
"Dava büyüğümüz" Başkent Üniversitesi'nin kurucusu Prof. Dr. Mehmet Haberal mezuniyet törenine davet edince katılmamak olmazdı. Ardından üçüncü açıklandı: Serhan dedi ki: - Kızlar 3-0! Birinci: Serhan'la birbirimize baktık, aynı anda mırıldandık: 4-0! Kızlar 6-0 yapmıştı! Her ikisinin de ortak vurgusu şu oldu: - Biz bu başarımızı her şeyden önce Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e borçluyuz. *** Meslek sevgisini ülke sevgili ile taçlandıran, bilim aşkını yaşam sevincinin pınarı yapan Prof. Haberal'ın engel tanımaz mücadelesine bir nebze tanık olduk. Avukatlarıyla duruşma salonunda karşılaştığımızda şunu söylediklerini anımsıyoruz: "Biz davada savunma için neler yapılması gerektiğini konuşmaya başlayınca, 'Önce şu işleri halledelim' diyor. Organ nakliyle ilgili uluslararası bir toplantının notlarını iletiyor..." Prof. Haberal, "Üniversite sizin olsun. Ne yapacaksanız yapın, yeter ki beni bırakın" deseydi, değil 4 yıl, 4 gün bile Silivri'de kalmazdı. O zaman da Haberal olmazdı! Haberal anayasanın birinci maddesi değişmez: "İyi ki ülkemiz var, iyi ki Atatürk bu Cumhuriyeti kurup bizlere armağan etti!" İkinci maddesi şöyle: "Herkes işini en iyi şekilde yaparsa, ülkemizin bayrağı her alanda en yükseklerde dalgalanır!" Haberal'ın kızlarını kutluyoruz! Erkeklere "ha gayret" diyoruz!
Kaynak: Cumhuriyet
04 Temmuz 2026 04:00
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

İran'a İslam Ablukası!
NATO zirvesinde "sofradan" tam puan aldık. Sonuç bildirgesinde de altı çizilen iki ana konu vardı: Ukrayna ve İran. Zira Trump, İran'a saldırı talimatını Ankara'dayken verdi! Bakû'da sıradan bir kafede Azerbaycanlılarla sohbet biraz derinleşse, "Say bakalım bizim büyük şehirlerimizi" diye sorarlar. Verilen oranlar yüzde 30'la başlıyor, 3'er, 5'er yukarı doğru çıkıyor. Suriye Devlet Başkanı "TheŞara", Fransa'dan Amerika'ya Batı'da pek de kabul görüyor. "Muhteşem" le başladı, "harika" ile bitirdi. ABD, İran'ı vurdukça İran da Körfez'deki Arap ülkelerini, bu ülkelerdeki ABD üslerini vuruyor. Başlangıçta ABD'nin İran'a saldırısına bozulan bu ülkelerin şimdi kapı arkasından ABD'ye şunu söylediği konuşuluyor: - Madem bu işe giriştin, bitir. Bunun anlamı şu: ABD İran'ı, İsrail'le birlikte vuruyor algısı ortadan kalkacak. Başta vurguladık; Trump saldırı emrini Türkiye'de verdi. İran'la diyaloğu güçlü tutup bunu ABD'ye hissettirmemek!
16 Temmuz 2026 04:00

Bir Yanılan!
Kemal Bey, özellikle tepkinin içeriğiyle ilgili olarak "Bu kadarını beklemiyordum" dedi. Nasıl daha ilk gün, "Bu öfke iz bırakır" dediysek yedinci haftada kayda geçirelim: "CHP seçmeni butlana oy vermez!" "Butlan" sözcüğünün son hecesinden başlayarak bir dizi anlatım akla geliyor ama ne olursa olsun Kemal Bey'e artık daha nezaketli davranmak gerekiyor! Kemal Bey'in çelişkileri yanılgılarından daha fazla. Bunu derken Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'e yapılan şafak operasyonu için "Kuşkularım var" diyor. Bir nebze vicdan dile gelse şöyle der: "Hesap vermeli ama savcılığa davet edilip ifadesi alınarak. Sonra dava açılabilir. Şafak operasyonuyla değil!" Ana çelişki ise bir yandan yargı siyasallaşmıştır diyor bir yandan yargıya güvenmek gerekir diyor. Örneğin, CHP'nin kurultaylarına yönelik her türlü iddianın yargıda "kıymetlendirildiği" bir ortamda yasadaki "üç yıl içinde kurultay yapmayan partinin seçime giremeyeceği" maddesinin kendisine uygulanmayacağından emin! Örneğin, ısrarla "Ben olsam dokunulmazlığımı kaldırın, hesap vereceğim, derdim" diyor. Bir şeyden "emin" başlamış ama şimdi değil: TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a çok ama çok öfkeliydi.
15 Temmuz 2026 04:00

'Geç Başımıza!'
2000'li yıllarla birlikte AKP, YRP, SP toplamsal tabanlarında belli farklılıklar olsa da her biri değişik açılımlar yaparak yoluna devam ediyor. Milliyetçi çizgi 2017'den bugüne adım adım dört partinin paylaştığı bir zemin haline geldi. MHP'den ayrılanlar İYİ Parti'yi, İYİ Parti'den ayrılanlar Zafer Partisi'ni ve Anahtar Parti'yi kurdu. Öncekilerle benzeri olmayan bir kıyımla karşı karşıya CHP! Emperyalizme karşı "Manda ve himaye kabul edilemez" ilkesiyle kurulan CHP'nin yönetiminde, sonuç olarak yargı himayesini kabul etmiş bir yapı var. Özgür Özel' in Anadolu gezilerinde kadınlar başta olmak üzere milletin ortak paydasını iki kelimeyle özetleyebiliriz: "Geç başımıza!" Bütün sözleri imbikten geçirip süzünce ortaya bu çıkıyor. Yukarıda vurguladık; CHP benzersiz bir kıyımla karşı karşıya ama millet de Özgür Özel'i bağrına basmış soruyor: Özel "Yürüyeceğim" diyor, "Ama partimizi geri alma çabalarının tümünü tüketmeden yola çıkmayalım". Millet Özgür Özel'e, "CHP'yi kurtar" diye değil, ülkeyi kurtar diye kredi açıyor. Yazının bütünlüğü içinde şunu da vurgulayalım; butlan yönteminiyönetimini şiddetle reddedip CHP'de kalacak pek çok "sesli"-"sessiz" var. Butlan yönetimi, "Özel, ekibiyle gitse de parti tümüyle bize kalsa, istediğimiz düzeni kursak" diye düşüyor ama o gün CHP içinde bir başka mücadele başlayacak.
14 Temmuz 2026 04:00

Yeni Bir Heyecan!
Bugün CHP'nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel 'le hareket eden delegelerin olağanüstü kurultay istemiyle topladıkları 833 imzayı toplamak üzere harekete geçmelerinin üzerinden bir ay geçti. Buna yargının vereceği yanıt büyük olasılıkla şu olacak: "Bölge adliye mahkemesi bir karar vermiştir. Bu kararın Yargıtay aşaması sonuçlanmadan bir karar verilemez!" Bu eşik de aşıldıktan sonra adli tatilin başlayacağı 20 Temmuz son aşama olarak görünüyor. Öteki 7 ilde başkanlar belirlenmiş görünüyor. Eskişehir'den Zonguldak'a Özel'in gittiği illerde belediye başkanlarının çoğu il başkanı ile birlikte karşılama heyetindeydi. Şöyle: Özel'i destekleyenler: 90 (yüzde 67.2) Kararsızlar: 15 (yüzde 11.2) Üçüncü yol diyenler: 5 (3.7) Kılıçdaroğlu'nu destekleyenler: 24 (yüzde 17.9) Önceki gece itibarıyla Özel ekibinin saptaması böyleydi! İl başkanlarının WhatsApp grubunda her ilin milletvekili için yapılan değerlendirmede Özel'e destek tahmini 99 milletvekili çıkmış! *** Bazen büyük krizler büyük fırsatlar doğurabilir.
11 Temmuz 2026 04:00

1 Mart Tezkeresine Dönüş!
İran'la en son 28 Şubat'ta ABD'nin başlattığı savaş ABD'nin istediği gibi sonuçlanmadı. Trump şimdi İran'ı NATO'nun ana konusu yapmak üzere yola çıktı. Trump'ın, İran'la ipleri tümüyle Ankara'dayken koparmasının rastlantı olmadığı bir gerçek. Körfez ülkelerine, " Bakın İran sizi de vurdu. Buna karşı önlem alın" diyecek. Genel durum şu: Türkiye-ABD ilişkileri yok, Trump- Erdoğan ilişkileri var! NATO'nun Türkiye'de yeniden örgütleneceği bir süreç başlamış görünüyor. Yakın tarihten çağrışımla açıklamak gerekirse ABD'nin Irak operasyonu öncesinde Türkiye'den istemlerini ortaya koyan 1 Mart 2003 tarihli tezkere çok tartışılmıştı. ABD'nin Ortadoğu'yu şekillendirirken, daha net ifadeyle Büyük Ortadoğu Projesi'ni (BOP) yaşama geçirmek üzere yeni yöntemler geliştirirken Türkiye'yi yanında görmek istediği de bir gerçek! Bu süreçte, "Trump, Türkiye'de Erdoğan'la çalışmak istiyor" cümlesi basit bir tercih değil. Bu bağlamda ilginç bir "9 Temmuz" sendromu oluştu!
09 Temmuz 2026 04:00


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Nato'nun Türkiye Örgütlenmesi!
Yapılan açıklamalardan, kimi yapı değişikliklerinden, küresel dengelerden NATO zirvesine yansıyan maddeleri şöyle özetleyebiliriz: 1- Soğuk Savaş'tan sonra NATO kendisine "alan dışı" iş buldu. 2- Avrupa bu yapılanmada cüzdanını taşın altına koymaktan daha ileri bir adım atmama eğiliminde. Trump'ın, "Herkes toplam bütçesinin yüzde 5'ini savunmaya ayırsın" çıkışı taksit taksit karşılık buluyor. 3- Türkiye bu noktada Avrupa'dan Atlantik'e herkesin kapsama alanı içinde. İktidarın da "Avrupa'nın güvenliği Türkiye olmadan inşa edilmez" demesi hayli davetkâr! Trump dün Ankara'da, "Türkiye'ye yönelik yaptırımların kaldırılabileceğini söyleyebilirim" dedi. 5- Türkiye'de boğazlardan Adana'ya NATO merkezli kimi yeni yapılanmaların olduğu bir süredir konuşuluyor. 6- Ankara zirvesi küreselleşmenin kürede selleşmeye evrildiğini somut biçimde gösterdi. Özgür Özel, Eskişehir'de "Yurtta barış dünyada barış" temelli, uluslararası kurumlarla pazarlığa değil, stratejik işbirliğine dayalı ilişki kurulmasını önceleyen bir konuşma yaptı. Ne ABD ne NATO merkezli Batı, Özgür Özel'in dile getirdiği düşüncede bir iktidar ister!
08 Temmuz 2026 04:00


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Kahkahalarda Boğulmak!
Deniz Göktaş, göktaşı gibi düştü gündeme! Mizah böyle bir şeydir. Anadolu insanının Nasrettin Hoca fıkraları için "güldüşün" derken kastettiği budur! *** Mizah uzun lafı sevmez, peşrevi burada keselim... Cumhur İttifakı sürecinde kara mizahın yerini şu aldı: Para mizah! Deniz Göktaş, bütün bunları yırttı attı! O da bize, zaman ayırmamayı önermiş, programının adını "Deniz Göktaş'a ayıracak zamanım yok" demiş. Deniz Göktaş'la önceki gün görüşen CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek'le konuştuk. Bize göre sürecin en acı, en cesurca, en devrimci, içinden geçtiğimiz dönemi en çarpıcı anlatan yanı şu: Hakkında soruşturma başlatıldığını duyunca "Zaten dönecektim, son temiz tişörtümü giyip geliyorum" diyen Deniz Göktaş'ı havaalanında apar topar yakalayıp derdest ettiler. Olmaz ki, bundan maksat, "Biz güldürme adı altında toplumu bir araya getiren kişinin iki kolunu arkadan bir araya getirip kelepçe takarız, sonra da suratına bakarız" demek! Deniz Göktaş'ın Kemal Kılıçdaroğlu'na söyledikleri ise gündemin daha da siyasallaşmasına neden oldu. Deniz Göktaş milyonları kahkahaya boğarken... Aşk olsun sana Deniz!
07 Temmuz 2026 04:00

2 Temmuz 1993: Alevlerin Karanlığı!
Bize göre 1993... O "Uğur" suz yıl, 24 Ocak'ta Uğur Mumcu'nun evinin önünde öldürülmesiyle başladı. 24 Ocak 1993, 1990'lı yılların aydın kıyımları sonrasında "sıra kimde" sorusunun yanıt bulduğu çok acı bir gündü. 31 Ocak 1990'da Atatürkçü Düşünce Derneği'nin kurucu genel başkanı Prof. Muammer Aksoy, 7 Mart 1990'da Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç, 6 Eylül 1990'da din üzerine eleştirel kitaplarıyla öne çıkan emekli müftü Turan Dursun, 4 Ekim 1990'da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bahriye Üçok! Bu, "kalpaksız Kuvvacı" nın kalemi bırakmasına neden olamazdı! 1993'ün 17 Şubat'ında gün şu haberle başladı: Terörün bitmesi için öncelikle halkı kucaklamak gerektiğini ısrarla vurgulayan, bunu stratejik çalışmaya dönüştüren Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis'in uçağı kalkıştan hemen sonra düştü. DYP-SHP, Demirel-İnönü koalisyonunun "demokratikleşme paketi" konuştuğu günlerdi. O gün SHP'li bir bakanın, "Artık demokratikleşme adımlarından söz etmek zor" dediğini anımsıyorum. Öğle saatlerinde Sivas muhabirimiz Hatice Biçer, "Abi burada hiç iyi şeyler olmayacak. Madımak Oteli'nin önündeki grup büyüyor" dedi. 1993'ün 5 Temmuz gecesi, Madımak'tan üç gün sonra Erzincan'ın Kemaliye ilçesi Başbağlar köyünden şu haber geldi: PKK akşam namazı saatinde köyü bastı, 33 kişiyi camiden çıkarıp kurşuna dizdi.
02 Temmuz 2026 04:00

Teksas'tan Ankara'ya!
7-8 Temmuz'da Ankara yapılacak NATO zirvesi kent makyajından gelecek yılların güvenlik mimarisine, önleyici tutuklamalardan Trump'ın Erdoğan'a beslediği büyük sevgiye kadar pek çok boyutuyla gündemde. Olası "NATO'yu protesto" eylemlerini önlemek için başlatılan "büyük gözaltı" ucu belirsiz tutuklamalara dönüştü! NATO güzergâhındaki evlerin boyanmasını, "görüntü kirliliği" yaratabilecek bölgelerde yüksek setlerin kurulmasını güvenlik önlemleriyle birleştirince akla şu tanım geliyor: Hiçbir NATO operasyonu bu kadar hazırlıklı yapılmamıştır! Dünya düzenin altüst olduğu bir dönemde NATO üyesi 32 ülkenin liderleri Ankara'da buluşacak. Nisan 2026'da, "NATO'dan çıkmayı ciddi ciddi düşünüyorum, zaten kâğıttan kaplan olduğunu herkes biliyor" diyen Trump, şimdi zirveden beklentilerini dile getiriyor! Daha doğru bir anlatımla 28 Şubat'ta İran'a yeniden saldırıp birkaç gün içinde sonuç alacağını düşünen Trump bunu başaramayınca "suçlu" aradı, NATO fena malzeme değildi! 2000'lerin başında Irak'ı işgal edip yapısını gevşetme operasyonu için de Türkiye'yi baştan sona üs olarak "planlamıştı"! ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın dillendirdiği "Türkiye, Suriye, Irak ve İran'daki Kürtlerin ortak bir yapıda buluşturulması" rafa konmuş bir hedef değil.
01 Temmuz 2026 04:00

Silivri'den Arınma Beklemek!
9 cezaevinden kurulu kampüsün girişinde yeni inşa edilen, bu yıl "hizmete giren" dünyanın en büyük duruşma salonunu da gördük. Ekrem İmamoğlu 2015'te inşa edilen salonda yargılanıyor. Beşiktaş, Seyhan, Avcılar Belediye başkanlarının tutuklu yargılandığı Aziz İhsan Aktaş davası ise en büyük salonda görülüyor. 11 bin metrekarelik alana kurulu, 3 bin 255 metrekare iç genişliğine sahip, sanıklara 555, avukatlara 1268, izleyicilere 450 sandalyenin ayrıldığı salonda güvenlik olarak 500 jandarmanın olması planlanmış. Zabıta yargılanırken izlediğinizde, "Bu dava belediye hizmeti verilirken yaşananları içeriyor olmalı" diyorsunuz. Reklam şirketi yöneticisi yargılanırken izlediğinizde, "Kentin bilboard ihalelerinde yaşananlar yargılanıyor" diyorsunuz. Kimi ihale rakamları için "Bunun benzerini karayolları da yaptı, o fiyatlarla karşılaştırın" dedi. İmamoğlu "çete lideri" olarak yargılandığı için 59'u tutuklu 419 sanığın işlediği her "suçtan" sorumlu. 12 Eylül döneminde yargılanan, yıllarca hapis yatan, DİSK Genel Başkanlığı yapan, TBMM 21. Dönem milletvekili Budak, "Buradan her şey çıkar, hukuk çıkmaz" dedi, devam etti: "1980 darbe döneminde bile öngörülebilir bir yargılama süreci vardı. Her dava kendi içinde ayrı görüldü; DİSK ayrı, parti davaları ayrı... Burada her şey iç içe. Sanıkların her biri belgeleriyle suçsuzluğunu ispatlıyor. Ama tutuklu yargılanıyor." 12 Eylül "Terörü bitireceğiz" diye demokrasiyi bitirdi! Bugün "Yolsuzluğu bitireceğiz" diye CHP'yi bitirmek istiyorlar!
27 Haziran 2026 04:00

Nato Sıkıyönetimi!
Ankara'da 7-8 Temmuz'da düzenlenecek NATO zirvesi fiilen 28 Haziran'da başlayıp 10 Temmuz'da bitecek! İktidar NATO için öyle önlemler aldı ki Kuzey Kore kıskanır! Ankara'nın merkezindeki tüm devlet daireleri 7-8 Temmuz'da kapalı. Külliye'ye yakın diye TOBB Üniversitesi'nde de 28 Haziran 10 Temmuz arası ders yok. NATO bağlamında bir kez daha ortaya çıktı ki iktidar küresel aktörlere içeride kafa tutuyormuş gibi yapıyor, dışarıda çanak tutuyor! İktidar, 2002-2007 arasında AB'yi eldiven ve merdiven olarak kullandı. Trump hazretleri bazen o kadar ileri gidiyor ki bizimkiler, "Bu paylaşımı silin" diye ricada bulunuyor! Aynı gün Erdoğan, Avrupa'nın güvenlik mimarisinde Türkiye'nin önemini anlata anlata bitiremedi! Örneğin Yunanistan basını Heybeliada Ruhban Okulu'nun eylül ayında açılacağını okurlarına "müjdeledi"! Bir başka "müjde" de Rum basınından geldi.
25 Haziran 2026 04:00

Kılıçdaroğlu'yla Görüşme...
Dün öğleden sonra cep telefonumuzdaki arayanlar hanesinde şu bildirimi görünce şaşırmadık dersek yalan olur: Yanlış anlaşılmasın, bu ikinci bir Kılıçdaroğlu oldu anlamında değil, 4-5 Kasım 2023'ten hemen sonra yeni bir telefon edinmişti. En son 31 Aralık 2025'te yeni yıl kutlaması için aramıştım, telefonu açmıştı. Kendisine yönelik eleştiriler için sıklıkla, "Hayretler içindeyim", "Akıl tutulması" tanımını kullandı. Öncelikle genel merkezdeki konuşmasının TRT tarafından canlı yayınlanması konusunda bizim yaptığımız, "TRT'ye Kemal Bey'in iktidara karşı çok sert konuşmayacağı garantisi gitmiş" cümlemize karşı çıktı. "TRT ile hiçbir temasım olmadı" dedi. Biz de "Sizin aradığınızı söylemedik, çevrenizden TRT'ye böyle bir garantinin gittiğini vurguladık. Bu cümlenizi aynen kullanırız" karşılığını verince şöyle devam etti: "Ben TRT'yi taraflı yayını nedeniyle mahkemeye verdim. O davayı AİHM'ye taşıyacaktık, benden sonra takip etmediler." *** Kemal Bey'den görüşmenin özünü bozmadan özetleyip yayımlama izni aldık. MB- Davalar siyasi değil diyorsunuz... KK- Yolsuzluk davası onlar. MB- Kemal Bey, Allah aşkına Ekrem Bey için 2500 yıl hapis isteniyor. Yüzüncüyıl pazarındaki herkes, başta gözlemeci teyze, "Kemal Bey ne yapıyor? Darmadağın etti partiyi" diyor... KK- Düzeltiriz. KK- İzin vermediler ki soru üstüne soru. Özgür Bey'in, "Bizi yalnız bıraktınız" sözüne benim itirazım. MB- Selahattin Demirtaş yanıtınız da tartışılıyor. MB- Adalet yürüyüşü yapmış bir Kemal Bey'in önceliği hukukun üstünlüğüne vermesi beklenir. KK- Ben aynı yerdeyim. Dileriz Kemal Bey, üstünü çizmez!
24 Haziran 2026 04:00