×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Erdoğan-sonrası Tartışılıyorsa...

Cumhurbaşkanı kararıyla tarihi erkene alınacak seçimde mevcut cumhurbaşkanı yeniden aday olamıyor; eğer Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bir kez daha aday olmak isterse TBMM kararı şart; anayasanın 116. maddesi böyle diyor… Erdoğan'ın gönlünden ne geçtiğini bilmiyoruz, ama AK Parti sözcüsü Ömer Çelik, kendilerinin parti olarak cumhurbaşkanı adayının o olduğunu birkaç gün önce açıkladı. Bu durumda ittifakın 323 olan Meclis sayısını 360'a tamamlaması beklenecek demektir. İsimler zikredilirken, konunun hassasiyeti gereği, yanınna danışman olarak veya ikinci bir cumhurbaşkanı yardımcısı yerineymiş gibi bir yola başvuruluyor, ancak meramın 'Erdoğan sonrası' ile ilgili olduğu çok belli. En son AK Parti kurucu kadrosundan, yakın geçmişin başbakan yardımcısı ve TBMM başkanı Bülent Arınç''Birilerinin uykuları kaçsın diye'' olduğunu özellikle söyleyerek, gazeteci Hasan Basri Akdoğan'a bu konuda görüş açıkladı. 25 yıllık AK Parti iktidarının ilk 15 yılında Tayyip Erdoğan'ın en yakınında yer aldı, önemli makamlarda bulundu. Eğer zamanında veya Külliye'den Mehmet Uçum'un telaffuz ettiği 2028 Nisan ayında -yani zamanına yakın bir tarihte- yapılacak seçimde, ülkenin kaderini belirleyecek seçimle ilgili konulardaki şartları bugünden daha farklı olabilecekse, şimdilerde yapılan spekülasyonlara gerek kalmazdı.

Köşe Yazarı

Kaynak: Karar

02 Temmuz 2026 00:01

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Köşe Yazarı

Lider Ve Taraftar Kitlesi…

Daha dün yaşanana bakın: 1990'larda New York'taki bir büyük mağazada giysi bakmakta olan bir kadına tecavüz ettiği için yargılandığı mahkeme 2023 yılında jürinin oybirliğiyle onayladığı cezayı Trump'tan tahsil ederek kadına ödedi. Supreme Court Trump'ın itirazını reddetti çünkü. Tecavüze uğrayan E. Jean Carroll, mahkeme tarafından Trump'tan tahsil edilen 5.6 milyon dolar tutarındaki ceza parasını fakir fukaraya dağıtacak. İkinci kez seçildiği 2024 yılında yapılan başkanlık seçiminde, Trump %49.8 oy almayı başarmıştı. Biden'in raporu 11, Obama'nın raporu da 8 sayfaydı. NYT gazetesi, ''Trump milyar dolarlık maden anlaşması kotardı, oğulları kazançlı çıkacak'' geniş haberiyle çıktı 28 Haziran günü… WP geri kalır mı, sahibine Trump'ın her davetinde en ön sırada yer verilen WP da, ailenin oğulları Donald Trump Jr. ile Eric Trump'ın savunma sanayiine yatırım yapmaya başladığını haberleştirdi. Trump'ın başkanlıkta henüz iki yılı dolmadığı halde, kendisi ve çevresi, iki yıl öncesiyle kıyaslan"mayacak kadar ceplerini doldurmuş durumda. Olsun, Amerikalıların %37'si, anketlerde hala ''Trump fena değil'' demekte…

17 Temmuz 2026 00:01

Köşe Yazarı

Amerikan Halkı Ne Zaman ''Illallah'' Der?

Kendi ülkesi halkı da öyle. Yazar güzel özetlemiş: 2025 yılında bir yıl öncesine göre ülkeye gelenlerin sayısı 4 milyon azalmış. Cazibesini kaybetti Amerika; bir önceki yıldan %7 azalma var yabancı öğrenci sayısında. Oldu mu size 1 milyar dolar zarar daha. Savaş yüzünden benzin ve gübre fiyatlarında artışın getirdiği ek maliyet 132 milyar dolar. İran'a savaşı Netanyahu'nun kışkırtması sonrasında başlatan Trump'ın kendisiydi. Sonunda ilk ''Hoh'' diyen yine Trump oldu; Pakistan'ı aracı kılarak önce geçici ateşkes ilan ettiği ve müzakerelerle 60 gün içerisinde savaşın kesin bitirileceğini duyurduğu halde savaş yeniden başladı ve başlatan da yine Trump … Sorumlu aranırsa, iklimi bozan her türlü unsura karşı devletlere tedbir alma şartı getiren, 1992 yılında imzalanmış, BM'nin Paris Antlaşması'ndan ülkesini çıkardığı gibi, aynı alandaki bir düzine anlaşmadan ve onlarla ilgili kurumdan da uzaklaştıran Trump'ı ilk sıraya koymak gerekiyor… Savaşı yeniden başlattığına ve savaşın ilk bölümünün ülkeye yüklediği sorunlara yenilerini eklemeyi de göze aldığı halde, Trump'ın ülkesi ve partisi adına fazla bir derdi yok gibi.

16 Temmuz 2026 00:01

Köşe Yazarı

Trump'ın Muhabirlerden Öğrenmek İstediği Gerçek…

Ankara'da yapılan NATO Zirvesi'ne katılmak niyetinde değildi Donald Trump, bunu gelmeden ve geldikten sonra birkaç kez tekrarladı. Zaten Ankara'dayken, NATO gündemi yanında ABD ile Türkiye arasındaki birkaç dikenli konuyu da Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşüp konuştu Trump. Katar'ın hediye ettiği, üzerinde uzun uğraşılarak 'Air Force One' haline dönüştürülmüş 747 Boeing uçağı ile Ankara'ya gelmiş olan Trump'ın, eski uçağını getirterek onunla döndüğünü ilk New York Times (NYT) gazetesi yazdı. Zaten, 'suikast' iddiasını eş zamanlı olarak Wall Street Journal (WSJ) yazdı; ben de o iki habere ve Trump'ın ''Onlar beni öldürmek istiyorlar'' anlamına gelen açıklamasına bakarak ölümle korkutulduğu yazımı yazdım. Trump NYT'a yine de çok kızmış… Kızdığına dair haberi abdpost sitesinden aktarayım: '' ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara ziyaretinin ardından yaşanan uçuş tercihi, bu kez Beyaz Saray ile Amerikan basını arasında yeni bir hukuk mücadelesine dönüştü. Uçak değişikliği saklanabilecek bir şey değil çünkü. Ayrıca, Trump'ın şahsını mutlu etmek için kendisine 400 milyon dolarlık bir uçak hediye etmiş olan Katar'ı da üzecek bir girişimde bulunmuş oldu İsrail… 2018 yılında, aynı türde -Boeing 747- bir uçak, yine Katar tarafından, Tayyip Erdoğan'a duydukları sevginin bir nişanesi olduğu ayrıca belirtilerek Türkiye'ye hediye edilmişti.

14 Temmuz 2026 00:01

Köşe Yazarı

Trump'ı 'Iran Sizi Öldürtecek' Diye Korkutmuşlar

Trump Ankara'dan ayrılmadan İran'a saldırı emri verdiğini açıkladı. Barışçı görünmek Trump için önemli. Ankara'dan ayrılırken 'savaş bitiren' değil 'biten savaşı yeniden başlatan' kimliğine büründü Trump. O güvenle Trump Ankara'ya Katar'ın verdiği uçakla geldi. Habere göre, Trump'ı da sonunda ikna etmişler. Eski uçağın Ankara'ya kadar getirilmesi böyle gerçekleşmiş. Güvenlik konusunda rahatsızlık duymuş, aynı uçakla dönmemek için eskisini Ankara'ya getirtmiş Trump'a, bir ikinci telkin daha gelmiş. Suikasta uğrayacağını duyurmuşlar Trump'a. Şimdiye kadar sanırım biraz şanslıydım ama bu şansın çok uzun sürmeyebileceğini düşünüyorum." Çarşamba sabahı, Ankara'dan ayrılmaya hazırlanırken, Trump'a ''Size suikast hazırlığı var'' bilgisini verenlerin hedef gösterdiği, Trump'ın medyaya ''Onlar'' diye andığı suikastçılar, İranlılar… Trump İranlılar hakkında ''Yalancı onlar. O bilgi üzerine ağzını bozmuş Trump. Trump'a hayatıyla ilgili konuda, istihbarat bilgisi diye, ''İran sizi suikastla öldürecek'' demiş Netanyahu. Trump'ın NATO Zirvesi'ne katılmak üzere Türkiye'ye geldiği sırada, savaşın ilk günlerinde İsrail'in gönderdiği füzelerle öldürülen dini lider Ali Hamaney ve çok sayıda lider düzeyinde kayıplar için gecikmeli cenaze törenleri yapılmaktaydı İran'da. Netanyahu, o törenler sırasında kitlelerin ''Merg ber Amerika'' ve ''Merg ber Trump'' nidalarını, İngilizceye çevirip kendisini öldürme niyetinin gerçekliğine kanıt bile saydırmış olabilir.

12 Temmuz 2026 00:01

Köşe Yazarı

Müjde, İran'a Savaşı Yeniden Başlatmak Mıydı Yoksa?

Neyse sonunda 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarını NATO Zirvesi vesilesiyle ağırlamış olduk. ABD Başkanı Donald Trump'ı memnun edebildiğimiz anlaşılıyor. Trump'ın hareketinden bir-iki gün önceden başlayan Türkiye'yi ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı övücü açıklamalarında en fazla dikkat çekici bölüm, Trump'ın sevindirici bir müjdesi olduğu, onu Ankara'da açıklayacağı bilgisiydi. Kongre'nin onayı şart. Trump, herhalde, Kongre'yi ikna edebileceğini düşünerek o sözleri verdi. Başkanlar savaşın başlamasından en geç bir ay içerisinde o onayı Kongre'den almak zorunda ve varılan barış mutabakatını da, bütün ayrıntılarıyla Kongre'ye sunmaları gerekiyor. Trump'ın ülkemize gelmesiyle birlikte İran üzerine füzeler yağmaya başladı. Giderken de Trump İran'a saldırıları artıracakları 'müjdesini' verdi. Zirvenin ilk günü, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile basın karşısına çıktığında İranlılar hakkında şu sıfatları kullanabildi Trump: ''Onlar yalancı. Umarım, Türkiye'de özellikle kendisine gösterilen benzersiz olağanüstü ilgiyi, NATO üyesi ülkelerin liderlerinin uyumlu görünme arzularını yanlış değerlendirmemiştir Trump.

10 Temmuz 2026 00:01

Köşe Yazarı

Ankara'dan Trump Geçti, Müjdesini Bekliyoruz

ABD başkanı Donald Trump zirvesine katılmak üzere Ankara'ya geldiği NATO'nun üyesi olan ülkeleri ve yöneticilerini sevmiyor; buna karşılık Türkiye'yi ve özellikle de lideri Tayyip Erdoğan'ı çok ama çok seviyor. Külliye'deki buluşmaya tanıklık eden gazetecilere bu hislerini fazlasıyla aktardı Trump. Almanya, İngiltere, İtalya ve Fransa İran'a açtığı savaşa destek vermemiş, Türkiye ise elinden geleni yapmış. Trump NATO'ya ' olsa da olur, olmasa da olur ' gözüyle bakar gibi yapıyor; 31 ayrı ülkeyle sorun çözmeye çalışmak hoşuna gitmiyor; liderliğini kabul etsinler, o da Rusya mı sorun, sorunu Putin ile görüşüp konuşarak çözsün istiyor. Türkiye için ve Cumhurbaşkanı Erdoğan için ise yapamayacağı yok. F-35 uçaklarının Türkiye'ye verilmesi konusunda savaş bakanı ile dışişleri bakanı çalışmaktaymış; olacakmış o iş. Kaan uçaklarının kullanacağı ABD üretimi motorların en yakın müttefiklerine verilmemesi mümkün değilmiş zaten; '' Vermeye zorunluyuz '' diyor Trump. Soruların birinde Rus yapımı hava savunma sistemi ' S-400'ün Türkiye'deki varlığı da geçer gibi oldu, Trump işitmezden geldi. ABD başkanı olarak değil de sanki ' dünya lideri ' olarak karşılandı Trump; geliş vesilesi NATO Zirvesi olduğu halde. 1946 yılında, Amerikalılar, 2. Dünya Savaşı sonrasında Batı ittifakı içerisine alınan Türkiye'ye verdikleri önemi göstermek için ülkemizi başkentlerinde büyükelçi olarak temsil eden Münir Ertegün'ün vefatını vesile etmiş, merhumun cenazesini Japonya'nın teslim senedini imzaladığı Missouri zırhlısıyla İstanbul'a göndermişlerdi.

09 Temmuz 2026 00:01

Köşe Yazarı

Trump Ankara'ya Morali Bozuk Geliyor

Ülkesinin bağımsızlığa kavuşmasının 250. Yıl dönümü kutlama törenlerini birkaç ay sonra yapılacak ara seçimi etkileyecek bir büyük propaganda kampanyasına dönüştürmek niyetindeydi Trump. Beklediği sıcak ilgiyi göremeyeceği anlaşılınca 250. Yıl dönümünü sıradanlığa dönüştürme kararı alındı. Kendisinin sağlam destekçisi bilinenlere gecenin bir vaktinde Rushmore Dağı'ndan hitap etti Trump. ''Dünyamız ve özellikle de ülkemiz içeriden ve dışarıdan komünizm tehdidine muhatap; onlara göz açtırmamamız gerekiyor'' mesajı, bana, 1989 sonrasında tarihe karışan Sovyetler Birliği ile özdeşleşmiş komünizme karşı yürütülen propagandaların etkisi altındaki Türkiye'yi hatırlattı. Gelen tepkilere bakılırsa, ABD'de de, 1950'lerde Joseph McCarthy adlı politikacının başlattığı ve ülke tarihinde kara sayfalar teşkil eden bir dönemle irtibat kurulmasına yol açtı mesajı. Trump gibilerin 'tehdit' olarak algıladığı bir gelişme Amerikan siyasetinde yaşanıyor ve garip olan o tehdit Trump'a veya Cumhuriyetçi Parti'ye karşı değil. New York'ta 15 dönemdir seçilen Adriano Espallat, Kolorado'da Diana DeGette, Mamdani tarafından desteklenen adaylar karşısında mağlup oldular. Ülkesinin bağımsızlığının 250. Yıl dönümü kutlamaları sırasında, yaptıklarıyla övünecek yerde Trump, rakip partideki gelişmeyi dert ediniyor. Trump ülkesinin bağımsızlık kutlamalarından da gelecek ek moralle Ankara'ya inip çoğunu küçümsediği 30'dan fazla dünya liderinin karşısına öyle çıkmayı hesap ediyordu besbelli ancak hesapları tutmadı.

07 Temmuz 2026 00:01

Köşe Yazarı

Trump Türkiye'ye Gelmeden, Ben Abd'ye Geldim...

Ben ise, bir hesap hatası sebebiyle, ABD'nin Teksas eyaletinin Dallas kentindeyim. Trump'ın Türkiye'ye gelmesinden birkaç gün önce, ABD 250. kuruluş yıldönümünü kutlarken, ülkenin birbiriyle çekişen iki partisi kasım ayında yapılacak ara seçimde adayları belirliyor ve daha şimdiden köklü değişikliklerin arefesinde olunduğu hissi alınabiliyor… Bizim çocuklar ilk iki maçta yenilerek elendiler ve ben önceki gün Dallas'ta onlar yerine Mısır-Avustralya maçını izledim. Hesabım tutsaydı, bizim çocuklar Mısır'ı da yenip ilk 16 arasına girebilirlerdi. Mısır-Avustralya maçını Dallas stadında 70 bin 244 kişi arasında izledim… Trump iklim değişikliği konusuna önem vermiyor; ABD'yi seleflerinin ince dokuyarak hazırladıkları çevre hassasiyetini yasıtan anlaşmadan geri çekti Trump … Benim izlediğim maçta Mısır Avustralya'yı penaltılarda yenerek tur atladı. Bu Avustralya'ya nasıl yenildik, bir kere daha hayret ettim. FİFA başkanı Giovanni Infantino, geçen yılın Aralık ayında, bir ilk olarak, ' FİFA barış ödülü 'nü ona sunuverdi.

05 Temmuz 2026 00:01

Köşe Yazarı

Dağ Ne Kadar Yüce Olsa...

Son örnek, şu sıralarda genel başkanı olduğu parti -CHP- mahkeme tarafından elinden alınan Özgür Özel 'in hemen her halkla buluşmasında konuşmalarını sona erdirirken kullandığı ''Ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız'' sözü… [Latincesi: ''Aut viam inveniam aut faciam.''] Özgür Özel ve kadrosunun önlerinde de aşılmaz görünen bir dağ var: Yaşı Cumhuriyet'ten eski olan CHP… CHP'nin halkın önemli bir kesiti için partiden öte bir anlamı bulunuyor. Mistik bir bağlılık duyuluyor CHP'ye… Yüzde 30'u bulmuş destekçi oranı… CHP'yi ele geçiren kadronun insafa geleceği yok. İlk niyet 20 Temmuz'u beklemekti, ancak sanki daha önce yol açma girişiminde bulunacak gibiler… Kamuoyu yoklamalarına yansıyan yüzde 30 destek oranı yeni bir parti için başarısızlık sayılmasa da, ilk seçimde iktidara gelme iddiasının sahibi bir hareketlenme için o oran yeterli değil. ' Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi' ile birlikte iktidar olabilme çıtası 'yüzde 50+1' haline geldi çünkü… Aradaki yüzde 20+ için kollarını sıvamaları gerekiyor…

03 Temmuz 2026 00:01

Köşe Yazarı

Özgür Özel'in Kararı Beklenirken…

Üçüncü genel başkanı olan Bülent Ecevit, 1973 (%33.30) ve 1977 (%41.38) genel seçimlerinde aldığı oy oranlarıyla CHP'yi ' birinci parti' sırasına taşıyabilmişti… Uzun aradan sonra, 2024'te, bir yerel seçimde, yeniden 'birinci parti' olabildi CHP; %37.81 oy oranı ile… Çeyrek asırdır ülke yönetiminde bulunan AK Parti, günümüzde, hemen her alanda yaşadığı ve yaşattığı ciddi sorunlarla baş etmeye çalışırken, CHP'nin, yerel seçim başarısı tattıran Özgür Özel liderliğinde, ilk genel seçimden de 'birinci parti' olarak çıkması bekleniyordu… İlk genel seçimde AK Parti'ye beş yıl daha iktidar ve genel başkanı Tayyip Erdoğan'a dördüncü kez cumhurbaşkanı olma imkanı sağlayacak bir gelişme bu. Elbette sorunla ilgilenir AK Parti. Bu düşüncem, mahkeme eliyle yeniden CHP genel başkanlığına gelmiş olan Kılıçdaroğlu'nun tavırlarından kaynaklanıyor. Kılıçdaroğlu genç biri değil; 13 yıl CHP'ye genel başkanlık yapmış, partisinin adayı olarak cumhurbaşkanlığı yarışına katılıp az bir farkla ikinci turda kaybetmiş biri olarak, tarih kitaplarına nasıl geçeceğini dert etmesi gereken bir yaşta. Süreç sonunda CHP işlevini kaybetmiş bir partiye dönüşebilir, selefi Deniz Baykal'ın inşa ettirdiği dev genel merkez binasının kapısına kilit bile vurulabilir... 7 Haziran 2015 genel seçiminden %40.87 oyla Meclis çoğunluğunu kaybederek çıkmıştı AK Parti; çeşitli taktikler uygulayarak anayasanın öngördüğü farklı bir hükümet kurulması engellendi ve birkaç ay sonraki -1 Kasım 2025'te yapılan- genel seçime kadar meydana gelen gelişmeler sayesinde oyunu %49.50'ye çıkartabildi.

30 Haziran 2026 00:01

Köşe Yazarı

Telaş, Ankara'ya Trump Geliyor Diye Mi?

Sovyetler Birliği 1989'da tarihe karışıp Soğuk Savaş nihayete erdikten sonra NATO'nun işlevinin bitmesi gerekirdi. Öyle ya, muhtemel savaş gerçeklememiş, tehdit ettiği düşünülen ülke ringe havlu atarak ortalıktan çekilmiş, Varşova Paktı çatısı altında tuttuğu uydu ülkeler teker teker Moskova'dan kopmuştu; böyle bir ortamda, her üye ülkeye -bilhassa ABD'ye- büyük masraflara mal olan örgüte son verilmeliydi. 7-8 Temmuz 1990 tarihinde İskoçya'daki Turnberry Kalesi'nde yapılan NATO zirvesinden "Yola devam" kararı çıktı. Ev-sahibi ülkenin başbakanı Margaret Thatcher, "Sovyetler artık yok ama dünyamız yeni tehditlere muhatap" tespitiyle yeni tehdidin İslam Dünyası'ndan geleceğini ileri sürmüştü. Turnberry Zirvesi Rusya ve diğer Varşova Paktı ülkelerine 'işbirliği' çağrısında bulunmasının ardından, vaktiyle Varşova Paktı üyesi iken çağrıya uyarak kendilerini NATO çatısı altına atmış çok sayıda ülke var. NATO'nun başlangıcında 12 olan üye sayısı o sayede bugün 32… Örgüt geleneksel olarak iki yılda bir üyelerini zirvede buluştururken, 2011 yılından sonra toplantıları her yıl yapmaya başladı. Geçen yıl Hollanda'da buluştu liderler, bu yıl Türkiye'de ağırlanacaklar, gelecek yıl da 2009'da üyeliğe kabul edilmiş Arnavutluk'ta… Gelecek zirvesi bir yıl sonra Arnavutluk'un başkenti Tiran'da yapılacak NATO'nun; 13 yıldır başbakan Edi Rama'nın ülkesinde bizde olduğu kadar abartıya kaçılacağını sanmıyorum. Neredeyse çeyrek yüzyıl önce, bir NATO zirvesini, İstanbul gibi dünyanın en kalabalık kentlerinden birinde tedbirlerde aşırıya kaçmadan ağırlayabilmişti ülkemiz; Ankara'ya Trump gelecek diye bu telaş niye, anlamakta zorlanıyorum.

28 Haziran 2026 00:01

Köşe Yazarı

Bir Roma Öyküsü; Tarihten…

C a ssius Dio (MS 155-229) memleketlimiz sayılır. Milattan 150 yıl kadar sonra bugünün Kocaeli sınırlarından Roma'ya göçen bir aileye doğmuş, o dönemin dünya imparatorluğunda senatör olarak hizmet vermiştir. Dio da, çok geçmeden çökecek karanlığın hemen öncesinde, ülkesinin kurulduğu günden MS 229 yılına kadar uzanan 983 yıllık zengin tarihini, bir bölümü günümüze kadar ulaşan yazımı 22 yıl sürmüş 80 ciltlik bir kitaba konu yapmış… Roma'da İmparator Commodus zamanında kendisinin de seyircileri arasında yer aldığı iki hafta sürmüş bir gösteriyi aktarıyor tarihinde Dio. İki hafta boyunca, güçlü görünmek için Herkül kıyafetine bürünmüş halde Kollezyum'a çıkan Commodus, öldürmesi için sunulan vahşi hayvanları kılıcı veya ok-yayıyla öldürmektedir. Yaşananları tarihinde şöyle aktarıyor tarihçimiz: "Aynı doğrultuda biz senatörlere başka bir şey daha yaptı; bu da bize gerçekten birazdan öleceğimizi düşünmek için iyi bir sebep verdi. Şöyle ki: Bir devekuşunu öldürdü, başını kesti ve oturduğumuz yere geldi; sol elinde kesik başı, sağ elinde ise kana bulanmış kılıcı tutuyordu. Hiçbir şey söylemedi; fakat sırıtarak kendi başını salladı ve bize de aynısını yapacağını açıkça belli etti. Gerçekten de, eğer ben kendi çelengimden birkaç defne yaprağı koparıp çiğnemeye başlamasaydım ve yanımda oturan diğerlerini de bunu yapmaya ikna etmeseydim, ona güldüğümüz için (çünkü içimizi kaplayan şey korku ya da sıkıntı değil, kahkahaydı) pek çoğumuz oracıkta kılıçla öldürülmüş olabilirdik. Böylece sürekli ağzımızı oynatarak güldüğümüzü gizleyebildik." Aradan neredeyse 2000 (ikibin) yıl geçmiş olmasına rağmen dünyaya memleketlimiz Dio'nun gözüyle bakmaya çalıştığımda, 'imparator' sıfatı taşımasalar bile öyle imişler gibi davranan çağdaş Commodus'lar görüyorum günümüzde… Cumhuriyet mi imparatorluk mu kararını kuruluşu üzerinden 250 yıl geçmiş olmasına rağmen verememiş görünen ABD gibi bir ülkenin başında olması gerekmiyor çağdaş Commodus'un…

26 Haziran 2026 00:01

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha