×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

"Vatanımı Savunurum"

Açık söylemek gerekirse Türkiye 32 ülke arasında bir yıldız gibi parlayacak... MİT İstihbarat Akademisi'nin hazırladığı NATO 3.0-Türkiye Raporu'nu okuduğumda meseleye yönelik biraz daha bilgim arttı... 3- Türkiye, NATO içinde örnek üye ülke haline geldi. MİT raporunda Türkiye, "NATO 3.0'ın ihtiyaç duyduğu müttefik profilinin güçlü ve istisnai bir örneğidir" görüşü paylaşılıyor. Türkiye'nin, "Kendi güvenliğini üretebilen, kritik teknolojilerde yetkinlik geliştiren, bölgesel krizleri okuyabilen, hibrit tehditlerle mücadele edebilen ve stratejik özerkliğini İttifak kapasitesine dönüştürebilen bir ülke" olduğunun altı çiziliyor. Ve final cümlesi... "Türkiye, güvenilir müttefiklikten stratejik katma değer üreten aktörlüğe doğru evrilmektedir" deniliyor. Ama en önemlisi Türkiye'de "Mesele vatansa gerisi teferruattır" anlayışıyla geceli gündüzlü akıl ve alın teri döken insanlarımızın, gerektiğinde cepheye gözü kapalı koşmaya hazır milyonlarımızın olması en önemli gücümüz... Türkiye'de "savaş çıksa ülkemi savunurum" diyenlerin oranı %88 çıkarken, bu oranla Türkiye, 20 NATO ülkesi arasında açık arayla ilk sırada yer aldı. Avrupa'daki birçok ülke "yüzde 20 vatanımı savunurum" derken, geri kalanı başka ülkelere kaçma hesabı yapıyordu... Zira Haluk Bayraktar şöyle yazdı: "Piaggio Aerospace'i satın aldığımızda, çalışanlarına, İtalya'ya ve havacılık sektörüne bir söz verdik. Bir yıl sonra, bu sözü tuttuk ve ötesine geçtik. Taahhütlerimizin çok ötesinde yatırım yaptık, korumayı taahhüt ettiğimiz her işi koruduk ve bu 140 yıllık şirkete yeni bir endüstriyel plan, yeni bir kimlik ve yeni bir gelecek verdik. Piaggio Aerospace'in en iyi günleri hâlâ önümüzde." Oysa BAYKAR satın almadan önce 140 yıllık havacılık firması iflasın eşiğindeydi. Biliyorum muhalif cepheden yine "Damat" eleştirileri gelecek ama ben tüm kalbimle biliyorum ki, Bayraktar ailesi büyük ve zor işleri çok daha önce başardı... İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin Suriye'nin başkenti Şam'a, MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın Irak'ın başkenti Bağdat ve sonra Kerkük'e yaptığı ziyaretlerin hemen ardından bombalı saldırı haberi geldi. Haberi paylaşırken 2016 öncesi hemen her hafta hatta bazen gün aşırı Türkiye'de yapılan terör saldırılarını düşündüm.

Köşe Yazarı

Kaynak: Star

05 Temmuz 2026 16:22

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Köşe Yazarı

Neymiş, Neymiş!

Önce cümleyi birebir buraya yazıyorum... "Her şeyin en güzelini, en dürüstünü ve en kalitelisini hak ettiğime dair içimdeki o sarsılmaz, muazzam inanç... Bu bir şımarıklık veya 'Prenses Sendromu' değil; bu kendi potansiyelimi ve ışığımı tam olarak idrak etmiş olmanın getirdiği o ağırbaşlı asalet." Neymiş, neymiş!!! "Kendi potansiyelimi ve ışığımı tam olarak idrak etmiş olmanın getirdiği o ağırbaşlı asalet." Bak bak bak... "Her şeyin en güzelini, en kalitelisini hak ediyorum" ifadesiyle de doğuştan gelen haklarına işaret ediyor... Cem Yılmaz bu duruma dair tespitlerini paylaşırken sürekli bir "Beni anla kriziyle karşı karşıyayız" diye yakınıyordu. Ya da en azından ben kocalar tarafından meseleyi dinlediğim için bende öyle bir izlenim bırakıyor... "Genelde kaç para kazanırsam kazanayım ona yetmiyor" sitemi gündeme geliyor... Lüks bir hayat süremediği için, akıllı telefonun son modelini alamadığı için eşine değersizmiş gibi davranan insanlar türedi... CHP'li Mehmet Sevigen, Özgür Özel'e seslenip, "Parti kurmak, turşu kurmaya benzemez Özgür bey" diyor... Üstelik de bu parti kurma sürecinde hançerlemeler de devam ediyor... Ama farkında değil galiba izlediği yol yol değil ve CHP'lilerin içinde de " Gidişat nereye? " sorusu daha çok soruluyor. Özel, " Paralel grup toplantısı "nda Erdoğan'ı Dr. Frankeştayn'a benzetti... Şöyle söyledi: "Eğer butlan bir canavarsa canavarı üreten de Frankeştayn'sa, Frankeştayn Recep Tayyip Erdoğan'ın ta kendisidir." Peki Erdoğan ne söyledi de bu tartışma başladı... "Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerini şikayet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Bir Frankenştayn ürettiler şimdi de ceremesini çekiyorlar." Şimdi herkes kendi penceresinden meseleyi okuyup karar verebilir... Frankeştayn CHP'nin şu an içine düştüğü durumsa ortada bir ucubelik olduğunu bizzat Kılıçdaroğlu söylüyor. Yok eğer Dr. Frankeştayn, CHP'yi bu hale getirenlerse İmamoğlu'nun partiyi nasıl dizayn ettiğini, Özgür Özel'i neden seçtiğini iyi düşünmek gerekiyor. " Kiminle oturup kalktığınız önemlidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, makamında Elon Musk ve Bill Gates gibi küresel teknoloji ve inovasyon dünyasının önde gelen isimlerini ağırlarken; biz ise enerjimizi Husiler ve Haşdi Şabi gibi silahlı gruplarla iç içe olmaya harcıyoruz. " Bu tespit önemli zira bu süreçte Tahran yönetiminin "Terör paradigmaları değişiyor mu?" sorusunu sordurtan bir hamle yapıldı. Hatırlayın iki yıl önce Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler hem de televizyon ekranından "PKK'lılar Kandil tarafından İran'a kaçıyor. İranlılara teröristler sizin orada diyoruz. Onlar bize yok diyorlar. SİHA görüntüsü veriyoruz. İnkar ediyorlar" diye sitem ediyordu... Benim burada bir hatırlatma yapmam gerekiyor ne demişti Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terör bumerang gibidir. Bir gün döner sizi de vurur" Bu yüzden İran'ın " Kardeşlik Kuşağı " projesine destek vermesi kaostan, krizden değil istikrardan yana tavır koyması önemli olacaktır. ABD Başkanı Donald Trump'ın, geçen yıl kripto para işletmelerinden yaklaşık 1,2 milyar dolar gelir elde ettiği duyuruldu. Trump'ın Ocak 2025'te piyasaya sürdüğü meme coinler 74 dolardan 1,68 dolara kadar geriledi. Yani bu işe para yatıranlar iflas etti...

02 Temmuz 2026 22:56

Köşe Yazarı

Neymiş, Neymiş!

Önce cümleyi birebir buraya yazıyorum... "Her şeyin en güzelini, en dürüstünü ve en kalitelisini hak ettiğime dair içimdeki o sarsılmaz, muazzam inanç... Bu bir şımarıklık veya 'Prenses Sendromu' değil; bu kendi potansiyelimi ve ışığımı tam olarak idrak etmiş olmanın getirdiği o ağırbaşlı asalet." Neymiş, neymiş!!! "Kendi potansiyelimi ve ışığımı tam olarak idrak etmiş olmanın getirdiği o ağırbaşlı asalet." Bak bak bak... "Her şeyin en güzelini, en kalitelisini hak ediyorum" ifadesiyle de doğuştan gelen haklarına işaret ediyor... Cem Yılmaz bu duruma dair tespitlerini paylaşırken sürekli bir "Beni anla kriziyle karşı karşıyayız" diye yakınıyordu. Ya da en azından ben kocalar tarafından meseleyi dinlediğim için bende öyle bir izlenim bırakıyor... "Genelde kaç para kazanırsam kazanayım ona yetmiyor" sitemi gündeme geliyor... Lüks bir hayat süremediği için, akıllı telefonun son modelini alamadığı için eşine değersizmiş gibi davranan insanlar türedi... CHP'li Mehmet Sevigen, Özgür Özel'e seslenip, "Parti kurmak, turşu kurmaya benzemez Özgür bey" diyor... Üstelik de bu parti kurma sürecinde hançerlemeler de devam ediyor... Ama farkında değil galiba izlediği yol yol değil ve CHP'lilerin içinde de " Gidişat nereye? " sorusu daha çok soruluyor. Özel, " Paralel grup toplantısı "nda Erdoğan'ı Dr. Frankeştayn'a benzetti... Şöyle söyledi: "Eğer butlan bir canavarsa canavarı üreten de Frankeştayn'sa, Frankeştayn Recep Tayyip Erdoğan'ın ta kendisidir." Peki Erdoğan ne söyledi de bu tartışma başladı... "Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerini şikayet ettiler ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Bir Frankenştayn ürettiler şimdi de ceremesini çekiyorlar." Şimdi herkes kendi penceresinden meseleyi okuyup karar verebilir... Frankeştayn CHP'nin şu an içine düştüğü durumsa ortada bir ucubelik olduğunu bizzat Kılıçdaroğlu söylüyor. Yok eğer Dr. Frankeştayn, CHP'yi bu hale getirenlerse İmamoğlu'nun partiyi nasıl dizayn ettiğini, Özgür Özel'i neden seçtiğini iyi düşünmek gerekiyor. " Kiminle oturup kalktığınız önemlidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, makamında Elon Musk ve Bill Gates gibi küresel teknoloji ve inovasyon dünyasının önde gelen isimlerini ağırlarken; biz ise enerjimizi Husiler ve Haşdi Şabi gibi silahlı gruplarla iç içe olmaya harcıyoruz. " Bu tespit önemli zira bu süreçte Tahran yönetiminin "Terör paradigmaları değişiyor mu?" sorusunu sordurtan bir hamle yapıldı. Hatırlayın iki yıl önce Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler hem de televizyon ekranından "PKK'lılar Kandil tarafından İran'a kaçıyor. İranlılara teröristler sizin orada diyoruz. Onlar bize yok diyorlar. SİHA görüntüsü veriyoruz. İnkar ediyorlar" diye sitem ediyordu... Benim burada bir hatırlatma yapmam gerekiyor ne demişti Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terör bumerang gibidir. Bir gün döner sizi de vurur" Bu yüzden İran'ın " Kardeşlik Kuşağı " projesine destek vermesi kaostan, krizden değil istikrardan yana tavır koyması önemli olacaktır. ABD Başkanı Donald Trump'ın, geçen yıl kripto para işletmelerinden yaklaşık 1,2 milyar dolar gelir elde ettiği duyuruldu. Trump'ın Ocak 2025'te piyasaya sürdüğü meme coinler 74 dolardan 1,68 dolara kadar geriledi. Yani bu işe para yatıranlar iflas etti...

02 Temmuz 2026 09:07

Köşe Yazarı

Kabuğunu Kıran Türkiye

Oysa bu dev kurum özellikle çığır açan teknolojiler alanında birçok başarıya imza atıyor... Bu durum dahi aslında Türk mühendislerinin rüştünü ispatlamasının bir yansıması zira Türkiye KAAN'ı 2032-2033 yılları içinde yerli jet motoru TF35000 ile uçurmak için çalışmalarını sürdürüyor. Hatırlayın Trump'ın Irak-Suriye Özel Temsilcisi Barrack, Türkiye'ye yönelik ambargo ve kısıtlamaların hata olduğunu söylemişti. Hatta "Türkler mutlaka bir yolunu bulup bu engelleri aşıyor" demişti. Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy'un davetiyle hafta için Tıbbi Bitkiler Bahçesi'ndeydik... 14 dönümlük bahçe başlı başına bir vaha gibi gidip görülesi ama benim sizinle paylaşmak istediğim başka bir mesele var. Kurmayları "mültecileri geri gönderme vaadinde bulunmazsak seçimi kaybediyoruz" dediğinde, Erdoğan en yakınındaki isimlere "Allah'ın rızasını kaybettikten sonra, seçimi kazansak ne olur" demiş bir lider... Ve bir an sonra gökyüzünde Suriye Havayolları'nın uçağı görülüyor. O çocuklar, aileler için 13 yıl boyunca uçak sesi gökyüzünden bomba atılması, ölüm demekti. Özgür Özel'in Garip Dede Cemevi ziyareti sırasında atılan "Hain Kemal" sloganları aleviler üstünden yaşanan bir kavganın da su üstüne çıkmasına sebep oldu. Zira aslında "On Muharrem Orucu Programı"na CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da katılacaktı. Özgür Özel, etkinliğe katılarak bir anlamda Kılıçdaroğlu'na "Aleviler sizin arka bahçeniz değil" mesajı verdi. Ancak Kılıçdaroğlu'nun cemevi avlusunda yuhalanması "Hain" diye sloganlar atılması da çok tatsız oldu. Aksini bir düşünsenize bir yanda Özel taraftarları "Hain Kemal" diye slogan atıyor. Diğer tarafta Kılıçdaroğlu taraftarları "Hırsızlar" diye bağırıyor. Ardından "korumaları kim çekin talimatı verdi" tartışması başladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu'nun talimat verdiği çünkü Özel döneminden kalan Kılıçdaroğlu'na yakın korumalık yapan polislerden şüphelendiği ortaya çıktı. Ancak Kılıçdaroğlu'na dahi sormadan böyle bir adım atması da gerçekten sorgulanması gereken bir durum.

28 Haziran 2026 18:01

Köşe Yazarı

Hırtlarla Yaşamak

Türk Dil Kurumu "Hırt" kelimesini "hal ve hareketleri kaba, görgüsüz, incelikten yoksun" diye açıklıyor. Ve ne yazık ki " Hırtlar " gittikleri her ortamda saygılı, kibar, dürüst, düzgün insanları sindiriyor, bastırıyorlar. Binbir güçlükle bulup aracını çekmesini istediğinizde "Ne var çatladın mı?" gibi cevaplar veriyor. Kendisi yolu kapatırken hak, başkası yolcu indirirken eli kornada " Yolu aç " diye tepkiler gösteriyor. Bu arada " Hırt " var " Hırt " var. Bir de başörtülü görünce sarımsak görmüş vampir gibi davranan " Hırtlar " var. Bunların en ünlüsünü " Emcük beyinliler " söylemiyle CHP'li Özgür Özel bağrına basmıştı... Zorunlu eğitimi de düşünürsek bunca eğitime rağmen nasıl bu kadar " Hırt " olabiliyorlar! Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda şans iğne ucu kadar dahi olsa Türkiye olarak barış için yapılması gereken her çabayı vermeye devam edeceğini söyledi... " İsrail'in bu süreçte fitne kazanı kaynatmasına müsaade etmedik " dedi. " Terörsüz Türkiye " mücadelesine dair önemli mesajlar verdi... "Suriye'deki entegrasyon sürecini yakından takip ediyor, gerekli katkıları sunuyoruz" ifadesini kullandı. "Kürt kardeşlerimizin büyük zarar göreceği fitnelerin önüne geçildi. Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar olarak ne kadar kanlı bir oyunu bozduğumuz ileride görülecek. Bölgemizin nasıl bir uçurumdan döndüğü daha iyi anlaşılacaktır." Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihe not düşülecek ifadeler kullandı. Erdoğan, "Tekrar bir 'Yenikapı Ruhu' aranıyorsa Meclis'e sunacağımız yasal düzenleme bunun zeminini olacaktır" görüşünü paylaştı... Verilen mesaj çok netti: "Yıl sonuna kadar Suriye'deki entegrasyon işini tamamla. PKK'lılarla ilişkini kes, PKK'lıları Suriye'den tamamen çıkart." Yani ABD ile Türkiye meseleye aynı pencereden bakıyor. Üstüne Türkiye, Katar, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ile öylesine diplomatik süreçler yürüttü ki, İran'ın attığı füzeler, İsrail'in sahte bayrak operasyonlarına rağmen savaşın Orta Doğu'ya tamamen yayılmasının önüne geçildi... Anahtar cümle bu.. "Parlamenter sisteme geçilince herkes için çok önemli koltuklar var... Yani üçüncü yolcular Şaban Sevinç'in ağzından tüm bu kavganın millete hizmet değil, koltuk kavgası olduğunu itiraf ediyor. Kılıçdaroğlu TBMM Başkanı. Bu formül size tanıdık gelmiş olabilir. Zira 2023 seçiminde de " Altılı masa "daki tüm liderlere birer tane Cumhurbaşkanı Yardımcılığı teklif edilmişti. Ardından listeye Yavaş ve İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı yardımcılığı eklenmişti. Yetmemiş Zafer Partisi'ne de 3 bakanlık veren mutabakat imzalanmıştı. Yani herkese mavi boncuk dağıtır gibi makam, mevki dağıtılmıştı... Neyse ki millet sandıkta bu formüle net bir cevap vermişti... Özetle CHP'deki tüm mesele koltuk sahibi olmak ya da olmamak üstüne gibi... Şimdi buraya Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 25 Ocak 2025'te yaptığı bir konuşmayı yazıyorum... "Şahsım dahil hepimiz bu davada sadece birer neferiz. Koltukların bir emanet olduğunun bilinciyle canla başla çalışmak mecburiyetindeyiz." Takdiri de size bırakıyorum... Yazımızı siyaset dışına çıkarak bitirelim... Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grubu'nda gündemdeki konulara ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunduktan sonra çıkışta gazetecilerin soru yağmuruna tutuldu... En keyifli soru, kendisinin telkiniyle İtalya Başbakanı Meloni'nin sigarayı bıkması konusunda ne düşündüğü oldu... Erdoğan, biraz da acı tebessümle "Keşke ülkemdekilere de bıraktırabilsem" cevabını verdi. Bize de bu temenniye "İnşallah" demek düşer...

25 Haziran 2026 16:54

Köşe Yazarı

İbb Yöneticisinin Kaçırılması

Zira Karaal aynı zamanda " İmamoğlu Suç Örgütü " iddianamesinde adı geçen bir kişi, tutuksuz yargılanıyor ve ihale komisyonunda görev alıyor... " Eylem 61 " başlığı altında savcının iddiasına göre 490 milyon 966 bin liralık bir kamu zararı söz konusu... Ancak kaçıranların " Sizde çok para var " diyerek yurt dışından Karaal'ın eşi Ayşe Toprak Karaal'ı araması birilerinin kulağına kar suyu kaçırıldığını gösteriyor. Olaya ilişkin yürütülen soruşturmada ihbarı yapan mağdur Bilal Durmaz'ın, İBB'ye yönelik yolsuzluk iddianamesinde adı "emanetçi" olarak geçen Taç Döviz'in sahibi Atilla Durmaz'ın oğlu olduğu ortaya çıkmıştı...... "Bizi polis zoruyla attılar. Miting yaptım uyudum" Tüm bu sözler, CHP Genel Başkanlığı koltuğunu kaybeden Özgür Özel'e ait... Ne diyordu Erdoğan; "Günde 5-6 saat ancak uyurum. Gece 1-2'ye kadar çalışırım. Başka türlü devlet işleri yürümez." Şimdi mesele elbette kimin ne kadar uyuduğu değil, zira Özgür Özel "Her şartta uyurum" diye övünerek anlatıyor. O konuşma ne önce onu hatırlatayım sonra devam edelim... "Osmanlı'nın topraklarına bakın. O coğrafyada yaşayan insanlara bakın Türkiye o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada yeniden ama yeniden kendi kişiliğini korumak ve geliştirmek zorundadır" Kılıçdaroğlu'nun bu sözlerini bir süredir Özel ve çevresindekiler "Neo Osmanlıcılık" diye anlatıyor. Örneğin Suudi Arabistan ile Hicaz Demiryolu-ticaret yolu anlaşması imzalandıktan sonra İsrail medyası "Yeni Osmanlı Ticaret Yolu" manşeti attı... Zaten Erdoğan da bugüne kadar "Hiçbir ülkenin toprağında gözümüz yok" mesajını defalarca verdi. Belli ki Özel'in beslendiği kaynaklar kendisine, " Uyusun da büyüsün " diye ninniler söylüyor. Zira Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda, Erdoğan'ı "Dış politika, iç siyasette oy devşirmek için tribünlere oynanacak bir şov alanı değil; bu kadim devletin varlık, gelecek ve saygınlık makamıdır" sözleriyle suçlamaya çalıştı. Erdoğan'ın "Oldubittilere karşı cevabımız çok net ve sert olur" söylemini hatırlayın. Benim esas dikkatinizi çekmek istediğim mesele Erdoğan'ın " Mutlak butlan " kararı sonrası ilk kez Kılıçdaroğlu'nu hedef alan eleştiriler paylaşması, yani Erdoğan diyor ki " CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ana muhalefet lideri olarak muhatabım bundan sonra. " Peki " Erdoğan, Kılıçdaroğlu'na ne söyledi? " derseniz epey manidardı... "Dış politikada bize ders vermek sizin boyunuzu ziyadesiyle aşar. Eğer becerebiliyorsanız önce şaibesiz bir kurultay yapmayı öğrenin." Ne diyelim takdir milletin elbette. Ama Kılıçdaroğlu'nun "aday yapmayın dediğimiz isimler şimdi cezaevinde" ifadesini de yabana atmayın...

21 Haziran 2026 14:57

Köşe Yazarı

Müsilaj

"İstanbul'da da vardı böyle ama İmamoğlu temizledi hepsini" hani kulaklarımla duymasam inanmazdım. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın o dönem adeta müsilajla mücadele seferberliği başlatmış olması en azından konuşmayı yapan kişinin zihninde hiç yer etmemiş... Aynı şekilde İmamoğlu'nun "Yapraklar bizi alkışlıyor" diye gündeme gelen "Silahtarağa İleri Biyolojik Arıtma Tesisi Projesi" ni iptal ettiğini de duymamış olmalı... Tabii bunu tüm CHP seçmeni için söylemek mümkün değil. Örneğin Bakan Kurum'un dalış görüntüleriyle gündeme gelen İzmit Körfezi'nin kurtarılması operasyonunda "Dip Çamuru Ormana Döküldü" haberi yapılıyor... Sonra bakanlık "Tüm çalışmalar bilimsel temelde TÜBİTAK ve üniversitelerle iş birliği ile yapıldı. Dip çamuru tehlikesiz atıktır ve orman vasfını yitirmiş çorak araziye dökülmüştür. İleride bu bölge de rehabilite edilip orman haline getirilecek " mesajı veriyor. Özetle CHP sağlam bir muhalefet üretemediği için medyası da CHP'lileri de depresyona sürüklüyor. Samimiyetle Atatürk'ün partisi diye CHP'ye gönül veren kitle artık CHP medyasını da izlemiyor. Zira, "Kavanoz kapağına oy veririm" anlayışı şehirlerimize, ülkemize de kaybettiriyor... AK Parti İstanbul'da başlattığı yeni kampanya ile "İstanbul beklemez" mesajı verdi... Daha önce de "Senin hayatından gidiyor" mesajı vermişti... "Kardeşi, kardeşe kırdırma; Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar arasında yeni fitne ateşleri yakma girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı." Şimdi devam edelim... 2009 yılındaki " One minute " çıkışından bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Siyonizm'in hedefinde olduğunu sanırım hepimiz kabul ediyoruzdur.., Bu yüzden bu durumda bir değişiklik yok. Bu yüzden de " Erdoğan, Fidan, Kalın üçlüsünden mutlaka kurtulmalıyız " mesajı veriyorlar. "Özgür Özel'i CHP Genel Başkanı olarak tanımalısınız. Özel, geleceğin Cumhurbaşkanı olabilir" Özetle Siyonizm cephesinde değişen bir şey yok... Eski ABD Başkanı Biden'ın "Bu kez darbeyle değil, Türkiye'deki dostlarımızla Erdoğan'ı devireceğiz" söyleminin ardından kurulan altılı masayı bir düşünün; Sonra o masayı kuran Kılıçdaroğlu'nun "Partimize sızan FETÖ'cüleri fark edemediğim için özür dilerim" itirafını üstüne koyun... ABD'de ölüp giden FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in " Güneydeki sevdiğimiz ülke " diye İsrail'e nasıl selam çaktığını bir hatırlayın... Sonra bir başka gün televizyon ekranında diyor ki; "Benim suçum ABD'nin İsrail'in bölgede planladığı düzene ve nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek. Onların tarif ettiği düzenin içinde yer almayacağımızı söyledik." Hani teklif nereden gelmiş, kime onların düzeninde yer alınmayacağı söylenmiş hepsi bir muamma... Erdoğan, Hamas'a " Kuvayi Milliye " diyerek destek oldu. Ancak ya Özgür Özel, Ali Mahir Başarır'a ne diyelim... Her ikisi de 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu'nun yanlış aday olduğunu ancak ses çıkaramadıklarını söylüyor. Özel'in tam ifadesi şu; "Sistem öyle bir yere geliyor ki partinin genel başkanı aday olmak istediğinde, birisi çıkıp 'Ben buna isyan ediyorum' dese ve seçim kaybedilse bütün sorumluluk onun üstüne kalır." Üstüne Kılıçdaroğlu'na inanmadığı halde meydan meydan gezip milleti ikna etmeye çalıştığını söylüyor. Erdoğan'ın deyimiyle "2023'te pirom deyip göklere çıkardıkların Kılıçdaroğlu'na hain" diyenlerin, o günlerde aslında kendi ajandaları ve çıkarlarını korumaya çalıştığı anlaşılıyor. Aynı kadrolar millete de iki yıldır "Ülkeyi kurtaracak lider" diye İmamoğlu'nu pazarlamaya çalışıyordu.

18 Haziran 2026 22:21

Köşe Yazarı

Müsilaj

"İstanbul'da da vardı böyle ama İmamoğlu temizledi hepsini" hani kulaklarımla duymasam inanmazdım. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın o dönem adeta müsilajla mücadele seferberliği başlatmış olması en azından konuşmayı yapan kişinin zihninde hiç yer etmemiş... Aynı şekilde İmamoğlu'nun "Yapraklar bizi alkışlıyor" diye gündeme gelen "Silahtarağa İleri Biyolojik Arıtma Tesisi Projesi" ni iptal ettiğini de duymamış olmalı... Tabii bunu tüm CHP seçmeni için söylemek mümkün değil. Örneğin Bakan Kurum'un dalış görüntüleriyle gündeme gelen İzmit Körfezi'nin kurtarılması operasyonunda "Dip Çamuru Ormana Döküldü" haberi yapılıyor... Sonra bakanlık "Tüm çalışmalar bilimsel temelde TÜBİTAK ve üniversitelerle iş birliği ile yapıldı. Dip çamuru tehlikesiz atıktır ve orman vasfını yitirmiş çorak araziye dökülmüştür. İleride bu bölge de rehabilite edilip orman haline getirilecek " mesajı veriyor. Özetle CHP sağlam bir muhalefet üretemediği için medyası da CHP'lileri de depresyona sürüklüyor. Samimiyetle Atatürk'ün partisi diye CHP'ye gönül veren kitle artık CHP medyasını da izlemiyor. Zira, "Kavanoz kapağına oy veririm" anlayışı şehirlerimize, ülkemize de kaybettiriyor... AK Parti İstanbul'da başlattığı yeni kampanya ile "İstanbul beklemez" mesajı verdi... Daha önce de "Senin hayatından gidiyor" mesajı vermişti... "Kardeşi, kardeşe kırdırma; Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar arasında yeni fitne ateşleri yakma girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı." Şimdi devam edelim... 2009 yılındaki " One minute " çıkışından bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Siyonizm'in hedefinde olduğunu sanırım hepimiz kabul ediyoruzdur.., Bu yüzden bu durumda bir değişiklik yok. Bu yüzden de " Erdoğan, Fidan, Kalın üçlüsünden mutlaka kurtulmalıyız " mesajı veriyorlar. "Özgür Özel'i CHP Genel Başkanı olarak tanımalısınız. Özel, geleceğin Cumhurbaşkanı olabilir" Özetle Siyonizm cephesinde değişen bir şey yok... Eski ABD Başkanı Biden'ın "Bu kez darbeyle değil, Türkiye'deki dostlarımızla Erdoğan'ı devireceğiz" söyleminin ardından kurulan altılı masayı bir düşünün; Sonra o masayı kuran Kılıçdaroğlu'nun "Partimize sızan FETÖ'cüleri fark edemediğim için özür dilerim" itirafını üstüne koyun... ABD'de ölüp giden FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in " Güneydeki sevdiğimiz ülke " diye İsrail'e nasıl selam çaktığını bir hatırlayın... Sonra bir başka gün televizyon ekranında diyor ki; "Benim suçum ABD'nin İsrail'in bölgede planladığı düzene ve nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek. Onların tarif ettiği düzenin içinde yer almayacağımızı söyledik." Hani teklif nereden gelmiş, kime onların düzeninde yer alınmayacağı söylenmiş hepsi bir muamma... Erdoğan, Hamas'a " Kuvayi Milliye " diyerek destek oldu. Ancak ya Özgür Özel, Ali Mahir Başarır'a ne diyelim... Her ikisi de 2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu'nun yanlış aday olduğunu ancak ses çıkaramadıklarını söylüyor. Özel'in tam ifadesi şu; "Sistem öyle bir yere geliyor ki partinin genel başkanı aday olmak istediğinde, birisi çıkıp 'Ben buna isyan ediyorum' dese ve seçim kaybedilse bütün sorumluluk onun üstüne kalır." Üstüne Kılıçdaroğlu'na inanmadığı halde meydan meydan gezip milleti ikna etmeye çalıştığını söylüyor. Erdoğan'ın deyimiyle "2023'te pirom deyip göklere çıkardıkların Kılıçdaroğlu'na hain" diyenlerin, o günlerde aslında kendi ajandaları ve çıkarlarını korumaya çalıştığı anlaşılıyor. Aynı kadrolar millete de iki yıldır "Ülkeyi kurtaracak lider" diye İmamoğlu'nu pazarlamaya çalışıyordu.

18 Haziran 2026 08:39

Köşe Yazarı

"Erdogan's New Ottoman Trade Empire"

Yediot Ahronot Gazetesi'nin analiz haberinden... "Erdoğan'ın yeni Osmanlı ticaret İmparatorluğu" manşetli analiz haberde İsrail'in nasıl denklem dışında kaldığı anlatılıyor... İsrail'i bypass eden bu hat Tel Aviv medyasının da gündeminde zira "Biz savaşırken, Erdoğan yeni denklemler kuruyor, krizi fırsata çeviriyor" diye sızlanıyorlar... Tüm bu gelişmeleri üst üste koyduğumuzda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti Grup toplantısında yaptığı konuşma daha bir derinlikli okuma istiyor... Erdoğan, "Şam ve Beyrut, İstanbul'un iki kardeş şehridir. Türkiye'nin güvenliği sadece Hatay'dan değil Halep'ten başlar, Şam'dan başlar, Türkiye'nin güvenliği Beyrut'tan başlar. Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz, kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız" diye net bir mesaj verdi... Prof. Duran, "Bölgesel krizlerin ortaya çıkardığı yeni ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilen alternatif ulaşım güzergâhları; yalnızca iki ülke arasındaki iş birliğini değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı ve ekonomik sürekliliği de güçlendirmektedir" ifadesini kullandı. Erdoğan, son konuşmasında "Biz kendimizle yarışmaya devam edeceğiz. Millete hizmet tek gündemimiz olacak" mesajları verirken muhalefetin içine düştüğü çıkmaza da atıf yapıyordu... Özgür Özel, kendisine yönelik "Dış politikada suskunsunuz" eleştirilerine cevap verirken, Namık Tan gibi bir akıl hocası olduğunu söylemiş. Hani şu Türkiye'nin Mavi Vatan mücadelesine "Masal" Somali'deki mücadelesine "Deniz aşırı macera" diyen Namık Tan'dan söz ediyoruz. Hani Gazze'nin Kuvayi Milliye'si Hamas'a "terör örgütü" diyen kendisi ve İmamoğlu değilmiş. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Özgür Özel'e yakın 9 ismi kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk etti. İlk "arınma" hamlesini yaptı. Özgür Özel, CHP PM'deki 28 isme istifa edin talimatı verdi. Üstelik Özel'e yakın bu isimlerin dokunulmazlıklarının kaldırılması ihtimali de Özel'i uykusuz bırakmış gibi görünüyor. Kılıçdaroğlu ise durumundan memnun gibi görünüyor. Zira ikisi de Özel-İmamoğlu ikilisinin aksine mücadelenin CHP içinde verilmesi gerektiğini söylüyor. CHP "128 milyar dolar nerede?" diye 5 yıl önce bir kampanya başlatmıştı. Hemen söyleyelim bugünlerde Özgür Özel'i destekliyorlar. Yani demem o ki Kılıçdaroğlu'nu vurmak için attıkları taş, Özel'i de yaralıyor. Şimdi bunu yok biz objektif yayıncılık gereği vs diye anlatmaya çalışmasınlar zira 22 kanal Kılıçdaroğlu'nu yayınlarken onlar Özgür Özel haberi giriyordu.

14 Haziran 2026 09:24

Köşe Yazarı

"Çıbanbaşı, Fitne Fabrikası" Uyarısı

Ve hem Netanyahu'ya hem de Rumlara yönelik çok net mesaj verdi... "İhtirasları cüsselerini fazlasıyla aşan bazı ufak tefek yapılar, İsrail'in fitne kayığına binmişler. Çok açık söylüyorum, kimse macera peşinde koşmasın, kimse Siyonist katliam şebekesinin kuyruğuna takılmasın. Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün hak ve hukukuna kastedilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur" dedi. İşin ilginç yanı Erdoğan'ın konuşması neredeyse anında İsrail'de yankı buldu... Soykırımcı Netanyahu, sosyal medya hesabından Erdoğan'ı hedef aldı. "İran ve destekçilerine yönelik saldırılarımız sürecek" tehdidinde bulundu. Ayrıca İran'a dahi gücü yetmeyen bir İsrail'in doğrudan Türkiye'yi hedef alması hayatının hatası olacaktır elbette. Fitne deyince benim aklıma ilk olarak FETÖ geliyor. Zira FETÖ elebaşı Fetullah Gülen teröristlerine İsrail'in adını vermeden "Güneydeki sevdiğimiz ülke" diye tarifte bulunur. "Haçlılar sizin karınıza kızınıza ilişmez, işgalden korkmayın" diye beyin yıkamaya çalışırdı... FETÖ'yü, PKK/YPG'yi, DEAŞ'ı isimler değişse de her zaman biliyoruz ki bunların iplerinden biri de Tel Aviv'e çıkıyor... Bu yüzden rehavete kapılmadan "Kardeşlik Kuşağı" ve "Türkiye Yüzyılı" tahkimatına devam etmemiz gerekiyor... "Her şey çok güzel olacak" diye yola çıkılmış. Kılıçdaroğlu için "13. Cumhurbaşkanı" deniyor. Sonra millet "Erdoğan" dedi. Meclis seçilmişlerin yeri, Kılıçdaroğlu Meclis'e giremez, CHP Grup Toplantısında konuşamaz diye racon kesiyor. Ama CHP Genel Başkanı olarak o kürsüye gelip her hafta konuşma yaptı. Hatta kürsüye çağrılırken "Milyonların umudu Kemal Kılıçdaroğlu'nu kürsüye davet ediyorum..." diye anons yapılıyordu. Özel'in çarpık siyaset anlayışıyla ilgili size bir örnek daha vereyim... Bir yandan CHP Grup Başkanı sıfatını kullanıyor. Bir yandan "Seçilmiş" CHP Genel Başkanı diye bir sıfat uydurdu. Zira CHP'nin 38'inci olağan kurultayının şaibeli olması gibi bir yargı kararı var ortada. Zaten CHP Genel Merkezi'ne de Kılıçdaroğlu hukuki hakkını kullanarak girdi... Elbette aynı hukuki haklarını kullanıp Meclis'teki barikatı da yarıp girebilirdi. "Öğretmen öğretmenliğini yapacak, öğrenci öğrenciliğini bilecek." Zira Güney Kore Milli Eğitim Bakanı, öğrencilerin özgürlüğü meselesi artık eğitim öğretimin önüne geçti. "Akran nezaketi" gibi Milli Eğitim Bakanlığımızın programlarını büyütmeli, aileleri de bu konuda eğitmeliyiz.

11 Haziran 2026 15:43

Köşe Yazarı

"Güvenli Takip Mesafesi"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'deki kavgayı güvenli takip mesafesinden izlediklerini söyledi. Erdoğan kamu kaynakları konusunda çok net konuştu... "Kapısının üstünde ne yazarsa yazsın hiçbir kamu görevlisi bunu şahsi cüzdanı gibi kullanamaz, kullanmamalıdır. Her kim olursa olsun milletin emanetini ganimet olarak görenlerle hukuk ve yasalar çerçevesinde mücadele etmek bizlerin boynunun borcudur." ifadesini kullandı... Zira CHP medyasında Salı günü Meclis'te grup toplantısı yapacağını açıklayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik "Sakın ha" söylemi var... Ekranlardan, "Salı gününe kadar bir uzlaşma zemini bulunursa iyi olur. Yoksa O gün ipler kopacak ölçüye gelebilir." diye aba altından sopa gösteriliyor... Kılıçdaroğlu bu konuda geri adım atar mı bilemiyorum ama "Arınma" için düğmeye basması gidişata dair önemli bir işaret olarak okunabilir... Kulislerde İmamoğlu'nun "bir an önce yeni partiye geçelim" diye bastırdığı iddia ediliyor. Nijer Cumhurbaşkanı Tchiani, Afrika dışındaki ilk ziyaretini Türkiye'ye yaptı... Konuk Cumhurbaşkanı Tchiani, ülkesiyle Türkiye'nin kurduğu ilişkiyi tarif ederken dikkat çekici bir cümle kurdu... Erdoğan'ın 8 Ocak 2013'te ülkesine yaptığı ziyareti hiçbir zaman unutmadığını söyledi. "Terör örgütleriyle başarılı bir şekilde mücadele etmemiz için bizi destekledi. Bu konuda talimatları doğrultusunda projeler yürütüldü. 'Siz teslimatı yapın, ödemeyi sonrasında alırsınız' diye talimat veriyor. Sayın Cumhurbaşkanı'nı bize bu kadar güvenip desteklediği için de teşekkür ediyorum." Yani Türkiye, Nijer'e veresiye SİHA, savunma silahları göndermişti. Konuk Cumhurbaşkanı bu durumu, Osmanlı dönemine uzandığını belirterek "450 kişinin zamanında Libya'dan ayrılıp Agadez'e gelmesiyle birlikte 1405 yılından bu yana ikili iş birliğimiz güçlendi" diye anlattı. İstanbul'daki 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Erdoğan, "'Dünya 5'ten büyüktür' tespitimiz, yalnızca kural ve değerlerin yok sayıldığı uluslararası konjonktürü değil, aynı zamanda eşitsizlik ve sömürüye dayalı ekonomik, ticari ilişkileri de kapsamaktadır. 'Daha adil bir dünya mümkün' derken de aynı şekilde insanlık ailesi olarak çaresiz olmadığımızı ifade ediyorum" diyerek daha güçlü ses verilmesini istedi. En yüksek oransa yüzde 96 ile Türkiye'de, Japonya'da yüzde 80, İsrail lobisinin cirit attığı ABD'de dahi bu oran yüzde 60'lara yükselmiş vaziyette...

07 Haziran 2026 19:49

Köşe Yazarı

Merhaba "Dış Minnaklar"

Bir dönem muhalefet medyası Türkiye'yi hedef alan " Dış mihraklar "ın saldırılarını anlattığımızda anlatılanları itibarsızlaştırmak için " Dış minnaklar " diye yazıp, çiziyor, söylemlerine bu ifadeyi taşıyordu... Zira muhalif zihinlere göre Türkiye'nin yaşadığı zorluk ve sıkıntılarda " Dış minnaklar "ın hiçbir etkisi yoktu. Önce ifadesini sizinle paylaşayım sonra devam edelim... "Helmut Kohl ile bir toplantım oldu ve bana Almanya'nın geleceğinin Türklere ve Türkleri geri tutmaya bağlı olduğunu söyledi. Bunu Şansölye Merkel'e anlattım ve beni dinlemedi. Ve bugün sonuçları görüyoruz." Şimdi Siyonistbaşı'nın bu itiraf gibi açıklamasını Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Davos'ta " One minute " çıkışından sonra Türkiye'nin yaşadığı çalkantılı dönemlerle birlikte okumaya çalışalım... Ne diyordu FETÖ elebaşı Fetullah Gülen " Güneydeki sevdiğimiz ülke "... Ne demişti Kılıçdaroğlu; "Benim bu millete, bu aziz millete, bu cefakâr örgüte bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum." Kılıçdaroğlu, Özel-İmamoğlu ikilisi ve hançerleyenleri işaret ediyor muhtemelen ama tam olarak bilmek mümkün değil elbette... Zira Kılıçdaroğlu'na rağmen korsan grup toplantısı yapan, " Paralel MYK " yapılanmasına giden, hukukun sürekli arkasından dolaşan, Anıtkabir'de unvan gaspı ve şov yapan birçok Özel bir zihniyet var karşımızda... Yazıyı yine Siyonistbaşı Lauder'in fişleme mesajıyla bitirelim: "İsrail'i eleştirenleri takip etmek için milyarlarca dolarımız var, Gazze'deki aç çocukların o yalanları füzelerden daha tehlikeli. MOSSAD'ı kullanarak bu yalanları yayınlayan herkesin peşine düşmeliyiz, kimse güvende kalmamalı." Karşımızda insanları fişleyen, MOSSAD ile tehdit eden, etkisiz hale getirmek için uygun zamanı kollayan kökten dinci çok sinsi bir yapı var... Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İstanbul'un fethi kutlamalarında " İstanbul Türk'tür, Müslümandır; Allah'ın izniyle kıyamete kadar da Türk ve Müslüman olarak kalacaktır " mesajı durup dururken verilmiş hamaset olsun diye söylenmiş sözler değildir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'nin içinden geçtiği süreci " Koltuk kavgası " olarak nitelendirdi. Ekranlardan Özgür Özel için " Düne kadar İmamoğlu'nun gölgesindeydi. Ama bugün yeni bir lider doğdu " güzellemeleri yapıyorlar. Oysa Özel bulduğu her platformda Türkiye'yi şikayet eden, İngiltere'ye BBC üstünden " Terk edilmiş hissediyoruz " diye yalvarır gibi röportaj veren bir isim... Peşinden gittiği İmamoğlu'nun o dönem ABD Büyükelçisi'nin karşısına iki büklüm " I am okay " pozları hafızalarda bu yüzden CHP medyası yine hayal dünyasında... Zira eskilerin deyimiyle " Taş yerinde ağırdır " ve siyasette 24 saat bile çok uzun bir zamandır. Hele ki Türkiye'nin seçim atmosferine girmesi ve Kılıçdaroğlu'nun milletvekili listesi yazmaya başlaması durumunda neler olacağını varın siz hesaplayın, daha düne kadar " Mutlak butlan " kararını eleştirenlerin Kılıçdaroğlu'nun MYK listesine girmesi belki okumak isteyenler için bir işaret olabilir... Ve bu türbülans döneminde kendi adıma bir kez daha " İyi ki Erdoğan var " diyorum... Düşünsenize şu anda ülkeyi Kılıçdaroğlu, Yavaş, İmamoğlu ve 7 Cumhurbaşkanı yardımcısının yönettiğini, eski koalisyon dönemleri gibi herkesin ülke için değil kendi ajandası için siyaset ürettiğini... CHP'li Adnan Beker'in deyimiyle 2023 seçiminde ülkemizi önce Allah sonra millet korudu...

04 Haziran 2026 18:29

Köşe Yazarı

Hortumdan Tatile…

Rahmetli Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, "Allah yakışan iftiradan korusun" derdi... Ne de olsa " Asrın Lideri ", " Geleceğin Cumhurbaşkanı " diye peşinden koştukları ama " Suç Örgütü Lideri " suçlamasıyla cezaevinde bulunan İmamoğlu'nun izinden gidiyorlar... İmamoğlu da İstanbul'da sel olur, insanlar boğularak can verirken Bodrum tatiline gider, eleştirenlere de "Tatil bana yakışıyor" diye cevap verirdi. Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Direnişten, dirilişe, dirilişten, yükselişe" anlayışıyla geceli gündüzlü çalışan bir lider... Erdoğan, kurmaylarını, partisini de bu anlayışla yönetiyor, yönlendiriyor... Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Cuma namazını Ayasofya Camisi'nde kılması, Kur'an okuması, çıkışta yaptığı "Büyük bir medeniyet anlayışının da zaferidir" açıklaması dikkat çekiciydi... Zira Erdoğan, Kocaeli'ndeki gençlik şöleninde bakın ne söylemişti... "Fatih'i bir kılıçtan ibaret sananlar, bilsinler ki Fatih ölmüştür ama Fatih'in ruhunun ebedi hâkimiyetine inananlara müjdeliyorum. Fatih'in ruhu ölmez, Fatih'in ruhu ebedi kalacaktır.' İnanıyorum ki Fatih'in ruhunu ihtiramla selamlayan, ecdadın emanetini gururla taşıyan gençler burada." Cumhurbaşkanı Erdoğan " Teknofest Kuşağı " anlayışıyla Asım'ın Nesli'ni yetiştirme çabası içinde ancak bu öyle çok da kolay bir iş değil... İçlerinden biri daha 25 yaşında ve "Kuzey Işıklarını göremedim, çünkü Danimarka vize vermedi" diye hayıflanıyor. Tabii ben de dayanamadım ve " Erdoğan size ne yaptı? " diye sordum... Zira iki yıl önce Macar bir gazeteci ile yaptığımız sohbette "Soros'un çocukları taktiklerini önce bizde sonra Türkiye'de deniyor" diye anlatmıştı... CHP'nin Macaristan Başbakanı Orban'ın seçimi kaybetmesinin ardından sırada "Erdoğan var" diye bayram etmesi bu yüzdendi... Erdoğan o gençleri bağrına basmaya çalışırken onu kıyasıya eleştirenlere ne söylemişti... "Bakın biz bu yola çıkarken de bu yolda yürürken de Türkiye'nin yakın tarihine bakarak hapislere düşmeyi, işkence görmeyi, suikastlara hedef olmayı hatta idam edilmeyi göze alarak girdik. Peki, bizi acımasızca ve insafsızca eleştirenler, siz ne yaptınız? Hangi fedakârlıkta bulundunuz? Hangi bedeli ödediniz?" Herkes kendi cephesinden cevap versin lütfen... Hele ki Türkiye düşmanı söylemleriyle bilinen Yunanistan Savunma Bakanı Dendias'ın " Türkiye'ye gücümüz yetmez, küçük bir ülkeyiz " itirafı gelmişken... "İstanbul'un fethinden gönüllerin fethine" giden yolu güçlü adımlarla yürümek lazım... Örneğin bu süreçte milli hava-hava füzeleri " Gökdoğan " ve " Bozdoğan ", harp başlıklı atış testlerini başarıyla tamamlayarak doğrulama sürecini geride bıraktı. 13 projeyle başvuran gençler, 9 ödül kazanmayı başardı... Erdoğan'ın " Devletin ilgili kurumları örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak modeller üzerinde çalışıyor. Terörsüz Türkiye sürecini ortak akılla samimiyetle menzilene ulaştırmakta kararlıyız" açıklamasını bu açıdan okumak lazım.

31 Mayıs 2026 16:27

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha