
Bunlar daha çok yazdıklarınıza yönelik sorular oluyor. Ama çoğu yazarın hiçbir zaman derdi çok okunmak değildir. Şöyle diyorum ben hep: "Bana ne okuduğunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim..." Bir insanın kitaplığından onun ruh haritasındaki durakları görebilirsiniz. Mevzu çok derin, vakit kısa... Eskiden gittiği köyde misafir olduğu hane sahibi biraz cimri çıkıp da misafirine sofra açmayınca aç olan yolcu şöyle bir yol denemiş. Güya oturduğu kerevette uyku basmış biraz dalmış da uykuda sayıklıyormuş: "Hasan Dağı kadar pilav, Eymir Gölü kadar hoşaf, kaşıkla ha kaşıkla, kaşıkla ha kaşıkla" Cimri adam kurnazca bu sayıklamaya cevap vermiş: "Bu saydıkların bizde yoktur, sayıkla ha sayıkla!" Bir başka rivayet ise şöyledir: Gelen misafire hâl hatırla birlikte "aç mısın susuz musun?" diye sorarlar. Cimri ev sahibi soruyla oynamış: "Susuz musun uykusuz musun?" demiş. Karnı aç olan misafir bu ustalıklı manevraya ustalıklı bir cevap vermiş: "Çeşme başında uyudum da geldim..." Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...
Kaynak: Türkiye
10 Haziran 2026 02:24
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

İnsanın İnsana Emanet Edildiği Saha
Eskiler sabah namazı sonrası şafağın serinliğinde, çarşıda dükkânların kapısını anahtarın yanı sıra "Bismillah" diyerek halis niyetle açarlardı. Oysa ticaret, rakamların eşyayı kovaladığı bir koşturmaca değildir. Bu meydanın yıkılmaz iki ana direği vardır: Biri kalpleri mutmain eden güven, diğeri ise rızkın ruhu olan helal kazanç. Elbet devir değişti, teknoloji kapımızı çaldı ama bu değişim beraberinde büyük bir "mesafeyi" de getirdi. Güvenin bittiği yerde alışveriş, bir "şüphe yönetimine" dönüşür. Kazancın "ne kadar" olduğundan ziyade, o kazanca "ne bulaştığı" asıl meseledir. Belki ab-ı hayat gibi... Özellikle karanlık odada uyurken salgılanan melatonin hormonu ise kişiden kişiye değişse de gece 22.00-04.00 arasında salgılanmaktadır. Düzenli uyku uyumak melatonin salınımını arttırır, depresyon belirtilerini azaltır ve zindelik sağlar.
18 Haziran 2026 02:11

Karar Verme Gücüne İnanın
O halde; 1-Karar vermenin gerçek gücünü unutmayın. 2- Herhangi bir şeyi başarmanın en zor adımı; gerçek bir karar vermektir, bunu unutmayın. 3- Sık sık kararlar verin. 4-Kararlarınızdan ders alın. 6-Karar vermekten zevk alın. Babası Yavuz Sultan Selim Han, annesi Âişe Hafsa Sultan olup, 27 Nisan 1495'te Trabzon'da doğdu. On beş yaşına kadar Trabzon'da kalarak, Yavuz Selim'in görev verdiği devrin âlimlerinden ders aldı. 6 Ağustos 1509'da dedesi İkinci Bâyezîd Han (1481-1512) tarafından Kırım Yarımadasındaki Kefe Sancağı Beyliğine gönderildi. Yavuz Sultan Selim Han, 1512'de Osmanlı tahtına geçince Kırım'dan İstanbul'a çağrıldı. Yavuz Sultan Selim Hanın 1514 İran ve 1516 Mısır seferlerinde Rumeli'nin muhafazasıyla görevlendirilerek, Edirne'de oturdu. Yavuz Sultan Selim Hanın vefatında, Manisa'da bulunan Şehzâde Süleyman, Veziriazam Pîrî Mehmed Paşa aracılığıyla İstanbul'a dâvet edilip 30 Eylül 1520'de tahta çıkarak, onuncu Osmanlı Sultanı ve yetmiş beşinci İslâm Halifesi oldu.
17 Haziran 2026 02:21

Dert Yarıştıranlar Kulübü
Çevremizde bu tarz insanlar hep vardır. "Senin çektiğin ne ki? Bak bendekilere" deyip sizin acınızı, sızınızı ayaklarının altına alır ve kendi acılarını yeniden parlatıp ceplerine doldururlar. Dertlerini başkalarının dertleriyle yatıştırır ve hep bu yarışmada birinci olmak ister. Kazanmak için de cebindeki son "acıya" kadar harcar. "Seninki de bir şey mi?" "Şimdi buna dert mi diyorsun?" gibi cümlelerin ardı arkası gelmez. Aslında sizden istenen sadece şudur: "Acını anlıyorum. Bu yaşadığın şey gerçekten zor olmalı. Ama geçecek..." gibi cümlelerle karşı tarafın yüreğine su serpilmesi... Bunu kıyaslamak bana şöyle geliyor: "Senin neden saçın sarı, neden gözlerin bu renk?" der gibi. Can eriğiyle neredeyse at başı tezgâhları süsleyen bir diğer müshil gıda da yenidünya olarak bildiğimiz Malta eriğidir... Onun da kendine özel çok hoş bir tadı vardır. Bu bakımdan çok iyi bir müshil gıda türüdür... Bol miktarda vitamin ve mineral bulunan yenidünya çok iyi bir antioksidan gıdadır...
16 Haziran 2026 02:32

Güneş Hayattır, Hayatın Kaynağıdır...
Bunu bir alanında uzmana sorduğumda "hastalık etkisini kaybetmek üzereymiş" demişti. Denildiğine göre Yunanistan'da insanlar hastalandığında doktorlar ve çevre denize girmeyi öneriyorlar. İspanya'da doktorlar ve diğer insanlar güneş ışığı almanızı söyler. Kendisini dükkanında ziyaret ettiğimiz bir kişi "öğleden sonra yağış var" demişti. Bunun için de insanın doğadan bir parça olduğunu bilerek doğa ile uyumlu yaşamasını öneriyorlar. İPEK YOLU: Asya üzerinden Anadolu ve Avrupa'ya bağlanan tarihî kervan yolu. O dönemde en çok taşınan ticaret eşyası ipek olduğu için, bu yola İpek Yolu adı verilmiştir. İpek Yolu milâttan önce kullanılmaya başlandı. İpek Yolu esasında Antakya'dan başlayıp İran ve Afganistan'ın kuzeyinden geçerek Pamir Ovasına kadar varırdı. İpek Yolunun bir kolu Baktriya yolundan Hindistan'a gider, başka bir kol da Batı Türkistan'ın güneyinden geçerdi. Baktriya, günümüzde Afganistan, Özbekistan ve Tacikistan'ın bir parçası olan bölgede, Hindikuş Dağları ile Amu Derya yani Ceyhun Nehri arasında yer alan bölgenin tarihsel adıdır. İpek Yolu kültür tarihinde de önemli bir rol oynamıştır.
15 Haziran 2026 02:25

Evlilikte Fedakârlık
İnsanların kalpleri sevgi ve iyilik yeri: Anne baba sevgisi, çocuk sevgisi, vatan sevgisi, yoksula, muhtaca iyilik... Fedakârlık duygusunu saygı ayakta tutar, sevgi değil. TURFANDA: 1. Mevsiminden önce veya mevsim başında yetiştirilmiş (meyve, sebze). 2. (Mecaz)Yeni ortaya çıkan. MECAZ: 1. İfadeye kuvvet ve güzellik vermek için benzerlik veya daha değişik bir ilgiye dayalı olarak gerçek anlamı dışında kullanılan söz. 2. (Edebiyatta) Bir sözü bu şekilde gerçek anlamı dışında kullanma sanatı. 3. Gerçek olmadığı hâlde bir gerçeğe işaret eden ve gerçekmiş gibi görünen oluş, gerçeğin zıddı. (Bu anlam dilimizde kazanılmıştır) MUKTEDİR: 1. Bir işe gücü yeten, o işi yapacak veya yaptıracak güce, bilgi ve yeteneğe sâhip olan, güçlü, kudretli (kimse) 2. "Her şeye kadir olan, her şeye gücü yeten, mutlak kudret sâhibi" anlamında Esma-i hüsna'dandır. MÜKERRER: 1. Tekrar edilmiş, tekrarlanmış. 2. (Kitap vb. şeyler için) İkinci nüsha. NÜSHA: 1. Birbirinin tıpkısı olan yazılı şeylerin her biri 2. Sayı.
14 Haziran 2026 02:18

Kazanıyorken Kaybettiğinizi Zannedebilirsiniz
Bu konuyu biraz detaylı inceleyebiliriz, şöyle ki: 1- Sonuçlarınızı olumlu cümlelerle ifade ediniz: Neyin gerçekleşmesini istediğinizi söyleyiniz. 2- Mümkün olduğu kadar kesin olun: Tüm duygularınızla istediğiniz sonuçları tanımlamaya çalışın. 3- Açık bir ispata sahip olun: Amacınıza ulaşıp ulaşmadığınızı nasıl anlayacağınızı bilmezseniz amacınıza ulaşmış olsanız bile bunu fark edemeyebilirsiniz. 4- Kontrollü olun: Sonuç sizin tarafınızdan başlatılmalı ve sürdürülmelidir. 5- Sonuçlarınızın anlamlı ve istenilir olup olmadığını sınayın: Gerçek amacınızın, gelecekteki sonuçlarının neler olacağını tahmin edin. Derler ki: "zafer ilk adımla başlar..." Yine derler ki: "Kişiler tembel değildir. Sadece, kendilerine ilham kaynağı oluşturacak kadar, güçlü amaçları hedefleri ve gayeleri yoktur." Kapı pencereler açsan içeri huzur dolmaz.. Böyle gafil arzulara akıl, gönül dayanmaz.. Kimse tutmuyor diyerek şikâyet ediyorsun.. Din büyüklerimiz buyurdular ki: "İnsanın en büyük şansı, bir Allah adamına rastlamasıdır. Çünkü onun otobüsü, onun tayyaresi, onun gemisi, onun vasıtası, Cennet vasıtasıdır. İnsanın böyle büyük bir zattan istifade etmesi için ona mutlak inanması lazımdır. Zerre kadar ondan şüphe etmemesi lazımdır. Adam bozuksa ne olacak? Onun vasıtasına binen onunla beraber Cehenneme gidecektir. Vallahi biz çok şanslıyız. Hocamız hem bir Allah adamıdır hem de yazdıklarında zerre kadar şüphemiz yoktur. Bir kimsenin hocasına karşı şüphe etmesi kadar bedbahtlık olur mu? Onun için mübarek Hocamız bir sohbetlerinde; müteferrik olmak çok tehlikelidir, buyuruyor. Yani hocası varken dinî bir suali bir başkasına sormak, hocasına karşı itimatsızlıktır. İnsan hangi şadırvana giderse gitsin ancak bir musluktan su içebilir. Yeter ki Allahü teâlâ, o güvendiğin, sevdiğin, inandığın zatın nazarından seni düşürmesin."
12 Haziran 2026 02:21

Ne Elde Edeceğinin Farkında Olmak
Diğer insanlar başkaları ile iyi geçiniyorlarsa, bu kişilerin yaptıklarını aynen taklit edebilirsiniz siz de aynı sonuca ulaşabilirsiniz. Bir şeyi yapmak için gerekli ustalık ve kaynaklara sahip olsanız bile kendi kendinize başaramayacağınızı düşündüğünüz zaman, işin yapılabilmesini mümkün kılan tüm sinirsel yolları kendi kendinize kapamış oluyorsunuz. Bir işi kendi kendinize başarabileceğinizi söylediğiniz zaman kaynakları harekete geçirecek şekilde, yolları açmış oluyorsunuz. Asıl başarı formülü; dört adımda oluşur: Sonucu bilmek. En uygun şekline dönüşünceye kadar davranışları değiştirebilecek esnekliğe sahip olmak. İstediğiniz sonuca ulaşamadığınız zaman başarısız olduğunuz anlamına gelmez, istediğinizi elde edinceye kadar davranışlarınızı değiştirmeniz gerekir. İstediğinizi yeteneklerinize göre elde etmenin esas yolu, ne istediğinizi bilmektir. Söylemeye doyamadım, sevdiğim. İshal, özellikle virüs kaynaklı ise çoğu zaman kendi kendine düzelir. [www.turkiyehastanesi.com] Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...
11 Haziran 2026 02:32


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Biyolojik İnsana Doğru Mu?
Dedi ki bana: "İnsanlık, dışarıdan hiçbir müdahaleye gerek kalmadan, kendi eti ve kemiği içinde mekanikleşmeyi başardı. Bugün'hibrit insan' dediğimiz şey, laboratuvarlarda üretilen siborglar değil; sokakta yürüyen, nefes alan, biyolojik olarak kusursuz görünen ama içerideki tüm insani yazılımı (duyguları) çökertmiş olan günümüz insanıdır. Bu yeni tür, insan anatomisine sahip olmasına rağmen, bir robot kadar tepkisiz, hesapçı ve kaskatıdır..." Şaşırdım kaldım! Geçmişteki duyguların çoğunu "saf, aptalca ve hesapsız" diye değerlendiren bir hibrit model gelişti. Hibrit insan artık ilişkilerini birer ticaret anlaşması gibi yönetiyor. ZAHİR: 1. Meydanda olan, görünen, açık ve belli olan (şey) 2. Bir şeyin görünen tarafı, dış yüzü, dış görünüşü. 3. Görünen âlem. 4. Tasavvuf ehline göre işin şeklinde kalan, mana ehli olmayan kimse. 5. "Varlığı kâinatta tecellisiyle aşikâr olan, açık olarak görünen" anlamında esmâ-i hüsnâ'dandır. ZARAFET: 1. İncelik, zariflik, nezâket. 2. Hâl ve tavırdaki güzel görünüş, hareketlerdeki ahenktar güzellik, incelik.
09 Haziran 2026 02:34

Sınav Stresi Ve Çocuk
Bu sınav ne ilk oldu ne de son olacak. Sınav stresi çocuklarda sınav öncesi veya sınav döneminde yaşanan bir korku, gerilimdir. Biz ebeveyn olarak çocuğumuzun sınav stresini nasıl fark ederiz: Fiziksel belirtiler: Sık sık terleme, uyku bozuklukları, karın ağrılar, mide bulantıları, ellerde üşüme, titreme…. Çabalayan çocuk zaten yapabileceğinin en iyisini yapar. Beklentilerimizi çocuğumuzun potansiyeline göre ayarlamalıyız. Çalışma hayatım boyunca kimi çocuk uykusundan feragat edip erken kalkıp tekrar yapar, kimi çocuk geç saate kadar çalışıp sessiz tekrar yapar, kimi çocuk destek ile çalışmak ister. İSTANBUL KUŞATMASI: 1422 yılında Osmanlı Sultanı İkinci Murat Han (1421-1451) tarafından dört ay kadar süren çok şiddetli taarruzların yapıldığı kuşatmada, her türlü savaş taktiği ve zamanın teknik imkânları kullanıldı. Mihaloğlu Mehmed Beyin 10.000 akıncı ile başlattığı kuşatmaya, İkinci Murat Han büyük bir orduyla katıldı. Marmara'dan Haliç'e kadar bütün kara surlarının kuşatıldığı bu seferde, Murat Han, Topkapı ile Edirnekapı üzerinde taarruzlarını sıklaştırdı.
08 Haziran 2026 02:22

Bazen De Durmak Gerekir…
Kapıyı sert kapatmaz, suyu hoyratça dökmez, ekmeği hürmetsize kesmezlerdi. Her derde yetişmek, her şeye sahip olmak, herkese yetişmek istiyoruz. Çünkü insanın kalbi dünya kadar büyük değil… Bazı yükleri zamana bırakmak gerekir. Çok görüyor ama tefekkür etmiyor. Hâlbuki insanın ruhu da su gibi… Şimdi böyle oldum, hiçtim bir zamanlar. MORS ALFABESİ: Samuel Finley Breese Morse isimli Amerikan sanatkârı ve kâşifinin kendi ismiyle bilinen alfabesidir. 1840'ta elektrikli telgraf haberleşmesinde kullanılmak üzere geliştirilmiştir. 1851'de Mors alfabesi standartlaştırılarak milletlerarası şekle getirilmiştir. Mors alfabesi özellikle, deniz ulaşımında, radyo, telgrafta, hareketli vâsıtaların haberleşmesinde ve ışıkla karşılıklı haberleşmede kullanılırdı.
07 Haziran 2026 02:35

Dinlenmeyi Unutan İnsan
İnsan ise en çok kendi içinde yoruldu… Gün, yavaş yavaş omuzlarındaki yükü bırakır; evlerin pencerelerinde sarı ışıklar yanar, sofraların buğusu göğe ince ince yükselirdi. Çünkü modern insan dinlenmeyi unuttu. Az konuşur, çok düşünürlerdi. Ne güzel söylemiş eskiler: "Gürültü hakikati boğar." Şimdi dönüp etrafımıza bakıyoruz… Eskiler "ışığı dinlendirmek" derlermiş lambayı söndürürken… Şimdi düşününce insan hayran kalıyor. Çünkü onlar yalnız kendilerini değil, eşyayı bile yormaktan hayâ eder gibiydiler... Din büyüklerimiz buyurdular ki: "İmam-ı Rabbani hazretleri (kuddise sirruh) Mektûbat'ta buyuruyor ki: Bu kâinatta yaratılan her şey insanın faydasına yaratılmıştır. Ancak insanoğlu, muhtaç olduğu şeye kalbini ne kadar bağlarsa Allahü teâlâdan uzaklaşması da o kadar olur. Çok tehlikeli. Eğer gönül, yaratılanlara meylederse o fenadır. Çünkü Allahü teâlâ gönlü kendisi için yaratmıştır. Uzaklaşma artar, artar ve insan o zaman mahlûkatın en kötüsü olur. Bu yakınlık ne anlama gelir. Bu, ihlâs anlamına gelir. Allahü teâlâya yakınlık demek, ihlâs arttı demektir. İhlâs, her an cenab-ı Hakkı düşünen, O'nun sevgisiyle yaşayan ve her işini Allah rızası için yapan insan demektir." Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...
05 Haziran 2026 02:11

Derdi Dünya Olanın, Dünya Kadar Derdi Olur
Dinimiz, dünyaya da ahirete de çalışmayı emreder ki bu yüzden hadis-i şerifte "Dünya, ahiretin tarlasıdır" buyurulmuştur. Evet, hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışmalıyız fakat yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışmalıyız. Dünya, bizi ahirete kavuşturan bir binektir. "Dünya deniz gibidir" diyor Hazreti Mevlânâ. "İnsan da gemi, denizin üzerinde gideceğiz. Menzilimiz ahiret. Gemi altımızdayken bizi güzel gezdirir ama denizin suyu geminin içine girerse de batırır." Yani dünyayı sevmemeli ama kullanmalıyız. "Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur" derler ya... Bizim burada dikkat etmemiz gereken husus, dünya için çalışırken sevgisine kapılmamaktır. Çünkü dünya sevgisi, günahların başıdır. Nabi merhumun da dediği gibi: "Ayine-i idrakini pak eyle sivadan/Mihman mı gelir hane-i nâ-pake hicab et!" Yani "İdrak aynanı temizle, kalbini temizle, cilala. Pak olmayan haneye misafir mi gelir, hicap et, utan!" Büyüklerin buyurduğu gibi: "Muhammed aleyhisselamın dinine uyan, dünyayı ve haramları sevmez olur. Kalbinde haram işlemek arzusu kalmayınca, kalbine Allah sevgisi dolar." Vesselâm... Böylesi görülmedi dünya ilinde. TİROİD BEZİ: İnsan vücudunda enerji dengesini, kalp ritmini, ruh hâlini ve metabolizmayı kontrol eden bir orkestra şefi var: Tiroid bezi.
04 Haziran 2026 02:16