×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Türkiye'nin Gündemi Çok Yoğun, Öyle Mi?

İyi bir hukuk sistemi yani herkesin eşit ve adil bir ortamda yaşamasını temin etmek. Yılların boşa geçmediği, kaynakların boşa harcanmadığı, hak ettiklerinin küçük bir azınlık arasında paylaştırılmadığı bir ortak zemin tesis etmek. "Şöyle büyüğüz, böyle müthişiz, öyle kararlıyız, böyle vurduğumuz yerden ses getiriyoruz" sloganları eşliğinde bizim halimiz nicedir, malum. Ne ekonomi, ne hukuk sistemi, ne eğitim, bunları geçtik ne de tutunacak bir dal var. Tamamı hukuk ve demokrasiyi yaralayan bu işleri çıkarın, geriye sakin, işinde gücünde ve dertleriyle alakadar bir ülke kalır. "Norveç veya Finlandiya gibi sakin olsak keşke" diyoruz ya, ya öyle bir şey. Yeni dünyada "o sizden bu bizden modeli" mümkün değil işlemiyor. Hukuk olmadan, ifade hürriyeti olmadan ve eşit yarış olmadan pastadan pay alınamıyor.

Mustafa Karaalioğlu

Kaynak: Karar

06 Temmuz 2026 00:01

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Mustafa Karaalioğlu

Beyin Göçüne Artık Sermaye Göçü De Eklendi

Gidenlerin sayısı yüz binleri buldu; 18-25 yaş grubundakilerin yüzde 73'ü de fırsat bulsa gitmeyi düşünüyor. Daha ileri yaşlarda bile yurt dışına gitme talebi yüzde 60'larda seyrediyor. Hayatlarını burada kurmuş, üreten, yatırım yapan, işçi çalıştıran, zenginleşen insanlar da artık yurt dışına çıkıyor. Son iki yılda mülk edinme, ticari yatırım veya "bilinmeyen sebeplerle" Türkiye'den dışarıya çıkan sermaye 60 milyar dolara ulaşmış bulunuyor. Yalnızca son bir yılda Türk yatırımcıların yurt dışı portföy ve doğrudan yatırımları ilk kez 10 milyar dolar sınırını aşarak yabancıların Türkiye'ye getirdiği portföy yatırımlarını geçti. Yurt dışına göç etmiş ve artık orada yaşayan 3 bin 118 yüksek eğitimli kişiyle yapılan bir araştırma... Cevap: Yüzde 54 ekonomi, yüzde 52 siyaset, yüzde 49 refah, yüzde 44 güvenlik, yüzde 39 da eğitim problemleri. Cevap: Yüzde 85'in dönüş planı yok. Peki, ne olursa dönmeyi düşünecekleri soruluyor ki meselenin özü bu cevapta: Yüzde 74 demokratik şartların iyileştirilmesi. Yüzde 64 bilim, eğitim ve kültür altyapısının güçlendirilmesi, yüzde 49 ekonomik şartların iyileştirilmesi, yüzde 47 daha güvenli bir ülke olmak, vs. Sadece yüzde 20 "ne olursa olsun" gelmeyi düşünmüyor. Genç beyinlerin de paranın da gidiş nedeni aslında aynı kapıya çıkıyor.

04 Temmuz 2026 00:01

Mustafa Karaalioğlu

Yeni Parti Nereye Ve Nasıl Varır?

18 Mart'ta (2025) Ekrem İmamoğlu 'nun diplomasını iptal etmek ve buna eşlik etmesi için ertesi sabah 19 Mart'ta onu hapse göndermek ağır bir hamleydi. Öyle ki Özgür Özel ekibinin çok istediği kurultaya mevcut CHP yönetiminin asla evet dememesi bir yana, evet dese bile mahkeme bir bahaneyle buna mani olacaktır. Karar yetkisi YSK'nın otoritesinden çıkartılıp yerel mahkemeye verildikten sonra partinin kaderini belirleyecek hamleler de artık oraya ait hale gelmiştir. İmamoğlu da Yavaş da… Yeni parti girişimine dair mesajların sıklaşması, Özgür Özel 'in ülkeyi dolaşarak yeni partinin altyapısını hazırlaması bu analizin sonucudur. Eğilim yeni partiye kaymakta olduğu için -anketler de bunu gösteriyor- CHP'ye yapılan operasyon da tıpkı 19 Mart gibi beklenen sonucu doğurmamış sayılabilir. Özel ve arkadaşları siyasete tutunmaya çalışırken karşılarında siyaset dışı bütün imkanları kullanabilen iktidar gücü olmaya devam edecek. İktidarın yöntemi yeni partiyi de baskılamak olduğuna göre, Özel-İmamoğlu-Yavaş için de tek yol yerel seçimden ve 19 Mart'tan beri halkla kurdukları bağı devam ettirmektir.

02 Temmuz 2026 00:01

Mustafa Karaalioğlu

Biz Bitti Demeden Dünyada Başka Neler Bitiyor?

Dünya Kupası'ndaki hüsran futboldan çok daha fazla şeye ayna tutan örnek bir manzarayı anlatıyor. En yukarıdan "Kupayı alıp geleceğiz" iddiasıyla başlayan, "bizim çocuklar", "Türkler geliyor…", "ölümüne gidiyoruz…", "bu topraklar…" sloganlarıyla bambaşka bir yere varan parantez, inanılmazdı. Bu nasıl bir zihnin ürünü, anlamak mümkün değil. Dünya Kupası'na katılacağımızın beli olduğu andan Paraguay'a yenilip eve döneceğimiz anlaşıldığı ana kadar bütün olup bitenler, konunun aslında bir futbol turnuvası olduğundan gayrı her şeye benziyordu. Doz arttıkça, hem ülke hem takım futboldan uzaklaştı ve gayet tabii yenilginin travmaları da büyük oldu. Profesyonel kurallara bağlı bir oyunu "Sürprizlerin takımıyız, biz bitti demeden bitmez, son anda her şeyi hallederiz" edebiyatıyla oynayabileceğimizi zannettik. Tam 48 ülke kalifiye olmuştu. 2002'de üçüncü olduğumuz kupada Şenol Güneş'e yapılanları hatırlayalım. Dünyada, teknolojiden eğitime, sanattan bilime kadar binlerce alanda tek bir branşta adı geçmeyen ülke, gururunu futbolda arıyor, hıncını da oradan çıkarıyor. İlla da futbol. Çünkü Dünya Kupası aynayı yüzümüze tuttu. "İki maçı da aslında biz kazandık, dünya önümüzde titredi" diyebilmek imkansızdı. Dünyada ekonomiden teknolojiye, diplomasiden dijitalleşmeye kadar, her gün binlerce iş "biz bitti demeden" bitiyor, haberimiz olsun.

22 Haziran 2026 00:01

Mustafa Karaalioğlu

Sıra Ne Çabuk Özgür Özel'e Geldi!

Bu söylenti bir söyleşide Özel 'e de soruldu. Cevabı şu: "Bana konforlu bir ana muhalefet liderliği teklif edildi. Ekrem'i bırak, partinin başında otur. Ya da otobüsün üstünden in, Ankara merkezli siyaset yap. Yapmadım. Bütün zor şartlar, bütün krizler kendi liderini ve kendi çözümünü yaratır. Ülkesini, partisini seven milyonlarca insanın bir adım önüne birisi çıkar." Başka bir söyleşide de şunu söyledi: "Benim şahsımda bir endişeye gerek yok. Eğer Türkiye demokrasisi ana muhalefet liderinin önce bir darbeyle partisinin başından uzaklaştırılıp sonra da tutsaklaştırılması ve muhalefetin lidersizleştirilmesi sınavından geçecekse, bu sınavı hep beraber veririz. Ama ben buna cesaret edebileceklerini düşünmüyorum. Böyle bir ayıbı, böyle bir utancı Türkiye'ye yaşatmamalarını da öneririm." Ülkenin birinci partisinin liderinin, partisi kayyumdayken bir de fezleke ve tutuklanma tehdidiyle karşı karşıya kalması ve bunun da gayet normal bir siyasi hamleymiş gibi dolaşımda bulunması ne kadar hazin! Ana muhalefet partisinin kurultaylarının bir kalemde yok sayılması normal… Gele gele geldik, o partinin lideri Özgür Özel 'i tutuklamaya! Dilediğini yapar, sonuçlarına bakar. İşe yaradıysa yaradı, yaramadıysa bunu temin etmek için başka bir "normal"e bakar. Özel'in " Böyle bir ayıbı, böyle bir utancı Türkiye'ye yaşatmamalarını da öneririm" cümlesinin işaret ettiği yer de burası. Hala vakit varken siyasete; yani hukukla, demokrasiyle ve icraat yarışıyla yapılan gerçek siyasete dönmekten gayrı yol yoktur.

18 Haziran 2026 00:01

Mustafa Karaalioğlu

Ralli Nerede Bitecek, Bitince Kime Yarayacak?

Seçilmişlik, milli irade, serbest siyasi faaliyet, ifade hürriyeti, mülkiyet hakkı gibi değerler; belediyeler, mahkemeler, Yüksek Seçim Kurulu, Anayasa Mahkemesi gibi kurumlar sistemden dışlanıyor. Mala mülke el koymalar, en sonunda "fiyat artışını önlemek için" tavukçunun, yumurtacının kapısına kadar dayandı. Bütün bunlar, "Türkiye Dubai olacak, bütün yatırımcılar bize koşacak" kampanyasının hemen peşinden oluyor. Operasyonlar, her halkasında iktidarın parmak izleri olmasına rağmen "Bizimle alakası yok" diyerek ilerliyor. Tekrarlayalım; iktidar bu yola en geç 2028'de yapılacak seçimler için girdi. Diploma kılıfı uyduruldu ve davalar yağdırıldı ama İmamoğlu 'nun seçim kazanma potansiyeli kırılamadığı için büyük ralli başladı. Bu nispeten kolay çünkü Meclis erken seçim kararı aldığında otomatikman bir kez daha aday olabilecek. Asıl problem, aday olduktan sonra seçimi kazanabilmek. Çünkü ister İmamoğlu hapiste olsun, ister CHP'ye el konulsun, ister şu ister bu; sonuçta sandığa gidilecek ve muhtemelen ikinci turda iki aday milletin karşısına çıkacak. 19 Mart'ta başlayan ve nerede duracağını muhtemelen Erdoğan'ın da bilmediği ralli de bu yüzden başladı. Nerede duracağı ise seçimi garanti edecek eşik yakalanamadığı için kestirilemiyor.

15 Haziran 2026 00:01

Mustafa Karaalioğlu

Butlan Sanıldığı Kadar "Mutlak" Mı?

En başta davalar. Birinden sekerse öteki işe yarar diye düşünülen ve hepsi aktif olarak devam eden davalar. Öte yandan CHP'li belediye başkanlarına karşı sayısız operasyon, tutuklama ve davalar var. İmamoğlu'nun hapse atılması işe yaramayınca sökün eden davalar bunlar. Onlar da işe yaramayınca; yani CHP'nin birinci parti olma gücü kırılamayınca ve Cumhurbaşkanlığını kazanma ihtimali bertaraf edilemeyince mutlak butlan kararı geldi. Tam ortadan olmasa da ve büyük ağırlık Özgür Özel liderliğinde kalsa da CHP bölündü ve ana muhalefet partisine şimdi belirsizlik hakim oldu. Bütün bu davalar, yargı eliyle yapılan siyasi hamleler ardı arkası kesilmeyen tartışmalara yol açıyor ve içinden çıkılamayan detaylar içeriyor ama gerçekte hepsi iktidarın yapılacak ilk seçimi kazanmak namına yaptığı girişimlerden başka bir şey değildir. Siyasi tutkusunu elindeki yargı, medya ve propaganda gücüyle gösteriyor. CHP'nin büyük çoğunluğunu yanında tutması Özel için bir avantaj. Yani, fırtına ne kadar sert eserse essin Özel-İmamoğlu-Yavaş üçlüsünün ortak hareket etmesi hala başlı başına büyük bir siyasi gücü ifade ediyor. Özel 'in her sınavla birlikte gelişen liderlik kapasitesi ve İmamoğlu ile Yavaş'ın toplumdaki malum siyasi karşılığı, üçü birlikte hareket etmeye devam ettikçe cazibe yaratabileceklerini de gösteriyor. Kesin olan şu ki siyaset oyununda yol ve fırsat bitmeyeceği için önceki davalar gibi, butlan da sanıldığı kadar "mutlak" olmayacak.

11 Haziran 2026 00:01

Mustafa Karaalioğlu

Çözüm Sürecinin Ne Getirmeyeceği Belli Olsa Da

En temel meselemizin, temel meseleleri çözememek olduğunu bir kez daha hatırlayalım. Yılları, on yılları kuşatan ve birlikte yaşanması zor ve maliyetli problemlerimizi çözemiyoruz. Sırtımızdaki ağır yükleri taşıyoruz, bedelini ödüyoruz, yılları kaybediyoruz ama çözemiyoruz. Şüphesiz insanlık için stratejik alanlardan birisi ve Türkiye'nin de bu istikamette imkanları geniş. Eğitim sorununu da çözemiyoruz. "Ev genci" diye bir kavram icat edildi bu ülkede. Tek bir teknoloji sektöründe dünya liginde olmayan ülke burası. Cumhurbaşkanı adayı da sadece "aday" olduğu için hapiste. Çözümsüz meseleler listesinde elde bir umut, çözüm süreci kaldı. Bu büyük meseleyi çözmek için mesai başlamışken muhalefeti hedefe koymak, muhalif liderleri hapse atmak gibi akıl almaz işler gösteriyor ki çözüm süreci asla tam bir çözüm getirmeyecek. Şu kadar senedir tek bir temel mesele çözülememişken, çeyrek asırlık kesintisiz iktidar da bu fırsatı heba etmişken hiç olmazsa Kürt meselesinde çözüm imkanını kaybetmeyelim.

06 Haziran 2026 00:01

Mustafa Karaalioğlu

Sınırsız Gücün Sınırı

Elindeki sınırsız güç ile başta ana muhalefet partisi CHP'ye ve Cumhurbaşkanı adayına ağır baskı uygulayan iktidar malum amacına ulaşacak mı bilinmez ama bu yolda yaşanan tahribatın maddi ve manevi maliyeti uzun yıllar telafi edilemeyecek. Yine aynı sebeple Türkiye hiçbir sektörde uluslararası rekabete giremediği için değil… Demokrasi geleneği, hukuk duygusu, siyasi ahlak, farklılıklarla birlikte yaşama duygusu, liyakat ve ehliyete saygı, empati gibi değerlerin hepsi birden erimektedir. Çünkü teamül, tecrübe, seviye gibi değerler iktidar için bizatihi tehdit haline geldi. Bu sayede Türkiye en inanılmaz yargı kararlarının ve en inanılmaz siyasi hamlelerin kolaylıkla tasarlanabileceği, kolaylıkla yapılabileceği ve de kolaylıkla tahmin edilebileceği ülke haline geldi. Cumhurbaşkanı adayı hapse atılabiliyor veya ana muhalefet partisine kayyum tayin edilebiliyor. Anayasa Mahkemesi de Yüksek Seçim Kurumu da kolaylıkla denklemden çıkartılıyor. Neye ihtiyaç duyarsa bunu yapabilen bir iktidar ve o iktidarın kullanabileceği "sınırsız güç" var… Aradaki bütün kurumlar ve değerler etkisizleştikten ve tasfiye edildikten sonra "sınırsız güç"le demokrasi arasında geriye kalan tek bağ millet iradesidir.

04 Haziran 2026 00:01

Mustafa Karaalioğlu

Muhalefeti Susturmak Çok Pahalı Bir Kampanya

Kimse de "siyasette biraz çatapat var ama her şey yolunda" diye düşünmüyor. Başta ekonomi neredeyse sekiz yılı aşkın süredir kriz içinde ve yüzde 30 gibi yükseğin yükseği bir enflasyon hedefi dahi tutturulamıyor. Ne var ki Türkiye'nin kötü yönetimden kaynaklanan tek meselesi kötü ekonomi ortamı da değildir. Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün son "Yolsuzluk Algı Endeksi" açıklandı. Türkiye bir yılda 17 sıra birden geriledi ve 182 ülke arasında 124. sıraya yerleşti. En iyi durumda olan ülke Danimarka'nın endeks puanı 100 üzerinden 89, bizimki ise 31. Vahim bir gerileme… "Bir ülkede yolsuzluk varsa ne olmaz?" sorusunun cevabını hepimiz biliyoruz sanırım. Böyle bir yerde, yabancı yatırım olmaz, adil gelir dağılımı olmaz, düşük faiz olmaz, yüksek ücret olmaz, hayat asla ucuz olmaz. Demokrasi ve hukuk elbette, "Yapmayın etmeyin. Muhalefete yönelen baskılar ve hukuku zedeleyen uygulamalar ekonomiye zarar veriyor" yakınmasıyla talep edilmez.

01 Haziran 2026 00:01

Mustafa Karaalioğlu

19 Mart'tan Butlana… Millet Bir Türlü Gerçeği Görmeyince!

İktidarın, karşısında CHP liderliğinde biriken muhalefet gücü ve enerjisine karşı uzun süredir amansız bir hücumu var. Uzun süredir hücum var ama miladı Ekrem İmamoğlu 'nu hapse atmak için yapılan 19 Mart olarak alalım. İmamoğlu hapse atılınca tehlikenin geçeceği ve milletin "gerçeği görerek" yeniden iktidara ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yöneleceği hesaplanmıştı. Ama öyle olmadı, millet iktidarın kendisine göstermeye çalıştığı gerçeği görmediği gibi muhalefet gücü iktidar karşısında daha da kemikleşti. Yani, CHP'nin hırsız, yolsuz ve memleketi idare etmeye layık olmayan bir parti" olarak yaftalanması murad edildi. Bu da işe yaramadı. İşe yaramadığını siyaset geleneğini ve siyasi parti güvenliğini yerle bir eden "mutlak butlan" gibi akıl almaz bir yola müracaat edilmesinden anlıyoruz. YSK onayına rağmen CHP'nin kurultaylarının yok sayılması ve koltuğun kurultayda kaybeden eski genel başkana teslim edilecek kadar ileri gidilmesi gösteriyor ki iktidar, milletin gerçeği görmesinden umudu kesmiş bulunuyor. 19 Mart'tan bugüne yaşanan süreç gösterdi ki sadece seçim kazanmak için yapıldığı aşikar olan hamleler seçimi zora sokuyor. Seçimi kazanmaya talip olan veya koltuğunu korumak isteyen mutlaka demokrat olmak zorundadır, mutlaka icraatçı olmak zorundadır, mutlaka halka gelecek için güven vermek zorundadır ve mutlaka adil olmak zorundadır.

30 Mayıs 2026 00:01

Mustafa Karaalioğlu

Sağanak Yağmur Altında Yürüyen Demokrasi

Genel Başkan Özgür Özel butlan tebligatını yırtıp atıyor. Yerel seçimin sabahından başlayıp 19 Mart'ta uzanan, oradan 22 Mayıs'a varan ve hâlâ nereye uzanacağı bilinemeyen bir zincirin… Siyasetin, hele de iktidara talip olan siyasetin kaderi artık budur. İktidara ulaşmak için sadece sandık ve seçim yetmiyor. 2026 Türkiye'sinde operasyonların, davaların, biber gazının, butlanın ve kim bilir daha nelerin de üstesinden gelmek gerekiyor. Demokrasi düne kadar kendini halka anlatmak ve halktan onay almaktı. Evet demokrasi otobanının bütün şeritleri birer birer kapatıldı, geriye ince engebeli ve dar bir yol kaldı. İktidara talip olan için zor bir yol ama iktidarın işi daha zor. Çünkü o akla gelmeyen hamleler bir türlü neticeyi değiştirmeye yetmiyor. Özgür Özel dün partisinden çıkıp yağmurdan sırılsıklam gömleğiyle Meclis'e yürüyordu. Muhtemelen bu, aynı zamanda yeni bir partiye doğru bir yürüyüştü.

25 Mayıs 2026 00:01

Mustafa Karaalioğlu

Butlandan Kim Kazanacak, Kim Kaybedecek?

CHP Kurultayı'nın bir yerel mahkeme eliyle iptali ve mutlak butlan gerekçesiyle başa dönme kararı, demokrasi namına olabilecek en vahim hallerden birisidir. Siyasi partilerin kongre, kurultay dahil seçime dair bütün faaliyetleri için Anayasa'nın hükmüyle yetkili olan tek kurum Yüksek Seçim Kurulu'dur. Yapılan iş, mutlak siyasi mühendislikten başka bir şey değildir. Bu mühendislik girişimi CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu 'nun olmadık iddialarla hapse atılmasıyla başlamıştır. Sadece CHP değil, herkes korksun diye. CHP'nin başına gelenlerden sonra ne bir siyasi parti ne de herhangi bir kurum artık güvende değildir. CHP de yara alacaktır ama Özgür Özel'in CHP'si hala birinci parti olduğu için ve hala kazanacak cumhurbaşkanı adayına sahip olduğu için herşeye rağmen bu krizden çıkma şansına sahiptir. Sanılanın aksine, butlandan en çok yarayı iktidar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan alacaktır. İmamoğlu'nun 2019'de kazandığı ilk seçimi iptal etmekle başlayan ve bugüne kadar işe yaramayan hamleler gibi butlan da seçimi garanti etmeyecektir. İşe yarasaydı iktidarın bugüne kıyasla daha güçlü olduğu 2019'da işe yarardı.

23 Mayıs 2026 00:01

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha