×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Koltuk İçin Memleketi Yakıyorlar

Emekliler ayakta, sendikalar "Temmuz ayında yeni asgari ücret" diyerek meydanlara çıkmaya hazırlanıyor. ERDOĞAN'IN EZBERİ İktidar 24 yıl içinde öyle yıpradı ki sokağa çıkıp vatandaşla çay içip iki laf edemeyecek düzeye geldi. Hele kararsızlar dağıtılınca hâlâ yüzde 30'lar civarında çıkan AKP oyları öfkenin yanından bile geçemiyor. Yüzde 30 AKP üyeleri için bile inandırıcı olmaktan çok uzak. Bu soru, "Asla oy vermem dediğiniz parti var mı?" sorusuydu. AKP çoktan "asla" tercih edilemeyecekler arasına girdi bile. Yine aynı kibirden dolayı ardından gelişen 19 Mart itirazını doğru kavrayamadı. Dönüp dolaşıp 19 Mart itirazının nedenini Özgür Özel'e ve CHP'nin varlığına bağladı. Konusu ve öznesi değişse de yeni bir "ama montaj ama değil" dönemi yine Erdoğan eliyle başlatılmış oldu. Çünkü hangi mesele olursa olsun, konu kim ya da ne olursa olsun halkın sorduğu tek bir soru var: "Bu durum kimin işine yarıyor?" Yurttaşın bu durumda olması Özgür Özel'in ve CHP kurmaylarının ruh hâlini de belirliyor. Salı günü Meclis'te Özgür Özel'le yaptığımız görüşmemiz bu fikri teyit eder nitelikteydi. Bunun arkasında yatan esas motivasyon da sohbetimiz sırasında Özel'in Rize mitingine işaretle söylediği "halk üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor" değerlendirmesinde saklı.

Yaşar Aydın

Kaynak: Birgün

14 Mayıs 2026 05:00

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Yaşar Aydın

Erdoğan, Bahçeli, Kılıçdaroğlu Yetmez: Atı Alan Çoktan Üsküdar'ı Geçti

Erdoğan'ın 16 Nisan 2017 referandumu sonrasında söylediği "Atı alan Üsküdar'ı geçti" sözüyle başlayalım. Evet atı alan çoktan Üsküdar'ı geçtiği doğru, ancak bu kez atın üzerinde olan iktidar değil, değişim iradesinin ta kendisi. Liste daha uzun olmakla birlikte: Muhalefeti bölmek için Öcalan üzerinden yürütülen pragmatik süreçler, ana muhalefeti iç tartışmalarla felç etme hamleleri, Deniz Göktaş örneğinde gördüğümüz üzere tüm toplumsal kesimlere gözdağı vermeleri... Üstelik küresel konjonktür de Ankara'da toplanacak NATO zirvesi ve Trump'ın rasyonalist dış politikasıyla iktidara aradığı uluslararası meşruiyet alanını sunuyor görülebilir. Evet, mühendislik buraya kadar tıkır tıkır işliyor. "Bu iş bitti" dedirtmek, toplumu hedefsiz ve adaysız bir seçime sürüklemek istedikleri açık. Buna rağmen "anketlerin hiçbir önemi yok" diyerek verileri görmezden gelemeyiz. Ancak mevcut anketlerin ölçemediği şey, toplumun yüzeydeki "sessizliği" ile rejim karşısındaki "kesin kararlılığı" arasındaki makastır. Ve bu irade artık sadece "öfke" aşamasında durmuyor, kendi koruma mekanizmalarını yaratıyor. Matematik de sosyoloji de net: İktidar için zaman daralıyor ve bu sefer atı alanlar, Üsküdar'ı çoktan geçti.

06 Temmuz 2026 05:00

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Yaşar Aydın

'Cumhur'da Ne Oluyor' Dizisinde Yeni Bölüm: Akın Gürlek Damada Karşı

Tamar Tanrıyar'ın tehdidi ve sonrasında gözaltı kararını daha da ilginç kılan "arkasında kim var" sorusuna ilişkin öne çıkan isimler. Ama bu kez de Sabah gazetesinin "etkili" yazarlarından bir ismin sosyal medya paylaşımı geldi. Dilek Güngör, "hedef alma", "Turkuaz Medya" ve "boy" meselesini aynı cümle içinde kullanırken hiç kuşkusuz meselenin Bakan Akın Gürlek'e kadar ilerleyeceğini biliyordu. "EFSANE BÜYÜK BAŞKAN" Bugünlerde AKP içinde "iç iktidar" tartışmaları aldı başını gidiyor. Televizyon ekranlarında bu tartışma sürerken AKP'nin 25'inci kuruluş yılı münasebetiyle yapılan törende bir şarkı duyuldu. Konu AKP'ydi ama şarkı Erdoğan için hazırlanmıştı: "Efsane büyük başkan." Toplantıda ayakta alkışlanan şarkı, Erdoğan'ın konuşması her şey çok normal ve olması gerektiği gibiydi. Evet, yaşananlar "Erdoğan sonrası" tartışması. O yüzden "AKP'de Gürlek rahatsızlığı var, Saray, Fidan uyardı" gibi kulislere çok fazla rastlamaya başladık. ERDOĞAN "TEK ADAM" MI? Üç gün içinde açılan kapanan üniversiteler, geri alınan atamalar ya da peşi sıra gelen operasyonlar konusunda iktidar cephesinde mutlaka bir tarafın rahatsızlığı oluşuyor. Ama asla Erdoğan eleştirilmiyor. Son olarak eski HDP Eş Başkanı Demirtaş'ın mektubunda Erdoğan'a atfen "Kendisi de gayet net farkındadır ki olası enkazdan ganimet kapmaya hazırlanan fırsatçılar, rant peşinde kırk takla atan şaklabanlar, yağcılıkta sınır tanımayan riyakarlar etrafına giderek daha fazla toplanmaya başladı" tespiti vardı. • Ve hala Erdoğan'a destek verecek ikinci, üçüncü isim çıkmış durumda değil. • Her tartışmada Berat Albayrak, Akın Gürlek, Hakan Fidan ve Bilal Erdoğan gibi isimler geçiyor. Elinde bir parti kalmamasını "fırsata çevirmiş" gözüküyor. Meşruiyetini dışarıda ya da kişide arayan siyasetin sonu geldi. Erdoğan'la ya da Erdoğan olmadan bu siyasetin başarı şansı kalmadı.

29 Haziran 2026 05:00

Yaşar Aydın

Yenikapı Çağrısı Monarşi Davetidir

Partisinin Meclis grup toplantısında konuşan AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı'nın "Terörsüz Türkiye" adını verdiği süreci, " Yenikapı Ruhu"nun yeniden vücut bulacağı zemin olarak tanımladı. Erdoğan; 15 Temmuz darbe girişiminin ardından iktidarın ve düzen muhalefeti temsilcilerinin bir araya geldiği mitingden adını alan "Yenikapı Ruhu" arayışında olanları, "çözüm süreci"nde birleşmeye çağırdı. Hatırlanacağı gibi İstanbul Yenikapı'da, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, 7 Ağustos günü aralarında AKP, CHP ve MHP'nin de bulunduğu bir miting düzenlenmiş ve sonrasında ülke tam anlamıyla bu rüzgârla yönetilmişti. Uzun süren OHAL süreci, 16 Nisan 2017'de yaşanan referandum ve bir yıl sonra yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi ülkeyi adım adım bu noktaya taşıdı. Daha baskıcı, daha otoriter, seçimi ve sandığı anlamsız kılacak rejimde "Tek Adam 2.0" versiyonunu devreye sokacak. Bunun için "Yenikapı 2.0"ı inşa etmek istiyor. "Terörsüz Türkiye" adı verdikleri bu yeni düzlemde, Orta Doğu'daki gelişmeleri de arkalarına alarak Kürt siyasetini de kapsama alanı içine almaya çalışıyorlar. Erdoğan dün Meclis çıkışında yaptığı değerlendirmede Temmuz ayına işaret ederek "Gelişme yaşanacak" dedi. KURGUNUN ÖN ŞARTI: CHP'NİN DAĞILMASI Erdoğan ve Saray bileşenleri Kürt seçmenini "cepte" olarak görebilir. Ömer Çelik'in DEM'e yaptığı "CHP'den uzaklaş" çağrısının arkasında da bu anlayış var. Hem "Terörsüz Türkiye" sürecinin ilerlemesi hem de ülkede toplumsal muhalefetin geriletilmesi için CHP'yi ciddi bir sorun alanı olarak gördüler. "Terörsüz Türkiye"yi kaldırınca Yenikapı Ruhu, onu kaldırınca da Barack'ın merhametli monarşisi çıkacaktır.

25 Haziran 2026 06:06

Yaşar Aydın

Trump, Erdoğan, Kılıçdaroğlu: Üç İsimden Tek Siyaset

Bir yandan Kılıçdaroğlu'nun arınma, diğer yandan Özgür Özel'in ayrılma tartışması medyanın birinci gündemi durumunda. Kılıçdaroğlu'nun başlattığı "arınma" tartışmasının gideceği yer, Sözcü TV'de kurulmuş oyuncak bebeğin tekrarladığı fikirlerle ortaya çıktı. Özgür Özel ve ekibinin vereceği " CHP'den ayrılmak ya da parti içinde kalmak" kararı tartışması ise önümüzdeki bir ay boyunca gündemden düşecek gibi görünmüyor. O yüzden ilgi çok fazla. Bir ay içerisinde ya CHP'de kurultay olacak ya da yeni bir yol açılacak. Muhtemeldir ki bu sorunun yanıtını Kılıçdaroğlu da bilmiyor. Saray'dakiler CHP'nin nasıl devam edeceğine karar verdiğinde, bizimle birlikte Kılıçdaroğlu da öğrenmiş olacak ve o zaman gereğini yapacaktır. Türkiye'de yaklaşık 45 yıldır siyaset halk olmadan yapılıyor. Hatırlanacağı gibi Bahçeli ve Erdoğan, CHP Lideri Özel'e bir yıldır "Ankara'da siyaset yap" çağrısında bulunuyordu. Bu aslında "eski köye yeni adet getirme, biz bize halledelim" çağrısıydı. Kılıçdaroğlu, tıpkı Bahçeli ve Erdoğan gibi elitlerin siyasetine inanan bir isimdi ve görev ona verildi. Artık yeni bir yol açıldı. Ama bu yol, iktidar tarafından döşenen mayınlarla dolu. Bu fikri destekleyen Kılıçdaroğlu, olan bitenin "parti içinde haksızlığa uğramış bir kesime yargı yoluyla hakkının teslim edilmesi" olarak kabul edilmesini istiyor. Bugün ülkede ihtiyaç duyulan şey daha büyük bir CHP kurmak değil. Bu anlamıyla "Kaç milletvekili yeni partiye katılır, oyu ne olur, lideri kim olur?" tartışmaları, iktidar tarafından uydurulmuş bir tuzaktır ve kulak kabartacak öneme sahip değildir. Başka bir yol şart. Kalan muhalefet güçleri de ya "çözüm süreci" gibi bazı hamlelerle etkisiz hale getirilecek ya da operasyon ve tutuklamalarla denklem dışına itilecekti. Sonrasında Erdoğan, Bahçeli, Kılıçdaroğlu ve diğerlerinin içinde olacağı yeni bir oyun sahneye konulabilecek; iktidar iktidar rolünü, muhalefet de kendi rolünü oynamaya devam edebilir. Tarlada, sınıfta, iş yerinde, sokakta yaşanan her sorunun arkasında iktidar olduğunu bilen CHP'nin seçilmiş yönetimi, kuşkusuz ki partide olan bitenin arkasındakileri de iyi tanıyordur.

22 Haziran 2026 05:00

Yaşar Aydın

İktidarın Envanterinde Halk Muhalefetini Yenecek Silah Yok: Mutlak Butlan Saray'a Yetmez

Ülkenin dörtte üçü içinde bulunduğu durumdan memnun değil. Durum öyle bir noktaya geldi ki, "bıktık, artık yeter, dayanacak güç kalmadı, artık gitsinler, değişsin" kelimeleri Türkiye'de milyonlarca insanın ruh halini anlatan kesişim noktası oldu. Türkiye, 103 yıllık Cumhuriyet tarihinin en hareketli dönemini yaşıyor. İster adına "dip dalga" ister "büyük depremin habercisi" denilsin ortadaki gerçek ülkedeki fay hatlarının harekete geçtiğidir. Seçim ve siyasi partiler yasasının antidemokratik yapısından kaynaklı donmuş, liderlerin inisiyatifiyle ilerleyen siyaset AKP'nin 25 yıllık iktidarını kolaylaştırıcı etken oldu. CHP'yi yaklaşık 30 yıl Baykal ve Kılıçdaroğlu yönetirken bu dönem boyunca sahneyi Erdoğan ve Bahçeli ile paylaştılar. Erdoğan ve Bahçeli siyasetin bu yeni durumuna 15 yıldır alışamadı. Bahçeli'nin muhalefete seslenirken kurduğu 'sokaktan uzak dur', 'Ankara'ya dön' çağrılarının ya da Erdoğan'ın "milli ve yerli" tanımlamalarının arkasında da bu arzu var. Tam da bu noktada, CHP üzerinde sallandırılan ' mutlak butlan ' kılıcı ve yargı eliyle kurultayın iptal edilmesi süreci, iktidarın o çok sevdiği eski siyaset envanterinin en taze örneğidir. Ülkenin neredeyse yüzde 80'i var. Hem de daha önce denenen "Millet İttifakı" gibi sadece seçim aritmetiğine dayalı, liderlerin masa başında kurduğu bir ittifak değil, hayatın doğal akışında oluşan organik bir cephe duruyor. Burada muhalefet partilerinin/örgütlerinin ülkenin her köşesinde açığa çıkan "dip dalgayla" kuracağı ilişki biçimi çok kritik önem kazanıyor. Ancak lideri olmayan, sokaktaki kadının, fabrikadaki işçinin, geleceksiz kalan gencin ortak "ortak yaşam çığlığına" karşı üretebileceği bir argüman ya da baskı aracı yoktur.

08 Haziran 2026 05:00

Yaşar Aydın

Erdoğanizm Yolunda Tam Yol İleri: Mutlak Butlanın Monarşiyle İlgisi Ne?

Türkiye bir haftayı aşkın bir süredir CHP'deki mutlak butlan atamasını konuşuyor. Mutlak butlan kararı ile CHP'ye yeniden genel başkan olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu parti merkezine polis eşliğinde girdi. Kılıçdaroğlu ve ekibi yaklaşık 10 gündür neredeyse tek bir kalemden çıkmış biçimde parti içi arınma/temizlik cümleleri kuruyor. Kılıçdaroğlu'nun FETÖ ve ardından Bülent Kuşoğlu'nun butlan operasyonunda "devlet parmağı" vurgusu, benzer şekilde Saray'ın önündeki hendeği tahkim etmeye dönük tutum alışın ifadesi. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin son iki yıldır yaptığı çıkışlar; "devlet aklı", "siyasetin ombudsmanı" gibi sıfatlarla anıldı. Çözüm sürecini başlatan Meclis'teki DEM tokalaşması, PKK'nın kurucu önderi Öcalan çıkışı, umut hakkı ve son olarak da CHP'de yaşanan mutlak butlan vakasına dahil olma biçimiyle atak bir Bahçeli portresiyle karşı karşıyayız. Hiç kuşkusuz Bahçeli'yi atak hale getiren, ABD'nin Suriye üzerinden Ortadoğu'ya yaptığı müdahale ve ardından Cumhur İttifakı'nın "iç cepheyi güçlendirelim" çağrısı oldu. Cumhur İttifakı, ABD projesini iktidarını kurtarmanın yolu olarak gördü ve dört elle sarıldı. Söylemleri zaman zaman " Erdoğan'a ayar verdi", "Trump'a çizgi çekti" gibi kavramlarla tariflense de ortada ne farklı bir görüş ne de ABD projesine karşı duruş vardı. Devlet Bahçeli'nin Terörsüz Türkiye adını verdiği sürece de CHP'deki butlan tartışmasına da dahil olma biçimi, yine ona verilen görev çerçevesinde oldu. Her defasında beklenti yaratır, "şimdi olacak" duygusunun yeniden yeşermesini sağlar. KEMAL BEY MESELESİ CHP'ye mutlak butlan olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu muhalif kamuoyunda çok sert eleştirildi. "Kimin işine yaradı, yaramaya devam ediyor?" sorusu sorulmadan bugünkü mesele tartışılamaz. Kılıçdaroğlu görevini "CHP'yi bazı CHP'lilerden kurtarmak" olarak çiziyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nun Suriye, Terörsüz Türkiye gibi başlıklarda aldığı tutum ve konuya dair değerlendirmeleri iktidarla çelişir değil. Tüm bu değerlendirmeler üst üste konulduğunda, Erdoğan'ın aylar önce işaret ettiği "yerli/milli muhalefet" rolünün de sahibi netleşmiş oluyor. Tıpkı 19 Mart İBB operasyonunda olduğu gibi milyonlarca insan mutlak butlan girişimini seçimsiz bir Türkiye projesinin parçası olarak gördü. Mutlak butlan kararıyla CHP başkanlığına getirilen Kılıçdaroğlu'nun " BirGün okuyorum" demesinin ardından gazetemizin konuya yaklaşımı tartışma konusu oldu. BirGün logosunda "halkın gazetesi" yazar. Mutlak butlan bir saray projesidir.

02 Haziran 2026 05:00

Yaşar Aydın

Kavgayı Chp'nin Bahçesinde İstiyor: Yeni Bir Yol Var Yürümek Lazım

Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla yeniden CHP'nin başına getirilmesi sadece CHP içi bir mesele değil. Adalet Bakanı Gürlek, bu yargı müdahalesinin "ne kadar doğru olduğunu" anlatmak için hızla TV ekranlarına koşarken; Ömer Çelik, doğrudan CHP lideri Özgür Özel 'i hedef alarak iktidarın süreçteki rolünü belli etti. Beklendiği üzere yandaş medya Kılıçdaroğlu'nu aniden "yeniden keşfederken", Bahçeli ve ekibi ısrarla "CHP'de iki tarafın uzlaşması gerektiği" yönündeki söylemlerini sürdürüyor. İşe şu tespitlerle başlayalım: Rejimin Yeni Muhalefet Dizaynı: " Mutlak butlan " meselesi, yalnızca CHP'yi dizayn etmek veya yaklaşan seçimi kazanmak için kurgulanmadı. Kurultay Beklentisinin İmkânsızlığı: Parti merkezine "mutlak butlan" kararı ve polis eşliğinde giren Kılıçdaroğlu'nun, rızasıyla bir kurultay toplaması beklenemez. Bu yapı, mesaisini iktidar cenahına argüman toplayarak geçirecek bir "iç muhalefet" işlevi görecektir. Zira Türkiye'de artık "Bu kadarı da olmaz" diyebileceğimiz hiçbir eşik kalmadı. Mücadeleyi sadece "CHP'ye yapılan müdahaleyi püskürtmek" düzeyine indirgemek, zaman kaybından başka bir şey olmayacak. Siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, sendikalar ve meslek odalarının hep bir ağızdan yaptığı "ortak mücadele" vurgusu, CHP'nin sınırlarını fersah fersah aşan, ülkenin yüzde 70'ini kucaklayabilecek yeni bir itiraz iklimi doğurdu. Bu refleks, belki 19 Mart ruhunun kitleselliğine henüz ulaşamadı ama taşıdığı duygu ve taleplerle çok daha ileri bir ortaklığın zeminini kurdu. Erdoğan'ın bu "butlan" hamlesinden güncel beklentisi çok net: CHP'nin felç olması. Seçim kazanıldıktan sonra ise adına ister "Merhametli Monarşi", ister "Güçlü Liderlik", ister "Sultanizm" deyin; yeni rejim tamamen tahkim edilecek. Fakat artık CHP'nin merkezi düzeyde siyasi bir "yer değiştirme" yaşadığını görmek zorundayız.

27 Mayıs 2026 05:00

Yaşar Aydın

Yenikapı Ortaklığı Bugün De Sürüyor

Türkiye'nin kırılma anlarından biri hiç kuşku yok ki 15 Temmuz darbe girişimiydi. FETÖ'cü 15 Temmuz darbe girişimi sadece gözü dönmüş askerlerin bir cemaat adına eski ortaklarını alaşağı edip yönetime el koyma girişimi değildi. 24 Temmuz tarihinde binlerce kişinin buluşmasıyla gerçekleşen Cumhuriyet ve Demokrasi mitingi, bir anlamıyla Türkiye'deki ilerici güçlerin yol haritası niteliğindeydi. Ama CHP yönetimi bir anda bundan vazgeçti ve CHP lideri Kılıçdaroğlu iktidarın çağrısı ile gerçekleşen Yenikapı mitingine katılma kararı aldı. 8 Ağustos'ta gerçekleşen Yenikapı mitingi sonrası oluşan hava, 20 Temmuz'da açıklanan OHAL'le birleşince Türkiye için yeni bir sayfa açılmış oldu. YOL AYRIMLARINDA NEREDE DURDULAR Dokunulmazlıkların kaldırılması, 16 Nisan 2017 tarihinde rejim değiştiren referandumda ıslak imzasız tutanakların kabulü, atı alanın Üsküdar'ı geçtiği dönemler ve son olarak 2023 seçimleri öncesi yaşananlar. O yüzden mesele ne CHP meselesi ne de Özgür Özel meselesidir. BARİKATIN ÖNÜNDE YİNE YURTTAŞ VAR Mutlak butlan kararının açıklanmasından dakikalar sonra Adalet Bakanı Akın Gürlek'in ekranlara çıkarak kararı savunması, iktidarın bu işin içinde olduğunu gösteriyor. Hemen peşinden Bahçeli bir açıklama yaparak kararın hukuki olduğunu söyleyip CHP'ye yeni bir yol haritası sundu. Bu görüntüde CHP dışındaki partilerin verdiği hızlı refleks önemli oldu. DEM, mutlak butlan kararını eleştirmekle birlikte konuyu CHP meselesi olarak tartışıp 'sorunu Özel ve Kılıçdaroğlu çözsün' yaklaşımıyla diğer muhalefet partilerinden bir miktar ayrıldı. BİRLEŞİK MÜCADELE ERTELENEMEZ İHTİYAÇ Birkaç gündür yaşananlar da gösteriyor ki Saray çevresi ve Kılıçdaroğlu meseleyi CHP içinde bir konu olarak sunup uzatabildiği kadar uzatacak. Mutlak butlan kararı Saray rejiminin pervasızlığını, seçilmek için yapacaklarının sınırının olmayacağını göstermesi açısından çok önemli. Saray rejimi çok güvendiği ABD ile birlikte son 10-15 yıldır kritik anlarda kendine yardım eden kim varsa yanına alıp son darbeyi vurmak istiyor.

24 Mayıs 2026 05:00

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Yaşar Aydın

İsmail Arı'nın Adalet Mahallesi

Bugün 21 Mayıs. İsmail Arı tam 60 gündür tutuklu. İsmail'i son olarak 12 Mayıs günü Sincan Cezaevi'nde açık görüş sırasında gördüm. Sevgili eşi Dila, dostu-abisi Deniz Bulunmaz, Nurcan Gökdemir ve ben İsmail'le yaklaşık 40 dakika sohbet ettik. Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan görüş günü trafiği yaklaşık 15'te bitti ve bu uzun süre içinde görüşme sadece 40 dakika ile sınırlı kaldı. Mesajlarından, yazılarından da anladığınız üzere İsmail iyi. Sanırım İsmail de biz de cezaevi meselesini çok kabullenemedik. 100'e yakın ziyaretçi, 30 civarında tutuklu ile 200 metrekare civarında bir odada uğultular içinde hasret gidermeye çalıştı. Sonra bir ses, "Görüş bitti, önce kadınlar çıksın" dedi. Önce İsmail'lerin kapısı açıldı. İsmail'in kapısı yaklaşık iki aydır kaldığı koğuşuna, bizim kapımız ise Sincan Cezaevi'nin kurulduğu Adalet Mahallesi'ne açıldı. Onu gazeteciliğe teşvik eden, haber yapmayı, yazmayı öğretenler "özgürlüğe" çıkarken bizim çocuk içeride kaldı. BİZİM MAHALLEMİZ Sincan Cezaevi Adalet Mahallesi'nde, cezaevine giden caddeye de Adalet Caddesi ismini vermişler. İşin bu tarafının çok önemi yok. İsmail'in de 60 gündür yatmasının tek gerekçesi; partisine, gücüne, mevkiisine bakmadan halka ve mesleğine duyduğu sorumlulukla hareket etmesi. GAZETECİLİK YAPMALIYIZ İsmail Arı tutukluluğunun 75'inci gününde hakim karşısına çıkacak. İsmail, dışarıda günler çok hızlı geçiyor.

21 Mayıs 2026 05:00

Yaşar Aydın

İçeride Şiddete Dışarıda Abd'ye Sarıldı: Halk Terk Etti, Trump'a Mecbur

İktidar, araya sıkıştırdığı "Terörsüz Türkiye ve yeni anayasa" tartışmasını bile muhalefet üzerindeki baskı tabakasını genişletmek üzerine kurguluyor. İKTİDAR BASKIYLA AYAKTA DURUYOR AKP-MHP bloku kendi başına ayakta durma yeteneğini çoktan yitirdi. Halkla bağını yitiren iktidar, "kâğıttan kaplan" olduğu anlaşılmasın diye tüm gücüyle muhalefetin üzerine hücum ediyor. Cumhur İttifakı, 30 Mart 2014 yerel seçimlerinden bu yana adım adım eriyor. Bu kadar marjinal grubu yan yana getirip %20-30 bandında bir destek bulmak başarıydı. Başarıydı çünkü son günlerde yayınlanan kamuoyu yoklamaları, bu "çelik çekirdekte" de aşınmaların başladığını gösteriyor. Üçüncü ortak sonuç AKP'nin en zayıf olduğu toplumsal kesimin 18-25 yaş aralığındaki gençler olması. Bu kesimde "AKP'ye oy veririm" diyenlerin oranı hiçbir ankette %20'yi geçememesi de bu durumun göstergesi. Tam ya da yarı zamanlı çalışan kadınlarda AKP-MHP tercihi %30'lar civarında seyrediyor. ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, neredeyse her konuşmasında Ankara'ya yeni bir "yol haritası" çiziyor. Barrack'ın gündeme getirdiği monarşi ve güçlü liderlik gibi modellere muhalefet sert tepki gösterirken, eskiden dış politikayı bir güç gösterisi olarak kurgulayan AKP-MHP cephesinden "Ne monarşisi?" diyen tek bir itiraz bile yükselmiyor; adeta derin bir sessizlik hâkim. Birincisi Mart 2014, ikincisi ise Mart 2024 tarihine ait. Gücünü istikrarlı ve kalıcı bir biçimde yitiren bir iktidar bloku var.

07 Mayıs 2026 05:00

Yaşar Aydın

Kavga, Erdoğan'ın Ön Bahçesine İndi

Knight Frank tarafından yayımlanan "The Wealth Report 2026" verileri, Türkiye'deki ekonomik dönüşümün sarsıcı bir portresini çiziyor: Ülkede 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93,5 gibi devasa bir oranda arttı. Bu durum, AKP'nin yarattığı ve artık doymak bilmez bir yapıya bürünen "zengin güruhunu" ciddi şekilde rahatsız ediyor. Bugün medya üzerinden yürütülen tartışmalar ve Erdoğan'a verilen mesajlar "mal paylaşımı" savaşının birer dışavurumudur. İbrahim Likoğlu'nun "FETÖ ile mücadele edenlerle mücadele edenler..." çıkışı, kavgayı yeni bir boyuta taşıdı. Likoğlu, İzmir Cumhuriyet Savcısı Okan Bato'nun "FETÖ borsası" iddiasıyla yargılanıp ceza almasına adeta ateş püskürdü. Ancak önce TSK, şimdi de yargı üzerinden gelen bu uyarılar, Yeni Şafak'ın iktidara "FETÖ'nün en güçlü olduğu yerlerden hâlâ ses geliyor" mesajını net bir şekilde verdiğini gösteriyor. Küçük, Abdulkadir Selvi ve Ahmet Hakan gibi isimlerin Saray'ın talimatıyla "sipariş yazı" ürettiğini iddia ederek kavgayı başka bir boyuta taşıdı. Hürriyet cephesinden Hande Fırat'ın "ana akım medyaya destek" çağrısı da bu tezi güçlendiriyor. Operasyonel ve kavga odaklı bir dil yerine, "süreklilik" ve "düzen" vaat eden Fırat; aslında iktidara "trol ağları" veya "butik operasyonel medya" ile bu işlerin yürütülemeyeceğini açıkça söylüyor. Son 10 yıldır zayıflayan siyasal gücün yanına ekonomik kriz de eklenince, Saray'ın o meşhur "mıknatıs gücü" azaldı. DÜMENDE YİNE BAHÇELİ Mİ OLACAK? MHP tarafında ise takvimler 7 Mart 2027'yi gösteriyor. Bahçeli de 2027 kongresinde aday olursa, tıpkı Türkeş gibi 79 yaşında olacak ve genel başkanlıkta 30 yılı devirmiş olacak.

04 Mayıs 2026 05:00

Yaşar Aydın

Yandaşların Manşetleri Ne Anlatıyor: İktidarda İşler Çok Fena Karıştı

Yeni Şafak gazetesinin canı sıkıldıkça Mehmet Şimşek'e "çakmasına" alışmıştık; ama dünkü manşetiyle çıtayı biraz daha yukarı çekti. "Muhafız" olarak tanımladığı Tümgeneral Mete Kuş'un görevden alınmasını manşete taşıyan Yeni Şafak, isim vermeden iktidar içindeki bir blokla kavgaya tutuştu. Yeni Şafak'ın "Muhafızı görevden aldılar" manşeti, aslında devlet içindeki "bilek güreşini" sokağa taşıyor gibi görünüyor. Ancak Yeni Şafak'ın "Onu görevden aldılar" derken kullandığı o gizemli "onlar" öznesi, meselenin sadece bir imza işi olmadığını gösteriyor. Haberde Mete Kuş için "Muhafız" denmesi ve 15 Temmuz'daki rolüne (Cumhurbaşkanı'nın uçağını koruyan pilot olması) vurgu yapılması kritik. Yeni Şafak, Cumhurbaşkanı'na çok yakın olan bir ismin, "kripto" unsurlar veya hükümet içindeki farklı bir odak tarafından tasfiye edildiğini ima ediyor. Bakan Bayraktar'ın "Bir daha ruhsat alamaz" sözü manşeti destekliyordu. Kabine revizyonunda "gidecekler" listesinde olduğu ifade edilen bakanlardan ikisi olan Enerji Bakanı Bayraktar ve Çalışma Bakanı Işıkhan, Doruk Maden işinde çok geri planda kaldı. Ahmet Hakan, meselenin esas aktörünün Bakan Çiftçi olduğunu söyleyerek sözlerini şöyle bitirdi: "İçişleri Bakanlığı'nın yürüttüğü çözüm sürecine hiçbir komplekse kapılmadan destek veren Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar ve Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan'dır." Ahmet Hakan aslında şunu söylemiş oldu: "Ortalık karışık, mesele bizde patlamasın." İKİ YENİ BAKAN VE SÜLEYMAN SOYLU Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, göreve güçlü bir tanıtım kampanyasıyla geldiler. Her iki isim de kulislerde "Bilal Erdoğan'a yakın" olarak tanımlanıyor. Tüm bu değişimlerde "Bilal Erdoğan efekti"nin etkili olduğu artık sır değil.

01 Mayıs 2026 05:00

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha