×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

İsrail'in Cirmi Ve Cürmü!..

"İsrail ateş olsa cirmi kadar yer yakar" klişesi, burada tam olarak yerine oturmuyor… Zira İsrail cirminden yani hacminden daha büyük yakıyor! Hâlihazırda işgal altındaki Filistin'den tutunuz, Lübnan, Suriye, Irak, İran, Doğu Akdeniz, Kafkaslar ve Kuzey Afrika başta olmak üzere, dünyanın çok geniş bir coğrafyasında Siyonist, terörist İsrail'in yıkım; katliam, soykırım ve her türlü insanlık ve savaş suçu hüküm sürüyor. Ve en vahimi de dünya bu canavarlığa karşı fena hâlde pasif ve etkisiz. ABD Başkanı Donald Trump, Amerika olmasa İsrail yok olurdu diye kıtır atıyor, ama beri tarafta İsrail'e, özellikle insan kasabı Binyamin Netanyahu'ya bir türlü söz geçiremiyor!.. Bu tarihten sonra, (İsrail; Küçük Amerika, Amerika; Büyük İsrail hüviyetiyle), her ikisi dünyayı her türlü karıştırmaya hız vermiştir. Ve nihayet bugün İsrail tamamen kontrolden çıkmış, bütünüyle dünya düzenini altüst ediyor. 1960'ların başlarında, özellikle Fransa'nın destekleriyle nükleer programını ilerleten İsrail, on sene sonra 1973 ramazan savaşında bir ara yok olma tehlikesiyle yüz yüze geldiğinde, derhal atomik silah kullanma hazırlığına girebilmiştir. 1973 savaşında ilk başlarda Mısır'ın ortaya koyduğu başarılı harekât karşısında büyük endişeye kapıldı. "Küçük İsrail-Büyük İsrail" tanımı bu olayda net olarak zihinlere yerleşmiştir… Siyonist-terörist İsrail bildiğini okumaya devam ediyor. Velakin Sayın Fidan'ın ifadesiyle, İsrail köşebaşında bekliyor! Bakınız, Haziran 2025 itibarıyla başgösteren gerginlik ve çatışmaların dünya ekonomisine maliyeti en az üç buçuk trilyon dolar…

İsmail Kapan

Kaynak: Türkiye

23 Haziran 2026 02:39

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

İsmail Kapan

Her Yönüyle Çok Farklı Bir Zirve…

36. NATO Liderler Zirvesi uzun yıllar konuşulacak şüphesiz… ABD Başkanı Donald Trump'ın söylediği her cümle bambaşka bir olumlu veya olumsuz kapı aralıyor… Düşününüz, NATO'nun bir numaralı kurucu ülkesi ve üç çeyrek asırdır teşkilatın mali yükünün aslan payını tek başına yüklenmiş devletin başı olarak Trump, "NATO'dan memnun değilim" diye en üst perdeden sitem ediyor!.. Bazı ülkeleri doğrudan ve alenen hedef alıyor; Mesela İspanya için "Berbat bir ortak" ifadesini kullanmaktan çekinmiyor. Hele hele bugüne kadar ABD'nin en büyük müttefiki olarak zihinlerde yer eden (Belki de hâlâ böyledir…) İngiltere'nin son zamanlardaki tavrı ve Trump'ın tepkisi apayrı bir gelişme. Keir Starmer bir süreden beri Trump'ın sivri laflarına fazlasıyla hedef oluyordu. İkili arasında; "Sahneye en son çıkan assolist ben olayım" havasında, magazin yüklü bir taktik manevra yaşandı. Trump ve Macron arasında her seferinde böyle tuhaflıklar cereyan ediyor. NATO Zirvesi öncesinde ABD ile AB ülkeleri arasında esen soğuk rüzgârlar, Ankara'nın başarılı ev sahipliğinde hayli sakinleşti denilebilir. İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya gibi ülkelere kalırsa çok daha sert ifadelerle Rusya hedef alınabilirdi. Donald Trump'ın bizzat ifadesiyle on numara beş yıldız!.. CAATSA yaptırımları, F-35 uçakları projesine geri dönüş… Türkiye'nin KAAN uçağında kullanmak istediği F-110 motorları vs. Görülüyor ki, zirve öncesinde bu konular iki taraf arasında teknik seviyede iyi çalışılmış ve tartışılmış. Trump dahi açıkça dile getirdi: "Dostlara yaptırım doğru bir şey değil." Türk-Amerikan ilişkileri son üç çeyrek asırda hep inişli çıkışlı biçimde seyretti. Dileriz bu daha da olumlu şekilde devam eder.

09 Temmuz 2026 02:18

İsmail Kapan

Dünya Gündeminin Merkezi Ankara…

NATO 1.0, NATO 2.0, NATO 3.0… Aslında hepsi aynı formattaki bir teşkilatı anlatıyor. Tarihin gördüğü en geniş "savunma paktı", NATO'nun 36. Liderler Zirvesine ev sahipliği yaptığı için! 2004 yılındaki zirveden sonra, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan; Türkiye'nin bu önemli toplantıya yüzünün akıyla ev sahipliği yaptığını ve çok önemli ölçüde prestij kazandığını ifade etmişti. NATO 1.0 olarak ifade edilen soğuk savaş döneminin Kuzey Atlantik Paktı; 1991 yılında Sovyetler Birliği (SSCB) dağılana kadar, iki bloklu dünyanın siyasi ve stratejik dengelerine göre şekillenmiş ve güç-kuvvet yönünden âdeta sürekli bir tırmanma içinde olmuştur. 1991'de SSCB ile birlikte bu "pakt" tarihe karışınca, NATO'nun varlık lüzumu tartışılmaya başlamıştı. Soğuk Savaş sonrası dönemi karşılayan "NATO 2. 0", çok geçmeden bu alanda misyon yüklendi. "Ya bizimlesiniz, ya da bize karşısınız…" 11 Eylül 2001 saldırılarının hemen ertesi günü, NATO'yu, o zamana kadar hiç olmadığı ve görev tanımında da bulunmayan bir coğrafyada, ABD ile omuz omuza savaştığını gördük. Fransa Devlet Başkanı Macron'un "Beyin ölümü gerçekleşti…" dediği, NATO'nun bundan böyle nasıl devam edeceği konusunda kafalar net değil. Dün Ankara'da bir basın toplantısı yapan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, "Güçlü Avrupa Güçlü NATO demek…" ifadesini kullanırken, NATO içindeki güçlü ABD varlığına işaret etmiyor muydu? "ABD Şemsiyesi Güvenlik Garantörümüz…" cümlesi sadece Trump'ı övmeye dönük bir rüşvet-i kelam olamazdı!.. Velakin "Üzerinde Güneşin Batmadığı İmparatorluk" çoktan tarih oldu... 2004 yılındaki zirvede "İstanbul İşbirliği Girişimi" kararı o gün için, Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni çok ilgilendiriyordu. 2004 Zirvesi, aynı zamanda NATO'nu en büyük genişleme sürecinin sonucunun fiilen hayata geçtiği toplantıydı. Bu arada şu hususun altını çizelim; Sayın Cumhurbaşkanına ve Türkiye'ye yapılan iltifatlar yanında, "Büyüyen ve güçlenen Türkiye" ye karşı içten içe çok farklı düşünce ve duyguların hareket hâlinde olduğunu da unutmayalım. Yani Türkiye büyük savaş tecrübesi kadar, bugünkü NATO 3.0 bünyesinde, "üretici askerî güç" kapasitesi ile kilit bir konuma yükselecek…

07 Temmuz 2026 02:18

İsmail Kapan

İran'da Cenaze Töreni Ve Suikastlar…

Dinî lider Ali Hamaney'in ABD – İsrail saldırısı sonucu öldürülmesinden tam dört ay sonra, bir hafta sürecek ve 20 milyon kişinin katılacağı cenaze töreni başladı. 1979'da Şah Rıza Pehlevî Rejimini deviren İran devrimi lideri Humeyni, 1989 yılında vefat ettiğinde, cenaze töreninden yansıyan görüntüler pek çok yönden hayret uyandırmıştı. 3 Ocak 2024 tarihinde, Kirman şehrinde yine cenaze ve mezarla ilgili çok büyük olaylar yaşandı. Devrim Muhafızlarının en büyük ordusu olan Kudüs Gücünün komutanı Kasım Süleymani, 3 Ocak 2020 yılında, Irak'ta ABD tarafından tertiplenen bir suikastla öldürülmüştü… 28 Şubat 2026 tarihinde Amerika – İsrail ortak saldırısı sonucu, beraberinde yaklaşık kırk kişilik üst seviye yönetici ve komutanla birlikte öldürülen eski dinî lider Ali Hamaney için dört ay sonra bir cenaze töreni tertipleniyor. Bir hafta boyunca yaklaşık 20 milyon kişinin katılacağı söylenen bu cenaze töreninde asayiş meselesi ayrı bir problem teşkil ediyor. İsrail ve ABD cenahından gelen tehditler malum. Bahse konu gazetelerin verdiği bilgiye göre, Kalibaf ve Erakçi'yi taşıyan uçağa dönük suikast ihbarı (İsrail'e ait iki askerî uçağın Irak semalarından İran hava sahasına girdiği yolunda iddialar var…) ABD'li yetkililer tarafından İran cenahına aktarıldı. Evet, İsrail'in başından beri, ABD - İran arasında savaş yerine barış müzakereleri yapılmasından fena hâlde rahatsız olduğu herkesçe biliniyor. Çünkü İsrail'in ve bilhassa insan kasabı Netanyahu'nun ABD'de kuvvetli torpili var. İsrail öyle görünüyor ki, Suriye, Lübnan ve İran konusunda Washington yönetimini baskılamaya devam edecek. Trump'ın İran'a karşı tehditkâr yaklaşımı, eşeğe gücü yetmeyenin semere yüklenmesi gibi bir durum.

04 Temmuz 2026 02:22

İsmail Kapan

Sıcaklıklar Ve Orman Yangınları…

Her sene yaz mevsiminde sıcaklıkların artmasıyla birlikte, orman yangınları ve boğulma vakaları gündemin üst sıralarını işgal eder. Bazı yerlerde 40 derecenin altında kalsa bile hissedilen sıcaklık kırk küsur derece olarak ölçülüyor. 28 tane yangın söndürme uçağı, 119 tane yangın söndürme helikopteri ve 14 tane İHA (insansız hava aracı)… Tarım ve Orman Bakanlığının verilerine göre 2024 yılında 3 bin 797 orman yangını ve 4 bin 796 kırsal alan yangını çıkmış. Toplam 8 bin 593 yangında total olarak 27 bin 485 hektar alan yanmış. 2025 yılında çıkan yangın sayısında azalma var. 3 bin 227 orman yangını ve 2007 arazi ve kırsal alan yangını vukua gelmiş. Toplam 5 bin 231 yangında total olarak 81 bin 473 hektarlık alan yanmış. Görüldüğü üzere, 2025 yılında yangın sayısının bariz şekilde azalmasına karşılık, bazı büyük yangınlarda geniş alanların yanması daha ağır hasara sebep olmuştur... Temenni ederiz ki, 2026 yılında, bilhassa yüksek sıcaklıkların hüküm sürdüğü bu mevsimde, orman yangınları en az seviyeye insin ve inşallah can kayıpları yaşanmasın. Çünkü basit dikkatsizliklerden kaynaklanan pek çok yangın olayı yaşanıyor her sene. Her sene yaz mevsiminde, artan sıcaklarla birlikte, toplumu üzüntüye sürükleyen bir diğer mesele de boğulma vakaları… TÜİK verilerine göre, 2024 yılında 577 kişi boğularak hayatını kaybetmiş. 2025 yılında bu rakamın 565'e inmesi sevindirici. Bununla birlikte her sene yaklaşık 900 kişinin boğulma sonucu hayattan koptuğu da bir gerçek. Demek ki, bu konuda da daha yapılması gereken çok şey var.

02 Temmuz 2026 02:20

İsmail Kapan

"Belirsizlik Döneminin Tam Ortasındayız…"

7-8 Temmuz tarihinde Ankara'da toplanacak 36. NATO Zirvesi öncesinde, İstanbul'da önemli bir zirve daha gerçekleşti. NATO Parlamento Başkanları onuruna verilen yemekte konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çok ses getirecek önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan 2014 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 69. Oturumunda ilk defa, "DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR" cümlesini kurmuştu. Başından beri önemi ve muhtemel etkileri tartışılan, bir hafta sonraki Ankara NATO zirvesi öncesinde, Erdoğan'ın verdiği bazı mesajların da aynı şekilde çok büyük yankı yapacağı katidir. Şu tespit başlı başına çok büyük önem arz ediyor; "Eski kalıplar, eski kabuller bir bir yıkılırken yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız…" Şüphesiz bu konuda ve buna benzer değerlendirmeler başkaları tarafından da yapılmıyor değil. Şu cümleye dikkat isterim: "Türkiye bu yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerin başında geliyor…" Bölgesel ve küresel meselelerin çözümüne dönük gayretlerinde samimiyeti tartışılmayan bir ülke Türkiye… Erdoğan liderliğinde bu seviyede bir uluslararası ilişkiler faaliyetini yürüten Türkiye, beynelmilel zeminde kargaşa ve kavga yerine barış ve huzurun yer alması için saygıdeğer bir tavır sergiliyor. NATO'nun geleceğine dair özellikle Avrupa cenahından yükselen endişe ve tereddütlerin yoğunlaştığı bir dönemde, Türkiye gerçekçi bir savunma anlayışı ve kararlılığını sergiliyor… Bu açıdan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dün dile getirdiği şu fikir önümüzdeki dönemde en çok tartışmaya konu olacak gibi görünüyor: "Teksas'tan Ankara'ya uzanan amasız, fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız…" Bu sözleri söyledikten çok kısa bir zaman sonra Almanya Şansölyesi Merz ile bir telefon görüşmesi yaptı. Özellikle AB Çelik Çekirdeğini oluşturan Almanya ve Fransa arasındaki ihtilafın ne kadar ve nasıl aşılacağı başlı başına bir mesele.

30 Haziran 2026 04:47

İsmail Kapan

Ukrayna Savaşı Nereye Gidiyor?

Ukrayna savaşını 24 Şubat 2022'den itibaren başlatmak büyük yanlışlık olur!.. Zira bu savaşın başlangıç tarihi, 6 Ağustos 2014 tarihinde Kırım'ın Rusya tarafından ilhak edilmesi ve Donbas bölgesindeki yoğun çatışmaların başlamasıdır. Gerçi Rusya şimdiye kadar " savaş" kelimesini resmen kullanmadı. Sürekli olarak "Özel askerî operasyon" şeklinde tanımlıyor. Ukrayna'daki kışkırtmalar o kadar ileri gitti ki, eski devlet başkanı Viktor Yanukoviç Kiev'den kaçarak Rusya'ya sığınmak zorunda kaldı. Ukrayna savaşının uzaması ve Rusya'nın daha çok yıpranıp zayıflaması için, Ukrayna'ya çok yüksek miktarda askerî ve lojistik yardımlar yapıyor. 24 Şubat 2022'de Rusya'nın başlattığı "Özel askerî operasyonunun" ilk gününde Rus uçakları Ukrayna semalarında âdeta resmigeçitte bulunur gibi fotoğraflar vermişti. Velakin Batı'nın beklediği ölçekte bir Rusya zayıflaması olmadı. Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelensky, "Ukrayna yanarsa, Moskova da yanar…" şeklinde bir açıklama yaparak, Kiev'in, savaşı daha fazla Rus topraklarına taşımak istediğinin işaretini verdi. Ukrayna 6 Ağustos 2024 tarihinde Rusya'nın Kursk Oblast bölgesine geniş çaplı bir saldırı gerçekleştirdi. Bu Rusya derinliklerindeki ilk ve en büyük saldırı idi. 18 Haziran 2026 günü, Moskova'ya drone sürüsü ile yapılan ve ana rafinerinin isabet aldığı saldırı. Avrupa şimdiden Rusya ile bir büyük savaşın hesaplarını yapıyor. Bu minvalde Rusya tarafı da, bahse konu savaşın 2030'da kopmasından dem vuruyor. Hâl böyle olunca işin içine ABD ve NATO'nun girmemesi mümkün mü? Bu çerçevede 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da yapılacak NATO zirvesinde gündeme gelecek değerlendirme ve yorumlar çok büyük önem arz ediyor…

27 Haziran 2026 02:21

İsmail Kapan

Ana Muhalefetin Ahvali…

Bu gidişle CHP galiba en az üç parçaya ayrılacak gibi görünüyor! Ana muhalefet adına çok üzücü. Hâl böyle iken, zaten bugüne kadar iktidar hazırlığı adına bir türlü ortaya koyamadıkları program için gerekli enerji ve zamanı da parti içi mücadeleye hasretmiş durumda!.. "Kemal Kılıçdaroğlu'nun prensleri" diyebileceğimiz Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ikilisi, bir anda velinimetlerine sırt çevirdi. 2023'te yapılan İstanbul il kongresi ile başlayan, devamında Ankara'da pavyon kapılarına kadar uzanan serüven, 37. CHP Kurultayını mutlak butlan noktasına taşıdı. CHP içinde bulunduğu fevkalade hâlden yekpare çıkamayacak durumda. Bu artık kesinleşmiş gibi görünüyor. Zaten daha ilk günde "Hesap soracağım…" çıkışını yapmıştı. Son bir senesini, yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarıyla yargılanan Ekrem İmamoğlu'na destek faaliyetleri ile dolduran Özel, partili milletvekillerin çoğunluğunu ve il başkanlarının önemli bir kısmını arkasına almış olmasına rağmen, CHP tüzel kişiliğini bütünüyle çekip çevirecek fırsatı yakalama şansını artık iyice yitirmiş durumda. En az 25 belediye başkanı şu ana kadar AK Parti saflarına dâhil oldu. CHP fiilen üç parçaya ayrılmış durumda. Sık sık güçlü muhalefet ihtiyacını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünkü AK Parti grup toplantısında, sözü yine CHP'nin durumuna getirip önemli şeyler söyledi: "Muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hâkimken, biz uyum içinde, İttifak (Cumhur) olarak dayanışma içinde 86 milyonun birlik ve dirliği için çalışıyoruz. Sanal ve saçma gerilimlerle vaktimizi ziyan etmiyoruz. Tahriklere rağmen muhalefetin içinde debelendiği çamur güreşine bizi de çekmesine müsaade etmiyoruz. Demokratik olgunluk içinde millete hizmet yolculuğunu kararlılıkla sürdürüyoruz. Biz gereksiz polemiklerin içine girmiyoruz. Birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın, dün kahraman ilan ettiklerini bugün halk düşmanı diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın... Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet, ne ararsan var... Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Ülke meselelerinin çözümü noktasında muhalefet de iktidar kadar yapıcı davranmalı, yasama süreçlerine olumlu katkıda bulunmalıdır. İster iktidar ister muhalefet hepimiz, iradesini temsil ettiğimiz milletimize karşı sorumluluk taşıyoruz. Birinci görevimiz, ülkeye ve millete hizmet…" Evet, iktidar ile muhalefet arasındaki farklı anlayış ve hizmet sevdası…

25 Haziran 2026 02:20

İsmail Kapan

Futbolu Biraz Abartmıyor Muyuz?!.

Evet, "Futbol sadece futbol değil…" klişesi her şeyi net özetliyor aslında. Futbol spordur, futbol ekonomidir, futbol siyasettir ve nüfuz ticaretidir elbette!.. O Uruguay ki, 1930 yılında düzenlenen ilk dünya kupasına ev sahipliği yaptı ve finalde de Arjantin'i 4-2 yenerek, ilk dünya futbol şampiyonu ülke olarak tarihe geçti. Aynı Uruguay 1950'de Brezilya'da düzenlenen dünya kupasında, ev sahibi Brezilya'yı 2-1 yenerek, ikinci defa dünya futbol şampiyonu oldu… Ve yine o aynı Uruguay, 1980 yılında; dünya futbol şampiyonu olmuş ülkelerin iştirakiyle düzenlenen Mini Dünya Kupası müsabakalarına da ev sahipliği yaptı. Turnuva sonunda da Brezilya'yı 2-1 yenerek bu kupayı da millî müzesine götüren ülke oldu. Yani futbol alanında başarı arıyorsanız, bu küçük (Nüfusu üç buçuk milyon) Latin Amerika ülkesi fazlasıyla rüştünü ispatlamıştır. 2026 Dünya Kupası çok yanlış ve irrite edici biçimde başladı öyle de devam ediyor… Afrika'nın en başarılı hakemi seçilen Somalili Omar Abdulkadir Artan ülkeye sokulmadı. 24 yıl aradan sonra, Türk Millî Takımının dünya kupasına katılma başarısını göstermesi bizi milletçe memnun etti elbet. Latin Amerika'da futbol en büyük heyecan sahasıdır. 2002 Dünya Kupasına da mağlubiyetle başlamıştık. Aynı ülke ile yarı finalde karşılaşıp 1-0 mağlup olmuştuk. Ancak üçüncülük maçında ev sahibi Güney Kore'yi 3-2 yenip dünya üçüncülüğünü kazanmayı başarmıştık… Bakınız, koskoca İspanya (2010 yılı dünya şampiyonu), pek çoğumuzun adını ilk defa duyduğu 530 bin nüfuslu YEŞİLBURUN ada ülkesiyle berabere kaldı!.. Keza geçmişinde dünya üçüncülüğü bulunan güçlü takımlardan Portekiz de Demokratik Kongo ile berabere kaldı. Paraguay bizim takımımız yanında çok mütevazı kalır.

20 Haziran 2026 02:08

İsmail Kapan

İsrail, Barışı Hep Sabote Ediyor…

Nihayet ABD ile İran arasında, üzerinde mutabakat sağlanan bir metin ortaya çıktı. Hemen herkes bu konuya dikkat çekiyor. İsrail katiyen barış olsun istemiyor. Diyor ki Ben-Gvir isimli o yaratık: "Asla İran-ABD anlaşmasına uymayacağız… İsrail Amerika'nın sömürgesi değil…" Sadece bu höykürme dahi tek başına Siyonist İsrail'in ne gibi bir fesadı yansıttığını anlatmaya yeter. Gelgelelim bugüne kadar ABD, İsrail'den gördüğü pek çok kalleşliğe rağmen, bir türlü Siyonist Lobinin baskı ve etkilerini aşamıyor. Bu da ABD'nin bir gerçeği! Güvenmesi de mümkün değil. Siyonist İsrail ancak kendi kendine itimat ediyor. Bakınız İsrail'in en fazla istihbarat çalışması yaptığı ülkelerin başında Amerika geliyor! Bugüne kadar gerek ABD-İran arasındaki ilişkiler konusunda ve gerekse Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Mısır ile Körfez ülkelerinin ara buluculuk gayretlerine büyük destek veren; özellikle İstihbarat alanında çok kritik rol oynayan MİT Başkanı İbrahim Kalın, sürecin sabotaja maruz kalma tehlikesine bilhassa dikkat çekiyor. Kalın özetle şunu söylüyor; "Önümüzdeki dönemde, müzakerelerde asıl konuların ele alındığı, tartışıldığı; müzakere edildiği bir süreç olacak… Umarız bundan sonraki süreç barışın inşası olur ve Orta Doğu'da kalıcı barışın tesisi için önemli bir adım olur…" Cumhurbaşkanı Erdoğan da aynı hususa parmak basarak, mutabakat metninin imzalanacağı güne kadar, yapılması muhtemel sabotajlara karşı dikkatli olunmasının önemine işaret etti. Neyse ki her iki taraf da sonunda makul olanı tercih etti ve bir mutabakat metni ortaya çıktı. Ancak Birleşik Arap Emirlikleri'nin yaptığı gibi, tabiri yerindeyse "yuları İsrail'e kaptırmak" da akıl kârı değil!..

16 Haziran 2026 02:32

İsmail Kapan

Chp'de Hızla Yaklaşan Son…

CHP'deki derin yarılma, artık onarılamayacak noktaya gelmiş bulunuyor. "Erişir menzil-i maksuduna aheste giden/Tîz-i reftar olanın pâyine dâmen dolaşır…" Yani (Yavaş ve sağlam adımlarla giden, varmak istediği menzile ulaşır. Acele edenin ise etekleri ayağına dolanır…) 21 Mayıs'ta açıklanan mutlak butlan kararından bu tarafa, CHP'de, özet olarak yukarıdaki iki durum paralel yaşanıyor. Yani Özel'in Kapalı Grup Toplantısında kendisini Grup Başkanı seçtirmesi, ikinci defa onun butlan kararını tanıdığının tescili oldu! Özgür Özel ve çevresi ne kadar hırçın ve uzlaşmaz davranıyorsa, beri tarafta tam tersine Kılıçdaroğlu oldukça esnek ve uzlaşmaya taraftar görüntüsü veriyor. "Baba ocağını terk etmiyoruz" dediği genel merkez direnişi, hiç gereksiz bir gerilimin ardından, polis müdahalesiyle son buldu. Özel "Geri almak üzere 'baba ocağı'nı terk ediyoruz" diyerek yağmur altında Meclis'e doğru yürüyerek bir imaj çizmek istedi. Özel ve çevresi, Meclis Grup Toplantısı konusunda da yine direniş modunda hareket etti. Velakin "Bu oyunu bozarız…" çıkışıyla, Kılıçdaroğlu, Millet Meclisi yerine Parti Genel Merkezinde Grup Toplantısı yaparak karşılık verdi ve doğrusu oldukça etkili bir hamle yapmış oldu. Yani o an için Özel ve İmamoğlu adına bir başarı, Kılıçdaroğlu hesabına geri adım gibi gösterilmek istenen Meclis Grup Toplantısı kısa zamanda önemini kaybetti. Her hamlesi başarısızlığa uğratılan Özel ve arkadaşları, yeni bir taktik olarak Parti Meclisinden (PM) istifa ettiler. Zira parti tüzüğüne göre, PM üye sayısı üçte ikinin altına indiğinde, yani 57 olan üye sayısı 40'ın altına düştüğünde karar alma kabiliyeti ortadan kalkıyor… Bir kere istifa eden 27 kişi de dâhil, üyelerin tamamı mahkeme tarafından tedbir kararı çerçevesinde görevlendirilmiş bulunuyor. Görüldüğü üzere, Özgür Özel-İmamoğlu cephesi, kendi leh veya aleyhindeki hukuki konuları bile tam çalışamamış... Anlayacağınız 45 gün içinde partiyi kurultaya götürmek şeklindeki Özel-İmamoğlu Planı daha başta çöktü!..

13 Haziran 2026 02:30

İsmail Kapan

İsrail Sınırları Zorluyor!..

Siyonist İsrail Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki pervasızca politikasında ısrar ediyor. İsrail'in Suriye ve Lübnan'daki saldırılarının bu iki kardeş ülke yanında, artık Türkiye için de tehlikeli bir noktaya taşıdığına işaret etti. İslâm dünyasının bağrına bir hançer gibi saplanmış İsrail'in, "Arz-ı mev'ud-Vadedilmiş Topraklar" safsatası üzerine kurulu saldırgan ve yayılmacı emelleri istikametinde sürdürdüğü politikalar, tam manasıyla zıvanadan çıkmış durumda!.. Netanyahu ve cinayet şebekesinin Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırıları bu iki kardeş ülkeyi olduğu kadar artık Türkiye'yi de tehdit eder bir noktaya taşınmıştır. Şunu bir defa herkesin bilmesini isterim. Türkiye'nin güvenliği sadece Hatay'dan değil Halep'ten başlar, Şam'dan başlar, Türkiye'nin güvenliği Beyrut'tan başlar. Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz. Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün hak ve hukukuna kastedilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur." Sayın Cumhurbaşkanının şu ikazları da hatırda tutulması gereken önemli hususlar: "Avrupa'da İspanya'nın gösterebildiği cesaret ve sağduyulu tutumu başka ülkelerin de göstermesi tarihî bir sorumluluktur. Bu insanlığın ve insanlık cephesinin ödevidir." İsmail Kapan'ın önceki yazıları...

11 Haziran 2026 02:32

İsmail Kapan

Hangisi Gerçek Chp?..

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açıkladığı programa göre, bugün saat 13.30'da Cumhuriyet Halk Partisi Grup Toplantısı yapılacak… Bu konuda ardı arkası kesilmeyen tartışmalar var. Velhasıl CHP'de iç karışıklık oldukça fazla. Aslına bakarsanız CHP'de paralel ikinci bir merkezin zoraki işleyişi söz konusu. "Durumu ibretle izliyorum" diyen Öztrak, "Meclis'te paralel Genel Merkez oluşturulduğu" değerlendirmesinde bulunurken, partinin düşürüldüğü durumdan kimlerin sorumlu olduğuna da işaret ediyor. Öztrak, Meclis'teki basın toplantısında, CHP'ye yönelik mahkemenin verdiği "mutlak butlan" kararının ardından, partinin Genel Başkanının Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu belirterek şunları söyledi: "Partimize daha fazla yargı müdahalesine yol açmamak, bir an evvel iktidar yürüyüşümüzü başlatmak için mevcut yönetimle birlikte sorunları kendi içimizde istişare ederek çözmemiz gerekir…" Bu istişare ve uzlaşma zemininin nasıl oluşturulacağı hayli karmaşık bir mesele. Sebepler farklı olsa da 1990'lı yıllarda, CHP ile SHP arasında Parti'nin tüzel kişiliğinin esasen hangi tarafta olduğu yolunda, ardı arkası kesilmeyen siyasi polemikler hüküm sürmüştü… Faik Öztrak, "CHP'nin içinden geçtiği sıkıntılı sürece, Özgür Özel yönetiminin 2024'ten sonra yaptığı hataların da önemli katkısı olduğunu" dile getirerek, yapılan son yerel seçimlerde CHP'nin birinci parti olmasına rağmen, parti yönetiminin derhâl erken seçime gitmek istemenin yerine, iktidarla normalleşme süreci başlattığını, Özel ve yönetiminin iş başına geldikten sonra kutuplaştırma politikası izlediğini, partinin kötü yönetildiğini ve kırılganlaştırıldığını söylüyor. "Mazisi asrı aşan bir partinin laf oyunlarıyla değil şeffaflıkla, hesap vererek yönetilmesi gerektiğini" ifade eden Öztrak, "Bunu yapmamanın sonuçlarını Manavgat'ta, Uşak'ta gördük. Belediye başkanlarına önce sahip çıkıldı, sonra da kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmek zorunda kaldı. CHP hepimizin baba evidir ama hiçbirimizin babasının dükkânı değildir. Dönemin Genel Merkez yönetimi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile ilgili iddiaları reddetmeyi partimizin yegâne gündemi hâline getirdi. Halkımızın yoksulluğunu, işsizliğini, hayat pahalılığını, dışlanmışlığını ıskalamamıza sebep oldu." açıklamalarında bulundu. Öztrak, CHP yönetiminin yargı kararıyla görevden alınabilecek noktaya gelmesinin partinin çatısı altındaki herkesi üzeceğini ancak söz konusu iddiaların da göz ardı edilemeyeceğini belirterek, şöyle konuştu: "Mahkeme şöyle, önceki yönetim böyle, diyenlere de sorarlar, en yakınlarınızın kurultayda, delegenin iradesini satın almak için operasyon yapıldığına dair itiraflarını ne yapacağız? İradesini fesada uğratmak için delegeye kamu gücü kullanılarak maddi menfaat sağlandığı, CHP'li belediyelerde iş vadedildiği iddialarını nereye koyacağız? Mahkemece sabit görülen 'seçim ve oylamalara hile karıştırıldığı' hususunu yok mu sayacağız? Butlanın başımıza gelmesinde, bu işlere bulaşarak partiyi yargı müdahalesine açık hâle getirenlerin hiç mi suçu yok? Atatürk'ün partisinin kapatılacağı söylentilerine 'Hadi oradan' diyemeyip, alternatif parti kurmaya çalışanların hiç mi sorumluluğu yok? Asırlık çınarımızı, baba evimizi böyle mi savunacağız? Makamlarından, ünvanlarından bir türlü vazgeçemeyenlerin şimdilerde de Meclis'te paralel genel merkez oluşturarak partiyi nasıl tahrip etmeye çalıştıklarını ibretle izliyorum. Baskın bir kapalı grup toplantısı düzenleyip kendini grup başkanı seçtirmek, 'Tanımıyorum' dediğin butlan kararını tanıyıp artık genel başkan olmadığını kabul etmektir." Evet, Öztrak'ın seslendirdiği konular oldukça gerçekçi ve CHP'nin şayet becerebilirse, ARINMA ameliyesinde esas başlıklardır.

09 Haziran 2026 02:34

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha