
Meşveret, emr-i İlâhî olması hasebiyle en evvel mühim bir ibadettir. "Tesanüdümüzden hasıl olan şahs-ı manevînin fevkalade ehemmiyet ve kıymeti ve üstadlığı ve irşadı bize kafidir" demektir. Hareket noktası emr-i İlâhî olan meşveret, affa müstehak olmak demektir… Meşveret, her kararı oybirliği ile almak değildir. "Benim fikrime muhalif karar çıktı öyleyse bu karar yanlıştır, isabetsizdir" diye hareket etmek değildir. - İstişarenin, Kur'ân'da emrediliyor olması; cemaati temsilen seçilmiş meşveret heyetlerince alınan kararların, daha isabetli kararlar olduğunu açıkça göstermektedir. Hem, hakikat nazarı ile bakıldığında meşveretlerde isabetsiz karar zaten yoktur. - Bizzat ortaya çıkaracağı sonuçları isabetsiz gibi görünen o kararlara da bir sevap veriliyor olması ispat eder ki, hakikat noktasında isabetsiz karar yoktur. "Daha büyük hayırları elde etmek için cüz'î şerler kabul edilir" kaidesine uygun kararlardır. Üstad'ın bu manadaki ifadeleri kesin bir delildir ki hakikî isabetsizlik meşveretin yapılmamasıdır. Elhasıl: Şahsî ve cüz'î hırslarımızı ve hissiyatlarımızı bir tarafa bırakıp, affa müstehak olmamıza sebep olacak meşveret ibadetinin hukukuna sahip çıkmalıyız…
Kaynak: Yeni Asya
25 Haziran 2026 00:55
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.