
"En son hatırladığım yatsı ezanları okunmaya başladı biz hâlâ mangalı yakamadık." Bayramdan önce mangalımızı aldık kömür ve çalı çırpı hazırladık sözde bacanakla başına geçip mangal sefası yapacağız ete doyacağız... Herkes homurdanmaya başladı. Hanımlar bir yandan çocuklar bir yandan söyleniyor, "siz hiç mi mangal yakmadınız?" diye. "Evet" dedik hayatımızda hiç mangalla işimiz olmadı, hep hazıra konduk; iş başa düşünce yiğitlik yaptık, yakarız sandık ne bilelim mangalın da kendince yolu yöntemi varmış; altı açılacakmış üstü harlanacakmış önce alevler iyice kızıp sönmeye başlayacakmış falan... Neredeyse gece yarısı oldu yarım yamalak yaktığımız mangalla az pişmiş az pişmemiş etleri mecburen yemeğe başladık... Yoksa "açlık sofuluğu bozdurur" derler biz daha çok mangal yakamayız... Çalı çırpı toplayıp semaveri yaktık biraz ısınınca kenarlarına suyu koyduk iki üç dakika geçti geçmedi tüm semaverin kenarlarından su sızmaya başladı. Ben söylenmeye başladım "ta Erzurum'dan taşıdım delik semaveri satmışlar" diyerek kızıyorum.
Kaynak: Türkiye
05 Haziran 2026 02:11
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Ah O Eski Köy Kahvehaneleri
Kaymakam Bey "Gördes Kültür Envanteri hazırlanacak. Sizi görevlendiriyorum" dedi. Gördes'in sabahları başka olurdu… "Kaymakam Bey sizi çağırıyor hocam…" Birbirimize baktık. "Hayırdır inşallah…" dedi. "Köy köy dolaşılacak. Gelenekler, yatırlar, dedeler, eski oyunlar, türküler… Ne varsa kayıt altına alınacak. Bu kültür kaybolmadan yazılmalı." Ercan hocamın gözleri parladı. "Ercan Bey de bunları yazılı hâle getirecek. Fotoğrafları düzenleyecek." Kaymakamlığın kapısından çıktığımızda Ercan hocam omzuma vurdu. "Basri hocam" dedi gülerek, "biz artık yarı öğretmen yarı seyyah olduk." Ben de güldüm. "Yolumuz uzun hocam…" Ve gerçekten uzundu.
15 Haziran 2026 02:25

Bakla Pişirmeyen Restoran
"Gördüğün gibi Rabbim verdikçe verdi. Ama bu baklanın kıymetini pek kimse bilmiyor." Hayatlarında ilk defa tatile gidiyorlardı. Yanlarına gelen işletme sahibine; -Maşallah bayağı bakla ekmişsiniz. "Buyur abla istediğin kadar bakla topla. İnan beni mutlu edersiniz. Ben bu baklayı yüzde yüz tabii gübresi ile ektim. Hiçbir ilaç kullanmadım. Gördüğün gibi Rabbim verdikçe verdi. Bu baklanın kıymetini kimse bilmiyor. Bu baklayı benden ilk isteyen sensin. Bu beni son derece mutlu etti. Bu baklanın vücuda faydaları saymakla bitmez... Ama ne yazık ki kimse bunu bilmiyor, bilse bile değer vermiyor. Bu aslında bir sebze değil bir nevi ilaç ilaç..." Emine işletme sahibinin uzattığı poşete bakla topladıktan sonra yola revan oldular. Bakla yoktu... Emine ve kocası şaşkındı. Restoran şefine elindeki bakla poşetini göstererek; "Hanımefendi galiba şaka yapıyorsunuz. Özür dilerim ama bunca yemek arasında olmayan baklayı mı buldunuz?" "Ben baklayı çok seven biriyim. Belki benim gibi seven birisi daha vardır." "Maalesef hanımefendi. Tesisimizin kuralları var. Dışarıdan gelen hiçbir şeyi pişiremiyoruz" Tesiste kaldıkları beş gün boyunca bir gün bile bakla çıkmaz. Memleketine döndüğünde "tatil nasıl geçti?" diyen komşularına da her şeyi bırakıp bu olayı anlatır.
14 Haziran 2026 02:18

Kilo İle Saman Satışı
"Atasözleri de asırlarca elekten elene elene eleğin üzerinde kalmış billur gibi sözlerdir." "Sakla samanı gelir zamanı" konulu hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum... Kar yağışının ardından bir ayaz oldu ve karlar dondu. Hava eksi 10 derecenin üzeri. Babam, çalışanımız olan Şehmuz'la samanlığın diplerde kalan samanları toparladılar. Ben o yörede kilo ile saman satışına ilk defa şahit oldum. Babamın bana abartılı gelen "sakla samanı gelir zamanı, sakladım samanı geldi zamanı sattım samanı aldım bu hanı" sözünü bizatihi acılarını çeke çeke o yıl hep beraber ahaliyle yaşadık... Komşumuz o yıl bahar ayında Muş'a gitti 5000'lik sıfır bir Ford traktör aldı. Saklanan saman parasıyla alınan o traktör hâlâ duruyor... Yıllar sonra bu yaşadığımız zorlu kış şartlarını samanın kıymetin babamla sohbet ederken, rahmetli babam "Müslümanlar iktisatlı olmak zorundayız. Milletler kimseye muhtaç olmadan gıda, barınma, enerji ve savunmada kendisine yetecek hâle geldiğinde ancak bağımsız ve hür olur" derdi...
12 Haziran 2026 02:21

Sakla Samanı Gelir Zamanı
"Sakla samanı gelir zamanı, sakladım samanı geldi zamanı, sattım samanı aldım bu hanı..." Zaman değişiyor, değişimle beraber bazı atasözleri unutuluyor; onlar da hızla ilerleyen dijital teknoloji ve sosyal medya karşısında eriyip gidiyor. "Sakla samanı gelir zamanı." Hanın üzerindeki yazı ise şöyleymiş: "Sakla samanı gelir zamanı, sakladım samanı geldi zamanı, sattım samanı aldım bu hanı." Adamın birkaç yıllık samanı satılmamış. "Yahu Mehmet Efendi, Allah her sene ekini de samanı da bol veriyor ne saklarsın bu kadar samanı, yak gitsin!" Mehmet Efendi de onunla alay edenlere hep "sakla samanı gelir zamanı" atasözünü hatırlatırmış. O parayla şehirde bir han satın alır ve hanın üzerine de: "Sakla samanı gelir zamanı, sakladım samanı geldi zamanı; sattım samanı aldım bu hanı" yazısını yazdırır... Yıl, 1971... Malazgirt'te köyde yaşıyoruz. Kimsede ot da kalmadı saman da... "Hayvanlar meralarda otlanıyor hava güzel bahar erken geldi" diye herkes rahat. Bu yazın bu samanlar artık çürür gider" deyip dururlardı. Nisan ayının yirmisiydi.
11 Haziran 2026 02:32

Hüdavendigâr Camii'nde...
"İkinci rekâtın sonunda selamı verdim ama kafamı geriye çevirip de bakamıyordum..." Memleketimizin çoğu şehirlerini gördüm. Bursa da 1995 yılından itibaren çok iyi bir çevrenin içinde bulunmam da Allahü tealanın bir lütfu. Biliyorsunuz Bursa'da Çekirge semtinin üst tarafında şehit Padişah I. Murat Hüdavendigâr'ın mübarek kabirleri ve karşısında da camisi bulunmaktadır. "Bir kişi gelir de farzı cemaatle kılarım" diye bekledim. Güneş doğmasına son on dakika kalana kadar beklediğimde "Ya Rabbi bana bir kişi gönder de cemaat sevabını kaçırmayayım" diye dua ettim ve sesli olarak farzı kılmaya başladım. Ben bu kişinin Padişahımız I. Murat Hüdavendigâr olduğuna yürekten inanıyorum. Ağlaya ağlaya anlatıyor ve "orada bulunan herkes de ağlıyordu" demişti... Ünal Bolat'ın önceki yazıları...
10 Haziran 2026 02:23

"Ben Sizi Tanıyorum" Sürprizi
"Çok sevdiğim bir cerrah arkadaşımla karşılaştım ve bunların hepsini ona da anlattım." Hatırama bugün de devam ediyorum... Benim ameliyat olduğum gün çok değişik hastalıklardan 70 ameliyat olduğunu duydum. Kuzu kuzu yatarken salondan geçen bir doktor bana baktı ve "Aaaa ben sizi tanıyorum. Nasılsınız, kendinizi nasıl hissediyorsunuz" dedi. Ben de kendisine "teşekkür ediyorum gayet iyiyim, ben de sizi maskeli olsanız da tanıdım. Siz benim ameliyat raporumu onaylayan doktor hanımsınız. O gün sadece bana değil gelen herkese çok iyi davranan pozitif bir insan olduğunuzu gördüm. İşinizi severek yapıyorsunuz, Rabbim sizden razı olsun" dedim. "Çok doğru söylüyorsunuz, benim kardeşim de anestezi doktoru, anlattıklarınızı ona da anlatacağım" dedi... Buna rağmen ameliyat öncesi ve sonrasındaki hastanın garipliğini anlatışımdan etkilenip "bunu bütün personele söyleyeceğim" dedi...
09 Haziran 2026 02:34

Tecrübeli Bir Hasta Olarak...
"Çaresiz teslim olmuş hâlde yatıyor, geçen zamanın süresini tahmin edemiyordum." Ameliyathanelerin soğuk yüzünü çok iyi biliyorum. Geçmişte altı defa genel anestezi gerektiren ve ikisi de çok ciddi olan ameliyat geçirmiştim. Geçen ay bu defa lokal anestezili bir ameliyat daha geçirdim. O da birtakım tahlil ve tetkiklerle birlikte Dahiliye, Kardiyoloji ve Göğüs Hastalıklarından da muayene ve ameliyat için rapor istemişti. Anestezi raporunu bir sonraki gün ameliyatımı yapacak olan doktoruma götürdüğümde ameliyat günü belirlendi ve bana bu tarihi anestezi doktoruna da onaylatmamı istedi. Bu defa gittiğim anestezi doktoru yine bir başkasıydı ve işin ilginci ameliyat günümde anestezi doktorum da yine başka biri olmuştu. Yani bu ameliyat safhasında dört ayrı anestezi doktoru ile tanışmıştım ve hepsi de bayan doktordu.
08 Haziran 2026 02:22

Başkası Da Olsa Aynısını Yapardım
"Babam tüm ısrarlara rağmen 'aracın sigortası olmadan anahtarı teslim edemeyiz' diyor." İhlas Pazarlamanın; KİA, Subaru, Citroen'in Türkiye distribütörü olduğu yıllarda Nazilli'de KİA bayiliği yapıyoruz. Rahmetli babam Ahmed Hattatoğlu tüm bu ısrarlara rağmen "Efendim aracın sigortası olmadan anahtarı teslim edemeyiz" diyerek aracı teslim etmiyor. Israrlar artınca babam diyor ki: "Kardeşim yanlış anlamayın. İsterseniz satıştan vazgeçin ve paranızı iade edeyim. İşlemleri de iptal edebiliriz. Bunlarda sıkıntı yok. Ama şu kadarını bilmenizi istiyorum ki aracın sigortası yapılmadan aracı trafiğe çıkartmam..." İş adamı abimiz biraz kızgın ve üzgün ama daha da ısrar edemiyor çekip gidiyor... Ertesi gün işlemler tamamlanınca yani sigortası da yapılınca aracını teslim ediyorlar.
07 Haziran 2026 02:35

"Ikinci Bir Esareti Yaşayamam"
"Ondan bize bir buçuk saatlik, aşkla, şevkle, heyecanla anlattığı askerlik hatırası kaldı." Kore Gazisi Ahmet Amca'dan dinlediklerimi anlatmaya devam ediyorum... Oradan da Ankara Etimesgut'a gönderdiler. Danimarka vapurlarına bindirip bizi Güney Kore Seul'e gönderdiler. Bir dağı çıkmak için 3000 kişi o mevkiyi sardık, İngilizler 1000 kişi idi. Onlar bozguna uğrayınca, biz ilerledik ama 1000 kişiden 350 kişi kaldık. Bizi esir aldılar. Oradaki esir kampına kapattılar, iki yıl aç kaldık. "Açlıktan ölüp gideceğiz. Ya bizim yiyeceğimizi arttırsınlar ya da biz emirlere uymayacağız" dediler. Askere giderken bir yaşında olan oğlum 10 yaşına girmişti. "Devletim için 10 yıllık esaretim bitti. Rızık Allah'tandır. Hürriyetime kavuştuktan sonra iş için tekrar esarete giremem" dedim... Nurlar içinde yat Ahmet Amca, mekânın cennet olsun.
04 Haziran 2026 02:16

İki Avuç Mısır Hikâyesi
"Bize Kore'ye gideceğimiz söylendi. Biz de Kore'yi Türkiye'nin içinde bir yer sanıyorduk!" Büyükorhan'da öğretmenlik yaptığım yıllarda bir panel düzenlemiştik. Kore Gazisi Ahmet Amcaymış... Bana o yolculukta "iki avuç mısır" adlı hikâyesini anlatmıştı. Ahmet Amca Büyükorhan'ın Sarnıç Mahallesi'ndendi. Ahmet Amca ile bir sohbet edip onu kayıt altına almak için Ahmet Amcanın yeğeni Kur'ân kursu öğretmeni Ümmet Hocayla beraber köye gittik... Ahmet Amca bizim için bir ziyafet hazırlamıştı. Ahmet Amca âdeta bir hazineydi. Ben söyleşi yaptım, yeğeni de bizi sesli bir şekilde görüntüledi, kayıt altına aldı.
03 Haziran 2026 02:25

Doktor Yusuf Kılıç'ın Ardından...
"Tıp Fakültesi son sınıftı. Atanmasına sayılı günler vardı. Konu şimdi evliliğine gelmişti." 19 Mayıs 2026 Salı akşamı telefonum yıkıcı haberin gelişiyle çaldı. İhlas Vakfı Kayseri Yurdumuz'un öğrencisi, Tıp Fakültesi son sınıfta okuyan Yusuf Kılıç'ın vefat haberi geldi. Zira 1 haftadır bizim gündemimiz Yusuf'tu. 1 hafta önce İhlas Vakfı Kayseri Yurdu'nda konferansım vardı. Biri de Yusuf'tu. Biz Yusuf'la gece 1'e kadar sohbet ettik o gün. Aslında kendisi getirmişti: "Abi ev hanımı olabilecek, saliha bir hanım istiyorum, sizin de çevrenizde varsa" dedi. Eşimle 1 haftadır görüştürecek kız düşündüğümüz, hatta vefat ettiği gün öğlen yemeğimizi yerken "Yahu bizim çevremizde hep bekâr erkek dolu, bekâr kız da hiç yok ki" diyerek şakasını yaptığımız gencin akşamına ölüm haberini almak çok başka yıktı bizi. Ben teşhis ederken "Kızım kalk, üşürsün burada" diyorum.
01 Haziran 2026 02:24

Ses Sizden Mi Geliyor?
"Aşırı ses hem yakınımda geliyor hem sağa sola baktığımda yerini fark edemiyordum..." Karşımda oturan etine dolgun kırmızı yüzlü biraz da çekik gözlü beyefendinin ayakta duran oğlu, telefonunu kurcalamaya devam ediyordu. Şöyle arkama doğru baktım "bu aşırı yüksek ses nereden geliyor?" Sağıma soluma böyle bakarak rahatsız olduğumu da karşımdaki turistin de anlayacağını hesap ediyorum güya... Derken başımda dikilen genç kadınla beyefendi de "ses de sonuna kadar açık" diye mırıldandılar... Sadece "Acaba ses sizden mi geliyor?" tarzında bir el işareti bile yeterli olabilir... Şöyle göz göze geldiğimiz bir anda yüzüme mütebessim hâlimi takındım ve telefonunu işaret ederek "acaba ses sizden mi geliyor?" diyerek işaret ettim. Meğer turist sandığım beyefendi benden daha "yurdum insanı." Gülümseyerek dedi ki: "Amca ses sizin telefonunuzdan geliyor!" Ben öyle deyince yanı başımdaki gençler de gülerek: "Evet amca senin telefondan geliyor" dediler. "Hay Allah!" diyerek hemen gırtlağını sıkar gibi yan düğmesine basıp susturdum ama gülüşmeler benim hâlime idi... "Meğer ses amcanın kendi telefonundan geliyormuş" diyerek gülen gülene...
31 Mayıs 2026 02:37