
Trump'la Zelenski'nin de 8 Temmuz'da Ankara'da görüşmesi bekleniyor. Ukrayna'nın NATO üyeliği konusu Rusya için en hassas konulardan biri. ABD ile Sovyetler Birliği arasında yumuşamanın başladığı 1980'lerin sonlarında son Sovyet lideri Gorbaçov, dönemin ABD Dışişleri Bakanı James Baker'a, "Biz, Doğu Avrupa'daki sosyalist ülkelere destekten vazgeçeriz fakat siz de bu ülkeleri NATO'ya almayacağınıza söz verin" demiş, Baker da söz vermişti. Ne var ki ABD'nin "Almayacağız" dediği bütün bu ülkeler, 90'larda ve 2000'lerin başlarında, NATO'ya alındı. Trump, "Ukrayna, NATO üyeliğini unutabilir" diyerek bu konuda Rusya'nın çizgisine uygun mesaj verirken İngiltere gibi ülkeler, Ukrayna'nın "bugün olmasa da gelecekte" NATO üyesi olma hakkı olduğunu söyleyerek Rusya'ya karşı direnişi sürdürüyor (Bu ülkelerin Ukrayna üzerinden, Ukrayna insanı aracılığıyla Rusya'ya karşı dolaylı bir savaş verdiklerini, bu ülkelerin ileri gelenleri de söylüyor artık). Ancak Ukrayna'daki Batı yanlısı kesimlere asıl çelmeyi takan, yakın yıllara kadar "Ukrayna'nın avukatı" olarak adlandırılan Polonya oldu.
Kaynak: Cumhuriyet
07 Temmuz 2026 04:00
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Abd'nin Türkiye'ye Ruhban Okulu Baskısı
ABD'nin Türkiye'ye, Fener Patrikhanesi'ni ekümenik (bütün Ortodoksların mutlak lideri) olarak tanıması ve Fener'e bağlı Heybeliada Ruhban Okulu'nun, doğrudan patrikhaneye bağlı olacak şekilde yeniden açılması konusunda baskıda bulunduğunu hep yazıyorum. Kathimerini gazetesi başta olmak üzere Yunan basını, Fener Patriği'nin geçen yıl Washington'da Trump'la görüştükten ve Trump bu konuyu Erdoğan'a ilettikten sonra Erdoğan'la görüşmeyi beklediğini, fakat böyle bir görüşme için aylarca beklemek zorunda kaldığını ancak Trump'ın Ankara'daki NATO zirvesine gelmesine üç hafta kala Erdoğan'ın kendisini kabul ettiğini yazıyor. Görüşmelerin ne sonuç vereceğini şimdiden kestirmek zor olsa da bu konuyu azınlık haklarıyla ilişkili gösterenlere karşı, ben burada bir kez daha yazayım: Fener Patrikhanesi'nin ekümenik olarak tanınması ve patriğin Türk vatandaşı olma koşulunun kaldırılması yönündeki talepler dini değil, tamamen siyasi konular. İkincisi, dünyadaki diğer Ortodokslar, Fener'i "eşitler arasında birinci" olarak tanısa da Fener'in kendi işlerine karışmasını asla istemiyorlar. Yani, ruhban okulu konusu da Türkiye'deki Rum Ortodokslara din adamı yetiştirmekle bağlantılı bir konu değil. Bu da bu okulun doğrudan bağlı olacağı Fener Patrikhanesi'ni, Türkiye'nin denetleyemediği, ABD'nin doğrudan denetlediği bir yapı haline getirecek.
23 Haziran 2026 04:00

1. Dünya Savaşı'nı Geçti
Geçtiğimiz günlerde, 10 Haziran'da, Rusya-Ukrayna savaşı, uzunluk bakımından 1. Dünya Savaşı'nı aştı. Evet, Rusya o dönemde Ukrayna'ya ait Kırım Yarımadası'nı ele geçirip resmen kendi topraklarına kattığını ilan etmişti ve izleyen aylarda Ukrayna'nın Donbas bölgesinde Rus yanlısı ayrılıkçı gruplar, Rusya'dan aldıkları destekle Ukrayna güvenlik güçleriyle çatışmaya girmişti ama o dönemde yaşananların bir savaş hali olduğunu söylemek zordu. Zira her ne kadar dönemin Ukrayna yönetimi ve Ukrayna'daki milliyetçi çevreler, Rusya-Ukrayna savaşından da bahsetseler, 2014'ten 2022 şubatına kadarki dönemde, iki ülkenin birbiri nezdindeki konsolosluk ve büyükelçilikleri faaliyetlerine devam etmiş; iki ülke arasında ticari faaliyetler ve ulaşım, azalmakla beraber, nispeten normal seyrinde sürdürülmüştü. O nedenle 2014-22 dönemine melez savaş veya dolaylı savaş dönemi, 2022 başından bu zamana kadarki döneme ise doğrudan savaş dönemi demek daha doğru olur. Trump'ın geçen pazar (14 Haziran) günkü doğum günü nedeniyle hem Putin hem de Zelenski onu aradı. Bu da Trump'ın Rusya veya Ukrayna'ya (ve Ukrayna'yı destekleyen İngiltere ve Kıta Avrupası ülkelerine) baskı yapma imkânını epey zayıflattı. Nisan ayında Belçika genelkurmay başkanı, Avrupa'nın henüz Rusya'yla doğrudan savaşa hazırlıklı olmadığını, o nedenle Ukrayna'nın 2030 yılına kadar savaşı sürdürmesinin kendileri için iyi olacağını söyleyince Ukrayna'daki en Rus karşıtı bazı kesimler bile isyan etti; "Avrupa, bizi Rusya'ya karşı harcanacak malzeme olarak mı görüyor" diye.
16 Haziran 2026 04:00

Ermenistan'ı Ne Bekliyor?
Ermenistan'la tanışıklığım on yıl öncesine uzanıyor: 2016'da bir haftalığına kısa bir tatil için Ermenistan'a gitmiştim. Mesela turun rehberi geziye, "Bayanlar ve baylar, bugünkü Ermenistan, tarihi Ermenistan'ın anca onda birine denk gelmektedir" diye başladığı anlatımında, Doğu Anadolu'yu, Kilikya'yı, İran'ın kuzeyini falan hep Ermenistan'a dahil etmişti. Ben orada bir şeyleri savunma niyetinde değildim fakat her beş dakikada bir bana bakarak "genotsid" (soykırım) deyip durunca bir yerde onunla ufak bir tartışma yaşamıştık ve sonunda kız, fazla ileri gittiğini fark edip benden özür dilerken soydaşlarını sebepsiz yere suçlayan şu ifadeyi kullanmıştı: "Kusura bakmayın, biz burada çocukluğumuzdan beri Türk karşıtı olarak yetişiyoruz ve bu, bizim içimize işlemiş." Gelgelelim hem 2021 seçimleri hem de bu son seçimler, Ermenistan'da "genlere işlemiş Türk karşıtlığı"nın siyasette belirleyici olmadığını gösterdi. Ancak Paşinyan'ın seçimlerde yüzde 50'ye yakın oy alması sadece Türklere yaklaşımla açıklanabilecek bir durum değil: Macaristan seçimlerinde Trump'ın ve Putin'in eski başbakan Orban'ı, İngiltere ve Batı dünyasını karşısında buldu. Zira oyların yüzde 50'sinden biraz azını alan Paşinyan, hükümeti tek başına kuracak çoğunluğu alsa da Türkiye ve Azerbaycan'ın talep ettiği anayasa değişikliklerini yapacak çoğunluğu elde edemedi. Konuştuğum bazı Ermeni uzmanlar, 1999'da yaşanan ve Başbakan Demirciyan'ın öldürüldüğü parlamento baskınına benzer durumların tekrar görülmesinden çekindiklerini söylüyor.
09 Haziran 2026 04:00

Kafkasya'da Kritik Hafta
Rusya'nın Ukrayna batağına saplanması, Kafkasya'da Rusya'nın 2020'de, İkinci Karabağ Savaşı sonrasında kurmuş olduğu düzenin kâğıttan piramit gibi çökmesine yol açtı. Ermenistan'da 2018'de Batı yanlısı bir renkli devrimle iktidara gelen Nikol Paşinyan'sa "Rusya nasılsa bizi her şartta destekler" diyerek Moskova'ya meydan okuyan hareketler yapmış, Rusya'nın Ermenistan'ı Azerbaycan karşısında ortada bırakması sonrasındaysa Putin'e adeta "Ben ettim sen etme" diyerek apar topar Moskova'yla ilişkileri düzeltme çabasına girmişti. Ermenistan 1990'ların başından beri işgali altında tuttuğu Karabağ'ın kendi denetiminde kalan kısmını ancak Rusya'nın desteğiyle koruyabileceğini düşünüyordu. Ne var ki 2022'de başlayan RusyaUkrayna savaşında Rusya'nın Ukrayna'daki hedeflerine ulaşamaması, Rusya'nın Güney Kafkasya'daki caydırıcılığını da büyük ölçüde azalttı. 2025'te Trump'ın yeniden başkanlık koltuğuna oturmasından sonraysa Kafkasya'da ABD ve İsrail destekli yeni bir düzen kurma çabasına girişildi. Bu da Aliyev'in Ermenistan'dan başlıca talebi olan Ermenistan Anayasası'nın "tarihsel sınırlara" atıf yapan kısımlarının değiştirilme ihtimalini azaltıyor. Putin, Ukrayna'nın durumunu Paşinyan'a örnek göstererek Ukrayna'da da her şeyin 2014'te Avrupa Birliği'nin seçilmesiyle başladığını ifade etti.
02 Haziran 2026 04:00

Kuzeyimizdeki Mayın Tarlası
Rusya ile Ukrayna arasında doğrudan savaşın çıktığı 2002 yılının ortalarından beri, savaşın Moldova'ya sıçrama ihtimalinden bahsediyordum. Önceden de yazdığım üzere Moldova, kabaca 30 bin kilometrekarelik yüzölçümü ve üç milyonun altındaki nüfusuyla Avrupa'nın küçük ülkelerinden biri olsa da bu küçük ülke, bünyesindeki siyasi ve etnik çatışmalarla Avrupa'da büyük sorunlara yol açmaya aday. Sözünü ettiğimiz doğudaki Transdinyester bölgesi, küçük Moldova'nın küçücük (4500 kilometrekare) bir bölgesi. Bu küçük bölgedeki Slav nüfus 1990'ların başında Moldova'nın Romanya ile birleşme ihtimaline karşı ayaklanmış ve Rus askerlerinin desteğiyle kendi bağımsız yönetimini ilan etmişti. Ne var ki Rus kuvvetlerinin Ukrayna'da tıkanması ve Dinyeper Nehri'nin tamemen doğusuna çekilmesi, Moldova'daki Batı yanlısı yönetimi Rusya'ya karşı daha cesur kıldı. Böylece Moldova veya Ukrayna bu bölgeye müdahale ederse Rusya, tıpkı 2008'de Gürcistan'ın Güney Osetya bölgesinde yaptığı gibi, "Bizim vatandaşlarımıza baskı yapılıyor" diye müdahale edebilecek.
26 Mayıs 2026 04:00

Avrupa'nın Bir Başka Barut Fıçısı
Dördüncü yılını dolduran Rusya-Ukrayna savaşında sahada durum yeniden çıkmaza girerken savaşın başka bölgelere yayılma ihtimali giderek daha çok konuşuluyor. Ancak Baltık'a kıyıdaş ülkelerden Rusya hariç tamamı 2023'te NATO'ya girmiş oldu. Bu durum, bu üç eski Sovyet cumhuriyetinin 2004'te NATO üyesi olmasına zaten tepkili olan Rusya'nın, bu ülkelerle ilişkilerini daha da kötüleştirdi. Bu çerçevede Putin'in bir fırsatını bulup Narva'ya saldırarak "Haydi bakalım, NATO'daki Kanadalı, Portekizli askerler, ülkelerinden bu kadar uzaktaki Narva için ölmeye ne kadar hazır" diye NATO'nun etkinliğini sınama ihtimalinden bahsediliyor. Sovyetler Birliği, II. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın doğu bölgelerini ele geçirince tarihsel olarak "Orta Almanya" olarak bilinen bölgede "Demokratik Alman Cumhuriyeti" (veya Doğu Almanya) adlı bir devlet kurarken asıl Doğu Almanya olarak bilinen bölgelerin çoğu (Silezya, Pomeranya ve Batı Prusya) Polonya'ya verilmiş, buna karşılık Doğu Prusya bölgesi, idari merkezi olan Königsberg ile birlikte doğrudan doğruya Sovyetler Birliği bünyesindeki Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne, "Kaliningrad ili" olarak bağlanmıştı.
19 Mayıs 2026 04:00

Dini Özgürlük Değil, Din Siyaseti
Geçen hafta ABD'nin dünyadaki Ortodoksları denetlemek için Fener Patrtikhanesi'nden yararlandığını ve Fener patriğinin, unvanlarına "Yeni Roma Patriği"ni eklediğini yazmıştık. Sonuçta 1950'den 1960'ların sonlarına kadar okulda sadece 38 Türk vatandaşı Rum öğrenci okurken başka ülkelerden 187 öğrenci okumuştu. Buraya bakarak "Ne güzel! Türkiye'de böyle yabancı öğrencilerin okuması, Türkiye'nin bölgedeki etkisini artırır" diyenler çıkabilir. Sonuçta FETÖ, ABD'nin "ılımlı İslam" projesinin aracıydı, Bartholomeos da "ılımlı Ortodoksluk" projesinin. ABD'nin Avrasya'daki ılımlı İslam projesine Orta Asya'daki FETÖ okulları hizmet ediyordu, "ılımlı Ortodoksluk" projesine de çevre ülkelere ABD yanlısı rahipler yetiştirecek olan Heybeliada Ruhban Okulu'nun hizmet etmesi öngörülüyor. Son olarak Türkiye'de şöyle bir anlayışın yaygın olduğunu gördüm: Fener, yurtdışında istediği gibi "ekümenik" olduğunu söylesin ama bizim devletimizle ilişkilerinde "ekümenik" unvanını kullanmasın.
12 Mayıs 2026 04:00

Fener Patrikhanesi Ve Bizansçılık
ABD'nin "ılımlı İslam" anlayışıyla Türkiye'de ve çevre ülkelerde neler yapmaya kalktığını hiç değilse FETÖ'nün icraatları göstermeye yetti. Oysaki ABD'nin bir "ılımlı İslam" projesi çerçevesinde FETÖ'yü kullandığını söylemek nasıl ki İslam düşmanlığı olmuyorsa, ABD'nin ve diğer büyük güçlerin Vatikan'ı ve Fener Patrikhanesi'ni kendi politikaları doğrultusunda kullanmaya çalıştıklarını söylemek de Hıristiyan düşmanlığı olmuyor. ABD ve İngiltere 1940'lardan beri Doğu Avrupa ve Akdeniz'deki Ortodoks halkları etkilemek için Fener Patrikhanesi'ni kullanmaya ve Fener patriğini Ortodoksların fiili lideri haline getirmeye çalışıyor. Bunu söyleyince bazıları Ortodoks düşmanlığı, Rum düşmanlığı veya "Sevr paranoyaklığı" ile suçlamaya kalkacak ama 1948'de Türkiye'ye ABD Başkanı Truman'ın özel uçağıyla getirilip alelacele Türk vatandaşlığına geçirilen Athenagoras 1960'larda verdiği bir demeçte "Ben, Truman doktrininin dini ayağını oluşturuyordum" demişken ABD ve İngiltere'nin Ortodoksluk kartını gizlemeye çalışanların suçlamaları çok tuhaf görünüyor. (Bu konuları, Cumhuriyet Yayınları'ndan çıkan "Rusya Batı Çatışması'dna Fener Rum Patrikhanesi" adlı kitabımda anlatıyorum. Naçizane tavsiye ederim.) Şimdiki Fener Patriği Bartholomeos gittiği ülkelerde cumhurbaşkanlarına özgü protokolle karşılanıyor ve "Konstantinopolis Patriği" unvanını kullanmaktan çekinmiyor. Not: Bu cuma günü saat 14.00'te, Ankara'daki Avrasya İncelemeleri Merkrezi'nde, bu konularda söyleşim ve kitap imza etkinliğim olacak.
05 Mayıs 2026 04:00

Putin'in 'Ermeni Soykırımı' Çıkışı
Her yıl 24 Nisan tarihinde Batılı ülkelerin "soykırım" iddialarını tekrarlamasına alışmıştık ama bu 24 Nisan'da Putin'in de bu koroya katılıp 1915 olaylarını "soykırım" diye adlandırması, pek çok kişi için sürpriz oldu. Rusya Parlamentosu, 1995'te (Boris Yeltsin'in cumhurbaşkanlığı döneminde), Ermeni tehcirini "soykırım" olarak tanıyan bir kararı kabul etmişti. Rusya, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana kimi zaman Ermenistan'la Azerbaycan arasında hakem rolü oynamaya çalıştı, kimi zamansa Ermenistan'a açık destek vererek bu "tarihsel ve manevi ilişkileri" hatırlattı. Geçen hafta Putin'in Ruslarla Ermeniler arasındaki tarihsel ve kültürel yakınlık konusunda bir adım daha atıp "soykırım" kelimesini telaffuz etmesi, birkaç şekilde yorumlanabilir: Birincisi, Kafkasya'da Rusya'nın kurmaya çalıştığı düzen, 2023'te Azerbaycan'ın Karabağ'ı tamamen geri almasıyla yıkıldı. Rusya'yı hem Kafkasya hem de Orta Asya'dan çıkartmayı öngören bu planın en zayıf halkası, önceden de yazdığımız üzere Ermenistan: Özellikle milliyetçi muhalefet, son dönemlerde Rusya'yla yakınlaştı ve Rus Ortodoks Kilisesi, Paşinyan'a muhalefet eden Ermeni Apostolik (Gregoryen) Kilisesi ile yakın iletişim içinde. Rusya, böyle kriz durumlarında Bulgarları, Yunanları veya Ermenileri Türklerden "kurtardığını" vurgulayıp durur.
28 Nisan 2026 04:00

Soros'un Safında Mı Olunmalı?
Zira Atatürk, diğer hiçbir ilkesi için "Ya bu ilke, ya ölüm" demezken Kurtuluş Savaşı'nın başında, o en karanlık günlerde "Ya istiklal ya ölüm!" demiştir. Mesele, bazılarının söylediği gibi "mollalardan medet ummak" değildir. Seçimleri muhalefetin kazanmasından sonra bazıları, Macaristan'da halkın diktatörlüğe karşı zafer kazandığını söyledi (evet, Macaristan Başbakanı Orban, otoriter bir yönetim kurmuştu ama hangi diktatörlükte, oyların daha yüzde ellisi sayılmışken siyasi lider, seçim bozgununu kabullenip muhalefeti tebrik eder?). Her şeyden önce Macaristan'daki seçimler, emperyalist iki merkez arasındaki güç mücadelesiydi: Bir tarafta, Orban'la ideolojik yakınlığı ve dış politik konularda tavır ortaklığı olan Trump yönetimi, diğer taraftaysa ABD'deki Demokratlar, İngiltere ve Avrupa Birliği (AB). Viktor Orban, AB'nin pek çok politikasına karşı olduğu için birliğin Macaristan'a fonları bloke edilmişti. Muhalefetin zaferini ilk tebrik edenlerden biri de Doğu Avrupa'da düzenlediği renkli devrimlerle bilinen George Soros'un oğlu ve Soros Vakfı'nın yeni başkanı Alexander Soros'tu. Orban, Macaristan'da Soros'un faaliyetlerini yasaklamıştı. Bu Cumartesi günü, İzmir Kitap Fuarı'nda saat 12.00'de söyleşim, ardından da imza etkinliğim olacak.
21 Nisan 2026 04:00

Trump'ın Avrupa Bozgunu
Macaristan'da geçen pazarki parlamento seçimlerinin hiç de 9.5 milyon nüfuslu bir Orta Avrupa ülkesinin iç işlerinden ibaret olmayacağı, bunun Avrupa'daki güç dengeleri açısından önemli bir seçim süreci olacağı belliydi (ben de bu konuyu bu köşede birkaç kez naçizane dile getirmiştim). Fakat beni şaşırtan, pek çok aydının Macaristan'da on altı yıllık Viktor Orban iktidarının sona ermesine bakarak "Yaşasıııın, tek adam rejimi sona erdi" türü yorumlar yapması oldu. Zira Macarların tarihsel olarak Ruslardan hoşlanmadığını Rusya da iyi biliyor (Macarlar'ın kendilerini Ortodoks ve Müslümanlara karşı Katolikliğin doğudaki kalkanı olarak görmelerine karşılık Rusların kendilerini Ortodoksluğun koruyucusu olarak görmesi gibi tarihten gelen etkenleri bir yana bıraksak da Sovyetler Birliği'nin 1956'da Macar İsyanı'nı kanla bastırması, Macarların ulusal hafızasında bütün tazeliğini hâlâ korur). Trump'ın sosyal medyadan Macarları Orban'a oy vermeye çağırmasına ek olarak ABD Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD Başkan Yardımcısı Vance, Macaristan'ı ziyafret edip Orban'a desteklerini açıkladı. Magyar'ın iktidara gelmesiyle AB'nin Ukrayna'ya tahsis ettiği 90 milyar Avro'luk kredinin üzerinden Macar vetosu kalkar. Bundan da ötede, Rusya-Ukrayna Savaşı'nı bir an önce bitirmeyi isteyen Trump'ın peş peşe güç ve prestij kaybına uğraması, onun Rusya ve Ukrayna üzerinde baskı yapma imkânını azaltacağı için Ukrayna savaşının uzamasını isteyen İngiliz-Alman kanadının etkisi artmış olacak.
14 Nisan 2026 04:00

Kafkasya Ve Orta Asya'nın Kilidi Ermenistan
Putin'in sözcüsü Peskov'un dün "Trump'ın İran'a yönelik tehditlerinden haberimiz var ama biz yorum yapmamayı tercih ediyoruz" demesi de bu ikilemden kaynaklanıyor. Trump'ın Ukrayna'ya yönelik tutumu Rusya için daha elverişli olsa da Trump, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yakalama kararı çıkarttığı Putin'i Alaska'da kırmızı halıyla karşılamış da olsa, Trump Amerikası'yla Rusya'nın çıkarları özellikle Kafkasya ve Orta Asya'da çatışma halinde. Trump'ın Kafkasya'da Azerbaycan ve Ermenistan'ı "Trump Koridoru" projesinde buluşturmasının Rusya ve İran'da yarattığı rahatsızlığı yazmıştım. 7 Haziran'da yapılacak seçimleri Rusya'ya yakın muhalefetin kazanma ihtimali yüksek. Bu nedenle Ermenistan Başbakanı Paşinyan, Rusya'ya seçimlerden önce açıktan cephe alamayacağını görünce, 1 Nisan'da Moskova'yı ziyaret etti. Ne var ki AB yönetimi, Ermenistan'da seçim döneminde gerçekleşebilecek "hibrid tehditlere" karşı buraya uzman göndereceklerini söyledi.
07 Nisan 2026 04:00