
O Bediüzzaman ve Risale-i Nurlarla küçücük kalbinde kâinat kadar ulvî bir aşkı yerleştirmiş, Nuranî ilimler, ilhamlar, iltifatlarla yükselmiş, İlâhî aşkın basamaklarından münteha derecelere, ulvî mertebelere, ruhanî lezzetlere vasıl olmuş, bedelinde canın nezretmiş, Üstad'dan 14 sene önce vefat etmiş muhlis ve mümtaz bir şahsiyetten, Hasan Feyzi Yüreğil'den bahsediyorum. Muhammet İkbal'in şiiri, ifadesi mümkün olmayan terennümleri işaret ediyor: "Heyecan verdi gönülleri, / Heyecanlı sesleri gönlümün;/ Ben o nağmeden müteheyyicim:/ ki yok ihtimali terennümün…" Ateşîn ifadelerin peşinden muhayyilem beni o zat-ı mübareğin mekânına götürdü. Aklımda kalan notlarda: "Hasan Feyzi Hz. Kısa boylu, zayıf, nahif, halim, selim, son derece nazik ve kibar, yumuşak huylu, yumuşak sesli, güler yüzlü, hoşgörülü, zeki bakışlı…" ifadelerden cesaret alarak huzuruna vasıl oldu. "Bab-ı feyzinden ırak olmayı asla çekemem," dedim. "Güzel oku, her zerrede coşkun birer mana var, /Dert ehline bu manada canlar sunan eda var./ Vermek için parlaklığı, gamlı gönül evine, Bir bak hele, her cilâdan üstün olan cilâ var… Risale-i Nurun "Türkçe olarak te'lif ve tertip ve tanzim olunan, müzeyyen ve mükemmel, fasih ve beliğ nüshalarının şimdiye kadar bir eşi ve bir yoldaşı görülmemiş!" Devamla Risale-i Nur'a sesleniyor: "Senin ulviyet ve kerametin Türk dilini bütün diller içinde yükseltiyor.
Kaynak: Yeni Asya
24 Aralık 2025 00:30
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Nur Mevsimi
Hasat mevsimi, çiçek, çilek, kiraz sezonu gibi nimetlerin zaman dilimleri bolluk ve bereketi ifade ettiği gibi Bediüzzaman Said Nursî'nin Medresetüzzehra'nın yerine "her yerde küçük bir dershane-i nuriye açmak" tavsiyesi üzerinde günümüzdeki Risale-i Nur eserlerinin okunduğu ilim, irfan mektepleri, her mevsim muhtaç gönüllere, genç kuşaklara iman ve Kur'ân hakikatlerini aşkla şevkle ulalaştırdığı nurlu mevsimler vardır. Risale-i Nurlar, inkârcı fikir karanlıklarına karşı, Kur'ân-ı Kerîm'in ulvî hakikatlerini günümüzün pozitif ilimlerine nazar ile akıl-mantık ölçüleri içinde insanlara tefekkür zenginliğiyle güçlü iman dersleri vermektedir... Konya'dan Afyonkarahisar'da okuma programına katılan liseli gençlerin Nur mevsimi daha farklıydı. Bir haftalık programda okudukları derslerde Kur'ân da hatmettiler. Gençler, serbest zamanda Afyonkarahisar'ın tarihî ve turistik yerlerini, Ulucamii, İmaret Camii, Mevlevî Camii, Bediüzzaman'ın kaldığı ev, Eski Afyon evleri, Karahisar Kalesi, Konaklar, Taşhan, Bedesten gibi şehir merkezindeki tarihî mekanları gezdiler... Bediüzzaman'dan ilham alan gençlerin sayesinde, güzel hasletlerin, kardeşlik duygularının sıcak samimî sohbetlerin, iman hakikatlerinin gönüllere serptiği nur haleleriyle bir mevsim yaşadık. fikir, düşünce, ideal sahibi gençler, İslâm davasının inançlı, imanlı, ihlâslı şahsiyetlerini uğurlarken ecdamızın onları teşci ettiği Fetih Marşı'nı hatırladım: "Elde sensin, dilde sen/ Gönüldesin, baştasın. Fatih'in İstanbul'u/ Fethettiği yaştasın..."
07 Temmuz 2026 00:36

Mende Orman Parkında Asude Bir Gün
Zaman şeridinde geçen mevsimlerin nazarlara sunduğu Sânî-i Zülcelâlin binbir isimlerinin yeryüzü aynasına mana-i ismiyle yansıyanları anlamak bahtiyarlığı ve tefekkür zenginliğinin lezzeti Kur'ân'ın nuruyla ve irşadıyla bakabilenlere ne mutlu. Bahar ferahlığında şirin canlıların yeryüzünü cıvıl cıvıl seslerle şenlendirdiğ, renklerle güzelleştirdiğ, koşuşturmalarıyla geçen zaman, bahara veda etmiş, 14 Haziran 2026'yı gösteriyordu. Kur'ân deryasından kalbimize serpiştirilen tevhid dellilleri, nuruyla ufkumuzu aydınlatıyordu, latifelerimize kadar sirayet ettiğini hissettiğimiz manevi iksirle "O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbirşiy yoktur." İsra Suresi'nin 44. ayetinin kudsî manasını tefekkür ediyorduk. Mende ekmeğiyle ve hergün Risale-i Nur dersiyle meşhur olduğundan nur ile bereket orada temayüz etmiş... Prof. Dr. Abdullah Tahsin Tola, orman havasının ferahlatan havasında bir eğitimci olarak çocuk, genç ve büyüklere sohbet havasında hitap etti. Uşak'tan Mesut Karabacak'ın harika sesiyle Ormanın derinliklerine ulaşan ezan sesi ve kulaklarımızı çınlatan, kalbimizi coşturan Kur'ân tilavetinin lezzeti, letafeti hâlâ içimizde duruyor.
26 Haziran 2026 00:27

Nisan Yağmurlarıyla Veda Eden İki Bahtiyar: Selâhattin Konyalıoğlu Ve Hasan Şen
Hasan Şen ve Selahattin Konyalıoğlu, Yeni Asya Gazetesinin 57 senelik tavizsiz istikrar çizgisinde, son nefeslerine kadar camianın mensupları olmanın şerefini taşımışlar. Nur hizmetlerine gönül vermiş ve kadim Yeni Asya okuyucusu, 1946 doğumlu olan Selâhattin Konyalıoğlu'nun bazı hasletleri: Hafızlığını ikmal etmiş, ilahiyatçı ve eğitimci olarak anlattıkları, yazdıkları, hayat tecrübeleriyle genç kuşaklara yıllarca ışık tutup yol göstermiş bir münevver. "Cenab-ı Hak bana iki nimet ihsan etti. Biri hafızlık, ikincisi Risale-i Nurlar'dır" demişti. Günlük programında Kur'ân okumak (2-3 cüz), Risale okuma ve Yeni Asya gazetesi onun ayrılmaz bir parçasıdır. 1943 İzmir doğumlu Hasan Şen,1964 yılında Risale-i Nur'ı tanımış ve Nur kervanına dahil olmuş. Hasan Şen'in şiiriyle: "Nurdan damlalar indi semadan, /Birleşti damlalar, koca sel oldu. / Bir zamanlar ıssız bir belde iken, / Nur Kervanı'na şimdi yol oldu... Ey sonsuzluğa giden Nurlu Kervan, / Mutlaka yolunuz geçsin Barla'dan." Selâhattin Konyalıoğlu'nun duasıyla bitirelim: "Risale-i Nur dairesinde ömür sürmeyi, iman ve Kur'ân'la kabre girmeyi Allah'ımızdan dualarımızla niyaz ederim…" İki bahtiyar insana, Rabbimden rahmet diliyorum...
08 Mayıs 2026 01:46

Ankara'da Vuslat Günü
Sonra saff-ı evvel talebelerin divit gıcırtıları ve siyah nur halesi mürekkep izlerinin satırlarda uzayıp giden Kur'ân hakikatleri, muhtaç gönüllerde yerini buluyordu. "Dünya, büyük bir mânevî buhran geçiriyor" feryatları âfâkı sarmıştı. Zulmetli fetret karanlıklarına Âkif, "O nuru gönder, İlâhî, asırlar oldu yeter! Bunaldı milletin âfâkı bir sabah ister" nidaları ile "baharın var, ki beklerdin" ifadelerinde beklenen bahar müjdeleri, Kur'ân'ın güneşinin elmas hakikatleriyle tecelli ediyordu. 26 Nisan günü yeryüzü bahar renkleri, çiçekleri, rayihası ve havasını teneffüs ederek, sevinçle, sürurla, heves ve heyecanla Ankara vuslat gününe, Risale-i Nur Kongresine giderken bir asırlık Nur hazinesinin hatırasını hissiyatla mülâhaza ettik. 50 kadar akademisyen, ilim adamı, araştırmacı ve yazarın Bediüzzaman'ın fikir ve düşünce bahçesinden derledikleri hakikatleri dinlemeye, dostlarla buluşmaya, kucaklaşmaya geldik. Çok harika hazırlıklarla icra edilen program 19. Risale-i Nur Kongresi, bir vuslat günü olarak gönüllerde yerini buldu.
29 Nisan 2026 01:05

Bahar Ve Güz Düşünceleri
"Zaman da sel dolaplarını süratle çalıştırıyor. Arz sefinesi de süratle giderken"1 sath-ı arzın yorgun yüzünde, solgun çehresinde savrulan, ölen, uçan, göçen, gidenleri gösteren kıyamet manzaraları içinde kendi dünyamın, tükenen ömrümün hikmetini, hesabını, kıyametini, haşrini düşünüyorum... Sevinç ve sürur içinde latif, hoş, tatlı, ziynetli, süslü, sanat harikası mu'cizelerle "zeminin dar sayfasında hatasız yüz bin kitabı birbiri içinde yazan bir kalem-i kudret"2 tefekkür için nazarlarımıza arz etmiş. "Hem anlarsın ki: Şu fânî masnuat fena için değil, bir parça görünüp mahvolmak için yaratılmamışlar…"5 "ve in min şey'in…" sırrıyla sürurla, şevkle her şey, "Etmekte zikr-i Hallak'ı dâim…" 6 Güz mevsimi hikmet ve rahmetle işleyen arzın yüzünde her şey nizam ve intizam içerisinde yerli yerince cereyan etmektedir. "Madem şu azîm kâinatı, mezkûr maksatlar gibi çok azîm makàsıd ve çok büyük gayeler için şu surette teşkil, tertip ve tezyin etmiştir."7 Hazan mevsimi kıyametinde vazifesinden terhis olan mahlukatın vaziyetlerini Rabbimizin hikmetli tasarrufu ve icraatı olduğunu düşünmek ve güzel cihetini tefekkürle, teslimiyetle, tevekkülle görmeli ulvî hüzünlerle iltica etmeliyiz. "Şu kâinatın Sahip ve Mutasarrıfı, elbette bilerek yapıyor ve hikmetle tasarruf ediyor ve her tarafı görerek tedvir ediyor ve herşeyi bilerek, görerek terbiye ediyor…"9 "…her vakit bir nümune-i haşir ve kıyamet göstermek, bir saatte yazı kışa ve kışı yaza döndürmek…"10 Rabbimin kudretindedir. Bütün bu hakikatlere rağmen bahar haşri ve güz kıyameti hakkında zihin yormayı, kelâm serdetmeyi, akıl terazisi kaldırmaz: "İdrâk-i maâlî bu küçük akla gerekmez, / Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez."11 1- Mesnevî-i Nuriye, Zeylû'l-Hubâb. 3- Age., s, 89. 8- Age., s, 448. 9- Zülfikar, 19. Mektup, 1. Nükteli işaret.
23 Ocak 2026 00:44


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Üç Aylar'da Bir Mübarek İnsan
Hayatımızda ve inanç dünyamızda önemli bir yeri olan "Üç Aylar" manevî kazançların kârlı ticaret mevsimi olarak kültürümüzde yer almıştır. İslâm âleminde "Şuhur-u Selâse" olarak iştihar etmiş olan kudsî manevî kazanç mevsiminin yıllarca tavizsiz müdavimleri, gayretleriyle yeni nesillere ışık tutacaktır. (Lemalar, s. 384.) 92 Yaşındaki Huzurevi sakini Orhan Aksar, hayır ve iyilik yönünde ısrarlı duaları geri dönmeden her daim arşa yükselir. Doksan iki yaşında bir pir-i faninin gurbetteki matemi, Niyazî-i Mısrî'yi hatırlattı: "Ağlayıp, nâlân edip, düştüm yola tenhâ, garip, / Dîde giryan, sîne biryan, akıl hayran, bîhaber..." Hz. Üstadın On Sekizinci Sözde bahsi geçen "Firkatli ve gurbetli bir esârette, fecir vaktinde ağlayan bir kalbin ağlayan ağlamalarıdır." Dünya gurbetinin mukaddes hüzünler, nidalarla medet talebi ile iltica ve intisap etmesinin hikmetiyle Orhan Amcayı dinliyorum. Bakara Suresi'nde Rabbim, "Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; artık kalpleriniz taş gibi, hatta daha da katıdır." buyuruyor.
10 Ocak 2026 00:40

Nur'larda Tevafuk Ve İnayetler
Beş senedir devam eden, her gün sabah gün doğarken başlayan ve bir saat devam eden Gebze Muhabbet Fedaileri online Risale-i Nur derslerinin verdiği iman ve ihlas lezzetinin feyz ve faziletini anlatmakla bitmez. Benim okuma sıram geldiğinde "Salahattin'in fıkrasından bir parçadır" başlığı olan bölümü okuyorum. İstanbul'da gördükleri, bir yazıyı beş yüz nüsha basan teksir makinesini getirip hizmete kazandırdıklarında Üstad Hazretlerinin "Nurun kahraman şakirdleri" ünvanıyla dua ve iltifatlarına mazhar olmuşlar… "Hem bir vakit Tosya'dan Kastamonu'ya gelirken, beraberimde Risale-i Nur'un Lem'alar'ı ve Şualar'ı vardı. Haşre dair bir mebhas okuyordum." Risale-i Nurların, Kur'ân'ın mucizesi, hakikatleriyle insanlara tahkikî iman kazandırdığı gibi başka sahada da harikaları var mıdır, diye "mülâhaza esnasında kamyon müthiş sadmelerle üç taklada, yirmi beş-otuz metre yerden aşağıya yuvarlandı! Şehadet getiriyordum. Yaralı mıyım, diye kendimi yokladım. Yüz bin şükür, hiçbir yaram yok. Korkarak doğruldum. Şoförün kafası, parçalanmış, 'ah, of' çekiyor. Etrafımı tetkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş. Benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. O anda bunun büyük bir keramet olduğunu" anladığını ifade etmiş… Benzer bir hadiseyi 1971 yılında İbrahim Sarıçiçek yaşamış. Cumartesi günü, Burdur Arvallı'da ikamet eden arkadaşı Osman Öğüt'ü ziyarete giderken otobüste defterindeki Risale-i Nurlardan okumuş, etrafına bakınarak tefekkürler etmiş. Emekli İmam Hatip Lisesi müdürü 86 yaşındaki İbrahim Sarıçiçek, bu yaşına kadar Risale-i Nurların çok tevafuklarını gördüğünü, okuyup dinlediğini ifade etti…
26 Kasım 2025 00:45

Güze Veda Ederken Barla
Kâinat kitabının sayfaları mütalaa edilmiş, hikmeti yazılmış sayfalarda, şuur ile okunmuş, akılla ezber edilmiş, kalplerde tasdik, tes'îd, tebrik edilmiş o mekanlarda. Haşmetli Ulu Çınar'ın yapraklı kehribar rengine bürünmüş inerken dalından hafi bir espriyle dokunur saçlarınıza, "Darısı başınıza, benimki bu kadar. Gö-revim bitti, şimdi Rabbimin Kudret dairesinden, İlim dairesine geçiyorum…" dercesine sürurla uçar… "Hâk-i Payine yetem dir ömrlerdir muttasıl/ Başını daştan daşa urup gezer âvâre su." "Dest- bûsı ârzusıyla ölürsem dostlar/ Kûze eylen toprağum sunun anınla yâra su…" Bediüzzaman'ın mekânı, Nurların menzili Barla'da güz mevsimi, bütün mahlukatı hikmetle ve rahmetle konuşturuyor. Bu sonbaharda, Barla sokaklarında, her adımda Hz. Üstadın lastik ayakkabılarının izleri, her köşede sözleri, her mekânda sohbetleri, selâmları, duaları, niyazları, hissiyatının, himmetinin, hizmetinin yerleri, eserleri, tezahürleri, temessülleri vardır. Şairin dediği gibi, "Bir mevsim-i baharına geldik ki âlemin/ Bülbül hâmuş, havz tehi, gülistan harâb." Etrafımızda değişen, yaşlanan, eskiyen, ölen, giden her şey, hayatın sonunu hatırlatır bize.
14 Kasım 2025 00:52