×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Bankacıyı Kim Yoksullaştırıyor?

Garanti BBVA'nın ardından Akbank da çalışanlarına 2026 yılının ikinci altı aylık dönemi için yüzde 10 zam açıkladı. TÜİK'in açıkladığı verilere göre 2026 yılının ilk altı aylık enflasyonu yüzde 17,76. Yani resmi enflasyon yüzde 17,76... Bankacıya verilen zam yüzde 10... Aradaki 7,76 puanlık fark, bankacının cebinden çıkan paradır. Bunun adı ücret artışı değildir. Her ay daha yüksek hedef... Daha fazla kredi... "Bu ay daha fazlasını sat." "Geçen ayın üzerine çık." "Hedef tutmazsa performansın düşer." Yani iş yükü söz konusu olduğunda sınır yok. "Şartlar zor." "Maliyetler arttı." "Ekonomi belirsiz." Bankacı açısından belirsiz olan ekonomi değil, maaşının satın alma gücü. Tam bu noktada sektörde dikkat çeken tek bir istisna var: Banka çalışanları yılın ikinci yarısı için yüzde 19,7 zam aldı. Yapı Kredi'de örgütlü bulunan Basisen ile yapılan toplu iş sözleşmesi sayesinde çalışanlar enflasyonun üzerinde ücret artışı alabildi. Sorun "bankaların parası yok" meselesi değil. Yapı Kredi'de sendika varsa yüzde 19,7 zam mümkün oluyor. Diğer bankalarda sendika yoksa yüzde 10 "makul" görülüyor. Bugün bankacılık sektörünün en büyük ihtiyacı yeni satış hedefleri değildir.

Remzi Özdemir

Kaynak: Yeni Çağ

18 Temmuz 2026 00:15

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Remzi Özdemir

350 Milyona Alınan Bankanın 350 Milyona Satılma Hikâyesi

Sadece rakamlar değişir, aktörler değişir ama hafızalarda kalan soru aynı kalır: "Gerçekten adil miydi?" Bugün HSBC Türkiye'nin yeniden satış masasında olduğu konuşuluyor. Bana ulaşan bilgilere göre HSBC, Türkiye operasyonu için yaklaşık 600 milyon dolar talep ediyor. Çünkü HSBC, 2001 yılında Demirbank'ı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'ndan (TMSF) 350 milyon dolara satın almıştı. HSBC'nin, Demirbank henüz TMSF'ye devredilmeden önce bankayı satın almak istediği ve Cıngıllıoğlu ailesine yaklaşık 1,4 milyar dolarlık teklif sunduğu uzun yıllardır bankacılık çevrelerinde konuşulan bir bilgiydi. Kasım 2000 krizinin ardından Demirbank'a el konuldu. Bir zamanlar 1,4 milyar dolar konuşulan banka, 2001 yılında 350 milyon dolara HSBC'nin oldu. Ve konuşulan rakam... 350 milyon dolar. Yani HSBC'nin 2001 yılında Demirbank için ödediği bedel. Anadolu'da eski bir söz vardır: "Ağlayanın malı gülene yar olmaz." Ekonomide elbette kararlar atasözleriyle verilmez.

13 Temmuz 2026 00:01

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Remzi Özdemir

Yaban Mersini Modası Bana Mercimek Felaketini Hatırlattı

Son dönemde Türkiye'de sessiz sedasız ama çok büyük bir tarımsal dönüşüm yaşanıyor. Bunun adı yaban mersini. Fenomenler, doktorlar, eczacılar ve beslenme uzmanları neredeyse her gün yaban mersininin faydalarını anlatıyor. Ancak sosyal medya, bu ürünü adeta "mucize meyve" konumuna taşıdı. Bugün Karadeniz'den Ege'ye, Marmara'dan Akdeniz'e kadar Türkiye'nin dört bir yanında yeni yaban mersini bahçeleri kuruluyor. Hatta bazı Türk şirketleri işi Türkiye sınırlarının dışına taşıdı; Balkanlar'da ve farklı ülkelerde üretime başladılar. Geçtiğimiz hafta Yalova merkezli agritech girişimi Alova Farm, gazetecileri yaban mersini bahçelerinde ağırladı. Takvimler 1985'i gösteriyordu. Başta Suudi Arabistan olmak üzere bazı Körfez ülkeleri Türkiye'den yoğun şekilde mercimek almaya başladı. O dönemde üretim sınırlıydı. Talep artınca mercimeğin fiyatı kısa sürede yaklaşık yüzde 200 yükseldi. Bunu gören herkes ertesi yıl mercimek ekmeye başladı. Neredeyse "her derde deva" ilan edildi. Mercimek para etmedi. Yaban mersini, yüksek katma değerli bir üründür. Aşırı üretim fiyatı düşürür. Şimdi aynı filmi yaban mersininde izlemek istemiyorum. 1985'te mercimeğin başına geleni unutanlar, yarın yaban mersininin neden para etmediğini anlamakta zorlanabilir.

11 Temmuz 2026 00:01

Remzi Özdemir

Müşteri Hizmetlerinde İnsan Kaybolunca: Migros Örneği

Evden sipariş, hızlı teslimat ve "Gold üyelik" gibi sistemlerle aslında oldukça konforlu bir yapı kuruldu. Sorun da tam burada başlıyor: sistem "doğru çalışmadığında". Kullanıcı tarafında görünen şey çok basit: "Dün çalışan sistem bugün neden çalışmıyor?" Bir de bunun görünmeyen tarafı var. Dijital sistemlerde en kritik konu şeffaflıktır; kullanıcı neye, ne zaman ve neden ödeme yaptığını net biçimde görmelidir. Kullanıcı arıyor, bir ses karşılıyor: "Nasıl yardımcı olabilirim?" Sorun anlatılıyor. Bu kez kullanıcı, neyi yanlış söylediğini düşünmeye başlıyor. Mesele, yapay zekânın "kapı bekçisi" gibi konumlandırılması. Bir zamanlar şu anlayış vardı: Sistem müşteri için vardır. Eski kuşak yöneticilerin sık kullandığı bir söz vardır: "İyi giden bir şeyi gereksiz kurcalarsan bozulur." Bu yaklaşım tamamen teknolojiyi reddetmek değildir; tam tersine, çalışan bir düzenin riskli şekilde yeniden tasarlanmasına karşı bir uyarıdır.

06 Temmuz 2026 00:01

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Remzi Özdemir

Halka Arzda Karar: Spk Nihayet Seçimi Yatırımcıya Bırakıyor

Uzun zamandır sermaye piyasalarının en büyük sorunlarından biri, halka arzların amacından uzaklaşmasıydı. Aslında halka arz; şirketlerin büyümesi için kaynak bulduğu, yatırımcının da o büyümeye ortak olduğu sağlıklı bir finansman modelidir. Yıllarca "İstediğim bilgiyi istediğim zaman açıklar, istediğim gibi kullanır, yatırımcıdan da parayı toplarım" anlayışıyla hareket edenlere artık "Dur" deniliyor. SPK'nın son dönemde doğru bulduğum ikinci önemli adımı ise halka arz politikası oldu. Geçen hafta tam beş şirkete halka arz izni verildi. İki haftada yedi halka arz... "Piyasadan çok para çıkacak." "Borsa olumsuz etkilenecek." "Borsada satış baskısı oluşacak." Ben aynı fikirde değilim. Bugün yaklaşık 150 şirket halka arz sırasını bekliyor. Bazıları halka arz fiyatının altında kalacak. Eskiden "Nasıl olsa halka arz oluyor, yatırımcı alır " anlayışı hakimdi. Şimdi ise "Yatırımcıyı ikna edebilir misin?" dönemi başlıyor.

04 Temmuz 2026 00:36

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Remzi Özdemir

Borsa Patronları Neden Ceza Alıyor?

Son dönemde dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama ben Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) haftalık bültenlerini her hafta büyük bir dikkatle okuyorum. Adeta SPK'yı, yani devletin sermaye piyasasını düzenleyen otoritesini yok saymış. Kimisi SPK'dan gerekli onayı almadan hisse satıyor. Ama siz en temel sermaye piyasası kurallarını bile dikkate almıyorsunuz. Uzun yıllar boyunca sermaye piyasalarında "Nasıl olsa bir şey olmaz." düşüncesi hâkim oldu. "Bazı fonların manipülasyon yaptığını biliyoruz." Bu cümle sıradan bir cümle değildir. Bugün ise tablo değişmeye başladı. Hisse satış kurallarını ihlal eden patron da ceza alıyor. Üstelik görünen o ki bu cezalar verilirken "şunun adamı", "bunun yakını" ayrımı yapılmıyor. Sermaye piyasasının ihtiyacı olan şey de tam olarak budur. Çünkü yatırımcı için en büyük güven unsuru yüksek endeks değildir. Yüksek hisse fiyatı da değildir. Adaletin olmadığı yerde sermaye büyümez; sadece korku büyür.

29 Haziran 2026 00:01

Remzi Özdemir

Sigorta Acentadan Yapılır

Defalarca söyledim; sigortayı internetten ya da bankadan değil, bir sigorta acentasından yaptırın. "İnternetten daha ucuz", "Banka daha pratik" dedi. Ben ise hep aynı soruyu sordum: Mart ayında ağır bir trafik kazası geçirdim. Ben de hiç düşünmeden sigortamı yaptırdığım Samsun İK Sigorta Acentesi'nden İmran Kılıç Hanım'ı aradım. Beni dinleyen, sakinleştiren, ne yapmam gerektiğini tek tek anlatan, yaşadığım sıkıntıyı benimle paylaşan gerçek bir insan vardı. Ben sadece kazayı yaşamadım; iyi bir sigorta acentasının ne kadar büyük bir güven olduğunu da yaşayarak öğrendim. "Size daha iyi hizmet verebilmemiz için lütfen talebinizi birkaç kelime ile söyleyin..." Ardından sizi anlamaya çalışan bir yapay zekâ... Sonra başka bir müşteri temsilcisi... İyi bir sigorta acentasında ise durum tamamen farklıdır. Sigorta sadece bir poliçe değildir. Çünkü gerçek sigortacı, poliçeyi sattığında değil; telefonunuz gece yarısı çaldığında görevinin başladığını bilir.

27 Haziran 2026 00:01

Remzi Özdemir

Dostun Ve Sigortanın Hayırlısı Kötü Günde Belli Olur

Ta ki Mart ayında Ankara yakınlarında geçirdiğim trafik kazasına kadar... Yağışlı bir günde yaşadığım kaza sonrası yaralı olarak Ankara Gölbaşı Devlet Hastanesi'ne kaldırıldım. Ancak o gün bir şeyi daha gördüm. İki yıldır kaskomu Polis Bakım ve Yardım Sandığı'nın (POLSAN) iştiraki olan Ankara Sigorta'ya yaptırıyordum. Kasko poliçemdeki bedel yaklaşık 2 milyon liraydı. Piyasadaki emsalleri ise 1 milyon 750 bin lira ile 1 milyon 900 bin lira arasında satılıyordu. Buna rağmen sigorta şirketinden gelen ilk teklif sadece 1 milyon 500 bin lira oldu. Çünkü sigorta, satıldığı gün değil, hasar gerçekleştiği gün sınav verir. Poliçe kesmek kolaydır. Prim toplamak kolaydır. Reklam yapmak kolaydır. Bugün dönüp yaşadıklarıma baktığımda şu cümleye eskisinden çok daha fazla inanıyorum: Dostun da sigortanın da hayırlısı kötü günde belli olur.

22 Haziran 2026 00:01

Remzi Özdemir

Mscı Tokadı: Kusura Bakmayın Bunu Hak Ettik...

Küresel endeks devi MSCI, Türkiye ile Endonezya'yı aynı cümlede anarak piyasa erişilebilirlik notunu düşürdü. Acı ama gerçek. Üstelik bu sadece MSCI'ın verdiği bir not değil. Yıllardır piyasayı birkaç fonun insafına bıraktık. Yüzde 1.000 değil... Yüzde 5.000 değil... Yüzde 10.000 değil... Bazılarında yüzde 40.000'lere ulaşan yükselişler yaşandı. Ben buna uzun zamandır "endeks mühendisliği" diyorum. Amaç, yabancı yatırımcının önüne şişirilmiş fiyatları koyabilmekti. MSCI'ın görmeyeceğini düşündük. Yeni olan MSCI'ın bunları rapora yazmış olması. Bu soruların cevabını yatırımcılar da piyasa da hak ediyor. Ve en acısı, Türkiye'nin Endonezya ile aynı paragrafta anılması oldu. Şimdi piyasalarda yeni bir kavram dolaşıyor: "Yumuşak iniş." Deniliyor ki yatırımcı mağdur olmasın. MSCI'ın raporu aslında son bir uyarıdır.

20 Haziran 2026 00:01

Remzi Özdemir

Tavuk Şirketlerine Kayyum: Ekonominin Geldiği Son Nokta...

Türkiye ekonomisi adına bugün yaşananlar, artık sadece bir "ekonomi yönetimi tercihi" değil, doğrudan doğruya bir rejim tartışmasına dönüşmüş durumda. Daha acı olan ise bunun sadece Türkiye'de konuşulmaması… Dünyanın ekonomi çevreleri de yaşananları dikkatle izliyor. "20 yıl vergi vermeyeceksiniz" diyorsunuz… Çünkü yatırımcı vergi oranına değil, hukukun öngörülebilirliğine bakar. Siz enflasyonu yanlış ekonomi politikalarıyla büyütüp sonra polisiye yöntemlerle fiyatları baskılamaya çalışırsanız bunun adı ekonomi yönetimi olmaz. Şimdi de şirket yöneticileri hedefe konuluyor. Bir şirket fiyat artırır. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Tam tersine piyasaya korku salar. Daha kötüsü, Türkiye'nin dışarıdaki algısını ağır biçimde bozar. Çünkü artık mesele tavuk değil.

15 Haziran 2026 00:01

Remzi Özdemir

Spk'da Yeni Dönem: Mahmut Sütçü Piyasanın Güvenini Kazanabilecek Mi?

Sermaye Piyasası Kurulu'nun yeni başkanı Mahmut Sütçü, belki de son yılların en zor döneminde o koltuğa oturdu. Çünkü son yıllarda Türkiye sermaye piyasalarında yaşanan bazı gelişmeler, "küçük yatırımcı korunuyor mu?" sorusunu çok daha yüksek sesle sordurmaya başladı. Bir dönem büyük hikâyelerle pazarlanan bu şirketlerin geldiği nokta, sadece yatırımcı açısından değil, SPK açısından da ciddi bir sorgulama alanı oluşturdu. 2016-2024 yılları arasında Gelir İdaresi Başkan Yardımcılığı yaptı. Çünkü Gelir İdaresi kültürü, "tüyü bitmemiş yetimin hakkı" anlayışının en sert hissedildiği kurumlardan biridir. Mahmut Sütçü başkanlığındaki SPK, göreve geldikten kısa süre sonra son yılların en önemli düzenlemelerinden birine imza attı. Çünkü yıllardır bazı hisselerde "sözde fiili dolaşım" üzerinden endeks etkisi yaratıldığı konuşuluyordu. Ama SPK bununla da yetinmedi. Ceza verilen hisse, yaklaşık 4 ay içinde yüzde 1.500 yükselmiş, ardından neredeyse başladığı seviyeye geri dönmüştü. Şimdi asıl soru burada başlıyor: Çünkü borsada sadece yüzde 1.500 yükselen hisseler yok. Hatta yüzde 40 bin yükselen hisseler oldu. Önümüzdeki haftalarda SPK'nın atacağı adımlar, yalnızca bazı hisselerin kaderini değil, Borsa İstanbul'un gelecekte nasıl bir piyasa olacağını da belirleyecek.

13 Haziran 2026 00:01

Remzi Özdemir

Avrupa'nın En Güçlü 10 Bankası Arasında Bir Türk Bankası Var

Türkiye'de yıllardır aynı tabloyu görüyoruz… Rapora göre Türkiye İş Bankası, üst üste üçüncü kez Türkiye'nin en değerli banka markası olurken, aynı zamanda Avrupa'nın marka gücü en yüksek ilk 10 bankası arasına girdi. Bu sıradan bir başarı değil. Yani mesele sadece "çok para kazanmak" değil. Bir Türk bankasının, Avrupa'nın en güçlü bankaları arasında marka değeri açısından yer bulması; Türkiye'nin tüm ekonomik sıkıntılarına rağmen hâlâ güçlü kurumlar çıkarabildiğini gösteriyor. Bu nedenle bu başarı yalnızca İş Bankası'nın değil, Türkiye'nin başarısıdır. Türkiye'de başarı çoğu zaman alkışlanmıyor. Çünkü mesele sadece bir banka meselesi değil. Yıkmak ise birkaç ay. İş Bankası'nın Avrupa'nın ilk 10 marka gücüne sahip bankaları arasına girmesi; Türkiye'nin hâlâ güçlü insan kaynağına, güçlü finansal kurumlara ve güçlü marka üretme kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor.

08 Haziran 2026 00:01

Remzi Özdemir

Borsada Patron Düzeni: Küçük Yatırımcılar Kayıpta, Kazanan Kim?

Borsa İstanbul'da son yıllarda yaşanan bazı olaylar artık "tesadüf" denilerek geçiştirilemeyecek bir noktaya geldi. Ortada tam anlamıyla bir "el çabukluğu marifet" düzeni var. Küçük yatırımcı doğal olarak "bir şey oluyor" diyerek hisseye koşuyor. Yöntem çok, sonuç aynı: Patron satıyor, küçük yatırımcı yakalanıyor. Üstelik işin en dikkat çekici tarafı şu: Şirketin gerçek durumunu en iyi bilen kişi patronun kendisi. Bunun adı dünya finans literatüründe çok açık: "Insider trading" yani içeriden öğrenenlerin ticareti. Şirket kötüye giderken patron kendi payını azaltıyor ama küçük yatırımcı hâlâ "yatırım hikâyesi" dinliyor. Kaybeden yine küçük yatırımcı oluyor. İşin daha da vahim tarafı ise şu: Piyasada işlem yasağı alan küçük yatırımcı çok. Geride ise zarar eden yatırımcı kalıyor. Burada kritik nokta şu: Şirket ile patron aynı şey değildir. Bu işin makroekonomik tarafı da var. Adalet olmayan yerde yatırımcı kalmaz.

06 Haziran 2026 00:01

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha