×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Tüm Ve Bütün

Yılların yazarı Adnan Binyazar bile TÜM ile BÜTÜN sözcüklerinin eşanlamlı olduğunu sanıyor ve 2 Temmuz 2026 günkü Cumhuriyet Kitap Eki'nde yayımlanan "Sait Faik Abasıyanık" başlıklı yazısında "Sait Faik'in tüm hikâyeleri" diye yazıyor. Şimdi Vikipedi'den aldığım bilgiyi ilginize sunuyorum: "Tüm; eksiksiz, bütün, hepsi veya tamamı anlamlarına gelen, bir varlığın veya kavramın parçalara bölünmeden önceki durumunu ya da bir bütünün tamamını ifade eden bir kelimedir. Günlük dilde genellikle bütün kelimesiyle eşanlamlı kullanılır" diyor Vikipedi ama bu bizi ilgilendirmez. Amaç kusursuz dil ise "tüm" ve "bütün" günlük yaşamda da olsa eşanlamlı değildir. Örnek: "Tüm gün seni bekledim." (Ama "Bütün gün seni bekledim" dil açısından daha doğrudur. Örnek: "Tümünü masaya bırak." (Ama "hepsi" ni demek daha doğrudur. Ö. İnce) "Tüm", "bütün" ve "hepsi" arasındaki farklar (Vikipedi'den alıntılar): Kullanıcıların Reddit gibi platformlarda tartıştığı dilbilgisi ayrıntılarına göre bu üç sözcüğün farkları şu şekildedir: Tüm ve bütün: Genellikle birbirinin yerine kullanılabilir. (Ama "bütün insanlar" daha kullanışlıdır. Ö. İ.) Ancak bütün kelimesi, bazen fiziksel olarak bölünmemiş bir nesneyi ("bütün elma" gibi) vurgulamak için daha sık kullanılır. Örneğin "Kitapların hepsini okudum" demek, teker teker hepsinin (tamamının) okunduğunu belirtir. Günümüzde bu yedi temel dala "8. sanat" olarak sinema da eklenmiştir.) tanımlama gereksinim ve tutkusuyla doğdu. "Dil" terimi temel olarak iki farklı gerçekliği kapsar: bir iletişim sistemi ve anatomik bir organ. İşaret dili evrensel değildir; her ülkenin kendine özgü bir işaret dili vardır (örneğin Türkiye'de Türk işaret dili -TİD- kullanılır). Karadeniz Bölgesi'nde, özellikle Giresun'un Çanakçı ilçesine bağlı Kuşköy'de, derin vadiler ve engebeli araziler nedeniyle sözlü iletişimi ıslık sesine dönüştüren "kuş dili" kullanılır. Cumhuriyet'in yazar, muhabir ve düzeltme servisinin dikkatine: 5 Temmuz 2026 günkü gazetemizin 6. sayfasında yer alan "ABD'de 250. yılda göçmen polemiği" başlıklı haberden bir kötü örnek: "Washington DC'de ABD'in TÜM bölgelerini onurlandıran..." Doğrusu: "ABD'nin bütün bölgelerini..."

Özdemir İnce

Kaynak: Cumhuriyet

07 Temmuz 2026 04:00

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Özdemir İnce

Başkalaşımın Sınırı

Hiç kimse bir siyasi görüşü ömür boyu taşımaya mahkûm değildir. Sorun değişim değildir. Ancak burada dikkat çekici olan yalnızca değişimin kendisi değildir. Bu sıradan bir siyasi olay değildir. İki liderin aynı dönemde görüş değiştirmesi de mümkündür. Ama birbirinden tamamen farklı siyasi kampları temsil eden iki liderin, birkaç yıl arayla değil, neredeyse aynı tarihsel anda, kendi siyasi geçmişleriyle böylesine güçlü bir gerilim yaratmaları ister istemez dikkat çekmektedir. Vatandaşın aklına gelen soru kaçınılmazdır: Bu soruyu sormak komplo teorisi üretmek değildir. Çünkü büyük dönüşümler büyük açıklamalar gerektirir. Devlet Bahçeli, siyasi hayatının büyük bölümünde PKK ve Abdullah Öcalan konusunda Türkiye siyasetinin en sert söylemlerinden birini temsil etti. Burada tartışma Kürt meselesinin çözülüp çözülmemesi değildir. "Seçimle gelen seçimle gider" ilkesini savundu. Geçmişte cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini "tek adam rejimi" olarak eleştiren biri, bugün benzer tartışmaların odağında. Bu nedenle tartışma yalnızca fikir değişimi değildir. Tartışma, siyasi kimliğin sürekliliği meselesidir. Bu çerçeve bulunmak zorunda değildir.

05 Temmuz 2026 04:00

Özdemir İnce

Çeviri Ahlakı Ve Sel Yayınları

Özdemir İnce 'nin çevirisi ilk kez Telos Yayınları tarafından okuyucuyla 2000 yılında buluşturulmuştur. Çöplükte eşelenirken bir de ne göreyim, kitabı Sanem Işıl Aytuğ adlı bir hatun da çevirmiş, kitap çok sabıkalı Sel Yayınları tarafından benim çeviriden 23 yıl sonra, 2023 yılında yayımlanmış. Üstelik özgün adı "Herkesin Bildiği Gerçekler" adıyla değil de patenti bana ait "Dişi Domuz" adını benden çalarak utanmadan yayımlamışlar kitabı! Sorunun yanıtını Vikipedi'den aktarıyorum: "Galatasaray Üniversitesi mezunu olan Sanem Işıl Aytuğ, edebiyat dünyasında çevirmen ve editör kimliğiyle tanınmaktadır. Ağırlıklı olarak Sel Yayıncılık bünyesinde faaliyet göstermekte olup..." (Ama çeviri ve yayıncılık etiğinden yoksun! Bu leke hiç silinmez artık!...) "Çevirileri: Marie Darrieussecq'in Dişi Domuz ve Afrika Devrimine Doğru gibi eserlerin çevirilerinde imzası bulunmaktadır." *** Toni Morrison'un yazıp dilimize Ülker İnce 'nin çevirdiği Sula'yı da Yeşim Seber'e çevirtip yayımlamış Sel Yayınları. Bilinmesi gereken gerçek: Ülker İnce'nin avukatının mektubu: Bülbülü Öldürmek kitabının ödenmeyen telif alacağına ilişkin dava öncesinde Ülker Hanım'la Sel Yayıncılık arasında yapılan görüşmeler sırasında, Eylül 2019 tarihinde Sel Yayıncılık telif borcunu 600.000 TL olarak ödemeyi kabul etmiş ve bu kabule ilişkin Ülker Hanım'a bir e-posta göndermiştir. Tarafların ödeme tarihi konusunda anlaşamamaları ve Sel Yayıncılık'ın telif borcunu ödememesi nedeniyle, faiziyle birlikte toplam 660.279,64 TL t elif alacağı için 2020 yılı temmuz ayında icra takibi yapılmıştır. Dava dosyası halen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf incelemesindedir." Ülkemizde Ülker İnce gibi yasal hakkı ödenmeyen yazar ve çevirmenin sayısı kaç? Kaç yayınevi yazar ve çevirmene hak ettiği ücreti düzenli ödemekte?... Sadece, bir zamanlar başeditör olarak görev yaptığım Can Yayınları ile Tekin Yayınları'nın yazar ve çevirmene hakkını zamanında ve eksiksiz ödediğini sanıyorum. Başka yayınevi adı veremiyorum, bilgim dışında. Varsa "Aferin!" onlara...

03 Temmuz 2026 04:00

Özdemir İnce

'Ortak Akıl', 'Devlet Aklı'; Bre Türk, Bu Ne Biçim İş?!

İbn Fadlan'ın seyahatnamesi (Kitab ila Malik al-Saqaliba) benim en birinci kitabımdır. Ne Allah'a tapınmayı öğretirler ne de akla başvururlar (din hususunda) ve hiçbir şeye tapmazlar, ama büyüklerine "ata" derler. İçlerinden biri reisine herhangi bir konuda bir şey sorduğu zaman, "Atam, şu veya bu şeyde ne yapmalıyım?" der. Onların, ülkelerinden geçen Müslümanlara şirin görünmek için, "Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed onun resulüdür" dediklerini işittim ama buna kesin olarak inanmazlar. Eğer içlerinden biri bir haksızlığa uğrararsa ya da başına nahoş bir şey gelirse kafasını göğe doğru kaldırır ve "Bir Tengri" der ki bu Türkçede tevhit kelimesidir. Yüzümüzü ellerimizle örttük ve "Allah affetsin!" dedik. Kocası gülmeye başladı ve tercümana hitaben, "Söyle onlara, siz buradayken cinsel organını açıyor ve siz görüyorsunuz ama onu erişilmez tutuyor ve oraya giriş yok; hem orasını örtüp hem de sahip olunmasına izin vermesinden iyidir" dedi. ]¹ [Abbasi halifesi Muktedir'in 921'de İdil Bulgarları hükümdarı Almış Han'a gönderdiği heyette yer aldı. Önemli bir diplomat ve dikkatli bir gezgin olarak kabul edilen İbn Fadlan, bu yolculuğunu "Rihla" (Seyahatname) ve Kitab ila Malik al-Saqaliba adlı ünlü yapıtında anlatmıştır. İbn Fadlan'ın eseri 1975 yılında "İbn Fazlan Seyahatnamesi" adı ile Bedir Yayınevi tarafından basılmıştır. Bir Arap Televizyon yayımcısı İbn Fadlan Seyahatnamesi'ni dizi halinde The Roof of the World veya Saqf al-Alam ismiyle 2007 yılında yayınlamıştır.] İbn Fadlan'ın 921 yılında Oğuz Türkleri hakkında yaptığı gözlemleri ben çok sevimli buluyorum. Bir de "İdare biçimleri karşılıklı danışmayla idare biçimidir. Bununla birlikte bir şey üzerinde anlaştıkları ve ona girişme kararı aldıkları zaman, içlerinden en aşağılık ve en sefil olan biri çıkar ve sonuca vardıkları anlaşmayı bozar" gözlemi son derece önemlidir. Bu gözlem aslında akılsızlığın ve köleliğin kanıtı olan "ortak akıl" (yakında bu konuda yazacağım) zırvası. Buyurun atamla tanışın: "Ertesi gün, bir Türk ile karşılaştık. Görünüşü çirkin, sefil giysili, cılız ve hali gerçekten tiksinçti. Az önce şiddetli bir yağmura yakalanmıştık. 'Durun!' diye bağırdı. Bütün kervan durdu; yaklaşık üç bin at ve beş bin adamdan müteşekkildi. Sonra, 'Kimse geçemez' dedi. Emrine uyarak durduk ve ona şöyle dedik: 'Ama biz Huderkin'in dostlarıyız.' Gülmeye başladı ve 'Huderkin de kimmiş? Huderkin'in sakalına sıçayım' dedi. Sonra, 'Pekend' dedi; yani Harezm dilinde 'ekmek'. Ona peksimetleri verdim, aldı ve 'Geçin, size acıdım' ² dedi." 1 İbn Fadlan, Bin Yıl Önce Türkler ve Ötekiler, Çeviren: Sadık Şaşar, İstiklal Kitabevi, S.18-19

28 Haziran 2026 04:00

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Özdemir İnce

Emredersiniz Beyefendi!

Babamın annesi nenem ki babası Mustafa Bey'in ahırında seyislik yapan Durmuş'u yani, Taman adlı delikanlıyı görür görmez "Baba bu oğlanı bana al!" diyebilen bir genç kızdır. İktidardaki Demokrat Parti'ye yakın bir tanıdık, partinin bir bürosunda iş buluyor. Santral bana bunlardan aradığım birini bağlayacak ve ben "Demokrat Parti Genel Merkezi'nden telefon ediyorum. Bakanlığınızla (genel müdürlüğünüzle) ilgi görüşme yapmak üzere bir arkadaşımızı göndereceğiz, kendisine müzahir olmanızı rica ediyoruz" diyeceğim. Avukatın öğrettiği cümle biter bitmez muhatabım yüksek memur "Emriniz olur beyefendi" diyor. Yazımın başında " Yıl 1956!..." diyorum ya... Bu şu anlama geliyor: 14 Mayıs 1950'de "kapalı oy açık tasnif" yönemiyle yapılan genel seçimi, CHP'yi yenerek Demokrat Parti kazanmış; artık "melmekete" demokrasi gelecek. Milletin demokrasinin ne anlama geldiğinden haberi yok, "demirgrasi" diyor köylüsü kasabalısı... "Demirgrasi!... Demirgrat!" "Demir kır(ı) at" gibi... Demokrat Parti'nin kurulmasına sebep olan ana olay, 1945 yılında Meclis'e sunulan Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu sırasında CHP içindeki muhalefetin (toprak ağalarının) bu kanuna karşı çıkması ve ardından yaşanan Dörtlü Takrir krizidir. Dörtlü Takrir (7 Haziran 1945): Kanun tasarısına karşı çıkan CHP milletvekilleri Adnan Menderes, Celal Bayar, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan, parti yönetimine parti içi demokrasi, temel hak ve hürriyetlerin genişletilmesini talep eden bir önerge (takrir) verdiler. CHP'den ayrılanlar, yeni bir muhalefet partisi olan Demokrat Parti'yi 7 Ocak 1946 günü resmen kurdular. Mersin'de siyasal mitingler Kuru Çeşme'ye varmadan, caddenin solundaki eski "Cavır Mezerliği" nin bulunduğu alanda yapılırdı. 14 yaşımda yaptığı mitinglerde Demokrat Parti bayrağı sallardım. 1956 ya da 1957 yıllarında Demokrat Parti artık demokrasi ve devrim karşıtı gerici bir partiye dönüşmüştü.

26 Haziran 2026 04:00

Özdemir İnce

Bre Hödükler!

Aslında buna "Türk edebiyatçılarını esaretten kurtarma operasyonu" da denilebilir. İşe ilkin milletin bir sabah yatağına girip bir daha çıkmadığı imge adlı aşüfteye kimlik sağlamak için, daha sonra Şiir ve Gerçeklik adlı kitabında yer alan İmge ve Serüvenleri adlı budalalık anıtı bir dizi yazı yayımladı; Varlık adlı munkabız ve moruk bir edebiyat dergisinde. Google'da bir araştırma yapayım dedim ve şu şeyi buldum: "Türk şiirinin usta ismi Özdemir İnce'nin 'İmge ve Serüvenleri' (veya zaman zaman anıldığı şekliyle İmge Serüvenleri) adlı metni, çağdaş şiirde imge kuramını inceleyen ve Türkiye'de bu kavramı tanımlamaya yönelik en kapsamlı çalışmalardan biri olarak kabul edilen önemli bir denemesidir." Okudum ve öfkeden sopayı elime aldım. Rahmetli dostum Ali Özoğuz, "Sezarın hakkı Sezar'a" özlü sözüyle dalga geçmek için "Sezar'ın hakkını bana verin, o kendi hakkını zaten alır" derdi. "Batı" denen cehennemde her şeyin bir tanımı ve tarifi vardır ve daha doğrusu bir künyesi vardır. Hep örnek veririrm, Kübalı atlet Sotomayor: Javier Sotomayor, 2.45 metreyle dünya rekorunun sahibidir. 1988'de İspanya'nın Salamanca kentindeki yarışmada 2.43 metreyi geçerek İsveçli Patrik Sjöberg'e ait dünya rekorunu bir santimetre geliştirdi. Ertesi yıl Porto Riko'daki Orta Amerika ve Karayipler Oyunları'nda 2.44 metreyi geçerek ikinci dünya rekorunu kırdı. 1993'te yine Salamanca'da kırdığı 2.45 metrelik son dünya rekoruna, aradan geçen 17 yılda pek yaklaşan çıkmadı. Japon, Çin, Güney Amerika, Afrika şiir ineklerinden süt içmeyenler, içemeyenler Sotomayor'un 2.45 atladığı çıtanın altından geçmek zorundadırlar.

23 Haziran 2026 04:00

Özdemir İnce

Otoritesiz Otorite

"Derin devlet" belasının iyi bir tanımını bulmak için araştırma yaparken Erol Mütercimler'in bu konuda verdiği fetvaya takıldım. Okuyalım: "Uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Erol Mütercimler, Sözcü TV'de katıldığı programda derin devlet kavramını halkın ve devletin kültürel birikiminden kaynaklanan bir refleks olarak değerlendirdi. Mütercimler, derin devletin özel bir yapı olmadığını, tarihsel süreçlerde halkın kendisi olduğunu belirterek bu durumun Kemalist hareket gibi örneklerle ortaya çıktığını ifade etti. Bu açıklamalar, Bülent Kuşoğlu'nun devlet aklı üzerine yaptığı yorumların ardından gündeme geldi. Uzman, derin devlet tartışmalarının tarihsel ve kültürel boyutlarına işaret etti." (Sözcü, 4.6.2026) Erol Mütercimler'in sanki "derin devlet" in hiçbir dilde karşılığı yokmuş gibi tanım yapıp konuşması canımı sıktı. Mütercimler'e göre, derin devlet özel bir şey değilmiş, tarihsel süreçlerde derin devlet halkın kendisiymiş, Kemalist hareket bir derin devlet marifetiymiş. Fransızca Google'da "derin devlet" konusunda yazanları çevirileriyle birlikte aynen aktarıyorum: "L'expression 'État profond' (de l'anglais deep state et du turc derin devlet) désigne un réseau occulte ou une hiérarchie parallèle, souvent composée de membres des services de renseignement, de l'armée, de la justice et de l'administration, qui détiendrait le pouvoir réel au sein d'un pays, indépendamment du gouvernement élu. Ce concept, qui varie selon les contextes géopolitiques, recouvre différentes réalités." "'Derin devlet' terimi (İngilizce 'deep state' ve Türkçe' derin devlet' kelimelerinden türetilmiştir), genellikle istihbarat servisleri, ordu, yargı ve idare üyelerinden oluşan ve seçilmiş hükümetten bağımsız olarak bir ülke içinde gerçek gücü elinde bulundurduğu iddia edilen gizli bir ağ veya paralel hiyerarşiyi ifade eder. Jeopolitik bağlamlara göre değişen bu kavram, farklı gerçeklikleri kapsar." Fransızca metinde gördüğümüz gibi meğer "derin devlet" in İngilizcesi de varmış ve "deep state" imiş. "Derin devlet" kavramının Arnavutça karşılığı da var: "shteti i thellë" dir. Derin devlet (İngilizce "deep state" in doğrudan çevirisi olup bu da Türkçe "derin devlet" deyiminin 4 Haziran 2026 doğrudan çevirisidir ve yeraltı devleti olarak da adlandırılır) şu anlama gelir: Genellikle çıkar grupları tarafından desteklenen ve temel rolleri olan bir grup insan. 4 Haziran 2026 tarihli Sözcü gazetesinde yayımlanan haber: "Dr. Erol Mütercimler Sözcü TV'de yorumladı: Derin devlet halkın kendisi. Bülent Kuşoğlu'nun sözleriyle gündeme gelen devlet aklı tartışması hakkında konuşan Mütercimler: 'Derin devlet mesela Kemalist harekettir, reflekstir.' "Kemal Kılıçdaroğlu'nun '45 yıllık yol arkadaşı' Bülent Kuşoğlu'nun, Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan sonrası kaos olacağını belirtip 'Devlet aklı bir şeyler planlıyor' i fadesini kullanması tepkilere sebep oldu. Derin devlet halkın kendisidir.

21 Haziran 2026 04:00

Özdemir İnce

Devletin Aklı Yoktur, Sahibi Vardır

"Yapay zekâ" ya "Devlet aklı üzerine Özdemir İnce tarzı bir yazı yaz" diye talimat vermişler. Hep beraber okuyalım, bakalım ne demiş makine: [Şu "devlet aklı" lafını her duyduğumda elim kalemime gider. "Devlet aklı" diyen adam, aslında "benim aklım" demektedir ama bunu söylemeye yüzü olmadığı için arkasına koca bir soyutlama saklar. "Ortak akıl" daha da sinsidir. Karar verilir, sonra sana "Ortak akıl böyle istedi" denir. "Neden? " der. Daha kötüsü, o devlet "cinnet" geçirir. Trajedinin özü budur: "Devlet aklı" diye bireyi susturanlar, devlet çıldırdığı gün onu durduracak tek gücü -yani bizi- çoktan susturmuş halde bulurlar. "Ortak akıl" demekte, "devlet aklı" demekte, "süreç" demekte veee "ayrıntı" ve "teferruat" yerine Fransız malı "detay" (le détail= Parakente satış/ Ayrıntılı hesap ve pusulası/ Önemsiz şey/ask. 1969 yılında TRT Televizyonu yapılandırılırken ilk işim "Öndenetim ve Redaksiyon Şube Müdürlüğü" nü kurmak olmuştu. Çünkü Charles de Gaulle'ü her nedense "Çarls di Gıl" diye söylemekteydiler. "Süreç" in "Belirli bir taslağa uygun olarak birbiriyle bağlantılı olayların veya işlemlerin art arda sıralanması ve belli bir sonuca doğru ilerlemesi anlamına geldiğini; kısaca bir şeyin yapılış, işleyiş veya gelişim aşamaları bütünü" olduğunu öğrettik. Ama en iyi açıklayıcı örneği ben bulmuştum: "Tohumun (meninin) ana rahmine düşüp çocuğun doğumuna kadar geçen süreye (zamana) süreç denir" demiştim.

19 Haziran 2026 04:00

Özdemir İnce

Zevzeklik

"Zevzeklik" bir kişinin gerek konuşmalarıyla gerek yersiz davranışlarıyla insanları bunaltması, sıkması veya ciddiyetsiz bir şekilde boşboğazlık yapması durumudur. *** Adı gereksiz bir gazete müsveddesinde "Tüm meydanlarda milli maç coşkusu" başlıklı bir haber var. "Bütün meydanlarda" yerine "Tüm meydanlarda" diyerek Türkçe sefaletlerini kanıtladıkları için "paçavra" yerine "çöplük" de diyebilirdim. Günlük kullanımda "tüm" veya "hepsi" anlamlarına gelir ki yanlıştır. Bir gazeteci günlük kullanımda diye "tüm" yerine "bütün" ü, "bütün" yerine de "tüm" ü kullanamaz. Kullanırsa "mazeteci" olur. Önce maç izlenmeli, galibiyet durumunda "şükür namazı kılınmalı". (Yazının okuduğunuz bölümü 12 Haziran Cuma günü yazıldı.) *** Bunun anlamı pazar sabahı oynanan maçta Avustralya'ya 2-0 yenilince ortaya çıktı: Demek ki maç öncesinde yapılan şamatalar, verilen ziyafetler fos çıktı, işe yaramadı. Atatürk'ün "Bir Türk dünyaya bedeldir" sözü bir sarsılmaz gerçeği değil, bir iyi niyet ve temenniyi dile getirmektedir.

16 Haziran 2026 04:00

Özdemir İnce

Efsane Mavalı

Popüler kültürde efsane: Terim ayrıca sinema, müzik ve spor gibi alanlarda "ulaşılamaz seviyede meşhur veya başarılı" olan kişi ve eserleri nitelemek için de sıkça kullanılır. Kullanılır ama sırı dökülmüş, pörsümüş bir efsanedir ancak... *** Bu yazının nedeni, 8 Haziran 2026 günkü Sözcü gazetesinde gördüğüm bir manşet: "Fenerbahçe'de efsane geri döndü." Sporun her dalıyla çok yakından ilgilenirim. Mersin Lisesi'nde okurken bunu iyi bilen edebiyat öğretmenimiz, folklor bilgini Cahit Öztelli, "Artık karar ver, futbolcu mu olacaksın yoksa edebiyatçı mı?" demişti. "Fenerbahçe'de efsane geri döndü" haber başlığını okuyunca Fenerbahçe futbol takımında oynayıp ayrılmış Efsane adlı bir futbolcu ya da antrenör var mıydı diye düşündüm: YOK! Meğer sayın Aziz Yıldırım, 27 binden fazla delegenin katıldığı seçimde 17 bin 345 oy alarak tekrar başkan seçilmiş. Aziz Yıldırım'ın başkanlık yaptığı 20 yıllık dönemde (1998-2018) Fenerbahçe 6 kez şampiyon olmuş ama Galatasaray o dönemde toplam 10 şampiyonluk yaşamış. Kendisi hakkında "efsane" sıfatını duyunca mutlaka "Estağfurullah" der. Manşette "Yıldırım döndü" yazmakta. Ayrıca Vikipedi'den aktardığım "ulaşılamaz seviyede meşhur veya başarılı" tanımına da karşıyım: İnsanlık var oldukça insanlar için "ulaşılmaz" hiçbir rekor ve başarı yoktur. Yüksek atlamada sırtı dönük atlama yöntemini (günümüzdeki adıyla "Fosbury Flop") geliştiren ve uluslararası arenada kullanan ilk atlet, 1968 Meksika Olimpiyatları'nda altın madalya kazanan Amerikalı atlet Dick Fosbury'dir. Onlar bile efsane değildir.

14 Haziran 2026 04:00

Özdemir İnce

Arrabal Ve Babası

Okuyacağınız metnin Fransızcası Les Lettres Françaises adlı derginin Temmuz-Ağustos-Eylül 1967 sayısında yayımlanmıştı. Çok değerli İspanyol yazar Arrabal'ın metninin başladığı "Bir adam ayaklarımı kuma gömdü" cümlesi ağlatmıştı beni. Tan, Arrabal olmuştu; ben de Fernando Arrabal Ruiz. Melilla'da iç savaş 17 Temmuz'da başladı ve babam Fernando Arrabal Ruiz, iki saat sonra kendi evinde tutuklandı ve "askeri isyan" suçundan idam cezasına çarptırıldı. Melilla, Ceuta, Ciudad Rodrigo ve Burgos'ta hapsedildi. 4 Kasım 1941'de, görünüşe göre "akıl hastalığı" nedeniyle Burgos Merkez Hapishanesi'nden aynı şehirdeki İl Hastanesi'ndeki akıl hastanesine nakledildi. "Kızıl" olan babam 1903'te Cordoba'da doğdu. Bana şöyle dese: "Okulda veya tiyatroda arkadaşıydım; şöyle ya da böyleydi; şundan şunu severdi." Onu, üzüntülerimi ve ilham kaynaklarımı aydınlatan bir kaleydoskopun (çiçek dürbünü) merkezinde hayal ediyorum. Bana anlatılanlara göre, bazıları babamı reddetmediğim için beni sansür ve yasaklarla "borçlandırmak" istiyor. Ve şüphesiz o adam da aynı şeyi söylerdi; sadece ellerini hatırlıyorum, küçük ayaklarımı Melilla plajının kumuna gömdüğü sırada.

12 Haziran 2026 04:00

Özdemir İnce

Hikmetinden Sual Olunmaz

"Hikmetinden sual olunmaz" bir olayın ya da durumun mantığının veya ardındaki gizli sebebin sorgulanamayacağını, tartışılamayacağını ve mutlaka daha yüksek bir amaç veya plan barındırdığını ifade etmek için kullanılan kalıplaşmış bir sözdür. "Olan her şeyde bir hayır ve derin bir amaç vardır, bu yüzden sorgulanmaz" bildirisini taşır. Arapça kökenli bir sözcük olan ve "bilgelik, gizli gaye, ilahi sır" gibi anlamlara gelen hikmet sözcüğü ile "soru" anlamına gelen sual sözcüklerinin birleşiminden oluşur. "Şey (nesne) var olduktan sonra özünü oluşturur" der. Jean-Paul Sartre'ın "Varoluşçuluk bir hümanizmdir" (L'existentialisme est un humanisme) felsefesinin motoru olan bu ifade, insanın önce bu dünyaya geldiğini, ardından kendi eylemleri ve seçimleriyle kendi kimliğini (özünü) yarattığını savunur. Doğuştan gelen bir kader veya değişmez bir "insan doğası" yoktur. Varoluşçuluk felsefesiyle ilgili ilk bilgiyi Milli Eğitim Bakanlığı yayınlarından 1950 yılında çıkan, Oktay Akbal'ın dilimize çevirdiği Gizli Oturum adlı oyunun başında yer alan önsözden ve varoluşçuluk üzerine bir incelemeden öğrenmiştim. Yıl 1953 ya da 1954 olmalı. Yaş 17 ya da 18... Uzun lafın kısası; dinsel söylemlerin tamamında tepeden tırnağa şerbetliydim. Dinsel anlamda "Tanrı'nın yaratıcı gücü, takdiri ve her şeyi bir gaye ile yaratması karşısında insanların sebep aramaması ve bu durumu sorgulamaması gerektiği" palavrasını yutmam mümkün değildi. Kuran'ın Nahl suresinin 71.

09 Haziran 2026 04:00

Özdemir İnce

Hikmet-i Hükümet

Bu inat yüzünden 15 Şubat 2022 günü bu sütunda yayımlanan "Devlet aklı" değil "hikmet-i hükümet" başlıklı yazımı bir kez daha paylaşmayı gerekli görüyorum: *** Büyük dil bilgini Ferdinand de Saussure, dil (lisan) ile "düşünce"nin ilişkisini şöyle anlatır: "Düşünce kâğıdın ön yüzü, dil ise arka yüzüdür. Kâğıdın ön yüzünü kestiniz mi, ister istemez arka yüzünü de kesmiş olursunuz. Dilde de durum aynı: Ne dil düşünceden ayrılabilir ne de düşünce dilden." Bilimcinin 50-60 yıl önce ezberlediğim sözünü sokağın diline aktaralım: Kullandığınız dil ve sözcükler yanlış ise, yerinde değilse aktarmak istediğiniz düşünce sakatlanır, kötürüm olur. *** XXI. yüzyıla girdiğimizden bu yana siyasetçiler, yazarlar, yazıcılar ve de televizyon konuşmacıları "devlet aklı" diye bir deyim kullanmaya başladılar. Bu da yanlış tercüme, Fransızca "raison d'etat" yerine kullanılmakta. Hani "devlet aklı" da kallavi, bol şekerli bir deyim. Meşrutiyet aydını bunu "hikmet-i hükümet" diye çevirmiş ki doğrudur. Şu anlama geliyor (eski yazılarımı tanık göstermeden, hepinizin erişebileceği bir kaynaktan, internetten aktarma yapacağım): Devletin bekasının söz konusu olduğu durumlarda her türlü kuraldan muaf tutulmasını savunan siyasal anlayışa "hikmet-i hükümet" denir. Fransızca "Raison d'État" kavramının karşılığı olarak Türkçede "devlet gereği" ya da "devlet aklı" olarak çevrilmektedir. *** Yanlış "devlet aklı" virüsü internete de bulaşmış. Memlekette "devlet aklı" icadını kullanan gafiller "hikmet-i hükümet" anlamında kullanmıyorlar. AKP kayırmasıyla Dışişleri'ne kapağı atmış bir büyükelçinin bir uluslararası konferansta "Türk devletinin büyük aklı" diye Fransızcadaki "Raison d'Etat", Almancadaki "Staatsraison", İtalyancadaki "Ragione di statio", İngilizcedeki "Reason of State" deyimlerinin karşılığı olarak kullanılırsa, maazallah, yandık ki ne yandık.

07 Haziran 2026 04:00

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha