
Bu mesele için Peygamber Efendimiz (asm) "Nazar değmesi haktır." buyurmuştur. Halk arasında buna "Nazar insanı mezara, deveyi de kazana sokar." demişlerdir. Sevgili Peygamberimiz (asm) hakkında da nazar değmesi olmuştur. Hatta, Kalem Suresi'nin 51. ve 52. ayetleri bu konuda gelmiştir. Ziyaretine gelenlere hizmetkârı olan talebeleri "Üstad'ın yüzüne bakmadan onunla konuşun ve nasihatlerini dinleyin." diye tembih ederlermiş. Çünkü, bazı insanların maşaallah demeden "Ooo memeleri ne kadar çok sütlü!" dedikleri zaman, keçi mutlaka hastalanır ve rahmetli dedem hemen bir ekmeğe nazar duası okur, yedirir ve hayvan o durumdan kurtulurdu. Bir çiçek, hayvan veya güzel bir insanı görünce "Maşaallah! Allah dilemiş ne güzel yaratmış!" demek, adeta koruyucu bir kalkan gibi nazar değmesini engelliyor. Bir gün, camiden bir namaz çıkışında merdivenlerden inerken ihtiyarlara "Biraz da gençler gibi inelim." dedim ve koşarak aşağıya indiğimde ayağım burkuldu ve bir seneden beri tedavi etmeye çalışıyorum. Cuma sabahı aynı durumun devam ettiğini görünce, devlet hastanesi acil servisine gittik.
Kaynak: Yeni Asya
08 Temmuz 2026 00:33
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

İman Hizmetinde Mazeret Olmaz
"Türk gibi başla, Alman gibi devam et, İngiliz gibi bitir." sözü çok anlamlıdır. Çünkü, Peygamber Efendimiz (asm), her türlü çile, zahmet ve engellemelere rağmen davasında sonuna kadar sebat ve devam etti ve Cenab-ı Hak da İslâm dinini büyük çapta dünyaya hâkim eyledi. Sevgili Peygamberimizi (asm) her cihetle örnek alıp takip eden Bediüzzaman Hazretleri de, her türlü takip, tevkif, eza, cefa, hapishaneler ve yirmi bir defa zehirlenmelere rağmen, bütün bunların hiçbirini bir mâzeret olan görmedi ve Risale-i Nur ile yapılan iman davasını zafer ile noktaladı. 07 Temmuz 2026 tarihinde başlayan 36. NATO toplantısı münasebetiyle gelen devlet ve hükümet başkanları, beraberlerinde gelen binlerce bürokratlardan dolayı, Ankara'nın ana caddeleri ve bunlara bağlı ara yolları kapatılmıştı. Hacı Bayram semtindeki Ulus-27 dershanesinde de, Salı günleri benim dersim vardı. Çünkü, iman hizmeti mazeret kabul etmiyordu. Bu sefer, Bağlum üzerinden Ufuk tepe, Sanatoryum, Meteoroloji semtine kadar geldik ve şoför "Son durak! Bundan sonra metro ile gideceksiniz." dedi. Yeni bir macera başlamıştı ve bu metroya buradan ilk defa binecektim. Nihayet bir otobüs durdu ve onunla Ulus'a yakın bir yerde inerek, süratli adımlarla Hacı Bayram Camii'ne yetişmeye çalıştım. Kan ter içinde kalmıştım ama pes etmek yok.
15 Temmuz 2026 02:08

Hastalık Ve Musibetler İmtihan Vesilesidir
Çünkü, insan vücudu Allah'ın insana verdiği bir emanettir. Ölüm korkusuna en güzel ilâç, gerçek anlamda Allah'a ve ahirete inanmak ve inandığı gibi ibadetlerini yerine getirmekle mümkün olur. Her canlı için ve özellikle her insan için Allah'ın tayin ettiği bir ecel vardır. Ayet-i kerîmelerin haber verdiği gibi "Ecel geldiği zaman ne bir an ileri ve ne de bir an geri gitmez." Bu hakikati Bediüzzaman Hazretleri "Ecel birdir, teğayyür etmez [değişmez]." şeklinde ifade etmektedir. 12 Haziran 2026 Cuma gecesi üçe çeyrek kala uyandığımda, abdest almak için yürümeye başladığım zaman sağa sola sendelediğimi gördüm. Kahvaltıdan sonra Cuma namazı için hazırlık yaparken evdekiler buna izin vermediler ve "Bu durum acil bir müdahaleyi gerektirebilir ihmal etmeyelim." dediler. Kan tahlilleri, ultrason, tomografi ve emar çekimlerinden sonra gittiğimiz doktor "Beyne, toplu iğne başı küçüklüğünde pıhtı attığı görülüyor. Çok telâşlanacak bir durum yok fakat birkaç gün seni burada müşahede altında tutmamız lâzım" dedi. Doktora: "Hocam! Ben toplumun manevî değerlerine hizmet eden bir insanım. Mümkün olduğunca beni en kısa zamanda taburcu etmenizi arzu ederim." dedim. Cuma akşamından itibaren verilen kan sulandırıcı haplar, yapılan iğneler ve verilen serumlar üç gün boyunca sürdü.
01 Temmuz 2026 00:46

Dinî İbadetler Ve İslâmî Cemaatler
Muhtaç olan insanların kendisidir ve Allah'a ibadet etmekle sorumludur. Bakara Suresi'nin 21-22. Ayetleri bu hakikati ifade eder: "Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, takva mertebesine vâsıl olasınız. Ve yine Rabbinize ibadet ediniz ki; arzı size döşek, semayı binanıza dam yapmış ve semadan suları indirmiş ki, sizlere rızık olmak üzere, yerden meyve ve gıdaları çıkartsın. Öyle ise, Allah'a misil ve şerik yapmayınız. Biliniz ki, Allah'tan başka ma'bud (ibadete lâyık) ve hâlıkınız (yaratıcınız) yoktur." İbadet, insan fıtratının istediği ve ona muhtaç olduğu en yüksek bir hakikattir. İbadet, Allah'ın emir ve yasaklarının toplamına itaat etmekten ibarettir. Aynı zamanda, Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle "İnsan İslâmiyet sayesinde, ibadet saikasıyla bütün Müslümanlara karşı sabit bir münasebet peyda eder ve kavi [güçlü] bir irtibat ve bağlılık elde eder. Bunlar ise, sarsılmaz bir uhuvvete [kardeşliğe], hakikî bir muhabbete sebep olur. Zaten, hey'et- i içtimaiyenin [toplum hayatının] kemâline ve terakkisine ilk ve en birinci basamaklar uhuvvet ve muhabbettir." (İşârâtü'l- İ'caz, s. 229.) Daha bunlar gibi sayılamayacak kadar hikmetleri ve faydaları olan ibadetlerin samimî olarak yerine getirilebilmesi için, İslâm tarihi boyunca çeşitli isimlerdeki cemaatler ve tarikatlar, tolumu irşad için çalışarak geliyorlar. Ancak, dahilden çıkan Bediüzzaman, Nur Talebeleri ve Risale-i Nur hareketi, her şeyi göze alarak iman hizmetine devam etti.
24 Haziran 2026 00:23

Beş Vakit Namaz İçin Özel Çalışmalar Yapmak Gerekir
Kâinatın Efendisi sevgili Peygamberimiz (asm), bir hadis-i şerifinde "Müslüman ile kâfiri ayıran bir alâmet vardır, o da beş vakit namazdır." buyurmuştur. Bu çok önemli hakikate binaen Bediüzzaman Hazretleri de "Kâinatta en yüksek hakikat imandır, imandan sonra namazdır" demiştir. Çünkü, Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği gibi "İnsan bu dünyaya yalnız keyif sürmek ve safa ile ömür geçirmek için gelmediğine, mütemadiyen gelenlerin gitmesi, gençlerin ihtiyarlanması ve zeval ve firakta [ayrılıkta] yuvarlanması şahittir." (Hastalar Risalesi, 3. Deva) Kur'ân-ı Kerîm'in haber verdiği gibi, bu Kâinatın Yaratıcısı'nı tanımak ve O'na (cc) iman ile ibadet etmek için gönderilen ekser insanların bahsi geçen hakikatten habersiz ve hatta inananların da ondan gaflet içinde yaşamaları, din hizmeti ile vazifeli olanları ciddi olarak düşündürmeli ve gerekli çalışmaları yapmaya sevk etmelidir. "Şimdiye kadar böyle gelmiş, böyle de gider." demek doğru değildir. Afganistan %88, Nijerya %86 Malezya %72, Endonezya %71 ile ön sıralarda bulunurken, Türkiye'de ise %21 oranına kadar düşmektedir. Kırk Yaşı altında beş vakit namaz kılanların oranı ise, çok fazla değildir. Bir Çin atasözünde "Karanlıktan şikâyet edeceğine, kalk da bir mum yak!" derler.
10 Haziran 2026 00:40

İman Ve Namaz İlişkisi
Zariyat Suresi 56. Ayette haber verildiği gibi, bu dünyaya Kâinatın Yaratıcısını tanımak ve O'na (cc) iman ile ibadet etmek maksadıyla gönderilen insanların en başta gelen vazifesi Allah'a iman etmektir. Bediüzzaman Hazretleri bu hakikate binaen "Kâinatta en yüksek hakikat imandır ve imandan sonra namazdır." beyan etmektedir. Bundan dolayı, "Kaderimde iman etmek yokmuş ben ne yapayım?" diyerek kimse suçunu kadere atamaz. Ancak, Cenab-ı Hakk Kasas Suresi 56. Ayetiyle onu şöyle ikaz etti: "Sen sevdiğin kimseyi hidayete erdiremezsin. Allah dilediğine hidayet verir. O, kimin hidayete geleceğini bilir." buyurdu. "Dikkat edin! Kalpler ancak Allah'ın zikriyle huzur bulur." (Ra'd Suresi: 28) ayeti bu hakikati ifade eder. Peygamber Efendimiz (asm), beş vakit namaz Mirac Gecesinde farz olduktan sonra, vefat edinceye kadar ümmetine iman ve namaz konusunu söyledi. Bir hadis-i şerifinde "Mahşer günü, kulun ilk hesaba çekileceği ameli beş vakit namazdır. Beş vakit namazdan geçen, diğerlerinden kolay geçer." buyurdu. Sevgili Peygamberimiz (asm) "Çocuğunuz yedi yaşına gelince ona namaz kılmayı öğretin. On yaşına geldiği halde namaz kılmıyorsa, onu korkutun." Buyurması çok önemlidir.
21 Mayıs 2026 01:53

Namaz Bütün Kötülüklerden Korur
Mü'min ve Müslüman olanların çoğu da, hem Allah ve ahiret vardır diyorlar, hem de Allah ve ahiret yokmuş gibi ibadetten uzak bir hayatı tercih ediyorlar. Çünkü, insan fıtratı ancak Allah'ı anmak ve ibadet etmekle huzur bulur. Çünkü, yaratılıştan Allah'ın farz emri olan namazı terk eden bir insan, her zaman patlamaya hazır bir barut fıçısı gibidir. Halbuki, Zümer Suresi 53. ayette "De ki: Ey günahta aşırı giderek nefislerine zulmetmiş kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Muhakkak ki Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir." Buyurmaktadır. Cenab-ı Hak, Ankebut Suresi 45. ayette "Sana vahyolunan kitabı oku ve namazı dosdoğru kıl. Muhakkak namaz hayasızlıktan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı anmak (namaz kılmak) ise elbette en büyük ibadettir. Yaptıklarınızı Allah hakkıyla bilir." Ferman eder.
13 Mayıs 2026 00:55

Namaz Kılmayı Kolaylaştırmak Gerekir
Başta beş vakit namaz olarak, İslâm'ın diğer şartlarını şahsî hayatlarında yerine getirip, başka milletlere de örnek oldular. Farklı mezheplerin Hıristiyan dünyasında birbirlerine hayat hakkı tanımamaları, Ortodoks Hristiyanlara "Kardinal şapkası görmektense, Müslüman sarığı görmeyi tercih ederiz" sözünü söyletti. Doğru İslâm'ı ve İslâm'a lâyık doğruluğu yaşamak noktasında, başka din mensuplarından önce, kendi din kardeşlerimize örnek olmak durumundayız. 1950 öncesi okullardan din derslerinin kaldırılması ise, yeni yetişen nesillerin dinden uzaklaşmasına sebep oldu. Halbuki, Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği gibi: "Bu dünya ebedî olarak kalmak için yaratılmış bir menzil değildir. Ancak, Cenab-ı Hakkın ebedî ve sermedî (sonsuz) olan Dârü's-Selâm menziline davetlisi olan mahlûkatın içtimaları için bir han ve bir bekleme salonudur." (Mesnevî-i Nuriye) Hakikat bu olduğu halde, çoğu insanlar bu dünyada ebedî olarak kalacakmış gibi bir hisle, ibadetten ve özellikle namazdan uzak bir hayatı yaşayarak gidiyorlar. Üstad ona "Namaz kılabiliyor musun?" diye sorar. Yalnız Cuma namazı kıldığını söyleyince "Sen farzları kıl, ben sünnetlerini kılarım" der.
06 Mayıs 2026 00:39

"Sabah Namazı Şahitlidir"
Namazın kılınma şekli bizzat Cebrail Aleyhisselâm tarafından Peygamber Efendimize (asm) öğretilmiş, O da ümmetine "Ben nasıl namaz kılıyorsam, siz de öyle kılın." buyurmuştur. Kur'ân-ı Kerîm'in Rum Suresi 17. ve 18. ayetlerinde namaz vakitleri şöyle bildirilmiştir: "Akşama erdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah'ı tesbih edin. Göklerde ve yerde olanların hamd ve senası Ona mahsustur. Gündüzün sonuna doğru ve öğle vaktine girince de Allah'ı tesbih edip namaz kılın." Burada dört vakit beyan edildiği gibi, Bakara Suresinin 238. ayeti ile beş vakit bildirilmiş oluyor: "Namazlara ve bilhassa orta namaz olan ikindi namazına devam edin. Ve Allah için namaza durup kıyamda bulunun." Böylece, beş vakit namazın vakitleri de tamamlanmış oluyor. "Güneşin zevâlinden gece karanlığına kadar namazlarını dosdoğru kıl. Sabah namazını da öylece kıl. Muhakkak ki, sabah namazı şahitlidir." Bu izahtan anlaşılıyor ki, Güneşin zevâlinden gecenin karanlığına kadar olan vakitler öğle, ikindi, akşam ve yatsı vakitlerini içine alır. Sabah namazının şahitli olmasını ise, tefsirler şöyle açıklamışlardır: "Sabah namazının şahitleri gece ve gündüz melekleridir. Rivayete göre, bu melekler sabah namazında imamın arkasında birleşirler. Sonra gündüz melekleri kalır, gece melekleri semaya yükselir. Sabah vaktinde namaz kılan mü'minler, kedilerine gece ve gündüz meleklerini şahit edinmiş ve Allah'ın rahmetine erişmek için büyük bir vesile elde etmiş olurlar." Sabah namazında kılınan iki rekât namaz için, Sevgili Peygamberimiz (asm) şu müjdeyi haber vermiştir: "O mü'minin, ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları kadar günahı olsa, yine de bağışlanmasına vesile olur." Bu kadar çok önem verilen sabah namazı için elden gelen bütün gayreti göstermek icap eder. Bu müjdeli ayetin devamında olan 79. Ayette "Ey Resulüm! Gece vakti de uyanıp, sana mahsus fazladan bir ibadet olarak, teheccüd namazın kıl. Umulur ki Rabbin, seni övülmüş bir makam olan en büyük şefaat makamına kavuşturur." Bu ayette, bütün insanlığın Mahşerde hesabının başlaması için genel bir şefaat haber veriliyor ve onun yanında özel olarak ümmetine yapacağı hususi şefaat müjdesi de veriliyor.
29 Nisan 2026 01:16

Cemaatle Kılınan En Büyük Namaz
Hadis-i Şerife göre namaz, müminin miracıdır. Aynı zamanda namaz, dinin direğidir. Müslümanlar arasındaki birlik ve kardeşliğin en birleştirici, cemaatle kılınan namazlardır. İstanbul'un fethinden sonra, Peygamber Efendimizin müjdesine mazhar olan Fatih Sultan Mehmet Han, ilk önce Ayasofya Kilisesini, fetih hakkı olarak ve parasını da kendi servetinden ödeyerek camiye çevirmiş ve zamanla bütün padişahlar tarafından kendi isimleriyle İstanbul'un yedi tepesi başta olarak her tarafına camiler yaptırmışlardır. Cenab-ı Hak, ayet-i kerimede "Camileri ve mescidleri ancak Allah'a ve ahiret gününe inananlar inşa ederler." buyurmaktadır. Bununla birlikte asıl önemli olan ise, o camileri ve mescidleri cemaatle doldurmak ve şenlendirmektir. Çünkü, İslâm tarihinde müşriklerle yapılan ilk ölüm kalım savaşında, Peygamber Efendimiz (asm), cemaatle namaz kılmak sünnet olduğu halde, ordunun bir kısmıyla cemaatle namaz kıldı, onlar cepheye savaşmaya giderken, savaşanlar gelip cemaatle namazlarını kıldılar. Bediüzzaman Hazretleri, vaktin evvelinde Ezanla birlikte kılan namaz için "Salât-ı Kübra" diyor ve en faziletli namazın o olduğunu söylüyormuş.
23 Nisan 2026 00:47

Beş Vakit Namaz Neden Çok Önemli?
İsra Suresi 44. ayetinde Cenab-ı Hak mealen "Yedi kat gökler ve dünya ve içindeki her şey Allah'ı tesbih eder. Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı övüp, Onu tesbih etmesin. Lâkin siz onların tesbihlerini anlayamazsınız. Allah çok halim ve çok bağışlayıcıdır." Buyurmaktadır. Cenab-ı Hak, Nahl Suresinin 18. ayetinde "İnsan kendisine verilen nimetleri saymaya kalksa, saymakla bitiremez." Buyurmaktadır. Nice insanlar "Allah'ın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var?" demekte ve namaz hususunda tembellik etmektedirler. Sevgili Peygamberimiz (asm) Miraç Gecesinde, Müslümanlar için Allah'tan elli vakit namaz emri aldı. Musa Aleyhisselâm da "Senin ümmetin bu kadar namaza güç yetiremez." diyerek, birkaç defa onu geri döndürdü ve Allah'ın hafifletmesini tavsiye etti. Hatta, vefat etmeden önce etrafında bulunanlara "Benden ümmetime selâm söyleyin, namaza devam etsinler, sakın namazı bırakmasınlar." diyerek, ruhunu Allah'a teslim etti. Sevgili Peygamberimizi (asm) her cihetle takip eden Bediüzzaman Hazretleri de, hayatı boyunca hep iman ve beş vakit namaz üzerinde durdu.
18 Nisan 2026 00:34

Zamansız Değil, Namazsız Ölmekten Korkmak
Bu hakikate "Ecel geldiği zaman ne bir an geri ve ne de bir an ileri gitmez "ayeti işaret eder. Kâinatta Allah'ın koyduğu bir tekâmül kanunu vardır. Halbuki, Bediüzzzaman Hazretlerinin ifade ettiği gibi "İnsan bu dünyaya keyf sürmek ve sefa ile ömür geçirmek için gelmediğine mütemadiyen gelenlerin gitmesi, gençlerin ihtiyarlaması ve zeval ve firakta yuvarlanması şahittir." (Hastalar Risalesi, 3. Nükte) İmtihan için gönderilen her insanın, özellikle Müslüman olanların asıl vazifesi iman esaslarına inanmak ve ibadet ile Allah'a itaat etmektir. Bunlardan bazıları şöyledir: "Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle beraber siz de rükû edin." (Bakara Suresi: 43) "Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah, sabredenlerle beraberdir." (Bakara Suresi: 153) "Yine bize: Namazı dosdoğru kılın ve Allah'a karşı gelmekten sakının" diye emredildi. O Allah ki, sonunda O'nun huzurunda toplanacaksınız." (En'am Suresi: 72) "Resulüm! Allah, bütün yaptıklarınızı bilir." (Ankebut Suresi: 45) Örnek olarak verdiğimiz bu ayetler gibi bir çok ayet vardır. Ancak, nice Müslümanlar vardır ki, Allah'ın bu emirlerinden haberi yokmuş gibi bir hayat sürmeyi tercih ederler. Namazsız geçen bir ömrün ahiretteki karşılığını gördükleri zaman ayet lisanıyla "Keşke bu ikinci hayatım için bir hazırlık yapmış olsaydım." diye pişman olacakladır ama oradaki pişmanlığın bir faydası olmayacaktır. Böyle insanlar vefat ettikleri zaman "Çok zamansız öldü." derler. Halbuki, genç yaşlı her insan, kendine tayin edilen ecelin tam zamanında ölmektedir. Bundan dolayı zamansız ölen yoktur. Şu gerçek ise hiç unutulmamalıdır: "Zamansız ölmekten korkma fakat namazsız ölmekten sonuna kadar kork!" Çünkü, Mahşer günü insanın ilk hesabının görüleceği ameli beş vakit namazdır.
15 Nisan 2026 00:37

Yahudîlerin Yeryüzünde İki Defa Fesat Çıkarmaları
İbrahim Aleyhisselâmın eşi olan Sare validemizden doğan İshak'ın (as) ve onun oğlu olan Yakup Aleyhisselâmın diğer adı İsrail idi. Onlar çok zalim ve isyankâr bir millet idi. Bu Yahudî milletinin yeryüzünde iki defa büyük fesat ve bozgunculuk yapacağı, Kur'ân-ı Kerîm'de haber verilmiştir. 14 Mayıs 1948 yılında, başta İngiltere olmak üzere Batılı devletlerin yardımıyla kurdukları Siyonist İsrail devleti ise, Yahudî tarihinin en büyük ikinci fesat ve bozgunculuğunu, dünyanın gözleri önünde yapmaktadır. Yahudîlerin bir gün gelip devlet kuracaklarını, İsra Suresinin 6. Ayetinde haber veren Cenab-ı Hak, 7. Ayette de yaptıkları zulümlerin sona ereceğini ve Müslümanların tekrar Mescid-i Aksa'ya girerek, Yahudîleri cezalandıracağı şöyle müjdelenmektedir: "İkinci fesadın vâdesi dolduğunda da, sizi hor ve hakir etsinler, evvelce yaptıkları gibi tekrar Mescid-i Aksa'yı istila etsinler ve ele geçirdiklerini mahvetsinler diye, düşmanlarınızı size musallat ettik." Kur'ân-ı Kerîm'in haber verdiği böyle hakikatleri izah eden Peygamber Efendimiz (asm), bir hadis-i şeriflerinde şu açıklamayı yapmıştır: "Müslümanlar, Yahudîlerle savaşmadıkça kıyamet kopmayacak. Savaş olacak ve Müslümanlar onları kırıp mahvedecekler. Öyle ki, Yahudîlerden bir kimse bir ağaç veya taşın arkasına saklanacak olsa, o ağaç ve taş dile gelerek 'Ey Müslüman, ey Allah'ın kulu! Arkamda bir Yahudî var, gel onu öldür.' Diyecek. Sadece, Gargat ağacı haber vermeyecek, çünkü bu ağaç, onların ağacıdır." (Müslim Fiten: 82) Evet, şimdi Yahudîlerin Armegedon dedikleri Müslümanlarla yaptıkları büyük savaş yaşanıyor.
09 Nisan 2026 00:34