Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Kabrimi Hiç Kimse Bilmemek Lâzım Geliyor
emvat (HÂŞİYE-2) bââsâm âlâma. Revanım saha-i ukba-i ferdâma. Hem bu sene Said yetmiş dokuz senesindedir. Her bir senede bir Said ölmüş demektir ki, bu tarihe kadar Said yaşayacak. Sözler, s. 778 *** "Benim kabrimi gayet gizli bir yerde, bir iki talebemden başka hiç kimse bilmemek lâzım geliyor. Bunu vasiyet ediyorum. Çünkü dünyada sohbetten beni men eden bir hakikat, elbette vefatımdan sonra da o hakikat bu surette beni mecbur ediyor." Biz de Üstadımızdan sorduk: "Kabri ziyarete gelenler Fatiha okur, hayır kazanır. Acaba siz ne hikmete binaen kabrinizi ziyaret etmeyi men ediyorsunuz?" Cevaben Üstadımız dedi ki: "Bu dehşetli zamanda, eski zamandaki firavunların dünyevî şan ve şeref arzusuyla heykeller ve resimler ve mumyalarla nazar-ı beşeri kendilerine çevirmeleri gibi, enaniyet ve benlik, verdiği gafletle, heykeller ve resimler ve gazetelerle nazarları, mana-yı harfîden mana-yı ismî ile tamamen kendilerine çevirtmeleri ve uhrevî istikbâlden ziyade dünyevî istikbâli hayal edinmiş olmaları ile, eski zamandaki lillâh için ziyarete mukabil, ehl-i dünya kısmen bu hakikate muhalif olarak mevtanın dünyevî şan ve şerefine ziyade ehemmiyet verir. Öyle ziyaret ediyorlar. Ben de Risale-i Nur'daki a'zamî ihlâsı kırmamak için ve o ihlâsın sırrıyla, kabrimi bildirmemeyi vasiyet ediyorum. Hem şarkta, hem garbda, hem kim olursa olsun, okudukları Fatihalar o ruha gider. "Dünyada beni sohbetten men eden bir hakikat, elbette vefatımdan sonra da o hakikat bu suretle beni sevap cihetiyle değil, dünya cihetiyle men etmeye mecbur edecek" dedi. Emirdağ Lahikası, 345. mektup, s. 533 âlâm: elemler, üzüntüler, sıkıntılar. bââsâm: günahlarıyla, hatalarıyla beraber. bahem: beraberce. eddâî: "dua eden, duacınız" anlamında, eskiden ulemanın imza yerine yazdıkları kelime.
13 Temmuz 2026 01:22


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Meşveretin Ruhu, Meşveret-i Şer'iyedir - Meşveret, Şûrâ Ve Şahs-ı Manevî-4
Evet, Kur'ân-ı Kerîm'de Rabbimiz, akletmeyi, tefekkür etmeyi, ibret almayı, bilgiyi, hak ve hakikati taharri etmeyi, hakikati taallüm etmeyi, cehâletten kurtulmayı, hususan "Hem âyât-ı Kur'âniye, başlarında ve âhirlerinde, beşeri aklına havale eder, "Aklına bak" der. "Fikrine, kalbine müracaat et, meşveret et, onunla görüş ki, bu hakikati bilesin" diyor."1 ifadeleriyle meşveret etmeyi ve istişareyi emrediyor. Bediüzzaman'ın "Ruh-u meşrutiyet, şeriattandır. Hayatı da ondandır."2 tespiti ehemmiyetlidir. Münazarat'ta meşveret-i şer'iye; "Onların işleri, kendi aralarında şura iledir.3 İşlerinde onlarla istişare et."4 ayet-i kerîmelerinin tecellisi olarak tarif edilir. O vücud-u nuranî olan meşveret-i şer'iyenin, kuvvete bedel, hayatı haktır, kalbi marifettir, lisanı muhabbettir, aklı kanundur, şahıs değildir."5 Nasıl ki, Saadet Asrı'nda ve Selef-i Sâlihîn zamanlarında hükümfermâ hak ve burhan ve akıl ve meşveret olduklarından, şek ve şüphenin hükümleri olmazdı. Hürriyet-i şer'iye ile meşveret-i meşrua Zaman-ı Saadet'te her şeyde hükümfermaydı. Hem de fikir alışverişi ve meşveretin güzelliğindendir ki; maksatlar ve takib edilen yollar, kesin delil üzerine yerleşip, her kemâle uzanan doğruluğu ispat edilmiş hak ile hakikati bağlamasıdır. Bunun neticesi "Batıl, hak suretini giymekle efkârı aldatmaz."6 Eski zamanlarda âlimler, baskıcı yöneticileri taklid ederek kendi fikirlerini kabul ettirmek için bir nevi istibdâd yöntemi uygulayabiliyordu. Meşveret-i umûmiye dahi gözcüdür. 1- ESDE, Hutbe-i Şamiye, s. 240. 2- ESDE, Münazarat, s.168. 4- Âl-i İmran Suresi: 159 5- ESDE, Münazarat, s.209 6- Muhakemat, s. 60.
13 Temmuz 2026 01:19

Üstad İle Hayalî Bir Hasbihâl (1)
CÇ: Selamün aleyküm kıymetli Üstadım. Sizden sonra maatteessüf birçok üzücü hadise yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. BSN: "Elbette nev-i beşer bütün bütün aklını kaybetmezse, maddî veya manevî bir kıyamet başlarına kopmazsa, İsveç, Norveç, Finlandiya ve İngiltere'nin Kur'ân'ı kabul etmeye çalışan meşhur hatibleri ve Amerika'nın Din-i Hakkı arayan ehemmiyetli cemiyeti gibi, rûy-i zeminin geniş kıt'aları ve büyük hükûmetleri, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan'ı arayacaklar ve hakikatlerini anladıktan sonra bütün ruh u canlarıyla sarılacaklar. Çünkü bu hakikat noktasında, kat'iyen Kur'ân'ın misli yoktur ve olamaz ve hiçbir şey bu mu'cize-i ekberin yerini tutamaz."1 CÇ: Doğru söze ne denir! BSN: "Kat'î ve çok tecrübelerle anlaşılmış ki, imanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek ve tahkikî yapmanın en kısa ve en kolay yolu Risaletü'n-Nur'dadır. Evet, on beş sene yerine on beş haftada Risaletü'n-Nur o yolu kestirir, iman-ı hakikîye isal eder."2 CÇ: Toplumdaki ıslahı en zor insanların hapishanedeki kişiler olduğu herkesçe malûmdur. BSN: "Madem nefsim emmaredir. Nefsini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez. Öyle ise nefsimden başlarım."3 CÇ: Müthiş bir tespit. Aksi takdirde "Niçin yapmadığınız şeyleri söylüyorsunuz?"4 hakikatine zıt düşebiliriz… BSN: "Lisan-ı hal, lisan-ı kal'dan daha kuvvetli ve daha tesirli konuşuyor.''5 CÇ: Tam olarak bunu demeye çalışıyordum Üstadım. 1-Sözler, s. 179.; 2- Kastamonu Lâhikası, s. 97.; 3- Sözler, s. 243.; 4- Saff Suresi, 2; 5-Şualar, s. 273.
13 Temmuz 2026 00:49

Don Korkusuz(!)
Topluluktan birisi diğerine lafın gelişi "Allah'tan kork!" dedi. Cevap, "İnanmıyorum ki. Neden korkayım?" oldu. Konuşmaya şahit olan kişi "Gerçekten inanmayınca korkulmaz mı?" diye düşündü. Şekli belirsiz garip bir gülümsemeyle "Don Korkusuz(!)" diye söylendi. Yılan bulunan bir yerde "Yılana inanmıyorum." diyen, yılan korkusundan emin olur muydu? "Saçma." dedi. Tabiri caizse "İnanmıyorum ki. Neden korkayım?" repliği nefsin kendini aldatma kamuflajıydı. Zihninde "Don Korkusuz(!)" olarak şekillenen "Bay Korkusuz" üzerinden düşünceleri devam etti. "Don" kelimesi İspanyolcada efendi, bey anlamında kullanılmaktaydı. "Nitekim onlardan birine ölüm gelip çattığında, 'Rabbim! Beni dünyaya geri gönder ki, boşa geçirdiğim ömrümde iyi işler yapayım' der. Hayır! Onun söylediği bu söz boş bir laftan ibarettir."1 ayetinde belirtildiği gibi, dünyaya dönüp iyi bir kul olmak için yalvaracak, ancak bu istekleri reddedilecekti. "Evet! Bu Don Korkusuzların(!) sözleri boş bir laftan ibaretti. Allah bizleri onların boş laflarına ve vaadlerine muhatap Sançho Panza yapmasın. Böyle cahiller için Shakespeare ne güzel demiş: Düşüncesiz kelimeler asla gidemez Cennet'e… Bilgiden kanatlar tak uçmak için Cennete." Böylelere söylenecek tek söz: Ey Don Korkusuz(!) "Senin o ömr-ü bâkîden hiç haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!"2 olacaktır. 1- Mü'minûn Suresi: 99-100. 2- Mesnevî-i Nuriye, s. 145.
13 Temmuz 2026 00:26

Milyarlarca Dolarlık Satış İçin Formül Masada: Trump F-35 İçin O İmzayı Atacak Mı?
NATO Zirvesi boyunca, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nde kurulan basın merkezinde yerli ve yabancı gazetecilerle yaptığımız sohbetlerin neredeyse tamamı aynı iki soruda düğümleniyordu: "CAATSA gerçekten kalkıyor mu?" ve "F-35'ler Türkiye'ye geri dönüyor mu?" İlk yaygın yanılgı, CAATSA yaptırımları kalktığı an F-35'lerin otomatik olarak Ankara'ya teslim edileceği yönünde. Türkiye'ye Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi aldığı gerekçesiyle uygulanan yaptırımlar CAATSA (Amerika'nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası) kapsamında yürütülürken, F-35 süreci tamamen ayrı bir yasal mevzuata dayanıyor. Kulislerde sıkça duyduğumuz "Trump istese de kaldıramaz, Kongre izin vermez" tezi de tam olarak gerçeği yansıtmıyor. Türkiye'ye 2020 yılında uygulanan yaptırımlar, ABD Kongresi tarafından kabul edilen Countering America's Adversaries Through Sanctions Act (CAATSA) yasasının 231. maddesi (Section 231) kapsamında yürürlüğe girdi. CAATSA'nın "ulusal güvenlik" istisnaları çerçevesinde Başkan, ABD'nin stratejik çıkarlarını gerekçe göstererek yaptırımları 180 günlük sürelerle askıya alma (waiver) yetkisine sahip. Kongre'nin vetoyu aşabilmesi için ise 435 üyeli Temsilciler Meclisi'nde en az 290, 100 üyeli Senato'da ise en az 67 üyenin aynı yönde oy kullanması gerekiyor. ABD'nin temel tezi, F-35'lerin gizlilik (stealth) özelliklerinin aynı hava sahasındaki S-400 radarları tarafından analiz edilmesi riskine dayanıyor. Eğer Ankara ve Washington, S-400'lerin operasyonel olarak kullanılmayacağı, depoya kaldırılacağı ya da bir üçüncü ülkeye devredileceği somut bir formül üzerinde uzlaşırsa, Trump yönetimi Kongre'ye "Yaptırımı doğuran risk ortadan kalkmıştır" raporunu sunabilir.
13 Temmuz 2026 00:22

İstiğna Mesleği
Bazılarının, İslâm'dan bahsettiğini, Kur'ân okuduğunu görünce tedirgin oluyorsun. Çünkü, İslâm hayata geçirmek için konuşulur, Kur'ân yanlışlardan kurtulmak için okunur; yanlışların üzerini örtmek için değildir. İslâm'dan bahsetmek, Kur'ân okumak önemlidir. Bunun zor olduğunu anlarız; fakat Kur'ân okuyup da tam tersini yapanları anlamak zordur. Yine, Hz. Ömer'i (ra) konuşmak kolaydır; zor olan, Hz. Ömer gibi yaşamaktır. Hz. Ömer gibi yaşamanın zor olduğunu anlarız; fakat Hz. Ömer'i konuşup tam tersini yaşamanın izahı yoktur. Anlatılan İslâm, okunan Kur'ân yaşanılırsa topluma etki eder. Geçmişte büyük bir âlim, bir şeyler almak için bir dükkâna girdiğinde, onu tanıyan, dükkân sahibine, "Bu büyük âlim falancadır, ona alacağını ucuza ver." der. Bunu duyan âlim zat, "Ben buraya paramla alışverişe geldim, dinimle değil." der. Menfaati için, yapılan yanlışları örtmek için dinden bahsedenler, sorgulamayan toplumlarda taraftar toplasa da bunları gören birçok kişi ise, "Din buysa..." diyerek dinden uzaklaşmakta.
13 Temmuz 2026 00:22

Makale Tetkik Esaslarımız Güncellendi
Yeni Asya'nın yarım asrı aşan yayın hayatı, yalnızca günlük hadiseleri okuyucuya aktaran bir gazetecilik faaliyeti değildir. Gazetemiz, Risale-i Nur'un iman, hürriyet, adalet, meşveret ve müsbet hareket ölçülerini "matbuat lisanıyla konuşturma" vazifesini üstlenmiş bir neşriyat müessesesidir. Bu sebeple Yeni Asya'da yayımlanan her yazı, yazarının şahsî görüşünü ifade etmekle birlikte, gazetenin fikrî çizgisi, yayın sorumluluğu ve şahs-ı manevîsiyle de doğrudan irtibatlıdır. Bu mesuliyetin bir gereği olarak yürütülen "Makale Tetkik" çalışması, uygulamada elde edilen tecrübeler, karşılaşılan aksaklıklar ve günümüz yayıncılığının ihtiyaçları dikkate alınarak güncellenmiştir. Bu açıdan Yeni Asya Yayın Esasları, sadece teknik bir kontrol listesi değildir. Sistemin başarısı, yazarından tetkik heyetine, koordinatörden yazı işlerine kadar herkesin usule riayetiyle mümkündür. Ortak ölçümüz Yayın Esasları, ortak hedefimiz ise hakikati daha doğru, daha güçlü ve daha tesirli bir şekilde okuyucuya ulaştırmaktır. WhatsApp İletişim Hattı: 0546 539 13 69 Yeni Asya ailesi olarak hepinize bereketi ve feyizli bir hafta diliyoruz.
13 Temmuz 2026 00:20

'Doktor, Yaram Derinde!'
Türk Toraks Derneği, Aydın Tabip Odası ve Çine Yaşam Platformu tarafından Aydın'da, 5 Haziran 2026 tarihinde, Nevzat Biçer Konferans salonunda gerçekleştirilen sempozyumda Çine ve çevresinin kanayan yarası silikozis hastalığı tartışılmıştı. Alanlarında uzman birçok bilim insanı. maden işçileri ve yaşam hakkı savunucularının katıldığı sempozyumda "Çine'nin çilesi: Silikozis" başlıklı bir sunum yapan Düzce Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Peri Arbak, Çine'deki kuvars ve feldspat madenciliği tehlikesinin, bölgeyi geri dönülmez bir yıkıma sürüklediğinin altını çizmişti. Sunumunuzda Çine'deki kuvars ve feldspat madenciliğinin kırma, eleme, flotasyon ve kompozit levha üretimi gibi tüm aşamalarına yer verdiniz. Çine Çevre ve Yaşam Platformu da bu işletmelerin kimyasallarını Çine Çayı ve Menderes Nehri'ne akıttığını, bölgede kanser, guatr ve hayvan hastalıklarının arttığını ileri sürüyor. Söyleşimizin yapıldığı 30 Haziran 2026 tarihli AccuWeather portalının Çine, Aydın uydu verilerinde PM2.5 düzeyinin 106 µg/m³ (sağlık açısından sakıncalı düzey), PM10 düzeyinin ise 57 µg/m³ (kötü düzey) gibi yüksek düzeylerde seyrettiği gözlenmektedir (https://www.accuweather.com/tr/tr/cine/317045/air-quality-index/317045). Komşu il Denizli'de aynı gün veriler PM2.5 için 71 µg/m³ (kötü düzey), PM10 için ise 45 µg/m³ (orta düzey) idi (https://www.accuweather.com/tr/tr/denizli/317679/air-quality-index/317679). PM2.5, küçük solunabilir kirletici partiküllerdir. TÜİK'in 2025 yılı verilerine bakıldığında iki komşu ilin ölüm sayıları Aydın'da 9293, Denizli'de 7425 idi. Aydın'da dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle ölen sayısı toplam ölümlerin %33'ü iken Denizli'de %21'i, iyi ve kötü huylu tümörlerden ölümlerin oranı Aydın'da %11 iken Denizli'de %15, solunum hastalıklarından ölenlerin oranı Aydın'da %9 iken Denizli'de %10 idi. Nedeni bilinmeyen ölüm oranı Aydın'da toplam ölümlerin %28'i iken, Denizli'de %9'u idi. Aydın Çine'de kuvars ve feldspat madenciliğinin ağırlıkla katkıda bulunduğu hava kirliliği, komşu il Denizli'den daha fazla sayıda kalp hastalıkları nedenli ve nedeni bilinmeyen ölümlere yol açmıştır. Kuvars madenciliği Çine-Aydın halkını kalp nedenli başta olmak üzere daha yüksek bir ölüm hızına mahkum etmiştir. Köylüler 12 gün maden işçisi, 12 gün köylerinde ikili yaşam sürmekteydiler. Çine için tarımsal etkinlikler kuvars madenciliği ilişkisine baktığımızda farklı bir tablo görüyoruz. Sunumunuzda atıf yaptığınız 2012 tarihli yerel bir çalışmada, kuvars ve feldspat değirmenlerinde silikozis sıklığı %23 gibi çok yüksek bir oranda bulunmuş. Buna karşın, Türkiye genelinde 2024 yılı SGK verilerine bakıldığında 57 binden fazla sigortalı işçinin çalıştığı kum, çakıl ve kil iş kollarında sadece 7 meslek hastalığı vakası kaydedildiği görülüyor. Silikoz olgularının az gelişmiş ülkelerde resmi kayıtlarda "yok denecek kadar az" çıkması, silikozun dünya ölçeğinde yaygınlığını, yıllık görülme hızını tartışan yayınlarda açıkça ortaya konulmuştur. Bir işçinin resmi olarak "meslek hastası" sayılabilmesi için öncelikle SGK sistemine kayıtlı olması gerekmektedir. Kayıt dışı çalışan binlerce işçi hastalandığında resmi meslek hastalığı istatistiklerine girememektedirler. Solunabilir silika için yasal eşik değer ABD'de 50 µgr/m3 (8 saatlik vardiya için) iken, ülkemizde Çalışma Bakanlığı'nın toz kontrolu yönetmeliğine göre 10 mg/m3/%SiO2+2 (8 saatlik vardiya için) formülüyle hesaplanmaktadır. Silikoz tanılı işçi Sayım Ünal; "Tozdan göz gözü görmeyen çalışma koşullarında günde yaklaşık 70 çuval bağladıkları bir elek sistemine çuvallarla sırtımda taş taşıdım" derken toz ölçümünün var olan Toz Kontrol Yönetmeliğine göre bile yapılmadığını açıkça ortaya koyuyordu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2025 Maden Teftiş Raporu'nun işgücünün kıdeme göre sınıflandırılmasını özetleyen grafiğinde "İşyerlerinde işçilerin kıdemlerine göre dağılımı incelendiğinde, 1,5 yıl ve daha az kıdemi olan işçi sayısının işyerlerinde çalışan işçilerin yaklaşık %47'lik oranını oluşturduğu, 5 yıl ve üzeri kıdeme sahip olan işçi sayısının ise %14'lük oranını oluşturduğu görülmektedir. Söz konusu verilere göre işyerlerindeki işgücü devir oranının yüksek olduğu anlaşılmaktadır." görülmektedir. Ancak ülkemizde silikozis üreten madencilik, taş kırma, eleme, seramik vd. leri ile ilgili kayıtlar yok hükmünde sayılacağı için halen az gelişmiş ülkelerdeki seyirin ön planda olduğunu düşünüyorum. Dr Özlem Kar Kurt'un 12 merkezden 1393 hastayı içeren farklı bir çalışmasında seramik sektöründen gelen hastalar en büyük oranı oluşturuyordu (%36.8). Maden işletmeciliğinden gelen hasta oranı %8.3 idi. Hindistan örneği üzerinden paylaştığınız "silikozisi azaltmaktaki engeller" aslında Türkiye'nin de aynası gibi.
13 Temmuz 2026 00:19

Kalpteki Şüphe İmanı Giderir Mi?-3
Program 9:00-10:00 arası kahvaltıyla başlar. 10:00-11:00 arası, erken iştirak edemeyecek kardeşlere ilk müzâkereli derse yetişebilme fırsatı vermek için şahsî okumaya ayrılır. 15 dakikalık aradan sonra 90 dakikalık müzâkereli ders başlar. Öğle namazına hazırlık ve namaz molası, sonra ikinci müzâkereli ders, 15 dakikalık ara, tekrar müzâkereli ders, ikindi namazı hazırlığı, namazdan sonra tekrar müzâkereli ders… Şâir ağabeyimin, şiirinde ifade ettiği "kalbî şüphenin, yakîn-i îmanîye halel verdiği" hususunu ilk müzâkerede teklif ettim. -İlâhiyatçı bir şâirimiz, şiirinde "İmanda şüphe ise yakîn ifade eder / Cenâb-ı Hak korusun imanın çıkıp gider." diye yazmıştı. Bunu imanın diğer rükünlerine de tatbik edebiliriz." İlahiyatçı bir ağabeyimizin böyle düşünmesi, konunun ehemmiyetini ortaya çıkardığı için bu teklifi yaptım. Kendisine 14 Mayıs'ta en son şu mesajı çekmiştim: "Düzce'de her ayın 3. pazarı yaptığımız müzâkereli okuma programımız için bir konu çıkmış oldu. Fî emânillah!" Bir akademisyen kardeşimiz sordu: -Yakında değil kardeşim, ırakta. Gerekçelerin izahından sonraki oylamada teklifimiz kabul gördü, "Vesvese Bahsi" başta olmak üzere alakalı bahisler müzâkere edildi, mevzu neticeye bağlandı.
13 Temmuz 2026 00:17

Silah İmha Töreninin Yıl Dönümünde Neredeyiz?
Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısına bağlı olarak PKK'nin fesih kongresini gerçekleştirmesinin ardından 11 Temmuz 2025'te Süleymaniye yakınlarındaki sembolik önemi olan Casena Mağarası önünde düzenlenen törende, KCK Eş Başkanı Bese Hozat liderliğindeki 30 kişilik gerilla grubunun silahlarını büyük bir kazanda yakmalarının üzerinden bir yıl geçti. Bu sürecin öncesinde, TBMM'nin 1 Ekim 2024'teki yasama yılı açılışında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin DEM Parti sıralarına giderek partinin Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve milletvekilleriyle el sıkışması ve ardından Öcalan'a çağrı yapması, bir süredir devlet kurumlarının yetkilileriyle Öcalan arasında İmralı'da gerçekleştirilen temasların, görünür hale geldiği bir tabloyu ortaya koymuştu. Öcalan, sürecin bu sefer akamete uğramaması için, 27 Şubat 2025 tarihli 'barış ve demokratik toplum çağrısı'nda "Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır" gibi, bir önceki sürece kıyasla daha da geriye çekilmiş olduğunu gösteren bir çağrı yapıyordu. Ardından, önce Suriye'de Ankara'nın diplomatik baskısıyla ABD'nin Şara karşısında SDG'ye desteğini çektiğine tanıklık ettik ve Türkiye'nin desteklediği, eğitip donattığı gruplar ve TSK'nin sağladığı askeri, teknik destekle birlikte Kürt güçlerinin Suriye'de Kürt nüfusun yoğunlukta bulunduğu ilk kanton bölgesine doğru itildiğine tanıklık ettik. Bu operasyonda, hisselerinin yüzde 50.1'i Tosyalı Holdinge, yüzde 49.9'u Katar silahlı kuvvetlerine ait olan BMC tarafından üretilen AMAZON 4x4 taktik tekerlekli zırhlı araçları, Suriye ordusunun Rakka operasyonunda aktif olarak kullanılırken görüntülendi. Diğer taraftan Türkiye, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar arasında, 2024 yılı Nisan ayında Kalkınma Yolu projesi için ortak iş birliği mutabakatı imzalandığını, bu projenin, Basra Körfezi'ni Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlamayı amaçlayan büyük ölçekli bir ulaştırma ve lojistik koridoru olduğunu hatırlatalım. Omurgasını Irak'taki Büyük Fav Limanından başlayıp Türkiye sınırına ulaşacak 1200 kilometrelik demir yolu ve otoyol ağı oluşturan proje, yalnızca bir ulaştırma hattı değil; Türkiye'nin Irak ve Körfez ülkeleriyle ticaret, yatırım ve enerji alanlarındaki ilişkilerini geliştirecek bir platform olarak görülüyor. 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da yapılan NATO zirvesinde Türkiye'nin Ortadoğu'daki ve bölgesindeki rolünün artırılması, ABD'nin, NATO dışı kritik ittifak gücü İsrail ile birlikte Türkiye'ye yeni görevler biçtiği ve Şara yönetimindeki Suriye'nin bu görev haritasına bir ucundan teyellendiğini gördük. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un AA Analiz için kaleme aldığı ve 5 Temmuz 2026 tarihinde "Terörsüz Türkiye'ye geçiş sürecinde son durum" başlığıyla yayımlanan yazısındaki şu bölüm, Saray açısından sürecin bundan sonrasına dair yol haritasının ritmi, teknikleri ve ölçüleri bağlamında işaretler barındırıyor: "Diyalog, terörün kesin ve devamlı surette her mecradan tasfiyesi için terörle ilgili muhataplar ve bağlantılı legal yapılarla yürütülen temastır. Diyalog, müzakere değildir. Müzakere, demokrasiyi ve özgürlükleri geliştirmek için Türkiye toplumunun tüm kesimlerinin doğrudan veya temsilcileri vasıtasıyla demokratik siyaset zemininde içinde olduğu ve Türkiye'nin tamamına ait bir siyaset tarzıdır ancak terörsüz Türkiye'ye geçiş sürecinin tamamlanmasıyla geçiş sürecinde diyalog yürütülen muhataplar vesayetsiz demokratik siyaseti benimseyerek kademeli bir şekilde müzakere süreçlerinin olağan meşru aktörleri arasına katılır." Bahçeli'nin Öcalan'a 'umut hakkı'ndan, İmralı'da bir statü verilmesi talebine doğru geri çekilmesine giden süreci, yine bu bölgesel güç dengeleri ve dinamiklerinin seyriyle birlikte okumak gerekiyor.
13 Temmuz 2026 00:15