×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Nato'nun Ankara Zirvesi Ve Trump'ın Hedefleri

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile ABD Başkanı Trump arasında medyaya yansıyan diyaloglar da bu çelişkilerin kolay giderilemeyeceğini gösteriyor. Trump'ın Avrupa liderlerine yönelik sert söylemleri, Grönland konusundaki ısrarı ve bunu açıkça dile getirmesi, başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa'nın birçok ülkesiyle yaşadığı görüş ayrılıklarını daha da belirginleştiriyor. Buna karşılık Trump'ın Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'la çalışmaktan duyduğu memnuniyeti defalarca dile getirmesi dikkat çekicidir. Hatta NATO zirvelerine Erdoğan ve Türkiye nedeniyle katıldığını söylemesi, Ankara'yı yalnızca bir müttefik olarak değil, NATO'nun geleceğini şekillendirecek önemli aktörlerden biri olarak gördüğünü düşündürüyor. Trump, bir taraftan Amerikan caydırıcılığını artırmaya çalışırken diğer taraftan NATO'nun mali yükünü tek başına taşımak istemediğini açık biçimde ortaya koyuyor. Trump'ın "Orayı biz kurtardık ve onlara verdik" yaklaşımı, Putin'in İkinci Dünya Savaşı üzerinden Avrupalılara yönelik "Sizi Hitler ve Nazilerden biz kurtardık" söylemiyle benzer bir güç dili kullanıldığını gösteriyor. Ancak dikkat çeken nokta, sert söylemlerine rağmen sürekli "anlaşmak istiyorum" mesajı vermesidir. Onun sık sık dile getirdiği "anlaşmak istiyorum" sözü de aslında bu pragmatik yaklaşımın özetidir. Trump'ın NATO'dan memnun olmadığı artık gizlenmeyen bir gerçektir. NATO içerisinde ABD'nin taleplerini daha güçlü biçimde dile getirirken Avrupa'nın güvenlik yükünü eskisi kadar üstlenmek istemediğini de açıkça ifade ediyor. Grönland örneğinde olduğu gibi, "Bu kadar yatırım yaptık, bu kadar harcama yaptık, artık karşılığını istiyoruz" anlayışıyla hareket ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın NATO Zirvesi'nin açılış konuşması ise Türkiye'nin artık kendi güvenlik doktrinini üreten bir ülke olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Türkiye'nin yaşadığı tecrübeler, müttefiklik anlayışının zaman zaman ciddi boşluklar içerdiğini gösteriyor.

Köşe Yazarı

Kaynak: Türkiye

09 Temmuz 2026 02:18

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Köşe Yazarı

Avrupa'nın Çaresizliği İftiraya Dönüştü!

Avrupa Parlamentosu'nda Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik alçak iftiralar içeren kararın kabul edilmesi; üzerinde dikkatle durulması gereken bir gelişmedir. 1974 Barış Harekâtı ve kahraman Türk ordusunun Kıbrıs çıkarması, adadaki katliam ve soykırım eylemlerinin karşısına dikilmek için gerçekleştirilmiştir. Buna rağmen Avrupa Parlamentosu'nun yeni kararıyla Türk askerini "tecavüzcü" iftirasıyla karalamaya çalışması, aslında esas gayesini de açıkça ortaya koymaktadır. Doğu Akdeniz'deki mücadele ve Türkiye'nin bölgede giderek güçlenen hâkimiyeti en çok Fransa'yı, Yunanistan'ı ve -Avrupa'ya dâhil olmamasına rağmen- İsrail'i rahatsız ediyor. Bu tablo, yeni küresel sistemin şekillendiği bir dönemde Avrupa'nın Türkiye'yi Avrupa'dan uzak tutma çabasının da bir yansımasıdır. Avrupa'nın, KKTC'yi yalnızlaştırmak ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin argümanları üzerinden kendisine hareket alanı açmak istediğini görüyoruz. Türkiye'nin Afrika, Orta Asya, Orta Doğu ve Akdeniz'deki etki alanı genişledikçe Avrupa'nın bunu kendisi açısından travmaya dönüştürmesi, attığı adımların gerçek gayesini de ortaya koymaktadır. Yunanistan'ın "Türkiye tarafından tehdit edildiği" yönündeki yalanın bugün uluslararası siyasi retorikte geçerli akçe hâline getirilmeye çalışıldığı da açıktır... Uzun yıllar boyunca Türkiye'ye "soykırım" yalanı üzerinden "Ermeni kozu" kullanılarak baskı yapıldı. Avrupa liderlerinin Orta Asya'daki devlet başkanlarına "mavi boncuk" dağıtması, onların da bazılarının bu boncuklara talip olması sizce de manidar değil mi?!

11 Temmuz 2026 02:23

Köşe Yazarı

Yeni Güvenlik Hattı Kurulurken Türkiye Ve Nato Zirvesi

Bu zirve, Türkiye'nin yeri ve rolüne ilişkin daha net bir tablo ortaya koyarken, NATO'nun geleceğine dair birçok problemin de cevap bulabileceği önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Küresel sistem, Osmanlı sonrası Türkiye'yi uzun yıllar boyunca kendince sadece cephede asker olarak gördü. NATO kurulduğunda Türkiye'nin İttifak içinde yer alması o dönemin doğru hamlesiydi. Türkiye, yeni dünyanın merkezi konumunda. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hedeflerinden biri de Türkiye'yi küresel sistemin içinde patronlar ligine taşımaktı. Türkiye, "beyin ölümü gerçekleşiyor" denilen NATO'nun yeniden güvenlik konsepti oluşturmasında yeni bir sayfa açmasına kapı aralıyor. "Ay Yıldız Karargâhı", başlı başına Türkiye'nin kapasite ve kabiliyetinin çerçevesini dünyaya ilan etti. Caydırıcı gücü pekiştirirken, sulhü ve barışı koruyucu formatı da kendi "Türk doktrini" anlayışının merkezine yerleştirdi. Bugün ve yarın Ankara'dan çıkacak sonuçların en önemli farkı, masada Türkiye ekolünün yeni formatının ortaya çıkacak olmasıdır. Türkiye ve ürettiği savunma-güvenlik doktrini, örnek alınması hâlinde NATO açısından da anahtar olabilir. Burada odak noktamız NATO değil, Türkiye'dir.

07 Temmuz 2026 02:38

Köşe Yazarı

İsrail'in "Düşman" İhtiyacı…

İsrail'in kandan beslenen, kötülük üreten başbakanı katil Netanyahu'nun sıkça Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ve Türkiye'yi hedef göstermesi de başında durduğu kötülük simgesi çetenin gayesini ortaya koyuyor. Türkiye'nin bölgesel ve küresel tutumunda her daim haksızlığa karşı koymak ve zulme "dur" deme geleneği vardır. Günümüz dünyasında İsrail kadar kandan beslenen, katil bir çete tarafından yönetilen, bu kadar çocuk, kadın ve yaşlı insan öldüren başka bir örnek yoktur. Kendisini "mazlum", "soykırıma uğrayan" retoriği ile besleyen bu aklın, dünyada belli yerlere ve desteğe bu fikri satarak geldiğini şimdi daha net anlıyoruz. Tüm bunlara şahitlik ederken katil Netanyahu'nun neden Türkiye'yi "düşman" olarak hedef gösterdiğine daha fazla cevap buluyoruz. Çünkü "düşmana" muhtaçtır. Çünkü "düşman" olmadan sapık hedeflerine ulaşması zorlaşıyor. Bu sapık zihniyet "düşmansız" süreç düşünemiyor. Devletleri, halkları ve bölgedeki tüm devlet yapılarını ortadan kaldırmak, kendisi için "Büyük İsrail" kurgusu oluşturmak adına yollar arıyor. "İsrail neden FETÖ ve benzeri örgütleri destekledi?" sorusuna artık gayet net cevabımız vardır. Gazze'ye ve Filistinlilere "terör" damgası vurmanın artık sürdürülebilir bir tarafı yoktur. İspata ihtiyacı olmayan en büyük katliam ve soykırımı Gazze'de, Netanyahu yönetimindeki İsrail hükûmeti yaptı. Ve bunu hiçbir "düşman" senaryosu örtbas edemeyecektir.

04 Temmuz 2026 02:23

Köşe Yazarı

Osmanlı Çökerken Unuttuklarımızı Erdoğan Yeni Vizyon İşareti İle Hatırlatıyor

Türkiye'nin yeni siyasi tarihi, bize eski tarihi yeniden okumaya zorluyor. Daha doğru ifadeyle, yazılan yalan tarihin gerçek yüzünü aydınlatmamız gerektiğine işaret ediyor... Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın destansı siyasi tarih tecrübesi bize, kendisinin hedef gösterdiği menzili doğru anlamamızı sağlıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sapanca'dan hedefleri hatırlattı. Katil İsrail'in katil Başbakanı Netanyahu'nun iki lafından biri Türkiye ve kodlarıdır. "Osmanlı'nın yeniden oluşumuna izin vermeyeceğiz" diyor. Türkiye ile Suriye arasındaki ilişki ağının bozulmasına hizmet etme gayretlerini yeniden hatırlamamız gerekiyor. Devlet adamı ahlakı ve yaklaşımı ile o gün tüm provokatif eylemlere rağmen Erdoğan, Suriye konusundaki tutumundan vazgeçmedi. O zaman katil Netanyahu'nun itiraf niteliğindeki "şantajlarının" kaynağını anlamlandırırız. "Türkiye ve Suriye birleşerek yeni Osmanlı'yı kuruyor" beyanı… Türkiye ile Suriye arasında sorun olsun diye çevrede kim varsa hepsinin ortaklaşa ittifak sağladıklarını unutmadık.

02 Temmuz 2026 02:21

Köşe Yazarı

Nato, Ankara Zirvesi Ve Yeni Rota…

NATO içinde çelişki, ABD-Avrupa arasındaki "itekleşme" ve yeni dünya aktörleri olma uğruna verilen mücadele, hâliyle ittifakın geleceğini tartışmaya açtı. ABD Başkanı Trump'ın, "Erdoğan ve Türkiye olmasa zirveye katılmazdım" ifadesi bile açıkça ittifak içindeki reel durumu yansıtıyor. Fakat Türkiye bu çıkmazdan çıkış yolu arıyor ve anlaşılan herkesin bu konuda ittifak sağladığı fikir şudur: "Türkiye çözüm bulur." Ortada gerçekten ciddi bir çıkmaz var. Her dönemde olduğu gibi "Anglosakson İttifakı" nın ortak planları söz konusuydu. Bu ayrışma bile bize NATO üzerinden "Nasıl bir gelecek olur?" sorusuna odaklanmak gerektiğine işaret ediyor. Evet, birçok konuda ABD ve İngiltere ortaklaşa hareket ediyor. Bu cevapları bilmeden "Sonuç nasıl olur?" sorusu ortada kalır. Avrupa kendi içinde "Patron kim?" sorusuna cevap arıyor. Yani artık "hesaplaşmak" zorunda olan bir "ittifak" söz konusu. NATO ve geleceği; Avrupa-Rusya, ABD-Rusya ilişkileri ve elbette ABD ile Çin arasındaki gelecek tasavvuru bağlamında da bakılması gereken bir durumdur. Türkiye tüm bu çetrefil süreçte kendisini ve İslam dünyasının geleceğini göz önünde bulundurarak hareket ediyor... Bu sadece bir "misyon" meselesi değil; bu, geleceği "sapık" yapılanmalardan kurtarma eylemidir...

30 Haziran 2026 04:47

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

Kırmızı Çizgiler Ve Kardeşlik

"Coğrafya kaderdir" çıkarımı, uzun yıllardır siyaset yorumlarımızda temel aldığımız bir formüldür. "Coğrafya kaderdir" diyoruz. Geçtiğimiz günlerde Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "devlet nişanı" takdim etmesini takdirle takip ettik. Kazakistan'ın kendine has bir siyaset yapma tarzı olduğunu, bazı gelişmelerin "coğrafya kaderdir" formülü üzerinden okunması gerektiğini elbette hesaba katıyoruz. Kıbrıs meselesi, Türkiye'nin en temel kırmızı çizgilerinden biridir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a devlet nişanı takdim ettikten kısa bir süre sonra benzer bir nişanı Güney Kıbrıs liderine vermesi, Batılı dostlarını üzmek istemeyen bir siyaset tarzı olarak da yorumlanabilir. Böyle bir durumda ortaya çıkan şey "coğrafya kaderdir" anlayışı değil, mavi boncuk dağıtarak denge kurma yöntemidir. Buna rağmen Türk kanı taşıyan bir Kazak liderin Güney Kıbrıs liderine madalya takması, ayrıca Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Astana'da büyükelçilik açması, "Kızılelma" nın anlamı üzerine yeniden düşünmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Bu, bir "ilke" ve bir "ülkü" dür. Ancak Kıbrıs meselesinde Türkiye'nin kırmızı çizgisini göz ardı ederek Avrupa Birliği'nin alkışını kazanma uğruna Güney Kıbrıs üzerinden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni yok sayan bir tavır sergilemesi, Kazakistan'ın temsil ettiği kardeşlik hukukuyla bağdaşmadı!.. Üstelik Cumhurbaşkanı Erdoğan'a devlet nişanı takdim ettikten kısa bir süre sonra, Türkiye'nin kırmızı çizgisi olan Kıbrıs konusunda Türkiye'ye karşı duran bir siyasetçiye de aynı nişanı vermek bir denge siyaseti değildir. Bu, "Kızılelma" söyleminin içeriğinin yeterince kavranamadığını düşündürmektedir.

27 Haziran 2026 02:21

Köşe Yazarı

İran Senaryosunu Bozan Lider: Erdoğan

Heyman açıkça şunu söylüyor: "İran işgaline Erdoğan engel oldu. Trump'ı ikna etti ve Trump operasyondan vazgeçti." İran meselesine tek boyutlu bakmak mümkün değildir. İsrailli istihbaratçının, "İran'da Kürtlerin ayaklanmasını Erdoğan engelledi" sözleri de bu çerçevede dikkat çekicidir. İsrailliler bunu "Türkiye Kürtlerin devlet kurmasını istemiyor" söylemiyle açıklamaya çalışsa da meselenin özü bundan ibaret değildir. İsrail, Kürt ve Türk kartlarını kullanarak İran üzerinden daha geniş bir jeopolitik hedefe ulaşmak istemektedir. Bu hedef ise "demokrasi", "özgürlük" ve "kadın hakları" gibi kavramlarla pazarlanmaktadır. Evet, Erdoğan bu coğrafyanın istikbalinde, geleceğinde İsrail'in söz sahibi olmasına ve bölgenin dış müdahalelerle yeniden şekillendirilmesine engel olmaktadır. Bu nedenle İsrail'in kullanmak istediği "Kürt kartı" ile Türkiye'nin inşa etmeye çalıştığı "Türk-Kürt kardeşliği" anlayışı birbirinden tamamen farklıdır. "Terörsüz Türkiye" hedefinin önemi de tam burada ortaya çıkmaktadır. Bu hedefin önündeki en önemli engellerden biri ise Türkiye'dir; Erdoğan'dır. Ve hiç kuşkusuz Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu sürecin en önemli aktörlerinden biridir.

25 Haziran 2026 02:20

Köşe Yazarı

Mefkûresiz Siyaset Kalıcı Mı?

Kadim Roma ve Antik Yunan mütefekkirleri, hoca ile öğrencileri arasında yürütülen tartışmalarla bu sorunun cevabını bulmaya çalışmıştır... Devletler tarihine baktığımızda, fikir, hedef ve içerikten yoksun bir siyaset anlayışının kalıcı sonuçlar üretmediğini açıkça görürüz. Mefkûre kavramı ve Kızılelma ülküsünün taşıdığı anlam üzerinden değerlendirdiğimizde de aynı sonuca ulaşırız. Tarihte kurduğumuz bütün devletlerin bir gayesi, bir hedefi ve bir iddiası olmuştur. Ancak bu hedef, içerik ve mefkûre anlayışı zayıfladığında devletlerin ömrü de kısalmıştır. Kızılelma, her daim ülküyü içinde barındıran bir hedef anlayışıdır. Ancak millet ve devlet olarak mefkûresiz bir yolculuğun kalıcı sonuçlar üretmesi mümkün değildir. Ancak bunu yaparken içinde bulunduğumuz dünyanın şartlarını da doğru analiz etmek zorundayız. Adalet ve refah yoksa... Asıl üzerinde düşünmemiz gereken mesele budur. Biz Türklerin de bu konuda kendine özgü bir karakteri vardır: İslam sancaktarlığı ve Kızılelma ülküsü, mefkûremizin temel sütunları arasında yer alır. Ancak mefkûre üzerine kurulan siyaset aynı zamanda bir vizyon ve misyon meselesidir. Tarih sahnesindeki başarılarımızın temelinde yatan en önemli sebeplerden biri, belki de birincisi budur.

23 Haziran 2026 02:39

Köşe Yazarı

Moskova'dan Nato'ya Türkiye'nin Merkez Rolü

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Rus medyası, bu ziyarete ve "Türkiye" başlıklı analizlere geniş yer verdi. Türkiye'nin merkezî konumu ve ürettiği adil çözüm teklifleri, ihtilaf hâlindeki tüm tarafların kabul ettiği yaklaşım olarak öne çıktı... "Erdoğan için NATO Zirvesi'ne geliyorum." Bu ifade ABD Başkanı Trump'a ait. Fidan'ın değerlendirmesine göre; "Erdoğan ve Türkiye olmasaydı Trump zirveye katılmayacaktı." Bugün Avrupa liderleri yeni bir güvenlik kurgusu arayışı içerisindeler. Ancak Hakan Fidan'ın gözlemlediği gibi, "Erdoğan ve Türkler olduğu için bu zirveden olumsuz bir sonuç çıkmaz" düşüncesi hâkim... Avrupa ve Rusya Avrupa ile Rusya arasındaki kıran kırana mücadeleyi en doğru okuyan aktörlerden biri Türkiye'dir. Domine eden güç karakterine sahip Rusya'yı Avrupa istemiyor. Türkiye'nin merkezde durmasının önemi Türkiye'nin merkezde durması, çözüm üretebilmesi açısından hayati öneme sahip. Üst düzey Rusya temasları ile sonrasında gerçekleşecek NATO Zirvesi birlikte okunduğunda, küresel diplomaside "Türk ekolü" kavramının ne anlama geldiği daha net görülmektedir. Hakan Fidan'ın Moskova ziyaretinde, MGİMO Uluslararası Diplomasi Akademisi'nde fahri doktora alırken öğrenciler tarafından yöneltilen sorular bile "Türk ekolü" anlayışının akademik çevrelere nasıl yansıdığını göstermektedir.

20 Haziran 2026 02:08

Köşe Yazarı

Hakan Fidan'ın Moskova Temaslarına Dair Notlar

Türkiye'nin çözüm üretme kabiliyeti, savaşların ve krizlerin yoğunlaştığı günümüzde daha da görünür hâle geldi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Moskova ziyareti de Türkiye'nin ulaştığı diplomatik kapasiteye ve kabiliyete verilen önemi göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Türkiye açısından Rusya ile ilişkiler yalnızca iki ülke arasındaki ilişkilerden ibaret değil. Bunun yanında; İran krizi, ABD ile İran arasında başlatılmaya çalışılan yeni diplomatik süreç, Gazze'de yaşanan insani trajedi, İsrail'in işgal politikaları, Güney Kafkasya'da kalıcı barışın tesisi, 3+3 Bölgesel İşbirliği Platformu'nun işlerlik kazanması ve Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki nihai barış süreci de Hakan Fidan'ın gündemindeki önemli başlıklar arasında yer alıyor. Putin-Fidan görüşmesi ve Kazan'ın mesajı Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Rusya Devlet Başkanı Putin'in programına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşme dâhil edildi. Bu yönüyle Kazan, Türkiye ile Rusya arasında kurulan tarihî ve kültürel bağların sembol şehirlerinden biri, âdeta iki ülke arasındaki "altın köprü" olarak görülüyor. ABD ile İran arasında son dönemde yaşanan gelişmelerde de Türkiye'nin katkısını göz ardı etmek mümkün değildir. Bu nedenle Türkiye'nin dış politikasını değerlendirirken "NATO'cu", "Avrasyacı", "Batıcı" gibi kalıplara sıkıştırmak hiç hoş olmayan arkaik yaklaşımlardır. Dolayısıyla ABD ile görüşürken "Amerikancı", Rusya ile temas kurarken "Avrasyacı" olunmuyor. Bu tür sınıflandırmalar çoğu zaman Türkiye'nin geliştirdiği yeni diplomatik yaklaşımı anlamakta yetersiz kalıyor. Türkiye-Rusya ilişkilerine daha geniş bakmak Türkiye-Rusya ilişkilerini değerlendirirken yalnızca Ankara-Moskova hattına odaklanmak yeterli değildir. Bu nedenle Türkiye'nin attığı adımları değerlendirirken hamasetten uzak, stratejik ve bütüncül bir bakış açısıyla hareket etmek gerekir.

18 Haziran 2026 02:11

Köşe Yazarı

Ankara-moskova Hattı Ve İlkeler

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in işaret ettiği "tarafsızlık" ve "ara buluculuk" ilkeleri üzerinden bakıldığında, Ankara'nın tutumunun tarihsel bir süreklilik taşıdığı görülüyor. Bunu özellikle Rusya ile ilişkilerde izlenen tutum ve benimsenen ilkeler üzerinden görmek mümkün. Aslına bakarsanız dünya, "ara bulucu" kavramını söylemsel düzeyde sıkça kullanıyor; ancak işlevsel olarak içini doldurmakta zorlanıyor. Rusya da Türkiye'nin bu kapasitesinden memnun. Bakan Hakan Fidan Moskova'da Bugün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Moskova ziyaretini takip etmek üzere Rusya'dayız. • Türkiye'nin, 2022 ve 2025 yıllarında olduğu gibi Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakerelerin yeni turuna ev sahipliği yapmaya hazır olduğu bir kez daha ifade edilecek. • Türkiye'nin Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecine verdiği destek teyit edilirken, Güney Kafkasya'da tesis edilecek kalıcı barışın hem Türkiye'nin hem de Rusya'nın yararına olacağı değerlendirilecek. İkili ilişkilerde öne çıkan başlıklar Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler, 2010 yılında kurulan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi temelinde kurumsal bir zeminde ilerliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin, son olarak 2025 yılının aralık ayında Aşkabat'ta düzenlenen Uluslararası Barış ve Güven Forumu kapsamında bir araya gelmişti. Ticaret, turizm ve enerji alanlarındaki iş birliği sürerken, Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projesi de 2010 yılında imzalanan hükûmetler arası anlaşma çerçevesinde ilerliyor. Elbette burada Ankara'nın denge politikalarının ve "kazan-kazan" anlayışının yanı sıra Rusya'nın kendi paradigmasını yeniden değerlendirmesinin, revizyonist yaklaşımının ve pragmatik tutumunun da etkisi bulunuyor.

16 Haziran 2026 02:32

Köşe Yazarı

Trump: "Erdoğan Harika Biri…"

ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu'ya mesafe koyuyor ve onu frenlemeye çalışıyor. Ancak Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan söz konusu olduğunda belirgin bir "kırmızı çizgisi" olduğu görülüyor. Oval Ofis'te yine İsrail odaklı bir medya temsilcisi Trump'a, Erdoğan'ın İsrail'i tehdit ettiği iddiasını ve Türkiye ile İsrail arasında savaş çıkma ihtimalini soruyor. Trump, Erdoğan'a duyduğu saygıyı hemen her ortamda dile getiriyor. Türkiye ve Erdoğan vazgeçilmez aktörler... Aslında Trump'ın verdiği mesaj oldukça net: Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel ve küresel sistem açısından vazgeçilmez aktörlerdir. Cumhurbaşkanı Erdoğan kriz yönetebilen ve sonuç odaklı hamlelerle netice alabilen bir lider profili ortaya koyuyor. Bu elbette bir zekâ meselesidir. Zaman zaman dengesiz görüntü verse de, aslında bu "dengesizlik" çoğu zaman "denge unsuru" olarak işlev görüyor. Trump'ın Erdoğan'ı 'harika' ve 'zeki' olarak tanımlamasının temelinde iki unsur yatıyor: Öncelikle bu, yalnızca Trump'a ait bir değerlendirme değil; dostları da rakipleri de Erdoğan'ın siyasi zekâsını ve stratejik kapasitesini teslim ediyor. Trump'ın hayranlık duyduğunu söylediği lider Erdoğan, aslında "savaşmadan kazanmanın yollarını arayan bir lider" profili ortaya koyuyor. Bir yandan savunma kapasitesini güçlendirirken, diğer yandan sahadaki aktörleri Türkiye'nin ve bölgenin kalkınması için birer güç unsuru olarak değerlendirmeye çalışıyor. Suriye ve Irak özelinde yaşananlara baktığımızda, İsrail'in zaman zaman neden bu kadar sert ve agresif adımlar attığını daha iyi anlayabiliyoruz. Bugün Türkiye, çevresindeki unsurları ortak bir hedefe yönlendirmeye çalışıyor: Kazanıma...

13 Haziran 2026 02:30

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha