×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Çağdaş Ertuna

Kültür-sanat Dünyasının Tanıması Gereken Genç Yetenek

09 Temmuz 2026 08:46

Çok değerli fotoğraf sanatçısı Ahmet Ertuğ sayesinde, Oxford Üniversitesi'nden yeni mezun olan çok genç bir sanat tarihçisini tanıma fırsatı buldum. Sadece, "Bunu ilk sana göndermek istedim" diyordu. Türkiye'de başarı bursuyla okuduğu Koç Lisesi'nden mezun olduktan sonra Oxford Üniversitesi'nde Sanat Tarihi okumaya hak kazanmış. "Görsel sanatlarla küçük yaşlardan beri ilgileniyorum ve aynı zamanda müzisyenim. Kendi üretimimin ötesine geçip sanat eserlerinin zaman içindeki dönüşümünü anlayabilmek için sanat tarihi okumayı seçtim. Oxford'daki son yılımda ise ilgim konservasyona yöneldi. Konservasyonu yalnızca eserleri onarmak değil; sanat eserlerine, kültürel mirasa ve topluma karşı etik sorumluluk taşıyan disiplinlerarası bir alan olarak görüyorum." diye anlatıyor. Tercihini ise Londra'nın ve dünyanın en saygın sanat tarihi ve konservasyon kurumlarından biri olan Courtauld Institute of Art'ın Sanat Eseri Konservasyonu yüksek lisans programından yana kullanmış. "Orta vadede İngiltere'de müze ve kültür kurumlarında çalışmayı, uzun vadede ise burada edineceğim bilgi ve deneyimi Türkiye'ye taşıyarak kültürel mirasın korunmasına katkıda bulunmayı hedefliyorum." diyor. Çünkü bugün kültürel mirasın korunması, müzecilik, koleksiyon yönetimi ve konservasyon alanlarında yetişmiş insan kaynağı çok değerli.

Mehmet Beyhan

Düşünce Adamı Ve Tutarlılık Üzerine

09 Temmuz 2026 08:13

Düşünce hayatının en temel ahlâkî ilkelerinden biri tutarlılıktır. Bir fikir adamının değeri, yalnızca ortaya koyduğu görüşlerin özgünlüğüyle değil, aynı zamanda farklı zamanlarda ve farklı olaylar karşısında aynı ilkelere bağlı kalabilme iradesiyle de ölçülür. Tutarlılık bu nedenle sadece entelektüel bir meziyet değil, aynı zamanda ahlâkî bir sorumluluktur. Düşünce üretmez, kanaatini tahkim eder. Mesela bir taraftan Türkiye'de seçilmiş bir siyasi lideri "diktatör" olarak nitelendirirken, diğer taraftan Suriye'de onlarca yıl baskı aygıtı üzerine inşa edilmiş ve yüz binlerce insanın ölümünden, milyonlarca insanın yerinden edilmesinden sorumlu tutulan Beşşar Esad'ın iktidardan uzaklaştırılmasını üzüntüyle karşılamak, en azından ciddi bir tutarlılık sorununu gündeme getirir. Aynı kavramlar farklı kişiler için farklı anlamlar kazanmaya, aynı ahlâkî ölçüler dosta ve hasma göre değişmeye başladığında, artık hakikati değil aidiyetleri konuşuyoruz demektir. Tutarlılık sınaması burada da bitmiyor. Aynı çevrelerin, bugün Suriye'nin yeni yönetiminin uluslararası toplumla ilişki kurma çabalarını peşinen "işbirlikçilik" olarak nitelendirirken, Beşşar Esad döneminde Rusya ile kurulan asimetrik ilişkilere aynı sertlikte bir eleştiri yöneltmemeleri dikkat çekicidir. Buna rağmen bu tabloyu "bağımsızlık" olarak yorumlayıp, yeni yönetimin diplomatik temaslarını "işbirlikçilik" diye yaftalamak, aynı olgulara farklı siyasî aktörler söz konusu olduğunda farklı ölçüler uygulandığını göstermektedir. İsrail'in Gazze'ye yönelik kapsamlı askerî harekâtı, 7 Ekim 2023'te başlayan sürecin ardından gerçekleşmiştir. Beşşar Esad ise 8 Aralık 2024'e kadar Suriye'de iktidardaydı. Üstelik Esad'ın iktidarı boyunca İsrail, Suriye topraklarına çok sayıda hava saldırısı düzenlemiş; başta Şam çevresi olmak üzere çeşitli askerî hedefleri defalarca vurmuştur. Golan Tepeleri ise Esad'dan çok önce İsrail'in işgali altında bulunmakla birlikte, Esad döneminde de bu fiilî durum değişmemiştir. Unutmamak gerekir ki, bir toplumun düşünce hayatını zayıflatan şey, farklı görüşlerin varlığı değildir. Bu sebeple bir düşünce adamının en büyük sermayesi bilgisi kadar tutarlılığıdır.

Timur Sırt

Timur Sırt

09 Temmuz 2026 07:28

Bugüne kadar 131 girişime toplam 3.2 milyon dolarlık nakit ve yatırım desteği sağlayan programdan mezun olan 78 girişim, farklı yatırımcılardan toplam 58 milyon dolarlık yatırım almayı başardı. ODAKTA YAPAY ZEKA VAR Türk Telekom iştiraki TT Ventures, bu yıl PİLOT'un 14'üncü dönemini başlatırken odağını özellikle yapay zekâ, üretken yapay zekâ, siber güvenlik, bulut teknolojileri, dijital sağlık, mobilite, enerji teknolojileri ve yeni nesil iletişim çözümleri üzerine yoğunlaştırıyor. Telekom sektörü açısından yapay zekâ artık yalnızca yeni bir teknoloji değil, aynı zamanda yeni bir yatırım alanı olarak görülüyor. Yayınlanan rapora göre, 2026 yılının ilk yarısında Türkiye'de 87 yatırım turunda toplam 172 milyon dolar yatırım gerçekleşti. Yılın ilk yarısındaki 172 milyon dolarlık yatırımın 111.4 milyon doları oyun girişimlerine giderken, bu oran toplam hacmin yüzde 65'ine tekabül etti. Ünsal durumu, "Odada bir fil var, o fili hiç konuşmuyoruz. Bütün ekosistemi şu anda hala oyun girişimleri kurtarıyor" şeklinde özetledi. 2025'te 220,4 milyon dolar yatırım alan sektör, bu yılın ilk yarısında sadece 16,6 milyon dolarda kaldı. İngiltere'de ilk yarıda yapılan 16.1 milyar dolarlık yatırımın yüzde 49'unun sadece 7 dev yapay zeka girişimine gittiğini belirten Ünsal, Türkiye'de ise 33 yapay zeka girişimine toplamda yalnızca 28.6 milyon dolar yatırım yapıldığını söyledi. Türkiye'nin bu alanda hala tohum ekme aşamasında olduğunu belirten Ünsal, rekabet edebilmek için milyar dolarlık "mega turlara" ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Bu durumu "Garson Boy" (arada sıkışıp kalma) metaforuyla açıklayan Tekbulut, şunları söyledi: "Tohum yatırımcıları için artık çok pahalı, büyümüş bir şirket oluyorsunuz. Yurt dışına gittiğinizde ise yatırımcıların belirlediği yatırım penceresinin dışında (küçük) kalıyorsunuz ve iki arada sıkışıyorsunuz." Yapay zeka teknolojisinin en hızlı dönüştürdüğü sektörlerin başında bankacılık, finans ve sigortacılık uygulamaları geliyor. ODİS (Odak Dijital İletişim İşlem Sistemi) adı verilen bu yapay zeka altyapısı, müşteri veya acente temsilcilerine gelen karmaşık soruların yanıtlarını, geçmiş hasar ve poliçe özetleriyle birlikte anında derleyerek sunuyor. Bu yoğun süreçlerin dijital ikizini oluşturmak için yola çıktıklarını belirten Eren, Cerebrum Tech ile geliştirdikleri ve yaklaşık 8 aydır kullanımda olan projeyi şu sözlerle özetledi: "5 kişinin iş yükünü paylaştırmak amacıyla kullandığımız bu uygulama, şu anda 5 kişinin iş yükünün iki katı kadar işi tek başına yapabilir vaziyete geldi. Bu bizim için müthiş bir başarı oldu." Eren, bu sayede temsilcilerin arka plandaki mühendislik ve veri toplama çalışmalarının sadece bir dakikaya düştüğünü; en büyük kazanımın ise "mesai saati dışında artık hiç kimsenin çalışmak zorunda kalmaması" olduğunu vurguladı. VERİ YURTİÇİNDE KALIYOR Cerebrum Tech yöneticisi Tolga Tunç ise kurumların operasyonlarına ve karar alma süreçlerine doğrudan dahil olan "agentik yapay zeka (Agentic AI)" altyapıları kurduklarını belirtti. GELİR ARTIRAN ÇÖZÜM Projenin başarıya ulaşmasındaki temel yaklaşımı "Biz Doğa Sigorta'ya yapay zeka know-how'u sunmadık, onlar bize sigortacılık know-how'u verdiler" diyerek özetleyen Tunç, ekibin bir sigortacılık sözlüğü alıp kurum çalışanlarından adeta ders aldığını belirtti. TÜRK KULLANICILARIN YÜZDE 73'Ü SEYAHAT PLANLAMASINDA YAPAY ZEKÂYA BAŞVURUYOR Seyahat planlamda yapay zekanın rolünü ve güvenlik riskleri de artıyor.

Filtreleme Haberleri

Mahmut Övür

Mahmut Övür

Avrupa'nın tamamlayıcısı bir Türkiye Buna bir de "liderlik" etkisini eklemek gerekiyor. O yüzleşmenin farkında mı bilemem ama artık soru Türkiye'nin Avrupa için önemli olup olmadığı değildir. Asıl soru şudur: "Avrupa, Türkiye'nin kendisi için stratejik öneme sahip olduğunu söyleyecek cesarete sahip midir?" Çünkü Avrupa bugün yalnızca ekonomik bir birlik olarak yoluna devam edemez. Rusya -Ukrayna savaşı, enerji krizleri, göç baskısı, Çin'in yükselişi, Ortadoğu'daki istikrarsızlık ve transatlantik ilişkilerdeki belirsizlik, Avrupa'ya acı ama net bir gerçeği hatırlatıyor: Ekonomik güç, stratejik derinlik olmadan uzun süre ayakta kalamaz. Türkiye ise Avrupa'nın eksik bıraktığı alanlarda dikkat çekici bir tamam layıcı güç hâline geliyor: Genç ve üretken nüfus, güçlü sanayi altyapısı, büyüyen savunma sanayii, stratejik coğrafyası, Karadeniz'den Doğu Akdeniz'e, Kafkasya'dan Ortadoğu'ya kadar uzanan etki alanı. Bu tabloyu doğru okuyan herkes aynı sonuca ulaşır: Türkiye, Avrupa'nın yükü değil, Avrupa'nın çarpan gücüdür. Dördüncü küresel güç olur. Türkiye de Avrupa ile daha derin ve adil bir ortaklık kurduğunda sermaye, teknoloji, finans ve kurumsal entegrasyon açısından yeni bir sıçrama imkânı yakalar. Ama tersi olursa Türkiye yoluna devam eder, Avrupa'nın ise nereye savrulacağı belli olmaz.

09 Temmuz 2026 07:28

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Okan Müderrisoğlu

Okan Müderrisoğlu

ABD Başkanı Donald Trump' ın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan' ın "hatırına" katıldığı 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı, TransAtlantik İttifaktaki kırılmaya adeta "tutkal oldu!" Zirve öncesi Erdoğan'la Trump arasında gerçekleşen görüşmenin neticesi, Ankara için kritik önemdeydi. "İttifakta külfet paylaşımına dair ifadeler, NATO'nun zayıf kaldığı hava ve füze savunma sistemleri ile insansız platformlarda Türkiye'nin sağlayacağı imkanlar, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın 2022 İstanbul Mutabakatı zemininde ateşkes ve barış anlaşmasına evrilmesine dair öneriler, Gazze Barış Planının ilerletilmesini teşvik eden söylemler, Suriye'nin yeniden imarına dair destekler, İran'ın nükleer programının barışçıl çözüme ulaştırılmasına dönük çağrılar..." Hepsi, Erdoğan farkının ve markasının güncel özetiydi. NATO Ankara Zirvesi ise Başkan Trump'ın, "Benim için İran'la ateşkes bitmiştir" açıklaması ile şoke edici gündemle başladı. 2010 Lizbon, 2012 Chicago, 2014 Galler, 2016 Varşova, 2018 Brüksel, 2021 Brüksel Zirvelerinde, İran'ın nükleer çalışmaları hep gündemde tutuldu! 2023 Vilnius Zirvesi Bildirgesinde, "İran'ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiği" yine kayda geçirildi. Hal böyle iken Türkiye, yine ve yeniden "güvenlik, refah, barış" ihraç etmek için güçlü olmak zorundadır!

09 Temmuz 2026 07:28

Yavuz Donat

Yavuz Donat

Büyük Türkiye... Bölgesini güvenli tutması beklenen bir ülke. *** Zirveye katılan liderler, Türkiye'yi övdüler de övdüler. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, "Türkiye son derece önemli... İttifakın en güçlü ve donanımlı ordularından birine sahip" dedi. 10 yıl önceydi... Savunma sanayii ürünleri ihraç eden bir Türkiye. Türkiye, 10 yıl önce böylesine güçlü olabilseydi... *** Barack Obama, ABD Başkanı seçildikten sonra ilk yurtdışı ziyaret turunda Türkiye'ye geldi... Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde konuşma yaptı... 6 Nisan 2009. Ve dedi ki... Meclis tutanaklarından: "Amerika Birleşik Devletleri Başkanı ve bir NATO müttefiki sıfatıyla, ne PKK'yı ne de hiçbir terör örgütünü desteklemiyorum." Meclis'imizdekiler... Aradan 10 yıl geçti. 10 Ekim 2019'da... Kelimesi kelimesine: "Barack Obama, başkanlığı sırasında PKK ile anlaştı... Hata yaptı." Trump'ın bu sözleri karşısında Obama'nın tepkisi... 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimi gecesinde... ABD Başkanı Bill Clinton, Türkiye'yi ziyaret etmişti. 16 Kasım 1999. Söyledikleri... Meclis tutanaklarından: "Amerika'nın, Avrupa'nın veya herhangi birinin sizin geleceğinize yön vermeye hakkı yoktur." Alkış, alkış, alkış. Sadece ilk kelimesini yazalım, yeter sanırız: "Yalancının......" Bütün darbelerin anası olan 27 Mayıs 1960 darbesinin de... 12 Mart 1971 muhtırasının da... 12 Eylül 1980 darbesinin de... Türkiye/Ankara/muhteşem zirve haberleri veriyor. 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra, Türkiye'den firar eden FETÖ'cülere en fazla kucak açan ülkelerden biri...

09 Temmuz 2026 07:28

Haşmet Babaoğlu

Haşmet Babaoğlu

Biraz ters bakarak "Sen kimsin ya!" diye soracaksın... En uyduruktan kızgınlıklar bile "Sen kimsin ki?" çıkışmasıyla dışa vuruluyor. Kimliksizlik duygusundan en çok çeken tipler (öğrenciler, işsizler, dışlanmışlar, vd.) küfreder gibi birilerine "Sen kimsin?" diye haykırmayı seviyorlar... Geçen gün bir stand-up'çıyı eleştirdim diye sosyal medyada yağmur gibi bir "Sen kimsin?" linci yedim... "Ulan Haşmet sen nesin ve kimsin de bu yorumları yapıyorsun?" diyen var... Ömrümün 35 yılı yorumla geçiyor oysa ve bal gibi biliyor... Sonra bunları yazanların profillerindeki "kimlik"lerine baktım, facia... *** Türk dizilerinde herkesin birbirine "Sen kimsin?" diye çıkıştığını hatırlatan Psikolog Şule Öncü 'nün şu tespiti geliyor şimdi aklıma: Herkes kırılgandır, güvensizdir... Ve taşıyamadıkları bu ağır duyguyu ona utanç hissettiren kişilere "Sen kimsin!" hamlesiyle yansıtırlar: Ben değil sen değersizsin, demektir bu...

09 Temmuz 2026 07:28

Dr. Nafiz Karagözoğlu

Stres Gut Yapar

6 aydır ne yaparsam yapayım gutum çıkıyor. 2-3 gün hareket edemez hale geliyorum. Düzenli su iç. Fazla kilon varsa ver. Gut hastalığında atak öncesi ve atak tedavisi vardır. İç hastalıkları uzmanı ve gerektiğinde genel cerrahi uzmanının tavsiyelerine kulak ver.

09 Temmuz 2026 07:25

Lütfi Albayrak

"Cümleyi Bitirebilseydim Nobel Alacaktım"

Konuşurken sürekli sözünüzü kesen insanlar vardır. "Evet evet, domates alacaktın." Hayır, matkap almaya gittim. Karşı taraf hemen atlar: "Biliyorum biliyorum, kesin küfür etti." Hayır, evlenme teklif etti. Sürekli söz kesen insanların bir başka özelliği de, konuşmanın sonunda "Sen hiç konuşmuyorsun ya." demeleridir. Sanki görünmez bir yarışma vardır ve "En Çok Cümle Tamamlayan Kişi" kupasını kazanacaklardır. Bazen insanın içinden sadece şunu söylemek geliyor: "Bir dakika... Bu cümle bana ait. En azından sonunu ben getireyim." ABD'de bir hırsız, girdiği evden televizyon, bilgisayar ve mücevherleri çalıyor. Hırsız yakalandığında "Cüzdanı unuttuğumu fark ettim ama geri dönmeye korktum" diyor. 2 saat takılıp uyuyoruz sabah yine işe kalkıyoruz.

09 Temmuz 2026 07:25

Ekrem Kızıltaş

Daha Çok Üzülecekler…

'Bir zamanlar eskimiş ürünlerimizi, Starfighter'ları ve başka şeyleri Türkiye'ye verip elden çıkarıyorduk' diyen Alman askeri uzman emekli Albay Ralph Thiele, geçmişte eski silahlara muhtaç olan Türkiye'nin bugün savunma sanayinde lider bir ülke konumuna geldiğini vurgulamış. Aynı güruh mensuplarının, girmek için bedel ödeyip, yakın zamana kadar da güya 'müttefikimiz' olan ülkelerin melanetlerine maruz kaldığımız NATO'nun yeni dönemine yönelik ülkemizin ağırlığını hissettiren gelişmelere de canları sıkılıyor, belli ki. Vaktiyle Batılıların zaten elden çıkarmak istedikleri eski ürünlere muhtaç olup, bunları istediği gibi de kullanamayan Türkiye'nin, ihtiyaçlarını karşılayan ve ihraç eden konumuna gelmesine sevinemeyenlerin varlığı hoş değil, ama vakıa. Şemsiyesi altında toplandıkları CHP'yi bırakmamak için kıvranan Özgür Özel'in, 'Türkiye'nin arzu ettiğiniz eski haline dönmesi için beni destekleyin' manasında çağrılarda bulunduğu Batılı liderlerin, NATO vesilesiyle geldikleri ülkemize yönelik takdirleri de, bu güruh açısından oldukça moral bozucu. CHP'yi arındırmaya ve toparlamaya çalışan Kılıçdaroğlu'nun, akıllanmaya başladığına işaret eden 'Türkiye NATO üyesidir fakat NATO'nun ileri karakolu değildir' şeklindeki sözleri de, teslimiyetçilerde şok etkisi yapmıştır muhtemelen.

09 Temmuz 2026 07:25

Bülent Erandaç

Liderlik Zirvesi

Başkent Ankara, "zirve içinde zirve" olarak adlandırabileceğimiz bir dizi uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptı. Salı günü "Türk-Amerikan İlişkilerinde Yeni Ufuklar Zirvesi"ne tanıklık ettik. Çarşamba günü ise 77 yıllık NATO tarihinin en önemli zirvelerinden biri gerçekleştirildi. Ankara NATO Zirvesi'nin ikinci günündeki gelişmelere geçmeden önce, zirve marjında Salı günü Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasında yapılan görüşmenin ortaya çıkardığı sonuçların anlam ve önemini değerlendirmek istiyorum. Trump ayrıca Erdoğan'ı çok sevdiğini belirterek NATO Zirvesi'ne katıldığını ifade etti ve "Türkiye'ye F-35 satışını ve satın alınacak F-16'lar ile modernizasyon kitlerinin verilmesini sağlayacağım." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan burada yaptığı konuşmada Türkiye'nin NATO'ya katkılarını anlatarak şu değerlendirmelerde bulundu: "Türkiye, savunma sanayisindeki atılımlarıyla üretim ve ihracat kapasitesi bakımından dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girdi. İttifakta bize tahsis edilen 361 yetenek hedefinin neredeyse tamamını taahhüt edilen tarihten önce, üç yıl içinde karşılamış olacağız. İttifakımızda eksikliği en fazla hissedilen hava ve füze savunma kabiliyetleri için Çelik Kubbe Projesi kapsamında 24 milyar dolarlık ilave bütçe ayırdık. Avrupa'nın en büyük kara ordusuna sahip ülke olarak, ihtiyaç duyulan her aşamada yeteneklerimizi ittifakın hizmetine sunuyoruz. Kosova'da, Karadeniz'de, Baltıklar'da ve diğer bölgelerde NATO'nun harekât, misyon ve tatbikatlarına en fazla katkı veren ülkelerden biriyiz." Erdoğan liderliğinde Türkiye, Ankara NATO Zirvesi'nde yalnızca ev sahibi ülke değil, küresel diplomasinin yön veren başlıca aktörlerinden biri olduğunu bir kez daha gösterdi.

09 Temmuz 2026 07:25

Garbage'dan Müslüm Baba'ya İltifat

Yıllar sonra yapılan ilk Türkiye konserinde Garbage grubunun solisti Shirley Manson, rahmetli Müslüm Gürses'i sahneden andı. Gürses, 2006'da klasik tarzının dışına çıkarak "Aşk Tesadüfleri Sever" adında, rock-arabesk bir albüm çıkarmıştı. Müslüm Gürses'in içinden bir Frank Sinatra'nın çıktığı o albümdeki şarkılardan biri de "Bir Ömür Yetmez Ki" idi. Bu şarkı Garbage'ın James Bond filmi için yaptığı "The World Is Not Enough" şarkısından cover'lanmıştı. Gürses'in vefat ettiğinden haberi olmayan Manson, "Kendisine, şarkıyı benden daha iyi okuduğunu iletin" diye seslendi sahneden Türk hayranlarına. Garbage'ın yaptığı aslında büyük nezaket. Avatar başka havadan çalıyor, şarkı başka havadan. Buna "serçe parmak sendromu" deniyormuş. 007'yi biliyorduk: Antalya'nın plakası 07'den yola çıkarak yapılan 07.07 Festivali, her yaz yedinci ayın yedinci günü yapılan bir etkinliğe verilen isim. Toroslar'dan gelen otlar, peynirler, erişteler, zeytinyağlılar, güveç yemekleri, oğlak çevirme, yayıklar, halk oyunları, yağlı güreşler derken kendiniz Kayı boyunun bir "toy"unda gibi hissediyorsunuz.

09 Temmuz 2026 07:18

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Drone Şova Alkış

Onların kulakları bizimkinden çok daha hassas; bizim "eğlence" dediğimiz ses, onlar için bir savaşın başladığı anlamına gelebiliyor. Antalya Galatasaraylılar Derneği Başkanı Dr. Gökmen Güzel de, sadece bir sağlıkçı olarak değil, büyük bir hayvansever olarak bu duyarlılığı öne çıkardı. Zirvenin sonunda sosyal medyanın kalbini çalan başlıklardan biri ise pek tatlıydı: Sütlü Nuriye. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde NATO liderleri için hazırlanan resmi akşam yemeğinin finalinde, Antep fıstığı köpüğü, Maraş dondurması ve bergamot eşliğinde sunulan Sütlü Nuriye, bir anda sosyal medyanın en çok konuşulan konularından biri oldu. Çünkü Sütlü Nuriye sadece bir tatlı değil, Türk mutfağının zarafetini anlatan en güzel örneklerden biri. Sütlü Nuriye'nin hikâyesi de ilginç. 1980'li yıllarda klasik baklavaya daha ekonomik ve daha hafif bir alternatif olarak ortaya çıktığı söyleniyor. Sütlü Nuriye de o hikâyelerin en zarif sayfalarından biri.

09 Temmuz 2026 07:13

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.