×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Mühim Bir Müjde: Mevt!

İşin özünde insanlık tarihi boyunca çoğu kişinin ölümü menfî kelimelerle tanımlaması yatar. Ölümü sadece menfî kelimelerle tanımlarsak sohbet etmeye dahi korkmamız şaşırtıcı olmasa gerek. Mezkûr pasajda geçen "idam, hiçlik, fenâ, inkıraz, sönmek, firak-ı ebedî, adem, tesadüf, fâilsiz bir in'idam" kelimelerine dikkat edelim. Beşerin çoğu ölümü bu kelimelerle tesmiye etmiştir. Ölüm de böyledir. İnsan gurbetteyken sıla hasreti çeker. Aynen öyle de mevt o gemi ya da otobüs hükmündedir. Ehl-i dünyanın anlayamadığı visal kapısıdır mevt. Dikkat edilirse Risale-i Nur bu durumu pembe tablo çizerek değil, hakikati olduğu gibi nazara vererek yapıyor. 1- Mektubat, s. 268.

Cenk Çalık

Kaynak: Yeni Asya

27 Haziran 2026 10:26

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Cenk Çalık

Üstad İle Hayalî Bir Hasbihâl (2)

CÇ: Selamün Aleyküm Üstadım. Anladığım kadarıyla mevzu o kadar derin ki bütün dünyanın İslâmla olan rabıtasına doğrudan tesir ediyor. BSN: "Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemâlâtını ef'âlimizle izhar etsek, sair dinlerin tâbileri, elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler; belki küre-i arzın bazı kıt'aları ve devletleri de İslâmiyet'e dehâlet edecekler."1 CÇ: Yani, şu an ki dünyanın mesuliyeti üzerimizde. Ciddî bir muhasebe yapmamız gerektiği aşikâr. BSN: "Ömür sermayesi pek azdır; lüzumlu işler pek çoktur. Birbiri içinde mütedâhil daireler gibi, her insanın kalb ve mide dairesinden ve ceset ve hane dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden ve vatan ve memleket dairesinden ve küre-i arz ve nev-i beşer dairesinden tut, ta zîhayat ve dünya dairesine kadar, birbiri içinde daireler var. Her bir dairede, her bir insanın bir nevi vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dairede en büyük ve ehemmiyetli ve daimî vazife var. Ve en büyük dairede en küçük ve muvakkat ara sıra vazife bulunabilir. Bu kıyasla, küçüklük ve büyüklük makûsen mütenasip vazifeler bulunabilir."2 CÇ: Zaman yavaş geçiyor diyene şu ana kadar rastlamadık. Ayrıca aklımızı, ruhumuzu, kalbimizi ve fikrimizi de menfî yönde tesir ediyor. 1- Hutbe-i Şâmiye, s. 28. 2- Şualar, s. 184.

14 Temmuz 2026 00:29

Cenk Çalık

Üstad İle Hayalî Bir Hasbihâl (1)

CÇ: Selamün aleyküm kıymetli Üstadım. Sizden sonra maatteessüf birçok üzücü hadise yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. BSN: "Elbette nev-i beşer bütün bütün aklını kaybetmezse, maddî veya manevî bir kıyamet başlarına kopmazsa, İsveç, Norveç, Finlandiya ve İngiltere'nin Kur'ân'ı kabul etmeye çalışan meşhur hatibleri ve Amerika'nın Din-i Hakkı arayan ehemmiyetli cemiyeti gibi, rûy-i zeminin geniş kıt'aları ve büyük hükûmetleri, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan'ı arayacaklar ve hakikatlerini anladıktan sonra bütün ruh u canlarıyla sarılacaklar. Çünkü bu hakikat noktasında, kat'iyen Kur'ân'ın misli yoktur ve olamaz ve hiçbir şey bu mu'cize-i ekberin yerini tutamaz."1 CÇ: Doğru söze ne denir! BSN: "Kat'î ve çok tecrübelerle anlaşılmış ki, imanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek ve tahkikî yapmanın en kısa ve en kolay yolu Risaletü'n-Nur'dadır. Evet, on beş sene yerine on beş haftada Risaletü'n-Nur o yolu kestirir, iman-ı hakikîye isal eder."2 CÇ: Toplumdaki ıslahı en zor insanların hapishanedeki kişiler olduğu herkesçe malûmdur. BSN: "Madem nefsim emmaredir. Nefsini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez. Öyle ise nefsimden başlarım."3 CÇ: Müthiş bir tespit. Aksi takdirde "Niçin yapmadığınız şeyleri söylüyorsunuz?"4 hakikatine zıt düşebiliriz… BSN: "Lisan-ı hal, lisan-ı kal'dan daha kuvvetli ve daha tesirli konuşuyor.''5 CÇ: Tam olarak bunu demeye çalışıyordum Üstadım. 1-Sözler, s. 179.; 2- Kastamonu Lâhikası, s. 97.; 3- Sözler, s. 243.; 4- Saff Suresi, 2; 5-Şualar, s. 273.

13 Temmuz 2026 00:49

Cenk Çalık

Su Gibi Geçen Nimet: Zaman

Bu iki soru üzerinde birlikte düşünmeye çalışalım. Kırk yılı anlatmaya çalışsanız en fazla 3-4 saat sonra anlatacak bir şeyimiz kalmayacaktır. Ânın kıymetini bilmenin en doğru metot olduğunu Risale-i Nur'da şu şekilde özetlenir: "Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı; yarın ise, senin elinde senet yok ki, ona mâliksin. Öyle ise, hakikî ömrünü bulunduğun gün bil."1 Şimdiki zaman ile ahiret arasında bağlantı kurduğumuzda meselemiz çözülmüş oluyor. İki düşman: Dünya ve nefis Elbette cazibedar dünya ve nefsimiz bizi aldatmak için pusuda beklemeye devam edecektir. Bu noktada vartalara düşmemek için İlâhî beyana kulak vermeliyiz: "İyi bilin ki dünya hayatı ancak bir oyundan, bir eğlenceden, bir süs ve gösterişten, aranızda bir öğünmeden, mal ve evlatta çokluk yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki, onun bitirdiği ekinler çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kuruyuverir de sen onu sapsarı kesilmiş görürsün. Ardından da çerçöp hâline gelirler. Âhirette kâfirlere şiddetli bir azap, mü'minlere ise Allah'tan bir bağışlama ve rızâ vardır. Evet, dünya hayatı, aldatıcı bir menfaatten başka bir şey değildir."2 Yaşasın şahs-ı manevî! Ayette nazara verilen hakikat Risale-i Nur'da ne güzel özetlenmiş: "Dünya madem fânîdir; değmiyor alâka-i kalbe." 3 Dünyada geçirdiğimiz her an misafir olduğumuzu ihtar ediyor. 1- Sözler, s. 246. 3- Mektubat, s. 8.

06 Temmuz 2026 00:28

Cenk Çalık

Zamanı Gelmedi Mi?

Bir yanımız "Ezan okundu, hemen kalkıp namaz kılmalısın" der. Diğer yanımız "Daha vakit var. Biraz daha dinlenebilirsin" mesajı verir. Bu anlarda İlâhî kelâma kulak vermek son derece tesirli bir çözümdür: "İman edenlerin, Allah'ın ve haktan inmiş olanın zikri için kalplerinin 'saygı ve korku ile yumuşaması' zamanı gelmedi mi? Onlar, bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun bir süre geçmiş, böylece kalpleri de katılaşmış bulunanlar gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasık olanlardı"1 Zaman ve kalp anahtar kelimeler. "Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir."2 Mezkûr ayet ibret levhası hükmündedir. Risale-i Nur'daki pasaj bu hisseyi almamıza rehberlik ediyor: "Ey benî İsrâil ve ey benî Âdem! Zaaf ve acziniz içinde nasıl bir kalb taşıyorsunuz ki, öyle bir Zâtın evâmirine karşı o kalb, kasâvetle mukàvemet ediyor. Halbuki, o koca sert taşların tabaka-i muazzaması, o Zâtın evâmiri önünde kemâl-i inkıyadla karanlıkta nazik vazifelerini mükemmel ifâ ediyorlar. İtaatsizlik göstermiyorlar. Belki o taşlar, toprak üstünde bulunan bütün zevi'l-hayata, âb-ı hayatla beraber sair medâr-ı hayatlarına öyle bir hazînedarlık ediyor ve öyle bir adaletle taksimâta vesiledir ve öyle bir hikmetle tevziata vasıta oluyor ki, Hakîm-i Zülcelâlin dest-i kudretinde, balmumu gibi ve belki hava gibi yumuşaktır, mukàvemetsizdir ve azamet-i kudretine karşı secdededir."3 Koca koca taşların itaati bizler içinde güzel bir hüsn-ü misaldir. Mademki bu taşlar emir karşında yumuşuyor ve çok sayıda hikmetli vazifesini eda ediyor. İlk ayetteki soruyu tekrar hatırlayarak bitirelim: "Zamanı gelmedi?" 1- Hadid Suresi:16; 2- Bakara Suresi: 74; 3- Sözler, s. 226.

08 Haziran 2026 00:26

Cenk Çalık

Eskişehir'de Nur'lu Bir Okuma Programı

Hemen yerimize alarak bu Nur sofrasından istifade etmeye çalıştık. Ders sonrasında Özgür Ağabey başta olmak üzere Eskişehirli ağabey ve öğrenci kardeşlerimizle hemhâl olduk. Umumî derse kadar beş adet müzakere ders yapmayı planladık. Her katılımcı seçtiği müzakere mevzusunu okudu ve birlikte müzakere ederek daha derin bir şekilde idrak etmeye çalıştık. İkindi namazını Ak Cami'de kılarak Üstadın hatırasını yâd etmeye çalıştık. Misafir olduğumuzdan bizden ders okumamız istendi. İkinci derste eğitimci İbrahim Bıçakçı Ağabey anneler günü münasebetiyle Risale-i Nur'un farklı pasajlarından tesirli bir ders okudu. Bu vesileyle Özgür, Mevlüt, İbrahim Ağabeyler başta olmak üzere tüm Eskişehir cemaatine göstermiş oldukları misafirperverlik için çok teşekkür ediyor, Allah razı olsun diyoruz. En az bir haftalık verimi bir-iki günde Yüce Rabbimiz ihsan etti diye değerlendirme yaptık.

21 Mayıs 2026 00:05

Cenk Çalık

Her Şeye Yeniden Başlamak

143 sayfalık kitap 6 bölüm, 33 alt başlıktan oluşuyor. Doğrudan ya da dolaylı Risale-i Nur atıfları ise eserin en önemli alâmet-i fârikalarından biri olduğunu hatırlatalım. İkinci bölümde ezber bozan anekdotlar nazara veriliyor. Dördüncü bölüm en büyük düşmanımız olan nefis hakkında. Mü'min kardeşlerimize karşı davranışlarımız hususan izzet ve haysiyet davası gibi mühim mevzularda Risale-i Nur atıfları içimize su serpiyor. Beşinci bölüm müjdeli yorumlardan oluşuyor. Ayrıca yıllardır kendi ailemizde de uygulamaya çalıştığımız haftalık aile toplantıları yani meşveretlerin önemi ve kıymeti nazara veriliyor. Altıncı bölüm "model kişilikler" adıyla okumanın önemine dikkat çekiyor. Yıllar önce bir kitap fuarında gördüğüm "okumak yaşamaktır" sloganını doğruluyor… Yenilenmek için ilk adımı, "Her şeye yeniden başlamak" kitabını okuyarak atalım.

04 Mayıs 2026 01:58

Cenk Çalık

Eşit Olur Mu?

"Bu iki grubun örneği (iman ve inkâr edenler); kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir. Örnekçe bunlar eşit olur mu? Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?"1 "De ki: 'Hiç görmeyen (a'ma) ile gören (basiret sahibi) eşit olabilir mi? Veya karanlıklarla nur eşit olabilir mi?"2 "Allah şu örneği verdi: İki kişi; bunlardan birisi dilsiz, hiçbir şeye gücü yetmez ve herşeyiyle efendisinin üstünde (bir yük), o, onu hangi yöne gönderse bir hayır getirmez; şimdi bu, adaletle emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunanla eşit olabilir mi?"4 Mezkûr ayetlerde zıt kavramlara nazara verilmesinin çok sayıda hikmeti vardır. Engelli kardeşlerimizin hayatlarının ne kadar zor olduğu malûmdur. "Gerçek şudur ki kâfir bir iyilik yaptığı zaman, onun karşılığında kendisine dünyalık bir nimet verilir. Mümine gelince, Allah onun iyiliklerini âhirete saklar, dünyada da yaptığı kulluğa göre ona rızık verir."6 Peşin ücrete aldanan bir nefsimiz var. "Âdem zamanından beri tâği ve zâlim kavimlere vurduğu tokatlarla kendini pek kuvvetli ihsas ettiren bir adalet-i sermediye, elbette ve hiç şüphe getirmez ki, güneş gündüzsüz olmadığı gibi, o hikmet-i ezeliye, o adalet-i sermediye âhiretsiz olmazlar ve ölümde en zâlimlerin ve en mazlumların bir tarzda gitmelerindeki âkıbetsiz bir dehşetli haksızlığa, adaletsizliğe ve hikmetsizliğe hiçbir vechile müsaade etmezler."7 Tarih büyük bir sahne. 1- Hûd Sûresi,24; 2- Ra'd Sûresi, 16; 3- Nahl Sûresi,75; 4- Nahl Sûresi,76; 5- Kalem Sûresi, 35; 6- Müslim, Münâfıkîn 57; 7- Şualar, s.192-193.

21 Nisan 2026 00:34

Cenk Çalık

Daha Zalim Kimdir?

"4 1- En'am Suresi: 21.; 2- Bakara Suresi: 140.; 3- En'am Suresi: 93.; 4- En'am Suresi, 144.

20 Şubat 2026 00:09

Cenk Çalık

Madem Allah Var, Her Şey Var!

Cümleleri tahlil etmeden sadece kelimeler üzerinde düşünmek dahi insanın kendi anlama yolculuğunda ehemmiyetli bir mesafe almasına vesile oluyor. Bu kısıtlı hâl bizi ister istemez daha geniş imkân olup olmadığını düşündürtüyor. Esasen bu davet insanın içini açıyor. Zira sınırlı insan sınırsız Rabbine dayandığında iki cihanı da değişiyor. Bu bilgi ve iman; saadetin ve huzurun kapılarını sonuna kadar açıyor. Modern tabirle bir "farkındalık" oluşturuyor. Soruları uzatmak mümkün. Madem iki cihan saadeti istiyoruz, bunun için en doğru ve kâinattaki en yüksek hakikat olan iman yolundan gitmek mecburiyetindeyiz.

10 Şubat 2026 00:31

Cenk Çalık

Muhalefetten Muhabbete Risale-i Nur'u Tanıma Yolculuğum

Birden söz Risale-i Nur'a geldi. O zamana kadar ne Risale-i Nur'un, ne de Bediüzzaman Said Nursî'nin adını duymamıştım. Normal olarak "Okusan da anlamazsın" şeklindeki cümleler nefsime hoş gelmiyordu. "Ne yani bende mi anlayamam? Ben herkes gibi değilim. Herkes anlayamayabilir, ama ben anlayabilirim" mealindeki cümleler beynimde dönüp duruyordu. Başka bir Risale-i Nur cemaatinden bir ağabey haftada bir gün tüm odaları dolaşarak sohbete davet ediyordu. Onların Risale-i Nur okuduklarını öğrenince bu sefer katılmaya karar verdim. Her dersin sonunda "İyi ki gelmişim" diye bir his oluşuyordu. Bu hissin kaynağının Risale-i Nur olduğu belliydi. Zira sohbette Risale-i Nur eserleri okunuyordu. Özel sohbetlerimizde Abdullah Ağabeyin hep Risale-i Nur'a atıf yaparak düşüncelerini desteklediğini müşahede ettim. Ne zaman bir konuya girsek hemen Risale-i Nur referanslı cümlelerle mevzuyu açıklıyordu. Zira bu derslerden sonra gerçekten "hiçbir şey bilmediğimi" çok iyi idrak ettim. Risale-i Nur okuyan bir cemaatten çok sevdiğim bir kardeş: "Bugün bir sahafta 75 TL'ye ikinci el bir Külliyat satıldığını gördüm. Param olsaydı alacaktım" demişti. "Millet cemaate gitse bile herkes Külliyatı satın almıyor. Sen daha bir yere bağlı değilsin. Ona rağmen Külliyatı satın aldın. Sen herhangi bir cemaate girsen direkt seni 'Abi!' olarak alırlar." mealinde cümleler duyuyordum. Aklımda bir an önce Külliyatı okumak vardı. Şevkle Sözler'den başlıyor ve 10. Söze gelince bilmediğim bir sebepden dolayı devamı gelmiyordu. Araya aylar giriyor tekrar sözlerden başlıyor ve yine 10. Sözden sonrası gelmiyordu. Aylarca bu durum devam etti. Nihayet Ali Ağabeyimle Yeni Asya poşetinin vesileyse (Haşiye) hem Risale-i Nur'lara kesin dönüş yaptım, hem de Yeni Asya'ya gönülden bağlandım. İslam Yaşar Ağabeyin Yalova'daki bir derste söyledikleri benim Risale-i Nur'u tanıma ve okuma hikâyemin özeti gibidir: "Eğer anne-babanız'dan Risale-i Nurları tanımıyorsanız muhtemelen tanışma hikâyenizde kerametvârî bir hâl vardır." Gerçekten çok doğru bir tesbit.

26 Aralık 2025 01:54

Cenk Çalık

Muhteşem Bir İkram: Hizmet

Çare Risale-i Nur'da… Çok sayıda teşvikten sadece birini hatırlamak bile anlamak ve yaşamak isteyene gerekli mesajı verecektir: "Eski zamandan beri hiçbir cemaat, Risale-i Nur'un şakirtleri kadar hak ve hakikat mesleğinde pek çok iş görmekle beraber, pek az zahmetle kurtulmamışlar. Bizim hizmetimizin ondan birini yapanlar, zahmetimizin on mislini çekmişler. Demek biz, daima "Şükür ve elhamdülillâh" dedirten bir haldeyiz."1 Bütün zamanlar ve cemaatler! "Eski zamandan beri" ifadesini Hz. Âdem'den (as) itibaren düşünebiliriz. "Risale-i Nur'un şakirtleri kadar" ifadesi bütün iman ve Kur'ân hizmeti yapan talebeler ile Risale-i Nur talebeleri mukayese için ayrıldığına işarettir. "Pek az zahmetle kurtulmamışlar" tespiti en az zahmet çekenlerin Risale-i Nur talebeleri olduğunu nazara verir. Ne söylememiz gerekir? "Demek biz, daima "Şükür ve elhamdülillâh" dedirten bir haldeyiz." Evet sonsuz hamd olsun ki Risale-i Nur'u tanıyıp, bu aziz cemaatin bir ferdi olmamız ihsan edilmiş. 1- Kastamonu Lâhikası, s. 13; 2- Mektubat, s. 416

06 Aralık 2025 00:24

Cenk Çalık

Saadet Ve Huzur Adresi, Sohbet

"Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter."1 Bu hadisi daha öncede defalarca duymuş olmama rağmen o anda ruhumda fırtınalar koptu. Gayr-ı ihtiyarî bu hadisle sohbetlerimiz ve hizmetlerimiz arasında bir bağ olduğunu düşündüm. Modern insan çıkmazı! "Modern insan" kalabalıklar içinde yalnızlığı tüm hücreleriyle yaşıyor. "Sosyal medyada 5000 arkadaşım var, ama içimi dökecek tek bir arkadaşım yok." itiraflarını çokça işitiyoruz. Hatta şu an dünyada yaşayan 8 milyar insan içinde en mutlu, huzurlu, dertsiz, kedersiz insanların Risale-i Nur talebeleri olduğunu pek çok lâhikalardaki pasajlardan öğreniyoruz. Bu durum aynı zamanda; "Nurlarla ya okumak veya okutmak veya yazmak suretindeki meşguliyet, tecrübelerle kalbe ferah, ruha rahat, rızka bereket, vücuda sıhhat veriyor."2 hakikatini akla getiriyor. Dünyanın en keyifli ve kazançlı meşguliyeti içindeyiz. 1- Müslim, Birr 58; 2- Şualar, s. 418.

21 Kasım 2025 00:35

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha