×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Seçimi Geçersiz Kılmak (5)

İktidara yakın bir medya sitesinde 23 Haziran 2026 tarihli bir haber: "2024 yerel seçimlerinden bu yana parti değiştiren belediye başkanı sayısı 76'ya yükseldi. CHP'den AK Parti'ye geçen belediye başkanı sayısı 17'ye ulaştı." *** Bu makale, İktidarın, "Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti" olan "Cumhuriyet Rejimi" nin iki meşruiyet kaynağından birincisi olan, gerçek seçeneklerin bulunduğu, adil, şeffaf ve periyodik seçimlere ilişkin ihlal ve saptırmaları üzerine yazdığım 5. yazı. Bundan önceki dört yazım şunlardı: Bugün, İktidarın seçimlerde kaybettiği belediye başkanlıklarını ve milletvekilliklerini, kişisel transferlerle geri almasının, hem genel ve siyasal ahlaka aykırı olduğuna hem de "Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti"nin iki meşruiyet kaynağından biri olan seçimleri ihlal niteliği taşıdığına dikkat çekmek istiyorum. *** 1945'te İsmet İnönü tarafından "Çok Partili Düzen" le başlatılan ve ne yazık ki Adnan Menderes tarafından çöpe atılan ama 1961 Anayasası ile yeniden temellendirilen "Demokratik Rejim" esas olarak partilere dayalıdır. 2) "Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olan Cumhuriyet" rejiminin altını oyar.

Emre Kongar

Kaynak: Cumhuriyet

25 Haziran 2026 04:00

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Emre Kongar

'Derin Devlet'ten 'Derin Nato'ya

Türkiye'nin başvuruları Mayıs 1950'de ve Eylül 1950'de geri çevrildi. 1950'de Kore Savaşı'na gönderilen Türk askerinin gösterdiği yararlılık üzerine Türkiye, 21 Eylül 1951'de Yunanistan'la birlikte NATO'ya davet edildi. 29 Ocak 1952'de ABD Senatosu bu iki ülkenin üyelik başvurusunu onayladı; Türkiye Büyük Millet Meclisi de 18 Şubat 1952'de Türkiye'nin NATO'ya katılmasına karar verdi. *** Emperyalizm ve NATO, Türkiye'deki dincileri ve ırkçıları, hem siyasal hem kültürel yaşamda, "Anti-Komünizm" ideolojisi ile örgütledi. Ülkemizi bugünlere taşıyan 12 Mart 1971 Askeri Müdahalesi de 1975 Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti'nin kuruluşu da 1980 Askeri Darbesi de doğrudan doğruya Emperyalizmin yönlendirmeleri ve destekleriyle gerçekleştirildi. *** Soğuk Savaş döneminde NATO üyesi devletlerde, gizli (stay-behind) "cephe gerisi direniş ağları" kurulmuştu. İtalya'daki kod adı Gladio olduğu için tüm ağlar "Gladio" veya "NATO'nun gizli orduları" olarak anılırlar. Hollanda: I (veya NATO Command). Türkiye'ye ilişkin süreçleri, "21. Yüzyılda Türkiye", "Küresel Terör ve Türkiye", "ABD'nin Siyasal İslam'la Dansı" ve "Tarihimizle Yüzleşmek" adlı kitaplarımda bulabilirsiniz!

07 Temmuz 2026 04:00

Emre Kongar

Deniz Göktaş Ve 'Eski Türkiye'de Özgürlük'

Bugün köşemi, haksız ve hukuksuz olarak tutuklanmış ve/veya mahkûm edilmiş olan bütün "içeridekilere", "onları unutmadığımızı" anımsatmak için, halkına hizmet etmek amacıyla çalışırken tutuklanmış olan, tanımadığım bir akademisyene tahsis ediyorum: Doç. Dr. Buğra Gökce, parmaklıkların arkasından, bir komedyene, Deniz Göktaş'a yapılan adaletsizliğe, "Eski Türkiye" denilen AKP İktidarı öncesindeki "özgürlük ortamını" anımsatarak isyan ediyor! *** Biz küçükken Devekuşu Kabare vardı. Müthiş taklit yeteneği vardı. Bir anlamıyla mizah, geniş anlamda sanat, "kudretli olan" lara o kudretin halktan kaynaklandığını gösterir. Bundan büyük de bir şeref yoktur, o yüzden "Halka hizmet Hakk'a hizmettir" diye de bir deyişimiz var. 86 milyon insanla birlikte yaşıyoruz, hepimizin hoşuna gitmeyen şeyler söyleniyor. 5 milyon insan izledi, çokça insanın gülmesi ve düşünmesi dışında bir sonucu görülmedi. Şimdi Deniz Göktaş'ın tutuklandığı haberini aldım. Demokrasiye ve adalete ihtiyacımız var: Deniz Göktaş için de Deniz Göktaş'ı izleyenler ve bizim gibi izlemek isteyenler için de Deniz Göktaş'ı hiç sevmeyenler ve izlemek istemeyenler için de. *** Evet, ben de Gökce gibi, AKP iktidarı öncesindeki "Eski Türkiye"nin özgürlük ortamını özlüyorum!

05 Temmuz 2026 04:00

Emre Kongar

Bu İktidar Ve Bu Rejim Mutlaka Değişmelidir!

Tek bir kişiye bağlı ve bağımlı olan bir "Şahsım Devleti Rejimi" dünyadaki hiçbir "Devleti" yönetemez... Çağdaş bir Demokratik Devlet'in işlevleri şunlardır: 1) Yasama: Kanun yapmak. 5) Sosyal Refah: Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve altyapı gibi kamu hizmetlerini sunmak, fırsat eşitliğini ve sosyal adaleti sağlamak. 5) Kurumların yetkileri, denetim ve adalet tek bir kişiye bağlanınca anayasa, yasa, yönetmelik kalmaz, kuralsızlık egemen olur ve "Devlet" çöker. 6) "Devlet" çökünce vatandaşların hem güvenlikleri hem geleceğe ilişkin beklentileri yok olur; anomi, anarşi ve kaba kuvvet egemenliği topluma ve yaşama egemen olur. *** NATO ve Emperyalistler ne derlerse desinler, bütün bu nedenlerle, "Şahsım Devleti Rejimini" savunan bu İktidar değiştirilmeli, tarihin ve bilimin işaret ettiği, "Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti" olan "Cumhuriyet Rejimi" yeniden işlevsel kılınmalıdır!

03 Temmuz 2026 04:00

Emre Kongar

Sömürü, Soygun Ve Nato Tutuklamaları!

Bu yazıda İktidarın herkese "Artık bu kadar da olmaz" dedirten NATO tutuklamaları ile 24 yıldır yaptığı sömürü ve soygun arasındaki ilişkiyi, bilimsel bulgular çerçevesinde açıklamaya çalışacağım. Sömürü ve soygun arttıkça otoriterleşme ve totaliterleşme de yükselir, otoriterleşme ve totaliterleşme yükseldikçe sömürü ve soygun da artar. 3) Bu iktidar 2002'den beri, vergiler, satışlar, iç ve dış borçlar dahil, yaklaşık 4-5 trilyon dolar civarında gelir elde etmiştir. İsyan eden halkı susturmak için de terör örgütleriyle ilişkisi olmayan TEMA üyesi anneanne ve babaanneler ya da Emel Memiş gibi akademisyenler bile NATO toplantısı gerekçesiyle "istihbari bilgiler" bağlamında tutuklanıp hapse atılarak toplum korkutulur!

02 Temmuz 2026 04:00

Emre Kongar

Kılıçdaroğlu: Kurtarıcılıktan Bozgunculuğa (Mı?)

Kılıçdaroğlu 13 yıl boyunca siyasette "Kurtarıcılık" rolü ile yükseldi... Tarihe, "1920'lerin Rauf Bey'i" gibi ya da "1970'lerin Turhan Feyzioğlu'su" gibi "Bozgunculuk" rolü ile geçmesine gönlüm razı değil! Ama hem partiyi sağa kaydırdığı hem de buna rağmen (bence bu nedenle) 2023 seçimini kazanamadığı için gerek toplumda gerekse CHP tabanında demokratik rejimin "kurtarıcılığı" rolü ile kazandığı desteği kaybetti. *** İktidar "Toplumu, otoriterleşen yağmacı İktidardan kurtaracak Lider" rolüyle yükselen Kılıçdaroğlu'nu, parti içinde "Bozguncu" rolüne, CHP'yi bölerek "İktidarı kurtaran Genel Başkan" konumuna itiyor.

28 Haziran 2026 04:00

Emre Kongar

Sıra Anneanne Ve Babaannelere Mi Geldi? (6)

Ve gerisini söyle anlatıyor: "Bu saatte çalan telefon hayra alamet değildir. Yataktan sıçrayarak açtım. Ankara Üniversitesi Hocası Doçent Emel Memiş jandarma tarafından evinden gözaltına alınmıştı. Arayan eşiydi. Evlerine ilk defa kolluk gelmişti. 'Bu durumda ne yapmak gerekir' diye bir damdan düşen olarak bana soruyordu." Terkoğlu derhal olayı araştırmaya başlıyor ve şu inanılmaz gerçeklere ulaşıyor: "6-7 Temmuz'da Ankara'da yapılacak NATO zirvesi öncesinde 241 kişi hakkında gözaltı kararı vardı. 'Seni alıyoruz' demeye bir gerekçe bulunmalıydı. Savcılık açıklamasında TKP/ ML'den DHKP/C'ye, THKP/ C'den MLKP'ye, TKİP'ten DSİH'ye örgütler geçidi vardı." Daha sonra tutuklananların yakınlarıyla konuşmaya başlıyor ve ortaya korkunç bir manzara çıkıyor. Örneğin, 64 yaşındaki Ayten Özdemir'in kızı Ayşen, annesinin başına gelenleri şöyle anlatıyor: "Annem TEMA Vakfı gönüllüsü bir emekli öğretmen. 3 Haziran'da Nallıhan Kuş Cenneti'ne arkadaşlarıyla gezi düzenlediler. Otobüste 44 kişilerdi. Çoğu 60-75 yaş arasında emekli kadınlar. Dönüş yolunda mola için durdukları yerde Ankara'ya haklarını aramaya giden maden işçileri ile karşılaşmışlar. Gidip destek vermek istemişler. Ama otobüsten inip yanlarına gitmelerine polis izin vermemiş. O gün yol boyunca otobüsleri 3 kez durdurulup kimlikleri toplanmış, GBT'lerine bakılmış. Kazasız belasız eve geldiler. Aradan 3-4 gün geçince polis apartmana gelip komşulara 'Burada mı oturuyor' diye sormuş." *** Bir başka tutuklu yakını, 62 yaşındaki Gül Özgür'ün oğlu Çağrı Özgür, Terkoğlu'na şunları anlatıyor: "İçlerinde en politik olanı annem. CHP'lidir. Diğerleri okullara meşe palamudu eğitimi filan vermek için giden yaşlanınca toprakla uğraşan emekliler. TEMA gezisi dönüşü Beypazarı'nda madencileri görmüşler ama yanlarına gidememişler bile. Yolda madenciler için alınan güvenlik önemli nedeniyle otobüsleri 3 kez durdurulmuş, GBT yapılmış. 10 gün önce de polis apartmanlara gelip komşulara sorup hepsi için adres tespiti yapmış. TEMA Vakfı Ankara Şube Başkanı da gözaltına alındığı için tam sayıyı bilemiyoruz. Ama 44 kişinin birden gözaltına alındığını sanıyoruz. Öyle ki otobüsün şoförü bile gözaltına alınmış. Annem gelen jandarmaya 'Beni neyle yargılıyorlar kuzum' diye sormuş." Terkoğlu, daha sonra ifadeye katılan Cem Gürbüz ile konuştuğunu ve şu bilgilere ulaştığını açıklıyor: "Sorguda teyzelere ne bir eylem ne bir yasadışı faaliyetleri gösterilmişti ne de önlerine bir telefon irtibatı konmuştu. TKP/ML üyesi oldukları önkabulüyle matbu sorulara muhatap olmuşlardı. İfade tutanaklarını açtım. Gerçekten de hepsine aynı sorular sorulmuştu: 'Herhangi bir sendika, parti, dernek üyeliğiniz var mı', 'Daha önce hakkınızda adli işlem yapıldı mı', 'TKP/ML ile bağlantınız nedir, örgütle nasıl tanıştınız', 'Örgütün yapılanması hakkında bildiklerinizi anlatınız', 'Örgüt içinde kod isim kullandınız mı', 'Örgüt size silahlı/ silahsız eğitim verdi mi' "...

26 Haziran 2026 04:00

Emre Kongar

Meşruiyetini Kaybeden İktidara Direnmek Anayasal Görevdir (4)

Bu iktidar hem 16 Nisan 2017 tarihinde rejimi değiştiren halkoylamasında oyların yasalara aykırı bir biçimde sayılması dolayısıyla hem de Anayasa'ya aykırı olan başka eylem ve söylemlerine ilave olarak, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayarak, "meşruiyetinin iki kaynağı açısından da" sorun yaşamaktadır. Bu sorunun yanıtını Anayasamız, "Giriş" bölümünde vermiş: "Vatanını ve milletini seven demokrasiye âşık Türk evlatları olarak" topyekûn direneceğiz!

23 Haziran 2026 04:00

Emre Kongar

Seçimi Yapmadan Önce Kazanmak (3)

Birinci yazıda, seçimlere bir hayli yakınlaştığımız halde İktidarın halkı bezdiren ve isyan ettiren, yağmacı, sömürücü, haksız ve hukuksuz politikalarını, seçmende yarattığı olumsuzluklara rağmen, ısrarla sürdürmesinin mantığını pek anlayamadığımı belirtmiştim: Bu olumsuz tepkilere rağmen, onlardan haberdar olduğunu düşünerek bu politikaları sürdürmesinin, halkta, "Sanıktan, seçmenden korkmuyorlar mı, acaba seçim yapmayacaklar mı?" gibi kuşkular yarattığını belirtmiştim. Bilindiği gibi bu gibi, "Sözde Demokrasilerde" veya doğrudan Faşist rejimlerde "güya seçim" yapılır ama bu seçimi sadece iktidarın kazanmasına izin verilir. 4) "Ne olursa olsun, bunlar iktidarı bırakmaz" anlayışını yerleştirmek: Mevcut yönetimin her çeşit yola başvurarak iktidarı terk etmeyeceği inancını yaygınlaştırıp seçimleri anlamsız kılmak ve muhalif seçmeni sandıktan uzak tutmak yöntemi. 5) "Emperyalizm, iktidarı desteklediği için onun seçimi kaybetmesine izin vermez" anlayışını empoze etmek. "Ülkede iktidarı iç güçler değil, dış güçler belirliyor ve bir 'Dünya Egemeni' olan müttefikimiz X ülkesi bu iktidarın değişmesine izin vermez" anlayışı genel geçer bir ilke olarak kabul edilirse insanlar sandığa gitmek arzularını kaybederler ve iktidar seçim kazanmadan zaferini ilan eder!

21 Haziran 2026 04:00

Emre Kongar

İktidar Seçimi Saptıracak Mı? (2)

*** Meşruiyetin birinci koşulu olan, gerçek ve farklı seçeneklerin sunulduğu, şeffaf, adil, periyodik seçimlerin, Anayasa'yı ve Temel Hak ve Özgürlükleri ihlal eden otoriter bir iktidar tarafından "yapılıyormuş gibi" gösterilerek saptırılması konusunda pek çok örnek vardır. 3) İktidar partisi, bütün öteki partilerin elinde olan olanakları aşan hükümet veya devlet hizmetlerini kullanır. 4) Muhalif partilerin propaganda etkinlikleri zorlaştırılır veya engellenir. 5) İktidarı kazanma ihtimali olan muhalefet partisi engellenir veya doğrudan yasaklanır. 10) Seçim sürecinin bağımsız yargı mensupları tarafından denetlenmesi engellenir.

19 Haziran 2026 04:00

Emre Kongar

İktidar Seçim Yapmayacak Mı? (1)

Üstelik, son günlerde iyice dikkati çeken sadece orantısız şiddet değil, 13 yıl önceki Gezi Parkı Direnişi dolayısıyla yapılan haksızlık ve hukuksuzluklar da bu korkunun ve uzaklaşmanın bir ifadesi: Ne yazık ki sadece zaten emir kulu olan güvenlik güçleri değil, İktidarın emrine giren yargı da (bütün yargı değil elbette), önüne geleni tutuklu yargılanmak üzere hapse yollayarak, bu şiddetin uygulanmasında bir araç olmuş görünüyor! *** Tepkilerini ve protestolarını dile getirmek isteyenlere uygulanan orantısız şiddet, İBB davalarındaki iddianameler ve bunlara karşı yapılan savunmalar, CHP'ye karşı uygulanan "Butlan" ve benzeri baskılar, belediye başkanlarına ve başkanlıklarına uygulanan ve sonu gelmeyen operasyonlar, masum bürokrat ve teknokratların hapse atılmaları, en son tavukçuları da vuran şirketlere el koymalar ve kayyım atamaları, enflasyonun yol açtığı geçim sıkıntısı ile birlikte, millette İktidara karşı gittikçe yaygınlaşan ve derinleşen olumsuz bir izlenime yol açıyor: Yapılan araştırmaların sonuçları, İktidarın seçmen desteğini gittikçe yitirdiğini gösteriyor... Son zamanlarda İBB davası gibi, "Butlan" kararı gibi, Ekrem İmamoğlu-Merdan Yanardağ-Necati Özkan-Hüseyin Gün'ün birlikte yargılandığı "casusluk davası" gibi, TELE 1'e el konması gibi davalar ve kararlar, orantısız şiddet uygulamaları, İktidarı, milletin, halkın, seçmenin gözünde o kadar yıpratıyor ki "İktidarın artık seçim sürecini toptan rafa mı kaldırdığı" sorusu güçleniyor!

18 Haziran 2026 04:00

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Emre Kongar

'Yüzsüzlüğe' Övgü (!)

Cumhuriyet köşe yazarı Nilgün Cerrahoğlu, 14 Haziran 2026 tarihinde "Yüzsüzlüğün elli tonu" başlıklı bir makale yayımladı. "Alçaklığa Övgü", "Aptallığa Övgü", "Gönüllü Köleliğe Övgü" ve "Hainliğe Övgü" ye ilave olarak, onun bu yazısından bir "Övgü" makalesi daha çıkardım! Cerrahoğlu, yüzsüzlüğün sadece bize ait bir özellik olmadığını da belirtiyor: İtalyanların "duygusuzlukla" "yüzsüzlüğün" atbaşı gittiğini ifade eden "Faccia di bronzo/ Bronz surat" benzetmesini anımsatıyor. Cerrahoğlu, yüzsüzlüğün evrensel özelliğini, Latinceye gönderme yaparak vurguluyor: Latincedeki "Nihil est audacious quam impudens homo/Hiçbir şey pervasız ve yüzsüz bir insandan daha küstah/cüretkâr olamaz" şeklindeki ifadeyi anımsatıyor ve İtalyan özdeyişlerini alıntılıyor: "Yüzsüz, dünyayı ele geçirse de saygınlığını yitirir/Chi ha sfacciataggine possiede il mondo, ma perde la stima di chi lo abita." "Yüzsüzlük duvarları aşmaya yarar ama uzun dönemde evin yolu kaybedilir/Avere la faccia tosta serve a superare i muri, ma alle lunga fa perdere la strada di casa." "Fikirleri zayıf ama yüzsüzlüğü/ utanmazlığı büyük!" Ve Türkçe özdeyişlerle devam ediyor: "Yüzsüz güçlü olunca haklı suçlu olurmuş." "Misafirin yüzsüzü ev sahibini ağırlar/kovar." *** "Yüzsüzlük" de aynen "Alçaklık", "Aptallık", "Gönüllü Kölelik", ve "İhanet" gibi, farklı sınıflar, kimlikler ve cinsler arasında gayet demokratik olarak (!) dağılmıştır; herkeste, her yerde, her zaman görülebilir.

16 Haziran 2026 04:00

Emre Kongar

Hanımlar Beyler, Kıymayın Bu Cumhuriyete!

*** Bu Cumhuriyetin temeli Çağdaş Uygarlıktır. Bu Cumhuriyetin temeli Demokrasidir, Muhalefetin İktidarla Eşit Koşullarda Yarıştığı, Serbest, Adil, Periyodik Seçimlerdir: Bu Cumhuriyetin temeli Bağımsızlıktır. Bu Cumhuriyetin temeli Hukuktur, Adalettir. Bu Cumhuriyetin temeli Barıştır. Bu Cumhuriyetin temeli İfade ve Muhalefet Özgürlüğüdür! Bu Cumhuriyet insanlığın teknolojik devrimine, Sanayi Devrimi'ne ayak uyduramayan bir Dünya İmparatorluğu'nun sömürgeleştirildikten sonra, yıkılıp işgal edilmesine, yok edilmesine isyan eden Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kazandığı Askeri ve Siyasal Zafer'le ve gerçekleştirdikleri Devrim'le kuruldu. *** İktidarın dümen suyuna girerek Ana Muhalefeti bölen Butlancı Hanımlar Beyler: Bu Cumhuriyet sizi, bizi, kulluktan, kölelikten, esaretten kurtardı; özgür yurttaş, eşit vatandaş yaptı.

14 Haziran 2026 04:00

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha