×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Trump, Savaş Bitiren Değil; Savaşlara Taraf Olan Bir Kişidir

Rusya-Ukrayna Savaşı sona ermediği gibi Gazze ve Beyrut, "soykırım suçlarının ortağı" oldu ve çatışmalar onun döneminde daha da şiddetlendi ve büyük acılar yaşandı. Böylece Epstein Sapığı Trump, "savaş bitiren değil, savaşların tarafı olan" başkan olarak tarihe geçecek. Trump'ın İran" a yönelik sert açıklamaları ve müzakere sürecini sonlandırıp savaşı yeniden başlatan emri vermesiyle, beynelmilel hukuk u ihlal ederek, insanlığa karşı suç işlemiştir. İran' ı "yok etme" söylemi ile yeniden başlatılan savaşın, daha büyük bir bölgesel çatışmaya dönüşebileceği ise kuvvetle muhtemeldir. Elbette böyle bir savaşın yaşanıp yaşanmayacağı, büyük aktörlerin alacağı siyasi kararların ve krizlerin nasıl yönetileceğine bağlı olduğu bir gerçektir. Ancak eğer diplomasi yeniden devreye girmez ve taraflar gerilimi düşürecek adımlar atmazsa, mevcut savaşın bölgesel sınırları aşarak çok daha geniş çaplı bir güvenlik krizine dönüşme riski bulunmakta olduğu ise diğer bir gerçektir. * İnsanlık, son yılların en tehlikeli ve en belirsiz dönemlerinin birinden geçiyor. Bölgesel krizler artık yalnızca bölgesel olmaktan çıkmış, büyük güçlerin doğrudan veya dolaylı olarak karşı karşıya gelme ve küresel hesaplaşma alanlarına dönüşme ihtimali her gecen gün artmaktadır. Diplomasi giderek zayıflarken tehdit dili, silahlanma yarışı ve askerî müdahaleler uluslararası siyasetin belirleyici unsurları hâline gelmeye başlaması bu ihtimali kuvvetlendirmektedir. Çünkü Gazze'den Lübnan'a, Suriye'den İran 'a, Ukrayna' dan Tayvan Boğazı'na ayrıca Somali, Yemen, Sudan ve Mali'ye kadar uzanan geniş bir coğrafyada yaşanan savaş ve iç çatışmalar, çözüme kavuşturulamadı ve kavuşturulamıyor. Zira, dünyada aynı anda birden fazla kriz var. Bu krizlerin her biri tek başına büyük riskler taşırken, birbirini tetikleme ihtimali küresel güvenlik açısından çok daha ciddi sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Tarih göstermiştir ki büyük savaşların çoğu, yanlış hesapların, karşılıklı güvensizliğin ve tırmanan krizlerin çözüme kavuşturulamaması sonucunda ortaya çıkmıştır. Bugün her zamankinden daha fazla sağduyuya, uluslararası hukuka, adalete ve barışı önceleyen uluslararası bir iradeye ihtiyaç vardır. Aksi hâlde, kısa vadeli askerî kazanımlar uğruna atılan adımlar, uzun vadede tüm insanlığın ödeyeceği ağır bedellere dönüşebilir. ABD Başkanı Epstein Sapığı Donald Trump, seçim kampanyasında Rusya-Ukrayna Savaşı' nı kısa sürede sona erdireceğini ve "savaşları bitiren lider" olarak tarihe geçeceğini vadetmişti. Trump, aynı zamanda Nobel ödülünü almayı da hayal ediyordu. Ancak aradan geçen aylara rağmen bu hedef ve hayal gerçekleşmedi. Rusya-Ukrayna Savaşı sona ermediği gibi Gazze ve Beyrut, "soykırım suçlarının ortağı" oldu ve çatışmalar onun döneminde daha da şiddetlendi ve büyük acılar yaşandı. Ayrıca Trump, ABD ve İngiltere öncülüğündeki Batı' nın desteğiyle Siyonist İsrail' in İran 'a yönelik saldırılarını desteklemek amacıyla müdahale ederek savaşın tarafı oldu. Kısacası, Rusya – Ukrayna Savaşı' nı bitiremedi, İran ile yaşanan kriz bağlamında kısa sürede çözüm sağlanacağı ve Hürmüz Boğazı' nın yeniden açılacağı yönündeki vaatleri karşılık bulmadı. Yemen, Suriye, Lübnan ve Gazze krizleri ise hala devam ediyor. Böylece Epstein Sapığı Trump, "savaş bitiren değil, savaşların tarafı olan" başkan olarak tarihe geçecek. * Trump, Ne Güvenilir Ne de İnandırıcıdır… Trump'ın sık sık değişen açıklamaları, zaman zaman birbiriyle çelişir nitelikte görülen söylemleri ve öngörülemez siyasi tavrı, uluslararası kamuoyunda güvenilirliğini yitirmiştir. Bir yandan makamında dini ayinler düzenleyen Trump, dini söylemlerle kendisine özel bir misyon atfeden açıklamalar yaparken, diğer yandan İsrail 'e verdiği güçlü siyasi ve askerî destekle Gazze, İran ve Lübnan'da yaşanan soykırıma varan toplu katliam ve büyük yıkım ile insanlık faciasının hem suç ortağı hem de baş sorumlularından birisi olmuştur. Trump'ın İran" a yönelik sert açıklamaları ve müzakere sürecini sonlandırıp savaşı yeniden başlatan emri vermesiyle, beynelmilel hukuk u ihlal ederek, insanlığa karşı suç işlemiştir.

Mehmet Koçak

Kaynak: Yeni Akit

18 Temmuz 2026 02:05

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Mehmet Koçak

Müzakereden Büyük Savaşa…

ABD Başkanı Epstein sapığı Donald Trump'ın, İran' da düzenlenen cenaze törenlerini fırsat bilerek Nisan ayından bu yana yürürlükte olduğu belirtilen ateşkesin fiilen sona erdiğini açıklaması ve saldırı emri vermesi, sona ereceği beklenen savaşın yeniden başlamasına yol açtı. Zira, Epstein sapığı Trump, bir İslam ülkesi olan Türkiye' nin başkenti Ankara' dan bir başka İslam ülkesi olan İran 'a savaş ilan etmiş olması; uluslararası hukuku ve bölgesel istikrarı hiçe sayan son derece tehlikeli bir adım olduğu gibi Türkiye ile İran 'ı karşı karşıya getirme adına sinsice hazırlanmış bir ihanet planı olduğunu anlamak için müneccim veya falcı olmaya gerek yok. Ayrıca, Türkiye'den komşusu olan ve yaklaşık 30 milyon Azeri Türkü' nün de yaşadığı İran 'a karşı Trump' ın savaş kararı almış olması, siyasi ahlak ve diplomatik nezaketle bağdaşmayan, küstahça bir davranıştır. Aslında bu savaş ilanı tamamen sürpriz de olmadı. Böylece, ABD Başkanı Epstein sanığı Donald Trump'ın İran' ı "yok etmekle" tehdit ederek savaş kararı aldığını açıklaması ve buna karşılık İran Meclis Başkanı ve üst düzey müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf' ın " müzakere dönemi kapanmıştır" yönündeki açıklaması, taraflar arasındaki diplomatik sürecin fiilen sona erdiğini ve krizin yeniden askerî bir safhaya taşındığını göstermektedir. Bu gelişme, aylardır dile getirilen "ateşkes" kalıcı bir barış değil, tarafların yeniden hazırlanmasına imkân sağlayan geçici bir süreç olduğunu doğrular niteliktedir.

15 Temmuz 2026 02:14

Mehmet Koçak

Nato Zirvesi'nde Prestij Kazanan Türkiye Ve Karşı Güç Odakları…

ABD Başkanı Trump, NATO Genel Sekreteri ile Avrupa Birliği yetkililerinin de Başkan Erdoğan' a övgüler dizmeleri, Türkiye'nin savunma sanayiindeki gelişmeleri, jeostratejik önemini ve Türk Silahlı Kuvvetleri' nin caydırıcı gücünü öne çıkaran açıklamaları, Ankara'nın son yıllarda artan diplomatik ve askerî etkinliğinin uluslararası platformlarda daha görünür hâle geldiğini gösterdi. Ayrıca; bu olumlu gelişmelerin ötesinde NATO zirvesinin Ankara' da gerçekleşmiş olması, Başkan Erdoğan ve Türk Ordusu nun övgülere mazhar olması ile Türkiye' nin NATO nezdinde yeni bir prestij kazanmış olması, Türkiye için uzun yıllar "ikinci planda kalan ülke" algısının önemli ölçüde değişmeye başladığını göstermektedir. * Başkan Trump' ın, Türkiye' ye uygulanan CAATSA yaptırımlarının kaldırılabileceği yönündeki mesajları, F-35 programı na yeniden katılım ihtimalini gündeme taşıdı. Bu gelişmeler üzerine ABD' deki Yunan ve İsrail yanlısı Siyonist Yahudi lobiler i Türkiye'nin F-35 programı na yeniden dahil edilmesine karşı faaliyetlerini yoğunlaştırdığı görülüyor. * NATO Zirvesi' nde Türkiye'nin elde ettiği diplomatik ve stratejik kazanımlar karşısında, Siyonist İsrail' in Başbakanı katil Netanyahu'nun ve Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in rahatsızlık duymasını anlayabiliyorum.

11 Temmuz 2026 01:44

Mehmet Koçak

Tarihi Cenaze Merasiminde Her Kesime Derin Mesajlar…

Zalim ABD ve Siyonist İsrail 'in 28 Şubat'ta İran' a yönelik düzenledikleri saldırılarda aile yakınlarıyla şehit düşen eski İran dini lideri Ali Hamaney için gerçekleştirilen cenaze merasiminde her kesime Kur'an-ı Kerim'den okunan ayetlerle güçlü bir siyasi ve psikolojik mesajlar verilmesi gerçekten anlamlıydı. Ancak Hamaney için düzenlenen cenaze töreninde milyonlarca İranlı nın meydanları ve caddeleri doldurması, yalnızca ona duyulan sevgi ve saygıyla açıklanabilecek bir tablo değildir. Cenaze alayı boyunca ABD Başkanı'sarı şeytan' Donald Trump ile İsrail Başbakanı'katil' Binyamin Netanyahu' yu hedef alan sloganlar atılması ve Hamaney'in ölümünün intikamının alınmasını talep eden pankartların taşınması, törenin yalnızca bir veda merasimi değil, aynı zamanda güçlü siyasi ve toplumsal mesajların verildiği bir gösteriye dönüştüğünü ortaya koydu. Mahşeri kalabalık ve ülkelerden gelen üst düzey temsilcilerin katıldığı bu tarihi cenaze merasimi aynı zamanda Hamaney'in şehadetinin ardından "devrimin ruhunu kaybetmeden, Ali Hamaney'in gösterdiği yolu tavizsiz şekilde sürdüreceğiz." şeklinde bir mesaj niteliğindeydi. * İran' ın güçlü lideri Hamaney'in şehadetinin ardından emperyalist güçlerin ve onlarla hareket eden şer ittifakın, ' İran 'ın kısa sürede dağılacağı ve İran yönetimi ABD ve İsrail baskılarına boyun eğerek teslim olacağı' yönündeki beklentiler boşa çıkmıştır. Aksine, Hamaney'in ardından oğlu Münteha'nın babasının yerine rehber seçilmesiyle "Hamaney'in politikalarıyla yola devam" niteliğinde açık bir mesajdı.

08 Temmuz 2026 01:55

Mehmet Koçak

Ortadoğu'da Büyük Oyun: Sünni-şii Savaşı…

Türkiye' de "devlet aklı" işletilerek sürdürülen diplomatik hamleler ve İran" ın beklenenden güçlü bir direnişi nedeniyle arzu edilen sonuçlara ulaşılamamıştır. Şimdi ise bu hedeflere ulaşmayı kolaylaştıracak en tehlikeli senaryolardan biri olan mezhep farklılıklarını kışkırtarak Müslüman toplumları birbirine düşürmek amacıyla Sünni-Şii çatışması nı bölgesel bir savaşa dönüştürmektir. ABD ile Siyonist İsrail 'in bölgeyi kendi stratejik çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirme hedefine ulaşmak için mezhep savaşını yeniden canlandırma girişimlerine şahit oluyoruz. Hamas' ın silahsızlandırılması, Filistinliler in göçe zorlanması ve demografik yapının değiştirilmesine yönelik girişimler, Hamas'a karşı iş birlikçi aşiretlerden yeni hain örgütler oluşturulup sahaya sürülmesi, aynı şekilde İran 'da rejim karşıtlarını isyan etmelerine gizli faaliyetleri çok şükür başarısız kalmıştır. Şimdi ise Lübnan merkezli mezhebi bir savaş için ABD ve İngiltere öncülüğündeki istihbarat örgütleri devrededir. ABD'nin Suriye'ye sunduğu bazı siyasi destek ve yaptırımların kaldırılması ile Suriye yeni yönetiminin küresel düzene entegrasyonuna verilen desteğin karşılığı olarak Lübnan' da İran destekli Hizbullah'a karşı Suriye dâhil edilmek isteniyor. Ancak Türkiye ile yakın ilişkiler geliştiren Suriye yönetiminin, bölgesel dengeleri daha da bozabilecek adımlardan kaçınmaya çalıştığı görülmektedir. Çünkü böyle bir çatışmanın yalnızca İran ile Arap ülkeleri arasında değil, bütün Ortadoğu' yu içine çekecek mezhep merkezli yeni bir savaşın fitilini ateşleyebileceği endişesi bulunmaktadır. * Ortadoğu'da yaşanan gelişmeleri yalnızca sınır anlaşmazlıkları veya güvenlik sorunları olarak okumak yeterli değildir. Bölgenin geleceğini belirleyecek asıl mücadele, mezhep ayrılıklarını derinleştirerek Müslüman toplumları birbirine düşürme girişimlerine karşı ortak aklın ve bölgesel istikrarın korunup korunamayacağıdır. Eğer mezhep eksenli bir çatışma ateşi yakılırsa, bunun kazananı ne Sünni dünya ne de Şii dünya olacaktır. Kazanan yalnızca bölgenin parçalanmasından çıkar sağlayacak küresel güçler, kaybeden ise bütün Ortadoğu halkları olacaktır. İran 'ın komşu ülkelerdeki Şii örgütlenmeleri, Suriye' de uzun yıllar Sünni çoğunluk üzerinde ağır baskılar uygulayan rejime verdiği destek, bölgede derin yaralar açmış ve İran karşıtlığına sebep olmuştur. Aynı şekilde, İran destekli Hizbullah'ın benzer hatalara düştüğü doğrudur. Ancak bu yanlışlar, mezhep eksenli yeni cepheler oluşturma veya dış müdahalelerle bölgeyi daha büyük çatışmalara sürükleme adına benzer hatalar tekrarlanmamalıdır. Mezhep çatışmalarını körükleyen, Müslüman toplumları birbirine düşüren ve dış güçlerin bölgeyi yeniden dizayn etmesine zemin hazırlayacak girişimlere karşı ortak bir duruş sergilemektir. Fikir ayrılıkları ve siyasi ihtilaflar ne kadar derin olursa olsun, bunların bölgeyi uzun yıllar sürecek bir Sünni-Şii savaşı na dönüştürmesine fırsat verilmemelidir. Ortadoğu'da Büyük Oyun: Sünni-Şii Savaşı… Osmanlı'yı bölmek, topraklarını bölüşmek amacıyla ihtilaf devletleri adına hazırlanan 'Gizli İhanet Anlaşması' nın adı olan Sykes-Picot' ın ardından Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesine yönelik projelerin farklı biçimlerde devam ettiği inkarı mümkün olmayan bir gerçektir. Siyasi, ekonomik ve güvenlik dengelerinin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı planın adı olan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) o, ihanet planı olan Sykes-Picot'un devamı olduğu ise bir diğer gerçektir. Her iki ihanet planını gerçekleştirme adına tarihten günümüze izlenen yol ve yöntemlerin merkezinde ise Sünni-Şii Mezhep Savaşı yer almaktadır. Türkiye' de "devlet aklı" işletilerek sürdürülen diplomatik hamleler ve İran" ın beklenenden güçlü bir direnişi nedeniyle arzu edilen sonuçlara ulaşılamamıştır.

01 Temmuz 2026 02:04

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Mehmet Koçak

Lübnan Düğümü Çözülmeden Barış Mümkün Değil…

İsrail 'in Güney Lübnan' daki askeri varlığını sürdürme ısrarı, İran 'ın İsrail 'in tamamen çekilmesini temel şart olarak öne sürmesi, yalnızca iki ülke arasındaki gerilimi değil, bölgesel dengeleri ve Tahran-Washington hattındaki müzakere sürecini de doğrudan etkilemektedir. Lübnan, hem İran hem de Siyonist İsrail açısından sıradan bir komşu ülke değildir. Washington ile yürütülen müzakereler ile nihai anlaşma sürecinin vazgeçilmez şartlarından biri olan Lübnan'da kalıcı ateşkes ve tam çekilme dışında herhangi bir senaryoyu kabul etmeyeceğini açıklayan Tahran yönetimi, Lübnan ve Lübnan Hizbullah'ını müzakere masasındaki en önemli "kırmızı çizgi" olarak tanımlıyor.

27 Haziran 2026 02:22

Mehmet Koçak

Büyük Şeytan'ın Bitmeyen Oyunları…

Büyük Şeytan ABD ile Siyonist İsrail 'in İran 'a yönelik saldırılarıyla savaşa dönüşen süreçte açılan parantez, arabulucuların desteğiyle ABD ve İran arasında başkanlar düzeyinde uzaktan atılan imzalarla kapanmış değildir. Aynı şekilde, İran da 'Mutabakat Zaptında' yer alan 14 madde ile elde ettiği kazanımlarından ve rejim adına belirlenen kırmızı çizgilerden taviz vermemekte ısrarlı. Böylece "müzakereye katılmamız bize yapılan ihanet saldırılarını, İran lider ve liderlik kadrosu ile askeri komutanların şehit edilişi ile masum sivillerin ve öğrencilerimizin katledilişi ayrıca o büyük yıkımı unutacağız veya kabulleneceğiz anlamına gelmez" mesajı vermiş oldu. Görüşmelerin tıkandığını gören ABD Başkanı Trump'ın, "İran dikkat etse iyi olur, yoksa ülkenin geri kalanını da ele geçiririz" şeklindeki tehdidine Tahran, aynı sertlikte karşılık vermesiyle karşılıklı restleşmeye yol açtı. İran, ABD ile yürütülen müzakereler kapsamında dondurulmuş fonlarından 12 milyar doların serbest bırakılması ve İran petrolünün üretimine ve satışına önümüzdeki 21 Ağustos'a kadar izin veren 60 günlük geçici bir genel lisans yayınladı.

24 Haziran 2026 01:54

Mehmet Koçak

Geleceği Belirsiz Bir Anlaşma Ve Cevap Bekleyen Sorular…

Amerika Birleşik Devletleri ile İran, savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı' nı yeniden deniz trafiğine açmayı amaçlayan 14 maddelik bir mutabakat muhtırasını imzalanmış oldular. Anlaşmanın "ayrılmaz bir parçası" olan Lübnan'a yönelik Siyonist İsrail'in hava saldırıları ve güney bölgesindeki işgalin sürdürülüyor olması ve katil Netanyahu' nun Lübnan' daki işgale son vermeyeceklerini açıklaması, anlaşmayı sabote etmeye yönelik bir müdahaledir. Bunun ilk işareti, İran' ın Cenevre'ye katılmama kararıdır. Savaşa dönüşen saldırılar başlatıldığında; Tel Aviv ve Washington yönetimi, İran 'ın nükleer programını durdurmayı, füze kapasitesini etkisiz hale getirmeyi, bölgesel vekil güçleri bitirme ve rejimi devirmeyi temel gerekçeler olarak öne sürmüştü. İran devleti dağılmadı. Zira, ABD ve Siyonist İsrail, İran savaşında umduğunu bulamadığı açık ve net ortadadır. Diğer bir ifadeyle, Başkan Trump, katil Netanyahu' nun oyununa gelerek İran ile gereksiz bir savaşa girmenin ağır bedelini ödüyor. İmzalar atılmış ve 107 günlük kriz şimdilik son bulmuş oldu, ancak kriz hala devam ediyor.

20 Haziran 2026 03:00

Mehmet Koçak

Abd Ve İran Arasındaki Anlaşma Kalıcı Mı, Geçici Mi?

ABD ile Siyonist İsrail 'in uluslararası hukuka göre açıkça suç olan İran 'a yönelik ağır saldırılarıyla başlayan savaşın, bugün anlaşmayla sonuçlanması taraflar açısından olduğu kadar bölge ülkeleri ve de dünya barışı adına sevindirici bir gelişmedir. Lübnan da dâhil olmak üzere bütün cephelerde askerî operasyonların derhal ve kalıcı olarak durdurulmasını, Hürmüz Boğazı'nın "herhangi bir geçiş ücreti alınmaksızın" yeniden uluslararası deniz trafiğine açılmasını ve ABD'nin deniz ablukasının sona erdirilmesini öngören anlaşma dünya başkentlerinde memnuniyetle karşılandı. Ancak memnuniyet kadar ciddi endişeler de söz konusudur. Çünkü ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatın temel maddelerinden biri, Lübnan' ın da dâhil olmak üzere bütün cephelerde askerî operasyonların derhal ve kalıcı olarak durdurulmasıdır. ABD ve İsrail, savaşın başlangıcında dile getirilen hedefleri gerçekleştiremedi.

17 Haziran 2026 03:07

Mehmet Koçak

Abd-iran Hattında Hızlı Ve Dramatik Dönüşümler…

ABD Başkanı Trump, İran 'la savaş konusunda zaman zaman "anlaşma ihtimalinden" söz ederken, zaman zaman da "harika bir uzlaşmaya varıldığını" ileri sürdü. Şimdi Trump bir kez daha "İran ile anlaşmaya vardıklarını" ve İran liderliğinin de bu anlaşmaya onay verdiğini duyurdu. Nitekim İran anlaşma haberlerini "spekülatif" olarak nitelemesi ve "hiçbir şeyin nihai hale gelmediği" cevabı, Trump'ın açıklamalarına yönelik kuşkuları daha da artırdı. İran ile ABD arasında yürütülen müzakereler adeta bir bilmeceye dönüştü. Zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ortadan kaldırılması, nükleer altyapının sökülmesi, füze programına sınırlamalar getirilmesi ve İran 'ın bölgedeki müttefik ve vekil güçlere verdiği desteğin sona erdirilmesi, Washington ve Tel Aviv'in öncelikli şartları arasında yer alıyor. "İran asla nükleer silaha sahip olmayacak; bütün bu sürecin amacı budur" şeklinde açıklamalarda bulunan Trump ve Katil Netanyahu'nunbu görüşte ısrarlı oldukları diğer bir gerçektir.

13 Haziran 2026 02:15

Mehmet Koçak

Chp'de Taht Kavgası, Bbp'de Kurultay Coşkusu

Siyasetin merkezi Ankara'dayım. Görünen o ki Cumhur İttifakı 'nı oluşturan AK Parti ve MHP, CHP'de devam eden iç çekişmelerden uzak durmayı tercih ediyor. Büyük Birlik Partisi (BBP) 13. Olağan Büyük Kurultayı ile yeni döneme hazırlanmanın heyecanını yaşıyor. Anahtar Parti, İYİ Parti, Saadet Partisi, Yeniden Refah Partisi, DEVA Partisi ve DEM Parti ise daha çok kendi siyasi gündemlerine odaklanmış durumda. Ancak tüm siyasi partileri ve siyasetçileri aynı kefeye koymak büyük bir haksızlık olur. Genel Başkan Yardımcısı Kemal Üçüncü Bey'in nazik daveti üzerine BBP' nin 13. Olağan Büyük Kurultayı' na katılma fırsatı buldum. Kısacası, Ankara'da geçirdiğim üç gün bana Türk siyaseti nin iki farklı yüzünü gösterdi: Bir tarafta iç çekişmelerin gölgesindeki siyasi mücadeleler, diğer tarafta ise kurultay coşkusu ve teşkilat dayanışması.

10 Haziran 2026 03:00

Mehmet Koçak

Taht Kavgalarının Değişmeyen Tarihi Ve Chp'de Yaşananlar…

Aradan geçen yüzyıllara rağmen günümüzde yönetim biçimleri değişmiş olsa da iktidarı ele geçirme veya liderlik gücünü kaybetmeme kavgaları farklı biçimlerde de olsa devam etmektedir. Yani iktidar hırsının özü değişmiş değildir. Bugün siyasi CHP başta olmak üzere partiler içinde yaşanan liderlik yarışları da modern dönemin iktidar mücadeleleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Dün İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun başlattığı ve bugün kuklası Özgür Özel'e verdiği talimatlarla, Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı sürdürdüğü kavga bunun en son örneğidir. Tarihin derinliklerinden günümüze devam eden iktidar ve liderlik kavgaları bize şu gerçeği hatırlatıyor: İsimler ve yöntemler değişse de iktidar arzusu ve güç mücadelesi insanlık tarihinin en temel gerçeklerinden biri olmaya devam etmektedir. CHP içerisinde yaşanan liderlik kavgasında Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu, kendilerini daha güçlü gösterebilmek adına, partinin kurucu kimliği ve Cumhuriyet'in kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk ile olan bağlarını öne çıkarmaları bunun en bariz örneğidir.

06 Haziran 2026 01:58

Mehmet Koçak

Kılıçdaroğlu'nun Özür Beyanı

Çünkü, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimini uzun süre "kontrollü darbe" olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu'nun bugün gelinen noktada, CHP içerisinde FETÖ bağlantılı olduğu ileri sürülen kişi ve yapıların varlığını geç fark ettiklerini ifade ederek partililerden özür diliyor. Yıllar sonra da olsa Kılıçdaroğlu da anlamış oldu ki, FETÖ varmış ve 15 Temmuz'kontrollü darbe' değil, bir ihanetmiş. 15 Temmuz ve sonrasında yaşananlar Türkiye'nin yakın siyasi tarihinin en önemli kırılma noktalarından biridir. Eğer vaatlerinde samimi ise 15 Temmuz 2016 gecesinde canı pahasına darbe girişimine karşı çıkarak demokratik düzeni savunan Türk milleti nden, ayrıca o dönemde ağır eleştirilerle hedef aldığı Başkan Sayın R. Tayyip Erdoğan'dan da özür dilemelidir. Yine, geçmişte tarafsızlığı ve meşruiyetini eleştirip suçladığı yargı mensuplarının CHP'nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen yargı kararıyla yeniden CHP genel başkanlık makamına dönme şansını elde eden Kılıçdaroğlu, suçlayıp karaladığı o yargı mensuplarından da özür dilemeli. Diğer bir gerçek ise şudur: Eğer, Kılıçdaroğlu 15 Temmuz akşamı MHP lideri Sayın Bahçeli gibi milli bir refleksle FETÖ ihanetine karşı açık ve net bir tavır alabilmiş olsaydı en yakınları tarafından arkasından hançerlenmez, yol arkadaşları tarafından 'Hain Kemal' ilan edilmezdi.

03 Haziran 2026 02:34

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha