×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Tüm Darbeler Dış Kaynaklı Ve İç Aparatlı!

Öncelikle 27 Mayıs 1960 darbesi ve 12 Eylül 1980 darbeleri başta olmak üzere tüm darbe girişimi ve muhtıraların dış kaynaklı ve iç aparatlı olduğunu görmek lazım. Finans, teknoloji, sanayi, ticaret, hammadde rezervleri, aklınıza ne gelirse dünyanın neresinde olursa olsun ellerinde tutarak kendi emelleri olan "Tek dünya devleti" yolundaki taşları döşemek amacındalar. Ancak, ülkemizin son dönemde yetiştirdiği yerli ve milli duruşa sahip büyük devlet adamı Recep Tayyip Erdoğan başa geçtikten sonra, küresel çetenin ülkemize müdahalelerinde sorunlar baş göstermeye başladı. "Türkiye büyürse budayın, kurursa sulayın" olarak özetlenecek bir politikayla ülkemizi şekillendirmeye çalışan küresel güçler, ülkesini geliştirmek ve büyütmek için gecesini gündüzüne katarak çalışan Erdoğan'ı daha ilk yıllarından itibaren hedef almaya başladı. Bu açıdan bakıldığında, Türkiye'nin IMF'ye olan borcunu ödeyip faizleri tarihin en düşük seviyesine indiren Erdoğan hükümetine ilk büyük uyarı, Gezi olaylarıyla yapıldı. Malum, "Ben CIA'nın bir şube müdüründen başka bir şey değilim" sözüyle hatırlanan eski MİT Müsteşarı Korgeneral Fuat Doğu'nun keşfettiği ismin kurduğu, 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle birlikte orduya sızdırılan, yıllar içinde bürokrasiyi ele geçiren bu casusluk örgütü, bu işler için biçilmiş kaftandı. Arkasına küresel güçleri alan ihanet örgütü FETÖ, bölgede İran'daki Şii rejimine zıt bir sözde Sünni rejim kurmak üzere darbeye kalkıştı. 15 Temmuz darbe girişiminin başarıya ulaşamamasında, Menderes'in asılmasını unutamayan halkımızın "Bu sefer liderimizi yedirmeyeceğiz" kararlılığı vardı.

Köşe Yazarı

Kaynak: Yeni Akit

16 Temmuz 2026 04:29

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Köşe Yazarı

Yunanistan Karasularını 12 Mile Çıkarmalıdır!

Anlatayım: Yunan Başbakanı NATO zirvesi sırasında Ankara'da yaptığı basın toplantısında, misafirliği bir kenara bırakarak, "Ülkem Türkiye'den kaynaklanan sürekli bir savaş tehdidiyle karşı karşıya" iddiasını öne sürdü hatırlarsanız. Ayrıca Miço, (komşu samimiyetinden dolayı kendisine böyle sesleniyorum) Ege'deki karasularını uluslararası hukuka dayalı "yasal hak" olarak 12 mile çıkarma olasılığını gündeme getirdi aynı konuşmasında. Hadi işin bir de bu yönünü inceleyelim: Türkiye kıyılarına uzaklığı 22 kilometreden (yani yaklaşık 12 deniz milinden) daha az olan yüzlerce Yunan adası, adacığı ve kayalığı bulunmaktadır. Ege Denizi'nin coğrafi yapısı gereği irili ufaklı binlerce oluşum yer aldığı için net bir sayı vermek mümkün olmasa da yerleşime açık, turistik ve ana coğrafi öneme sahip yaklaşık 10-12 ana ada bu sınırın (12 milin) çok daha altında. Türkiye kıyılarına en yakın ada 2.1 km ile Meis iken, diğer başlıca adalar 8 km ile 18 km arasında değişen mesafelerde yer alıyor. Midilli (Lesbos) Adası: Balıkesir'in Ayvalık ilçesine yaklaşık 17 km (9 deniz mili) mesafede. Komşumuz ve de NATO müttefikimiz Yunanistan karasularını 12 mile çıkarması ne kadar doğalsa, Türkiye'nin de mütekabiliyet ilkesi gereği kendi karasularını 12 mile çıkarmasından daha doğal bir şey olamaz. Ancak, Yunanistan karasularını 12 mile çıkardığında, Türkiye de 12 mile çıkarırsa, 12 ada ve çevresindeki irili ufaklı yüzlerce küçük ada ve kayalık otomatikman Türkiye'nin karasuları içerisinde yer aldığından, Türkiye'ye katılmış olur.

13 Temmuz 2026 02:21

Köşe Yazarı

Bir Çuval İnciri Berbat Ettiler!

Oysa CHP, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde ülke genelinde toplam 420 belediye başkanlığı kazanarak seçimleri birinci parti olarak tamamlamıştı. CHP'nin kazandığı belediyelerden 14'ü Büyükşehir Belediyesi: 21'i il belediyesi, 337'si ilçe belediyesi, 49'u belde belediyesiydi. CHP, bu sonuçlarla Türkiye genelinde yüzde 37,7'nin üzerinde bir oy oranına ulaşarak, 1977 genel seçimlerinden bu yana ilk kez Türkiye genelinde sandıktan birinci parti olarak çıkmayı başarmıştı. Orada da çok sayıda CHP'li delegenin şikâyeti ve itiraflarıyla 38'inci kurultaya ilişkin İstinaf Mahkemesi tarihi "mutlak butlan" kararını verdi. İlginç bir şekilde mahkeme kararını takmadıklarını göstermek üzere Özgür Özel "Genel Başkan", ekibi de Genel Başkan Yardımcısı, Grup Başkanvekili gibi sıfatları kullanmaya devam ettiler. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden bu yana, 1'i büyükşehir, 1'i il, 15'i ilçe ve 2'si belde belediye başkanlığı düzeyinde olmak üzere toplam 19 CHP'li belediye başkanı istifa ederek AK Parti'ye geçti. Son olarak AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda Ankara-Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan ve Edirne-Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan'ın da katılmasıyla sayı 19'a yükselmiş oldu. Kulislerde, eğer AK Parti kapıları açsa, CHP'li belediye başkanlarının büyük bir bölümünün AK Parti'ye geçmek istediği konuşuluyor. Adeta "nereye düştük" diye kara kara düşünüyorlar. Belki de şartlar olgunlaştığında AK Parti'ye geçecek isimlerden biri de Şahin olacak.

29 Haziran 2026 02:33

Köşe Yazarı

Sahi Nato'ya İlk Kim Başvurmuştu?

7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek olan 36. NATO Zirvesi öncesinde başkentte asayiş ve güvenlik operasyonlarında hücre evleri basılıp çok sayıda şüpheli gözaltına alınmaya başlayınca, CHP'sinden en marjinaline kadar sol basın kıyametleri koparttı. Eli kanlı marjinal terör örgütlerine yönelik operasyonları bile "NATO'ya koçbaşı" olarak değerlendirdiler, "İktidarın NATO aşkı", "NATO'ya, monarşiye geçit vermeyeceğiz" gibi manşetlerle sözde antiemperyalist solculuk örnekleri sergilediler. Öncelikle şunu hatırlatalım; Türkiye, Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı'na (NATO) ilk resmi üyelik başvurusunu Mayıs 1950'de, İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı ve CHP hükümeti döneminde yapmıştır. O dönem reddedilen başvuru, ancak 18 Şubat 1952 yılında kabul edilmiştir. Şimdi Gladyo kitabında yer verdiğim tarihi gerçeklerden örneklerle meseleye açıklık getirmeye çalışayım: Atatürk'ün 1923 yılında kurduğu bağımsız Türkiye Cumhuriyeti, bu özelliklerini ancak 1946 yılına kadar sürdürebilecekti. Atatürk'ün ölümünden sonra, paralardan onun resmini kazıtıp kendi resmini bastıran, ondan sonra ülkede müthiş bir baskı rejimi uygulayan "Milli Şef" İsmet İnönü, Sovyet tehlikesi karşısında Amerikalılara yakınlaşmak için türlü yollara başvurdu. Üç yıl kadar Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendiğim Kırmızı Çizgi Dergisi'nin, 2007 Temmuz sayısında yayınlanan bir araştırma, Türkiye'ye Amerikalıların nasıl girdiğini ve ülkemizin nasıl yüz kızartıcı dönemlere doğru itildiğini göstermesi açısından son derece düşündürücüydü. Ağırlıklı olarak Nevzat Üstün'ün 1967 yılında yayınlanan "Türkiye'deki Amerika" adlı eserinden yararlanılarak hazırlanan araştırmadan bazı bölümler şöyle: 2. Dünya Savaşı galiplerinden Sovyet Rusya'nın lideri Stalin, Kars, Ardahan ve Boğazlar'da üs talep edince, Türkiye 1948'de Marshall yardımı almaya "razı oldu". Çünkü, dışişleri "uzman" denen ABD'lilerle dolduruldu. Camilerin minaresine İngilizce, "Welcome Missouri" yazan mahyalar bile asıldı. 5 Nisan 1946 Cuma sabahı Missouri Zırhlısı Dolmabahçe önünde demirledi. Truman'ın özel temsilcisi Weddel, Dolmabahçe Sarayı'ndaki yemekten sonra "Milli Şef" İsmet İnönü ile görüşmek üzere Ankara'ya hareket etti. Missouri zırhlısı, 9 Nisan 1946 günü İstanbul'dan ayrıldı. Gün geçmiyordu ki, "Amerikalılar Türkiye'de petrol buldular", "Zengin olduk", "Zengin maden yataklarımızı gün ışığına çıkaracaklar", "Petrol yataklarımız, Suudi Arabistan'dan fazla" haberleri çıkmasın. Ankara'da düzenlenecek olan NATO zirvesi aleyhine yayınlar yapıp, güvenlik ve asayiş önlemleri kapsamında yapılan operasyonları "Amerika'nın koçbaşı" diye eleştirmeden önce, NATO'ya ilk üyelik başvurusunun CHP döneminde "Milli Şef" İsmet İnönü tarafından yapıldığını ve Amerikalıları ülkemize ilk davet edenin de İnönü olduğunu unutmamak lazım.

25 Haziran 2026 02:28

Köşe Yazarı

Yok Öyle Bu Ülkenin Taşıyla Bu Ülkenin Kuşunu Vurmak!

Mahkemenin 38'inci Kurultay'a ilişkin mutlak butlan kararı sonrası CHP Genel Başkanlığına dönen Kemal Kılıçdaroğu ve ekibi, yok hükmünde addedilen, ancak gerek partiye, gerekse ülkeye verdikleri zararlar saymakla bitmeyen Özgür Özel yönetimi hakkında her geçen gün yeni bilgileri ortaya çıkartmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde, Kemal Kılıçdaroğlu'nu destekleyen CHP'li milletvekillerinden Hasan Öztürkmen, Özgür Özel'in genel başkanlığı döneminde medya kuruluşlarına ve sosyal medya hesaplarına CHP'nin kasasından 755 milyon TL gönderildiğini açıklamış ve bu rakama CHP Genel Saymanlığı tarafından ulaşıldığını belirtmişti. Dün de CHP İletişim Koordinatörü Ali Haydar Fırat, CHP'deki butlan yönetimi destekleyen 34 bin trol hesap tespit ettiklerini ve bunlardan 3 bin 400'ünün FETÖ iltisaklı olduğunu söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu, genel başkanlığa dönmesinin ardından 30 Mayıs'ta CHP Genel Merkezi'nde yaptığı kritik konuşmada "Arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum" diyerek tartışmaların fitilini ateşlemişti. Şimdilik bir kısmı ortaya çıkan bilgiler, Özgür Özel ve arkadaşlarının mahkeme tebligatına rağmen neden CHP Genel Merkezi'ni terk etmemekte ısrar ettiğini, neden hala CHP yönetimi kendilerindeymiş gibi "Genel Başkan", "Genel Başkan Yardımcısı", "Grup Başkanvekili" gibi sıfatları kullanmaya çalıştıklarını daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.

22 Haziran 2026 02:07

Köşe Yazarı

İran'a Anlaşma İçin İki Kritik Madde Önerisi…

Hepimizin yakından takip ettiği gibi siyonist terör devleti İsrail'in baskısıyla ABD'nin İran'a yönelik olarak başlattığı savaşın 108'inci gününde, ABD ve İran, terörsüz yaşayamayan İsrail'in itirazlarına rağmen barışa yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı. Ama ABD'nin İran'a 300 milyarlık bir yatırım fonu oluşturacağına dair olduğu söylenen madde, bizzat dün G7 zirvesi için Fransa'da bulunan Donald Trump tarafından, "10 sent bile vermiyoruz. Herhangi bir yatırım yapmıyoruz ve böyle bir fonumuz yok" ifadeleriyle yalanlandı. "ABD, deniz ablukasını kaldıracak ve en fazla 30 gün içinde trafiği tam kapasitesine geri döndürecektir; gemi trafiği, İran tarafındaki savaş öncesi trafik hacmiyle orantılı olacaktır. ABD ayrıca, nihai anlaşmadan sonraki 30 gün içinde kuvvetlerini çevre bölgelerden çekmeyi taahhüt eder" ve "İran, bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanması üzerine, teknik engellerin kaldırılması ve mayınların İran tarafından etkisiz hale getirilmesi ihtiyacını göz önünde bulundurarak, Basra Körfezi'nden Umman Denizi'ne ve tersi yönde ticari gemilerin hareketinin 30 gün içinde savaş öncesi hacme dönmesini sağlamak için derhal adımlar atacaktır" şeklindeki maddeler de herkesin canını yakan petrol fiyatlarının düşmesi için çok önemli. "İran, asla nükleer silah üretmeyeceğini yineler" şeklindeki nükleer taahhüt de bölge barışının tesisi açısından şimdilik oldukça faydalı olacaktır. Diğer bazı maddelerle birlikte üzerinde uzlaşılarak imzalanan mutabakat zaptı, "Nihai anlaşma, BM Güvenlik Konseyi'nin bağlayıcı bir kararıyla onaylanacaktır" şeklinde noktalanıyor. Öncelikle ve ilk olarak, İran BM Güvenlik Konseyi'ni de işe dahil ederek, İsrail'in de "Asla nükleer silah üretmeyeceğine, ürettiklerini BM gözetiminde imha edeceğine ve bundan böyle nükleer silah bulundurmayacağına" ilişkin bir maddeyi anlaşmaya dahil etmelidir. İkinci olarak, İran gerek ABD'nin gerekse İsrail'in bölgede ve dünyanın diğer bölgelerinde yağmur, kar yağışını engelleyen, bulutların olgunlaşmadan dağılmasına neden olan ya da belli bir bölgeye ani ve aşırı yağış inmesine yol açan HAARP ve benzeri teknolojiler ürünü iklim silahlarını "bir daha asla" kullanmayacağına dair bir maddeyi de anlaşmaya ekletmelidir.

18 Haziran 2026 02:31

Köşe Yazarı

Hadi Oradan Ahlaksız Avrupa!

Rapor taslağında Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında; "AP, yukarıda açıklanan ciddi demokratik gerileme göz önüne alındığında, Komisyon Başkan Yardımcısı / Avrupa Birliği (AB) Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi'ne, insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililere karşı, AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında, AB'deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere, kısıtlayıcı tedbirler alınması çağrısını yineler" şeklinde yakışıksız ve mesnetsiz ifadelere yer verildi. Elektrik, internet, kağıt ve zaman israfından başka bir şey olmayan rapora nihai halini verecek oylama ise 17 Haziran Çarşamba günü yapılacak. Hani şu, 3 Mayıs'ta Ermenistan'ın başkenti Erivan'daki liderler zirvesine giderken uçağı İsrail tarafından sabotaj girişimine maruz kalarak arızalandığı ileri sürülen ve canını kurtarmak için Ankara'ya acil iniş yapmak zorunda kalan İspanya Başbakanı Pedro Sanches'in partisinden... Bu yapı öylesine şeytani bir yapı ki, Türkiye ve birkaç ülke dışında hiçbir ülke Gazze'de, Batı Şeria'da, Lübnan'da soykırımlar yapan, taş taş üstünde bırakmayan, sırf Gazze'de iki yılda 70 binin üzerinde insanı öldüren, toplam 200 bin kişiyi yaralayan, sakat bırakan, 3 milyonun üzerindeki insanı evsiz barksız bırakan Binyamin Netanyahu yönetimindeki İsrail'e birkaç cılız çıkış dışında laf edemiyor. 21 Kasım 2024'te Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından İsrail başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant'a "savaş suçu" işledikleri gerekçesiyle tutuklama emri çıkarıldı.

15 Haziran 2026 02:22

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

Chp İçin Hz. Süleyman'ın Hükmü Uygulansın!

Küçük kadın ise haklı olarak; "Hayır! Senin çocuğunu götürdü" dedi. Bunun üzerine küçük kadın: "Aman böyle yapmayın! Allah'ın rahmeti üzerinize olsun! Çocuk bu kadınındır!" deyip çocuktan feragat etti. Bu cevap üzerine Süleyman Aleyhisselam, çocuğun küçük kadına ait olduğuna hükmederek kendisine verdi. Bir yanda kaybettiği 38'inci kurultay şaibeli olduğu gerekçesiyle mutlak butlan kararı ile mahkemece CHP Genel Başkanlığına geri getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, diğer tarafta ise bu kararı kabul etmeyen ve kendisini CHP'nin lideri olarak göstermeye devam eden Özgür Özel var. Öyle ki Salı günü Özgür Özel TBMM'de, Kemal Kılıçdaroğlu ise CHP Genel Merkezi'nde grup toplantısı yapıp birbirlerine okkalı göndermeler yaptılar. Özetle Özgür Özel, "Bir an önce, hatta 26 Temmuz'a kadar kurultay yapılsın. Yoksa seçime girememe durumu söz konusu olur" diyor. Kemal Kılıçdaroğlu ise kurultayı partiyi "arındırdıktan sonra" yapacağını söylüyor.

11 Haziran 2026 04:39

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

Komprador Fıkrası!

Koç Holding "Şeref" Başkanı Rahmi Koç, İzmir Balçova'da katıldığı bir hastane açılışında kamuoyunda büyük tepki çeken ve sosyal medyada gündem olan son derece yakışıksız ve çirkin bir fıkra anlattı biliyorsunuz. Sözüm ona özel hastane açılışının anlamına binaen, sağlık ve doktor temalı bir fıkra anlatan Koç, "Kürt kadın hasta" ifadesini ve etnik kimliği içeren son derece rahatsız edici bir üslup kullandı. Yaşanan siyasi ve toplumsal tepkilerin ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili re'sen soruşturma başlatırken, Koç Holding "Şeref" Başkanı Rahmi Koç, "Herhangi bir kimliği hedef alma niyeti taşımadığım sözlerim için içtenlikle özür diliyorum. Üzüntümü samimiyetle paylaşmak isterim" şeklinde kuru bir özür mesajı yayınladı. Düşünüyorum da nedense aklıma, başarılı bir şekilde tamamına eren ve terör örgütü PKK'nın eksik aksak da olsa eylemlerini sonlandırıp kendisini lağvetmesiyle, ülkemizin iç cephesini tahkim etmesini sağlayan "Terörsüz Türkiye" süreci geliyor. Kanaatimce, 100 yıldır ülkemizde mümessilliklerini yapan bir grubun başındaki kişiye fıkra ısmarlayıp Kürtlere "Türkiye'ye karşı savaşmazsanız, böyle aşağılanırsınız" mesajı vermiş olmalılar.

08 Haziran 2026 02:26

Köşe Yazarı

Özgür Özel Ve Kim Jong-un Aynı Kafadan!

MUHAMMET KUTLU CHP Grup Başkanı Özgür Özel'in Salı günü partinin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun çağrısı olmaksızın topladığı grup toplantısında yaptığı konuşma pek çok açıdan tartışıldı ve tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor. Bir kere Sayın Özgür Özel, böyle davranarak, ilkokul 1'de sınıfta kalmış bir görüntü sergilemiştir. Özgür Özel, solcu bıyığına "İğğrençç" deyince doğal olarak sosyal medyada binlerce solcu vatandaş çok alındı. Yapılan sayısız paylaşımda, Özgür Özel'in solcu bıyığına "İğğrençç" demesi kınandı. Hatta sosyal medyada Özel'in bu sözlerini kınayanlardan büyük bir bölümü, solcu bıyığına FETÖ'nün de aynı şekilde karşı olduğunu belirterek, Özel ve arkadaşlarına "FETÖ'cü" göndermesinde bulunan Kemal Kılıçdaroğlu'nun haklı olduğunu vurguladılar. Özgür Özel'in sakal, bıyık, saç konularındaki bağnazlığı, Kuzey Kore'nin "Büyük" Lideri Kim Jong-Un'u da hatırlatıyor bir yandan. Zira, Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un, 2021 yılında, "kapitalist yaşam tarzını" yansıtan giyim ve saç modellerini yasaklayan emir yayımlamıştı. Özgür Özel, her fırsatta "Çıktık açık alınla on yılda her savaştan" diye başlayan Onuncu Yıl Marşı'na atıfla "Batılı muasır medeniyetler" seviyesine doğru yol aldıklarını söylerken, bağnazlığıyla ve şekilciliğiyle de tam ters istikamette Uzak Doğu'daki Komünist Kuzey Kore gözlüğüyle dünyaya bakıyor.

04 Haziran 2026 02:09

Köşe Yazarı

Chp'de Yaşanan Tuhaflıklara Bir De Bu Açıdan Bakmak Lazım…

Şaibeli 38'inci Kurultay'da pavyon köşelerinde delege satın alınmasıyla başlayan sürece mahkemece verilen "Mutlak butlan" kararıyla dur denildi. Sonrasında olanları biliyorsunuz, şaibeli kurultayla, kendisine büyük sermaye ve emperyalist çevreler tarafından sözde cumhurbaşkanlığı için yol verilen Ekrem İmamoğlu'nun vekili olarak partinin başına getirilen Özgür Özel, o kadar da koşturmasına rağmen bir türlü vaziyete hakim olamadı ve CHP Genel Merkezi'nden polis marifetiyle kapı dışarı edildi. Kurban Bayramının son günü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun partililerle genel merkezde bayramlaşma yaptığı sırada, Özgür Özel de Güvenpark'ta alternatif bayramlaşma toplantısı düzenledi. Kemal Kılıçdaroğlu'nun Özgür Özel ve ekibine yönelttiği "FETÖ'cüler" suçlaması oldukça manidardı. Genel başkan olmadığı için mozoleye çelenk koyamayacağı bildirilince çelengin üzerindeki "CHP Genel Başkanı" yazısını cebine koyan Özel, tam çelenk mozoleye konulurken cebinden çıkardığı yazıyı çiçeklerin üzerine iliştirmeye çalıştı. Şimdi herkes "Bütün bunlar CHP'de neden yaşanıyor" diye düşünüyor, yazıyor, çiziyor, yorum yapıyor. Biliyorsunuz dünyanın en güzel şehri İstanbul, 29 Mayıs 1453'de cennetmekân atamız Fatih Sultan Mehmet Han tarafından fethedilerek bizlere miras bırakıldı. Boğazdaki bu aileler, "İstanbul Dükalığı" denilen derin sermaye klanını oluşturmuşlardır. Hem kendi yapıları öyledir, hem de distribütörleri oldukları küresel sermaye de Türkiye'den elini çekmediği için, onların Türkiye'ye yönelik türlü entrikalarını, siyasi ve toplumsal oyunlarını yurt içinde hayata geçirmek de her zaman onlara düşer. Sonra hem parti karışır, hem yolsuzluklar, usulsüzlükler yüzünden halk kaybeder, hem "İran'dan sonra sıra Türkiye'de" diyen siyonist İsrail rejimi tüm merkez coğrafyayı kana ve ateşe boğduğu bir dönemde ülkemiz iç cephesini bir türlü tam manasıyla tahkim edemez.

01 Haziran 2026 01:49

Köşe Yazarı

Hani Türkiye'de Yargı Bağımsız Değildi?

Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi (İstinaf Mahkemesi), 21 Mayıs 2026 Perşembe günü saat: 17:40'ta Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 38'inci kurultayına ilişkin "mutlak butlan" (baştan itibaren kesin hükümsüzlük) kararını açıkladı. Kararın açıklanması sonrasında BIST 100 endeksi 21 Mayıs gününü yüzde 6,05 kayıpla tamamladı. BIST 100 endeksi, yüzde 4,89 değer kazanarak Cuma gününü 13.808.20 puanla kapattı. Hele Halk TV'de yayınlanan programda yorumculardan birinin yıkılmış bir halde, "Böyle bir ortamda borsa yükselir mi ya? Akla mantığa aykırı. Dün düşüyor, bugün bir bakıyorsun, birileri borsaya bir şey yaptı herhalde bilmiyorum. Dolar da birazcık düşüyor oynamıyor onlar da, bir şey değil" ifadeleriyle hayal kırıklığını paylaştığı anlar görülmeye değerdi. Hatta Türk mahkemelerinin verdiği kararlar hoşlarına gitmediğinde "Sarayın yargısı" diyorlardı.

25 Mayıs 2026 02:09

Köşe Yazarı

Cahillik Mi Pervasızlık Mı?

Hele Özgür Özel'in, "Özkan yarın sağlam bir paket olarak Denizli'de benim mavi valizimin içerisine koy" şeklindeki mesajı siyasi literatüre geçecek cinstendi. Özgür Özel ve Yalım arasındaki bol sıfırlı paylaşımların ardından dün de fuhuş ve uyuşturucu operasyonunda tutuklanan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e yakınlığıyla bilinen CHP Delegesi iş insanı Turgut Koç'un, CHP'li Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'le yazışmaları ortaya çıktı. Koç ve Güner arasındaki mesajlardan birinde Hüseyin Can Güner'in "125.132.625,68" tutarında bir meblağı Koç'a ilettiği ve "hesabın kapandığını" söylediği görülüyor. Koç ise, kendince tedbirli davranarak "Sil abi. Ok" derken ardından; "Ama bu toplam değil bildiğim kadarıyla bakacağım" diyor. Cahillik desek, Ali Desidero'nun bir reklam filminde dediği gibi "hepsi okumuş çocuklar…" Evet, cahillik olmadığına göre pervasızlık olabilir. "Dışarıdaki baronlardan" yol verilince kendilerini "dokunulamaz" hissetmiş olmalılar diye düşünüyorum.

21 Mayıs 2026 03:21

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha