×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Yangını Karşıdan İzlemek…

Akşam üzeri karşı kıyıdan dumanlar yükselmeye başladı; akşam saatlerinde de birden fazla yere sıçrayan yangın, kızıl alevler şeklinde göğe yükseldi. Yer Bodrum sınırları içindeydi; Didim'e yakın Bozbük köyüydü. O sırada haberler gelmeye başladı; yangının hemen dibideki 'Six Senses Kaplankaya' oteli boşaltılmıştı. O yüzden Orman Genel Müdürlüğü farkındalık kampanyalarını gözümüze gözümüze sokmalı, meteorolojik koşulların orman yangınlarının oluşmasına ve yayılmasına yol açabileceği her yerde anlatılmalı, ormanlık alanlarda yaşayanlara yangın eğitimi verilmeli, ormanlık alanlara girişler yasaklanmalı, her tür önlem alınmalı. Üç gün gülsek, dördüncü gün mutlaka bir felaketle karşı karşıya kalıyoruz. O yardımların nereye gittiğini bilmediğim için bir kuruş dahi vermiyorum onlara. 'Bu taraf, o taraf' tartışmasına da girmek istemiyorum çünkü mesele o da değil. Malum yaşlara gelmiş kadınlar bir araya geldiğinde, konu döner dolaşır ille de menopoza gelir. Sağlıklı yaşam kalitesine ulaşmak için dengeli beslenme, egzersiz ve stres yönetimi gibi bilinçli seçimler yapmayı ve bunu sürdürülebilir bir yaşam biçimi haline getirmeyi amaçlayan wellness kavramı; artık kadınların hormonal sağlığını da katıyor işin içine. Türkiye'nin en bilinen wellness merkezlerinden Bodrum'daki TheLifeCo da; 'Menopoz Retreat' adıyla yeni bir program başlattı. Zira menopoz dediğiniz şey; uykuyu yoluna koymak, enerjiyi nasıl toplayacağını bilmek, sinir sistemini toparlamak ve doğru beslenmek demek. O yüzden; menopoza girmiş üç kadın olarak kendimizi TheLifeCo'da bulduk. Mesela Zero Body isimli bir uygulama var; içi su dolu bir şişme yatağın üzerinde, su dalgalanırken müzik ve ışık terapisiyle bedeni gevşetiyorsun.

Köşe Yazarı

Kaynak: Posta

16 Temmuz 2026 07:00

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Köşe Yazarı

Sevme Bahanesiyle Dolandırma

AHBAP Derneği'ne yönelik yolsuzluk soruşturmasında gözaltına alınan Haluk Levent tüm Türkiye'nin gündemi şu anda. Neyse biz Haluk Levent'e dönelim yeniden… Daha doğrusu Levent'in mağdur ettiği kadınlara. Anlaşılan o ki, Levent para kokusu aldığı kadınları ikna etmek konusunda da hatrı sayılır bir kariyer yapmış. Haluk Levent'le 2016'da tanıştıklarını ve iki yıl sonra da İsviçre'de evlendiklerini söylemiş ifadesinde. Sonrası şöyle: "Türkiye'ye gelmemi istedi, geldim. Ev kiraladım, çocuklarıma okul parası, geçinme parası da yolladı. Çocuklarım babasız büyüdüğü için ona bağlandı. Dört beş senedir eve arada bir geliyordu. İnanmak istedim çünkü bütün Türkiye güveniyordu, mağdur kızları kurtarıyordu. Ama boşanma kararı aldım…" Geç olsun güç olmasın, ne diyelim. AHBAP'a yazdığı bir yazı sayesinde Levent'le tanışıyor, varlıklı olduğunu anlayınca da Levent her gün aramaya, konserlere davet etmeye başlıyor. "Evleneceğiz, çocuk yapacağız" diyor sürekli. Kurt, "Evli olduğunu nezarethanedeyken öğrendim. 90 milyon lira dolandırıldım, evlilik hayallerim çalındı" diyor. Kimbilir başka kimler vardır Levent mağdurları arasında da, haberimiz yoktur. Zaten İngiliz merkezli bir araştırma; 'Alfa Kuşağı' denilen ergenlik çağındaki bin erkek çocuğun, yüzde 85'inin gerçek kız arkadaş yerine, yapay zekalı sohbet robotuyla flört ettiğini ortaya koymuş. Yakında yapay zeka sevgiliyle evlilikler, sonra boşanmalar, velayet davaları da görürüz, sonumuz hepten tımarhane! Dünyaca ünlü bir DJ Mahmut Orhan. Ama o geliyor annesinin Balıkesir'deki köyü Kürse'de, Alaçatı pazarında, belki de hayatı boyunca bir DJ performansı izlememiş olanlarla bir araya geliyor.

19 Temmuz 2026 07:00

Köşe Yazarı

Nato Zirvesinde Yemekler 'Konuştu'

Çünkü biriyle yemek yemek sadece karın doyurmak değildir, "Seninle aynı masadayız" demektir. Türkiye'nin yemek kültürü, gıda zenginliği, yaratıcılığı, sofraya verdiği değer de masadaydı. Liderler gala yemeğini, Türkiye'de 2 Michelin yıldızına sahip tek restoranın şefi Fatih Tutak hazırladı. Emeği geçen herkesi kutlarım. Yıllardır Türkiye gastronomisiyle dünya gastronomisi arasında köprü kuran, Fransa kökenli rehber Gault'yu Türkiye'ye getiren Sözen'in yaptığı da bir kültür diplomasisi. Bir süredir Gault'yu tanıtmak için gastronomisiyle öne çıkan şehirlerde, dünyaca ünlü şeflerle Türk şefleri buluşturuyor; bir sinerji ve farkındalık yaratmak için uğraşıyor. 'Wam by Karma Bodrum' ev sahipliğindeki gecede; Dubai gastronomi dünyasının önemli isimlerinden Mohamad Orfali ile Türkiye'nin ünlü şefleri Maksut Aşkar, Aret Sahakyan, Ozan Kumbasar ve Doruk Çermik mutfağa girdi. Ve bunları yaparken lezzetten ödün vermemek, ayrı bir beceridir, net bilgi. Bodrum'da olunca, konu ister istemez Mikonos'un dünyaca ünlü gece kulubü Scorpios'un neden kapandığına geliyor. Kimine göre bu sene çok turist gelmemişti. Yani herkes müdavimi olduğu yere gitmeyi tercih ediyor. Çünkü lahmacundan daha iyi yemekler yemek mümkün; insanlar bunu biliyor ve lahmacuna o kadar para vermek yerine güzel bir yemek yemeyi tercih ediyor. Anlayacağınız Bodrum bu sezon çok heyecanlı değil, beklenti büyük değil, biraz kendi halinde, bıkkın, yorgun.

12 Temmuz 2026 07:00

Köşe Yazarı

Biraz Da Nato Magazini

Ankara'da yapılan ve dünya liderlerini ağırlayan NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde siyasi açıklamalardan çok, liderlerin renkli karelerine baktığımız bir gerçek. İtalya Başbakanı Meloni'nin Külliye'de verilen yemeğe herkesten sonra katılması, kadınlar tarafından empatiyle karşılanmış. Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un sabah koşusu da büyük ilgi gördü Türkiye medyasında çünkü bizim topraklarda ünlü bir siyasinin değil sokaklarda koşması; kazara zırhlı aracından inip yürümesi, koruma polislerinin arasından çıkıp sokaklarda kendi halinde takılması bile görülmüş şey değil. Öte yandan Macron koşusunu yaparken, ayağında Fransız markası HOKA spor ayakkabı olması da güzel detaydı. Bütün liderler takım elbise altına klasik ayakkabılar giyerken, her resmi davette olduğu gibi beyaz spor ayakkabılar giyen Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, fark yarattı. Haliyle büyük bir klima sıkıntısı yaşanıyor bu ülkelerde. Klima üreticileri, klima tedarikçileri ve montaj ustaları için iş olanakları oldukça çok. İlk bakışta bu, Türkiye için önemli bir ekonomik avantaj gibi görünüyor. Daha acısı da, hata karşısındaki tavırdı; "Bunlar olabilir" deyip geçiyorlar. Demem o ki, usta bulmak çok zor. Oysa iyi bir usta, hem Türkiye'de hem dünyada dünyanın parasını kazanabilir. İnsanlar hatalı yapılan tadilatlardan, kötü ustalardan o kadar bıkmış durumda ki, "Parası neyse verelim, yeter ki iyi yapsınlar" diyor ama yok. Dünya bu ürüne yönelince Antep fıstığına olan talep patladı, fiyatlar hızla yükseldi. Türkiye'nin en büyük gücü insan. Yıllar önce başlatılan 'Meslek Lisesi Memleket Meselesi' yaklaşımı bugün de aynı oranda önemli. Beceri olmadan kalite olmaz. Ama ahlak olmadan marka olmaz.

09 Temmuz 2026 07:00

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

Doğanın Koruyucusu Türkler!

Yemin ediyorum, yurdum insanı bir başka… Niye böyle dedim, anlatayım: Biliyorsunuz 1 Temmuz itibarıyla Türkiye genelinde Depozito Yönetim Sistemi başladı. Bundan böyle Depozitosu Olan Ambalajlar yani DOA logolu cam, pet ve alüminyum içecek ambalajlarını makineye atan para kazanıyor. DOA uygulamasını telefonunuza indiriyorsunuz, biriktirdiğiniz logolu ambalajları götürüp makineye atıyorsunuz, kabul edilen her bir ambalajdan 1 TL kazanıyorsunuz. İnsanlar poşetlerce plastik şişe biriktirmiş ya! Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum açıkladı: İlk gün 1.5 milyon şişe toplanmış; 2 günde 4.5 milyon. Özellikle bu plastik atıklarla yapılan bir çocuk parkı gördükten sonra, tek bir plastik kapağı dahi, çöpe atamaz olmuştum. Sanırım artık DOA logolu içecek satan market, bakkal, büfe, otel, restoran ve kafeler aynı zamanda depozito noktası olarak hizmet veriyor, demek ki işler kolaylaştı. 'Ne oldu bu martılara, niye ayarları bozuldu?' diye düşünürken, Milliyet'ten Eren Koca'nın haberini gördüm. Hislerime tercüman olmuş ve "Bir zamanlar denizde balık avlayan martılar, neden kedi maması otomatının önünde miyavlayarak beklemeye başladı?" sorusunu uzmanlara sormuş. Cevap şöyle: "Deniz ekosistemindeki değişim yüzünden doğal ortamlarında besin bulmakta zorlanan martılar, hayatta kalabilmek için şehirlere ve sokak hayvanlarının beslenme alanlarına yöneldi. Kuru ve yaş kedi-köpek mamaları, et ve balık türevleri içerdiği için güçlü kokuları var. Bu sayede de martılar bu besinleri kolayca fark ediyor…" Şimdi anladım apartmanın tepesinde deli gibi miyavlayarak uçan martıları! Onlar için doğal yaşam, artık şehir olmuş. Demek ki milletten 'yakışmadı', 'seyirciye bunu yapmaya hakkı yok' tadında tepkiler aldı ki, o da çıkıp kendini açıklamak zorunda kaldı. Diyor ki; "O grup beni bütün gece çok fazla rahatsız etti, o gördüğünüz an son raddesiydi bendeki. Yakın mesafeden konfeti patlattılar, ben eğilip onları uyarmak isterken, diğeri yakın mesafeden yeni bir konfeti patlattı gözüme. Çok canım yandı. Olmaması gereken bir şeydi tabii ki ama böyle bir tepki vermek zorunda kaldım. Seyircime bunu yapacak biri değilim ama herkesin bir sınırı var…" İzledim yapanları, olacak şey değil.

05 Temmuz 2026 07:00

Köşe Yazarı

'Bu Nasıl Sipariş?' Diye Sorulmalı...

Bodrum ve Alaçatı, Türk turizminin en önemli markalarından.. Ve ne acıdır ki, her yaz başında ya lahmacun fiyatlarıyla ya da uçuk hesap pusulaları ile gündeme geliyor bu iki tatil cenneti. Bu kez 870 bin TL'lik bir adisyondu konuşulan; Alaçatı'daki Carna Alaçatı isimli bir mekana aitti. Tabii millet ayaklandı hemen, "Bu nasıl hesap!" diye. Mekanın sahibi de açıklama yapmış zaten; "Yiyecek bedeli sadece 18 bin lira. Bu hesabın 851 bini alkollü içecek" demiş. Adisyonda da var zaten; 49 şişe şampanya, 2 şişe de yıllanmış viski içilmiş. Kişi sayısını bilmiyorum (kimi yerde 5 kişi diyor) ama 49 şişe şampanya için parti veriyor olmak lazım! Sadece Bodrum/Çeşme gibi yerler için de geçerli değil bu söylediğim, her yer böyle. Eskiden haftada 4-5 gün dışarı çıkabilen insanlardık, artık değiliz kabul edelim. Dolayısıyla'Bu içki fiyatları normal' demiyorum ama Bodrum/Çeşme gibi yerler de turizmin kalbinin attığı yerler. Ve enteresan olan şudur ki; ben bu yoğurdu Kapadokya'da değil, bu yaz başında Bodrum'da tattım ilk kez. Bodrum Avantgarde Refined Yalıkavak'ın şefi İlker Erdoğan, öyle bir cheescake yapmıştı ki bu yoğurtla, ef-sa-ne idi. Mesela'En İyiler Ekosistemi' yaratmış bu yaz otelinde; Türkiye'nin farklı bölgelerindeki en iyi gastronomi markalarını Bodrum'a misafir ediyor. Yalıkavak'tan bir başka öneri daha: Yalıkavak Çökertme Caddesi'nde yeni açılan Şekerpare Hanım, büyüleyici gün batımı manzarasıyla kalbimi çalan yerlerden oldu. Üç ortaklı mekanın başında yılların işletmecisi Cenk Çöteli var; "Sadece yeni bir restoran değil, Ege'nin köklü paylaşım kültürünü ve masa sohbetlerini yaşatacak bir buluşma noktası yaratmak istedik" diyor.

02 Temmuz 2026 07:00

Köşe Yazarı

Kadir İnanır'la Birlikte Bir Dönemi De Uğurluyoruz

İlk kez, 2012 yılında röportaj yapmıştık kendisiyle. "İnsan inançlı olunca, başına bir bela gelmeden önce de hayatın hem ne kadar anlamlı hem de ne kadar kısa olduğunu görebiliyor. Şöyle bir bakınca… 62 yılında İstanbul'a gelmişim. O günden bugüne 43 yıl geçmiş. Hayatımı yazmak için bu 43 yılın dökümünü yaparken, ömrün ne kadar da çabuk bittiğini gördüm…" Böyle demişti yaşadıklarının ardından. "Nedir o tutkuyla bağlandığınız şey?" diye sorunca da, "Sigara mesela…" demişti. Hastaneye yattığını duyunca herkesin çok endişelendiğini ve hastaneye akın ettiğini hatırlatınca da şöyle demişti: "Bu ülkede çok sevildiğimi biliyordum, bir kez daha emin oldum. Türkiye'nin dört bir yanındaki evlerden dualar okunduğunu gördüm, hastane birbirine girdi, personel artık dayanamaz hale geldi yoğunluktan. Öyle bir şeydi ki benim için; hani insan ölür de cenazesine gidilir ya, ben kim cenazeme gelecekse hepsini gördüm!" Evet, Kadir İnanır nasıl sevildiğini biliyordu gerçekten. Aralarda telefonla konuşup, bazı konularda görüşlerini alsam da, sonraki görüşmemiz 10 yıl sonra oldu. Setlere dönmek isteyip istemediğini sormuştum kendisine; "İstemez olur muyum?" dedi. "Yani yorulmadınız mı?" dedim, "Yok canım, olur mu öyle şey? O zaman emekli olmam lazım. Hikayeyi bul da, bakalım zorluk falan kalıyor mu?" dedi. Son günlerde sık sık "Avrupa 40 derece sıcaklıklarla kavruluyor" haberleri okuyoruz. Fransa'da serinlemek için suya giren 40 kişi boğulmuş. Sıcaklarla kavrulduğumuz şu günlerde 'Dünya Güzel Koku Günü'nün 12'ncisinin kutlandığını öğrendim. Koku Kültürü ve Turizmi Derneği'nin inisiyatifiyle her yıl 25 Haziran'da kutlanan etkinlikte kadim uygarlıklardan günümüze miras kalan kokuların izleri sürülüyor; Türk gülü ile dünyada sadece Şanlıurfa Halfeti'de yetişen karagül gibi kokular tanıtılıyormuş. www.terkokuyorsun.com adresi üzerinden, kimliğin görünmeden "Bir arkadaşınız ter koktuğunuzu bilmenizi istiyor" şeklinde bir mail atılıyordu o kişiye.

28 Haziran 2026 07:00

Köşe Yazarı

Bu Hezimeti Kim Yarattı?

Uçakta birbirini tanıyan tanımayan herkes ortak duyguda buluşmuştu maalesef; "Hiç oynamadılar ki", "bomboş bir maçtı", "inanılır gibi değil" lafları iyice yükseldi. 10 kişi kalan Paraguay karşısında yenilen Milli Takım, herkesi delirtmişti. "O çocuklara, hocaya, federasyona, orada bizi destekleyenlere moral olmamız lazım" diyen Fatih Terim'in itidal çağrısı çoktan geçerliliğini yitirmişti. Olanlar da oldu maalesef. Bazıları için de o anlar dönüm noktası olur; tıpkı Yeşil Burun Adaları'nın 40 yaşındaki kalecisi Vozinha'nın İspanya'nın tam 7 gol atağını kalesinden çevirmesi gibi. Hamaset, siyaset ve şovun girdiği her yer böyle oluyor. Maxx Royal Bodrum da onlardan biri. Ve felsefeleri şahane; 'sağlıklı yaşam sıkıcı olmak zorunda değil' diyorlar; bu deneyimi de 'Joyful Longevity' olarak sunuyorlar. O yüzden Maxx Wellbeing'e adım atılan ilk anda sakinleştirici bir enerji bedeni sarmaya başlıyor. Maxx Wellbeing'in sağlıklı yaşam felsefesinin temelini 'önleyici uygulamalar' oluşturuyor. Wellbeing'in yaşam boyu devam eden bir yolculuk olduğuna inanan Maxx Wellbeing; 14-17 yaş arası genç misafirler için de, ergenlik dönemindeki cildin değişen ihtiyaçlarına yönelik yüz ve vücut bakım uygulamaları sunuyor. Anlayacağınız Maxx Royal Bodrum'da SPA anlayışı boyut atlamış; 'Joyful Longevity' konseptiyle, içinde kaliteli uyku, duygusal denge ve sinir sistemini destekleyen uygulamaların da yer aldığı tam bir dönüşüm yolculuğu halini almış.

21 Haziran 2026 07:00

Köşe Yazarı

Bayülgen: Çocuklar İyi, Anne Babalar Problemli

Hatta bazen 'çocuk düşmanı' bile ilan edildiğim oluyor! Ortada net bir gerçek var; anne babalar çocuklarına teslim olmuş! Prof. Dr. Acar Baltaş'ın dediği gibi; anne babalar çocuklarını yanlış seviyor! Çatıştıklarında da genelde anne baba özür diliyor. Ve bunun tek sorumlusu yeni nesil anne babalar. 16 yaşında bir kız babası olarak doğruları yanlışları görebiliyor demek ki. Oyuncu Ece İrtem'in, daha 35 yaşındayken ani bir kalp krizi sebebiyle ölmesi tam da böyle hissettirdi. Bir ay kadar önce katıldığı bir televizyon programında şöyle demiş İrtem: "Ben her şeyi Allah'a emanet ediyorum. Bir kul olarak çok fazla şeyi kafaya takıyoruz. Kafaya taktığımız ve üzüldüğümüz her şey onu da incitiyor gibi geliyor bana. O bizi bir deneyime, şükretmeye ve sevgi için buraya gönderdi ya, ben de artık kendimi rahat bırakıyorum. İş mi gelmedi? En güzeli gelecek. Canımı sıkmaya değmedi, çünkü iş geldi. Ben sadece üzüldüğümle kaldım. O süreci çiçekleri koklayarak, teyzemi belki iki defa fazla öperek geçirebilirdim..." Ne güzel konuşmuş, çok etkilendim söylediklerinden. Önemli olan bazı sorunlar yaşadığı, kendini hırpaladığı, 35 yaşında gencecik bir kadın olarak ne kadar hayat dolu görünse de hesaplaştığı şeyler olduğu. Ece İrtem'in söylediği gibi; fazla takmamalıyız. Duyduk duymadık demeyin! 'Dünyanın En İyi Çorbaları' listesine 2 Türk çorbası girmiş; mercimek ve beyran. Dünyaca ünlü gastronomi ve seyahat platformu TasteAtlas'ın (Lezzet Atlası) milyonlarca kullanıcının oylarıyla belirlediği listede, neden bir tarhana çorbası yok anlamış değilim. Dünyadan 15 çorbanın yer aldığı listede tarhana çorbasının ya da şöyle bol naneli bir yoğurt çorbasının olmaması dış güçlerin bir oyunu gibi geldi bana!

18 Haziran 2026 07:00

Köşe Yazarı

Zenginin Derdi, Züğürdün Çenesi!

Öte yandan, Aziz Yıldırım'ın başkanlığıyla birlikte kızı Yaz da hiç olmadığı kadar gündemde. Kızı için takım başkanlığına soyunan bir baba.. Kızı 6 bin TL'ye makarna yedi diye restorana koşan bir baba... İşin şakası bir yana; kızı için 'Queen Yaz' adında 2 milyarlık yat yaptırmaktan çekinmeyen Aziz Yıldırım'ın, makarna yediği mekanda kızına 6 bin TL hesap gelmesi üzerine, 'Yoksa kızımı kazıkladınız mı?' diye restorana koşmasını başkalarının aksine takdir ettim. Masalarda bu haberi konuşan herkes, "O kadar parası varken makarna peşine mi düşmüş?" dese de, doğru olanı yapmış Yıldırım. Hoş, mekan Aziz Yıldırım'ın her zaman gittiği Zorlu Center'daki 'Parle' isimli, bütün spor camiasının kantin haline getirdiği mekanmış, dolayısıyla telefonla da arayıp sorabilirdi ama belli ki 'baskın basanındır' havası yaratmak istemiş. Yaz Yıldırım da ağzının tadını biliyormuş, aferin. Bu durumu küçümsemeyenleri hiç anlamıyorum. Hesaba itiraz etmek, pahalı bir şeyi almaktan vazgeçip yerine koymak, hatta 'çok pahalı' diyerek yerine koymak ve bunu fark etmelerini sağlamak, bir hizmet almadan önce fiyat sormak, bu tür şeyler çok normal. Aziz Yıldırım bile olsan bu böyle. O yüzden Aziz Yıldırım'ı alkışlıyorum, herkese de örnek olsun. Yaz Başkan'a da afiyet olsun. Bikinili bir poz paylaşmış Derici ve "İki senedir aynı bikiniyi giyiniyorum, iktisatlı kadınım" demiş. 2 milyarlık teknem olsa, tekneye saygıdan giymem belki ama olmadığına göre?!! Biri de o görüntüyü koyup "Beşiktaş Tüpraş stadyumunda adamın biri yerlerde sürünüyor, gelen gelsin" yazmış altına, yüksek sesle kahkaha attım. Şaşırın, eğlenin ve tadını çıkarın. Adı da: İmren Erşen Oya Müzesi. Bu yüzden de UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras kapsamında da koruma altına alınmış durumda.

14 Haziran 2026 07:00

Köşe Yazarı

Bu İlişkinin Lincini Neden Sadece Kadın Tarafı Yiyor?

Aynı dizide rol alan iki genç oyuncu Zeynep Atılgan ve Ali Öner, gerçek hayatta sevgili olmuş. Ortalık toz duman, sosyal medyada fanlar ve hater'lar (nefret edenler) birbirine girmiş durumda. Her şeyin sebebi bu yeni kız oluyor; yani Zeynep Atılgan! Adamın aklı olmadığından sanırım! Yine aynı şey oldu; bu kez de kız suçlu! Bu olaya sadece magazin haberi olarak bakmayalım, sadece ünlüler üzerinden okumayalım çünkü magazin dediğimiz şey, gerçek hayatın izdüşümü bence. Diyor ki özetle; "Zeynep'le aramızdaki duygu, sanıldığı gibi eskiye dayanan, saklanan bir şey değil. Aynı sette, aynı yorgunluğun ve aynı emeğin içinde birbirimizi zamanla tanıdık. Önce güven oldu. Sonra insanın hemen adını koyamadığı ama kalbinde yer açan bir yakınlık. Bizimki gürültüyle değil; zamanla, sessizce ve kendiliğinden oldu…" Eklemeyi de ihmal etmemiş; "Hayatımda uzun süre yer etmiş bir beraberlik, Zeynep'le aramızda bir yakınlık başlamadan önce sona ermişti." Adam diyor ki, nişanlı olduğum kişiyle ilişkim bitmişti. Birinin olaya el koyması lazımdı! Dilan Polat, içeri girip tahliye olduktan sonra sosyal medyaya tövbe edeceğini açıklamıştı. Ama bu kez aile kavgaları, ağlamaları, evin içinde kalması gereken her şey sosyal medyada, karşımızdaydı. En son çiftin koruması öldürülünce ama bu çiftin şovu bitmeyince, Dilan Polat'ın Instagram hesabına erişim engeli getirildi.

11 Haziran 2026 07:00

Köşe Yazarı

'Buzlar Eriyince' Ne Olacak?

Arçelik eski CEO'su, iş insanı Hakan Bulgurlu'nun, Antarktika'ya yaptığı muazzam seyahati odağına alan 'Buzlar Eriyince' isimli yeni kitabının tanıtımındaydım. "Bugüne dek hep 100 yıl sonrası anlatıldı ama ben 30 yıl sonra olacakları anlatıyorum, çok yakın bir tarihi… Amacım sizleri korkutmak değil, farkındalık yaratmak ve hâlâ çözümler olduğunu göstermek" diyor. "Kıyı şeritlerinin yok olması demek. Yani insanlar sahillerden daha yukarılara çıkmak zorunda kalacak. Bu da emlak değerlerinde düşüş, sigorta ve bankacılık sektörünün çöküşü, tarım arazilerinin kaybolması, enerji altyapılarının çökmesi ve dolayısıyla kontrolsüz göç demek. Gıda güvenliği, ev güvenliği, seyahat sorun olacak. Hangi kara parçasını koruyacağız, nereyi denize teslim edeceğiz, insanları yükseğe nasıl taşıyacağız, hangi mühendislik çözümleri için para ayıracağız, bunlara karar vermek gerek. Dolayısıyla politikacıların da artık bunları konuşması gerekiyor. Ben bütün bunları konuşmak, bu konularda farkındalık yaratmak istedim…" Hakan Bulgurlu, bir ay süren Antarktika seyahatini de ayrıntılarıyla anlatıyor kitabında…. "Müthiş zordu. Burası dünyanın en kuru, rüzgarlı ve soğuk noktası. Hatta çölden daha kuru. Bu yüzden yangın tehlikesi var. Çünkü söndürmek için su yok! Her gün, 5 saat su eritiyorsunuz içmek için. Yüzünüzü açtığınız an, güneş teninizi yakıyor ya da soğukta burnunuz, parmaklarınız donuyor. Buraya yılda toplam 350-400 kişi gidebiliyor. Sadece fiziksel ve mental olarak hazır olanlara izin veriliyor…" Sohbetin bir yerinde, "Bu kitabı neden yazdınız?" diye sordum… "İyi bir baba olmak için yazdım" diyerek ekledi Bulgurlu: "Ben hayatımı değer yaratarak geçirebildim ama benim çocuklarım benim yaşadığım hayata ve olanaklara sahip olamayacak; her şey giderek daha da zorlaşıyor çünkü. Gelecek kaygısı olan bir baba olarak yazdım bu kitabı…" Anlayacağınız Bulgurlu'nun yazdığı kitap, macera ruhuyla yazılmış bir kitap değil. "Günden güne dengesini bozduğumuz bu dünyada, sanki her şey yolundaymış gibi yapan politikacılarla daha ne kadar süre yaşayabiliriz? Doğa affetmez ve iltimas geçmez, bunu biliyoruz. O zaman dünyanın yaşanabilir kalması için biz ne yapmalıyız, bunları konuşmak gerek" diyor. Yani "Biz iyi atalar olacak mıyız?" sorusunu herkesin kendine sorması için. Bir başkası da "Kanye West, kalk büyüğün geldi" demiş. Ama o gitti, annesinin Balıkesir'deki Kürse köyüne bir DJ seti kurdu ve 7'den 70'e herkesi oynattı.

07 Haziran 2026 07:00

Köşe Yazarı

Siz Kimsiniz Yahu?!

Her haber sitesinde aynı haber: Ozan Güven, arkadaşı Mehmet Aslantuğ ile gittiği Kadıköy'deki bir mekandan, 'Failler dışarı' tezahüratları eşliğinde kovulmuş. Hâlâ bilmeyenler için not: Güven eski sevgilisi Deniz Bulutsuz'a şiddet uyguladığı gerekçesiyle 1 yıl 15 aylık hapis cezası almıştı. O olayın patladığı gün, Ozan Güven için en ağır yazıyı yazmış kişi olarak söylüyorum. O kadar tatlılardı ki, dayanamadım kıza dedim ki "Date yapan romantik bir çift gibisiniz…" Kız da "Ortalıkta erkek yok ki, ben de onunla çıktım" demez mi gülerek. "Aa sen kaç yaşındasın ki?" dedim, "15" dedi; bir de ekledi: "Abla güvenecek erkek yok, nazik ve düşünceli erkek yok, çiçek alan da yok, ben de kediyle çıktım yemeğe…" "Sen bu yaşta bunu diyorsan, biz hiç üzülmeyelim" dedim, kalktım. Düşünsenize, 15 yaşındaki kızın bile beklentisi sıfır! "Kör olasıca erkekler, kandırıyorlar" diye bir başlık. 77 yaşındaki Bağcan da aynı dertten muzdarip. 35 yaşındayken ilişki yaşadığı partnerinin evli olduğunu sonradan öğrenmiş meğer. "Hep öyle yapıyor kör olasıcalar, kandırıyorlar kadınları" diyor verdiği cevapta. Yani 15 yaş da, 77 yaş da erkeklerden beklentiyi kesmiş. Tekin Seyrekoğlu Mücevherat Yönetim Kurulu Başkanı Tekin Seyrekoğlu, evlilik dışı ilişkisinden bir çocuk sahibi olmuş. Eşi boşanma davası açınca da "Zina yapmadım, çok sevdiğim ve tüp bebek sahibi olmak isteyen arkadaşıma sperm verdim" demiş. Hayatımda duyduğum en bombastik erkek yalanı! Çok güldüm, 77 yaşındaki mücevherciye 'pes' dedim ama adalet ex eşin istediği nafaka için ne der, onu bilemem artık. Hücuma kalkışan 300 Spartalı gibi insanların o vapurlara koşması ve doluşması insanın yüreğini sıkıştırıyor.

31 Mayıs 2026 07:00

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha