×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Trump Ankara'ya Morali Bozuk Geliyor

Ülkesinin bağımsızlığa kavuşmasının 250. Yıl dönümü kutlama törenlerini birkaç ay sonra yapılacak ara seçimi etkileyecek bir büyük propaganda kampanyasına dönüştürmek niyetindeydi Trump. Beklediği sıcak ilgiyi göremeyeceği anlaşılınca 250. Yıl dönümünü sıradanlığa dönüştürme kararı alındı. Kendisinin sağlam destekçisi bilinenlere gecenin bir vaktinde Rushmore Dağı'ndan hitap etti Trump. ''Dünyamız ve özellikle de ülkemiz içeriden ve dışarıdan komünizm tehdidine muhatap; onlara göz açtırmamamız gerekiyor'' mesajı, bana, 1989 sonrasında tarihe karışan Sovyetler Birliği ile özdeşleşmiş komünizme karşı yürütülen propagandaların etkisi altındaki Türkiye'yi hatırlattı. Gelen tepkilere bakılırsa, ABD'de de, 1950'lerde Joseph McCarthy adlı politikacının başlattığı ve ülke tarihinde kara sayfalar teşkil eden bir dönemle irtibat kurulmasına yol açtı mesajı. Trump gibilerin 'tehdit' olarak algıladığı bir gelişme Amerikan siyasetinde yaşanıyor ve garip olan o tehdit Trump'a veya Cumhuriyetçi Parti'ye karşı değil. New York'ta 15 dönemdir seçilen Adriano Espallat, Kolorado'da Diana DeGette, Mamdani tarafından desteklenen adaylar karşısında mağlup oldular. Ülkesinin bağımsızlığının 250. Yıl dönümü kutlamaları sırasında, yaptıklarıyla övünecek yerde Trump, rakip partideki gelişmeyi dert ediniyor. Trump ülkesinin bağımsızlık kutlamalarından da gelecek ek moralle Ankara'ya inip çoğunu küçümsediği 30'dan fazla dünya liderinin karşısına öyle çıkmayı hesap ediyordu besbelli ancak hesapları tutmadı.

Fehmi Koru

Kaynak: Karar

07 Temmuz 2026 00:01

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Fehmi Koru

Trump Türkiye'ye Gelmeden, Ben Abd'ye Geldim...

Ben ise, bir hesap hatası sebebiyle, ABD'nin Teksas eyaletinin Dallas kentindeyim. Trump'ın Türkiye'ye gelmesinden birkaç gün önce, ABD 250. kuruluş yıldönümünü kutlarken, ülkenin birbiriyle çekişen iki partisi kasım ayında yapılacak ara seçimde adayları belirliyor ve daha şimdiden köklü değişikliklerin arefesinde olunduğu hissi alınabiliyor… Bizim çocuklar ilk iki maçta yenilerek elendiler ve ben önceki gün Dallas'ta onlar yerine Mısır-Avustralya maçını izledim. Hesabım tutsaydı, bizim çocuklar Mısır'ı da yenip ilk 16 arasına girebilirlerdi. Mısır-Avustralya maçını Dallas stadında 70 bin 244 kişi arasında izledim… Trump iklim değişikliği konusuna önem vermiyor; ABD'yi seleflerinin ince dokuyarak hazırladıkları çevre hassasiyetini yasıtan anlaşmadan geri çekti Trump … Benim izlediğim maçta Mısır Avustralya'yı penaltılarda yenerek tur atladı. Bu Avustralya'ya nasıl yenildik, bir kere daha hayret ettim. FİFA başkanı Giovanni Infantino, geçen yılın Aralık ayında, bir ilk olarak, ' FİFA barış ödülü 'nü ona sunuverdi.

05 Temmuz 2026 00:01

Fehmi Koru

Dağ Ne Kadar Yüce Olsa...

Son örnek, şu sıralarda genel başkanı olduğu parti -CHP- mahkeme tarafından elinden alınan Özgür Özel 'in hemen her halkla buluşmasında konuşmalarını sona erdirirken kullandığı ''Ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız'' sözü… [Latincesi: ''Aut viam inveniam aut faciam.''] Özgür Özel ve kadrosunun önlerinde de aşılmaz görünen bir dağ var: Yaşı Cumhuriyet'ten eski olan CHP… CHP'nin halkın önemli bir kesiti için partiden öte bir anlamı bulunuyor. Mistik bir bağlılık duyuluyor CHP'ye… Yüzde 30'u bulmuş destekçi oranı… CHP'yi ele geçiren kadronun insafa geleceği yok. İlk niyet 20 Temmuz'u beklemekti, ancak sanki daha önce yol açma girişiminde bulunacak gibiler… Kamuoyu yoklamalarına yansıyan yüzde 30 destek oranı yeni bir parti için başarısızlık sayılmasa da, ilk seçimde iktidara gelme iddiasının sahibi bir hareketlenme için o oran yeterli değil. ' Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi' ile birlikte iktidar olabilme çıtası 'yüzde 50+1' haline geldi çünkü… Aradaki yüzde 20+ için kollarını sıvamaları gerekiyor…

03 Temmuz 2026 00:01

Fehmi Koru

Erdoğan-sonrası Tartışılıyorsa...

Cumhurbaşkanı kararıyla tarihi erkene alınacak seçimde mevcut cumhurbaşkanı yeniden aday olamıyor; eğer Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bir kez daha aday olmak isterse TBMM kararı şart; anayasanın 116. maddesi böyle diyor… Erdoğan'ın gönlünden ne geçtiğini bilmiyoruz, ama AK Parti sözcüsü Ömer Çelik, kendilerinin parti olarak cumhurbaşkanı adayının o olduğunu birkaç gün önce açıkladı. Bu durumda ittifakın 323 olan Meclis sayısını 360'a tamamlaması beklenecek demektir. İsimler zikredilirken, konunun hassasiyeti gereği, yanınna danışman olarak veya ikinci bir cumhurbaşkanı yardımcısı yerineymiş gibi bir yola başvuruluyor, ancak meramın 'Erdoğan sonrası' ile ilgili olduğu çok belli. En son AK Parti kurucu kadrosundan, yakın geçmişin başbakan yardımcısı ve TBMM başkanı Bülent Arınç''Birilerinin uykuları kaçsın diye'' olduğunu özellikle söyleyerek, gazeteci Hasan Basri Akdoğan'a bu konuda görüş açıkladı. 25 yıllık AK Parti iktidarının ilk 15 yılında Tayyip Erdoğan'ın en yakınında yer aldı, önemli makamlarda bulundu. Eğer zamanında veya Külliye'den Mehmet Uçum'un telaffuz ettiği 2028 Nisan ayında -yani zamanına yakın bir tarihte- yapılacak seçimde, ülkenin kaderini belirleyecek seçimle ilgili konulardaki şartları bugünden daha farklı olabilecekse, şimdilerde yapılan spekülasyonlara gerek kalmazdı.

02 Temmuz 2026 00:01

Fehmi Koru

Özgür Özel'in Kararı Beklenirken…

Üçüncü genel başkanı olan Bülent Ecevit, 1973 (%33.30) ve 1977 (%41.38) genel seçimlerinde aldığı oy oranlarıyla CHP'yi ' birinci parti' sırasına taşıyabilmişti… Uzun aradan sonra, 2024'te, bir yerel seçimde, yeniden 'birinci parti' olabildi CHP; %37.81 oy oranı ile… Çeyrek asırdır ülke yönetiminde bulunan AK Parti, günümüzde, hemen her alanda yaşadığı ve yaşattığı ciddi sorunlarla baş etmeye çalışırken, CHP'nin, yerel seçim başarısı tattıran Özgür Özel liderliğinde, ilk genel seçimden de 'birinci parti' olarak çıkması bekleniyordu… İlk genel seçimde AK Parti'ye beş yıl daha iktidar ve genel başkanı Tayyip Erdoğan'a dördüncü kez cumhurbaşkanı olma imkanı sağlayacak bir gelişme bu. Elbette sorunla ilgilenir AK Parti. Bu düşüncem, mahkeme eliyle yeniden CHP genel başkanlığına gelmiş olan Kılıçdaroğlu'nun tavırlarından kaynaklanıyor. Kılıçdaroğlu genç biri değil; 13 yıl CHP'ye genel başkanlık yapmış, partisinin adayı olarak cumhurbaşkanlığı yarışına katılıp az bir farkla ikinci turda kaybetmiş biri olarak, tarih kitaplarına nasıl geçeceğini dert etmesi gereken bir yaşta. Süreç sonunda CHP işlevini kaybetmiş bir partiye dönüşebilir, selefi Deniz Baykal'ın inşa ettirdiği dev genel merkez binasının kapısına kilit bile vurulabilir... 7 Haziran 2015 genel seçiminden %40.87 oyla Meclis çoğunluğunu kaybederek çıkmıştı AK Parti; çeşitli taktikler uygulayarak anayasanın öngördüğü farklı bir hükümet kurulması engellendi ve birkaç ay sonraki -1 Kasım 2025'te yapılan- genel seçime kadar meydana gelen gelişmeler sayesinde oyunu %49.50'ye çıkartabildi.

30 Haziran 2026 00:01

Fehmi Koru

Telaş, Ankara'ya Trump Geliyor Diye Mi?

Sovyetler Birliği 1989'da tarihe karışıp Soğuk Savaş nihayete erdikten sonra NATO'nun işlevinin bitmesi gerekirdi. Öyle ya, muhtemel savaş gerçeklememiş, tehdit ettiği düşünülen ülke ringe havlu atarak ortalıktan çekilmiş, Varşova Paktı çatısı altında tuttuğu uydu ülkeler teker teker Moskova'dan kopmuştu; böyle bir ortamda, her üye ülkeye -bilhassa ABD'ye- büyük masraflara mal olan örgüte son verilmeliydi. 7-8 Temmuz 1990 tarihinde İskoçya'daki Turnberry Kalesi'nde yapılan NATO zirvesinden "Yola devam" kararı çıktı. Ev-sahibi ülkenin başbakanı Margaret Thatcher, "Sovyetler artık yok ama dünyamız yeni tehditlere muhatap" tespitiyle yeni tehdidin İslam Dünyası'ndan geleceğini ileri sürmüştü. Turnberry Zirvesi Rusya ve diğer Varşova Paktı ülkelerine 'işbirliği' çağrısında bulunmasının ardından, vaktiyle Varşova Paktı üyesi iken çağrıya uyarak kendilerini NATO çatısı altına atmış çok sayıda ülke var. NATO'nun başlangıcında 12 olan üye sayısı o sayede bugün 32… Örgüt geleneksel olarak iki yılda bir üyelerini zirvede buluştururken, 2011 yılından sonra toplantıları her yıl yapmaya başladı. Geçen yıl Hollanda'da buluştu liderler, bu yıl Türkiye'de ağırlanacaklar, gelecek yıl da 2009'da üyeliğe kabul edilmiş Arnavutluk'ta… Gelecek zirvesi bir yıl sonra Arnavutluk'un başkenti Tiran'da yapılacak NATO'nun; 13 yıldır başbakan Edi Rama'nın ülkesinde bizde olduğu kadar abartıya kaçılacağını sanmıyorum. Neredeyse çeyrek yüzyıl önce, bir NATO zirvesini, İstanbul gibi dünyanın en kalabalık kentlerinden birinde tedbirlerde aşırıya kaçmadan ağırlayabilmişti ülkemiz; Ankara'ya Trump gelecek diye bu telaş niye, anlamakta zorlanıyorum.

28 Haziran 2026 00:01

Fehmi Koru

Bir Roma Öyküsü; Tarihten…

C a ssius Dio (MS 155-229) memleketlimiz sayılır. Milattan 150 yıl kadar sonra bugünün Kocaeli sınırlarından Roma'ya göçen bir aileye doğmuş, o dönemin dünya imparatorluğunda senatör olarak hizmet vermiştir. Dio da, çok geçmeden çökecek karanlığın hemen öncesinde, ülkesinin kurulduğu günden MS 229 yılına kadar uzanan 983 yıllık zengin tarihini, bir bölümü günümüze kadar ulaşan yazımı 22 yıl sürmüş 80 ciltlik bir kitaba konu yapmış… Roma'da İmparator Commodus zamanında kendisinin de seyircileri arasında yer aldığı iki hafta sürmüş bir gösteriyi aktarıyor tarihinde Dio. İki hafta boyunca, güçlü görünmek için Herkül kıyafetine bürünmüş halde Kollezyum'a çıkan Commodus, öldürmesi için sunulan vahşi hayvanları kılıcı veya ok-yayıyla öldürmektedir. Yaşananları tarihinde şöyle aktarıyor tarihçimiz: "Aynı doğrultuda biz senatörlere başka bir şey daha yaptı; bu da bize gerçekten birazdan öleceğimizi düşünmek için iyi bir sebep verdi. Şöyle ki: Bir devekuşunu öldürdü, başını kesti ve oturduğumuz yere geldi; sol elinde kesik başı, sağ elinde ise kana bulanmış kılıcı tutuyordu. Hiçbir şey söylemedi; fakat sırıtarak kendi başını salladı ve bize de aynısını yapacağını açıkça belli etti. Gerçekten de, eğer ben kendi çelengimden birkaç defne yaprağı koparıp çiğnemeye başlamasaydım ve yanımda oturan diğerlerini de bunu yapmaya ikna etmeseydim, ona güldüğümüz için (çünkü içimizi kaplayan şey korku ya da sıkıntı değil, kahkahaydı) pek çoğumuz oracıkta kılıçla öldürülmüş olabilirdik. Böylece sürekli ağzımızı oynatarak güldüğümüzü gizleyebildik." Aradan neredeyse 2000 (ikibin) yıl geçmiş olmasına rağmen dünyaya memleketlimiz Dio'nun gözüyle bakmaya çalıştığımda, 'imparator' sıfatı taşımasalar bile öyle imişler gibi davranan çağdaş Commodus'lar görüyorum günümüzde… Cumhuriyet mi imparatorluk mu kararını kuruluşu üzerinden 250 yıl geçmiş olmasına rağmen verememiş görünen ABD gibi bir ülkenin başında olması gerekmiyor çağdaş Commodus'un…

26 Haziran 2026 00:01

Fehmi Koru

Şemsiye Satılan Dükkandan Chp'ye Giden Yol

Doğru, ama bana onu düşündüren, tarih bilincine de sahip bir siyaset adamı olan CHP milletvekili İlhan Kesici'nin "CHP'yi lime lime edecekler" başlığıyla dilden dile gezen son açıklaması oldu. AK Parti'de siyaset yapanların CHP'nin şimdiki haline düşmesinden rahatsızlık duyacaklarını sanmıyorum; aralarında 9 Eylül 1923 tarihinde kurulmuş 103 yıllık parti kapansa bundan herhalde sevinecekler de vardır… "Şimdi saray darbesiyle parti fiilen kapanmıştır" sözleri ile bitiriyor konuşmalarını Özgür Özel … Etraftan gelen uyarıları da dinlemeden adım adım CHP'nin izmihlaline giden yolda devam ediyor o kadro. Bir şemsiyeci dükkanını 200 yıl ayakta tutan ve iştah kabartan talepleri işitmezden gelen bir İngiliz ailesinin hassasiyetinin, 100 yıllık CHP'nin ellerine teslim edildiği siyasi kadrolarda bulunmaması akıl alır gibi değil. İktidara ulaşma imkanı varken küçülerek baraj tehdidi altına düşmüş bir CHP… İlhan Kesici'nin "CHP'yi lime lime edecekler" sözleriyle açıkladığı, Özgür Özel 'in "CHP fiilen kapatılmıştır" dediği duruma gelmede 'sağ siyaset' in kötü niyeti eşliğinde lojistik katkısı bulunabilir, ancak o kaçınılmaz sonucu getirecek olanlar CHP'nin dışında değil içerisinde aranmalı. " Ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız" demeye başladığına göre Özgür Özel, karar verme aşamasında olmalılar.

25 Haziran 2026 00:01

Fehmi Koru

İktidar Durduk Yere Üç İsme Kilitlendi

Tartışma Berat Albayrak'ın iktidar yönetiminde söz sahibi olması temennisinin dile getirilmesiyle başladı; Bilal Erdoğan'ın o konuma daha uygun olacağı uyarısıyla da devam etti. Tavsiyenin sahibi "Sivil siyaset alanının giderek daraldığı, bu boşluğa bürokrasinin yerleştiği, devlet içinde kontrolsüz yeni iktidar gruplarının peydah olduğu" tespiti eşliğinde onun ismini zikretti. Cumhurbaşkanlığı yardımcısı makamı olabilir, ABD'de Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'in yürüttüğü türden gündelik sorunların çözümünde görev üstlenecek bir konum da düşünülebilir. Berat Albayrak'ın isminin telaffuzuna gerekçe olarak öne sürülen 'devlet içerisinde kontrolsüz yeni iktidar gruplarının bulunduğu' önermesi, AK Partili bir sese ait olması bakımından önemli. Bütün yetkiler elinde toplandığı ve çoğu kez anayasa ve yasalarda bulunmayan yetkileri bile kullandığı için eleştirilen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın böyle bir tartışmaya nasıl izin verdiği anlaşılır gibi değil. Aynı soruyu "Hangi bürokratlar" diye sormak da mümkün… Akın Gürlek'in ismi bu soruya cevap olarak anılıyor Ankara'da… Fransız İhtilali öncesi ve sonrasında polis şefliğinden bakanlığa değişik makamlarda bulunan Joseph Fouché (1759-1820) gözüyle ona bakanlar var…

23 Haziran 2026 00:01

Fehmi Koru

Milli Takımın Yenilgisine Suçlu Aranıyorsa…

En son Dünya Kupası'na 2002 yılında katılmış ve üçüncü olmuştuk; aradan geçen çeyrek yüzyılda bir daha turnuvanın yüzünü görmemiştik; çoğu Avrupa'nın en bilinen takımlarında top koşturan gençlerden oluşan bu milli takım, turnuvaya katılmayı son anda da olsa yakalamıştı. Takımın İtalyan hocası, yenilginin hesabını verdiği basın toplantısında sebebi aynen böyle açıkladı: "Şansımız el vermedi, nasip değilmiş, kaderimiz böyleymiş…" Dört yıl sonra… Yalan söyleyecek değilim; etrafımla konuşurken ben de kalabalığa uyarak "Neden olmasın?" ayarında umutlu konuşurken, içten içe sonuçtan hiç mi hiç umutlu değildim. Türkiye 2002 Dünya Kupası sırasında insanlarının umutlu olduğu bir ülkeydi; o umut futbol dahil bütün spor alanlarında bir biçimde kendisini hissettirmeye başlamıştı. 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda o zamanın 'bizim çocukları' İsviçre'yi hem de 1-0 geriye düşmüşken 2-1, Çek Cumhuriyeti'ni de 3-2 yenerek çeyrek finale erişebilmişti. "2008 yılından aklıma ilk, milli takımımızın 2008 Avrupa Futbol Şampiyonasıʼnda gösterdiği unutulmaz mücadele ve başarı gelir. Takımımız, son saniyelere kadar mücadeleyi bırakmadı, hakemlerin kasıtlı/kasıtsız yanlış kararlarına aldırmadan kazandığı maçlar ile sadece bizlerin değil başka ülkelerden insanların hafızalarında da yer edindi. O dönemde Amerikaʼda yaşıyordum ve çalıştığım şirkette, maçlar mesai saatine denk düşmesine rağmen, Amerikalısı, Çinlisi, Bulgarı, Hindistanlısı, hemen herkes, hatta benden önce, maçı izleyebileceğimiz bilgisayarı ayarlama derdine düşerdi. Destekleri Türkiye'ye idi. Kanaatimce, bu ilgide sadece milli takımızın maçlarının heyecanı değil, aynı zamanda ülkemizin o dönemlerde ekonomisiyle, dış ve iç politikasıyla kazandığı prestijin de etkisi vardı. O dönemlerde, daha yaşanabilir bir dünya için, özellikle bizim etkileşimde bulunduğumuz coğrafyalarda, örnek ve umudu yeşerten ülkeydi Türkiye… Hafızamdan hiç çıkmayan olayı o dönem yaşamıştım. Yine çalıştığım şirkete yakın bir mescide yolum düşmüş ve orada, Pakistan asıllı olduklarını tahmin ettiğim, Kur'an öğrenmeye çalışan Amerikan vatandaşı çocukları gözlemlemiştim. Ben içeri girdiğimde, çocuklar derslerine ara vererek futbol topuyla bahçeye çıkıp oynamaya başladılar. Çocukluğumuzda hepimizin yaptığı gibi, onların da ilk yaptığı, takımlarını seçmek ve ona isim vermek oldu. İçlerinden birinin 'Biz Türkiye olacağız; çünkü Türkiye hiç bir zaman kaybetmez' dediğini işittim; onun teklifine diğer arkadaşları da sıcak baktılar ve Türkiye ismine kimse itiraz etmedi. Tüylerimin diken diken olduğu anlardan birisiydi yaşadığım… Çocukların kalbine dahi işlemiş 'Biz Türkiye olacağız; çünkü Türkiye hiç bir zaman kaybetmez' övgüsünü hep duymak istiyorum." Beklentinin gerçekleşmesi için biraz daha beklemek gerekecek.

21 Haziran 2026 00:01

Fehmi Koru

Chp'de Yaşanan, Marka Üzerine Kavga

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)… İki yıl önce 100. yılını kutladığımız Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu sağlayanların oluşturduğu bir parti CHP… Darbeler ülkesi olduğumuz için CHP dışındaki hiçbir partinin ömrü yarım yüzyılı bulmuyor… Tek başına iktidar olma başarısı göstermiş Adalet ve Anavatan partileri ışıltılı günlerini geride bıraktılar; buna karşılık CHP 12 Eylül (1980) müdahalesi sonrasında bir müddet kapalı kalsa bile, gölgesine sığınan, Halkçı Parti, SHP ve DSP gibi partilerde varlığını sürdürmüştü. Siyasette en önemli markalardan biri bugün de CHP… Atatürk, İnönü ve Ecevit gibi tarihi figürlerin partisi CHP, Adalet, Anavatan, DYP, DSP ile aynı kaderi paylaşır hale pekala gelebilir. Turgut Özal, 1980 darbesi sonrasında siyaset alanı yeniden açıldığında iktidara taşıdığı partinin geleceğinden o kadar emindi ki, değişik kaygılarla hiçbir parti kalıcı mülk edinmezken, ANAP'ı görkemli bir genel merkez binasına kavuşturmuştu. Böyle giderse, ülkenin zaten çok az olan '100 yıllık markaları' arasından biri daha -CHP- tarihe karışabilir.

19 Haziran 2026 00:01

Fehmi Koru

Otoriteri De Hizaya Getirirler; Trump Öğreniyor…

Otoriter yönetim tarzını Çin ve Rusya'nın devlet başkanları Jinping Xi ve Vladimir Putin ile birlikte dünyaya 'yeni normal' olarak sunan ABD başkanı Donald Trump şaşırtıcı bir iş yaptı. İran ile anlaşma metni üzerinde müzakereler yürütürken, metnin altına imza atacağı akşam, 80. yaşı aile arasında kutlanırken, New York Times'ın (NYT) savunma muhabiri David E. Sanger' e telefon açtı Trump. İsmi gazetesiyle özdeşleşecek kadar kıdemli -40 yıldır NYT'de- Sanger bu beklenmedik ilgiye şaşırmış görünmüyor. [Son kitabı Çin ve Rusya ile ABD rekabeti hakkında olan Sanger'e telefonda Xi ve Putin'e duyduğu hayranlığı aktarmış Trump.] Otoriter de olsa, itibar suikastıyla etkisini sınırlamak da istese, güvenilir bilindiği için NYT'a ve 'medeni ölü' haline getirmeye çabaladığı Sanger gibi muteber gazetecilere ihtiyacı var şimdilerde Trump' ın… Yılların deneyimine sahip uzmanların, kıdemli gazetecilerin "İsrail'in oyununa geliyorsun, İran efelenerek hizaya getirebileceğin bir ülke değil" uyarılarına kulak vermiş olsaydı, savaşın çıkmaz yol olduğunu en baştan anlardı. Onlara da lüzum yok; İran'a savaş başlattığı ilk günlerde ilan ettiği rejimi değiştirme, diz çöktürme, gerekirse yeryüzünden silme iddiaları ile iki gün sonra altına törenle imza atacağı mutabakat metni örtüşmüyor; ara seçimin yapılacağı kasım ayı beklenmeden 'topal ördek' durumuna düşüverdi Trump. ] Bu denli zor duruma düşen ilk ABD başkanı değil Trump; rakip partiye karşı komplo kurmaya çabalarken suç üstü yapılmış Richard Nixon onursuzca istifa etmek zorunda bırakılmış (1974), yalana başvurduğu için Kongre'de sorgulanan Bill Clinton azilden kıl payı kurtulabilmişti (1999).

18 Haziran 2026 00:01

Fehmi Koru

Bir De Uyandım Ki... Gündem Yine Aynı Gündem...

On gün kadar zorunlu bir yazı arası kullandım, yeniden masa başına oturduğumda günümüz Türkiyesi'nde fazlaca bir değişiklik olmadığını fark ettim. İktidar adına konuşanlar, yaşananların iktidarın değişmesini önlemek için yaşandığını saklama ihtiyacı bile duymuyorlar. Daha eskiye gitmeye gerek yok: 1980 sonrasında sandıktan iktidar olarak çıkan Anavatan Partisi yerini CHP'nin bir versiyonu olan SHP ile Adalet Partisi'nin bir versiyonu olan DYP'nin oluşturduğu koalisyona terk etmek zorunda kalmıştı. CHP'nin lideri kayd-ı hayat şartıyla partisinin başına geliyor ve kendilerinden 'ebedi şef' veya 'milli şef' olarak söz ediliyordu. Resmi unvanları 'ebedi şef' ve 'milli şef' olan liderler 1930-1940'lar Avrupa'sında da bulunduğu için fazla ayrıksı bir görüntü vermiyordu Türkiye… İktidar sözcüleri "Liderimizi yerinden etmek istiyorlar, arzu edilen iktidarın değişmesi" anlamına gelen sözleri rahatlıkla sarf edebiliyorlar… İngiltere'de İşçi Partisi ile Muhafazakar Parti kaç kez yer değiştirdi; bu da yetmezmiş gibi Muhafazakar Parti'nin kendisi de kısa sürede birkaç kez liderini yeniledi. Oysa, bu ülkelerin ikisinde -Almanya ve İtalya'da-, 1930'lar dolayımında, lider ve önder anlamına 'Führer' ve 'İl Duçe' gibi unvanlar taşıyan politikacılar iş başındaydılar… CHP'nin başına büyük rahneler açılacağını tahmin etmek hiç zor değildi.

16 Haziran 2026 00:01

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha