
Dedi ki "Faizin olduğu yerde bereket olmaz" Evet, ülkemizde çok ciddi bir bereketsizlik var. İstatistiklere bakalım: Topla oynama süremiz %79 (rakip %21), atılan şut 32 (rakip 7), rakip ceza sahasında topla buluşma 50 (rakip 12), korner 12 (rakip 0), toplam pas 629 (rakip 178), isabetli pas 559 (rakip 96). 2017 yılında kamu istihdamı 3 milyon 581 bine çıktı. Nüfus ise 80 milyon 811 bin idi. Kamu istihdamının nüfusa oranı yüzde 4,4'e çıktı. 2025 yılında ise kamu istihdamı 5 milyon 342 bine ulaştı. Artık nüfusun yüzde 6,2'si kamuda istihdam ediliyor. Veya şöyle ifade edelim: 2007 yılı nüfus oranı ile bakarsak kamuda bugün 5,3 milyon kişi yerine 3,6 milyon kişi istihdam edilmeliydi. Kamu yönetiminde faiz dışı harcamalara bakalım: 2007 yılında kamu idaresi için merkezi bütçeden faiz dışında 115 milyar dolar para harcamışız. Bugün ise (son 12 ay) kamu idaresi için harcanan faiz dışı para 344 milyar doları aşıyor. Son 20 yılda hem kamu kadrosu hem faiz dışı harcama yüzde 80-85 arasında artarken kamu hizmetlerinde kalite artışı gelmedi. "Çocuklar nerede oynayacak ve nerede yetişecek?" sorusunun cevabı yok. Geçen yılın ilk 5 ayında 609.632 konut satılırken bu yıl satışlar yüzde 6,6 düşerek 569.537 adete geriledi. Otomotiv üretimi yüzde 10,0 daralırken ithalat yüzde 27,9 daralmıştı. Toplam Pazar daralması ise yüzde 14,7 oldu. TÜİK'e göre reel faiz yüzde 16 seviyelerindeyken İTO endeksine göre yüzde 10 seviyelerinde seyrediyor. Defalarca dile getirdim: Türkiye'nin makul reel faiz aralığı yüzde 3-5 aralığıdır. Reel faiz nedeniyle kiralarında çok yüksek kaldığını yazıp duruyoruz.
Kaynak: Karar
22 Haziran 2026 00:01
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Ekonomi Neden Çok Kötü…
Önce dolar bazlı veriler: 2018 yılında 793.527 milyon $ olan GSYH 2025 yılında 1.596.315 milyon $'a çıkıyor. Ve yine dolar bazında kişi başına gelire bakalım: 2018 yılında 9.748 $ olan kişi başına gelir %90,7 artışla 2025 yılında 18.588 $ seviyesine çıkıyor. Gelin sabit fiyat üzerinden de bakalım: 2018 yılında 1 trilyon 771 milyar lira olan GSYH 2025 yılında 2 trilyon 410 milyar liraya yükseliyor. Reel büyümenin kişi başına geliri de 21.755 liradan %29,0 artışla 28.058 liraya çıkıyor. Yani TÜİK diyor ki, son 7 yılda ülkede gerçek anlamda %36,1 büyüdük ama kişi başına refah artışımız %29,0 oldu. Gelin şimdi gerçek hesaba geçelim: Türk-İŞ verilerine göre 2018 yılında bekar 1 kişinin yıllık yaşam maliyeti 26.169 TL. Ve yine 2018 yılında TÜİK verisine göre Kişi Başına Gelir (KBG) 46.759 TL. Bu hesaba göre ülke gelirinden yaşam maliyeti çıktığında kişi başına kalan para yaşam maliyetinin %78,7'si kadardır. Ve 2025 yılı: Bekar 1 kişinin yıllık yaşam maliyeti 406.899 lira iken kişi başına gelir 733.838 liraya geliyor. Ya da şöyle ifade edelim: Türk-İŞ verilerine göre 'Yaşam Maliyeti Endeksi' üzerinden gidersek son 7 yılda kişi başına refah artışı sadece ve sadece yüzde 0,93 seviyesindedir. Gelin başka bir açıdan daha refah artışının olmadığını test edelim: 2018 yılında aylık 1.603,12 lira olan asgari ücret yıllık 19.237 lira gelir demektir. 2025 yılında 22.104,67 lira olan aylık asgari ücretten yıllık 265.256 lira gelir elde ediliyor. Veya şöyle ifade edelim: Yaşam maliyeti 15,6 kat artarken ortalama ücret 16,3 kat artışla azda olsa reel bir refah artışı sağlamıştır (%4,6). Hadi bu hesabı bir de emekliler için yapalım: 2018 yılında 1 emekli, dul ve yetimin SGK'dan aldığı ortalama yıllık ücret 19.433 TL. Bekar 1 kişinin yaşam maliyeti ise 26.169 liraydı. Asgari ücretli bile %73,5 olan yaşam maliyetini karşılama gücünü %65,2'ye düşürürken emeklilerde bu oran %74,3'den %54,5'e geriliyor. Şimdi size başka açıdan bir hesap daha yapacağım: Emekli, dul ve yetimin yıllık ücreti 2018 yılında kişi başına gelir 9.748 dolarken yaşam maliyetinin yüzde 74,3'ünü karşılıyordu. Bu durumda emekli, dul ve yetim için kişi başına ülke geliri 9.748 dolardan 18.588 dolara çıkmadığı gibi 7.154 dolara düşmüş demektir.
20 Temmuz 2026 00:01

Şok Fiyatlandırma Devam Ediyor
Ekim 2024: Merkez Bankası fonlama faizi %50 iken enflasyon ilk kez faizin altına iniyor (49,38). Ve enflasyon hızla geriliyor. Merkez Bankası da fonlama faizini 50,00'den 42,50'ye indiriyor. Tahvil faizlerinde de yüzde 42,50-43,00 seviyelerinden yüzde 38,00'lere gerileme yaşanıyor. Merkez Bankası faizlerinde ise yüzde 37,0'ye iniyoruz. Yeniden Merkez Bankası fonlama faizini 37,0'den 40,0'a yükseltiyor. Nisan 2024'de yüzde 66,77'ye kadar çıkan ticari kredi faizleri Şubat 2025'de 56,24'e iniyor. Ardından İmamoğlu'nun hapse atılması ile yeniden yüzde 63,19'a çıkan kredi faizleri Şubat 2026'da yüzde 50,20'ye geriliyor.
16 Temmuz 2026 00:01

Kese Dolmuyor Kasa Doluyor
Dolar olarak karşılığı ise 355 milyar 563 milyon dolar ediyor. Son 12 ayda 2 trilyon 348 milyar lira faize ve 14 trilyon 853 milyar lira da devlet idaresine harcama yapılmış. Faiz gideri 54.463 milyon dolarken devlet harcaması 344.902 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bugünkü dolar değeri ise 124 milyar dolar ediyor. Kişi başına kamu harcaması doların bugünkü değeri ile 1.800 dolar ediyor. Haziran ayı itibari ile Açlık Sınırı 35.759 TL. Oysa asgari ücret 28.075 TL. Biz bu rakamları hep dolara çevirerek verelim. 12 aylık ortalamada Açlık Sınırı 717,9 $ iken asgari ücret 581,3 dolar. Açlık Sınırı ile asgari ücret farkı yüzde 19,0 açılmış durumda. Bu fark 2020-2021'lerde yüzde 1-2 aralığına kadar gerilemişti. Aylık olarak aldığımızda ise haziran ayında 773,0 dolar açlık sınırına karşılık 606,9 dolar asgari ücret bulunmaktadır.
15 Temmuz 2026 00:01

İtaat Sisteminde Refah Olmaz
Rusya'dan S-400 aldığımızda eleştirilere cevap verirken şu cümleleri kullanmıştı: "Biz işi bitirdik. O bitmiş bir şey. Onu artık konuşmamızın anlamı yok. Çünkü gerek sayın Putin'le gerekse Rusya'yla biz bu anlaşmayı bitirmiş vaziyetteyiz. Şimdi bizim yeniden bir geri dönüşümüz asla olamaz. Çünkü bize böyle bir ahlaksızlık yakışmaz. Bu ahlaki değildir. Çünkü biz bir anlaşmayı yaptıysak onun arkasında dururuz. Kimse bizden tükürdüğümüzü yalamamızı beklemesin." Bakın burada Binali-Sisi ayrımı yapmıyoruz. Ya da 2023 seçimlerinde Öcalan-PKK ile ilişkilendirilen muhalefete karşılık şimdi İmralı'ya Öcalan'a giden bir iktidar iradesini görüyoruz. Verilen 1,4 milyar dolarlık cezayı hep birlikte ödeyeceğiz. Rusya ile S-400 işinde uyaran herkesi dış güçlerin elemanı, vatan haini gibi suçlamalar ile susturmak istediler. Hatta o günlerde "Şanghay Beşlisi" için misafir sanatçı konumunda davetlere icap ediliyordu. Bizler de o günlerde şu uyarıyı yapıyorduk: Dış ticaret açığımızın yüzde 80-90'ını Çin ve Rusya'ya veriyoruz. Bir başka örnek "Nass Ekonomi Modeli…" Enflasyonu düşürmeden faizleri suni şekilde indirdiklerinde yatırım-üretim-istihdam ve ihracat patlayacaktı. Uyaranları "yine ekonomiyi bilmezler, Erdoğan düşmanlığından gerçekleri görmeyenler" olarak tarif ettiler. Seçim öncesi meydanlarda, ekranlarda "Ben bu görevde olduğum sürece faiz artmayacak, hatta düşmeye devam edecek" cümlesini kuran Erdoğan bile faizlerin enflasyonun üzerine çıkmasına sesini çıkartmadı. KKM'yi "Yüzyılın buluşu" diye satan iktidar ile "KKM'yi bitiriyoruz" diye sevinen iktidar yine kendileri. "Adalet ve buna bağlı olarak mülkiyet güvencesi." Ekonomideki sorunlara dikkat çeken TÜSİAD İstişare Kurulu Başkanı sayın Ömer Aras ve Başkan Orhan Turan'ın kollarına polis koyduğumuzda aslında sermayeye mesajı vermiştik: Uyaran istenmiyor, itaat isteniyordu. Belki de daha önemlisi "beyin göçü" ile parlak beyinleri ülkeden kaçırıyoruz. Siz bakmayın Erdoğan'ın "giderlerse gitsinler" dediğine.
13 Temmuz 2026 00:01


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Fiyatlar Yükselirken İflaslar Da Neyin Nesi?
"Milli geliri Türkiye'den daha yüksek birçok ülkede bazı maliyetler Türkiye'nin altına inmiş durumda. Fiyatlar yükselmesine rağmen işletmelerin önemli bir kısmı daha kârlı hale gelmiş değil. Yüksek fiyatlardan söz ediliyor ama birçok işletme para kazanmakta zorlanıyor. Maliyetleri sürekli yukarı iten bazı yapısal sorunlar var." Şimdi bazı tespitlere bakalım: Kişi başına geliri daha yüksek bazı ülkeler Türkiye'den ucuz. Önce konut-kira işine bakalım: Yeni Konut Fiyat Endeksi 2010-2021 dönemi 144 ayda ortalama 88,8 $. Yeni konut fiyatı dolar bazında 2010-2021 ortalamasına göre yüzde 90'ın üzerinde artış yaşamış. 2019 yılına göre ise durum daha vahim: 65,1 dolar olan fiyat endeksi şimdi 170,2 dolara çıkmış. Bu rakam şimdi 773,0 $ oldu. Dolar bazında artış oranı %111,8. 2019 yılında asgari ücret 356,1 $ iken şimdi 607,0 $. Asgari ücret artışı %70,0 Yine 2019 yılında ortalama net ücret 520,0 dolarken şimdi (Nisan 2026) 1.110 $ oldu. Ortalama ücret artışı %113 Türkiye'de fiyatlar dolar bazında oldukça hızlı arttı. Açıkçası ben de bilmiyorum. Yaklaşık bir yıldır "pahalılık" adı altında bu duruma dikkat çekiyorum.
08 Temmuz 2026 00:01

Size Ekmek Yok
Yazıya girmeden önce hemen peşin peşin söyleyeyim: "Kimse refah beklemesin; kimse ekmek beklemesin. Size ekmek yok." Bu cümleyi neredeyse son 10 yıldır kullanıyorum. İlk başlarda "Büyük Buhran" geliyor diye sürekli yazılar yazdım ve uyardım. Özellikle 2016-2017 yıllarında "büyük buhrana hazırlanın" diye uyarı üzerine uyarı yazıları yazdım. Nitekim beklediğim 'Büyük Buhran'ı 2018'den beri yaşıyoruz. Eğer iktidar kazanırsa iki seçeneğimizin olacağını açık açık söyledim: 1- Büyük Yıkım ya da 2- Büyük Sıkıntı Bakınız bu başlıklarda bile defalarca yazılar yazdım. "Büyük Yıkım" şuydu: Eğer iktidar kazanır ve Erdoğan'ın söylemlerine uygun 'Nass.. Ekonomi Politikası'nı sürdürülürse "büyük yıkım" yaşarız diyordum. Buna "aslında ödemeler krizi" de diyebiliriz. Ve ikinci seçenek olan "Büyük Sıkıntı"yı yaşıyoruz. Büyük sıkıntı aslında 2023 seçim faturasıdır. Lakin genel anlamda bir durumu da izah edelim: Türkiye'nin teknolojik seviyesi 2007 yılından beri adeta yerinde sayıyor. Verimsiz ve 3-5 kişiye kıyak üzerine kurulu transfer harcamaları yapılıyor.
07 Temmuz 2026 00:01

Kur Ve Kredi Freni Tutmuyorsa Yargı Freni Tutar Mı?
Merkez Bankası fonlama faizi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Nass.. Ekonomi Modeli" sonrası ilk kez enflasyonun üzerine çıkıyor. Ağustos 2024-Haziran 2026 dönemi 22 ayda TÜFE artışı %68,7. Bunu unutmayın; önemli. Yine bu 22 aylık dönemde dolar/TL artışı %37,5 iken ortalama döviz sepeti (dolar ve Euro ortalaması) %41,0 artıyor. Ağustos 2024-Mayıs 2026 kredi genişlemesine bakalım: TL kredileri %80,1 artarken yabancı para kredileri %74,5 artıyor. Bu dönemde önemli kredi artışları da şu şekilde: Kredi kartı ve tüketici kredileri olmasa toplam kredi artışı %73,4 olacaktı. "Tüketici kredileri dışındaki kredi artışı enflasyonun biraz üzerinde olmasına karşılık fark minimal düzeyde kalmıştır" diyebiliriz. 24 Haziran'da "Ekonomide büyük fatura yeni başlıyor" başlıklı yazımda bir grafik vermiştim. 24,9 milyar dolar ihracata karşılık 35,3 milyar dolar ithalat gerçekleştirdik. Biz ilk 6 ay olarak bakalım: İhracat 131,4 milyar dolardan 136,1 milyar dolara %3,6 artış gösterdi. Nitekim ithalat artışı da %4,7 ila 189,3 milyar dolara çıkıyor ama altın ve enerji hariç ithalat artışı %6,3'e ulaşıyor. Altın ve enerji hariç dış açığımız ilk 6 ayda 18,1 milyar dolardan 19,9 milyar dolara çıkıyor.
06 Temmuz 2026 00:01


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Avrupa Bize Ne Mesaj Veriyor?
Bu yılın ilk 5 ayı na bakalım: 111 milyar dolarlık ihracatımızın 48,5 milyar dolarını AB-27 ülkelerine (%43,6) gerçekleştirdik. Aynı AB-27 ülkelerinden ithalatımız ise 45,1 milyar dolar (%29,3) oldu. Rusya'ya ihracatımız ise sadece 2,5 milyar dolar. Böylece 42,7 milyar dolarlık dış ticaret açığımızın 14,8 milyar dolarını Rusya oluşturuyor. Çin'e ihracatımız en fazla 1 milyar dolardır çünkü 20. Ülke İran'a ihracatımız 1,1 milyar dolar. Ve böylece sadece Rusya ve Çin'e verilen dış ticaret açığı 35 milyar dolar seviyelerine geliyor. Berber dükkanında bile tıraş ederken ustanın "Abi bu kadar Trump'ın peşinden gitmek olmaz ki" dediğinde uyanmalıydım. "Onların sözlü sataşmasına bakmayın aslında sorun yok" diyen Trump ve "Bölgede iyimser monarşi kötü değil" diyen Tom Barrack çok şeyi açıklıyordu. Bu yılın ilk 5 ayında en fazla ihracatımız 14,8 milyar dolarla otomotiv sektöründen geliyor. Oysa yüzde 10 enflasyon varken yüzde 20 faiz çok yüksektir. Türkiye'nin yakın zamanında reel faizi yüzde 3-5 aralığında seyretmiştir. Örneğin reel faizin 2 ay yüzde 10'lara çıkması ile 10 ay bu seviyelerde kalması çok farklıdır. 2018-19 kemer sıkma programında reel faizler yaklaşık 8 ay kadar yüzde 9-10 aralığında seyretmiş ve 2 milyon kişi işini kaybetmiştir. Şimdi ise 5 aylık bir sürede reel faizler yine yüzde 9-10 aralığında seyrediyor. 5 milyonu 300 aya böldüğümüzde konutun kirası 16.667 lira olmaktadır.
03 Temmuz 2026 00:01

İşsizlik Ve Pahalılık
Çalışabilir nüfus: 65.870 Çalışabilir nüfus: 66.921 İki yılda çalışabilir nüfus 1 milyon 051 bin kişi artıyor. Yani işgücü piyasasından 1,1 milyon kişi silinmiş. Mayıs 2026'da işgücü iki yıl önceye göre (36.004 kişi) 568 bin kişi artarak 36.572 bin kişi olacaktı. Ve çalışan sayısı 32.835 olduğuna göre işsiz sayısı 3.737 bin kişi olarak gerçekleşecekti. İstihdam kaybının 250 bin kadınlardan oluştuğu gibi 1,1 milyon umutsuzun da 560 bini de kadınlardan oluşuyor. Mesela 2 yıl önce Mayıs 2024'de Türk-İŞ'in açıkladığı "Açlık Sınırı" 588,4 dolar iken şimdi 773,3 dolara çıkmış durumda. Dolar bazında bile 2 yılda yüzde 31,4 artış var. Doların memleketi ABD'de olsaydı bu 588,4 dolar 627,8 dolar olacaktı. Yani sadece bu son 2 yılda ABD'de dolar enflasyonu %6,7 olurken Türkiye'de dolar enflasyonu %31,4 olmuş. Son 2 yılda ABD'deki dolar enflasyonunun 5 katına yakın dolar enflasyonu Türkiye'de yaşanmıştır.
01 Temmuz 2026 00:01

Bir Bölen Bir Suçlu Ve Bir Parmak Bal Yetecek Mi?
Mart ayı itibari ile emekli, dul ve yetim olarak 17 milyon 079 bin kişi maaş alıyor. Bu 17 milyon kişinin ortalama maaşı 23.033 TL. Bu üç aylık ortalamaya göre açlık sınırı ise 34.587 TL. (Not: Emekli maaşı artmazken açlık sınırı fiyatı artmaya devam edecek ve fark açılacak) Bu hesaba göre bir emekli, dul ve yetim maaşı açlık sınırının yüzde 33,4 altında yer alıyor. 2017 yılında emekli, dul ve yetimlerin ortalama maaşı açlık sınırının sadece yüzde 5,5 altında olduğunu belirtelim. Yılın ilk 3 ayında açlık sınırı 34.587 lira ama yıl boyu açlık fiyatı artacaktır. Buna rağmen asgari ücret daha 3 ayda bile açlık sınırının yüzde 18,8 altında bulunuyor. Son 2 yıldır 1 ama 1 kişi dahi iş bulamadı. Mesela AK Parti Sapanca buluşması sonrası medyaya şu haber düştü: "Ak Parti artırmak istiyor ama Şimşek karşı çıkıyor." Emekli ve dar gelirlilerin maaş artışı ve üreticilerin desteklenmesi meğerse Mehmet Şimşek'ten dönüyormuş. "Tek engel Şimşek" senaryosu yazılmaya başlandı bile. Butlancı CHP ise tam yol iktidara hizmetine devam ediyor. Cumhur İttifakında masanın altında yeni CHP var.
30 Haziran 2026 00:01

Günde 50 Bin Kamyon Geçiyor
Cizre'de "Sürdürülebilir Barışın Ekonomik Boyutları" ele alındı. Hatırlayın "Yol" filmini. Bu 5 kişi ile sabah 3,5 saat ve akşam dönüşte de 3,5 saat olmak üzere toplam 7 saat yolculuk yaptık. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya İpek Yolu'ndan Habur Sınırı dahil günde 50 bin kamyonun geçtiğini anlattı. Haftada 1 gün gittiğim yolun 3 alternatifi var: 1- Eski tek şeritli yol. Tertemiz, 2 şerit değil 4-5 şeritli yol. Bu arada yakıt parası dediğimde şu notu da ekleyelim: "2 günlük havalimanı otopark parası 1 uçak biletine" yaklaşıyor. Tam bunları düşünmeye dalmışken DTSO Başkanı Mehmet Kaya yine sarsıcı bir bilgi ile uyandırdı: "GAP elektrik-baraj yatırımlarının yüzde 99,9'u bitti ama asıl istihdam ve tarım verimi açısından önemli olan sulama yatırımlarının sadece yüzde 25'i yapıldı." Hatta barajı yapılmış, yanına kanalı da yapılmış yerlere bile bir damla su verilmemiş. Cuma akşamı Diyarbakır'a vardığımda derhal CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel'in Kervansaray'da 20:00'de gençlerle buluşma yerine gittim. Mehmet İpek bana "Rahmetli amcanız Adnan Kahveci olmasaydı bunlar hiç olmazdı" diye başladı anlatmaya. Önce şu iktidar tarafından, yargı üzerinden atanan Kemal Kılıçdaroğlu meselesine gelelim: "Kemal, İzmir'den daha yüksek oyu bizden aldı" diyor Diyarbakırlı. "Ve bizi kandırdı" diye ekliyor. Özel diyor ki "Öyle koluma, omuzuma yapışıp arkandayız, yanındayız diyorlar ki, sakın bırakma diye ısrar ediyorlar." Bölgede "Kemal kandırılmışlığı" sendromu yaşanıyor. "Ya parti işi ne olacak?" diyorum: "Bu heyecan sönmemeli" diyorlar. Taksi şoförü diyor ki "Yeni yüzlerin de eklenmesi ile yeni bir yol kesin olmalı." İmamoğlu da tutuklanmadan bir hafta önce Diyarbakır'daymış. DTSO Başkanı Mehmet Kaya diyor ki "İŞİD zamanında Cilvegözü kapısında dorse değişimi yapılıyordu. Kamyonlar dorselerini bırakıp dönüyordu ve ticaret sürüyordu ama Nusaybin'de bu da yok." Cizre'de konferansta şu açıklamaya dikkat: "Türkiye'nin Irak'a ihracatı 14 milyar dolardı ve ihracatta Türkiye birinciydi. Şimdi bizim yerimizi BAE almış. İkinci sıraya da Çin gelmiş. Türkiye 3. sıraya gerilemiş. Oysa alınıp-satılan ürünler tam da bizim ticari ürünlerimiz." Konferansta kilit cümleyi yine DTSO Başkanı Mehmet Kaya söyledi: "Kayyum atanan bölgeye kayyum çağırmıyoruz" dedi. Bazı partiler "denge" adı altında hem 'butlancı ekip'le bayramlaştı hem seçilmiş CHP ile… Bir tarafta "demokrasi" diyorsanız ve sonrasında 'butlancı ekip'le ilişki kuruyorsanız sizin demokrasiniz sadece dengeciliktir. "Duruş" diyorsanız Diyarbakır'a ve Cizre'ye gidin.
29 Haziran 2026 00:01

"Türkiye Yüzyılında" Türkler Gidiyor
2017 yılından bu yana hesapladığımızda Türk Vatandaşlarından net dış göç 328.238 kişi. Kısaca 2017-2025 yıllarında 328 bin Türk ülkeyi terk ederken 1 milyon 23 bin yabancı ülkemize yerleşmiş. 11 Mayıs 2026 günü yazımın başlığı şuydu: " Türkiye'nin geleceğine Samsun örneği " O yazıdan bazı bilgiler aktarayım: 1985 yılında Samsun 7. Büyük ilimizdi. Son 25 yılda Samsun GSYH olarak 2,78 kat büyürken Türkiye 3,18 kat büyüme gösterdi. Hatta Çarşamba ve Bafra Ovaları olmasına rağmen tarımda bile tarımda bile Samsun 1,10 kat büyümede kalırken Türkiye'nin tarım büyümesi 1,78 kat gerçekleşti. Çok önemli bir başka bilgi şu: Bilgi ve iletişimde Türkiye 5,25 kat büyürken Samsun 3,49 kat büyümede kaldı. TÜİK bunu şu başlıkla veriyor: "Türkiye'de ikamet etmeye başladığı yıla, cinsiyete ve vatandaşlık ülkesine göre yabancı uyruklu nüfus" Toplam 1 milyon 519 bin 515 kişi var. Türkiye'den göç edenlerin en yoğun yaş grubu %14,3 ila 25-29 olduğunu görüyoruz.
26 Haziran 2026 00:01