×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Nihat Hatipoğlu

Ve yüce Allah (CC) tecelli edecek Peygamberler, "Allah'ım selamet, Allah'ım rahmet" duygusu içindeler. MAHKEME KURULACAK Ses gelecek "Başınızı kaldırın", ilahi kürsü (adalet terazisi) bütün yeri ve göğü kuşatmış. O gün Rabb'in arşını saf saf melekler taşıyor olacak. YOK OLUŞ ZELZELESİ "Ey insanlar! Rabb'inize karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiğini unutur, her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir hâlde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allah'ın azabı çok şiddetlidir." (Hac/1-2). O gün güneş ve ay bir araya getirilecek. ALLAH O GÜN EMREDECEK O gün Allah'ın konuşmayacağı, tecelli etmeyeceği kimse yoktur. (Buhari, Rikak, 49). Ona sorulur: "Hâlinden memnun musun?" Adam: "Elbette memnunum. En güzel yer." Adama denir ki: "O hâlde temenni et, daha ötesini arzu et. Zira yüce Allah'ın cömertliğinin sınırı yoktur." Adam der ki: Allah'ım, beni geldiğim âleme geri gönder. (Ahmed, hd:7996) ALLAH'I TANIMAYAN O GÜN TANINMAYACAK O gün her günahlar affedilebilir. İmansızlar, yani Allah'ı tanımayanlar hariç. Bunu Peygamberimize sordular: "O imansız olduğu hâlde cennette olabilir mi?" Efendimiz buyurdu: "O cömertliğinden yararlanmayacak. Zira o bir gün veya bir an bile Allah'ım beni bağışla kıyamette, demedi." Demek ki günahlar affedilir. Bir de manevi bereket anlayışı vardır abdestin: Eller yıkanırken: Allah'ım, senden bereket dilerim. Dilimle seni anmayı bana nasip et. Burnuna su verilirken: Ya Rabb! Yüzü yıkarken: Ya Rabb! Başı meshederken: Ya Rabb! Üzerime, başıma rahmet indir. Bunun 40 yıl hatırı var dersin. Denildiği gibi: "İnsanoğlu Rabb'ine karşı nankördür." (Adiyat, 6)

Nihat Hatipoğlu

Kaynak: Sabah

10 Temmuz 2026 07:10

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Nihat Hatipoğlu

Nihat Hatipoğlu

Mizahın, şakanın toplumda belli bir yeri var. Bunun fikir hürriyetiyle, beyan özgürlüğüyle, kişisel yorumla, tercihle yorumlanması mümkün değildir. Alay, hakaret, hafife almak, aşağılamak, küfretmek bu türden çirkin mizah sayılır. En başta belirtelim; "suhriyye" olarak Kuran'da yer alan "alay"ın hiçbir türünün İslam 'da yeri yoktur. Kuran-ı Kerim'de "suhriyye", yani alaycılık bu zaviyeden kınanarak ele alınır. NİÇİN ALAY EDİYORSUNUZ?: Dinle ve kutsallarla alay edenlere "Neden alay ediyorsun?" diye sorulduğunda "Biz sadece lafa dalmış eğleniyorduk" derler. Esasen Allah onlarla alay etmektedir. "Azgınlıkları içinde kör kör bir şekilde dolaşıp durmalarına mühlet verir." (Bakara, 15). PEYGAMBERLERLE ALAY EDİLMEZ: Bizim inancımıza göre hiçbir peygamberle alay edilemez. ÜRKÜTÜCÜ BİR CEHALET: Kuran-ı Kerim'de onlarca ayette; Kuran, Peygamber, namaz, ezan ile alay edenler şiddetle kınanmıştır ve bu fiili işleyenin ameli dinin dışında sayılmıştır. Bu ayette geçen ve kınanan "hümeze"; insanları kınayan, namusla, nesep ve haysiyetle alay eden, koğucu hafif insan demektir. EZAN VE NAMAZLA ALAY: Kuran açık söylüyor: Ezan ve namazla alay edenler "Akletmez bir topluluktur". ŞERDE YARIŞIYORLAR: Kuran, "İyilikte, hayırda yarışın" buyuruyor. Ötekisi ahiretle alay ediyor. ALAY EDENİ GÖRDÜĞÜNDE ORAYI TERK ET: Nisa Suresi'nin 140. ayeti çok manidardır: "O, size Kitap'ta şunu indirmiştir: Allah'ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar başka bir söze geçmedikçe onlarla bir arada oturmayın; aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz. Hiç şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin tamamını cehennemde toplayacaktır." (Nisa, 140). Aşağılayan, alay eden ve yalan üzerine kurgulanan mizah haramdır. Bunu -edep ve ölçü dâhilinde olanını- sanatın bir dalı saymak garip değildir. İSLAM'LA ALAY EBU CEHİL METODUDUR: İnen ayetlere saldıran, alay eden, Peygamber'i ve Kuran'ı aşağılamaya çalışan, "Kuran dinlemeyin, dinletmeyin" diyen Ebu Cehil bu çirkin yolun mimarıdır. "Yakışmadı bana" demesi gerekir nokta. Yok eğer "Müslüman değilim" diyor iseler, o zaman bizim dinimize dokunmasınlar. Not: Bu yazı bir kişiye hitaben yazılmış değildir. Sessizce, mütevazı bir şekilde. Orada bulunan bir nasipsiz -kimdir bilinmez- şöyle dedi: "Bu deve, sahibinden daha güzel. Adam ama çirkin." Bu sözleri duyan Efendimiz bu lüzumsuz tavra, tavır gösterdi. Şöyle buyurdu: "O adam senden de deveden de hayırlıdır." Adam sustu.

03 Temmuz 2026 07:09

Nihat Hatipoğlu

Nihat Hatipoğlu

Allah'tan mahcup olalım. Allah (CC), kulunu hesaba çeker. Senin bizim yanımızda bir iyiliğin (özelliğin) var. Allah ona bir kart çıkartır. O kartta "Allah bir, Muhammed O'nun Resulüdür" cümlesi yazılıdır. Allah buyurur: Teraziye çık! Allah buyurur: Zulüm yok bugün. ALLAH'IN AFFI BOLDUR Hz. Peygamber (SAV) burada şöyle buyurdu: "Allah'ın isminin karşısında hiçbir şey Allah'ın isminden ağır basamaz. Nihayet kul cennete doğru götürülür." Hz. Peygamber'in bize ilettiği bilgi bu şekilde. Burada Allah'ın yüce rahmetini, affının bolluğunu görüyoruz. "Nasılsa Allah bizi affeder, o hâlde her günahı işleyebiliriz" gibi bir yanlış sonuca varmayalım. Kişi cehennem korkusundan çok Allah'tan utanma duygusundan dolayı günahlardan uzak durmalıdır. Mevlânâ'nın beklediğini gören biri gelir ve ayağıyla dürterek köpeği yoldan çeker. Bir köpek ölmüş. Herkes "Ne kadar kötü kokuyor" der. Allah dostu burnunu kapatmaz. Sessizce fısıldar: "Ama ne güzel dişleri var!" BİR HIRKANIN KARŞILIĞI Kişi köprüden geçiyordu. Dostları, "Bir şey yapabilir miyiz, belki tabip arasak" derler. Sonra şöyle söylenir: "Kahrolası, işe yaramaz şu gözler! Neye yarar ki bu kör göz." Çıkan bu göz yıllarca nur saçan Hz. Muhammed'e (SAV) düşmanca baktı. Bugün Hz. Peygamber yok artık. Çıksın daha iyi. Eskiler hep derler: Allah ahirimizi hayretsin. "Ayran gönüllü" diyor halkımız bu tür sürekli yakınan insanlara. Peygamberimizin sürekli okunmasını tavsiye ettiği dua "Allah'ım! Ben senden dinim, dünyam, aile fertlerim ve malım konusunda af ve afiyet istiyorum. Allah'ım! Ayıplarımı ört ve korkularımı gider. Allah'ım! Beni her türlü tehlikeden koru. Ve aldatılmaktan senin azametine sığınıyorum." Bir hatırlatma Peygamberimiz, "Ölülerinizi hayırla anın" buyurdu.

26 Haziran 2026 07:22

Nihat Hatipoğlu

Nihat Hatipoğlu

Din eğitimi almış her insan, kendini bu alanda konuşma hakkına sahip görür. Ancak her din eğitimi almış kişi bu hususta hayli temkinli ve dikkatli olmalıdır. Zira konu "vahiy" ile ilgilidir. Ve meşhur özdeyişin dediği gibi "Yarım hoca imandan eder" hassasiyeti hepimizi sarmalıdır. GENÇLERİMİZİN DİNİ BİLGİSİ Sosyal medya veya belli mecralarda gençlerin dini bilgisi sorgulanıyor. Elinde mikrofon alan gördüğü gence soruyor: "Takriri sünnet nedir?" Genç duruyor tabii. Gençleri de "Dinimi hiç bilmiyormuşum" gibi bir komplekse iter. Dini anlatımda ve tebliğde şunlara dikkat etmeliyiz: "Kavli leyyin", yani yumuşak dil kullanalım. "İnsanlarla anlayacakları şekilde konuş" buyurdu Hz. Resul. Dini derinliği, usul ve metodoloji yoğunluğu olan hususların gençlerin veya halkın yanında konuşulması faydasız çabalardır. Diğer yandan din eğitimi alan bazı kişilerin Kuran'ı kendi hevalarına göre yorumlamaları; Hz. Peygamber'i ve O'nun sahih sünnetini yok saymaları; büyük imamların (Ebu Hanife, İmam Malik, İmam Şafii, İmam Ahmed, Evzai, Leys bin Sa'd, İbrahim en-Nehai, Tavus bin Kaysan, Hasan-ı Basri, Süfyan bin Uyeyne, Davud-ı Zahiri) içtihatlarını itibara almamaları ve hatta kendilerini onların üzerinde görmeleri tam bir faciadır. Gerek fıkıhta gerekse hadiste zirve olan büyük âlimlerin "La edri", yani "Bilmiyorum" cümlesine ne kadar muhtacız. Cehalet, dini bilmemek çoğalacak. İnsanlar bir araya toplandıklarında, içlerinde Allah'tan korkan bulunmadığı zaman kıyamet yakındır. Kıyamet yaklaştığı zaman, Allah'ın şiddetle haram etmesine rağmen uygunsuz ilişkiler yaygınlaşacak. Allah'ın emrettiği şekilde miras taksimi terk edilecek. Bir zaman gelecek, insanlar ilim sahiplerini dinlemeyecekler. Bunlar, Allah'ın iyi dediği şeye iyi, kötü dediği şeye kötü demeyecekler. Namaz kılan elli kişiden bir kişinin bile namazının Allah katında kabul olmayacağı bir zaman gelecek. Överken ölçü HZ. Biriniz övüldüğünde şöyle desin: "Allah'ım! Bunların övgülerinden dolayı beni sorumlu tutma. Bilinmedik günahlarımdan dolayı da beni hesaba çekme. Beni onların zannettiğinden daha iyi bir insan eyle." (Buhari, Edebü'l-Müfred)

19 Haziran 2026 07:14

Nihat Hatipoğlu

Nihat Hatipoğlu

(Kaf Suresi / 16-17-18) Yüce Allah (CC) kuluna; fiziksel değil ama manevi olarak, ruhundan ve nefsinden daha yakındır. "Öyleyse iki kişi iseniz ve fısıldaşıyorsanız, bilin ki Allah üçüncünüzdür. Her nefesinizi, fısıldaşmanızı bilir, görür, yazdırır." (Mücadele / 7) Allah fısıltınızı bilir. Allah (CC) sizi sizden daha yakın bilir. Mücadele Suresi 7. ayet bana hatırlatıyor: "Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah'ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki dördüncüleri O olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları O olmasın. Bundan daha az yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını kıyamet günü haber verecektir. Allah, her şeyi hakkıyla bilir." (Mücadele / 7) O, SİZİNLE BERABERDİR "Nerede olursanız olun O, sizinle beraberdir. Yaptıklarınızı görür." (Hadid / 4). Şüphesiz O, kullarının durumunu çok iyi bilir ve her şeyi görür." (İsra / 96). Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür. (Bakara / 110) Gören, gördüğünü unutmaz. O'ndan hiçbir şey gizli kalmaz. Öyleyse her hareketimizin kontrol edildiğini bilerek yol almalıyız. İHSAN MAKAMINDA OLMAK Allah'ı görüyormuşçasına O'na ibadet etmek ihsan makamı sayılmıştır. Bu makamda olanın tuttuğu her oruç son oruç; kıldığı her namaz son namaz gibidir. Getirdiği her kelime-i şehadet son şahitliktir. İhsan makamında olanlar Allah'ı yâr bildiler. Eğer yâr benimle yâr olsa Ne gam, âlem bütün ağyar olsa. ÖLMEDEN ALLAH'I GÖREMEZSİN Yüce Allah'ı görmek için ruhun vücuttan çıkıp sahibine secde etmesi gerekir. "Bazı yüzler Allah'a bakacaktır." (Kıyame / 23) Bu yüzler dünyada tövbe ettiler. Sadık oldular. Erdiler. Haramdan sakındılar. Yüce Rahman'ı özlediler. Ölmeden Allah'ı görmek, müşahede etmek mümkün değildir. Bu ölüm ya vuslat anlamındaki ölümdür veya nefsi öldürmektir. Nefsini bu dünyada öldüren de ancak yüce Allah'ın tecellisine mazhar olur. *** ŞERİAT VE TASAVVUF Şeriat; Allah'ın kitabı olan Kuran-ı Kerim, onun tefsiri ve tercümanı olan Hz. Muhammed'in (SAV) uygulamaları, dört halifenin tarzı ve mezhep imamlarının içtihatlarının bizi erdirdiği prensiplerdir. Tasavvuf ise; bu emir ve yasakların deruni ve manevi hikmetlerle süslenmesidir. Öyleyse şeriat ve tasavvuf iki kanatlı kuş gibidir. Kuş tek kanatla uçmaz. Kuran adalet, hakkaniyet ve erdeme götürür. Hadisler Hz. Peygamber ve sahabenin dokunuşlarıdır. Tasavvuf ise Allah'ı arzu etmekten başka her şeyden halas olmaktır. Rabbanileşmek, uhuvvet, tevazu ve mahviyettir. RABİA'DA SEVGİ ANLAYIŞI Allah'a kurbiyet ve muhabbetin en beliğ örneklerinden biri de ilk dönem tasavvufçularındandır. Feridüddin Attar, "Rabia ikinci Meryem'dir" der. Rabiatül Adeviye'dir. Pek çok erkek bu mübarek hatunla evlenmek ister. Hepsine hayır der. Hatta bazı tasavvuf büyükleri de bu teklifi getirir. Rabia'nın cevabı hep aynıdır: "Hayır. Hâlbuki senin beni Allah'tan bir an bile olsun meşgul etmene razı olamam." Tabii Rabia kendi çizgisinde evliliğe kapıyı kapatır. Ancak başkasına evlenme demez. Zira evlilik Kuran'ın ve Hz. Peygamber'in emridir. RAHMETİN HER ŞEYİ KUŞATMASI Rahman'ın rahmeti, herkesi ve her şeyi kuşatır. Allah (CC), kendini inkâr edene de rızık veriyor. Zalimi de doyuruyor. Her günahkâr, Rabb'in yarattığı âlemde, Rabb'in yarattığı şeylerle Rabb'e isyan ediyor. Ama yine de vermeye devam ediyor. Bütün bunlar Rabb'in rahmetinin ve muhabbetinin birer yansımasıdır. DOST DOSTTAN KAÇAR MI? Denir ki, İbrahim Peygamber canını almaya gelen ölüm meleğine şöyle sordu: "Dost dostunun canını alır mı?" Cevap geldi: "Peki sen sevgilisine kavuşmak istemeyen bir sevdalı gördün mü?" HAYVAN KLONLAMAK CAİZ Mİ? Hayvan klonlama meselesi bir ara hayli konuşuldu. İslam, yanlış ve zarar verici amaçlarla kullanılmadıkça bilimsel çalışmalara karşı durmaz. "İlim müminin yitik malıdır" der Hz. Peygamber (SAV). Günümüzde klonlama özellikle tıp alanında ve hayvanlarla ilgili olarak devam ediyor. İnsan klonlaması -olabilirlik ihtimali olsa bile- caiz olmaz. Zira bu durum yığınla güvenlik ve hesapta olmayan sıkıntıyı beraberinde taşır. Etik değerler yıpratılabilir. Fiziksel anormallik oluşabilir. Hayvan klonlaması meselesinde ticari klonlama ile nesli tükenen hayvanları klonlamayı ayırmak lazım. Terapötik (tedavi edici) klonlama, kök hücre ile ilgili alanlar dinin hoşgöreceği tedavi olarak algılanmalıdır. Şunu unutmamak lazım: Klonlama bir yaratma değildir. Var olan bir varlığa müdahale olarak görülmelidir. Ayrıca ruhun klonlanamayacağını unutmamak lazım. Ruhun bedene müdahalesi olmadıkça klonlamadan sonuç alınamaz. Ruhun varlığı, kontrolü, nerede tahakkuk edeceği, özelliği, fizikle ruhun irtibatı tamamen yüce Allah'ın kontrolündedir. YA RAB TASAVVUF büyüklerinden birinin şu cümlesi ders vericidir. Şöyle derdi: "Ya Rab!

12 Haziran 2026 07:31

Nihat Hatipoğlu

Nihat Hatipoğlu

"Sen benden değilsin uzak dur" demediler. Vakfiyelerin en önemli özelliği, şartlı vakfiyelerde; menkul veya gayrimenkul bir metaı vakfeden kişinin "Bu mal şu amaçla kullanılacak" dediğinde buna riayet edilmesidir. Erzak dağıtan vakfiyeler vardı. OSMANLI'DA VAKFİYE SAYISI Tespitlere göre Osmanlı'da 26 bin vakıf kurulmuştur. Bu vakıfların 1400 tanesini kadınlara aittir. Bu kadın sultanların vakfiyelerinin bir kısmını ve hizmetteki hedefleri şöyledir: NURBANU VALİDE SULTAN: Atik Valide Sultan Camii ve imareti kurdu. MAHPEYKER KÖSEM VALİDE SULTAN: Yeni Cami'nin yapımını başlattı, Üsküdar Çinili Camii'ni yaptırdı. HATİCE TURHAN SULTAN: Yeni Cami'nin inşaatını tamamladı. PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN: İstanbul Aksaray'da Valide Sultan Camii'ni yaptırdı. Mihrimah Sultan, Kanuni'nin kızıydı. Harun Reşid'in eşi Zübeyde Hanım'ın kemerle Taif'ten Arafat'a (90 km) su getirtmişti. Mihrimah Sultan'ın 50 bin altın harcadığı söylenir. BEZMİÂLEM VALİDE SULTAN VAKFI: Birçok külliye ve cami yaptırdı. Dolmabahçe'deki Valide Sultan Camii onun vakfiyesidir. Elbette kadın sultanların kurdukları vakfiyeler sadece bunlar değil. Hürrem Sultan Vakfı, Melike Hatun Vakfı, Sultan 2. Mustafa ve Sultan 3. Ahmed'in annesi Emetullah Valide Sultan Vakfı, Emetullah Başkadın Vakfı, Mihrişah Valide Sultan Vakfı, Hatice Turhan Sultan Vakfı ve benzerleri sayılabilir. Bu sayı diğer kadın vakıflarıyla birlikte 1400'e ulaşmıştır. Yetim çocukları evlendirdikleri gibi; her sabah ekmek dağıtan, çorba ikram eden vakıflar bile vardı. Vakfiyeler Allah'a bağlılığın bir yansımasıydı. 7 yaşındaki Cüneyd cevap verdi: "Şükür, Allah'ın verdiği nimetleri isyan ve günahla kullanmamaktır." La havle vela kuvvete illa billah Cüneydi Bağdadi, bir gün Şibli'yi gördü. Yürekten sinirli bir şekilde "La havle vela kuvvete illa billah (güç ve kudret ancak Allah'a aittir)" cümlesini tekrarlıyordu. Cüneyd, Şibli'ye "Sakin ol" dedi. "Can sıkıntısı ve kızgınlık hâlinde bu cümleyi kullanma. Yoksa Hak Teala bunu isyan sayabilir. Zira iyi niyetinle bu cümleyi kullan. Ama sinir hâlinde sakın."

05 Haziran 2026 07:21

Nihat Hatipoğlu

Nihat Hatipoğlu

Hacılar Mekke ve Medine'de, bizler de ülkemizde kurban ve bayram şuurunu yeniden hatırlıyoruz. Kurban, kesilen hayvana verilen ad olmakla beraber; Allah'a yaklaştıran veya kendisiyle Allah'a yaklaşılan şey anlamına gelir. Kur'an-ı Kerim bunu anlatır (Hacc 34, 36; Kevser 2). Bizler Kurban Bayramı'nda, Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail'in Yüce Allah'ın emrine tam bir itaat konusunda verdikleri başarılı imtihanın hatırasını tazeleriz. Kurbandan; Hz. İbrahim, Hz. İsmail, gönderilen kurban ve kurban işlemi dörtgeninde trajik olarak sunulan olayın çok ötesinde fedakârlık, ihlas, samimiyet anlaşılmalıdır. Bütün bu soruları kendimize soralım bayram boyunca. Zira her gün yüz binlerce hayvan kesilmektedir. Hz. Peygamber (SAV), hayvanın gözü önünde bıçağını keskinleştiren ve hayvanları birbiri önünde kesen birini gördüğünde, "Neden böyle yapıyorsun! Bu hayvanı iki kez mi öldüreceksin" buyurarak ikaz etmiştir. "Hayvana iyi davranın, eziyet etmeyin" buyurarak kurbanın incitilmemesi gerektiğini ısrarla belirtmiştir. Peygamberimiz (SAV) "Her nefes alıp veren canlının hakkı ve hesabı vardır" derken buna dikkat çeker. Bayram namazı ihmal edilmemelidir. Hz. Peygamber (SAV) zamanında kızlar ve kadınlar da bayram namazına katılmışlardır. Ümmü Atiyye (RA) der ki: "Bayram günlerinde biz kadınlara namaz kılmamız emredilirdi. Kadınlar, erkeklerin arka tarafında olur, onlarla birlikte tekbir getirir ve dua ederlerdi " (Buhari, İydeyn, 12). (Buradan, kadınlara bayram namazının vacip olduğu hükmü çıkarılmaz. Ancak gitmeleri tavsiye edilir.) Hz. Peygamber (SAV) bayram günü tef çalıp eğlenen insanlara karşı çıkanları gördüğünde onlara müdahale eder ve toleranslı davranır, "Bu onların bayram günüdür, onlara ilişmeyin" buyururlardı. Hz. Peygamber (SAV), babası Uhud harbinde şehit düşen bir çocuğu ağlarken gördüğünde -bir bayram sabahı- başını okşamış, kucağına almış ve şöyle buyurmuştur: "Ben senin baban olayım, Aişe de senin annen olsun ister misin?" Kalbim çok katı diyen bir başkasına da, "Kalbinin yumuşaması ve işlerinin düzgün gitmesi için yetim başı okşa, ihtiyaçlarını gider, ona yediğinden yedir" buyurmuştur. Bayramın 1. günü bayram namazından önce yola çıkar ve son gün güneşin doğuşundan sonra memleketinize (Ankara'ya) dönerseniz bu durumda seferi sayılırsınız ve Kurban kesmek zorunda olmazsınız. Kurban kesilirken "Bismillahi Allahu Ekber" denmelidir. Şaşı, topal, deli, doğuştan boynuzsuz hayvan ise kurban olur. Farz namazlardan sonra getirilen teşrik tekbirleri, arefe günü sabah namazından başlar, 4. günü ikindide sona erer. Tümü 23 vakit olur.

29 Mayıs 2026 07:18

Nihat Hatipoğlu

Nihat Hatipoğlu

Şöyle dedi: "Beni övüp durmayın. Allah'a yemin ederim ki, günahların kokusu olsaydı, siz benim, ben sizin yanınızda oturamazdık. Günahlarımın kokusu bizi birbirimizden uzağa iterdi." ÜMİDİNİ SAKIN YİTİRME Derdin ve tasan mı var, derman Allah'tır. Günahların başını mı aştı, affeden Allah'tır. Hastalıklar mı çevreledi, tabip Allah'tır. Amelin mi az, biri bin eden Allah'tır. Sırat korkusu mu sardı, seni yürüten Allah'tır. KEŞKE YARATILMASAYDIM FUDAYL BİN İYAZ: "Ben ne peygamberlere, ne mukarreb meleklere imreniyorum. Çünkü onların hepsi mahşerin korkunç hâlini görecekler, temaşa edecekler. Ben keşke yaratılmasaydım. Olmamış olmayı arzu ediyorum." MAZLUMLARIN HAKKINI VERİN İsrailoğulları 70 yıl susuzluk, kıtlık yaşadı, ölüleri yemeye başladılar. Hz. Musa yüce Allah'a yalvarınca cevap geldi: "Ey Musa! Onlar dua ve ibadette kılı kırka yarsalar (vücutlarında et kalmasa) da mazlumların haklarını vermedikçe ben onları üzerindeki kıtlığı kaldırmam." EL VE AYAKLARIMI ZİNCİRLEYİN Malik bin Dinar, ailesine vasiyet edecekti: "Ben ölünce el ve ayaklarımı zincir ve bukağılarla bağlayın. Kaçıp yakalanmış bir köle gibi beni mezara koyun. Belki Allah beni böyle affeder. Siz cehennem alevlerini hak etmişken nasıl olur da cennetin peşindesiniz. Hayal kurup duruyorsunuz."

22 Mayıs 2026 07:33

Nihat Hatipoğlu

Nihat Hatipoğlu

İnananların da inanmayanların da en büyük çıkmazı, hastalığı "haset" yani kıskançlıktır. Hz. Âdem'i cennette kıskanan şeytana en büyük günahı işleten hasettir. Hz. Âdem'in çocuklarını, yani kardeşi kardeşe düşman eden hasettir. Ama ne yazık ki çağımızda Müslüman'ı Müslüman'a düşman eden kahrolası duygu da hasettir. Bir Müslüman'ın başarısını diğer kardeşleri hazmedemiyor, çekiştiriyor. "Haset etmeyin ey müminler" düsturunu dinleyen kim? Alanında başarılı olanı paçasından çekmek konusunda son derece mahiriz. Unutmayın hasetçi kişi, kendini Allah'ın tasarrufuna ortak görüyordur. Müslüman'ın malının haram oluşu, kanının haram olması gibidir. Hikmetin başı, Allah korkusudur. Müslüman'a küfretmek fasıklıktır. İffetli davrananı Allah iffetli kılar. Kim kinini bastırırsa, Allah onu sevindirir. Allah'a yapılan bir hücum olunca asla susmazdı. Su içerken besmele çeker, 3 yudumda içer ve sonunda "Elhamdülillah" derdi. İçkiyi helal saymadıkça Müslüman'dır. Günahkâr da olsa (şirke bulaşmadıkça) bir Müslüman kurbanımıza ortak olabilir. Adamın biri, Behlül Dana'ya şöyle sordu: Üstad, ben daha önce hac yaptım. Böylece 10 haccın sevabını alırsın.

15 Mayıs 2026 07:30

Nihat Hatipoğlu

Nihat Hatipoğlu

'Kim Peygamber'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur.' (Nisa, 80). "Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin" (Nisa, 59) ve benzeri birçok ayet, Allah'a ve Peygamber'ine (Hz. Allah ve peygamberlerini ayırmak (Nisa, 150-152) küfrün kendisi olarak ifade edilmiştir. "Hayır (Muhammed), Rabb'ine andolsun ki, aralarında çıkan derin anlaşmazlık konusunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın onu tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar." (Nisa, 65). İMANIN ŞARTIDIR Yüce Allah (CC), Hz. Muhammed'in (SAV) verdiği kararı tartışmasız kabul edin buyuruyor. Başka bir ayette Allah, Hz. Peygamber'in ömrüne yemin ederek en yüce seviyede O'na itibar ettiğini belirtiyor: "Resulüm! Ömrüne yemin olsun ki onlar şehvetten sarhoşluk içinde sağa sola sarkıntılık edip duruyorlardı." (Hicr, 72). Bazıları "O'nu görmedikten sonra gözlerim olsa ne olur" dedi ve gözlerinin perdelenmesini istedi. Dilerseniz bazı büyüklerin, Hz. Peygamber'in adı anıldığında nasıl bir ruh ve manevi hâle büründüklerini aktaralım: BÜYÜKLERİN SEVGİSİ İmam Malik der ki: Eyüp Suhteyani'nin yanında Resulullah anıldığında o kadar ağlardı ki ona acırdım. Şöyle dedi: "Siz Resulullah'ın makamı hakkında bildiğimi bilseydiniz beni yadırgamazdınız. Beni anlardınız." Muhammed b. Münkedir'e hadis sorulduğunda, hadis rivayet edip Resulullah'ın sözlerini anmaya başlayınca ağlardı. Sahabeden İbn Mesud: Resulullah "buyurdu" demezdi. "İnşallah öyle buyurdu veya buna yakın buyurdu" dedi. Ancak Ebû Câfer Mansur, konuşmanın heyecanına kapılıp sesini yükseltince, İmam Mâlik Hazretleri şöyle dedi: "Ey müminlerin emiri! Burada sesini yükseltme! Zira Allah Teala bu hususta bir topluluğa edep öğreterek şöyle buyurmuştur: 'Seslerinizi Nebi'nin sesinin üstüne yükseltmeyin!' (Hucurât, 2). Başka bir topluluğu methederek şöyle buyurmuştur: 'Resulullah'ın yanında seslerini kısanlar...' (Hucurât, 3). Diğer bir topluluğu da zemmederek şöyle buyurmuştur: '(Resulüm) Sana odaların arka tarafından bağıranların çoğu aklı ermez kimselerdir.' (Hucurât, 4). Vefat ettikten sonra O'na hürmet göstermek, aynen hayattayken hürmet göstermek gibidir." Şahit olduğu bu yüksek edep karşısında halife, "Ey İmam! Dua ederken kıbleye mi, yoksa Resulullah'a mı döneyim?" diye sordu. İmam Mâlik Hazretleri şöyle buyurdu: "Yüzünü niye O'ndan çevireceksin ki? O, senin ve ceddin Hazret-i Âdem'in (aleyhisselam) kıyamete kadar Allah'a mağfiret ve necat vesilesidir. Bilâkis sen; Peygamber Efendimiz'e yönel ve O'nun şefaatini iste ki Allah Teala da O'nu sana şefaatçi kılsın!.. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: 'Eğer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman (günah işledikleri zaman) sana gelip de Allah'tan mağfiret dileseler ve Resul de onlar için mağfiret talebinde bulunsaydı, Allah'ı çok affedici ve esirgeyici bulurlardı'." Meryem 87: Rahmân'ın katında söz almış olanlardan başkası şefaat hakkına sahip olmayacaktır. Nihayet yüreklerinden korku giderilince, "Rabb'iniz ne buyurdu?" derler. Onlar da, "Hakkı buyurdu" derler. Şair, Hz. Muhammed'in (SAV) fakir ve yoksula olan merhametini anlatırken şöyle der: "Ve kem min fakirin tebessemte fi vechihi ve eş'artehu bi kıymetihi ve ihtiramihi." "Nice fakir var ki sen onların yüzüne gülümsedin ve ona saygınlığını ve değerini hatırlattın, hissettirdin."

08 Mayıs 2026 07:26

Nihat Hatipoğlu

Nihat Hatipoğlu

Geldiğimiz âlemden tekrar o âleme dönüşe "vuslat" dediler. "Allah'ın huzuruna çıkmaya hazır mıyım?" diye kendini sorgulamalı. PEYGAMBER'E VUSLAT Mana ehli, Peygamber'e hasret çekiyor. Zira yüce Allah'ın Hz. Peygamber'e ne kadar kıymet verdiğini iyi biliyorlar. Kitap şöyle buyurur: "Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanma dileseler, Resul de onlar için bağışlanma dileseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici bulurlardı." (Nisa, 64). Yozgatlı Said Fenni şöyle der: "Resulullah'ın mezarını görmeden ölürsem, vücudumdan arta kalan kemiklerim kıyamete kadar inleyip durur." Şiirinin sonunda da şöyle haykırır: "Ey Kasım'ın babası. Ey Allah'ın Resulü! Sana sığındım." Bir başka gönül dostu der ki: "Biz mariziz (hastayız) tabibimiz sensin. Biz sana göremediğimizden ötürü hastayız. Yüzümüz sararmış, rengimiz kaçmışsa şayet O'na vuslat geciktiği içindir." *** ŞİRKE GÖTÜREN MODERNİZM PUTU Kuran'a uymak yerine Kuran'ı kendine uyduran; Kitap'sız bir İslam planlayan; Kuran-ı Kerim'in bazı ayetlerini tarihsel yaftası ile devreden çıkarmaya çalışan; sahih hadisleri bile kafasına ve zihniyetine uymadığı için "Benim için bir mana ifade etmiyor" diye reddeden çağdaş felsefi akımların peşinde koşan ve adeta bu felsefi akımları Allah'ın kitabından üstün sayan, felsefecileri birer peygamber sıfatıyla ululayan, Batılıların ve Batıcılığın büyüleyici ışığı altında ezilen kompleks sahibi, bu modernist kafa insanları şirke davet ediyorlar. Hz. Peygamber'in Kuran tefsiri ve uygulaması mahiyetindeki hadisleri yok sayarlar. Şunu da belirtmek gerek: İslam Kuran-ı Kerim, sahih hadisler, Hz. Peygamber'in uygulamaları, kıyas, içtihat, icma gibi hayati mekanizmanın ismidir. Şunu da ekleyelim: İslam âlemindeki modernist damar, Batılı oryantalizmden hayli etkilenmiştir. Ebu Hüreyre'den rivayet edildiğine göre Resulullah (SAV) şöyle buyurdu: "Bilir misiniz, müflis kimdir?" Ashab-ı kirâm, "Bize göre müflis, parası pulu, malı mülkü kalmayan kimsedir" dediler. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: "Benim ümmetimin asıl müflisi, kıyamet günü İlahi huzura namaz, oruç ve zekât getirecek bir kimsedir ki, bu kişi aynı zamanda birinin namusuna dil uzatmış, bir başkasına iftira etmiş, ötekinin malını yemiş, birinin kanını dökmüş, bir diğerini dövmüş biri olarak gelir. Yaptıklarının hesabını vermeye başlar. Hak sahiplerinin her biri kısas olarak onun iyiliklerinin sevabından alır. Ödeşme tamamlanmadan iyilikleri biterse, bu defa alacaklıların günahlarından alınıp buna yüklenir ve neticede cehenneme atılır." Allah'ım sana sığınırım! Keşke toprak olsaydım Mahşer gününde hayvanlar da diriltilir (Tekvir, 5). Hesap bittiğinde yani zalim ve mazlum olan hayvanlar arasındaki hesap bittiğinde hayvanlara "Toprak olun" denilir. Bu dehşetli anı gören imansızlar derler ki: "Keşke toprak olsaydım." (Nebe, 39-40).

01 Mayıs 2026 07:24

Nihat Hatipoğlu

Nihat Hatipoğlu

Her insana sadık bir dost lazım. "Dostum hastaysa ben de hastayım" dedi. Bu ümmete, herkese bir Ebu Bekir lazım. Hz. Ebu Bekir'e benzer bir dost, yaren lazım. SEVGİLİM BÖYLE EMRETTİ: Hz. Ebu Bekir binekliydi, yuları elinden kaydı. Yanındakiler "Biz inseydik" dediler. O şöyle cevap verdi: "Sevgilim Hz. Muhammed (SAV) bana böyle emretti; 'İnsanlardan bir şey isteme' dedi." AH ŞU DİLİM AH!: Dilini tuttu ve ağladı. "Neden böyle yaptın?" dediler. Cevap verdi: "Beni tehlikeye sürükleyen bu dilimdir. Zira bedende bulunan her organ, dilin sivriliğinden Allah'a şikâyet eder." HEY KUŞ, NE MUTLU SANA: Sorumluluk duygusu zor ve ağırdır; kişiyi sarsar, silkeler. Hz. Ebu Bekir bu hususta en hassas olanlardandı. Minbere çıktı; Hz. Peygamber'in mescidindeydi. Şöyle konuştu: "Hani herkesi hayran bırakan o güzel yüzlüler? Nerede gençliğine mağrur olan yiğitler? Nerede muhteşem şehirler kurup etrafını surlarla çevirenler? Hani savaş meydanlarının unutulmaz süvarileri? Zaman hepsini çürüttü; ne bir ses var ne de bir iz... Ey insanlar! Acele edin, zira ecel acele ediyor. Aklınızı başınıza alın ve kendinizi kurtarın." HZ. EBU BEKİR'İN MEŞHUR KASİDESİ: Ya İlahi! Azığı az olan şu garibe lütfunla bol bol ihsanda bulun. Benim hakkımda ateşe, "Serin ve selamet ol!" de. Hz. Halil hakkında, "Ey ateş, serin ve selamet ol, dedik" (Enbiya, 69) buyurduğun gibi. Fatih'in daha 20'li yaşlarda çağ açıp çağ kapattığını anlatın. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin gibi gençlerin ahlakını anlatın. Şeytan sadece, "Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım" yani "Euzü billahi mine'ş-şeytani'r-racim" sözünden korkar. ŞEYTANLAŞMIŞ İNSANLAR Hz. Peygamber, Ebu Zer'e (RA) sordu: "Cin ve insan şeytanlarından Allah'a sığındın mı?" Ebu Zer, "Ya Resulullah! İnsanların da şeytanları var mı?" diye sordu. Efendimiz, "Evet, var. Hatta insanlardan şeytanlaşmış olanlar, cinlerden olan şeytanlardan daha kötüdür" buyurdu.

24 Nisan 2026 07:29

Nihat Hatipoğlu

Nihat Hatipoğlu

Aileler bu hususta da evlatlarını uyarmalı. ELLERİNDE KURAN, STETOSKOP, TELESKOP OLMALI: Evlatlarımız çok önemlidir. Ellerinde Kuran-ı Kerim ve İslam ahlakı olmalı. Bir direktifle genç insanlara "öldür, yok et" gibi talimatlar veren oyunlar masum olamaz. Hz. Peygamber'in ahlakı sorulduğunda Hz. Aişe, Kuran'ı işaret eder ve şöyle derdi: "Kuran okumuyor musunuz? Onun ahlakı Kuran'dı." Kuran-ı Kerim'de onaylanmış bütün erdemli tavırlar Efendimizin ahlakında, günlük yaşantısında görülürdü. Kuran-ı Kerim'in onayladığını onaylar, Kuran'ın yerdiğini yererdi. Zira o da Kuran-ı Kerim'le muhataptı. Bir hadisinde şöyle buyurmuştu: "Ben güzel ahlakı tamamlamaya geldim." Diğer peygamberlere de emredilmiş ama zaman içinde unutulmuş veya terk edilmiş güzellikleri hatırlatmaya, yeniden işlevlendirmeye gelmişti. HARAMDAN İĞRENİRDİ: Torununun elinde bir hurma parçası gördü. "Benim ehl-i beytim sadaka ve zekât alamaz" dedi. AŞIRI ÖVÜLMEKTEN RAHATSIZ OLURDU: Daha yeni Müslüman olmak için gelen ve liderlerine secde eden bir topluluk, Hz. Peygamber'e secde etmeye yeltenince son derece hiddetlenmiş, o kişileri ayağa kaldırıp "Sadece Allah'a secde edilir" diyerek uyarmış ve kendisini aşırı övmeleri karşısında ise, "Yeter, yeter, yeter" diyerek şirke bulaşmalarına karşı uyarıda bulunmuştur. Mekke'yi en geç terk eden O oldu. Hz. Hamza'nın ve kızı Hz. Zeynep'in katilleri dâhil olmak üzere İslam'a giren herkesi affetti. Mahallenin en günahkârları kendilerini en ahlaklı olarak görürler oysa... "Hımar" denen ve içki içen bir zat, Efendimizin huzuruna getirildi. Oradakilerden biri "Hımara lanet olsun" deyince Efendimiz sinirlendi ve "Hayır, o Allah ve Resul'ünü seviyor" buyurdu. Peygamber, Taif dönüşü Mekke'ye girememiş, Mekkeli putperest liderlerin boykotuyla karşılaşmıştı. Ancak müşrik olan Mut'im bin Adiyy; kendisi gibi müşrik olan diğer liderlere karşın Hz. Peygamber'in Mekke'ye girmesinden yana tavır koymuş ve silahlanarak Hz. Peygamber'i korumuştu. Hz. Peygamber, esirlerin diyetle serbest bırakılmalarına karar verdi. Bu arada bu anlaşmayı sağlamak için de Mut'im bin Adiyy'in oğlu olan Cübeyr görevlendirildi. Hz. Peygamber, Cübeyr'in müşrik babasının bir zamanlar gösterdiği jestini unutmamış, oğluna şöyle demişti: "Eğer baban bugün sağ olsaydı ve bu esirleri fidyesiz bırakmamı dileseydi, onu kırmaz bütün esirleri fidyesiz bırakırdım." Bu duruş (kadirşinaslık) son derece anlamlıdır. Hz. Peygamber bu tavrı putperest bir adama karşı göstermiştir ve Cübeyr'e son derece ilgi göstermiş, ikramda bulunmuş, değer vermiştir. "Zerre kadar iyilik yapan karşılığını görür, zerre kadar kötülük yapan da karşılığını görür." Bu ayet hiçbir şeyin unutulmayacağını gösteriyor. Netice itibarıyla, Allah sizi affetmişse günahlarınız örtülecektir.

17 Nisan 2026 07:16

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha