×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

İstiğfar, Tefekkür, Zikir, Şükür (4)

"Namaz bitince yeryüzüne dağılın, Allah'ın fazlından rızkınızı araştırın. Allah'ı çok zikredin ki, iki cihan saadet ve selametine erebilesiniz." Ayet mealindeki namaz Cuma namazıdır, haftalık zikirdir. "Taabbudîdir" Taabbudî olduğu için kul, kulluğu gereği teslimiyeti ile yapma mükellefidir. "Namaz bitince yeryüzüne dağılma" olayı canlılık, hareket kıyam ve sahip olunan değerlere sadakat bilinç ve azmidir. Peşinden gelen Allah'ın fazlından rızkınızı isteyerek araştırın. Sadakatin gereği de Allah'ı çok zikretmesidir. Bu da kulların İki cihan saadet ve selametine ermeleridir. "Kim İslâm'dan başka bir din ararsa, bidata dalarsa elbette ondan kabul edilmez ve ahirette de ebedî ziyana uğrayan mücrimlerden olurlar." (Ali İmran: 3/85) Birçok alanda kimileri İslam'ı, beşerî yorumlarla "Hakka batılı giydiriyorlar." Farkına varamıyorlar. "Allah indinde din, sadece İslâm'dır. Kendilerine kitap verilmiş olanların karmaşası ise kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki ihtilaf yalnızca hasetten dolayıdır. Her kim Allah'ın ayetlerini inkâr ederse, Allah hesabı çabuk görendir." (Ali İmran:3/19) Şimdi meseleye tam yoğunlaşalım. "Ey iman edenler! Cuma günü, namaz için çağrı yapmak üzere ezan okunduğu zaman hemen Allah'ın zikrine gidin. Alışverişi bırakın. Bu zikre yürüyüp gidişiniz sizin için en hayırlı olanıdır, eğer bilirseniz." (Cuma: 62/9) Bu ayeti kerime karşısında bütün müslümanlar yükümlülük taşımaktadırlar. Kıyasiye önemli böyle bir meseleyi anlatabilmek için "hasta bölgeye neşter vurmak" kaçınılmaz olmuştur.

İlhan Oral

Kaynak: Yeni Akit

19 Nisan 2026 02:08

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

İlhan Oral

Siyasî Devşirmelere Değer Mi?

Haram, hemen hemen her insan üzerinde derin izler bırakır. Haramın temelinde Cehalet, çıkarcılık ve kontrolsüz cesaret olduğu için uygulandığı alanlar kokuşmuş temel dayanaklarımızdır. "Başlar ayak, ayaklar baş olur." Dengeler değer kaybeder sistem, kötülükleri ifrazata başlar. "Kolaylık vergisi" olarak da denilen rüşvetle zengin olma hayaline kapılırlar. Helal ve haram hatırlanmaz olur. İşler rayına girer ve tıkırında yürümeye başlar. Görüldüğü gibi bu korkunç haram, CHP gibi bir partiyi ne hale getirdiğini görmek ibretliktir. Çünkü bu milletin paralarını "batan geminin malları" zannettiler. Bir zaman su işlerinde de Ergün Göknel rüşvet yüzünden çok sıkıntı çekmişti. Bunlardan sonra gerek merkezî idarede ve gerekse belediyelerde idareyi ele alan AK Parti'de eski alışkanlıklarını üzerlerinden atamayan sınırlı da olsa bazı "gözü açıklar" rüşvete kılıf giydirip partinin de misyonu zıddına milletin parası üzerine yattılar.

12 Temmuz 2026 02:30

İlhan Oral

Düşünmez Misiniz? Değer Mi?

Özellikle okumuş sorumlular her birinin girdiği patika yolun tehlikesini fark etmiyor. Kadını yayından fırlatılmış ok gibi yabana attılar. Hele çocukların ana babanın sevgi, merhamet ve şefkat enerjilerinden mahrum ettiler. Potansiyel tehlikeler siperde fokurduyor. Gücünü de güzelliğini de kullanması hakkı olduğunu telkin ettiler. Yeri geldi seks aleti, yeri geldi uyuşturucu kuryesi olarak kullandılar. Artık kadın o nâzenin vücudunu "bitpazarı" ürünleri gibi pespâye ederek bonkörce pazar malı yaptı. "Cennetin, ayakları altında olduğu annelerin" dengelerini sarstılar. Tamam, bunlar her birinin "o inci taneleri gibi fetvalarını" anladık!

05 Temmuz 2026 01:58

İlhan Oral

Gerçekten Değer Mi?

Bu davanın maddî ve manevî hak kavramında tüyler ürpertecek kıstaslarımız vardır. İnsan için takdir edilmiş kıstaslarımız her yerde her zaman her kese uyarlama ve her kes tarafından benimsenebilmesinin faydası vardır. İnsan denen varlığa yüklenen programlar, yeri geldikçe farklı özellikleriyle farklı insanlarda farklı şekilde tezahür ederler. Yalnızca ihtimal değil, her türlü hak ihlalleri de bundan kaynaklanmaktadır. Devletler ve dinler arasında cereyan eden hak ihlalleri çoğu zaman geri dönüşü olmayan yıkımlara sebep olmaktadır. Ulema ile Ümera arasında ahenk bozuldu, bağlar koptu. "Din işleri ayrı, devlet işleri ayrıdır" gerekçesi ile özellikle "İslam hukuku" toptan tedavülden kaldırılarak yasaklandı. Hiç bir manevi sorumluluk kabul etmeyen "demokratik" ve "laiklik" sistemin müntesipleri inadına İslam düşmanlığında ısrar ettiler. Bozgunculuk devam etti. Aradıkları suçlu portföylerinde her zaman hazırdı; "Şeriat hortluyor" iddiası ile açıklarını kapatmaya çalıştılar. Doludizgin devam etmekten çekinmediler. İnsan kalitesini kaybetti. Esselamu aleykum Bizim yegâne ve büyük davamızda sağlam ve sarsılmaz ilkeler vardır.

28 Haziran 2026 02:41

İlhan Oral

Evet, Değer Mi?

Sorumluluk düzeyinde kalmayıp emri bil maruf ve nehyi anilmünker görevlerini terk etmeleri sebebiyle günahkâr oluyorlar.

21 Haziran 2026 02:23

İlhan Oral

Değer Mi?

Genelde canlı ve akıllı varlık olan insan gerçeklerle karşılaştığında denge kurma pozisyonuna girer. Hayat sahnesine gelip sonsuza doğru yolculuğa çıkmış olan özellikle akıllı varlık insan kendini sahneye çıkaran Alîm Allah'ın ilmine kulak tıkamazsa dengeyi ayarlar. Bunları akıllı varlık insana telkin eden ancak Allah Teâlâ'dır. "Allah'a ve peygamberine itaat edin ki, rahmete erdirilesiniz" (Ali İmran:3/132) Bu ayetteki iki esasa yoğunlaşıp dikkat etmek aklın gereğidir. "Bu Kur'an indirdiğimiz mübarek kitaptır. Bu Kitaba tabi olun, emirlerine bağlanın ve Allah'a ittika edin ki, merhamet edilirsiniz." (Enam;6/155) Ayette görüldüğü gibi Kur'an gibi muazzam ve mübarek kitaba tabi olunması emredilmektedir. Bununla beraber hem dünyada hem de âhirette saadet ve selamet yollarına girmelerini telkin ediyor. Bunu ciddiyet ve ihlasla anlamaları için Salih aleyhisselam'ın mücadele tarzını örnek gösteriyor ve ders almalarını istiyor; "Ey benim kavmim, niçin iyilikten önce kötülüğü acele edip istiyorsunuz? Allaha istiğfar ederseniz, Onun rahmetine nâil olabilirsiniz." (Neml:27/46) diyor. Bu ayeti kerimede Hazreti Salih aleyhisselam "istiğfarın" ileri düzeyde çok etkin bir reçete olduğunu anlatıyor.

14 Haziran 2026 01:48

İlhan Oral

Sinek Aklı Karşısında İnsanın Hali!?

Küçücük canlı bir varlık olan sinek, değişime yönelmemiş ve görevlerini hiç aksatmadan varlığını sürdüregelmiştir. O sinek haliyle devirler ve çağlar sürecinde kendine tahsis edilen görev dışında bir başka hayat tarzına savrulmamıştır. Sisteme leke kondurmadan nesilden nesile "vahyi" dışına çıkmamış tüm benliği ile vahyi çerçevesinde görevini sürdüregelmiştir. Özellikle Yaratan ve her şeyi aralıksız Yöneten Allah Teâlâ'nın vahyine bağlı kalan bal arısı Mekân edindi, kendine kodları verilerek tahsis edilen yolların dışında yol aramadı. Yine Allah Teâlâ'nın vahyine sadık ve bağlı kalarak yediklerini karnına indirdi. İnsanlara şifa olarak hazırladı. Kendine lazım olandan fazlasına tamah etmedi. Özellikle İslam davasını savunma ve yaşama sevdasında olan müslüman insanların hiç olmazsa "nuha akılları" ile düşünmeleri çok önem arzetmektedir. (Tâhâ:20/54) Ayeti kerimede mutlak kudret ve mutlak hikmet Sahibi Allah Teâlâ, bütün insanlara hayat sahibi olduğu şuurunu hissettirip hatırlatıyor. Gelen ayette ise insana yalnız yiyip içen canlı değil, paylaşan varlık olduğunu hatırlatıyor. (Hac:22/46) Bunlarla muhasebe ve muhakemeyi genişletebiliriz. Bir de bu sinek karşısında insana bakın!

07 Haziran 2026 02:06

İlhan Oral

Sinek Aklı…!

Çevrede otları temizlemeye başladım. Çevrede geniş yapraklı ve ince yapraklı otların arasında bu ısırgan otu neden insanın canını acıtıyor. Ben belirli ve belirsiz düşünceler karmaşası halinde iken Salih'in sesi ile irkildim. "Arı oğul veriyor, İlhan ağabey haber vermiyor" sesini duydum, başımı kaldırdım. Bu olaya hiç te yabancı değildim. Olay üzerine Salih ile konuşmaya başladık. Salih döndü, maskesini ve eldivenlerini taktı. Salih beni uyardı. Salih avuçladığı arıları kovaya koyarken arada kopan parçalar da birbirlerinden kopmadan topaç halinde yerlerine iniyorlar. Bir kısım arı hâlâ önce konduğu yere doğru uçuşuyor ve aynı yere sarılmaya zorlanıyor. Ve farklı akışlara kapılmayın! "Senin Rabbin, bal arasına şöyle vahyetti: 'Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları kovanlardan kendine evler edin. Sonra her tür meyveden ye. Rabbinin uygun hale getirdiği yollarına gir' O arıların karınlarından renkleri muhtelif şerbet çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz ki, bunda tefekkür edip düşünen toplum için elbette ibretler vardır." (Nahl:16/68,69) Sinek aklına bakın.

31 Mayıs 2026 02:09

İlhan Oral

Karşı Güce Tepki Ve Duanın Etkisi

Kayyûm Allah Teâlâ, çağlara, Evrene ve tüm insanlığa kıvamında sistemler yerleştirmiştir. Hazreti Mûsâ aleyhisselam önünde deniz, arkasında amansız düşman Firavun ve askerleri belirdi. O da dua etti. Hazreti Mûsâ aleyhisselam kavmi ile karaya çıktı. Hazreti Eyyub aleyhisselam hasta oldu. "Rabbim, bana bir zarar dokundu. Sen merhametlilerin en merhametlisisin" dua etti. Destanımsı güzelliklerini "dövmelerle" kirlettiler. Ev harici işlere yönlendirdiler, "bitpazarı ürünlerine" benzettiler. "Biyolojik analar babalar" kız ve erkek çocuklarının varlıklarını unuttular. Kısacası daha nice keşmekeşin yaşandığını "sağır sultan" bile duydu. (Nahl:16/72) Haydi, biz de bu tür aile için dua edelim.

24 Mayıs 2026 01:48

İlhan Oral

Aile Tahribatı Kasdî Tuzaklardır

Çünkü bizde aile, var olma ya da yok olma noktasındadır. Cumhuriyetin ilk ve korkunç baskı döneminde bir Türk kadınını "Avrupa Hristiyanları" rehin aldılar. Onu sembolik olarak "kâinat güzeli" ilan ettiler. Özellikle "Halife-i ruyi zemin" görevi yasaklandı ve makamı ilgâ edildi. O zaman "Avrupa Hristiyanları" ve işbirlikçisi "Siyonist caniler" ortaklaşa toplumun temeli olan aileyi de tarumar ettiler. Kadın, evin erkeği "kıvamında dürüst adamlarını" suçlayacak pozisyona gelmişti. Yönetimdeki aktörler kocası ile karısını birbirlerine "eş" yaptılar. Ayni zamanda kadına, kocasında "kıvamında dürüst adam" kanaatini de çökerttiler. Ailenin çocuklarını da önce İngiliz sonra da Amerikan eğitim programlarının hırçın İslam düşmanı bozgunculara kayıtsız şartsız teslim ettiler. Bunların da yetmeyeceği için bir formül daha ihdas ettiler.

10 Mayıs 2026 01:38

İlhan Oral

Ağır Cezalar Ve Baskı, Çare Değil!

"Karıncaezmez" ve "miskali zerre şerden" kalbi ürpererek korkan insanımız vardı. O insan ile buluşmadıktan sonra hiçbir tedbir, hiçbir ceza huzur ve güven sağlamaz. Jinekoloji bilim dalında verilen bilgiler ve gelişmeler ananın ve dünyaya getireceği "ahsen'i takvim insanın" yücelik değerini gösterir. Bundan sonra insan olarak dünyaya gelecek "halden hale dönüşerek" gelişen o varlık her tür ihtiyacını ananın canından kanından, iliğinden, sıcaklığından, sükûnetinden, kısacası genlerine varıncaya kadar her değerini anadan alarak gelişir. "Siz düşünmez misiniz? O akıttığınız menileri yaratan siz misiniz? Yoksa onu yaratanlar biz miyiz?" (Vakia:56/58,59) Buna rağmen onun en çok çilesini çeken anadır. Eğer ana "insan tipinde kuduz canavar" ise dünyaya gelen bebek de öyle olur. Yoksa onu yaratanlar biz miyiz?" (Vakia:56/58,59) Buna rağmen onun en çok çilesini çeken anadır. Onun için ana, "Allah Teâlâ'nın fıtrat üzere" yarattığı biri ise, bebek te öyle olur. Eğer ana "insan tipinde kuduz canavar" ise dünyaya gelen bebek de öyle olur. Öyle ise şimdi tercihimizi yapma zorundayız. Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem konu ile ilgili ne ilginç açıklama yapıyor; "Her çocuk İslam fıtratı üzere doğar.

03 Mayıs 2026 02:02

İlhan Oral

İstiğfar, Tefekkür, Zikir, Şükür (5)

Şimdi dokuzuncu ayetin mealini okuyoruz; "Ey müminler! Cuma günü, namaz için çağrı yapmak üzere ezan okunduğu zaman hemen Allah'ın zikrine gidin. Alışverişi bırakın. Bu zikre yürüyüp gidişiniz sizin için en hayırlı olanıdır, eğer bilirseniz." (Cuma:62/9) Görüldüğü gibi "Ey müminler" diye başlayan ayet manidar ve anlamlı mesaj veriyor. O müminlerin beşerî yorumlara sapmadan, beşerî tereddütler girdabına kapılıp şaşırmadan, "Allah ve Resûlünün beyanlarına" uyma sorumluluğu çerçevesinde kalacaklarını hatırlatıyor. Allah Teâlâ Gününü belirleyerek "Cuma günü, namaz için çağrı yapmak üzere nidâ edildiği zaman" yani ezan okunduğu zaman Allah'ın zikrine gidin, buyuruyor. O halde müminler hangi diyârda olursa olsunlar Cuma günü o nidâ olan ezan sesini duyarsa fasılasız ve tereddütsüz emre uyarak "Allah'ın zikrine" koşar adımlarla illâki gitmelidirler. Burada ezan sesini duymak şarttır, "Allah'ın zikrine" gitmek meşruttur. Evet, "Allah'ın zikrinin" gereği, Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in uyguladığı gibi müminlerin aynen yapmasıdır. Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in din adına yaptığı her uygulama Kur'an-ı Kerim'de olanlar "vahyi metluvdur," Kur'an-ı Kerim'de olmayanlar da "vahyi gayri metluvdur." "Ona itaat eden Allah'a itaat etmiş olur." Bu kadar çok önemli beyanlar, İslam dünyasında yanlış ve haksız tartışmaların doğrusu gün ışığı gibi aydınlatmaktadır. "Namaz bitince yeryüzüne dağılın, Allah' ın fazlından rızkınızı araştırın. Allah' ı çok zikredin ki, iki cihan saadet ve selametine eresiniz" İki cihan saadet ve selameti felahtır.

26 Nisan 2026 02:04

İlhan Oral

İstiğfar, Tefekkür, Zikir, Şükür (3)

Bundan önceki yazımızda zikrin, "ayakta, oturarak ve yan üzere yatarak" yapılması hakkındaki ayet mealini vermiştik. (Araf:7/205) Ayeti kerimede zikrin ne zaman ve hangi ruhaniyetle yapılacağı anlatılmaktadır. (Müzzemmil:73/1-8) Kitaptan sana vahyedileni tilavet ile oku. (Ankebud:29/45) Burada "Allah'ın zikri en büyüktür" ifadesinden maksat namazdır. Namaz için Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem; "Namaz dinin direği, cennetin anahtarıdır" buyurarak "zikrin en büyüğü" olduğu haberini vermektedir. Böyle hayatî değer namaz dengeler merkezidir; Ey müminler, sizi ne mallarınız, ne evlatlarınız Allah'ın zikrinden alıkoymasın. (Munafıkûn:63/9) Ayeti kerimeye dikkatle yoğunlaştığımızda çok manidar bir ayrıntı ile karşılarız. Çünkü "Allah ve Resûlüne muhalefet" isyandır ve şirktir. Fakat Allah'ın katında pek büyük ecir vardır. Gerçekten münafıklar Allah'a karşı hile yapmaya kalkışırlar. Hem de onlar Allah'ı pek az zikrederler. (Nisa:4/142) Onların Allah'ı pek az zikretmeleri, kalplerinde nifak illeti yerleşmiş olduğundandır. Cuma namazından sonrası için Cenab-ı Hak emir verir; Namazı kılıp bitirdiğinizde yeryüzüne dağılın, Allah'ın fazlından rızkınızı araştırın. (Cuma:62/10) Bu ayeti kerime ile bundan öncekini karşılaştırınca verdikleri mesaj insanı ikileme zorluyor.

12 Nisan 2026 02:16

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha