×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Nebi Miş

Toplumsal muhalefetin kanaat üreticileri sorunu İktidar karşısında, farklı sosyolojik kümelerden, farklı ideolojik geleneklerden ve farklı ekonomik gruplardan oluşan bir toplumsal muhalefet var. Zaten iktidar karşıtlığı üzerinden, öyle ya da böyle karşılarına çıkarılan adayı desteklemek zorunda oldukları yönündeki bir "ön kabul" ile hareket ediyorlar. Aynı şekilde, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi ile bu partilerin liderlerinin muhalif siyasal alandaki konumlarının belirlenmesinde de benzer bir rol üstlendiler. Hatta o adayların neden yanlış olduğunu " en erken kendilerinin gördüğünü" söylemekten de geri durmazlar. Yarın bir seçim yenilgisi yaşandığında, bugün ölümü ne destekledikleri aktörler hak kında şu cümleleri kuracaklar: "Temiz siyaset iddiasını taşıyamadınız." "Belediyeleri kişisel kariyer basamaklarına dönüştürdünüz." "Toplumsal muhalefetin enerjisini dar bir çevrenin iktidar mücadelesine harcadınız." "Rant ve çıkar ilişkileriyle siyaseti belirlediniz." Ancak kendi elit mücadeleleri adına bugün bu gerçekleri dile getiremiyorlar. Bütün yaptıkları, toplumsal muhalefetin misyonunu siyasi ve toplumsal elitler arasındaki mücadele ve hesaplaşmada yalnızca bir taban desteğine indirgemekten ibaret kalıyor.

Nebi Miş

Kaynak: Sabah

24 Haziran 2026 07:27

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Nebi Miş

Nebi Miş

Ankara Zirvesi'nden, uzlaşma çıktı. Ancak, İran savaşı üzerinden ortaya çıkan görüş ayrılıkları, Grönland tartışması, ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltma açıklamaları, NATO'nun siyasi bütünlüğünü yeniden tartışılır kılmıştı. Trump'ın Ankara'ya gelmesi ve zirve sonrasında "büyük birlik" vurgusu, "çok fazla sevgi vardı" söylemi ve ittifaka sahip çıkan açıklamaları toplantının siyasi sonucunu belirledi. Yakın zaman kadar Türkiye ile ilgili yapılan analizlerde daha çok "Doğu-Batı arasında köprü" rolü vurgulanırdı. Şimdi ise İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın " Müttefikler Ankara "da programının açılışında vurguladığı gibi, Türkiye, Batı ile Batı arasında uzlaşma sağlayan bir siyasi ağırlığa sahip. En önemli stratejik uzlaşma başlıklarından biri, Avrupa'nın daha fazla savunma sorumluluğu üstlenmesi ve ABD'nin NATO içinde kalmasıydı. Bildiride, Avrupalı müttefikler ve Kanada'nın 2025 yılında savunma harcamalarını 139 milyar dolardan fazla artırdığı vurgulandı. Rutte'nin ifadesiyle, "daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa" için çalışılacak. Dolayısıyla, zirveden "savunma endüstrisinde koordinasyon ve ortaklaşma" denebilecek bir sonuç çıktı. Bu konuda da ABD ve Avrupa arasında görüş ayrılıkları vardı. 2026 yılı için 70 milyar euro yardım taahhüdünün verilmesi ve 2027 yılı için de aynı iradenin korunma vurgusu, uzlaşma görüntüsünü artıran başlıklardan bir diğeriydi. ABD ile Avrupa arasında var olan güven krizi her yeni küresel ve bölgesel güvenlik krizinde yeniden sınanacaktır. Bu bağlamda yeni bir siyasi sözleşme olarak Ankara uzlaşması önemliydi.

10 Temmuz 2026 07:10

Nebi Miş

Nebi Miş

Zirve öncesi en büyük belirsizliklerden biri, ABD Başkanı Trump' ın NATO'nun Ankara Zirvesi'ne katılıp katılmayacağı meselesiydi. Basın toplantısında bir kez daha "Erdoğan olmasaydı bu zirveye gelmezdim" dedi. Ziyaretin en kritik sonuçlarından biri, yaptırımların ve kısıtlamaların kaldırılması ve F-35 satışına ilişkin Trump'ın açık kapı bırakmasıydı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, F-35 meselesi ile ilgili Trump'ın daha önce söz verdiğini, "Sayın Trump her zaman sözünün arkasındadır" vurgusu ile hatırlattı. Trump'ın "Dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyoruz" sözünü güçlü bir siyasi mesaj olarak okumak gerekir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "KAAN motorlarını görüşeceğiz. İnanıyorum bize verdiği müjdeyi burada tekrar edecektir" açıklaması, kilitlenmenin çözülme ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor. Savunma harcaması yapmayan NATO müttefiklerini korumayacağını, bilakis "Rusya'yı ne isterse yapmaya" teşvik edeceğini bile söyledi. Ankara'ya Trump'ın gelmemesi durumunda, tartışmalar "ayrışma" başlığı üzerinden daha da alevlenecekti. Bugün yapılacak liderler zirvesinde Trump, NATO ile ilgili eleştirilerini yineleyecektir.

08 Temmuz 2026 07:26

Nebi Miş

Nebi Miş

İkinci olarak, Avrupa - ABD ayrışmasını daraltacak, "ABD'yi içerde tuta cak" yeni konumlanmanın çerçevesi yine masada olacak. Burada "NATO 3.0" tartışmaları üzerinden, NATO'nun temel misyonu, Rusya'ya karşı caydırıcılığın yeniden teyidi ve NATO'nun doğu sınırını güçlendirecek kapasite artırımı ve yeni mekanizmaların devreye alınması yine zirvenin ana temalarını oluşturacaktır. Yine dördüncü başlıkta, NATO'nun güney kanadı, altıncı başlıkta ABD-İran savaşı ve Ortadoğu'da güvensizlik ortamının NATO gündemine etkisi, yedinci başlıkta, NATO içi siyasi dayanışma ve müttefikler arasındaki güvensizlik oluşturan hususların azaltılması gibi konular da ele alınacaktır. Türkiye, Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi NATO'nun güney kanadında yer alan, büyük bir orduya sahip ve jeostratejik konumu önemli görülen bir "kanat ülke si" değildir. Türkiye bugün, öncü bir savunma sanayi üreticisi, teknoloji geliştiricisi, devlet kapasitesi gelişmiş, kriz sahalarında diplomatik gücü ile sonuç ve etki üretebilen ittifakın güney kanadının güvenliğinde en önemli "merkez aktör" olarak masaya oturmaktadır. Bu bağlamda Türkiye, güvenlik tüketicisi değil bizzat kapasitesi ve gücü ile güvenlik üreticisi olarak NATO'ya somut katkı vermekte ve gelecek vizyonu ortaya koymaktadır. Bu talepler yalnızca, F-35 dosyası ya da F-16 modernizasyonu ile sınırlı değildir. Şimdilik 150 milyar avro olarak belirlenen savunma tedarik sistemine dahil edilip- edilmeme tartışmaları devam etmektedir. Yine Türkiye'nin masaya koyacağı gündem başlıklarından biri, NATO'nun " 360 derece güvenlik anlayışı" nın tam olarak işletilmesi gerektiğidir.

06 Temmuz 2026 07:13

Nebi Miş

Nebi Miş

NATO, "siyasi ve askeri bir ittifak" olarak tanımlanır. NATO, "sürekli istişare" eden bir kurum olarak, farklı düzeylerde "sürekli kararlar" alır. NATO bir "savunma" örgütüdür. NATO müttefikleri gelecek hafta, 7-8 Temmuz'da Ankara'da olacak. Daha müttefikler toplanıp karar almadan Ankara Zirvesi'nin, NATO tarihinin en önemli ve "kritik" zirvelerinden biri olacağı beklentisi oluştu. NATO, bazı zirve toplantılarında ittifakın tarihi açısından belirleyici olan "yeni konseptleri" kabul etti. 11 Eylül saldırıları sonrasında, "terörle mücadele", "başarısız devletler" ve "küresel kriz yönetimi" gündeme taşındı. 2014 yılında Rusya'nın Kırım'ı ilhakının ardından, yeniden kuruluş amacını hatırladı ve 2022'de yine Rusya'nın Ukrayna'ya başlattığı savaşın ardından "kolektif savunma" ve "caydırıcılık merkezli" konsepte, yani en başa döndü. 2022 Madrid Zirvesi'nde Rusya bir kez daha "en önemli ve doğrudan tehdit" olarak tanımlandı. Ankara Zirvesi, "siyasal dayanışma" ve "askeri yetenekler" bakımından NATO'nun rolünü yeniden tanımlamaya çalışacak. ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Ankara Zirvesi'nde NATO'nun geleceği açısından "açıklığa kavuşturulması ve düzeltilmesi gereken hususların" olduğunu belirtti.

03 Temmuz 2026 07:09

Nebi Miş

Nebi Miş

Hafta sonu AK Parti, 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nı Sapanca'da gerçekleştirdi. Agustus'ta AK Parti' 25 yaşında olacak. Yani Türkiye siyasi hayatında çeyrek asırlık bir parti. Bu siyasi ömrünün 23,5 yılı iktidarda geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının kapanışında "Türkiye'yi dünya ya açtık" dedikten sonra konuşmasında, bu yazının konusu olan şu ifadelere de yer verdi: "AK Parti mensuplarından çok daha büyük bir harekettir. AK Parti kadroları olarak hepimiz elbette 86 milyonun umuduyuz. Ama bu teşkilat, bu parti, bu hareket sadece 86 milyonun değil, aynı zamanda ümmetin de umududur... Unutmayın. Biz sadece kendi insanımızın değil, gönül coğrafyamızdaki yüz milyonlarca kardeşimizin de duasını alan, desteğini alan bir hareketiz." AK Parti'nin istisnai yönü ve sınır aşan siyasi bir harekete dönüşmesi bu cümlelerin içinde mündemiç. Çeyrek asırlık bir partinin Türkiye ve dünya siyasetinde etkisi ve başarısı dikkate alındığında, AK Parti'yi sıradan bir parti olarak değerlendiremeyiz. AK Parti'nin sınır aşan misyonunda "Erdoğan liderliği" belirleyici bir mahiyet arz etti. İkinci halkada, "dünya beşten büyüktür" ya da "daha adil bir dünya mümkündür" derken küresel bir adalet iddiası yer alır.

29 Haziran 2026 07:22

Nebi Miş

Nebi Miş

Geçtiğimiz hafta Avrupa Parlamentosu, Türkiye raporunu kabul etti. Türkiye, Avrupa'ya üye olmak istiyor. Aksine üyelik perspektifinin kapatılmasını önceleye n bir bakış açısı ile hazırlanıyor Böyle olmasına rağmen, Türkiye, Avrupa'da bazı ülke ya da liderlerin yaptığı gibi, meseleleri " üyelik- dışlanma ikiliği" ne ya da Brüksel'de üretilen tepkisel reflekslere hiçbir zaman hapsetmedi. *** Son 15 yıllık döneme bakıldığında raporlar, nerdeyse yerleşmiş bir bakış açısı ile, Türkiye'nin "iç politik" tartışmalarının tek taraflı bir özetini sunuyor. Yani Türkiye'de bazı çevrelerin sunduğu gibi rapor, "tarafsız kurumsal bir değerlendirme" falan değil. En nihayetinde, aynı kavram ve çerçeveleme "Avrupa'nın değerlendirmesi" olarak içerde yeniden araçsallaştırılır. Mesela bu yıl yayınlanan raporda, "eğitim ve öğretimde laiklik ilkesinin zayıfladığından" bahsedilmiş. Bu konuda yıl içinde iktidar politikalarına karşı bir "bildiri" yayınlanmıştı. Halbuki Türkiye'de muhalefet bile bu bildiriyi ciddiye almamıştı CHP'li belediyelere yönelik yolsuzluk ve rüşvet iddialı davalar ve "mutlak butlan" davası yine rapora girmiş. Avrupa, özgürlükler ve demokrasi gibi normlar konusunda söz söyleme ayrıcalığını, Filistinlilere yapılan soykırımda ve bunun Avrupa'ya yansımalarında uyguladığı politikalarla kaybetti. Sonuç olarak, Türkiye'nin sorunlarını Avrupa üzerinden tartışmaya gerek yok. Bu tip taraflı raporlar ise Avrupa projesinin sonunu hazırlıyor.

22 Haziran 2026 07:36

Nebi Miş

Nebi Miş

İran -ABD/ İsrail savaşı, tüm dünyayı etkileyen sonuçlar üretti. "Savaş bitti şimdi ne değişti?" sorusu önemli. 60 günlük kırılgan bir süreç var. Anlaşmanın maddeleri ne olursa olsun, taraflar kendileri açısından "zafer kazandık" söylemini öne çıkaracak. ABD ve İsrail askeri olarak İran'a büyük zarar verdi. İran, "zafer kazandı" denemez. Amerikan kamuoyu, İran'a saldırıyı "gerekli olmayan bir savaş tercihi " olarak kodladı. Bu savaşın aslında en fazla kaybedeni İsrail. ABD iç siyaseti dahil dünyada İsrail karşıtlığı yükseldi. İran'ın kapasitesini çökertemediği için bundan sonra İran'a yönelik uluslararası toplum destekli baskıyı, İsrail kolay harekete geçirmeyecek. ABD'yi İran'a savaş konusunda ikna etmesi de kolay olmayacak. İlk defa bir ABD başkanı İsrail'e, "Dediklerimi yapmazsan İran'la baş başa kalırsın" dedi. İsrail'in İran'a saldırı kapasitesinin sınırları ve zayıflıkları ortaya çıktı. Bölge açısından bu savaşın sonucu, ABD'nin Körfez ülkeleri başta olmak üzere, sağladığı güvenlik garantileri sorgulandı. ABD'nin bu savaştan sonra, yeni bir zafer anlatısı için ne yapacağı ve savaştan ne ders çıkaracağı küresel düzenin geleceği açısından önemli.

17 Haziran 2026 07:21

Nebi Miş

Nebi Miş

Hafta sonu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın ev sahipliğinde "Türkiye Yapay Zeka Zirvesi" gerçekleştirildi. Burada, Türkiye'nin Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı açıklandı. 2026- 2030 dönemini kapsayan bu eylem planı ile devletin ve özel sektörün bu alandaki yatırımları ve yol haritası ortaya kondu. İlki, teknolojik egemenlik. Küresel güç rekabetinde yaşanan derin eşitsizliklerin tümüne "yapay zeka" çarpan etkisi oluşturmaktadır. Bu farkındalığı ortaya koyduğu "eylem planı ve yol haritası" ile göstermiştir. Ulusal Yapay Zeka Okuryazarlığı Programı ile 2 yılda 5 milyon vatandaşımıza eğitim, 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin yapay zeka uygulama profesyonelinin yetiştirilme vaadi sıradan bir hedef değildir. 114 teknopark, 1700'ü aşkın AR-GE ve tasarım merkezi, 13 binden fazla teknoloji girişimi gibi mevcut veriler de bu alanda dikkate değer bir kapasitenin geliştirildiğini göstermektedir. Eylem planının, "fark et, istifade et, üret ve yönet" olmak üzere 4 temel eksen üzerine inşa edilmesi de bu bakış açısının tezahürü olarak görülebilir.

15 Haziran 2026 07:11

Nebi Miş

Nebi Miş

Ya da açıklanan anket sonuçları, seçmenleri belirli bir duruşa yönlendirmek ve disipline etmek için araçsallaştırılıyor. Mesela 2023 seçimleri için en az üç sene önceden başlanarak muhalefetin ve "altılı masa"nın seçimi kazanacağı anket sonuçları üzerinden ilan edildi. Sürekli olarak "Anketler şöyle gösteriyor" diye uçuk sonuçlar açıklandı. 2024 seçimlerinden sonra, CHP'nin birinci parti olduğu, sahada ve anketlerde öyle görünmediği halde, söylemi hâlâ sürdürülüyor. Bu da 2023 öncesindeki muhalefet psikolojinin bir devamı. Bu konuya tekrar temas etmemin nedeni belli: CHP'de parti içi kriz devam ederken sürekli olarak "Parti tabanının neredeyse tamamına yakını Özgür Özel 'in yanında" diye kamuoyu araştırmalarına atıfla iddialar ortaya konuluyor. Çünkü bu tip bir argüman bir tarafın diğer tarafa "Sen artık partinin meşru temsil alanının dışında kaldın" argümanına gerekçe üretir. "Ya da makbul CHP'li olmak için bu hatta durmalısın"ı güçlendirmek için bazı rakamlar ya da oranlar telaffuz edilir. CHP'nin iç krizinde "Taban şu tarafın yanında, anket sonuçları bunu söylüyor" gibi açıklamalar şimdilik sahadaki gerçek sonucu vermez. Eğer "mutlak butlan" kararı ile görevden uzaklaştırılan ekip ile ilgili mahkemeye düşen bu kadar ağır iddialar olmasaydı, belki mağduriyet algısı oluşabilirdi. Ancak, CHP tabanı parti içinde ne olup bittiğini izliyor, olanları takip ediyor.

12 Haziran 2026 07:31

Nebi Miş

Nebi Miş

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Milli Güvenlik Konferansı'nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, " Türkiye, başkalarının senaryolarında kendisine rol biçilen bir ülke değil, kendi hikâyesini yazan, kendi geleceğini şekillendiren ve bölgesinde oyun kurucu bir aktör haline geldiğini dost düşman herkese göstermiştir" dedi. Aynı saatlerde CHP Genel Merkezin'de Kemal Kılıçdaroğlu, "mutlak butlan" kararı ile görevden uzaklaştırılan Özgür Özel ve ekibine yönelik şu suçlamayı yöneltti: "Hiçbir CHP Genel Başkanı yurtdışına gidip 'Bize niye yardım yapmıyorsunuz' diyemez. Yedi düvele karşı mücadele etmiş, bu topraklardan Yunanları, Fransızları, İngilizleri kovalamış olan bir partinin elemanları nasıl yurtdışına gidip de 'Bizi yalnız bırakıyorsunuz' diyebilir." "Kendi hikâyesini yazmak" konusunda muhalefet, dünyadaki siyasetlerin dönüşümünü tam okuyamıyor. Günümüz siyasetinde dünyanın farklı coğrafyalarında giderek seçmen desteğini artıran partilerin önemli bir kısmı, ideolojik farklılıklara rağmen, "ulusal çıkar merkezli" siyaseti öncelemektedir. Bunu, siyasal söylemi ve kampanyası ile de somutlaştırmaktadır. Her siyasal parti ulusal çıkarı öncelediğini söyler. Siyasal kapasite ulusal çıkar merkezli siyasal söylemde açığa çıkar. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yazının başında alıntıladığım açıklamasında vurguladığı gibi, "kendi hikâyesini yazan kendi geleceğini şekillendirir." Muhalefet dünyada siyasetin yön ve yönelimini öncelikle anlaması ve buna göre iktidar mücadelesini yürütmesi, kendi hikâyesi açısından da, ülkemizin birliği ve dirliği için de çok değerlidir.

10 Haziran 2026 07:19

Nebi Miş

Nebi Miş

Muhalefeti destekleyen siyasi analizciler ve siyasetçiler, "mutlak butlan" kararının bütün siyasi alana, siyasi partilere, demokrasiye, seçmen iradesine ve hatta en çok da AK Parti'ye zarar vereceğini iddia ediyor. Muhalefeti destekleyen siyasi analizciler ve siyasetçiler, siyaset yozlaştığında bunun demokrasiye ve siyasi partilere vereceği zararı görmek istemiyorlar. İktidarın muhalefeti dizayn ettiği iddiasını dile getirirken, çıkar ağlarının parti yönetimini, iradesini dizayn etme riskini, hadi ihtimalini diyelim, görmezden geliyorlar. Parti içi rekabet; para, delege pazarlığı, çıkar ağı, belediye kaynakları, makam beklentileri ve vesayet ilişkileri üzerinden yürürse, orada da siyaset ölür. Parti içi yozlaşma da siyaseti içeriden çürütür. Siyasetin yozlaşması, sadece bunu yaşayan partiye zarar vermez. Parti içi hizipler, partinin kendi içinde çözemediği sorunlarını yargıya taşır. Bir partinin "biz iktidarın baskısı altındayız" demesi yetmez. "Biz kendi içimizde neyi yanlış yaptık?" sorusuna da cevap vermesi gerekir. Bir parti kendi iç sorunlarını mahkemeye düşmeden ve krize dönüşmeden önce çözmelidir. Çözüm, "bırakınız yapsınlar, olur böyle işler" denilerek geçiştirilemez. Çünkü, bir parti yozlaşırsa, içten çürürse geniş anlamda siyaset yozlaşır.

08 Haziran 2026 07:21

Nebi Miş

Nebi Miş

CHP seçmeni, çok uzun yıllardır "negatif partizanlık" üzerinden mobilize edildi. Seçmene yıllardır, "neye oy verdiği" değil "neye karşı oy verdiği" anlatıldı. Daha somut bir ifade ile, "aday, kadro, hizmet, proje, parti içi ahlak gibi durumları sorgulama, iktidar karşısında kim varsa ona oy ver" tarzı bir muhalefet enerjisi işletildi. "Sizin göreviniz sorgulamak değil, karşınıza çıkarılan adaya oy vermektir" gibi bir muhalefet psikolojisi oluşturuldu. "Tatava yapma bas geç" ya da "Tuvalet terliği aday olsa oy veririm" gibi ifadeler bu siyasal psikolojinin nerdeyse açıklayıcı sembollerine dönüştü. CHP seçmeninin, Kılıçdaroğlu ve ekibini istemediği söyleniyor. Bu yaşananlar karşısında, bir kısım muhalefet seçmeninin savunmacı bir içe kapanma ile "Şimdi bunları konuşmanın zamanı değil" demesi beklenir. Genel olarak CHP seçmeni, "iç tartışmayı büyütmeme" ile "önce kendi evini temiz tut" baskısını aynı anda hisseden farklı duygularda git gel yaşar. CHP seçmenin çoğunluğu, "şu ekibi destekliyor" gibi peşin analizlerin şu anda sahada bir karşılığı olmaz. Uzun yıllardır, tepki siyaseti ile mobilize edilmeye çalışılan muhalefet seçmeni, olup bitenler karşısında hayal kırıklığına uğramış durumda.

03 Haziran 2026 07:21

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha