
İbrahim Tatlıses denildiğinde akla ilk gelen şey şüphesiz başarı hikâyesidir. Son dönemde yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle yeniden gündeme gelen İbrahim Tatlıses, bir yandan tedavi sürecini sürdürürken diğer yandan aile içindeki kırgınlıklarla da konuşulmaya devam ediyor. Özellikle oğlu Ahmet Tatlıses'in yaptığı son açıklamalar, yıllardır süren baba-oğul ilişkisinin yeniden tartışılmasına neden oldu. Aslında bu hikâyeyi yıllardır takip edenler için yaşananlar çok da sürpriz değil. Çünkü İbrahim Tatlıses ile Ahmet Tatlıses arasındaki inişli çıkışlı ilişki uzun yıllardır kamuoyunun gözü önünde yaşanıyor. Zaman zaman sert açıklamalar, zaman zaman küslükler ve zaman zaman da barışma girişimleri gördük. Ne kadar kırgınlık yaşanırsa yaşansın, ne kadar sert sözler söylenirse söylensin, İbrahim Tatlıses'in başına bir sağlık sorunu geldiğinde ya da zor bir süreç yaşandığında Ahmet Tatlıses'in hep yakınında olduğu görülüyor. Ahmet Tatlıses'in, babasını uzun süredir çok az kişinin ziyaret ettiğini söylemesi de aslında üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Ahmet Tatlıses'in bu konudaki sözleri ise bir evladın bakış açısını ortaya koyuyor. İbrahim Tatlıses bugün sadece bir sanatçı değil, yaşayan bir efsane olarak görülüyor.
Kaynak: Diriliş Postası
11 Temmuz 2026 00:05
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Yarım Ekmek Arası Döner 3 Bin Tl! Bu Ticaret Değil, Düpedüz Fırsatçılık
İstanbul'un gözbebeği Kapalıçarşı'da yarım ekmek arası dönerin 3 bin TL'ye satılması, sadece bir fiyat skandalı değil, aynı zamanda Türkiye'nin turizm imajına vurulan büyük bir darbedir. Kapalıçarşı'daki bu olay da maalesef onlardan biri. Bazıları buna "serbest piyasa" diyebilir. Bunun adı fırsatçılıktır. Bugün Türkiye'nin herhangi bir kasabına gidin. En kaliteli eti almaya kalksanız kilosu ortalama 1.200 TL civarında. Ekmek arasına koyulan et miktarı ise yaklaşık 100 gram. Turizm sektörü fırsatçılıkla değil, güvenle ayakta kalır. Üç kişilik bir aile sıradan bir restorana girdiğinde önüne gelen hesap çoğu zaman 10 bin ila 15 bin TL arasında değişiyor. Yarım ekmek arası döner 3 bin TL... Bu fiyatı gören vatandaşın aklına lezzet değil, fırsatçılık geliyor.
15 Temmuz 2026 00:05

Yardım Parasına Uzanan El, Milletin Vicdanına Uzanmış Demektir
Çünkü yardım parası sıradan bir para değildir. Bugün kamuoyunun gündeminde Ahbap Derneği ve derneğin kurucusu Haluk Levent hakkında yürütülen soruşturma bulunuyor. Soruşturma kapsamında Haluk Levent'in de aralarında bulunduğu çok sayıda şüpheli hakkında gözaltı işlemi uygulanırken, savcılık tarafından kamuoyuna yansıyan bilgilerde dikkat çeken rakamlar bulunuyor. İddialara göre Ahbap Derneği hesaplarından yaklaşık 120 milyon liralık para hareketi bazı şahsi hesaplar üzerinden gerçekleştirildi. Yine soruşturma dosyasında, dernek kurucularından birine ait olduğu belirtilen hesaplar üzerinden 2020-2026 yılları arasında toplam 990 milyon liralık yasal bahis oynandığı ve bu işlemler sonucunda yaklaşık 390 milyon lira zarar oluştuğu öne sürülüyor. Soruşturma kapsamında dernek adı ve bağış vaadi kullanılarak bazı gayrimenkul işlemlerinin gerçekleştirildiği, bu işlemler sonucunda yaklaşık 60 milyon dolarlık mağduriyet oluştuğu iddiası da dosyada yer alıyor. Çünkü mesele artık yalnızca Haluk Levent meselesi değildir. 6 Şubat depremlerinde insanlar gözyaşları içinde bağış yaptı. Yardım parası üzerinde oluşan en küçük şaibe bile yalnızca bir kuruma zarar vermez. Bir yardım kuruluşunun kasasından eksilen para belki yerine konabilir. Çünkü yardım parası kutsaldır.
14 Temmuz 2026 00:05

Şöhretin Gölgesindeki Çürüme
Son olarak iş insanı Saadettin Saran ve televizyon sunucusu Ela Rümeysa Cebeci hakkında hazırlanan iddianamede, her iki isim için de "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçlamasıyla 10 yıldan az olmamak üzere hapis cezası talep edildi. Elbette hukuk devletinde hiç kimse mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilemez. Ancak ortada toplumun üzerinde düşünmesi gereken başka bir gerçek var. Özellikle sosyal medyanın etkisiyle şöhretin adeta kutsandığı bir dönemde, gençlere verilen mesajların ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Toplumun sorgulaması gereken konu tam da budur. Bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru şudur: Çünkü bir toplumun geleceğini belirleyen şey, yalnızca ekonomik gücü değil; örnek aldığı değerlerdir.
13 Temmuz 2026 06:55


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Tatlıses Ailesinde Fırtına Dinmiyor!
İbrahim Tatlıses'in Ankara'da tedavi gördüğü hastanede ziyaretçisinin olmadığı yönündeki iddialar gündemdeki yerini korurken, aile içindeki gerilim her geçen gün daha da büyüyor. Dün oğlu Ahmet Tatlıses'in yaptığı açıklamalar konuşulurken, bugün de kardeşi Hüseyin Tatlı'nın sosyal medyaya yansıyan sözleri magazin dünyasında büyük yankı uyandırdı. Hüseyin Tatlı'nın ağabeyi İbrahim Tatlıses'e yönelik kullandığı sert ifadeler adeta gündeme bomba gibi düştü. "Benim psikolojimi bozdun, hayatımı bitirdin. Çoluk çocuğumdan ayrı kaldım senin yüzünden. Bende anlatılacak çok şey var. İnsanların bilmediği o kadar çok şey var ki..." diyerek yılların birikmiş öfkesini gözler önüne serdi. Tatlıses ailesini yıllardır yakından tanıyan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim; İbrahim Tatlıses'in ailesi, onun var olduğu günden bu yana saygıda ve hürmette hiçbir zaman kusur etmedi. İbrahim Tatlıses'in özellikle büyük oğlu Ahmet Tatlı ile yaşadığı sorunlar uzun yıllardır biliniyor. İbrahim Tatlıses'in mirasıyla ilgili yaptığı açıklamalar, "Mal varlığımı aileme değil devlete bırakacağım" sözleri ve ardından Ahmet Tatlıses hakkında kullandığı ağır ifadeler aile içinde yeni bir kırılma yarattı. Ancak bugün görünen o ki aile fertlerinin önemli bir bölümü İbrahim Tatlıses'e karşı mesafeli bir duruş sergiliyor. Ankara'da tedavisi devam eden İbrahim Tatlıses'in etrafındaki yalnızlık görüntüsü de tam olarak bu nedenle dikkat çekiyor.
12 Temmuz 2026 00:05

Terör Örgütü Yalanıyla Kurulan Tuzak Ve Yapay Zeka Çağının Yeni Tehlikesi
Teknoloji geliştikçe hayatımız kolaylaşıyor. Özellikle yapay zekâ destekli dolandırıcılık yöntemleri artık öyle bir noktaya geldi ki, eğitimli, tecrübeli ve hayatın içinden geçmiş insanların bile bu tuzaklara düşmesi mümkün hale geldi. Türk sinemasının usta isimlerinden Halil Ergün'ün yaşadığı olay bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Aslında burada amaç para değildi. Halil Ergün gibi yılların sanatçısının bile üç gün boyunca bu baskı altında kalması, aslında hiç kimsenin bu yöntemlere karşı tamamen bağışık olmadığını gösteriyor. Bugün yapay zekâ ile sesler taklit ediliyor. Olayın en dikkat çekici tarafı ise Halil Ergün'ü kurtaranın teknoloji değil, bir insan olması. Halil Ergün'ün yaşadığı olay sadece bir dolandırıcılık girişimi değildir. Ve görünen o ki teknoloji geliştikçe, bu tuzaklar daha da profesyonel hale geliyor.
10 Temmuz 2026 00:05

Can Polat'ın Kızı Damla Polat'tan Dilan Polat'a Tepki!
Geçtiğimiz ay İzmir'in Çeşme ilçesinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Can Polat'ın ardından yaşanan acı dinmezken, kızı Damla Polat'ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım dikkat çekti. Damla Polat, Instagram hikâyesinde şu ifadelere yer verdi: "Ölen ardında koca bir enkaz bıraktığını bilse gider miydi. Vah ki ne vah gidene. Yazık ettiler sana. Rabbim mekânını cennet eylesin. CAN POLAT... Ruhuna El Fatiha." Bu paylaşım kısa sürede sosyal medyada gündem olurken, gözler yeniden Dilan Polat'a çevrildi. Ancak bu kez dikkat çeken detay, reklamların kendi hesabından değil, farklı hesaplar üzerinden yapılması oldu. Diğer tarafta ise devam eden reklam çalışmaları... Can Polat'ın vefatının üzerinden daha 35 gün geçmiş. Damla Polat'ın hikâyesinde kullandığı "Ardında koca bir enkaz bıraktı" cümlesi aslında yaşanan acının en net özeti. Çünkü bugün konuşulan şey bir makarna sosu değil. Ve Damla Polat'ın birkaç cümleyle anlattığı o büyük boşluktur.
09 Temmuz 2026 00:05

Turizm Nereye Gidiyor? Esnaf Kendi Kuyusunu Mu Kazıyor?
Yerli turistler Ege ve Akdeniz kıyılarında tatil planları yaparken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de her yıl olduğu gibi bu yıl da tercih edilen rotalar arasında yerini aldı. Ancak geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da birçok vatandaşın yönünü Yunan adalarına ve daha ekonomik olduğunu düşündüğü yurt dışı destinasyonlarına çevirdiğini açıkça görüyoruz. Bu yıl da öyle yaptım. Yerli turistlerin tercih ettiği birçok otelde beklenen doluluk oranları yoktu. Temmuz ayında normal şartlarda doluluk oranı yüzde 100'e yaklaşan uçaklardan birine bindim. Daha birkaç gün önce iki top dondurmanın 700 TL'ye satıldığı haberlerini konuştuk. Bir lahmacunun 1.600 ile 2.000 TL arasında fiyatlandırıldığı işletmeler gündeme geldi. Sonra da turist neden Yunan adalarını tercih ediyor diye soruyoruz. Yerli turist de, yabancı turist de ödediği ücretin karşılığını almak istiyor. Ticaret Bakanlığı'nın fahiş fiyat uygulamalarına karşı yürüttüğü denetimleri önemli buluyorum. Çünkü birkaç fırsatçının kısa vadeli kazanç hırsı, ülkemizin milyarlarca dolarlık turizm gelirine zarar veriyor. Turist bir kez kandırılır, ikinci kez gelmez.
08 Temmuz 2026 00:05

Silivri'den Gelen Mektup
Yaklaşık 6 aydır Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan iş insanı Murat Osman Özdemir'in bana gönderdiği mektup, dün Diriliş Postası'nda manşetlere taşınmış, haberimiz kısa sürede tüm ulusal basında kaynak gösterilerek yayınlanmıştı. Murat Osman Özdemir'i çok uzun yıllardır tanırım. Hatta birçok kişinin onu Ebru Gündeş ile yaptığı evlilikle tanımasından çok daha öncesine dayanan bir dostluğumuz vardır. Cezaevi süreci boyunca zaman zaman mektuplaştık. Ayrıca kendisine, "Köşemde seni yazmak istiyorum. Cezaevi sürecinle ilgili kamuoyuna ne söylemek istersin?" diye sordum. Bilindiği gibi kamuoyu Murat Osman Özdemir'i daha çok sanatçı Ebru Gündeş'in eski eşi olarak tanıdı. Taraflar 1,5 yıl süren evliliklerini karşılıklı anlaşarak sonlandırdı. Daha sonra iş insanı Özdemir hakkında ortaya atılan çeşitli iddialar nedeniyle başlayan hukuki süreç sonucunda tutuklandı ve Silivri Cezaevi'ne gönderildi. "Öncelikle Silivri Cezaevi'nden selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum. Bir soruşturma kapsamında yaklaşık 6 aydır tutuklu bulunmaktayım. Ben de gazetecilik sorumluluğum gereği Murat Osman Özdemir'in cezaevinden gönderdiği bu açıklamayı sizlere ulaştırmış oldum.
07 Temmuz 2026 00:05

Tiktok, Uyuşturucu Ve Kaybolan Değerler... Asıl Sorunu Konuşmayı Ne Zaman Başaracağız?
Türk sanat müziğinin sevilen isimlerinden Umut Akyürek ile pop müziğin ünlü ismi Hadise arasında yaşanan gerilim, bu kez mahkeme salonlarına taşındı. Hadise, kendisi hakkında yaptığı açıklamalar nedeniyle Umut Akyürek'e 60 bin TL'lik manevi tazminat davası açtı. Acılı bir cenazede çekilen ve büyük tepki toplayan görüntülerin ardından Umut Akyürek yaptığı açıklamada sadece yaşadığı aile dramını anlatmakla kalmadı, gençlerin sürüklendiği tehlikeler konusunda da dikkat çekmeye çalıştı. "Ben Hadise'yi de onun gibi popüler kültür figürlerini de ölene kadar eleştireceğim" diyen sanatçı, "Donla sahneye çıkanlar, Gülşen gibiler, sanat adı altında kepazelik sergileyenler yüzünden bu haldeyiz" sözleriyle büyük tartışma başlattı. Bu açıklamaların ardından gözler Hadise'ye çevrildi ve ünlü şarkıcının yargı yoluna başvurduğu ortaya çıktı. Ancak görünen o ki Umut Akyürek geri adım atmaya niyetli değil. Akyürek açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Hayat acılarla, ihanetlerle, nankörlüklerle, doğru söylerseniz dokuz köyden kovulmakla geçen gizemli bir maraton diyelim. Olsun, ben yine de girdiğim yoldan şaşmayacağım ve ortalığı bu üç kuruşluk, çapsız, vasıfsız, tek sermayesi cinselliği olan insanlara bırakmayacağım." Bu sözler yeni bir tartışmayı daha beraberinde getirdi. Kimileri Umut Akyürek'in toplumsal değerler adına konuştuğunu savunuyor. Fakat benim dikkat çekmek istediğim konu ne dava süreci ne de magazin polemikleri... Binlerce anne ve baba evladını uyuşturucudan kurtarmak için mücadele ediyor. Sosyal medya kavgalarını... Bu nedenle yıllardır söylenen "Sanatçı topluma örnek olmalıdır" sözü hâlâ önemini koruyor. Bu mesele yalnızca Hadise ya da Gülşen üzerinden tartışılamaz. Sorun çok daha büyük. Ve en önemlisi de uyuşturucu gerçeği...
06 Temmuz 2026 00:01

Kahraman Yaratma Çabası
Dünkü köşe yazımda Türkiye'de son dönemde peş peşe yaşanan bazı olayların tesadüf olmadığını düşündüğümü ifade etmiştim. Çünkü yaşananlara tek tek baktığınızda sıradan gibi görünen birçok olay, yan yana konulduğunda çok farklı bir tablo ortaya çıkarıyor. Toplumun dini değerleri üzerinden yürütülen tartışmalar... Sosyal medyada servis edilen provokatif görüntüler... İnançlar üzerinden yapılan açıklamalar... Ve son olarak Deniz Göktaş meselesi... Elbette her olay kendi içinde değerlendirilebilir. "Hakaret yok" diyenler olabilir ancak bana göre hem Cumhurbaşkanı'na yönelik ifadeler hem de kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'e yönelik söylemler açıkça saygı sınırlarını aşmaktadır. Ancak gördüğüm şey, mizah üretmekten çok toplumun bazı değerlerini hedef alan bir yaklaşım oldu. Değerlerimiz olan camiye, ezana, Kur'an-ı Kerim'e ve dini hassasiyetlerimize uygun davranmak zorundayız. Sosyal medya günlerce aynı konuyu konuştu. Hakaret başka şeydir. Aşağılama başka şeydir. Ancak toplumun hassasiyetlerini hedef alan olayların peş peşe gündeme taşınması, ister istemez bazı soruları beraberinde getiriyor. Bir yanda dini değerler... Bir yanda sosyal medya operasyonları... Ama gördüğüm tablo bana şunu söylüyor: Ortada sadece bir komedyen meselesi yok. Ortada sadece bir sosyal medya tartışması yok. Ortada sadece birkaç münferit olay da yok. O yüzden dikkatli olmak zorundayız.
05 Temmuz 2026 00:05

Bu Kadar Tesadüf Olamaz!
Saygı bekleyen önce saygı göstermeyi öğrenmelidir. Ardından İzmir'den gelen görüntüler... LGBT yürüyüşüne katıldığı gerekçesiyle emniyete götürülen bir gencin arkasından babası avazı çıktığı kadar bağırıyor: "Namussuzluk yapmadın, haklarını savundun. Seninle gurur duyuyorum evladım." Bir baba elbette evladının yanında olur. Yıllar önce verdiği bir röportajın görüntüleri yeniden dolaşıma sokulan Nejat İşler... Sosyal medyada tekrar yayılan görüntülerde İşler'in "Ben Allah'a inanmıyorum" sözleri yeniden gündeme taşındı. Sözde Komedyen Deniz Göktaş... Hakaret başka şeydir. İnançlarla alay etmek başka şeydir. Özgürlük adı altında hakaret... Sanat adı altında aşağılamak... Mizah adı altında kutsallarla alay etmek... Mesele, toplumun ortak değerlerine yönelik saygının giderek aşındırılmaya çalışılmasıdır. Kimsenin yaşam tarzıyla sorunumuz yok. Çünkü bu toplumun mayasında saygı vardır. Çünkü bu toplumun temelinde inanç vardır. Çünkü bu toplumun hafızasında manevi değerler vardır. Kim neye inanırsa inansın, nasıl yaşarsa yaşasın... Ama kimse bu milletin inancını küçümsemeye, kutsallarıyla alay etmeye ve toplumun sinir uçlarıyla oynamaya kalkmasın. Ama birileri hâlâ bu toplumun sabrını sınamaya devam ediyorsa şunu bilmelidir: Bu millet farklı fikirlere saygı gösterir.
04 Temmuz 2026 00:05

Metin Şentürk'ten Mesam'a Ömer Danış İsyanı
Uzun süredir kendisinden haber alınamayan Türk halk müziğinin ve arabesk müziğin sevilen isimlerinden Ömer Danış, ne yazık ki bu kez yeni bir albüm ya da sahne çalışmasıyla değil, yaşadığı sağlık sorunlarıyla magazin gündemine düştü. Bir döneme damga vuran "Köyümün Yağmurları", "Şerefsiz" ve "Alacağım" gibi eserleriyle hafızalara kazınan sanatçının verdiği yaşam mücadelesini öğrenince gerçekten üzüldüm. Meğer Ömer Danış uzun zamandır ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele ediyormuş... Sağlık sorunları nedeniyle artık sahne de alamayan sanatçı, maddi anlamda oldukça zor günler geçiriyor. Ben de geçmişte ciddi sağlık sorunları yaşamış biri olarak Ömer Danış'ın neler hissettiğini az çok anlayabiliyorum. Bu nedenle buradan sevgili Ömer Danış'a seslenmek istiyorum: Yalnız değilsin Ömer Danış... Şentürk, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği yönetimini eleştirerek, tüzükte yer alan sosyal yardım ve destek hükümlerinin uygulanmadığını öne sürdü. Dahası, sağlık sorunları yaşayan meslektaşı Ömer Danış için destek çağrısında bulundu ve konuyu Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi üzerinden Cumhurbaşkanlığı'na taşıyacağını açıkladı. Sevgili Ömer Danış'a acil şifalar diliyorum. Dualarımız ve iyi dileklerimiz seninle... Ve bir kez daha söylüyorum: Yalnız değilsin Ömer Danış.
03 Temmuz 2026 00:10