×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Hilal Kaplan

Hem hiç gol atamadık, hem kupada en erken gol yiyen takım olduk, hem de ikinci maçta 60 dakika on kişi kalmış bir rakibe bile kaybetmeyi başardık. İki maçta atılan 62 şutun hiçbiri gol olmadı. Bu rakam, bir talihsizlik değil; sistematik bir verimsizliğin istatistiksel yansımasıdır. Sorunun kökü, Montella' nın temel 4-2-3-1 düzeninin sahada genellikle pozisyonel ve bir hayli katı 3-2-5'e dönüşmesinde aranmalı. İlk maçta neden gol atamadıysak, ikinci maçta da aynı nedenden gol atamadık. Yanlış oyun, doğru oynanamazdı. Montella'nın maç sonu açıklaması da bu noktada kayda değer: "Şanslar yarattık ama gol atamadık... Kader bizden yana değildi." Bu söylem, taktik sorumluluğu metafiziğe devrediyor. Bu tabloya milli takım kampında kurulan transfer borsalarıyla influencer özentiliğini, kendi ligimizde ilk 11'e giremeyenleri "abi" kategorisinden milli takıma çağırıp Batı Avrupa liglerinde klasını göstermiş oyuncularımızı ya hiç davet etmeyip ya da ilk 11'e yer vermemeyi ve 45 derece sıcaklıktaki çölün ortasına milli takım antrenman kampını kurdurmayı eklediğinizde, şayet yıldızlarınız da öne çıkacak gününde değillerse sahada başarısızlık kaçınılmaz oluyor.

Hilal Kaplan

Kaynak: Sabah

23 Haziran 2026 07:09

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Hilal Kaplan

Hilal Kaplan

Emine Erdoğan'ın Külliye'den bütün dünyaya verdiği fotoğraf sadece bir protokol fotoğrafı değil, uzun yıllar sabırla verilen bir hak mücadelesinin sessiz ama güçlü bir neticesiydi 2004 yılında ülkemiz yine bir NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapıyordu. Ne var ki o tarihi zirvenin fotoğraflarında çok önemli bir eksik vardı: Emine Erdoğan yoktu. Zira o günün Türkiye'sinde başörtüsü, "kamusal alan bekçileri"nin her yerden dışladığı, devletin en görünür alanlarında var olması dahi düşünülemez bir gerçeğimizdi. Aradan geçen 22 yılın ardından yine bir NATO Zirvesi... Bu kez Emine Erdoğan, dünyanın dört bir yanından gelen lider eşlerini ev sahibi sıfatıyla ağırlıyor. O kare, yıllarca "Buraya giremezsiniz" denilen kadınların, aynı mekânlarda bugün ülkelerini layıkıyla temsil edebildiğinin sembolüdür. 'UMUTLARA KAPI AÇAN DÖNÜM NOKTASI OLSUN' Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, NATO Zirvesi'ne ilişkin yaptığı paylaşımda "NATO Ankara Zirvesi'nin, ülkemize ve insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Bu tarihi zirvenin, insanlık adına güveni pekiştiren, uzlaşı kültürünü güçlendiren ve yeni umutlara kapı aralayan bir dönüm noktası olmasını diliyorum" değerlendirmesini yaptı.

11 Temmuz 2026 07:28

Hilal Kaplan

Hilal Kaplan

CAATSA yaptırımları, Türkiye'nin Rus yapımı S-400' ü satın almasının ardından ABD'nin uyguladığı cezaydı. F-35 meselesine de bu gözle bakmak gerekir. Ahmed eş-Şara' nın Ankara'daki temaslar çerçevesinde sahne alması ve Trump' ın onu "Suriye'yi birleştiren lider" diye tanımlaması, Türkiye'nin Suriye politikasının uluslararası bir meşruiyet zeminine kavuşması anlamına geliyor. Times of Israel' in başlığı durumu özetliyordu: "Türkiye yükselirken İsrail geriliyor." Gazze'nin yarattığı meşruiyet kriziyle Batı ittifakı içindeki "özel ortak" statüsünü yitiren İsrail'in bıraktığı boşluğa, hem ittifak üyeliğini koruyan hem de Müslüman dünyayla bağını geliştiren Türkiye yerleşiyor. Yunanistan ise F-35 platformundaki görece üstünlüğünü artık tartışmasız biçimde elinde tutamıyor. CAATSA'dan F-35'e, Suriye'den Şam'ın uluslararası sisteme entegrasyonuna uzanan hat, birbirinden bağımsız diplomatik rastlantılar değil; tutarlı bir stratejinin aynı anda birden fazla cephede meyvesini vermesidir.

10 Temmuz 2026 07:10

Hilal Kaplan

Hilal Kaplan

Carl Schmitt, Siyasal İlahiyat' ın ilk cümlesinde egemenliği tanımlarken hukuk felsefesinin en rahatsız edici tespitini yapar: Egemen olan, istisnaya karar verendir. Ama yazdıkları Nazi dönemi için "bir istisna" değildi; maalesef evrensel bir normdu. Walter Benjamin bu tezi bir adım daha ileri taşıyıp billurlaştırır: Ezilenlerin geleneği bize öğretir ki, içinde yaşadığımız "istisna hâli" aslında kuraldır. Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Kerim Han, 2024'te İsrail Başbakanı Netanyahu ve dönemin Savunma Bakanı Gallant hakkında Gazze'deki savaş suçları iddialarıyla tutuklama müzekkeresi talep etti; mahkeme bu talebi kabul etti. Mart 2026'da üç hâkimden oluşan bağımsız bir panel, BM'nin soruşturma bulgularının "suistimal ya da görev ihlali teşkil etmediği" sonucuna vardı. Buna rağmen UCM'nin denetim organı Haziran 2026'da Han'ı görevden askıya alarak 125 üye devletin oylayacağı bir disiplin sürecine sevk etti. Ayrı bir vakada, Afrika'nın en iyi hakemlerinden Somalili Omar Artan, geçerli bir vizeyle Miami'ye geldiği hâlde "güvenlik taraması endişeleri" gerekçesiyle ülkeye sokulmadı ve dünya kupasında görev alan ilk Somalili hakem olma şansını kaybetti. FIFA'nın verdiği tek yanıt, "ev sahibi hükümetin kimin vize alıp kimin ülkeye kabul edileceğine nihai olarak kendisinin karar verdiği" oldu. Evet, Trump'a bir yıl önce kendi "Barış Ödülü"nü takdim eden aynı FIFA... Kural, itiraza kapalı ve tartışmasız biçimde yalnızca zayıf ve pasaportu "riskli" sayılanlar için işliyor; güçlü olan için ise aynı kural bir telefonla askıya alınabiliyor. Bugün Dünya Kupası' nda.

07 Temmuz 2026 07:30

Hilal Kaplan

Hilal Kaplan

Soğuk savaşın ardından Avrupa güvenlik mimarisi ilk kez bu ölçüde köklü bir dönüşüm geçirirken, Karadeniz'den Ortadoğu'ya uzanan kriz kuşağının merkezindeki Türkiye'nin rolü de yeniden tanımlanıyor. Rusya-Ukrayna savaşının uzaması, İran-İsrail geriliminin bölgesel istikrarsızlığı derinleştirmesi ve Avrupa'nın savunma kapasitesini artırma arayışı, NATO'nun gündemini genişletmiş durumda. Böylesi bir tabloda Türkiye, Karadeniz'i, Kafkasya'yı, Doğu Akdeniz'i ve Ortadoğu'yu aynı anda okuyabilen ender ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Ekonomik boyut da en az siyasi başlıklar kadar önemli. Bu nedenle Ankara'daki NATO Zirvesi yalnızca diplomatik hazırlıklarla değil, çok katmanlı bir güvenlik perspektifiyle yönetilmelidir. Eğer Ankara bu süreci hem diplomatik hem güvenlik boyutuyla başarıyla yönetebilirse, zirve Türkiye açısından sadece iyi organize edilmiş uluslararası bir toplantı olarak değil, yeni jeopolitik dönemin en önemli eşiklerinden biri olarak tarihe geçebilir.

03 Temmuz 2026 07:09

Hilal Kaplan

Hilal Kaplan

ASELSAN ve TÜSEB işbirliği ile geliştirilen "LIFELINE HLM" adlı kalp-akciğer makinesi, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde gerçekleştirilen bir açık kalp ameliyatında ilk kez kullanılarak başarılı sonuç verdi. Kalp-akciğer makinesi pazarı dünya genelinde dar bir "oligopol" ün elinde. LivaNova, Medtronic, Terumo, Getinge, Braile Biomedica gibi şirketler küresel pazarın yüzde 85'inden fazlasını kontrol ediyor. İngiltere merkezli LivaNova yüzde 18, İsveç merkezli Getinge yüzde 16 payla liderliği elinde tutuyor. Sonuç: Mayıs ayı sonunda 5000 cihaz üretilmiş, 16 ülkeye ihraç edilmişti; Litvanya'ya tanesi 17 bin 500 dolardan satış yapılmıştı. Dört kez dünya şampiyonu Almanya, FIFA sıralamasında 41. sıradaki Paraguay karşısında penaltılarla 4-3 elendi. Çünkü mevzu hem ilk 16'ya kalmaktı hem de 24 yıl önce aynı Almanya'nın ellerinden aldığı bir intikamın da telafisiydi. Paraguay sokaklarında sevinç çığlıkları, Kazablanka'dan Rabat'a yayılan korna sesleri, Dünya Kupası'nın milyonlarca insan için bir varoluş, bir "Biz de varız" haykırışı olduğunu gösteriyor.

01 Temmuz 2026 07:27

Hilal Kaplan

Hilal Kaplan

Bu kahramanlık hikâyesinin ardındaki esas soru ise kendisine yağan "istihbaratların" kaynağıydı. Siyasi ağırlığı olmayan, kurumsal bir geçmişi bulunmayan, magazin dünyasına aşinalığı olan bir profil. İmamoğlu'nun tutuklanmasının yarattığı siyasi çalkantı ortamında Tanrıyar birden sahneye çıktı. Cevap kritik: AK Parti tabanına. Sözcü gazetesi, Turkuvaz Dağıtım tarafından dağıtılmaktadır. Tanrıyar bunu "şüpheli bir ticari işbirliği" olarak sundu; sanki Turkuvaz ile Sözcü arasında gizli bir ortaklık varmış, sanki bu ilişki bir planın parçasıymış gibi. Basın Kanunu'nun 23. maddesi, dağıtımcı şirketlere dağıtım hizmeti talep eden süreli yayınları yasal ücret karşılığı dağıtma yükümlülüğü getirmektedir. Bu çerçevede Sözcü dâhil Türkiye'deki tüm gazeteler -siyasi yelpazedeki konumları ne olursa olsun- Turkuvaz aracılığıyla dağıtılmak zorundadır. Ya da daha doğrusu, bu iddiayı ona "tutuşturanın" bilmemesi mümkün değildir. Türk basın sektörünü asgari düzeyde bilen herkesin farkında olduğu bir yasal çerçeveyi, iktidar tabanına "gizli ittifak" olarak sunmak, hedef kitlenin bu yasal çerçeveden habersiz olduğunu varsaymaktadır. Literatürde bu taktiğe "false flag influencer" denir. Bu yapıyı muhalif bir gazeteyle "kripto bir ortaklık" içinde göstermek, Erdoğan'ın kendi çevresine duyduğu güveni sarsmayı, o çevreyi AK Parti tabanının gözünde şüpheli kılmayı hedeflemektedir. Tanrıyar bir süre boyunca AK Parti tabanının güvenini kazanarak CHP'ye karşı "kahraman" rolünü oynadı; ardından bu güveni, Erdoğan'ın en yakın halkasına yöneltti. Sonuçta Tanrıyar, kendi başına bir aktör değildir. Tanrıyar vakası bu yöntemin en yeni, en dijital ve en yüzsüz örneğidir.

30 Haziran 2026 07:24

Hilal Kaplan

Hilal Kaplan

Amichai Chickli, Kudüs'teki JNS Uluslararası Politika Zirvesi'ndeki basına açık toplantıda şöyle bir tespit yapmış: "Erdoğan'ın Türkiye'si artık İran'dan daha tehlikeli. İran'ın Şii İmparatorluğu, Esed'in Suriye'si, Hizbullah dönemi bitti. Yeni eksen Erdoğan'ın Türkiye'si, Suriye ve Katar'ın Müslüman Kardeşler ekseni dir. Uyanıp gözlerinizi açın. Erdoğan'ın Türkiye'sinin çok tehlikeli bir vizyonu var ve bu iki ana unsura dayanıyor." Bahsettiği iki ana unsuru da mavi vatan üzerinden Yunanistan ve Kıbrıs'a yönelik politikamız ile "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Libya'da, Somali'de ve Suriye'de ne yaptıysa aynısını Filistin'de yapmaya kararlı olması" olarak kayda geçirmiş. 15 Haziran'da, ABD-İran mutabakatının hemen ardından Erdoğan şunu söyledi: "Biz Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar olarak ne kadar kanlı ve sinsi bir komployu bozduğumuz ileride daha net görülecektir." Bu cümlenin yapısını dikkatle okumak gerekiyor. Tarihsel olarak birbirinden kopartılmış, zaman zaman birbirine kırdırılmış dört topluluk, tek bir faili açık özne olarak toplanıyor: "Biz bozduk." Türkiye'nin Erdoğan liderliğinde sistematik biçimde inşa ettiği çerçeve de tam burada netleşiyor: ABD-İran çatışması yalnızca İran'ı hedef almıyordu; Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar arasında kalıcı bir güvensizlik ve kırılma üretmeyi amaçlayan daha derin bir bölgesel parçalama projesiydi. "Fitne ateşini söndürdük" diyor Ankara ve bu söylem, Chickli'nin gerçek korkusunun tam da kalbine dokunuyor. Türkiye-Suriye-Katar üçlüsünü "çağımızın en tehlikeli emperyalist vizyonu" olarak tanımlarken bir paragraf önce Türkiye'nin "fitne ateşleri yaktığını" söylemek mümkün değildir. İsrail için gerçek mesele Türkiye'nin ne kadar "saldırgan" olduğu değil, ne kadar meşruiyet ürettiğidir.

26 Haziran 2026 07:22

Hilal Kaplan

Hilal Kaplan

Bu süre hem tehdit hem de fırsat Bürgenstock'taki ilk teknik görüşmeler tamamlandı; Pakistan ve Katar arabulucuları, tarafların 60 günlük nihai anlaşma yol haritası üzerinde "cesaret verici ilerleme" kaydettiklerini açıkladı. ABD Hazine Bakanlığı, İran kökenli petrol ve petrokimya ürünlerinin üretimi, taşınması ve ticaretine ilişkin tüm işlemlere 21 Ağustos 2026'ya kadar izin veren geçici genel lisansı yayımladı. Hazine Bakanı Scott Bessent' in bu adımı duyururken özenle seçtiği çerçeveleme dikkate değer: "İran, Hürmüz Boğazı'nda serbest ve açık geçişi taahhüt etti ve UAEA denetçilerinin ülkeye girişine izin verdi." Yani lisans bir jest değil, karşılıklı taahhütlerin ekonomik somutlaşması. ABD istihbarat kurumları, Netanyahu' nun siyasi geleceğinin savaşa bağlı olduğunu; İsrail'de sonbahar seçimleri öncesinde Lübnan'dan çekilirse "Savaşı kaybetti" denileceğini Trump yönetimine raporladı. Trump' ın Netanyahu' yu "Hizbullah ile ateşkes konusunda anlaş" talimatıyla geri adım attırması bu dinamiği yalnızca geçici olarak dondurdu. 7-8 Temmuz'da Beştepe'de gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi, Ankara'nın çok katmanlı diplomasi trafiğinin en kritik uğrağı olacak. Trump-Netanyahu geriliminin derinleştiği bir konjonktürde, hem Washington'la hem de bölgenin Müslüman büyük güçleriyle eşzamanlı diyalog kapasitesine sahip bir Türkiye, 60 günlük müzakere takviminin en değerli dış aktörlerinden biri durumuna geliyor.

24 Haziran 2026 07:27

Hilal Kaplan

Hilal Kaplan

Ortaya çıkan tabloya yalnızca "ABD-İran anlaşması" olarak bakmak eksik olur. Trump' ın açıklamalarındaki en kritik unsur, İsrail'i ilk kez açık biçimde "küçük ortak", ABD'yi ise "büyük ortak" olarak tanımlamasıdır. Trump, "Ben olmasaydım İsrail olmazdı" derken de aynı mesajı tekrar ediyor: İsrail'in güvenlik şemsiyesi ABD'dir ve nihai karar verici de Washington'dur. Bunun yanında Trump'ın yeni İran yönetimini "akılcı", "güçlü", "zeki" ve "radikal olmayan" aktörler olarak tanımlaması, yıllardır Batı kamuoyuna anlatılan İran imajıyla ciddi bir tezat oluşturuyor. Trump, Beyrut'taki yıkımı "adaletsiz" olarak nitelendiriyor ve İsrail'in Hizbullah'a karşı operasyonlarını uzatarak hem uluslararası imajını hem de İran anlaşmasını zora soktuğunu söylüyor. Ancak Türkiye ve Suudi Arabistan ile Katar' ın Trump tarafından anlaşmayı sağlayan birer "veli" gibi konumlandırılmasını da es geçmeyelim. Hakan Fidan' ın, "İsrail sadece birkaç ülkenin değil bütün dünyanın sorunu" ve "İsrail'e ilişkin illüzyonun dağıldığı" yönündeki sözleri de bu dönüşümle örtüşüyor. Eğer bu süreç kalıcı hâle gelirse, Ortadoğu'da son yirmi yılın temel ekseni olan "ABD-İsrail ortaklığına karşı İran" denklemi yerini daha karmaşık bir yapıya bırakabilir: ABD'nin İran'la kontrollü uzlaşmaya yöneldiği, İsrail'in hareket alanının daraldığı ve Türkiye gibi bölgesel güçlerin diplomatik ağırlığının arttığı yeni bir dönem.

19 Haziran 2026 07:14

Hilal Kaplan

Hilal Kaplan

Uzun yıllar boyunca sosyal medya, teknolojik ilerlemenin ve bireysel özgürlüklerin bir sembolü olarak sunuldu. Sosyal medya şirketleri, çocukların gelişimini desteklemek için değil, onla rın ekran başında geçirdiği süreyi artırmak için tasarlanmış algoritmalar kullanıyor. Dünyanın farklı ülkelerinde yapılan araştırmalar, sosyal medya kullanımının özellikle ergenlik çağındaki çocuklar üzerinde ciddi psikolojik baskılar oluşturduğunu ortaya koyuyor. Tıpkı çocukların sigara satın almasının veya kumar oynamasının yasak olması gibi, sosyal medya kullanımının da belirli yaş sınırlarına tabi tutulması gerektiğini savunuyorlar. İngiltere' nin 16 yaş altına sosyal medya yasağı getirme hazırlığı ve Avustralya' nın benzer düzenlemeleri, Fransa ve Yunanistan' ın 15 yaş altına yasak tasarıları ile Danimarka ve İspanya' nın 16 yaş altı için ebeveyn onaylı veya tamamen yasaklı modelleri gündeme alması da kimilerine göre "özgürlük ölçer" olan kıta Avrupasında da bu meselenin gündemde olduğunu gösteriyor. İlkokul çağındaki çocukların bile saatlerce sosyal medya içeriklerine maruz kaldığı bir ortamda ailelerin tek başına mücadele etmesi mümkün değil. Bu yüzden tartışmayı "özgürlüklerin kısıtlanması" şeklinde görmek eksik bir bakıştır. Çünkü geleceğimizi şekillendirecek olan çocuklarımız olmalı, algoritmalar değil.

17 Haziran 2026 07:21

Hilal Kaplan

Hilal Kaplan

En azından yıllardır "pazarlanan" buydu. Bugün ise karşımızda dünyanın en sevilen sporunun en büyük organizasyonunun hem oryantalist çifte standartlarla nasıl rezil edildiği hem de daha çok para kazanmak için "su molası" adı altında oyunun kurallarını bile değiştirecek kadar peşkeş çekilebilen kapitalist bir açgözlülük var. Netice olarak da karşımızda giderek küçülen, zevksizleşen, kitschleşen ve tek tipleşen; hatta ten renkleri yüzünden bazıları için daha başlamadan kapıları kapanan bir Dünya Kupası var. İran Milli Takımı'nın oyuncuları ve görevlileri vize almak için günlerce uğraşıyor. "Maçınız biter bitmez ABD topraklarını terk edeceksiniz" deniyor. Dünya Kupası boyunca İspanyolca sorulara cevap vermeye çalışan futbolcuların birer birer durdurulduğunu gördük. Katar'da yapılan Dünya Kupası sırasında dünyanın yarısı bira yasağını konuşuyordu. Bugün Almanya'da Filistin kefiyesi ile yürümek bile polis müdahalesi sebebiyken, İngiltere'de Palestine Action üyeleri terörizm suçundan 22 yıl hapis cezasına çarptırılırken, ABD'de üniversite öğrencileri Filistin'e özgürlük istediler diye fişlenip iş bulamamakla tehdit edilirken Rusya'ya uygun görülen muamele buydu. Bugün Filistin Milli Takımı dâhil yüz binlerin katili İsrail, başarılı olsaydı Dünya Kupası'na katılacaktı. Rusya veya Katar söz konusu olduğunda devreye giren "özgürlük savaşçıları", İsrail'e nasıl kırmızı halı sereceklerini şaşırıyorlar.

16 Haziran 2026 07:23

Hilal Kaplan

Hilal Kaplan

Bu senaryonun merkez üssü ise son dönemde sinsi bir kuşatmayla karşı karşıya kalan Kıbrıs' tır. Cumhurbaşkanı Erdoğan' ın, "Arz-ı mevud hezeyanının nihai hedefinin ne olduğunun gayet farkındayız. Allah'ın izniyle buna asla müsaade etmeyeceğiz" ve "Kıbrıs Adası'nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz... Cevabımız çok net olur, çok da sert olur" çıkışı, Ankara'nın bu sinsi plana karşı sabrının sınırına geldiğinin en net ilanıdır. Mart ayında dile getirdiğimiz, "İsrail ve bazı Batılı ülkeler, Kıbrıs hattı üzerinden Türkiye'yi vaktinden önce ve daha büyük bir çatışmanın içine çekmeye mi çalışıyor?" sorusu, bugün bir öngörü olmaktan çıkıp çıplak bir gerçeğe dönüşmüştür Kıbrıs'ta bugün yaşananlar, askeri bir tahkimatın ötesinde, ses siz bir işgal provasıdır. Paravan şirketler eliyle yürütülen bu finansal kuşatma, yarın Doğu Akdeniz'deki enerji savaşlarında Türkiye'nin karşısına dikilecek bir "siyonist ileri karakolu" oluşturma çabasıdır. Karabağ'da otuz yıllık Ermeni işgalini 44 günde paramparça eden askeri akıl ve Türk İHA/ SİHA teknolojisi Türkiye'ye aittir. Libya ile yapılan Deniz Yetki Alanları Anlaşması sayesinde, Akdeniz'i Türkiye'ye kapatmak isteyen "Sevilla Haritası" çöpe atılmış, mavi vatanın sınırları çelikten bir zırhla örülmüştür.

12 Haziran 2026 07:31

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha