
Heybeliada Ruhban Okulunun yeniden açılacağını önce Patrik Bartholomeos Yunanistan'dan duyurdu. Haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 10 gün önce Fener Rum Patriği Bartholomeos'la Beştepe'deki görüşmesini hatırlatıyorlar. Ruhban Okulu'nun açılması, eylül 2025'teki o görüşmede Trump tarafından gündeme getirilmiş. Ruhban Okulu'nun 55 yıl sonra tekrar açılmasını yerinde ve hatta geç kalınmış ama bunu başkalarından duymamızı yanlış, Trump'a jestle ilişkilendirilmesini ise rahatsız edici buluyorum. Geçen mayısta "Ayasofya'ya karşılık Ruhban Okulu denmesinden mi korkuluyor" başlığıyla gerekçemi yazmıştım. CHP'den seçilip AK Parti'ye geçen belediye başkanları hakkında şu iki söylenti eş zamanlı çıkarılıyordu: Yolsuzluktan tutuklandı tutuklanacak, AK Parti'ye geçti geçecek... İkisinden biri de üç vakte doğrulanıyordu. Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, şubatta CHP'den istifa etmişti. Çünkü Özarslan'ı AK Parti'de istemeyen çoktu, direnç gösterdikleri için biraz uzadı. AK Parti'nin son Ankara Büyükşehir adayı, eski Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok şiddetle karşıydı. Eski başkan Melih Gökçek'in oğlu, AK Parti milletvekili Osman Gökçek, Özarslan hakkında yolsuzluktan suç duyurusunda bile bulunmuştu. Özarslan, rozetiyle birlikte Adâlet ve Kalkınma'nın Adâlet'ine, AK Parti de Özarslan'ına kavuştu sonunda.
Kaynak: Karar
26 Haziran 2026 00:01
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Ahbap'tan Hesap Sorarken Afad'dan Da O Yüzsüzleri Sorsak
Ahbap Derneğinin sitesini açtığınızda karşınıza "dayanışma, iyilik ve şeffaflık değerleriyle" diye başlayan bir tanıtım cümlesi çıkıyor. Dernek Başkanı Haluk Levent, son günlerde yine karşılıksız çekten aldığı para cezasıyla gündemdeydi. Aynı zamanda savcılık, bağış paralarının dernek hesabından yurt dışına kaçırıldığı iddialarını soruşturuyormuş. Gözaltındakiler; bağış paralarıyla 990 milyon liralık bahis oynamak, en az 390 milyon lirasını kaybetmek ve şahsi hesaplarına para aktarmakla suçlanıyor. Ahbap, 6 Şubat 2023 Maraş depremini izleyen 2 ay içinde 4 milyar 360 milyon lira bağış toplamış. MASAK, Şubat 2025'te Ahbap ekibinin anormal para hareketlerini rapor etmiş. Haluk Levent, Ahbapçıların güvenini kötüye kullandıysa bu Kızılaycıların da sorunudur. Ben AFAD'çıyım ve 3 yıldır bağış yüzsüzleri bulundu mu, niye ifşa edilmiyorlar diye soruyorum. Bağış şov sorunumuz çözülebilmiş değil. Türkiye Tek Yürek kampanyasında taahhüt edilen toplam para, 115 milyar liraydı.
14 Temmuz 2026 00:01

'Ezik Muhafazakarlar' Trump Şaşkını
Türkiye'nin artık ABD'yle, Avrupa'yla ilişkilerde alttan alan o eski Türkiye olmadığını, AK Parti iktidarında büyük ve güçlü Türkiye'nin doğduğunu, dünyada Türkiye Yüzyılı'nın başladığını ama Batı'yı ekonomik gelişmişlikte hâlâ yukarıda gören, ABD'nin dolarına ve askeri gücüne aşağıdan bakan 'ezik'lerin bunu anlamadığını söylüyorlardı. Diyelim, NATO Zirvesi'nden dönüşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hediye ettiği tabancaları Almanya, Hollanda, İngiltere, Kanada liderleri mevzuat yüzünden ülkelerine sokamadı... Bir keresinde Erdoğan; Hans'la Helga'nın ne dediğinin kendisini ırgalamadığını, Ahmet'le Fatma'nın ne dediğine baktığını da haykırmıştı. Hatta Trump'ı çılgınlar gibi alkışlayıp tezahürat yapmayanları ayıplıyorlar. Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı o kadar sevip sayması kafa karıştırdı. Ne de olsa saklayamadığı Müslüman nefreti, ırkçı kafası, ucuz şarlatanlık şovları ve Gazze'yle İran'daki haydutlukları yüzünden Trump'ın dünyada sevilen, sayılan biri olduğu pek söylenemez. Sebebini Trump'ın kendisi açıklıyor üstelik. Bir mesaj atarak ekonomimizi mahvetmekle tehdit eden, Cumhurbaşkanı'mıza o küstah mektubu gönderen ilk dönemindeki Trump değil bu. Tarz değiştirmiş, kol kola girdiğimiz başka bir Trump. Ama sevseniz bir türlü, sevmeseniz bir türlü. NATO Genel Sekreteri Rutte'nin savunma şirketlerimizin başarılarını överken, ayırdıkları yüz milyarlarca dolarlık harcama pastasından alabileceğimiz paya bizi iştahlandırırken laf arasında "ama NATO'ya asker de lâzım" demesi gibi.
11 Temmuz 2026 00:01


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

İktidarın Bu Sekizinci Mazeretsizlik Bayramı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9 Temmuz'u Mazeretsizlik Bayramı ilan etse yeridir. Çünkü 9 Temmuz 2018 öyle bir milattı. Erdoğan, mazeretsizlik çağının başlangıcını şöyle duyurmuştu: "Ne bizim ne de bizden sonra gelecek olan cumhurbaşkanlarının yürütme görevi konusundaki aksaklıklar, eksikliklerde milletimize karşı öne sürebilecekleri bahaneleri kalmamıştır." "Bakın kesin olarak söylüyorum, bu kardeşinize yetkiyi verin; faizle, şunla bunla nasıl mücadele edilir görün" çağrısına icabetle ne yetki istendiyse millet vermişti. Ve dün 8. yıl dönümüydü. Daha 3. yıl dönümünde Erdoğan, AK Parti il başkanlarına şu propagandayı emanet edecekti: "Ülkemize diz çöktürme gayretleri sona ermedi. Terörle Türkiye'yi rayından çıkaramayanların yeni hedefi, ekonomimiz oldu. Operasyonlarla döviz kurunu hareketlendirerek ülkemizi ekonomik krizlerin altında ezmek için defalarca atağa kalktılar..." Ekonomideki kötüleşme devam etti, mazeretler de değişmedi. Daha iyisini iktidar tam başaracaktı ki lanet olası dış güçler yine bırakmadı, diye 2023'te sisteme yine oy verildi. 7. yıl dönümünde "yeni sistem bize yaradı mı ki kutlayalım" başlığıyla ne yazdıysam 8.'si için de aynen geçerli. 9 yıl önce, 16 Nisan 2017'deki Anayasa referandumuyla hükümet sistemimiz değişti.
10 Temmuz 2026 00:01

Gülizabeth Deme Lazım Olur
Sisi ve Esad'la ipleri koparmanın yanlışlığı, 10 yılda anlaşıldı. "İpleri koparma, lazım olur" diye bir Japon atasözüne dayanarak yanlıştan dönülmesi ne esprilere vurulmuştu. 'İpleri koparmayalım, lâzım olur' diye baştan uyaranlar dinlense dış politikada o 10 yıl, ekonomide de o 5 yıl kaybedilmezdi. 2018'de 'hain' dedikleri, 2023'te lazım oldu. "Bebecan deme, lazım olur" şamatası oradan çıkarılmıştı. "Hain deme, lazım olur" takılmaları doğrulandığına göre her şey mümkün. Şara'nın Esad'ı devirmesinden daha 5 ay önce, bir cuma çıkışı şunları söylüyordu Cumhurbaşkanı: "Zamanında Sayın Esed'le ailece nasıl görüştüysek yarın yine olmaz diyemem... Suriye'nin iç işlerine karışmak gibi bir derdimiz asla yok..." Mısır'la, Suud'la, Emirlikler'le, Suriye'yle ipleri koparırsak bir gün yine lâzım olacağı baştan belliydi oysa. Rusya'dan S-400 almanın yanlış, F-35'lerin doğru ve NATO'nun gerekli olduğunu da 10 yılda anlamış görünüyor iktidar. Rusya ve S-400'ler o kadar iyi, NATO'yla ABD ve F-35'ler de o kadar kötü değilmiş aslında. "ABD Erdoğan'ı seviyor" modunu geri açtılar. "Emperyalist deme, lazım olur" noktasına da gelmiş bulunuyoruz.
09 Temmuz 2026 00:01

Duruşma İzlenimlerim: Askıda Casusluk
İmamoğlu'na casusluk davası iki ay önce başlamış, bir casusluk faaliyeti bulunup bulunmadığının MİT'e sorulmasına karar verilmişti. Ayrıca dava, Hüseyin Gün üzerine kuruluydu. Gün ise ne casusluğu, bilâkis devlete hizmet ettiğini, yetki belgesini de dönemin Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay'dan aldığını öne sürüp mahkemeye 2017 tarihli bir belge sunmuştu. O gün İmamoğlu'nun üç ayrı davadan duruşması vardı; diploma, casusluk ve devam eden İBB davası. Unutmuş olabilirsiniz, casusluktan yargılanan dört isimle ilgili suçlamayı hatırlatayım size: "Seçim bölgelerine ilişkin analiz yaparak seçmen profili çıkardıkları ve strateji belirledikleri, bu çalışmayı gerçekleştirirken seçmenlere ait bilgilerin yabancı istihbarat servisleri ile paylaşıldığı, eylemin casusluk faaliyeti kapsamında olduğu..." İmamoğlu'ndan gizli bilgi toplamayıp devlete kritik bilgi verdiğini söyleyen kişi yapmış bunu. İmamoğlu duruşmada sesleniyordu: "Hüseyin Gün casus mu, değil mi; cevap verin". Hüseyin Gün şaşkındı: "Devletime hizmetin karşılığı bu olmamalıydı". Gazeteci Yanardağ tepkiliydi: "Köprüyü Amerikan bayrağı renkleriyle ışıklandıranlar, bizi casuslukla suçluyor". Bense soruyorum: Hüseyin Gün İngiltere, ABD ve İsrail'le ilişkilendiriliyor. 2020'lerde iktidar, Kılıçdaroğlu CHP'si beşinci kol faaliyeti yürütmek, milli güvenlik sorunu olmak, düşmana ajanlık ve emperyalizme uşaklık etmekle suçluyordu.
08 Temmuz 2026 00:01

Duruşma İzlenimlerim: Askıda Casusluk
İmamoğlu'na casusluk davası iki ay önce başlamış, bir casusluk faaliyeti bulunup bulunmadığının MİT'e sorulmasına karar verilmişti. Ayrıca dava, Hüseyin Gün üzerine kuruluydu. Gün ise ne casusluğu, bilâkis devlete hizmet ettiğini, yetki belgesini de dönemin Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay'dan aldığını öne sürüp mahkemeye 2017 tarihli bir belge sunmuştu. O gün İmamoğlu'nun üç ayrı davadan duruşması vardı; diploma, casusluk ve devam eden İBB davası. Unutmuş olabilirsiniz, casusluktan yargılanan dört isimle ilgili suçlamayı hatırlatayım size: "Seçim bölgelerine ilişkin analiz yaparak seçmen profili çıkardıkları ve strateji belirledikleri, bu çalışmayı gerçekleştirirken seçmenlere ait bilgilerin yabancı istihbarat servisleri ile paylaşıldığı, eylemin casusluk faaliyeti kapsamında olduğu..." İmamoğlu'ndan gizli bilgi toplamayıp devlete kritik bilgi verdiğini söyleyen kişi yapmış bunu. İmamoğlu'nun seçim kampanyasını yöneten Özkan, Gün'e ilk duruşmada tek tek sormuştu: Bittabii cevap 'hayır'dı hep. İmamoğlu duruşmada sesleniyordu: "Hüseyin Gün casus mu, değil mi; cevap verin". Hüseyin Gün şaşkındı: "Devletime hizmetin karşılığı bu olmamalıydı". Gazeteci Yanardağ tepkiliydi: "Köprüyü Amerikan bayrağı renkleriyle ışıklandıranlar, bizi casuslukla suçluyor". 2020'lerde iktidar, Kılıçdaroğlu CHP'sini beşinci kol faaliyeti yürütmek, milli güvenlik sorunu olmak, düşmana ajanlık ve emperyalizme uşaklık etmekle suçluyordu.
08 Temmuz 2026 00:01

Kurtuluş Savaşı'nı Tarihten Silen Arınma
Kılıçdaroğlu da CHP'nin başına yargı kararıyla dönünce arınma başlattı, Özgür Özel'in yazdırdığı "Türkiye'nin birinci partisi" ibaresini partinin resmi fonundan kaldırttı. Yusuf Tekin ise Milli Eğitim Bakanı olunca tarihi komple düzeltmeye soyundu, şimdi de müfredattan Kurtuluş Savaşı sayfalarını ayıklıyor. Bakan Tekin'e sorsanız yaptığı, "yanlış kavramsallaştırmalar"ı kayıtlardan temizlemek. Sıranın Kurtuluş Savaşı'na geldiğini, ona da artık "Milli Mücadele" dediklerini söylemiş. Gerekçesini şöyle açıklıyor: "Neyden kurtulduk da Kurtuluş Savaşı diyoruz? Cumhuriyetten önce koskoca Osmanlı vardı. Milli Mücadele demek daha doğru." Yapay zekâ çağında Milli Eğitim Bakanı'nın uğraştığı şu müfredat devrimlerine bakıp fikrimi paylaşmıştım. Derslerde Haçlı seferine Haçlı saldırısı, Bizans'a Doğu Roma, coğrafi keşiflere sömürgeciliğin başlangıcı, Ege'ye Adalar Denizi, Orta Asya'ya Türkistan denecek. Onların Haçlı saldırısı, Doğu Roma, Türkler, somürgeciliğin başlangıcı olduğu anlaşılmasın diye. İktidar yıllardır dış güçlere karşı yeni bağımsızlık savaşı, "ikinci İstiklâl Harbi" propagandasıyla oy topluyordu. Doğrusu, Milli Mücadele'ymiş. Yusuf Tekin'in yaptığı büyük temizliğin fikir babaları, 'Fesli Kadir' Mısıroğlu'yla eski Kültür Bakanı İsmail Kahraman olsa gerek. Kurtuluş Savaşı hiç yaşanmadı, hepsi uyduruldu.
07 Temmuz 2026 00:01

Mizahı Kelepçelerseniz O Şarkıları Ne Yapacaksınız?
Sonra dini değerleri aşağılamaktan soruşturma açıldı. Erdoğan, iktidarının ilk yıllarında sıklıkla şunu tekrarlardı: "Fikrine güvenen fikir hürriyetinden, inancına güvenen inanç hürriyetinden korkmaz". Ergenekon'du, 28 Şubat soruşturmasıydı, her sabah yeni bir operasyon dalgasıyla uyandığımız yıllarda 'dalga dalga operasyonlar huzuru kaçırır, toplumu boğar' diye uyaran Erdoğan'dı. "Şirk dolu şarkılar" diye yaftalıyorlardı. "Sevdim seni Rabbim kadar"dan Mahsun, "bir Allah'a taptım bir sana taptım"dan Tatlıses ucuz yırtmış. "Tanrım beni baştan yarat"ı söyleyen Emel Sayın'ın akıbetini düşünemiyorum. "Sizin imanınız bir şarkıyla kaybolacak kadar zayıf mı, hem ben kimsenin imanını çalmadım, nerede kaybettiyseniz orada arayın" yollu çıkışmıştı. Yunus'a ölümünden çok sonra idam gerekçesi sayılan sözleri biz ilahi diye okuyoruz şimdi: "Cennet cennet dedikleri, birkaç köşkle birkaç huri, isteyene ver sen anı, bana seni gerek seni". "Ene'l Hak" sözlerinden Hallâc'ı yine asar, Nesimi'nin derisini de diri diri bir daha yüzerlerdi. Diyanet, dünkü cuma hutbesinde "kutsallarımızın mizah adı altında alaya alınması, çocuklarımızı değerlerimizden uzaklaştırıyor" buyuruyordu. Madencilerin hak mücadelesini işleyen "Alpagut Olayı", Erzurum'da oynanacakmış. Cami hocasının "komünistler geldi, Stalin'in doğum gününü kutlayacak" diye dolduruşa getirdiği cemaat, cuma çıkışı halkevine yürümüş. Halkı kin ve düşmanlığa tahrikten soruşturma ise İBB'ye açıldı. Bir şarkısında "selam söyleyin o câhil Havva ile Âdem'e" dediğini 5 yıl sonra fark edenler, Sezen Aksu'ya neler etmişti. Sezen, kutsala uzanan dilini koparmakla tehdit edildiğinde de sormuştum: Diyanet'in İslam Ansiklopedisi'ne göre Kur'an'da Havva adının hiç geçmediğinden, Âdem'in de doğrudan peygamber olarak anılmadığından habersiz tipler, din müdafaası adına cihada çıkmış, Sezen'in kapısına dayanmışlardı.
04 Temmuz 2026 00:01

Butlancılarda Adam Kıtlığı Niye Var?
Kılıçdaroğlu, Ankara il yönetimine olmadık birini atamıştı. Şehzadeler Belediye Başkanı rahmetli Gülşah Durbay'la Özgür Özel'e bel altı iftira atan biri. Ve fakat skandal atamaları bununla bitiyor mu, kendi arınma iddiasını çürüten kadro seçimlerine tek örnek değil ki, Kılıçdaroğlu hangi birini geri çeksin. Gün geçmiyor ki Kılıçdaroğlu'nun atadığı bir isim, 'bu nasıl arınma' diye sordurmasın. Yargı cenderesindeki CHP'lileri iftira ve karamalarla hedef gösteren mi, Özgür Özel CHP'sinin yerel seçimlerde çuvallamasını dileyen ve buna çalışan mı, dün İmamoğlu'nu savunurken bugün peşinen suçlu ilan eden mi, butlan davasına şimdi 'hukuki' derken daha önce 'siyasi' demiş olan mı, CHP'li belediyelere yolsuzluk suçlamalarında ismi geçen mi, suç örgütleriyle anılıp Özgür Özel yönetimini mahkemede suç örgütü olarak gösteren mi, usulsüzlük ve nüfuz ticareti ithamlarına adı karışan mı... Hem "iradesini parayla satanlar bu partide yer alamaz" diye sözüm ona arınma başlatacaksınız. Çanakkale, Batman il başkanlıklarına getirilenlerin seçimde adaylık koparamayınca CHP'ye kaybettirmeye oynamaları daha sindirilmemişti. "CHP sandığa gömülecek. Yeni CHP yönetimi 31 Mart'ta bay bay diyecek ve gidecek" sözleri hatırlatılıyor. "Arınma burada başlamış" notuyla fotoğraf paylaşıyor. Özgür Özel'i haklı çıkarmaya uğraşıyorlarsa bilemem.
03 Temmuz 2026 00:01

Türkiye'nin En Büyük Kozu Hâlâ Ordumuzsa
Ünlü para sihirbazı Soros, "Türkiye'nin en iyi ihracat ürünü ordusudur" demiş ve sert tepkilerle tartışmalara yol açmıştı. Cumhurbaşkanı De Gaulle, Brigitte Bardot filmlerinin Fransa'ya kattığı değer için "BB, Renault kadar önemli bir Fransız ihracat kalemidir" dedikten 50 yıl sonra durumumuz buydu. Ve diyor ki Rutte: "Türkiye son derece önemli. İttifaktaki en güçlü ordulardan. Son derece iyi donanımlı, iyi eğitimli. Devasa savunma sanayii (AB ve NATO için de) büyük avantaj." Az bile söylüyor. ASELSAN ile TUSAŞ ilk 50'deyken Roketsan, ASFAT ve MKE ise ilk 100'de yer alıyordu. TUSAŞ, 1980'lerde yüzde 80'i yerli ve milli F 16 savaş uçağı üretip satar duruma gelmişti. Bugün Türkiye'nin en büyük savunma şirketi, bir dünya devi olan ASELSAN da TUSAŞ gibi 1970'lerde kurulmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi'ne hazırlanırken "savunma ihracatında şu an dünyanın en büyük 11. ülkesi" olduğumuzu hatırlattı. NATO Genel Sekreteri ise Avrupalılar ve Kanada'nın, savunmaya önümüzdeki 2 yıl için 250 milyar dolar ayırdığını yola çıkmadan kulağımıza kaçırdı. Fakat Rutte müjdeli haberin arasına şöyle bir mesaj da sıkıştırıyor: "Savunma harcamalarını artırabileceğimiz üst sınıra yaklaşmış bulunmaktayız. Anc ak mesele yalnızca daha fazla kaynak ayırmak değil, silahlı kuvvetlerde görev yapacak kadın ve erkek personeli temin etmemiz gerek... Türkiye de bu açıdan önemli bir ülke..." Bunların ne satıp ne almak istediğine bakılırsa alışveriş portföyümüzde değişen fazla bir şey yok yani.
02 Temmuz 2026 00:01

Ankara'yı Nato İçin Süslemenin Bakın Nesi Yanlış?
İstanbul da 2004 NATO Zirvesi'ne asfaltlamadan ağaçlandırmaya, makyajı tazelenerek hazırlanmıştı. İktidarın zevahiri kurtarıp dünyaya mahcup olmamasına yardım edebilir ama halkın sorununu bu çözmez. NATO Zirvesi olmasa kimsenin aklına bile gelmeyecekti demek. Fakat varsın NATO Zirvesi hatırına, gelecek liderlerin göz zevki bozulmasın diye Ankara'nın eskimiş makyajı yenilensin. Dedim ya, hiç yenilenmemesinden iyidir. Tarihte bilinen örneklerinden biri, ünlü Rus Generali Potemkin'in eseri. Yol boyunca paravan köyler kurup içlerine mutlu taklidi yapan insanlar yerleştiriyor. Oysa ne köyler gerçek ne mutlu köylüler. Mutlu görünen köyler sahte, köylülerin misafirlere tezahüratları da rol gereği. Ancak hiçbir sorunu gerçekte çözmez. Potemkin Köylerini çağrıştıracak makyajlamalar bu çağda kimseye sökmez. Önceki gün DEM Eş Başkan Yardımcısı Tayip Temel de oldu-bittiye getirilmemesi için şöyle uyardı: "Müzakere edilmeden, tarafların hassasiyetleri gözetilmeden bir oldu-bittiye getirilmemelidir. İktidarın tek taraflı bir metin çıkarıp 'al bunu, imzala' demeyeceğini umuyoruz".
01 Temmuz 2026 00:01

Butlan Kemal'le Tatar Ramazan Karşılaştırması
Bu karşılaştırmayı ben bulmadım, Kadir İnanır'ın cenazesine gelerek Kemal Kılıçdaroğlu sebep oldu. Butlancılar, Kılıçdaroğlu'nun cenazede yuhalandığını yalanlamaya çalışsa da olan oldu. Ancak Levent'teki cenaze namazı için cami avlusuna Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy'un himayesinde, korumalarla girmesi de yetmemiş görünüyor. Yükselen homurtudan anladığım kadarıyla Kadir İnanır'a vedaya gelenler, Kılıçdaroğlu'nun varlığını hoş karşılamamış. Yahu kalkan cenaze; toplumsal meselelerdeki duruşuyla Kadir İnanır'ın, canlandırdığı film karakteriyle Tatar Ramazan'ın. O Kadir İnanır ki... Hayat arkadaşı Jülide Kural'ın tanımlamasıyla "haksızlık karşısında taşan bir öfke"yi temsil ediyordu. Butlancılar kamuoyundaki 'atanmış kayyum' imajlarının neye denk düştüğünü, niçin 'Butlan Kemal' yakıştırmasıyla anıldıklarını, sinemadaki iyi-kötü karakterlerin çatışmasında hangi tarafla eşleştirildiklerini bir daha düşünsün. Kılıçdaroğlu, Genel Başkanlık döneminde iktidarın CHP'ye yönelttiği tüm suçlamaları kabul etti. O da dokunulmazlıkların kaldırılmasına destek vererek Demirtaş'ın 10 yıldır hapiste yatmasındaki rolü. Çünkü Demirtaş'ı Meclis'ten hapse yolladığı için pişman olmadığı beyanı, iletişin kazası veya gaf değildi.
30 Haziran 2026 00:01