu değil. Ve Damla Polat'ın birkaç cümleyle anlattığı o büyük boşluktur.
09 Temmuz 2026 00:05

Turizm Nereye Gidiyor? Esnaf Kendi Kuyusunu Mu Kazıyor?
Yerli turistler Ege ve Akdeniz kıyılarında tatil planları yaparken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de her yıl olduğu gibi bu yıl da tercih edilen rotalar arasında yerini aldı. Ancak geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da birçok vatandaşın yönünü Yunan adalarına ve daha ekonomik olduğunu düşündüğü yurt dışı destinasyonlarına çevirdiğini açıkça görüyoruz. Bu yıl da öyle yaptım. Yerli turistlerin tercih ettiği birçok otelde beklenen doluluk oranları yoktu. Temmuz ayında normal şartlarda doluluk oranı yüzde 100'e yaklaşan uçaklardan birine bindim. Daha birkaç gün önce iki top dondurmanın 700 TL'ye satıldığı haberlerini konuştuk. Bir lahmacunun 1.600 ile 2.000 TL arasında fiyatlandırıldığı işletmeler gündeme geldi. Sonra da turist neden Yunan adalarını tercih ediyor diye soruyoruz. Yerli turist de, yabancı turist de ödediği ücretin karşılığını almak istiyor. Ticaret Bakanlığı'nın fahiş fiyat uygulamalarına karşı yürüttüğü denetimleri önemli buluyorum. Çünkü birkaç fırsatçının kısa vadeli kazanç hırsı, ülkemizin milyarlarca dolarlık turizm gelirine zarar veriyor. Turist bir kez kandırılır, ikinci kez gelmez.
08 Temmuz 2026 00:05