
Yeni kadro tahsis edildiğinde ise eski kadrodakilerin, kamuoyunda "kart memuru" olarak adlandırılan şekilde işe gitmeden maaş almaya devam ettikleri görülmektedir. Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, iktidar partisi grup başvekilini kast ederek, "Sınava girmeden memur olamazsın. KPSS'ye giren öğrencilerin hakkını çalmışsın" dedi. Oturumu yöneten MHP'li Meclis Başkanvekili Celal Adan'ın, "Allah diyen, demokrasiye inanan 30 bin lira aylığı olmasına rağmen Cenab-ı Allah'a şükredip isyan etmeyen çok büyük bir milletiz" şeklindeki sözleri ise dikkat çekti. Başlık, "Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" yazıyor. Devamında ise "Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı hakkında Cumhurbaşkanı kararnamesinde değişiklik yapılmasına dair cumhurbaşkanlığı kararnamesi…" yer alıyordu. Sözlü soru uygulaması sona ererken, yazılı soruların da önemli bir bölümü süresi içinde cevaplandırılmıyor TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli'nin TBMM Başkanlığı'na verdiği "yazılı soru önergelerinin akıbetine" ilişkin soru önergesini cevaplamış. Cevaba göre, milletvekilleri tarafından verilen toplam 44 bin 154 yazılı soru önergesinden 12 bin 742'si henüz cevaplanmadı. Soru önergesinden ancak 6 bin 157'si süresi içinde, 24 bin 53'ü süresi geçtikten sonra cevaplandırılmış. Bakanlıklar arasında en fazla yazılı soru önergesinin 6 bin 82 önerge ile Adalet Bakanlığı'na yöneltilmiş olması, adalete olan ihtiyacı gösteriyor.
Kaynak: Yeni Asya
22 Haziran 2026 00:17
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Nato Zirvesi Mutlu Eder Mi?
İki gün sürecek NATO Zirvesi (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) yarın başlıyor Başta ABD Başkanı Trump olmak üzere, NATO üyesi 32 devlet ve hükûmet başkanının yanı sıra, davetli çok sayıda lider, yaklaşık 100 bakan, üst düzey diplomat, uluslararası kuruluş temsilcisi ve binlerce yabancı misafire ev sahipliği yapılacak. NATO, 4 Nisan 1949 tarihinde Washington'da imzalanan Kuzey Atlantik Antlaşması ile kurulan uluslararası askerî bir ittifak. Türkiye ise Yunanistan ile birlikte 18 Şubat 1952 tarihinde resmen NATO'ya üye oldu. NATO'nun kuruluş amacı, "üye devletlerin hürriyetlerinin ve güvenliklerinin sağlanması" olarak biliniyor… 28 Haziran'da başlayan 13 Temmuz'a kadar sürecek güvenlik tedbirleri nedeniyle şehirde adeta kuş uçurtulmadı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın zirve dolayısıyla açıkladığı "yasaklı yollar"a bakılırsa vatandaşlar iki gün boyunca ulaşımda ciddî sıkıntılar yaşayacak. NATO çatısı altındaki ülkelerle gerçekleştirilen dış ticaret hacminin 290 milyar dolara ulaşması ve bunun toplam dış ticaretimizin yüzde 45'ini oluşturması; ayrıca 150,3 milyar dolarlık ihracatla toplam ihracatımızın yüzde 55'inin bu ülkelere yapılması, zirvenin ekonomik açıdan da önemini ortaya koyuyor. Ancak vatandaşlar, 13 gün boyunca bu kadar ağır tedbirler nedeniyle yaşanan mağduriyetlere itiraz ediyor ve "Bu kadar önleme gerçekten gerek var mıydı?" sorusunu yöneltiyor. Türkiye açısından ise ABD Başkanı Trump'ın günler öncesinden "Türk tarafını memnun edecek adımlar atılabileceği"ni söylemesi dikkat çekmişti.
06 Temmuz 2026 00:38

Seçime Doğru Yine Yeni Anayasa
Ankara'da NATO Zirvesi'nin hazırlıkları sürerken, siyasetin gündeminde "Terörsüz Türkiye" süreci ile yeni anayasa çalışmaları var. Tatile girmesi gereken Meclis, 1 Temmuz'dan sonra da çalışma kararı almıştı. AKP içinde oluşturulan "yeni anayasa çalışma komisyonu" ilk toplantısını 11 Haziran'da yaptı. Partinin anayasa taslağı tamamlandıktan sonra, TBMM Başkanı'nın başkanlığında Meclis'teki siyasî partilerle görüşmeler yapılarak, "yeni anayasa masası kurulması" için uzlaşma aranacak. Anayasa değişikliğinin Meclis'te kabul edilebilmesi için en az 360, referanduma gitmeden kabul edilebilmesi için ise 400 milletvekilinin oyuna ihtiyaç var. Erdoğan'ın yeni anayasa çağrısına Özgür Özel, "Seninle menemen bile yapmam, Anayasa mı yapacağım!" sözleriyle kapıları kapatmıştı. CHP içinde butlan krizi yaşansa da partinin AKP'nin hazırlayacağı anayasa değişikliğine destek vermesi mümkün görünmüyor. 1982 Darbe Anayasasının 177 maddesinin 134'ünü değiştiren AKP'nin, sonuçsuz kalacağını bile bile her sıkıştığında "Yeni Anayasa" söylemine gündeme getirmesi, bu konuyu 2028 seçimleri öncesinde yeniden siyasî gündemin merkezine taşımaya çalıştığı yorumlarına neden oluyor. Darbe Anayasası'na "hayır" oyu vermiş bir camia olarak bunu en çok isteyenlerden biri de elbette biziz.
05 Temmuz 2026 00:37

Emekliye Seyyanen Zam Şart
Geçen yıl Kasım'da yüzde 0.87, Aralık ayında yüzde 0.89 olan enflasyon, bir ayda beş kat artarak, Ocak ayı enflasyonunu 4.84 olarak açıklamıştı. Benzer tabloyu önceki yıllarda da gördük, 2022'de Aralık ayında yüzde 1,18 olan enflasyon, Ocakta 11,10'a; 2023'te Aralık'ta 2,93 iken Ocak'ta 6,65'e; 2024'te Aralık'ta 2,93 iken Ocak'ta 6,70'e çıktı. 2025'te Ocak ayında 1,30 olarak açıklanan enflasyon, Aralık'ta 5,03 olmuştu. "Kök maaş" uygulaması ise ayrı bir adaletsizlik doğurmuştur. Bir iktidar milletvekilinin, "kuru ekmek buluyorlarsa aç değillerdir" ifadesi; bir bakanın bir simidi üçe bölüp emeklilere dağıtması; emekliler ve asgarî ücretliler için "gariban" ifadesini kullanılması; bir milletvekilinin emekli maaşıyla birlikte yaklaşık 500 bin liraya ulaşan gelirinin kendisine yetmediğini söylemesi hesaba katılırsa iktidarın emeklinin hâlini anlamasını beklemek doğru olmaz. Bu yüzden de bu kanun değiştirilmediği sürece emekli sefalet ücretine devam edecek. *** Ocak ayında da "seyyanen zam" gündeme geldiğinde, Cumhur İttifakı ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Onlar üzülürken bizler rahat olamayız, onları sefalet ücreti değil, en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşımalıyız" sözlerine rağmen, aynı gün TBMM Genel Kurulu'nda emekli maaşlarının arttırılmasına yönelik iki ayrı araştırma önergesinin AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmesi, sözlerle uygulamalar arasındaki çelişkiyi ortaya koymuştu.
29 Haziran 2026 00:29

"Pusula" Şaştı
Tatile girmesi gereken Meclis, 1 Temmuz'dan sonrada çalışma kararı aldı. Ancak Meclis'te yaşananlar "Bu nasıl çalışma?" sorusunu akıllara getiriyor. Partili Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'yle birlikte Meclis'in "etkinliğinin azaldığı" bir tartışma olmaktan çıktı, uygulamada da görülen bir gerçek halini aldı. Cumhurbaşkanının kararnameler ve kararlar yoluyla Meclis'ten daha güçlü bir konuma geldiği yönündeki eleştiriler devam ederken, iktidar cephesi sistemin ilk yıllarında "revize, rehabilite ve restore edilebileceğini" savunuyordu. Son günlerde Meclis, "karar ve toplantı yeter sayısı" tartışmalarıyla gündeme geliyor. AKP ve MHP'nin toplam milletvekili sayısı ise 323. Zaman zaman iktidara mensup 151 milletvekili dahi salonda bulunamıyor. Yazılı pusula gönderen 79 milletvekilinin 76'sının Genel Kurul'da bulunmadığı anlaşıldı. Yeni Yol Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen de Genel Kurul'daki konuşmasında bu konuya dikkat çekerken, "Meclis Divan Başkanlığı söz konusu pusulaları imha etmiş midir? Bu kişiler tespit edilmiş midir, edilecek midir? Tespit edildiklerinde haklarında İç Tüzük'e göre bir işlem yapılmış mıdır, yapılacak mıdır?" sorularını yöneltip, "70'i aşkın kişiyle ilgili bir fotoğrafın hiç yaşanmamış gibi, hiç olmamış gibi buralarda herkesin üç maymunu oynayarak, gözünü, kulağını, ağzını kapatarak geçiştirmesi bu Meclisin mehabetine karşı bir saygısızlık olacaktır" yorumunu yaptı.
28 Haziran 2026 01:16

Hayırla Yâd Edilmek
10 Ekim 1965 genel seçimlerinde Isparta milletvekili olarak giren Demirel, Adalet Partisinin tek başına iktidara gelmesiyle Türkiye'nin 12. Başbakanı oldu. TBMM tarafından 16 Mayıs 1993'te 9. Cumhurbaşkanı seçilen Demirel, 16 Mayıs 2000'de görev süresini tamamladı. Kendi ifadesiyle "altı kez gitti, yedi kez geldi." *** DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin'in anlattığı bir hatıra Demirel'in demokrasi anlayışını ortaya koyuyordu. Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu heyetiyle birlikte Güniz Sokak'ta kendisini ziyaret ettiklerinde, MGK kararına ilişkin sorularla kendisine, yüklendiklerini söyleyen Şahin, "Dünün güneşiyle bugünün çamaşırları kurutulmaz genç vekillerim. Darbeler filin züccaciye dükkânına girmesi gibi bir şeydir, sağlam hiçbir şey bırakmaz. Demokrasi bizim hepimiz için en kutsal değerdir, buna hep birlikte sahip çıkalım. Ben demokrasiyi yaşatmak için çok çabalar sarf ettim" dediğini hatırlattı. *** DP Genel Başkanı Gültekin Uysal'ın, "Demirel, bugün tahammülünü kaybetmiş olanlara bir emsaldi" sözü Demirel'in yıllarca avukatlığını yapan Ulaştırma eski Bakanı Yaşar Topçu'un anlattığı bir hatırayı aklımıza getirdi. "1979 yılında Antalya'nın bir ilçesinde vatandaşın biri kahvehanede, o dönemde başbakan olan Demirel'e ağır hakaretlerde bulunur. Savcılık re'sen soruşturma açar ve vatandaş tutuklanır. Olay Demirel'e anlatıldığında verdiği cevap dikkat çekicidir: "Bu hâkim ve savcı arkadaşlar da bazen kantarın topuzunu kaçırıyorlar.
21 Haziran 2026 00:35

Ara Ve Seyyanen Zam Şart
Ama AKP-MHP tarafından, "Bunları araştırmaya hiç gerek yok. Aslında memlekette böyle bir problem de yok" diyerek reddediliyor. Geçtiğimiz hafta Salı günü Genel Kurul'da Yeni Yol Partisi'nin "hububat piyasası", İYİ Parti'nin "orman yangınlarının önlenmesi", DEM Parti'nin "asgarî ücret", CHP'nin "mevsimlik tarım işçileri" konularındaki grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü. "En iyisini biz biliriz, biz yaparız" yaklaşımı sürerken, çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin ve işsizlerin kronikleşmiş meselelerine kalıcı çözüm üretemiyor. AKP adına söz alan İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar ise, "Bugünümüzü ve yakın geleceğimizi etkileyen ulusal ve uluslararası gelişmeler söz konusu. Yaşadığımız bölge, jeopolitik gelişmelerin en derin ve en yakından hissedildiği bir alan. Pandemiyle başlayan, Ukrayna-Rusya savaşıyla devam eden, ABD/İsrail-İran savaşıyla âdeta zirveye ulaşan sevimsiz bir durumla maalesef karşı karşıyayız" diyerek ekonomik meseleleri küresel gelişmelere bağladı. Muhalefet ise bu açıklamalara, "Aynı hikâye, hep aynı hikâye!" sözleriyle karşılık verdi. Enflasyon eleştirilerine karşı ise "Tüm olumsuzluklara rağmen ekonomide büyüme devam ediyor" değerlendirmesini yaptı. "Enflasyonda niye dünyada dördüncü sıradayız? İran'da domates 15 lira, bizde niye böyle? Ukrayna'da enflasyon yüzde 6, Rusya'da yüzde 9, sende kaç?" diye tepki gösteren muhalefete Kırkpınar, "İnşallah yağışların da bereketiyle gıdaya erişimin daha ucuz olacağı bir sezonu yaşayacağımıza inanıyorum" diye karşılık verdi. Ancak asgarî ücretlinin ve emeklinin Temmuz ayında ara zam veya seyyanen zam beklentisi yine karşılık bulmadı.
15 Haziran 2026 00:23

Sokağa Çıkamayan Vekiller
Meclis, eğer çalışmaların uzatılması kararı almazsa, 1 Temmuz'da tatile girecek ve 1 Ekim'e kadar kapalı olacak. CHP Milletvekili Umut Akdoğan, vatandaşlarla sohbet ederken yanına gelen bir kişi sitemini şöyle dile getirdi: "Bugüne kadar neden çıkmadınız? Ben de senin kadar AK Partiliyim. Arada sırada bir halkla görüşün." Akdoğan'ın yanındakiler bu sözleri tebessümle karşılarken, CHP'li vekilin cevabı dikkat çekiciydi: "Ama ben CHP Milletvekiliyim. Sokağa çıkmayanlar AKP'li…" *** CHP'de "mutlak butlan" tartışmaları sürerken, iktidar cephesinde yeni anayasa gündemi öne çıkmaya başladı. Bu tabloyu görünce insanların aklına AKP'nin eski MKYK üyesi ve eski milletvekili Şamil Tayyar'ın şu sözleri geliyor: "Görevdeki milletvekili veya belediye başkanlarının transferi, gidene zarar vermez, gelene fayda sağlamaz. Sadece siyaseti çürütür. Siyasetçinin'güvenilmez' algısını pekiştirir. Seçilmiş biri parti değiştirecekse görevini bırakıp öyle gitmelidir. En iyi ittifak veya işbirliği, milletle yapılanıdır. Transfer, geçici hüzün veya sevinçtir, kalıcı değil." 2023 seçimlerinden bu yana Meclis aritmetiğinde yaşanan değişimlere bakınca vatandaşların şaşırmaması mümkün değil… *** Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, makroekonomik göstergelerdeki iyileşmeye dikkat çekerek "rakamlar iyi gidiyor" iddiasında bulunuyor. Vatandaş soruyor: Sayın Bakan "Rakamlar iyi" derken herhâlde nüfusun yüzde 70-80'ini oluşturan kesimleri kastetmiyor olmalı. Emekli ve memur maaşları ile asgarî ücrete yapılan zamlar "beklenen enflasyon"a göre belirlenmişti.
14 Haziran 2026 01:00

Adalet Zedelenmesin
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin, CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı'nı ve 8 Ekim 2023 tarihli İstanbul İl Kongresi'ni tüm sonuçlarıyla birlikte iptal etmesi, ülkenin birinci gündem maddesi haline getirirken, milletin asıl gündemi geri plânda kalıyor. Türkiye, 2025 yılında Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 143 ülke arasında 118. sırada yer aldı. *** Geçtiğimiz yıl Haziran ayında CHP kurultayı davasına ilişkin konuşan AKP'nin YSK Temsilcisi Recep Özel, "Mahkeme YSK kararını bozamaz, böyle bir şey sistemin çökmesine yol açar" demişti. İYİ Parti YSK temsilcisi Av. Mustafa Tolga Öztürk de, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi kararının yalnızca CHP'yi ilgilendiren bir uyuşmazlık olarak değerlendirilemeyeceğini ifade ediyor. "Bu noktada asıl tartışma, seçim yargısının denetiminden geçmiş ve kesinleşmiş bir sürecin daha sonra genel görevli mahkemeler tarafından yeniden değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir" diyor. Mahkeme kararının ardından ortaya iki ayrı CHP görüntüsü çıktı. *** Demokrat Parti Sözcüsü Haydar Altıntaş'ın şu sözleri meselenin özünü ortaya koyuyor: "Atla arpa dövüştürülür mü? Sapla saman karıştırılır mı? Ama Türkiye'de siyasetle hukuk bilek güreşine giriyor, adalet zedeleniyor, ekonomi raydan çıkıyor, bedelini millet ödüyor. Devletin kurumlarını siyasî hesaplaşmanın aparatı hâline getirirseniz ne hukuk kalır ne güven ne de ekmek. Hukuk eğilip bükülmemelidir. Siyasetin görevi kavga üretmek değil, milletin derdine çözüm bulmaktır. Siyaset mahkeme salonunda değil, siyaset yolu ile çözüm aramalıdır. Siyasî partiler; devleti toplumun karşısına dikmek için değil, milletle devleti barıştırmak için vardır." Bu sözler yerinde tespitlerdir.
08 Haziran 2026 00:43

Açlıkla Mücadele Ediliyor Mu?
Dünya genelindeki açlık problemine dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl 1-7 Haziran tarihleri arasında Dünya Açlıkla Mücadele Haftası kapsamında konuşmalar yapılıyor, veriler açıklanıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) verilerine göre yaklaşık 733 milyon insan açlıkla mücadele ediyor. 2,8 milyardan fazla insan sağlıklı beslenemiyor. 7 Ekim 2023'ten beri İsrail'in Gazze'de giriştiği soykırımda çocuk, kadın ve yaşlılar başta olmak üzere 80 binden fazla insan öldü. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Görevi veya konumu icabı kamu personeline tahsis edilen kaynaklar kimsenin babasının malı değildir. Hiçbir kamu görevlisi bunu şahsî cüzdanı gibi kullanamaz, kullanmamalıdır. Millî iradenin savunulmasını nasıl namus borcu olarak görüyorsak kamu malının israf edilmesine, yasa dışı ve usulsüz yollarla istismar edilmesine, bilhassa ikbal hesaplarına merdiven yapılmasına da göz yummuyoruz" derken, kamu malında 86 milyon vatandaşın her birinin hakkı olduğunu, garip gurebanın, tüyü bitmemiş yetim ve öksüzün payının bulunduğunu, beytülmalın aynı zamanda gelecek kuşakların emaneti olduğunu söyledi. Dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için gereken minimum tutar "açlık sınırı", bu sınırın üzerine giyim, kira ve fatura gibi temel giderlerin eklenmesiyle oluşan rakam ise "yoksulluk sınırı" olarak adlandırılıyor. Mayıs ayı verilerine göre, açlık sınırı 35.174 TL, yoksulluk sınırı ise 114.576 TL olarak belirlendi. Asgarî ücretin 28 bin TL, en düşük emekli aylığının ise 20 bin TL olduğu günümüzde milyonlarca insanın açlık sınırının altında maaş aldığı ortadayken Dünya Açlıkla Mücadele Haftası'nda bunların gündeme gelmemesi de can sıkıcı…
07 Haziran 2026 01:26

Gençler Anketlerle Konuştu
Resmî rakamlara göre, işsizlik oranı yüzde 8.5 iken, 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfustaki işsizlik oranı yüzde 15,3 seviyesinde… MAK Danışmanlık Şirketi "Türkiye geneli Gençlik araştırması" sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı. Araştırmanın Amacı, "Türkiye'de 18-29 yaş aralığında bulunan gençlerin dünü, bugünü ve yarını nasıl algıladıklarını; gelecek beklentilerini, ülkeye ve dünyaya bakış açılarını şekillendiren parametreleri ve gençliğe ilişkin temel yapısal sorunlara yaklaşımları" olarak açıklandı. "Hayatınızı bir bütün olarak düşündüğünüzde ne kadar mutlu ya da mutsuz olduğunuzu söyler misiniz?" sorusuna gelen cevaplarda "mutluyum" diyenlerin oranı yüzde 18, "çok mutluyum" diyenlerin oranı 7.8 oldu. Buna karşılık "Hiç mutlu değilim", "Mutlu değilim" ve "Kendimi mutlu hissetmiyorum" diyenlerin toplam oranı yüzde 74'e ulaştı. "Kesinlikle olduğunu düşünüyorum" diyenler yüzde 15.2, "Kesinlikle olmadığını düşünüyorum" diyenlerin oranı ise yüzde 43.8 oldu. "Kendini özgür hissedebiliyor musun?" sorusuna verilen "hayır" cevabının oranı ise yüzde 53. Gençlerin yüzde 75'i liyakatin değil, adam kayırmacılığın hâkim olduğunu düşünüyor. "Size geçici süreli değil, kalıcı olarak bir başka ülke vatandaşlığı verilse Türkiye'yi terk edip o ülkeye yerleşmeyi düşünür müsünüz?" sorusunun verilen cevap da dikkat çekici: "Evet, terk eder giderim" diyenleri oranı yüzde 64 olurken, "Hayır, ülkemde kalırım" diyenlerin oranı sadece yüzde 14.
01 Haziran 2026 00:42

Vekillerin Dilinden Ülkenin Meseleleri
*** Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, bireysel silahlanmanın ciddî bir toplumsal güvenlik meselesi haline geldiğini ifade ederken, "Bir yıl geçti ama tablo daha da ağırlaştı. 2025 yılında 110 binden fazla ruhsatsız silah ele geçirildi, 119 binden fazla kişi hakkında işlem yapıldı. 2026'nın ilk üç ayında ise 25 bini aşkın ruhsatsız silah yakalandı. Bu veriler, bugün hâlâ her gün yaklaşık 284 ruhsatsız silahın ele geçirildiğini göstermektedir. Geçtiğimiz yıl 3 binden fazla silahlı şiddet olayı yaşandı, 2 binden fazla vatandaşımız hayatını kaybetti. Tartışmaların birkaç saniyede silahlı saldırıya dönüştüğü bir ortam oluştu. Devletin görevi vatandaşın silaha yönelmesini izlemek değil vatandaşın can güvenliğini sağlamaktır" diyerek önemli bir konuya temas ederken, ruhsatsız silah ticaretine, internetten satışlara ve denetimsizliğe karşı çok daha etkili adımlar atılmasını istedi. *** İkinci olarak Kocaeli Milletvekili Mehmet Aşıla, dikkat çekmeye çalıştıkları meselelerin karşılık bulmadığını ifade ederken, "Biz ikaz ediyoruz, dikkat çekiyoruz ama Hükûmet yetkililerini harekete geçiremiyoruz. 'Mutfakta yangın var' diyoruz, harekete geçiremiyoruz; 'Gıda enflasyonu düşürülmeden enflasyon düşmez' diyoruz, sesimizi duyuramıyoruz. Mercimek Kanada'dan, fasulye Güney Amerika'dan, karabuğday Rusya'dan, süt ürünleri Hollanda'dan, karkas et Polonya'dan, Uruguay'dan, Paraguay'dan; böyle tarım politikası olmaz, böyle hayvancılık politikası olmaz! Bugün eti, sütü, bakliyatı belki ucuza alabilirsiniz ama köylüyü, çiftçiyi küstürürseniz; tarlasından, bağından, ahırından koparırsanız; bugün ucuza ithal ettiğinizi yarın pahalıya bile bulamaz hâle gelirsiniz, tarım ülkesi Türkiye'yi tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlı hâle getirirsiniz. Tarım ve hayvancılık Türkiye için bir millî güvenlik meselesidir" derken tarım ve hayvancılıkta yaşanan sorunların sadece birini aktardı. *** Kars Milletvekili İnan Akgün ise bölgeler ve iller arasındaki "ayrımcılığı" anlatırken şu örneği verdi: "Geçen sene ben Erzurum'dan Artvin'e arabayla gittim; 22 tünel, 9 köprüden geçtim; maşallah, Erzurum'u Karadeniz'e bağlamışlar. Peki, Erzurum bizim vilayetimizdir de Hakkâri bizim vilayetimiz değil mi? Hakkâri'de yol çöktü, on gün ulaşıma kapandı, devlet Hakkâri'ye on gün giremedi. Hangi vilayette olsa taş üstünde taş bırakmazlardı, bırak bölge müdürüne, Hakkâri Karayolları şube şefine bile niye 'Bu işin sorumlusu sen değil misin?' diye soran olmadı…" Meclis kürsüsünde yapılan bu konuşmalar, toplumun farklı kesimlerinin sesidir. Millî iradenin tecelligâhı olan Meclis güçlenmeli, milletvekili daha "hür" olmalı ve dile getirilen meseleler gerçekten dikkate alınmalıdır.
31 Mayıs 2026 00:34

Darbelerin Panzehiri Demokrasi
Demokrasi tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri olan 14 Mayıs 1950'de Demokrat Parti'nin iktidara gelmesi "demokrasi bayramı" olurken, 27 Mayıs demokrasi tarihimize "kara bir leke" olarak geçti. Demokrasi ve millet iradesinin önemini yeniden hatırlamak için bu "kara gün"de neler olduğunu hatırlayalım: 10 sene süren DP iktidarında Türkiye maddî ve manevî anlamda önemli bir kalkınma yaşadı. Bu darbe; 12 Mart 1971 Muhtırası'na, 12 Eylül 1980 Darbesi'ne ve 28 Şubat sürecine zemin hazırladı. Bütün darbe ve muhtıralar, hep "demokrat misyonu" temsil eden partilere karşı gerçekleştirildi. DP'yi kuranlar bu misyonu "demokrasi ve hürriyetler" olarak tanımlarken, onların devamı olan partiler de bu misyonu sürdürmüşlerdir. Komitenin yayınladığı bildiride yer alan, "Türk ordusu bir kere daha tarihî bir vazife karşısında bulunuyor. Bu vazife; dahilde memleketi buhran ve felâkete sürüklemek isteyen hırslı politikacıların elinden kurtarmaktır" ifadeleri, müdahalenin zihniyetini açıkça ortaya koyuyordu *** Yasıada davaları tam anlamıyla bir hukuk faciasıydı. "Kendilerini tarihî bir vazife yapmakla görevli görenler", hukuk tarihine kara bir leke olarak geçen bu süreçte; Başbakan Adnan Menderes'i (17 Eylül 1961), bakanlar Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ı (16 Eylül 1961) idam sehpasına gönderdiler. *** Kanlı darbenin uzun yollar boyunca "demokrasi bayramı" olarak kutlanması, demokrasi tarihimiz açısından büyük bir utanç vesilesi olarak kayıtlara geçti.
25 Mayıs 2026 00:24