×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Söz, Yetki, Karar Delegelerin

Pazar günü ise 65 tabip odasından gelen 496 delege TTB'yi önümüzdeki iki yıl yönetecek Merkez Konseyi, Yüksek Onur Kurulu ve Denetleme Kurulu üyelerini seçecek. Birincisi Etkin Demokratik TTB, ED-TTB Grubu ile Tabip Odaları İnisiyatifi'nin bir araya geldikleri liste, ikincisi de Türk Hekimleri Birliği, THB ile Çağdaş Hekimlik Grubu, ÇHG'nin ittifak ile oluşturdukları liste idi. Bu durumda seçimin favorileri ED-TTB ve İnisiyatif görünüyor. Her ikisinin de kadroları o günlerden bugünlere basın açıklamaları, yürüyüşler, G(ö)REV eylemleri, "Çok Ses Tek Yürek Mitingi" gibi mücadelelerin içinden geliyor. TTB Merkez Konseyi'nin tabip odaları ve hekimlerle olan bağı bu dönemde öylesine çözüldü ki 1 Eylül 2023 tarihinde ilan ettiği "Emek Bizim Söz Bizim!" eylem sürecinden ricat etmek zorunda kaldı. "Dağılmış pazar yerlerine" döndü TTB. Nitekim TTB'nin ciddi ölçüde itibar ve güç kaybına uğradığı kamuoyu araştırmalarına da yansıdı. Kadir Has Üniversitesi tarafından 26 ilde 1.000 kişi ile yüz yüze görüşülerek hazırlanan "Türkiye Eğilimleri" araştırmalarında TTB'ye güven derecesi bir yıl içinde yüzde 14,7'lik trajik bir düşüş yaşadı. Öyle ki, bu tepki yüzünden yıllardır İstanbul Tabip Odası seçimini yüzde 60-70 oy bandında kazanan Demokratik Katılım Grubu bile 2024'te az daha sağ listeye karşı kaybediyordu. Ezcümle "ED-TTB 2020-2024 dönemi sebep, İnisiyatif sonuç " süreci böyle oldu. Gene de 2024 TTB seçimlerinde ED-TTB ve İnisiyatif liste üzerinden bir araya gelişi birlikte çalışmak için bir fırsat olabilirdi. Ekseriyeti elinde tutan ED-TTB ekibinin İnisiyatif ekibine ekalliyet muamelesi yapması, TTB tarihinde hiç görülmeyen, TTB geleneklerinde hiç rastlanmayan şekilde tartışmalı konularda ikna yöntemi yerine parmak hesabıyla karar alması, TTB Başkanı Alpay Azap'ı sürekli olarak marke etmeye, görünürlüğünü engellemeye, boşa düşürmeye çalışması, inatla TTB'de çift başlılık görüntüsü vermesi birlikte yönetmeyi imkansız kıldı.

Osman Öztürk

Kaynak: Birgün

26 Haziran 2026 05:00

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Osman Öztürk

Ttb Merkez Konseyi Üyeliğinden Neden İstifa Ettim?

Birincisi, ne hekimlerin ne de TTB'nin birincil meselesi Kürt sorunu değildir, senden öğrenecek de değiliz.

06 Temmuz 2026 05:00

Osman Öztürk

Rahmi Koç Bir Gün Doktora Gitmiş

"Hanımefendi perdenin arkasına gidin soyunun" deyince kadın demiş: "Doktor Bey, ilk sen soyun." Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç İzmir'de Amerikan Hastanesi'nin açılışında bu fıkrayı anlatmış. TTB'nin yaptığı açıklama "Kadınları ve Kürtleri Aşağılayan, Hekimlik Meslek Onurunu Hedef Alan Çirkin Sözleri Kınıyoruz" başlığını taşıyordu. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı da "halkın bir kesimini alenen aşağılama" suçu kapsamında soruşturma başlattığını açıkladı. Tepkilerin ardından Koç Holding'ten "Herhangi bir kimliği hedef alma niyeti taşımadığım sözlerim için içtenlikle özür dilerim. Üzüntümü samimiyetle paylaşmak isterim. Saygılarımla, Rahmi M. Koç" açıklaması geldi. *** "Koç Holding A. Ş. Şeref Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi olan Rahmi Koç, 9 Ekim 1930'da Ankara'da doğdu. John Hopkins Üniveristesi'nde (ABD) İşletme eğitimi alan Koç, askerlik hizmetini tamamladıktan sonra çalışma hayatına 1958'de Ankara'da, Otokoç'ta başladı. 1960'ta Koç Topluluğu'nu Ankara'da temsil eden Koç Ticaret'e geçen Rahmi M. Koç, Koç Holding'in Ankara'da bulunan merkezinin 1964 yılında İstanbul'a taşınmasıyla Koç Holding A. Ş. Genel Koordinatörü oldu. Sırasıyla 1970'te İcra Kurulu Başkanlığı, 1975'te Yönetim Kurulu Yardımcılığı ve 1980'de Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yaptı. 30 Mart 1980'de merhum Vehbi Koç Yönetim Kurulu Başkanlığı'ndan ayrılınca Başkan seçilen Rahmi M. Koç, görevine emekli olduğu 4 Nisan 2003 yılına kadar devam etti. Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı büyük oğlu Mustafa V. Koç'a devreden Rahmi M. Koç, bu tarihten itibaren Yönetim Kurulu üyeliğine devam ederken, Onursal Başkan ünvanını aldı." Koç Holding'in web sitesindeki biyografisi böyle yazılmış. Sitede "Görev aldığı hayır kurumları, sosyal ve mesleki kuruluşlar" da listelenmiş. Listede Koç Üniversitesi Mütevelli Heyeti ve Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanlıkları da yer alıyor. Bizim için muayene ve tedavi ettiğimiz hastanın cinsiyeti sadece ve sadece "Falanca biyokimya değeri kadınlarda erkeklere göre daha düşüktür", "Filanca hastalık erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür" gibi tıbbi açılardan anlam taşır. Doktor derdini dinlemiş.

08 Haziran 2026 05:00

Osman Öztürk

Özel Hastane Patronları Doymuyor

Türkiye'de sosyal güvenlik mevzuatı son olarak 2006 yılında çıkarılan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile düzenlendi. "Hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar" SSGSS Kanununun dördüncü maddesi birinci fıkrası (b) bendinde tanımlandı. Doktorlar özel hastanelerde 2006 öncesi SSK'lı, 2006 sonrası da 4/A'lı olarak çalışıyorlardı AKP'den sonra işler değişti. Özel hastane doktorlarına şirketler kurduruldu ve sanki "kendi hesabına ve bağımsız çalışanlar" imiş de özel hastaneler doktorlardan hizmet satın alıyormuş gibi yapıldı. Böylece doktorlar 4/A'dan 4/B'ye, işçi statüsünden esnaf statüsüne geçirilmiş oldular. *** Çünkü böylece özel hastane patronları çalıştırdıkları doktorların SGK primleri, kıdem ve ihbar tazminatları, hastalık ve yıllık izinleri, iş güvencesi gibi bütün sosyal güvenlik "yüklerinden" kurtulmuş oldular. Özel hastane doktorları 4/A'dan 4/B'ye geçmekle sadece bir harf değiştirmiş olmadılar. Bunun üzerine geçen sene yeni düzenleme yapıldı ve bütün özel hastane doktorları eskiden olduğu gibi 4/A kapsamına alındı. *** Uygulama bu Haziran başında başlayacak ama özel hastane patronları hala "mevzuatı nasıl deleriz"in peşindeler. Yani doktorları bir yandan 4/A'lı gösterip ücretlerinin bir bölümünü bordrolu olarak ödemek, bir yandan da hâlâ 4/B'liymişler gibi şirket üzerinden hizmet satın alıyormuş gösterip sigorta primlerini düşük ödemek.

18 Mayıs 2026 05:00

Osman Öztürk

Problem Kocamustafapaşalı Teyze Değil

"İstanbul'da 53 tane devlet, 130'dan fazla özel hastane var. 2025 yılında 207 milyon muayene yapmışız, kişi başı 12'ye denk geliyor. İnsanlar sağlık hizmetine erişmekte zorluk yaşamıyorlar ama bir problem de şu; acaba doğru sağlık hizmetine mi ulaşıyoruz? Kocamustafapaşa'da bir teyzemiz vardı, bir yılda 300 kere doktora gitmişti. Ben de aradım, sordum, neden? O, 'Alışkanlığım böyle' dedi. Sosyalleşme aracı olarak da kullanıyorlar. Teyzemiz bir yıl içinde gitmiş, zaten 365 gün var, aynı gün içinde 3-4 yere gitmiş olması gerekiyor. Bu bir alışkanlık olmuş. Yoldan geçerken 'Bir acile uğrayayım' diyenler oluyor veya 'Pazara inmiştim, gelmişken bir de acile uğrayayım', bunlarla karşılaşıyoruz. MHRS'yi kontrol ettiğimizde üç tane branşımız dışında her branşa aynı güne randevu verebiliyoruz. Üç branş; göz, cildiye ve kardiyoloji. Sorun şu; iki ihtimal var, vatandaşımız ya gereksiz yere doktora gidiyor, ya da sağlığını korumuyor." İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner böyle konuşmuş. Öncelikle konuşmaya başlarken söylediği "İstanbul'da 53 tane devlet, 130'dan fazla özel hastane var" sözüne değinelim. Gelelim şu randevu meselesine. Belki de "Bir ihtimal daha var" dır; vatandaşın sağlığını korumak devletin görevidir de, devlet görevini yapmıyordur. Sağlık hizmeti arzı sağlık hizmeti talebini karşılayamıyordu. Hastalar sağlık hizmetine daha kolay erişiyor, AKP de "Sağlıkta reform yaptık, kuyrukları kaldırdık. " diyerek oyları topluyordu. Bu durumda da vatandaşlar "Hastaneye gittim ama doktor benim yüzüme bile bakmadı" diye şikâyet etmeye ve derdine çare aramak için hastane hastane dolaşmaya başladı. İl Sağlık Müdürü konuşmasında "Aile hekimi sadece ilaç yazdırılan, çocuğunuzu aşıya götürdüğünüz, gebe olduğunuzda izlemleri yaptırdığınız yer değil" demiş. İkincisi, siz bir hastaya "Hastalandığında ister bir ASM'ye, istersen de bir hastaneye mi gidebilirsin." derseniz dünyanın neresinde olursa olsun hastalar hastaneyi seçer. Son olarak da gelelim şu " Sosyalleşme aracı olarak hastaneye gitmek" meselesine.

04 Mayıs 2026 05:00

Osman Öztürk

Sağlıkta Büyük Yağma

Resmi Gazete'de 17 Mart 2026 günü yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile mülkiyetleri Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan elli beş adet taşınmaz özelleştirme kapsamına alınmıştı. Karara göre bu taşınmazlar " Satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve işletme hakkının verilmesi yöntemlerinden biri ya da birkaçının uygulanarak" özelleştirilecek, özelleştirme işlemleri 31 Aralık 2028 tarihine kadar tamamlanacaktı. Benzer bir Cumhurbaşkanı Kararı daha 24 Nisan 2026, geçtiğimiz Cuma günü Resmi Gazete'de yayınlandı. Bu nedenle konu basında ve sosyal medyada daha çok "İstanbul'un kalbi satılıyor" olarak haber yapıldı. "Bazı basın yayın organlarında yer alan ve sosyal medya mecralarında paylaşılan 'Koşuyolu Kalp ve Damar Hastanesi satılıyor' şeklindeki iddialar bağlamından koparılarak manipüle edilmiştir" diye başlayan açıklama "İstanbul ili Kartal ilçesinde bulunan Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin özelleştirilmesi veya satılması söz konusu değildir" diyerek devam ediyordu. Hepi topu Özelleştirme İdaresi ile çalışarak bunların satılabilir ya da değerlendirilebilir şeklinde liste çıkartmışlardı, bunu "satılacak" diye algılayanlar olmuştu. Peşinden benzer bir açıklama da Sağlık Bakanlığı'ndan geldi. Açıklamada hiçbir kamu hastanesinin satışının söz konusu olmadığı, yalnızca atıl durumdaki bölümlerinin gerektiğinde ayrıştırılarak "değerlendirileceği" duyuruluyordu. Kamuoyundaki tepkilere yönelik aynı minvalde son bir yalanlama da Sol Parti'nin Eskişehir Hava Hastanesi'nin özelleştirilmesine karşı yaptığı basın açıklamasından sonra Sağlık Bakanlığı Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü'nden geldi. *** Öncelikle bu açıklamalara bir "Pes!" diyeyim. Gelelim şu "Kullanımda, aktif olanlara dokunmuyoruz. Atıl olanları özelleştireceğiz" meselesine. Listede Bursa Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi, Eskişehir Hava Hastanesi, şimdilerde Şişli Merkez ve Nişantaşı Aile Sağlığı Merkezi ile 112 İstasyonunun bulunduğu eski SSK Bomonti Hastanesi, Emirdağ Devlet Hastanesi gibi bir dizi aktif, faal sağlık kurumu bulunuyor. "Atıl" dedikleri eski Koşuyolu Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi'ni ise halen Sağlık Bakanlığı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Ana Yerleşkesi olarak kullanılıyor. *** İlk olarak 1952 yılında SSK Sultanahmet Hastanesi Hariciye Servisi olarak başlamış, 1959'da altmış altı yatakla Bakırköy Doğumevi'ne dönüşmüştü. Yatak kapasitesi 1967'de dört yüze, 1986'da sekiz yüze çıkmış, bu arada kadın doğumun yanı sıra çocuk servisleri de eklenmiş, hastanenin adı da SSK Bakırköy Doğumevi ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi olmuştu. Sonra, 2005'te Sağlık Bakanlığı'na devredilmiş, 2011'de de Halkalı'ya "taşındı." "Taşındı"yı özellikle tırnak içinde kullandım. Halkalı'da Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi adıyla yeni bir hastane açılmış, Bakırköy Doğumevi de 2011 yılında "taşındı" bahanesiyle kapatılmıştı. En sonunda da "atıl bunlar" diyerek satışa çıkarıyor.

30 Nisan 2026 05:00

Osman Öztürk

Bir Kez Daha Hekimler Kazandı

Pazar günü İstanbul Tabip Odası'nın seçimi vardı. Sadece İstanbul değil, şimdiye kadar hiçbir tabip odasında böyle bir seçim yaşanmamıştır. Sonra seçim günü gelir. Bu dönem Demokratik Katılım Grubu, Değişim Grubu ve Türk Hekimleri Birliği seçime gireceklerini ilan etmişlerdi. Zaten tabip odası seçimleri o tabip odasının bulunduğu ilçe seçim kurulu tarafından yapılır, seçim süresince uyulacak kurallar da seçim kurulu tarafından belirlenip gruplara bildirilir. Demokratik Katılım Grubu centilmenlik anlaşmasına uyarken Değişim Grubu ise Kazlıçeşme Marmaray durağından seçimin yapılacağı okula kadar yol boyunu yüzlerce pankart ve binlerce bayrakla donatmıştı. Keza seçim meydanına da "Değişim Gönüllüsü" adıyla hekimlikle alakası olmayan insanları doldurmuşlardı. Seçime katılan hekim sayısı yaklaşık yüzde 25 artışla 8.625'e çıktı. Demokratik Katılım Grubu'na oy veren hekim sayısı bir önceki seçime göre yaklaşık 2.130, yani yüzde 45 artarken İttifakın oy sayısı ise toplamda yaklaşık 200, yani yüzde 6 artabildi. İttifakın küçük ortağı Türk Hekimleri Birliği'nin başkan adayı en yüksek oyu alırken büyük ortak Değişim Grubu'nun başkan adayı kendi listesinde ancak dördüncü olabildi. Seçimi kaybettikten sonra yaptığı balkon konuşmasında bir ara sağını solunu karıştırmış "Gençliğimiz var!" diye bağırıyordu.

22 Nisan 2026 05:00

Osman Öztürk

Cumhur İttifakı İstanbul Tabip Odası'na Çökmeye Çalışıyor

İstanbul Tabip Odası AKP'nin hekim ve toplum düşmanı sağlık politikalarına karşı muhalefetin her zaman en ön saflarında yer aldı. Yirmi üç yıldır hastane bahçelerinde, sokaklarda, meydanlarda, alanlarda "AKP Sağlığa Zararlıdır!" diye haykırmaktan bir an bile geri durmadı. "Doktor efendi dönemi bitti!", "Giderlerse gitsinler!" diyenlere gerekli cevabı vermekten bir gün dahi çekinmedi. Bu nedenle de AKP için hep bir "baş ağrısı", ele geçirilmesi, fethedilmesi gereken bir kale oldu. *** Sadece Türkiye'nin değil, 37 bin üyesiyle dünyanın en büyük hekim örgütlerinden olan İstanbul Tabip Odası seçimi 19 Nisan Pazar günü, yani yarın Zeytinburnu 100. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde yapılacak. Pazartesi günkü yazımda seçimlere milliyetçi hekimlerin oluşturduğu Türk Hekimleri Birliği, yandaşların oluşturduğu Değişim Grubu ve çağdaş, laik, demokrat hekimlerin oluşturduğu Demokratik Katılım Grubu olmak üzere üç listenin katılacağını yazmıştım. *** "Karaman'ın koyunu, sonra çıkar oyunu" derler ya, öyle oldu. *** AKP'nin İstanbul Tabip Odası'nı kendisi için ciddi bir baş ağrısı olarak gördüğünü yazmıştım. Hiçbiri fayda etmedi.

18 Nisan 2026 05:00

Osman Öztürk

Yandaşlara No Pasaran!

İstanbul Tabip Odası (İTO) 37 bini aşan üyesiyle Türkiye'nin en büyük, dünyanın da sayılı hekim örgütlerindendir. Yakında yüz yaşını dolduracak olan İTO, 1929 yılında Üçüncü Mıntaka Etıbba Odası olarak kurulur. Daha sonra, 1953'te 6023 sayılı TTB Kanunu kabul edilir ve İTO'ya dönüşür. *** Her iki yılda bir Nisan-Mayıs ayları tabip odalarının seçim dönemidir. İTO seçimi bu Pazar Zeytinburnu 100. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde günü yapılacak. Seçim broşürleri AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "Giderlerse gitsinler" sözlerine karşı çıkmakla başlıyor; hekimlik onuru, mesleki bağımsızlık, kamucu-toplumcu sağlık sistemi, muayene için yeterli süre, koruyucu hekimlik, hekim emeği, insanca emekli aylığı, şiddete sıfır tolerans, nitelikli tıp ve uzmanlık eğitimi, aile hekimlerinin mücadelesi, modern tıp, asistan hekimlerin hakları, işyeri hekimlerinin bağımsızlığı ile devam ediyor. *** Geçmiş yıllarda "Hekim Hakları" adını kullanırlardı. "Değişim" diyorlar ama değişimden anladıkları AKP'nin sağlık politikalarında değişim değil. Seçim çalışmasına 25 Mart'ta Eyüp Sultan Belediyesi AKP Meclis üyesi ile birlikte İstanbul İl Sağlık Müdürü ziyareti ile başladı. Böyle yapmakla, hele de İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerindeki "Tekbir!" nidalarını endişeyle izleyen hekimlerde "İTO'yu Sağlık Bakanlığı güdümlü yandaşların ele geçirmesine izin vermeyelim." telaşı yarattığının bile şuurunda değil.

13 Nisan 2026 05:00

Osman Öztürk

Özel Hastane Patronlarından Suç İtirafı

Özel hastane patronlarının örgütü Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği, OHSAD 15. Kurultayı geçen hafta Antalya'da yapıldı. Kurultaya her zaman olduğu gibi özel hastane patronları ve yöneticileri, Sağlık Bakanı ve Bakanlık yöneticileri ile Çalışma Bakanlığı ve SGK yöneticileri katılmış. Kurultayın başlığı "Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları/Sağlıkta Ortak Çözüm" ama siz bu başlığa bakıp hekimlerin, diş hekimlerinin, eczacıların, hemşirelerin, kısaca tekmil sağlık emekçilerinin sorunlarının ve çözüm önerilerinin tartışıldığını zannetmeyin. *** OHSAD Başkanı Reşat Bahat açılış konuşmasında önce Sağlık Bakanı'na "Sayın Bakanım; siz 'Ben herkesin Bakanıyım' diyen tek Bakansınız. Bizim önderimizsiniz, hocamızsınız. Çok çalışkan adamsınız. Dün gece bizi perişan ettiniz. Kendimize zor geliyoruz." türünden abartılı övgülerde bulunmuş. Hele de şu "uyulamayacak" fark fiyatları nedeniyle hem SGK hem de sağlık müdürlükleri ceza kesiyormuş, özel hastanelere haksızlık yapılıyormuş. "Biz SUT fiyatları, fark alınamayan kalemler ve bir sürü yanlış yönetmelikler yüzünden, yılda 80 milyon muayene, 2 milyara yakın işlem yapıyoruz ve yüzde 90'ından, yani 1 milyar 800 milyon suç işliyoruz! " Bahsettiği suç benim yıllardır sözünü ettiğim, herkesin gördüğü, herkesin bildiği ama görmezden, bilmezden geldiği, yasal sınırların üzerinde ilave ücret alma suçu. "İyileştirilmesi" derken, yanlış anlaşılmasın, vatandaş açısından değil, özel hastane patronları açısından iyileştirilmesini kast ediyor. Biz "AKP sağlığı özelleştiriyor. Vatandaşları özel hastanelere mahkum ediyor" deyince itiraz ediyorlar ya, meğerse hedef daha fazla özelleştirmekmiş. Yani daha fazla özel hastane, devletin kasasından özel hastane patronlarına daha fazla kaynak aktarma, vatandaşın cebinden daha fazla para!

06 Nisan 2026 05:00

Osman Öztürk

Kırk Bir Kere Maşallah

"Her işin başı sağlıktır" diyerek 2002'den beri ülkemizin sağlık altyapısını güçlendirmek için gece gündüz çalışıyorlarmış. Konuşmasının devamında "Nasıl demokraside, güvenlikte, ulaştırmada, eğitimde çağ atladıysak sağlıkta da büyük bir başarı hikâyesi yazdık" da demiş ki, ülkemizin o bahsettiği alanlardaki durumu malum, yazıyı burada kessem mi, diye düşünmedim değil. Bugün sadece Tayyip Erdoğan'ın "Sağlık sistemimizi vatandaşlarımızın beklentilerine cevap verir hale getirdik" sözü üzerinde duracağım. Yıllıkta yer alan "Yıllara Göre Sağlık Hizmetlerinden Memnuniyet Oranı" rakamları TÜİK'in "Yaşam Memnuniyeti Araştırması 2003-2024"ten alınmış. Araştırmada vatandaşların verdiği cevaplar "Memnun-Orta-Memnun Değil-Fikri Yok" olarak sınıflanmış. En son 2024 yılında yüzde 63,2 olarak ölçülmüş. İkincisi de, AKP'nin iktidara geldiği 2003 yılında "Memnun Değilim" seçeneğini işaretleyen vatandaş oranı yüzde 21,2 imiş. Sonrasında ise hızla yükselerek 2024'te yüzde 19,0 olmuş. Örnek vereyim, Türkiye her bir vatandaşı için Satın Alma Gücü Paritesi ile yıllık 2 bin 479 ABD Doları harcayarak yüzde 63 memnuniyeti yakalarken kişi başına 8 bin 909 Dolar harcayan Norveç, 8 bin 503 Dolar harcayan Almanya, 7 bin 364 Dolar harcayan İsveç memnuniyet oranlarında Türkiye'nin gerisinde kalmışlar. *** Nitekim CHP'nin Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Sağlık Politika Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerine X'ten yayınladığı mesajla itiraz etti. Grafikte 38 OECD ülkesinde 2014 ile 2024 yılları arasında sağlıkta memnuniyet oranları yer alıyor. Sağlık sistemimize kırk bir kere "Maşallah" deyin.

23 Mart 2026 05:07

Osman Öztürk

14 Mart'ta Ankara'da: Biz Başka Sağlık Sistemi İsteriz!

Akıllarına Tıp Fakültesi'nin 14 Mart 1827'de açılışının 92. yıldönümünü kutlamak gelir. İlk tören Tıp Fakültesi Talebe Cemiyeti tarafından Beyazıt'ta Zeynep Hanım Konağı'ndaki Darülfünun Konferans Salonu'nda yapılır. Tıphane-i Amire'nin 14 Mart 1827'de açılmasıyla birlikte Osmanlı İmparatorluğu'nda modern tıp eğitimi başlamıştır. Top Fakültesi'nin kuruluşundan 1919 yılına kadar 4.607 Türk, 240 Rum, 170 Ermeni79 Musevi, 11 Sırp-Bulgar olmak üzere toplam 5.107 hekim mezun olmuş, 103 hekim mezuniyetten sonra Paris, Berlin, Viyana ve Londra'da uzmanlık eğitimi almıştır. Konuşmasını "İstanbul bizimdir, çünkü şehitler ve tarih buradadır. İstanbul bizimdir, çünkü istiklal buradadır! " diyerek bitirdiğinde salon alkıştan çınlamaktadır. *** Tıp Fakültesi Talebe Cemiyeti ertesi sene 14 Mart törenini Kadıköy'deki Apollon Sineması'nda düzenler. Tıp Bayramı bir süre o tarihte kutlandıktan sonra 1934'te tekrar 14 Mart'a dönülür. Toplumsal muhalefetin yükseldiği, TTB'nin korporatist kalıplarını kırdığı yetmişli yıllarda ise 14 Mart günü Tıp Bayramı, aynı hafta da Sağlık Haftası olarak kutlanmaya başlanır. *** TTB'nin geçen yıl 14 Mart mücadele programının başlığı "Sağlık Sistemi Çöktü/Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün" olarak belirlenmişti. 5 - Sağlıkta kışkırtılmış talebi ve şiddeti durdurabilir". Beyaz Yürüyüş 14 Mart Cumartesi günü saat 13.00'te Hacettepe Tıp Fakültesi önünde başlayacak.

09 Mart 2026 05:09

Osman Öztürk

'Sistem Herkesi Hırpalıyor'

Cumhurbaşkanlığı Kabinesindeki en rahat kişi kimdir, diye sorsanız tereddütsüz " Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'dur" derim. Tayyip Erdoğan tarafından Bakanlık görevine tensip edildiği 2 Temmuz 20024'ten bu yana aile hekimlerine eziyet etmekten başka bir icraatını gören, duyan yok. IMF-Dünya Bankası patentli "Sağlık Reformu" o göreve gelmeden çok önce menzile girmişti. Kırk iki yıllık meslek hayatımda iki düzine Sağlık Bakanı gördüm, böyle bir "Gezen Bakan" görmedim. Şimdilerde "28 Şubat/Postmodern darbe" paylaşımları yapmasına bakmayın, babası da 12 Eylül'de darbecilerin kurdurduğu Turgut Sunalp'in partisinde milletvekilliydi. Geçen gün devletin bürokratı olduğunu unutmuş, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle gerçekleştirilen AK Parti İstanbul İl Teşkilatı İftar Programı'nda kıymetli dava arkadaşlarımızla bir araya geldik." diye mesaj atmış. Kemal Memişoğlu da sık sık "Cumhurbaşkanımızın desteğiyle Türkiye, son 20 yılda dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunan ülkesi haline geldi" diyerek ironi mi, ciddi mi belli olmayan demeçler veriyor. Bundan birkaç ay önce "MHRS'de randevu sorununu yüzde 90 oranında çözdük" demişti. Önce "Madem randevu sorunu çözüldü, acil servislere başvuran hasta sayısı dünya ortalamasında olduğu gibi yıllık 25-30 milyon olması gerekirken bizde neden 200 milyon? A cil servislerde yeşil alan adı altında acil olmayan hasta baktırmak dünyanın neresinde görülmüştür?" diye sorsam, dedim, sonra vazgeçtim. "Daha geçen Haziran'da kalp krizi şikayetiyle gittiği Gaziantep Şehir Hastanesi'nde acilde sıra beklerken yere yığılıp ölen 37 yaşındaki Mehmet Ali Şirin'i de sormuyorum. Koskoca Sağlık Bakanı, sorumluluğu üstlenip istifa edecek değil ya. En fazla birilerinin üzerine yıkıp kapatmışlardır dosyayı. Ama bir şey sormadan geçemeyeceğim. Madem o kadar övünüyorsun, bir gün tebdili kıyafet gel de otuz yıl önce çalıştığımız Okmeydanı'na gidelim. Birlikte poliklinikleri, laboratuvarları, acil servisi gezelim. Doktorlarla, hemşirelerle, hastalarla konuşalım. Hem hasret gidermiş de oluruz. *** Kemal Memişoğlu o programda "Yaklaşık yüzde yetmiş oranında insanımız sağlıktan memnun." da demiş. Bu anketleri AKP ilçe binalarında mı yapıyorlar bilmiyorum da ben Bakan Bey'e AKP döneminde Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı, Malatya Valiliği, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı gibi üst düzey görevlerde bulunmuş olan Prof. Ulvi Saran'ın iki gün önce X hesabından paylaştığı bir mesajı buradan iletmiş olayım. "Ankara'daki şehir hastanelerinden birinin, sevilen sayılan ve parada gözü olmayan ünlü profesörlerinden biri gece kalp krizi geçirerek fenalaşıyor.

02 Mart 2026 05:13

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha