×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Nato Zirvesi

7-8 Temmuz'da düzenlenecek NATO Zirvesi, liderlerin bir araya geldiği diplomatik bir masanın çok daha fazlasını ifade ediyor. Uzun yıllar boyunca Türkiye'nin NATO için önemi daha çok coğrafi konumuyla açıklandı. Öte yandan NATO da Türkiye açısından hâlâ vazgeçilmez. Her ne kadar zaman zaman S-400 krizi, savunma sanayi ambargoları ya da siyasi gerilimler nedeniyle ilişkiler sorgulansa da, NATO Türkiye'nin güvenlik mimarisinin temel taşı olmaya devam ediyor. Bugün ne eski NATO ne eski Türkiye var. NATO'nun Türkiye üzerinde çok günahı var. 15 Temmuz'da "müttefiklerimiz kaybetti" itirafı bunlardan sadece biri. Bugün NATO bize muhtaç, NATO bizim kapımızda. NATO düşmanlarımızla işbirliği içinde!

Köşe Yazarı

Kaynak: Diriliş Postası

07 Temmuz 2026 00:05

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Köşe Yazarı

Perde Kapanırken:kadir İnanır'a Veda

Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden Kadir İnanır'ın vefat haberi, ülkemizi derin bir yasa boğdu. Onun ardından geriye yalnızca filmleri değil, milyonlarca insanın hafızasında yer eden karakterler, unutulmaz sahneler ve yıllar boyunca sürecek bir sanat mirası kaldı. Kadir İnanır, yıllarca beyaz perdede canlandırdığı karakterlerle dürüstlüğün, cesaretin, sevginin ve adaletin sembolü oldu. Bu yüzden Kadir İnanır hiçbir zaman sadece bir sinema oyuncusu olarak görülmedi. Yeşilçam'ın altın yıllarında birbirinden değerli filmlere imza atan Kadir İnanır, "Selvi Boylum Al Yazmalım", "Tatar Ramazan", "Dila Hanım", "Dönüş", "Kara Gözlüm", "Köprü", "Yılanların Öcü" ve daha birçok yapımla Türk sinemasının en unutulmaz eserlerinde yer aldı. Özellikle "Selvi Boylum Al Yazmalım" filminde canlandırdığı İlyas karakteri, Türk sinema tarihinin en çok konuşulan karakterlerinden biri oldu. Kadir İnanır geride bıraktığı onlarca film, unutulmaz karakter ve örnek sanat anlayışıyla yaşamayı sürdürecek. Türk sinemasının büyük ustası Kadir İnanır'ı saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz.

30 Haziran 2026 00:05

Köşe Yazarı

İlahi No-medya!

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Sözcü TV'de konuk olduğu programın ardından sosyal medyada en çok konuşulan konu ne söylediği değil, kendisine yöneltilen soruların üslubu oldu. Siyasetçiler zor sorularla karşılaşmalı, çelişkileri ortaya çıkarılmalı, kamu adına hesap vermeye zorlanmalıdır. Bir gazetecinin görevi hüküm vermek değildir. Gazeteciler, kamu adına bilgi talep eden kişiler olmaktan çıkıp adeta siyasi aktörlere dönüşüyor. Hal böyle olunca konuğun değil gazetecilerin neyi nasıl söylediği tartışıldı. Böyle olunca da röportajlar aydınlatıcı olmaktan çıkıp bir tür siyasi performansa dönüşüyor. Sözcü TVdeki tablo, tam da bu yazdıklarımın özeti Yandan, fondaş, candaş vs oraları çoktan geçtik.

23 Haziran 2026 23:31

Köşe Yazarı

Ne Ara Seçim!

Değerli okurlarım Pazar günü altı beldede yapılan seçimler, sonuçları itibarıyla üzerinde çok konuşulacak gibi. Altı beldenin dördünü AK Parti, birini MHP, birini ise CHP kazandı. * CHP uzun süredir sandığı işaret ediyor, erken seçim ve hatta ara seçim tartışmalarını gündemde tutuyordu. Elbette seçim sonuçlarını tek bir sebebe bağlamak doğru değil. Altı beldede ortaya çıkan tablo, AK Parti'nin ve Cumhur İttifakı'nın moral üstünlüğü yeniden ele geçirmesine imkân sağlar. Bugün AK Parti ve Cumhur İttifakı cephesi, CHP'nin uzun süredir dillendirdiği "ara seçim" söylemine karşı artık daha rahat, daha cesur ve biraz da alaycı şekilde şunu söyleyebilir;

08 Haziran 2026 19:16

Köşe Yazarı

Yollarda Gördüklerim

* Kurban bayramı ilk günü itibariyle oldukça yorucu bir bayram. Muhteşem ötesi yerleşimi ve çevre illere nazaran harika iklimi bir bahar esintisiyle birleşince "Erzincan'a girdim ne güzel bağlar" sözlerini anımsattı bana. Kurbanın nasıl kesildiği, kaça alındığı, kaç kilo et bıraktığı, kimlere dağıtıldığı ile başlayan sohbetler kısa süre sonra İran Savaşı, piyasaların durumu, CHP'ye bundan sonra ne olacağı gibi konulara evriliyor, etraflıca tartışmalar "bir çay daha içer miyiz?" sorusu ile zaman zaman kesiliyor. Kıymetli eşim ve evlatlarımla TRT Türkü eşliğinde nihai olarak Ankara'ya çıkan bu yol, sevgili yeğenim Berkay ve eşi Serap'ın düğünü ile de birleşince daha bir anlamlı oldu. * Son söz üzerine Tüm yollar vuslata çıksın Bayramımız bayram olsun Devletimiz ali olsun İnsanımız mutlu olsun Milletimiz huzur bulsun Kalın sağlıcakla...

02 Haziran 2026 00:14

Köşe Yazarı

Chp Yol Ayrımında

CHP hakkında verilen "mutlak butlan" kararı tam olarak böyle bir kırılma anıdır. Yasallık ile meşruluk arasındaki anlam farkı CHP'nin yeni sınavı olarak karşımıza çıkıyor. *** Bugün yok hükmünde sayılan 38. Olağan Kongrede Özgür Özel'in CHP Genel Başkanlığına seçilmesi yalnızca bir isim değişikliği olarak görülmemişti. Bu süreç, yıllardır süren liderlik yorgunluğuna karşı parti tabanında oluşan "değişim" talebinin sonucu olarak ortaya çıkmıştı. CHP 3 Kasım 2023'e döndü. Özetle CHP "Vaziyet alın çarşı karışacak" noktasına geldi. *** Mutlak butlan kararı sonrası Özgür Özel'in önünde üç yol bulunuyor: Birinci yol hukuki kararı kabullenip geri çekilmek. Bu nedenle Özel'in en güçlü hamlesi yeniden kurultay çağrısı yapmak ve parti örgütünü "irade mücadelesi" etrafında konsolide etmek olmalıdır. Bu yüzden Kılıçdaroğlu'nun önünde tarihi bir tercih bulunuyor: Ya geçiş sürecini yöneten ve partiyi yeniden kurultaya götüren "denge lideri" olacak, Ya da yeniden kalıcı hâkimiyet kurmaya çalışan bir figüre dönüşecek. Çünkü artık mesele yalnızca Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel/İmamoğlu arasındaki mücadele değil. Asıl mesele CHP'nin hangi siyasal çizgiyle yoluna devam edeceği. Bir tarafta "değişim" söylemiyle gelen ve yerel seçim başarısını kendi liderliğinin tescili olarak gören Özgür Özel çizgisi var. Bu yüzden mesele yalnızca "kurultay geçerli miydi?" sorusu değildir. Asıl soru şu: CHP'nin gerçek sahibi kim? *** Değerli okurlarım CHP'de yaşanan kriz yalnızca parti içi bir mesele olarak görülemez. Kılıçdaroğlu kaldığı yerden devam eder etmesine de kaldığı yer ile bugünkü yer arasında çok farklar var; CHPnin yerel seçim başarısı CHPli belediye başkanlarının hukuki süreçleri Terörsüz Türkiye Muhalefetten kopmuş DEM İran Savaşı Suriye Devrimi Enflasyon İmamoğlu vesayeti AK Parti'ye geçen belediyeler Vs vs Çok şey değişti anlayacağınız Ancak bir şeyler değişmemiş belli ki Kılıçdaroğlu'nun koltuk sevdası Modası geçmeyen ben Kemal geliyorum sözü Ha bir de masayı yumruklaması var tabi. Bu saatten sonra CHPnin iki yakası bir araya gelir mi çok zor *** Son söz üzerine CHP artık eski CHP değil.

26 Mayıs 2026 00:22

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

Tövbe De La!

AK Parti'nin gençlik şöleninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hediye veren genç bir içerik üreticisinin geçmişte "AK Partili misin?" sorusuna verdiği cevap yeniden gündeme taşındı: "Tövbe de la!" * Mesele bir kişinin siyasi tercihi değil. * Evet genç kuşakların önemli bir kısmı siyasetin sunduğu dili "resmî", "didaktik" ve "ciddi" bulurken; sosyal medya kültürü daha ironik, daha alaycı, ve siyasete daha mesafeli bir dil üretiyor. "Tövbe de la" ifadesi tam da bu yeni dilin sembolü gibi duruyor. "Madem kültürel iktidardık, neden rol model üretmek yerine popüler olanı transfer etmek zorunda kalıyoruz?" Sorun tam da burada. Bugün sosyal medyada yön veren akımların büyük kısmı iktidarın kontrolünde değil. Gençlerin "cool" bulduğu figürlerle siyasetin örnek göstermeye çalıştığı figürler arasında ciddi bir mesafe bulunuyor. Bu öyle bir tablo ki belki onlarca kez iktidarın tecrübe ettiği ve eleştirildiği bir tablo. Belki bu sahneyi kuranlar ve yönetenler böyle bir teklifle kendilerine gelindiğinde şöyle der; Tövbe de la!

19 Mayıs 2026 15:05

Köşe Yazarı

Survivor Chp

31 Mart seçimlerinden sonra iktidara yürüyoruz diyerek özgüven pazarlayan CHP o gün bugündür skandalların, siyasi çalkantıların adresi haline geldi. Bütün bu süreci yönetecek güçlü bir lider profili de olmayınca parti, her hafta birinin adaya vedaya ettiği takım haline geldi. Bunun son örneği Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal. Bu ayrılığı, belediye başkanı-genel merkez arasındaki uyumsuzluk, parti içi dengelerin dışavurumu, belediye başkanı-merkezi hükümet arasında ilişki ve başkan-seçmen sadakati bağlamında farklı boyutlarda değerlendirmek mümkün. Ancak bu siyasi geçişlerle ilgili en son konuşacak parti, Türk siyasal tarihinde Güneş Motel Vakası ve İYİ Parti'ye milletvekili kiralanması gibi bu konuda şaibeli iki siyasi olayın müsebbibi CHP. *** CHP, artık Ankara merkezli bir parti olmaktan çıkıp belediye merkezli bir parti haline geldi. Yeni hükümet sisteminin bir lütfu olarak Erdoğan karşıtlığında hemen herkesin CHP'de mevzilendiği bir iklimde parti zirveden hızlı bir düşüş yaşıyor. Ama efendim parti içi demokrasi! Hayır hayır, bunun adı güçlü liderlik.

11 Mayıs 2026 16:06

Köşe Yazarı

Gençlik Nereye Gidiyor?

Araştırmalar gösteriyor ki gençlerin yaklaşık %28'i "ne okuyor ne çalışıyor" kategorisinde. Gençlik, vazgeçmişliğin kıyısında. Gençlik meselesini romantik cümlelerle açıklayamayız. Genç işsizlik yüzde 10'nun üzerinde. Peki kendi ayakları üzerinde duramayan bir gençlik kime yaslanacak. Madden Teknofest gençliği, manen Ayasofya gençliği… Siyasetten uzaklaşan gençlik uçlara kayar; ya apolitikleşir ya radikalleşir. Ve uzaklardan bir ses duyuluyor: "Gençlik bozuldu." Hayır efendim. "Bizim zamanımızda" diye başlayan cümleler kurmak yerine "zaman bizim zaman mı?" diye aklımıza getiriversek belki gençliği anlayacak bakış açısını yakalayabiliriz.

04 Mayıs 2026 11:15

Köşe Yazarı

Tarihe Sırtını Dönenler

Gaziantep'te 23 Nisan törenlerinde bir grup CHP'linin çocuk mehteran takımına sırtını dönerek onları protesto etmesi gündem oldu. Söz yine CHP'ye, CHP'nin tarihle kurduğu sorunlu ilişkiye geldi. sorusuna, Bir dönem Osmanlı haritasına bakıp "buralar hep bizimdi" diyen Türk'tür cevabını verir. Bunu bir adım daha ileri taşımak mümkün: Mehter Marşı'nı duyduğunda gönlü ve gururu mutmain olan, içinde tarihi bir yolculuğa çıkan, oturduğu yerden ufka doğru yürüyen, kendisini Viyana önlerinde hayal eden herkes Türk'tür, yerlidir ve millidir. Ben oturur düşünürdüm "acaba tarihi yanlış mı öğrenmişim" diye. Çocuklardan dahi hıncını çıkarmaya çalışan bu zihniyet Rıza Tevfik'in "Tükürdük atalar kıblegahına" mısralarının bugünkü temsilcileri, bu düşmanlığın ete kemiğe bürünmüş misyonerleridir. "Halka rağmen" dönemleri kapananı çok oldu. *** Bir yanda resmi devlet törenlerinde 16 büyük Türk devletinin sembolik askerlerini arkasına alarak tarihe yaslanan Erdoğan; diğer yanda Mehteran'a sırtını dönen siz.

27 Nisan 2026 12:39

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

Parmak Kaldırıyorum

Okul, çocuğun kendini en güvende hissetmesi gereken yerken, eğer korku ve kaygı üreten bir ortama dönüşüyorsa burada sistemsel bir sorun var demektir. Herkesin ifade ettiği bir tespitle başlayalım: Eğitim sistemi iyi gitmiyor. Her yıl sınav sonuçları üzerinden "başarı hikâyeleri" yazılırken, okul koridorlarında biriken öfke, güvensizlik ve kopuş görmezden geliniyor. Sınıfta disiplin sağlamaya çalıştığında "baskıcı", serbest bıraktığında "yetersiz" ilan edilen bir aktör. Bu tutum yalnızca öğretmenin otoritesini zedelemekle kalmıyor, aynı zamanda çocuğa da yanlış bir mesaj veriyor: "Sorumluluk sende değil, sistemde." Günün sonunda sorumluluk almayan, beter, bitik ve batık bir nesil ortaya çıkıyor. Sorun, okulun bir "eğitim alanı" olmaktan çıkıp bir "gerilim alanı"na dönüşmesi. Kendini ifade edemeyen, ailesi ve çevresi tarafından değeri sınav notlarıyla paralellik arz eden ve sürekli kendini baskı altında hisseden çocuklar evvela ekrana sonrası akrana yöneliyor ve şiddet bir "kimlik" ve "ifade biçimine" dönüşüyor. Daha açık konuşalım: Eğitim sistemi çocukları anlamıyor, öğretmeni korumuyor, veliyi doğru şekilde konumlandıramıyor. Sınavda yüksek puan alıp hayatta yönünü bulamayan gençler yetiştiriyorsak, burada ciddi bir çelişki var demektir. Eskiden çocuğunun davranışı karşısında öğretmene mahcup olan veli vardı şimdi çocuğunun talimatlarını öğretmene mecbur etmeye çalışan veli var. Benim birkaç önerim şu şekilde: Öğretmenlik mesleğine iade-i itibar yapılacak. Öğretmen, öğrencinin göz hizasına indirilmeyecek, eğitime piyasa gözüyle bakılmayacak, öğrenci memnuniyeti yerine eğitim kalitesine odaklanılacak. Zorunlu eğitim kesinkes kaldırılacak. Eğitim kurumu üzerindeki siyasi baskı ve yönlendirmeler olmayacak. Öğretmen-Öğrenci-Veli ilişkisi, talep yönlü değil arz yönlü olacak. Ücretli, sözleşmeli, vekil, kadrolu, formasyonlu, atanamayan vs vs hepsi iptal edilecek, öğretmen sadece "öğretmen" şeklinde tanımlanacak.

20 Nisan 2026 14:39

Köşe Yazarı

Özel'in Eldeki Hesabı

Türk siyasetinde zaman zaman gündeme gelen "ara seçim hamlesi" tartışmaları, bu kez Özgür Özel üzerinden yeniden alevlenmiş görünüyor. Anayasa'ya göre ara seçim yapılabilmesi için TBMM üyeliklerinin %5'inin boşalması gerekiyor. Yani CHP'de istifa ettirilmesi gereken milletvekili sayısı minimum 22. 1.Siyasi rüzgârı ölçmek: Yerel seçimlerde elde edilen başarıların ardından seçmenin nabzını yeniden yoklamak. 2.Psikolojik üstünlük kurmak: İktidarı "erken seçim tartışmasına" zorlamak ve kamuoyunda momentum yaratmak. 3.Meclis aritmetiğini zorlamak: 22 milletvekili istifa ettirip 30 sandalye veya 22'den 1 fazlasını kazandığında büyük tabloyu değiştirmese de, sembolik bir sonuç elde etmek ve siyasi mevzisini tahkim etmek. 4.DEM'in dirseği CHP'nin kursağı DEM'in Terörsüz Türkiye sürecinde Cumhur İttifakı'na bir şekilde yakınlaşması veya en azından muhalefet bloğundan koparılmış olması CHP'nin olası bir ara seçimde en büyük yüzleşmesi olur. DEM gereken desteği vermez dirsek dayarsa bu siyasi hamle CHP'nin kursağında kalır. 1 milletvekili için o ildeki tüm seçmenler oy kullanacağı için ara seçimde oy veren kişi sayısı nüfusun %70-80'i olacak. Böylelikle bakın "halk sizi değil bizi istiyor" denilecek, "Erdoğan artık meşru değil o koltukta oturamaz" diye baskı yapılacak ve Türkiye erken seçime gidecek. Ancak mesele zaman. CHP'nin çağrılarına rağmen 2027 Kasım'a kadar beklenecek. TBMM'deki tüm milletvekilleri de CHP'nin olsa Erdoğan'ın meşruiyeti kaybolmaz. Bunun karşısında TBMM 22 istifayı onaylamaz veya bir kaçı hariç diğerlerini onaylayarak CHP'nin sandalye sayısını düşürür diyenler de mevcut. 22 milletvekilinden bazılarının istifasının kabul etmeyerek CHP'yi boşa düşürmek siyasi korkaklık olarak algılanır ki bu hamle iktidarın karne eksi olarak yazılır.

06 Nisan 2026 23:27

Köşe Yazarı

Dikkat Başkan Çıkabilir

Türkiye son dönemde belediye başkanlarının kirli ilişkilerini konuşuyor. Kimsenin özel hayatı bu toplumun denetim alanı değildir. Ancak o "özel alan", kamu gücüyle korunuyor, besleniyor ya da avantaj sağlıyorsa artık mesele şahsi olmaktan çıkar. Kamu görevi, sadece bir yetki alanı değil; aynı zamanda ağır bir sorumluluktur. Son dönemde çeşitli belediyeler etrafında dolaşan "özel hayat" tartışmaları, aslında meseleyi başka bir zemine taşıyor. Elbette herkesin bir özel hayatı vardır. Eğer cevap "evet" ise burada sadece ahlaki bir zaaf değil, aynı zamanda bir yönetim krizi var demektir. Bugün toplumun rahatsız olduğu şey insanların özel hayatı değil; o özel hayatın kamu gücüyle korunması, beslenmesi ve dokunulmaz hale getirilmesidir. Çünkü halk şunu çok iyi bilir: Nefsine hakim olamayan, şehrine, halkına nefes olamaz.

31 Mart 2026 00:02

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha