
Yazıya girmeden önce hemen peşin peşin söyleyeyim: "Kimse refah beklemesin; kimse ekmek beklemesin. Size ekmek yok." Bu cümleyi neredeyse son 10 yıldır kullanıyorum. İlk başlarda "Büyük Buhran" geliyor diye sürekli yazılar yazdım ve uyardım. Özellikle 2016-2017 yıllarında "büyük buhrana hazırlanın" diye uyarı üzerine uyarı yazıları yazdım. Nitekim beklediğim 'Büyük Buhran'ı 2018'den beri yaşıyoruz. Eğer iktidar kazanırsa iki seçeneğimizin olacağını açık açık söyledim: 1- Büyük Yıkım ya da 2- Büyük Sıkıntı Bakınız bu başlıklarda bile defalarca yazılar yazdım. "Büyük Yıkım" şuydu: Eğer iktidar kazanır ve Erdoğan'ın söylemlerine uygun 'Nass.. Ekonomi Politikası'nı sürdürülürse "büyük yıkım" yaşarız diyordum. Buna "aslında ödemeler krizi" de diyebiliriz. Ve ikinci seçenek olan "Büyük Sıkıntı"yı yaşıyoruz. Büyük sıkıntı aslında 2023 seçim faturasıdır. Lakin genel anlamda bir durumu da izah edelim: Türkiye'nin teknolojik seviyesi 2007 yılından beri adeta yerinde sayıyor. Verimsiz ve 3-5 kişiye kıyak üzerine kurulu transfer harcamaları yapılıyor.
Kaynak: Karar
07 Temmuz 2026 00:01
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Kur Ve Kredi Freni Tutmuyorsa Yargı Freni Tutar Mı?
Merkez Bankası fonlama faizi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Nass.. Ekonomi Modeli" sonrası ilk kez enflasyonun üzerine çıkıyor. Ağustos 2024-Haziran 2026 dönemi 22 ayda TÜFE artışı %68,7. Bunu unutmayın; önemli. Yine bu 22 aylık dönemde dolar/TL artışı %37,5 iken ortalama döviz sepeti (dolar ve Euro ortalaması) %41,0 artıyor. Ağustos 2024-Mayıs 2026 kredi genişlemesine bakalım: TL kredileri %80,1 artarken yabancı para kredileri %74,5 artıyor. Bu dönemde önemli kredi artışları da şu şekilde: Kredi kartı ve tüketici kredileri olmasa toplam kredi artışı %73,4 olacaktı. "Tüketici kredileri dışındaki kredi artışı enflasyonun biraz üzerinde olmasına karşılık fark minimal düzeyde kalmıştır" diyebiliriz. 24 Haziran'da "Ekonomide büyük fatura yeni başlıyor" başlıklı yazımda bir grafik vermiştim. 24,9 milyar dolar ihracata karşılık 35,3 milyar dolar ithalat gerçekleştirdik. Biz ilk 6 ay olarak bakalım: İhracat 131,4 milyar dolardan 136,1 milyar dolara %3,6 artış gösterdi. Nitekim ithalat artışı da %4,7 ila 189,3 milyar dolara çıkıyor ama altın ve enerji hariç ithalat artışı %6,3'e ulaşıyor. Altın ve enerji hariç dış açığımız ilk 6 ayda 18,1 milyar dolardan 19,9 milyar dolara çıkıyor.
06 Temmuz 2026 00:01

Avrupa Bize Ne Mesaj Veriyor?
Bu yılın ilk 5 ayı na bakalım: 111 milyar dolarlık ihracatımızın 48,5 milyar dolarını AB-27 ülkelerine (%43,6) gerçekleştirdik. Aynı AB-27 ülkelerinden ithalatımız ise 45,1 milyar dolar (%29,3) oldu. Rusya'ya ihracatımız ise sadece 2,5 milyar dolar. Böylece 42,7 milyar dolarlık dış ticaret açığımızın 14,8 milyar dolarını Rusya oluşturuyor. Çin'e ihracatımız en fazla 1 milyar dolardır çünkü 20. Ülke İran'a ihracatımız 1,1 milyar dolar. Ve böylece sadece Rusya ve Çin'e verilen dış ticaret açığı 35 milyar dolar seviyelerine geliyor. Berber dükkanında bile tıraş ederken ustanın "Abi bu kadar Trump'ın peşinden gitmek olmaz ki" dediğinde uyanmalıydım. "Onların sözlü sataşmasına bakmayın aslında sorun yok" diyen Trump ve "Bölgede iyimser monarşi kötü değil" diyen Tom Barrack çok şeyi açıklıyordu. Bu yılın ilk 5 ayında en fazla ihracatımız 14,8 milyar dolarla otomotiv sektöründen geliyor. Oysa yüzde 10 enflasyon varken yüzde 20 faiz çok yüksektir. Türkiye'nin yakın zamanında reel faizi yüzde 3-5 aralığında seyretmiştir. Örneğin reel faizin 2 ay yüzde 10'lara çıkması ile 10 ay bu seviyelerde kalması çok farklıdır. 2018-19 kemer sıkma programında reel faizler yaklaşık 8 ay kadar yüzde 9-10 aralığında seyretmiş ve 2 milyon kişi işini kaybetmiştir. Şimdi ise 5 aylık bir sürede reel faizler yine yüzde 9-10 aralığında seyrediyor. 5 milyonu 300 aya böldüğümüzde konutun kirası 16.667 lira olmaktadır.
03 Temmuz 2026 00:01

İşsizlik Ve Pahalılık
Çalışabilir nüfus: 65.870 Çalışabilir nüfus: 66.921 İki yılda çalışabilir nüfus 1 milyon 051 bin kişi artıyor. Yani işgücü piyasasından 1,1 milyon kişi silinmiş. Mayıs 2026'da işgücü iki yıl önceye göre (36.004 kişi) 568 bin kişi artarak 36.572 bin kişi olacaktı. Ve çalışan sayısı 32.835 olduğuna göre işsiz sayısı 3.737 bin kişi olarak gerçekleşecekti. İstihdam kaybının 250 bin kadınlardan oluştuğu gibi 1,1 milyon umutsuzun da 560 bini de kadınlardan oluşuyor. Mesela 2 yıl önce Mayıs 2024'de Türk-İŞ'in açıkladığı "Açlık Sınırı" 588,4 dolar iken şimdi 773,3 dolara çıkmış durumda. Dolar bazında bile 2 yılda yüzde 31,4 artış var. Doların memleketi ABD'de olsaydı bu 588,4 dolar 627,8 dolar olacaktı. Yani sadece bu son 2 yılda ABD'de dolar enflasyonu %6,7 olurken Türkiye'de dolar enflasyonu %31,4 olmuş. Son 2 yılda ABD'deki dolar enflasyonunun 5 katına yakın dolar enflasyonu Türkiye'de yaşanmıştır.
01 Temmuz 2026 00:01

Bir Bölen Bir Suçlu Ve Bir Parmak Bal Yetecek Mi?
Mart ayı itibari ile emekli, dul ve yetim olarak 17 milyon 079 bin kişi maaş alıyor. Bu 17 milyon kişinin ortalama maaşı 23.033 TL. Bu üç aylık ortalamaya göre açlık sınırı ise 34.587 TL. (Not: Emekli maaşı artmazken açlık sınırı fiyatı artmaya devam edecek ve fark açılacak) Bu hesaba göre bir emekli, dul ve yetim maaşı açlık sınırının yüzde 33,4 altında yer alıyor. 2017 yılında emekli, dul ve yetimlerin ortalama maaşı açlık sınırının sadece yüzde 5,5 altında olduğunu belirtelim. Yılın ilk 3 ayında açlık sınırı 34.587 lira ama yıl boyu açlık fiyatı artacaktır. Buna rağmen asgari ücret daha 3 ayda bile açlık sınırının yüzde 18,8 altında bulunuyor. Son 2 yıldır 1 ama 1 kişi dahi iş bulamadı. Mesela AK Parti Sapanca buluşması sonrası medyaya şu haber düştü: "Ak Parti artırmak istiyor ama Şimşek karşı çıkıyor." Emekli ve dar gelirlilerin maaş artışı ve üreticilerin desteklenmesi meğerse Mehmet Şimşek'ten dönüyormuş. "Tek engel Şimşek" senaryosu yazılmaya başlandı bile. Butlancı CHP ise tam yol iktidara hizmetine devam ediyor. Cumhur İttifakında masanın altında yeni CHP var.
30 Haziran 2026 00:01

Günde 50 Bin Kamyon Geçiyor
Cizre'de "Sürdürülebilir Barışın Ekonomik Boyutları" ele alındı. Hatırlayın "Yol" filmini. Bu 5 kişi ile sabah 3,5 saat ve akşam dönüşte de 3,5 saat olmak üzere toplam 7 saat yolculuk yaptık. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya İpek Yolu'ndan Habur Sınırı dahil günde 50 bin kamyonun geçtiğini anlattı. Haftada 1 gün gittiğim yolun 3 alternatifi var: 1- Eski tek şeritli yol. Tertemiz, 2 şerit değil 4-5 şeritli yol. Bu arada yakıt parası dediğimde şu notu da ekleyelim: "2 günlük havalimanı otopark parası 1 uçak biletine" yaklaşıyor. Tam bunları düşünmeye dalmışken DTSO Başkanı Mehmet Kaya yine sarsıcı bir bilgi ile uyandırdı: "GAP elektrik-baraj yatırımlarının yüzde 99,9'u bitti ama asıl istihdam ve tarım verimi açısından önemli olan sulama yatırımlarının sadece yüzde 25'i yapıldı." Hatta barajı yapılmış, yanına kanalı da yapılmış yerlere bile bir damla su verilmemiş. Cuma akşamı Diyarbakır'a vardığımda derhal CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel'in Kervansaray'da 20:00'de gençlerle buluşma yerine gittim. Mehmet İpek bana "Rahmetli amcanız Adnan Kahveci olmasaydı bunlar hiç olmazdı" diye başladı anlatmaya. Önce şu iktidar tarafından, yargı üzerinden atanan Kemal Kılıçdaroğlu meselesine gelelim: "Kemal, İzmir'den daha yüksek oyu bizden aldı" diyor Diyarbakırlı. "Ve bizi kandırdı" diye ekliyor. Özel diyor ki "Öyle koluma, omuzuma yapışıp arkandayız, yanındayız diyorlar ki, sakın bırakma diye ısrar ediyorlar." Bölgede "Kemal kandırılmışlığı" sendromu yaşanıyor. "Ya parti işi ne olacak?" diyorum: "Bu heyecan sönmemeli" diyorlar. Taksi şoförü diyor ki "Yeni yüzlerin de eklenmesi ile yeni bir yol kesin olmalı." İmamoğlu da tutuklanmadan bir hafta önce Diyarbakır'daymış. DTSO Başkanı Mehmet Kaya diyor ki "İŞİD zamanında Cilvegözü kapısında dorse değişimi yapılıyordu. Kamyonlar dorselerini bırakıp dönüyordu ve ticaret sürüyordu ama Nusaybin'de bu da yok." Cizre'de konferansta şu açıklamaya dikkat: "Türkiye'nin Irak'a ihracatı 14 milyar dolardı ve ihracatta Türkiye birinciydi. Şimdi bizim yerimizi BAE almış. İkinci sıraya da Çin gelmiş. Türkiye 3. sıraya gerilemiş. Oysa alınıp-satılan ürünler tam da bizim ticari ürünlerimiz." Konferansta kilit cümleyi yine DTSO Başkanı Mehmet Kaya söyledi: "Kayyum atanan bölgeye kayyum çağırmıyoruz" dedi. Bazı partiler "denge" adı altında hem 'butlancı ekip'le bayramlaştı hem seçilmiş CHP ile… Bir tarafta "demokrasi" diyorsanız ve sonrasında 'butlancı ekip'le ilişki kuruyorsanız sizin demokrasiniz sadece dengeciliktir. "Duruş" diyorsanız Diyarbakır'a ve Cizre'ye gidin.
29 Haziran 2026 00:01

"Türkiye Yüzyılında" Türkler Gidiyor
2017 yılından bu yana hesapladığımızda Türk Vatandaşlarından net dış göç 328.238 kişi. Kısaca 2017-2025 yıllarında 328 bin Türk ülkeyi terk ederken 1 milyon 23 bin yabancı ülkemize yerleşmiş. 11 Mayıs 2026 günü yazımın başlığı şuydu: " Türkiye'nin geleceğine Samsun örneği " O yazıdan bazı bilgiler aktarayım: 1985 yılında Samsun 7. Büyük ilimizdi. Son 25 yılda Samsun GSYH olarak 2,78 kat büyürken Türkiye 3,18 kat büyüme gösterdi. Hatta Çarşamba ve Bafra Ovaları olmasına rağmen tarımda bile tarımda bile Samsun 1,10 kat büyümede kalırken Türkiye'nin tarım büyümesi 1,78 kat gerçekleşti. Çok önemli bir başka bilgi şu: Bilgi ve iletişimde Türkiye 5,25 kat büyürken Samsun 3,49 kat büyümede kaldı. TÜİK bunu şu başlıkla veriyor: "Türkiye'de ikamet etmeye başladığı yıla, cinsiyete ve vatandaşlık ülkesine göre yabancı uyruklu nüfus" Toplam 1 milyon 519 bin 515 kişi var. Türkiye'den göç edenlerin en yoğun yaş grubu %14,3 ila 25-29 olduğunu görüyoruz.
26 Haziran 2026 00:01

Ekonomide Büyük Fatura Yeni Başlıyor
Ve yıllık ortalama reel faiz ise %16,22'ye gelmektedir. Bir yıldır TÜİK enflasyonuna göre reel faiz yüzde 16-20 aralığında seyretmektedir. Gelelim İTO fiyatlarına göre reel faize (1995 Geçinme Endeksi). Basit faiz farkı 13,37 görülse de gerçek reel faiz yüzde 9,44 seviyesidir. Evet, İTO fiyatlarına göre haziran ayında reel faiz %9,44 oranına sahiptir. İTO fiyat endeksine göre 12 aylık toplamda reel faiz %9,66 seviyesine karşılık geliyor. 2018-2019 kemer sıkma programında yıllık reel faiz Ocak 2019'da %9,85'e ulaşmış ve ardından Haziran 2019'da yüzde 8,0'lere gerilemişti. Yüzde 9,0-10,0 aralığında 8 ay seyreden yüksek reel faiz yaklaşık 2 milyon kişinin işini kaybetmesine yol açmıştı. Şimdi durum şu: Şubat 2026'da İTO fiyatlarına göre reel faiz yüzde 9,0 sınırının üzerine çıktı. Şimdiye kadar 5 aydır 9,0-10,0 aralığında seyrediyor. Ve daha açık söyleyeyim: Reel faizin yüzde 9,0'un altına düşmesi bu gidişle zor görülüyor. Burada bir farkı daha ifade edelim: 2018-19 sert faiz öncesinde de yüksek sayılabilecek bir reel faiz dönemi yaşanıyordu. Gelelim son duruma: Reel faiz kritik eşik olan yüzde 9,0-10,0 aralığında ve bu aralıkta geçen süre de 5 ayını doldurdu. Ve maalesef ki enflasyon hala yüzde 30,0-33,0 bandında ve düşemiyor. Oysa gerçekleşen enflasyon %32,61 oldu.
24 Haziran 2026 00:01

Ülkemizdeki Bereketsizlik Sizce Neden?
Dedi ki "Faizin olduğu yerde bereket olmaz" Evet, ülkemizde çok ciddi bir bereketsizlik var. İstatistiklere bakalım: Topla oynama süremiz %79 (rakip %21), atılan şut 32 (rakip 7), rakip ceza sahasında topla buluşma 50 (rakip 12), korner 12 (rakip 0), toplam pas 629 (rakip 178), isabetli pas 559 (rakip 96). 2017 yılında kamu istihdamı 3 milyon 581 bine çıktı. Nüfus ise 80 milyon 811 bin idi. Kamu istihdamının nüfusa oranı yüzde 4,4'e çıktı. 2025 yılında ise kamu istihdamı 5 milyon 342 bine ulaştı. Artık nüfusun yüzde 6,2'si kamuda istihdam ediliyor. Veya şöyle ifade edelim: 2007 yılı nüfus oranı ile bakarsak kamuda bugün 5,3 milyon kişi yerine 3,6 milyon kişi istihdam edilmeliydi. Kamu yönetiminde faiz dışı harcamalara bakalım: 2007 yılında kamu idaresi için merkezi bütçeden faiz dışında 115 milyar dolar para harcamışız. Bugün ise (son 12 ay) kamu idaresi için harcanan faiz dışı para 344 milyar doları aşıyor. Son 20 yılda hem kamu kadrosu hem faiz dışı harcama yüzde 80-85 arasında artarken kamu hizmetlerinde kalite artışı gelmedi. "Çocuklar nerede oynayacak ve nerede yetişecek?" sorusunun cevabı yok. Geçen yılın ilk 5 ayında 609.632 konut satılırken bu yıl satışlar yüzde 6,6 düşerek 569.537 adete geriledi. Otomotiv üretimi yüzde 10,0 daralırken ithalat yüzde 27,9 daralmıştı. Toplam Pazar daralması ise yüzde 14,7 oldu. TÜİK'e göre reel faiz yüzde 16 seviyelerindeyken İTO endeksine göre yüzde 10 seviyelerinde seyrediyor. Defalarca dile getirdim: Türkiye'nin makul reel faiz aralığı yüzde 3-5 aralığıdır. Reel faiz nedeniyle kiralarında çok yüksek kaldığını yazıp duruyoruz.
22 Haziran 2026 00:01

Otomotiv Sektöründe Sert Fren
Daralma yüzde 14,7. Lakin 2024 yılı ilk 5 ayında 1 milyon 062 bin araç kaydı düşünüldüğünde iki yıllık daralma yüzde 27,7'ye ulaşmaktadır. Otomobil üretimi mayıs ayında 79.806'dan yüzde 36,0 azalışla 51.091'e geriliyor. İlk 5 ayda ise otomobil üretimi 375.183'den yüzde 19,7 düşüşle 301.367 adete iniyor. Toplam üretim ise mayıs ayında yüzde 32,8 azalırken ilk 5 ayda yüzde 10,0 azalışla 538.718'e geliyor. İlk 5 ayda üretim yüzde 10,0 daralırken ithalat yüzde 27,9 geriliyor. *** İlk 5 ayda otomobil satışları yüzde 9,7 azalarak 394 binden 356 bine gerilemiş. Lakin burada da ithal otomobil satışlarında yüzde 15,2 azalma görülürken yerli otomobil satışlarında yüzde 2,9 artış dikkat çekiyor. Ticari araç pazarı ile beraber toplam satışlar yüzde 7,4 daralma ile 453 bine geriliyor ama yerli üretim firmalarının yüzde 4,7 artışta olduğunu görüyoruz. Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç tam yerinde söyledi: "TÜSİAD Başkanlarına polis takarken Şimşek yurtdışında para arıyordu." Hem paraya ihtiyacın olacak hem de evrensel temel hak ve özgürlükleri uygulamayacaksın.
17 Haziran 2026 00:01

Öğretmenler…
*** Milli Eğitim Bakanlığı 2024-2025 eğitim yılı verilerine göre örgün eğitimde 17 milyon 957 bin öğrenci ve 1 milyon 187 bin öğretmen varmış. 688 bin 152 kadrolu kadın öğretmen yanında 434 bin 748 erkek öğretmen yer alıyor. 43 bin 904 sözleşmeli kadın öğretmen ila 20 bin 605 sözleşmeli erkek öğretmen bulunuyor. 702.611 eğitimcinin 276.152'si kamuda. Kamuda ilk 3 aylık ortalama net maaş 50.352 TL. 702.611 eğitimcinin 426.459'u özel sektörde Özel sektörde ilk 3 aylık ortalama net maaş 45.608 TL. Kamuda mart ayında ekstra 2 bin lira civarında ödeme olduğundan fark biraz daha açılmış. 702,611 eğitim çalışanının 21.026'sı erkek Erkek eğitimcilerin ilk 3 aylık net maaşı 54.186 TL 702.611 eğitimcinin 489.585'i kadın Kadın eğitimcilerin ilk 3 aylık net maaşı 44.245 TL Kamu-Özel maaş farkı yüzde 10 seviyesindeyken kadın-erkek eğitimcilerde maaş farkı yüzde 22,5 seviyesine çıkıyor. Kamu-Özel ayrımından daha sert Kadın-Erkek ayrımı görülmektedir. Eğitimdeki tüm sektörde ortalama net maaş 47.378 TL olarak görülüyor. Daha da önemli bir bilgiyi vereyim: Brüt maaş üzerinden baktığımızda ülke genelinde Kadın-Erkek maaş farkı mart ayında %18,2 iken eğitim sektöründe bu fark %28,4 düzeyinde görülmektedir. Geçen yıl 836 milyar lira olan faiz ödemesi bu yıl 1 trilyon 263 milyar liraya çıkıyor. Faiz ödemesinin bütçe gelirlerine oranı geçen yıl %17,8 iken bu yıl %20,1'e çıkmış.
16 Haziran 2026 00:01

Gezen Tavuklara Fuhuş Operasyonu
Gürlek, operasyon gerekçesini şöyle izah ediyor: "Piyasa işleyişini bozarak haksız fiyat artışlarına ve tüketici mağduriyetine yol açan eylemler…" Operasyon öncesi medyada 'mangal dönemi başlayınca tavuk kanat fiyatlarının 500 liraya çıktığı' yönünde haberlere rastlıyoruz. (İhracat yasağının Şubat 2026'da geldiğini hatırlatalım) Toparlayayım: Tavuk fiyatları TL bazında bile neredeyse hiç artmamışken sadece mangal sezonu dolayısı ile kanat fiyatları artış göstermiş. Mesela 2015 yılından bir haber: "Havaların ısınması ile mangal sezonu başladı. Talep yoğunluğu nedeniyle tavuk kanadının fiyatı 10-12 liradan 17-18 liraya çıktı." Bir başka haber: "Mayıs ayında 90 lira olan tavuk kanadının kilosu 160 liraya yükseldi Temmuz 2023)" Dikkat edin buradaki artış mayıs ayından temmuz ayına. Tarım konusunda bilgisini tartışmayacağımız Ergin Kahveci'ye sorduğumda durumu şu şekilde açıkladı: "Tarım ürünlerinin fiyat hareketleri belli dönemlere bağlıdır. Mesela yayla sezonunda çiğ süt pahalı olur ama o sezonda okullar tatil olduğundan paket süt ucuz olur. Bu örnekte olduğu gibi yumurta fiyatı da yazın artmaz, ucuz olur. Siz tavuklara 'bugün yumurtlama yarın yumurtla' diyemezsiniz. Tavuk eti de öyledir. Ara sezonda ucuzdur, yaz ve turizm sezonunda pahalıdır." Bir de halka açık şirket olan Banvit bilançosundan aktaralım: Yılın (2026) ilk 3 ayında 7 milyar 890 milyon liralık satışa karşılık satışların maliyeti 8 milyar 107 milyon lira olmuş. Lakin şirket 2025 yılının kalan 9 ayında brüt kârını hiç artıramamış (tavuk fiyatlarındaki düşme ile paralel) Bir de 2024 yılına bakalım: 41,3 milyarlık satıştan 9,7 milyar lira brüt kâr ve 6,2 milyar lira da faaliyet kârı elde etmiş. (Bütün tavuk eti) Fiyat endeksi dolar bazında 148,0'den Aralık 2025'de 98,8'e düşmüş durumda. CHP'ye her operasyon sonrası anında gelen ünlülere yönelik operasyonlara bakınca insan "neden olmasın?" diye düşünmeden edemiyor. Burada tam gerçeği İSO Başkanı Erdal Bahçıvan söylemiş: "Türkiye'nin büyüme hikâyesi; yatırım yapan, üretimden vazgeçmeyen, istihdam sağlayan, ihracatla ülkesine değer katan ve tüm vergi–sigorta yükümlülüklerini yerine getiren özel sektörümüzün omuzlarında yükseliyor. Hukuk işlesin; yanlış varsa gereği yapılsın. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak bunu yaparken çok hassas bir dengeyi de korumak zorundayız. Bir sektöre, bir üretim zincirine, yatırım yapan sanayiciye ve üreticiye dönük topyekûn bir itibarsızlaştırma dili, Türkiye'ye fayda sağlamaz. Aksine yatırım iştahını zedeler, üretim cesaretini kırar, istihdamı ve ihracatı olumsuz etkiler." İş dünyası, ekonomi dışı müdahalelerin nelere yol açtığını çok iyi biliyor. Mesela "Nass Ekonomi Modeli" ile ülkemizin faiz ödemesi 8-10 milyar dolardan 55-60 milyar dolara yükseldi. Mehmet Şimşek, bakanlık koltuğuna otururken "Rasyonel politikalara geri döneceğiz" demişti.
15 Haziran 2026 00:01

Byd Neden Kaçtı Ve Pınar Türker Ne Anlattı?
Yatırım tutarı 1 milyar dolar olan ve 5 bin kişinin çalışacağı bir fabrika olacaktı. de Aylardır bizim Ticaret Bakanı Ömer Bolat'a sesleniyorum: "Türkiye'de market etiketlerinin peşinde koşacağınıza şöyle bir Avrupa ülkelerine gidinde "Gümrük Birliği Anlaşmasını" yenileyin. Gerçi sayın Bakan nasıl gitsin Avrupa kapılarına… O kapılarda bize "ülkenizde hukuk var mı, demokrasi var mı" diye soruyorlar. "Mülkiyet güvencemizi" soruyor ve sorguluyorlar. Bütün bunların cevabı konusunda bir hatırlatma daha yapayım. Aylardır şu ayrıntıya dikkat çekiyorum: Türkiye politikalarını AB eksenli değil neredeyse tek kanaldan ABD eksenli yürütüyor. Bunun ekonomik yansımaları olacağını sık sık hatırlatıyordum. Nitekim başımıza geldi. Gelelim mülkiyet güvencesine. Çin'de demokrasi yok ama mülkiyet güvencesi bizden üstün. Bu çok çok önemli. Mülkiyet güvencesine son örneği Silivri'de süren İBB davasında dinledik. Medya A.Ş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker yaşadıklarını şöyle anlattı: BirGün Gazetesi'nden Silivri takibi yapan Kayhan Ayhan'ın yazısı ile: " Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ" dedi, "avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi " çocuklarını asla göremeyeceksin " dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. "Ya bana gelir konuşursun" dedi, "ya da" dedi "malını mülkünü de alacağım" dedi. Mesela Murat Kapki diyor ki "8 yaşında 2. sınıfa giden oğlumun kaydını okul yenilemiyor. Oğlum kullandığı depresyon ilaçları yüzünden 25 kilo aldı." Bir hatırlatma daha yapalım: Yıllardır yazdığım konuya yeniden değineyim: Türkiye KAÇILAN ÜLKE oldu.
12 Haziran 2026 00:01