×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Köşe Yazarı

Siz Su Gibi Aziz Olmayın!

10 Temmuz 2026 07:00

Ama su satan perakendeciler baktılar ki vatandaş suya verdiği paranın 1 TL'sini geri alıyor, bu rakamı, hatta daha fazlasını su fiyatlarına ekleyiverdiler. Aynı istasyonda ucuz sular bu yaz sıcağında dışarıda bekletilirken, 0.5 litresini 27 liraya sattıkları suları buzdolabına koyuyorlar. Türkçemizde harika bir deyim vardır, su getirene "Su gibi aziz ol inşallah" denir. Turnuva ağacına baktığınız zaman sanki 2022 Dünya Kupası finalinin tekrarını izleyecekmişiz gibi görünüyor; Arjantin-Fransa. Arjantin'den Messi'nin 2, Di Maria'nın 1, Fransa'dan Mbappe'nin 3 gol attığı 2022 finali berabere bitmiş, sonucu penaltılar belirlemiş ve kupayı Arjantin kaldırmıştı. Gol krallığında Messi 8, Mbappe 7 golle ilk iki sırayı paylaşıyor. Daha doğrusu yıldızı olan kupayı alıyor. Bu turnuva, 39 yaşındaki Messi'nin 6'ncı ve son Dünya Kupası. 24 yaşındaki Mbappe ise 3'üncü kez bu turnuvada oynuyor. Sanırım onu en az 4 kez daha Dünya Kupası maçlarında göreceğiz. Yıllar önce bir İzmir Kitap Fuarı sonrası, o zamanki yayınevimiz Destek Yayınları yazarları olarak sevgili patroniçemiz Yelda Cumalı'nın verdiği yemek için şahane bir restoranda toplandık. Sonra ben, şiir deyince aklıma gelen ilk ismi söyleyiverdim, "Keşke Ahmet Telli de burada olsa, bize 'Gidersen Yıkılır Bu Kent' şiirini okusa dedim... Yelda, "Burada, bak yanındaki masada" deyince yaşadığım şaşkınlığı unutamam. Hani, "Keşke Allah'tan başka bir şey dileseydim" denir ya, ben başka bir şey dilemezdim asla. Şimdi eminim o masada bulunan herkes ve tabii ki milyonlarca okuru benimle aynı dileği paylaşıyor.

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Filtreleme Haberleri

Köşe Yazarı

Emeklilik Tarihiniz 10 Mart 2029

Vedat SABAN Cevap: Yaş haddinden emekli olmak için 15 yıl sigortalılık süresi, 3600 gün prim ve 60 yaş şartlarına tabisiniz. Süre ve prim şartını sağladığınızdan, bundan sonra prim ödemeseniz de, 60 yaşınızı dolduracağınız 10 Mart 2029'da emekli olabilirsiniz. 4068 gün daha prim ödeyerek priminizi 4500 güne tamamlayacağınız tarihte emekli olabilirsiniz. Salih ÖZBULAK Cevap: Sorunuzdan süresi içinde Bağkur'a kayıt ve tescilinizi yaptırmadığınızdan, sigortalılık hak ve yükümlülüğünüzün 1 Ekim 2008'den itibaren başlatıldığını anlıyoruz. Başlangıcınızı 1 Ekim 2008 kabul edersek emeklilik için 9000 gün prim ödeme ve 60 yaş şartlarına tabisiniz. Ayrıca 5400 gün prim ödemiş olmanız şartıyla, 63 yaşınızı dolduracağınız 5 Haziran 2036'da emekli olmanız da mümkün (5400 gün prim ödeme ve 63 yaş şartlarına tabi olarak).

10 Temmuz 2026 07:00

Köşe Yazarı

Menopozda Homosistein

"Hocam, menopozla homosisteinin ne ilgisi var?" diye soran çok oluyor. Homosistein, vücudumuzda doğal olarak oluşan bir aminoasit. Bu vitaminlerden biri eksik olduğunda, homosistein yükselmeye başlayabiliyor. Bilimsel çalışmalar da yüksek homosistein düzeylerinin bilişsel performansın azalması ve kalpdamar hastalıkları açısından risklerin artmasıyla bağlantılı olabileceğini gösteriyor. Bu, 'homosistein yüksekse mutlaka demans gelişecek' anlamına gelmiyor elbette. Ve güzel tarafı şu; homosistein yüksek bulunduğunda çoğu zaman bunun nedenini araştırabiliyoruz. Ben hastalarıma her zaman şunu söylüyorum; laboratuvar sonuçları hastalığın kendisi değildir. Homosistein de o mesajlardan biri olabilir.

10 Temmuz 2026 07:00

Köşe Yazarı

Faizde İndirim Ne Zaman Başlar?

Merkez Bankası, geçen yıl enflasyondaki gerilemeyle birlikte 1 hafta vadeli repo ihale faizini (politika faizi) yüzde 47.5'ten yüzde 38'e kadar düşürmüştü. Hemen bu yılın başında faiz indirimi devam etmiş ve 23 Ocak'ta politika faizi yüzde 37'ye gerilemişti. Ancak şubatta açıklanan yılın ilk enflasyon verisi yüzde 4.84 gelince ve 28 Şubat'ta ABD ile İsrail İran'a saldırınca Merkez Bankası frene bastı. 12 Mart, 22 Nisan ve 11 Haziran'daki para politikası kurulu toplantılarında faiz sabit kaldı. Uluslararası kurumlar en az 3 ay daha yüzde 37'lik politika faizinde bir indirim beklemiyor. Ama Merkez Bankası, 1 hafta vadeli repo ihalelerine başlarsa bu durumda yüzde 40'lık fonlama faizi kademeli olarak yüzde 38-37'ye inebilir. Dolar/TL'de aylık artış yüzde 1.7-1. Fakat şimdi 92 gün (3 ay) vadeli hesap açıldığında 32 gün vadeli için sunulan teklifle aynı faiz (yüzde 42-42.5 gibi) sunuluyor. Öte yandan, 181-184 gün (6 ay) vadeli hesaplar için yüzde 26-38 aralığında faiz teklif ediliyor. Politika faizinin yüzde 37 olduğu bir ortamda fonlama maliyeti yüzde 40'a ulaşınca, bankalar 32 günlük standart vadeli mevduat için yüzde 42-43 faiz ödüyor. Gecelik fonlama faizi yüzde 40'tan kademeli olarak yüzde 39 veya yüzde 38'e gerilerse biz aynı oranda fon ve mevduat getirilerinin de düştüğünü göreceğiz. Eğer TLREF yüzde 39'lara doğru sarkarsa, günlük yüzde 0.10'un üzerinde olan para piyasası fonlarının getirileri bu seviyenin altına doğru gevşeyebilir. 32 günlük vadeli mevduat getirilerinde de yüzde 42'lerden yüzde 40'lara doğru hafif bir çekilme yaşanabilir. 100 bin lirasını 3 ay (92 gün) vadelide mevduatta tutan bir kişi yüzde 8.73'lük net getiri elde ederek parasını 108 bin 733 liraya çıkarabilir.

10 Temmuz 2026 07:00

Türk İhracatçısı İspanyolların Boşluğunu Doldurur

ANKARA'daki NATO Zirvesi'ne damga vuran anlardan biri ABD Başkanı Donald Trump'ın İspanya'yı çok sert sözlerle hedef alması ve Hazine Bakanı Scott Bessent'a "İspanya ile tüm ticareti ve ziyaretleri kesin" talimatı vermesiydi. İspanya ise bu yeni yüzde 5'lik savunma harcaması hedefini taahhüt etmeyen ve bütçe sınırını yüzde 2.1'de tutmak için muafiyet isteyen tek NATO üyesi konumunda. İspanya Ba şbakan ı Pedro Sanchez ise görüşmenin "samimi" geçtiğini, askeri harcamalardan ziyade golf ve dünya kupası gibi konuları konuştuklarını belirterek gerilimi yumuşatmaya çalıştı. ABD ile İspanya arasındaki ticari denge incelendiğinde, iki ülkenin birbirinin ekonomisinde ağırlığı olan ancak yapısal olarak "dengeli" ve ABD lehine hafif fazla veren bir tablo varr. ABD'nin İspanya'ya ihracatı yaklaşık 39.2 milyar dolar iken, İspanya'dan ithalatı 35.3 milyar dolar civarında. Trump'ın Hazine Bakanlığı'na verdiği "ticareti kesin" talimatı uygulamaya konulursa, ABD'nin enerji ve hammadde ihracat pazarı daralacağı gibi, özellikle Amerikan havacılık, savunma ve teknoloji devlerinin İspanya'daki tedarik zinciri ve altyapı yatırımları zarar görebilir. Trump'ın İspanya'ya yönelik "ticareti kesme" veya gümrük vergilerini artırma tehditleri, küresel ticaret haritasında anında bir 'ikame' arayışını" tetikler. Trade Map ve dış ticaret analizlerine göre İspanya'nın ABD pazarından çekilmesi veya pazar payı kaybetmesi durumunda oluşacak devasa boşlukta Türkiye için yaklaşık 2.4 milyar dolarlık net bir ihracat potansiyeli bulunuyor. Türkiye halihazırda bu üç kritik sektörde ABD'ye 640 milyon dolarlık ihracat yapıyor; yani zemin zaten hazır. Öne çıkabilecek sektörlere gelince: 1- Seramik karo ve yapı malzemeleri: İspanya, ABD seramik karo pazarının açık ara en büyük tedarikçisi ve bazı kategorilerde yüzde 46'yı aşan pazar payı var. Türkiye'nin küresel pazara yaptığı yıllık seramik karo ihracatı yaklaşık 518 milyon dolar, İspanya'nın ABD'deki payını rahatlıkla ikame edebilecek bir üretim kapasitesine sahip olduğumuzu söyleyebilirim. ABD, dünyanın en büyük zeytinyağı ithalatçılarından biri ve sızma zeytinyağı ihtiyacının yüzde 30.7'sini doğrudan İspanya'dan karşılıyor. Yaklaşık 1.3 milyar dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. Türkiye'nin bu devasa pazardan aldığı pay ise şu an sadece yüzde 1.9. İspanya 'n ın yava ş yava ş piyasadan çekilmeye zorlanmas ı Ege Bölgesi üreticileri için tarihi bir fırsat doğuracaktır. Her ne kadar İtalya, Tunus ve Yunanistan ile rekabete girsek de kısa vadede özellikle sofralık zeytin ve dökme/düşük asitli yağ kategorilerinde İspanya'nın yerini en hızlı doldurabilecek esnekliğe sahibiz. Aslında bu sektörde Türkiye ABD pazarında halihazırda İspanya'nın önünde yer alıyor. Türkiye, ABD'ye yıllık 214 milyon dolarlık şekerleme ihraç ederken, İspanya 143 milyon dolarda kalıyor. Olası bir ambargoda, özellikle kakao tozu ve dolgulu çikolata gibi niş kalemlerde Amerikan market zincirlerinin raflarını Türk markaları çok hızlı domine etmesi şaşırtıcı olmaz. Tüm bu senaryolar Türkiye açısından kağıt üstünde kusursuz gözükse de Türk ihracatçısının önünde aşılması gereken engeller de yok değil. Özellikle gıda sektöründe ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) standartları ve sertifikasyon süreçleri oldukça katı. Ayrıca Trump yönetiminin "Önce Amerika" politikası gereği, İspanya'dan boşalacak alanları tamamen yerli üretime kaydırmak istemesi de şaşırtıcı olmaz.

10 Temmuz 2026 06:29

Nato'da Kim Ne Kazandı

7-8 Temmuz'da yapılan 36'ncı NATO zirvesinde ittifakın geleceği ve müttefikler açısından şöyle bir tablo ortaya çıktı. Ayrıca NATO'nun Avrupa kanadı ve Kanada'nın savunma harcamalarının bir yılda yüzde 20 artarak 139 milyar dolara çıktığı vurgulandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan zirvede 'NATO 3.0' hedefleri doğrultusunda müttefiklerin birbirine uyguladığı savunma sanayi kısıtlamalarının tamamen kaldırılması gerektiğini bir kez daha güçlü bir şekilde vurgulama fırsatı buldu. Malûm Türkiye, ABD'nin CAATSA yaptırımları, AB'nin savunma ve güvenliğini arttırmak için açıkladığı 150 milyar Euro'luk SAFE silahlanma programında kısıtlamalarla karşı karşıya. - Ankara zirvesiyle NATO'nun 3.0 süreci resmen başlıyor. Bu nedenle Ankara, AB üyesi olmayan NATO ülkelerinin de topluluğun savunma inisyatiflerine dahil edilmesini talep ediyor. - ABD ile Türkiye ilişkilerinde Kaan savaş uçakları için motor satın alımı, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 savaş uçaklarının teslimi için süren bir pazarlık olduğunu zirve sırasında da gördük. - Ankara'nın 2017'de Rusya'dan S-400 füze savunma sistemi alması üzerine ABD, 2021'de CAATSA yaptırımlarını getirmiş, Türkiye'yi F-35 savaş uçağı projesinden çıkarmış ve 6 uçağın satışını da durdurmuştu. - Öte yandan İngiltere'den 20 adet Eurofighter savaş uçağı alım süreci ise sürüyor, ilk uçak 2030'da bekleniyor.

10 Temmuz 2026 06:29

Trump'ın F-35 İle Mesajı Ve İsrail'in Paniği: Ankara Üzerinden Dünya Sahnesine Dönen Abd

NATO Zirvesi için Türkiye'ye gelmeden önce ABD Başkanı Trump'ın 25 Haziran günü Beyaz Saray'da Hürriyet gazetesi yazarı ve CNN Türk Washington Temsilcisi Yunus Paksoy'un "F-110 jet motorlarını ve F-35 savaş uçaklarını istiyorlar. Türkiye'ye büyük bir hediye paketiyle mi gidiyorsunuz?" şeklindeki sorusuna, "Sanırım öyle, evet. Bakın, o (Türkiye) bir NATO üyesi. NATO'nun güçlü bir üyesi. Evet, muhtemelen onu çok mutlu edecek bir şey yapacağım" cevabını verdiğinde bu kadarını bekleyenlerin sayısı çok değildi. Trump bir, en fazla iki " hediye " beklenirken üçüncüyü de açıklamıştı. Washington'dan hareket ettiği günün sabahında Trump'ın izlediği Fox News'e çıkıp, " Türkiye'ye F-35 veya savaş uçakları için motorların verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu durum Ortadoğu'daki güç dengesini olumsuz etkileyecektir " diyen soykırımcı İsrail'in Başbakanı Netanyahu, Ankara'daki Trump'a tepkiyi ertesi gün yine ABD medyası aracılığı ile verdi. Trump, aynı zamanda Türkiye'nin " bölgesel bir güç " ve " küresel bir aktör " olarak gücünü Netanyahu'nun yayılmacı politikalarını sınırlamak için öne çıkarıyor. Nitekim, İsrail medyasından Jerusalem Post gazetesinde 8 Temmuz'da yayımlanan "Trump'ın değişen güvenlik mesajı: İsrail, Türkiye F-35 anlaşması konusunda ABD ile sürtüşmelerle karşı karşıya" başlıklı analizinde, "İsrail için Trump'ın Türkiye ile F-35 anlaşması sadece bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda Amerikan politikasının bölgedeki başlangıç noktasının olası değişimidir" yorumu yapıldı. İsrail gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın salı günü Ankara'da Türkiye'ye sadece F-35 satışına onay vereceğini söylerken aslında çok daha önemli bir şey yaptığını yazdı ve şu soruyu sordu: "Washing- ton'ın ve Trump'ın gözünde Erdoğan'ın Türkiye'si nedir?" Türkiye'nin jeopolitik konumu ile savunma sanayisindeki gelişimine vurgu yapılan yazıda, Türkiye ile ilişkilerini geliştirmesinin ABD'nin yararına olacağı üzerinde durulurken sorunun cevabı yazının sonunda şöyle verildi: "F-35 anlaşması yakın zamanda tamamlanmasa bile Trump'ın Ankara'da verdiği mesaj açıktır. Yıllardır bölgedeki ileri teknoloji silah satışlarına ilişkin her Amerikan tartışmasının çıkış noktası, İsrail'in niteliksel askeri üstünlüğünün korunması gibi görünüyordu. Açıklamaları vurguda bir değişiklik olduğunu gösteriyor: İsrail yakın bir müttefik olmaya devam ediyor ancak artık tek dikkate alınan unsur o değil. Trump'a göre Türkiye de oyunun merkezine yeniden yerleştirilmesi gereken stratejik bir varlık. Bu yüzden F-35 konusundaki tartışma uçağın kendisinin ötesine geçiyor. ABD'nin Doğu Akdeniz'deki en önemli iki müttefiki arasındaki dengeye değiniyor. Trump, Türkiye'yi F-35 pistine geri döndürmeyi başarırsa bunun önemi başka bir silah anlaşmasıyla sınırlı kalmayacak. Yeni bölgesel düzenin Türkiye etrafında da inşa edileceği bir Amerikan deklarasyonu olacaktır. İsrail için bu durum sadece bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda Amerika'nın bölgedeki politikasının başlangıç noktasında olası bir değişiklik anlamına geliyor." Dünyada en nefret edilen ülke olan İsrail ile yan yana olmanın bedelini ödeyen ABD'nin güçlü ve dürüst bir küresel aktör ve bölgesel güç olan Türkiye ile ilişkilerini geliştirmesi en çok kendi menfaatine olacaktır.

10 Temmuz 2026 06:29

Aşk Çiçekleri Baksı'da Açtı

ANADOLU'NUN en ücra noktalarından birini Türkiye'nin sanat destinasyonunun içine soktu Baksı Müzesi. Bayburt'ta sanat, coğrafya ve insan arasında yıllardır yeni karşılaşmalara sahne olan Baksı Müzesi bu kez çağdaş sanatın önemli isimlerinden Ebru Uygun'un 'Aşk Çiçekleri Açar Bu Topraklarda' başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. 8 Temmuz Çarşamba günü açılan sergi, sanatçının uzun yıllara yayılan yüzey, madde ve zaman araştırmalarını Bayburt'un kadim coğrafyasıyla buluşturuyor. 2000'li yılların başından itibaren uluslararası sanat ortamında yer alan sanatçının eserleri İstanbul Modern, Museum Haus Konstruktiv (Zürih) ve Saatchi Gallery (Londra) gibi önemli kurumlarda sergilendi. Girne'de Rodin'in 33 heykeline ev sahipliği yapan The Arkın Rodin Collection Gallery'ye sanatçının iki yeni eseri daha eklendi. 'RODIN: His Lover His Friends' başlığı altında Girne'deki kampus binasında açılan sergi aynı zamanda Auguste Rodin'in ölümünün 100. yılı anısına gerçekleştirilmişti. - Rodin'in 1885 yılında Calais belediyesinin siparişi üzerine çalışmaya başladığı The Burghers of Calais serisi, şehrin kuşatması sırasında halkın kurtulması için kendilerini İngiltere Kralı III. Edward'a feda etmeyi kabul eden altı şehir yöneticisinin hikâyesini konu alıyor.

10 Temmuz 2026 06:29

Ankara'daki Zirve Bir Kez Daha Gösterdi Türkiye Nato İçin Vazgeçilmez Ortak

Türkiye artık sadece " eleştirilen ülke " değil; " hesaba katılması gereken " bir ülke. Türkiye artık vazgeçilmezliği yeniden fark edilen ülke. " Zor ortak " ama aynı zamanda " vazgeçilmez ortak..." Batı, Türkiye'den her zaman memnun değil ancak Türkiye'siz de yapamıyor. Karadeniz'e bakıyorsunuz; Türkiye var. Ukrayna savaşına bakıyorsunuz; Türkiye var. Rusya ile Batı arasındaki ince diplomatik hatta bakıyorsunuz; Türkiye var. Suriye'ye, İran'a, enerji koridorlarına, göç yollarına, savunma sanayisine bakıyorsunuz; yine Türkiye var. Batı basını bunu artık daha açık yazıyor. Türkiye artık kenarda duran ülke değil. Türkiye artık parantez içindeki ülke değil. Türkiye artık not düşülen ülke değil. Türkiye cümlenin içinde. Batı Türkiye'nin vazgeçilmezliğini yeniden keşfetti. Türkiye misafirlerine " Bizim anlatacak daha çok hikâyemiz var " diyor anlayacağınız. Ocak ayında Davos'ta başlayan " Top Gun Macron " hikâyesi Ankara'da devam etti. " Gözündeki zararsız bir damar çatlamasını gizlemek ve ışığa hassasiyet nedeniyle bu gözlükleri takıyor. " Bir gözlük, bazen bir konuşmanın önüne geçebiliyor. Kimi " Top Gun Macron " dedi. Kimi " Maverick Élysée Sarayı'na taşınmış " diye takıldı. Kimi de " Rocky'nin 'Tiger Eye' ruhu NATO'ya geldi " yorumunu yaptı.

10 Temmuz 2026 06:29

Yazarının Sildiği Ama Akıllardan Silinmesi İmkansız Bir Yazı

Bulgar gazeteci Sophia Pronekos, NATO Zirvesi'nde gördüğü mehteri yorumlayan bir yazı yayınladı sosyal medyada. Ama bildiğim bir şey var: Bu yazının kalplerimizden ve aklımızdan silinmesi imkânsız. * Tam da bu yüzden Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en büyüleyici sahnesi, müzakere masasının etrafında gerçekleşmedi. Bu sahne ilk el sıkışmadan hemen önce yaşandı: 21'inci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, dünyanın en eski bandosu olan mehterin sesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne girerlerken önlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalı askerler duruyordu. Savaş sonrası dünyanın sembolü olarak 1949 yılında kurulan bir askeri ittifak, kökenleri 13'üncü yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na giriyor. * Avrupa'nın Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşmasından sonra Batı ordularının kademeli olarak Osmanlı davullarını, zillerini ve " Türk usulü "nü benimsemesi tesadüf değildir. * - Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki muazzam KÜTÜPHANEYİ, dünya basınına açma fikrini ortaya atan kişiye... * - NATO Zirvesi'nde sürekli Türkiye'nin bir İMPARATORLUK mirasçısı olduğu fikrinin altının çizilmesini öneren kişiye... "Şunu da iyi yaptılar" demiyor, diyemiyor. Öyle öfkeli ki yatışması imkânsız. Trump toplantıya katılmasaydı, "Ne oldu? Dostunuzu getiremediniz, bu mudur sizin gücünüz" falan diye laf sokacaktı. * Ankara'daki NATO Zirvesi'nde Emine Erdoğan, lider eşlerine çizilen bu çerçevenin dışına çıktı. Lider eşlerini bir masa etrafında topladı. Konusu "Çocuklar, Teknoloji ve Güvenlik" olan bir panel düzenledi. Yeditepe Üniversitesi 'nde bir öğrenci, " Emir olunduğun gibi dosdoğru ol " ayetinin yazılı olduğu bir pankart açmış. * Bu rahatsızlığın nedeni "dosdoğru olmak" tavsiyesi değil tabii.

10 Temmuz 2026 06:29

Soner Yalçın

Deniz Göktaş'ın Tutuklanması İle İki 'Kürt' Toplantısının Benzerliği: Kimlikçi Hukuk

Ancak ikisini buluşturan ortak kelime "Kürt" oldu. Bizim coğrafyayı yakından tanıyan yazar Amin Maalouf'un " Ölümcül Kimlikler " adlı eserinden vereyim. Ki o andan itibaren kimlik, insanı anlatan doğal özellik olmaktan çıkar; hukukun, sanatın, siyasetin ve hatta gündelik hayatın önüne geçen belirleyici ölçüye dönüşür. "ÖLÜMCÜL" VURGUSU BOŞUNA DEĞİL Ankara ile İmralı arasında yürütülen barış sürecinin en zor tarafı, müzakereler değil. "Ölümcül Kimlikler" kitabında uyarıda bulunuyor: - İnsanlar çatışmaya farklı kimliklere sahip oldukları için sürüklenmez. Kimlik elbette inkâr edilemez fakat kimlik; mesleklerin, sanatın ve hukukun önüne geçtiğinde ortak yaşamın dili daralmaya başlar. Maalouf'un " ölümcül " dediği süreç tam da burasıdır: -Kimlik, insanın zenginliğini ifade eden doğal bir unsur olmaktan çıkar, insanı tanımlayan tek kıstasa indirgenir. Bir toplantının adına "demokratik" sözcüğünü eklemek elbette anlamlı ancak bu sıfatın gerçek karşılığı, hukukun herkesi aynı ölçüde kapsayabilmesindedir... Amin Maalouf'un dikkat çektiği tehlike budur: Din ya da etnik kimlikler siyasal rekabetin merkezine yerleştiğinde, karşı tarafta yeni kimlik siyasetleri doğar ve ortak vatandaşlık dili giderek zayıflar. Deniz Göktaş'ın tutuklanması ile Demokratik Kürt Hukukçular Konferansı ilk bakışta farklı görünüyor oysa ikisi de aynı sorunu görünür kılıyor: Odatv.

10 Temmuz 2026 05:55

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.