
Ekonomiler sadece para ile değil, güven ile de çalışır. Çünkü insanlar risk almadan önce geleceğe dair bir güven duygusu arar. Sorun da burada başlıyor. Çünkü, insanlar alınan kararların gerekçelerini açık ve tatmin edici şekilde öğrenemediğinde, doğal olarak soru sormaya başlıyor. Buna bir de kuralların uygulanmasında çifte standart algısı eklendiğinde güven duygusu daha da zedeleniyor. Çünkü insanlar boşlukları bilgiyle dolduramazsa, söylentilerle doldurmaya başlıyor. Öyle bir noktaya geliniyor ki, biri çıkıp "şöyle olacak" dediğinde kesin olarak " olmaz" demek de zorlaşıyor. Çünkü güvenin zayıfladığı, bilgi akışının yetersiz kaldığı ve kurumların yeterince ikna edici bulunmadığı ortamlarda insan zihni ister istemez her ihtimale bir " acaba " payı bırakıyor.
Kaynak: Yeni Çağ
14 Haziran 2026 00:01
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Kime Güveneceğiz?
6 Şubat depremlerinde binlerce insan bağışlarını Ahbap'a yönlendirdi. Bunun nedeni yalnızca Haluk Levent'e duyulan kişisel sempati değildi. Kızılay'ın çadır satışı tartışmaları, koordinasyon sorunları ve yaşanan aksaklıklar, insanları "yardımım doğrudan ihtiyaç sahibine ulaşsın" düşüncesine yöneltti. Çünkü mesele yalnızca bir kişi ya da bir dernek değil. Her yeni tartışma, insanların zihninde aynı soruyu biraz daha büyüttü: Bir ülkede insanlar devlete güvenmez, belediyeye güvenmez, mahkemeye güvenmez, derneğe güvenmez, sonunda birbirine de güvenemez hale gelirse; bunun bedelini yarının toplumsal dayanışması öder. En büyük kayıp, insanların "yardım etme" cesaretini kaybetmesidir. Faturasını gelecekte, herhangi bir afette yardım bekleyecek insanlar öder. Çünkü denetimin olmadığı yerde güven, kurumsal bir değer olmaktan çıkar; kişisel bir kanaate dönüşür.
14 Temmuz 2026 00:01

Güvenlik Çağında Demokrasi…
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'ye, Türkiye'de muhalefete ve gazetecilere yönelik uygulamalar ile bu şartlarda NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapılmasının demokrasi açısından nasıl değerlendirildiği soruldu. Rutte ise, "Demokrasi sadece seçimlerden ibaret değildir; özgür medya, gösteri hakkı ve temel özgürlükler de demokrasinin parçasıdır." dedi. Tam da siyaset bilimi kitaplarında yer alacak kadar doğru ve kapsayıcı bir demokrasi tanımı... Fakat asıl dikkat çekici olan, bu soru ve cevap dışında 32 devlet ve hükümet başkanının katıldığı zirvede demokrasinin neredeyse hiç konuşulmamış olmasıydı. Rusya tehdidi, Çin'in yükselişi, yapay zekâ, siber güvenlik, kritik altyapılar ve savunma sanayii vardı. Bugün ise demokrasi, güvenlik gündeminin gölgesinde kalıyor. NATO, 1949'da bir demokrasi kulübü olarak değil, Sovyet yayılmacılığına karşı ortak savunma sağlamak amacıyla kuruldu. Ancak NATO'nun kuruluş felsefesinde demokrasi ile güvenlik birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan iki değerdir.
12 Temmuz 2026 00:52

Tarihi Yeniden Yazmak
Tarih, üzerinde keyfî tasarruf yapılabilecek bir alan değil; ortak hafızamızın, milli kimliğimizin ve devlet geleneğimizin temelidir. Milli Eğitim Bakanı'nın, "Kurtuluş Savaşı yerine 'Milli Mücadele' denilmeli. Neyden kurtuluyoruz?" şeklindeki açıklaması da tam bu nedenle sıradan bir kelime tartışması değildir. Çünkü 1918 sonrasında İstanbul işgal altındaydı. "Kurtuluş Savaşı" ifadesi, Osmanlı Devleti'nden kurtuluş anlamına gelmez. Zaten "Milli Mücadele" kavramı da tarih literatüründe bu dönemi ifade etmek için yıllardır kullanılmaktadır. Bir eğitim bakanının görevi, tarihçiler arasında yeni tartışmalar üretmek değil; bilimsel birikimi esas alan, ortak toplumsal hafızayı güçlendiren ve eğitim sistemine güven veren politikalar geliştirmektir. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı gibi milyonlarca öğrenciyi doğrudan etkileyen bir kurumda yapılacak her açıklama, her kavram tercihi ve her müfredat değişikliği çok daha yüksek bir sorumluluk taşır. Bu yalnızca hukukta değil, eğitim politikalarında da geçerlidir.
07 Temmuz 2026 00:01

Nato Gelince Oluyor Da…
Ankara, bu hafta NATO Liderler Zirvesi hazırlıklarıyla bambaşka bir görünüme kavuştu. Etrafı deniz olan Singapur'a ait görüntüye "NATO bir ay ertelense Ankara" notuyla yapılan paylaşıma oldukça güldüm. Pek tabii kimse NATO Zirvesi için hazırlık yapılmasına itiraz etmiyor. NATO hazırlıkları aslında önemli bir gerçeği ortaya koyuyor: Gerektiğinde kurumlar arasında hızlı koordinasyon kurulabiliyor ve kısa sürede gözle görülür sonuçlar alınabiliyor. Belki de NATO hazırlıklarının en önemli sonucu, yenilenen yollar ya da artırılan güvenlik önlemleri değil; toplumun zihninde oluşan bu sorudur. Çünkü insanlar, aynı özenin yalnızca yabancı misafirler için değil, bu ülkenin vatandaşları için de kalıcı bir anlayışa dönüşmesini bekliyorlar.
05 Temmuz 2026 00:29

Chp'de Üç Meşruiyet Sorunu
Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir dinlenme tesisinde vatandaşlarla karşılaşmasına ilişkin CHP tarafından paylaşılan görüntüler çokça tartışıldı. Olağanüstü kurultay talebinin ardından CHP'de tartışma yeni bir aşamaya geçti. Dolayısıyla mesele artık yalnızca siyasi bir tartışma olmaktan çıktı; aynı zamanda hukuki bir meşruiyet tartışmasına dönüştü. Bunlardan ilki hukuki meşruiyet. İkinci meşruiyet alanı ise parti içidir. Parti içi meşruiyet, hukuki meşruiyet kadar önemlidir. Tartışma artık yalnızca kurultayın hangi tarihte yapılacağı veya kimin genel başkan olacağı tartışması değildir. Asıl tartışma; hukuki meşruiyetin, parti içi meşruiyetin ve toplumsal meşruiyetin yeniden aynı zeminde buluşup buluşamayacağıdır.
30 Haziran 2026 00:01

Sandıktan Çıkan Oy Kime Ait?
2023 seçimlerinde İYİ Parti'den milletvekili seçilen Nimet Özdemir'in önce CHP'ye, ardından bu hafta AK Parti'ye geçişi, yalnızca bir parti değişikliği değil. Meclis aritmetiğini değiştiren bu geçişler, hukuki olduğu kadar demokratik temsil açısından da tartışılıyor. "Serbest vekâlet" ilkesi, bunu gerektiriyor. Milletvekili, parti yönetiminin memuru değildir. Dolayısıyla bugün yaşanan parti değişikliklerini hukuka aykırı ilan etmek mümkün değildir. Nimet Özdemir'in AK Parti'ye katılması da muhtemelen birkaç gün sonra gündemden düşecek.
28 Haziran 2026 01:42

Onikinci Pakete Geldik: Sorunlar Artıyor
Türkiye'de yargı reformu başlığı artık neredeyse her yıl yeni bir paketle gündeme geliyor. Uzun süredir konuşulan 12. Yargı Paketi de sonunda dün TBMM'ye sunuldu. Pakette e-duruşma uygulamalarının genişletilmesinden miras davalarına, icra takiplerinden bazı temyiz süreçlerine kadar çeşitli düzenlemeler bulunuyor. Son yıllarda çıkarılan yargı paketlerini düşündüğümüzde benzer bir tablo görüyoruz. Son on yılda çıkarılan yargı paketlerinin sayısına bakıldığında zaten ortada düzenleme eksikliği olduğu söylenemez. Yargı reformu, her yeni torba düzenlemeyle yeniden başlatılan bir süreç değil; toplumsal güveni yeniden inşa etmeyi amaçlayan uzun vadeli bir devlet politikası olmak zorundadır.
23 Haziran 2026 00:01

Futboldan Siyasete: Ortak Sevinçlerin Kaybı
Öncelikle Türkiye'nin Dünya Kupası'nda önce Avustralya, ardından Paraguay karşısında aldığı yenilgilerden duyduğum üzüntüyü belirterek başlamak isterim. Turnuvaya katılım hakkımız doğduğundan beri sosyal medyada da sık sık karşımıza çıkan 2002 Dünya Kupası dönemindeki ruhu yakalayamadığımıza üzgünüm. Dünya Kupası maceramız iki maç sürdü. Bugün gelinen noktada ise, bir siyasi partinin olağan siyasi faaliyetlerinden çok, seçime girip giremeyeceği, alternatif parti formülleri üretip üretmeyeceği veya olası baskın seçim ihtimallerine nasıl hazırlanacağını tartışıyoruz. Oysa bugün aynı siyasi geleneklerin, aynı siyasi hareketlerin ve hatta aynı siyasi partilerin kendi içlerinde parçalanma riskiyle karşı karşıya kaldıkları bir dönemden geçiyoruz. Bu olağan bir siyasi rekabet tartışması değildir. Ancak ortak sevinçlerin azaldığı bir dönemde, en azından ortak kurallara ve kurumlara olan güvenimizi koruyabilmeliyiz. Ortak kurumlara, ortak kurallara ve ortak aidiyet duygusuna da ihtiyaç duyar.
21 Haziran 2026 00:27


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Tavuk Dosyasında Asıl Tartışma Ne?
Tavuk sektörüne yönelik soruşturma son günlerin en dikkat çekici gelişmelerinden biri oldu. Basına yansıyan bilgilere göre sektörün önde gelen firmalarının bazı yöneticileri arasında fiyat değişiklikleri, zam tarihleri ve piyasa koşullarına ilişkin yazışmalar tespit edildiği iddia ediliyor. Soruşturma kapsamında gözaltılar yapılırken bazı şirketlere denetim kayyumu atanması da dikkat çekti. Bir firma tavuğu 200 liraya satabilir. Bir başkası 220 lira isteyebilir. Bir diğeri 240 lira fiyat belirleyebilir. Örneğin rakip firmaların yöneticileri aynı grupta "yarın hepimiz 240 liraya çıkalım" ya da "kimse indirim yapmasın" şeklinde hareket ediyorsa, rekabet hukukunun ilgilendiği alan tam olarak burasıdır. Tam da bu nedenle bu dosyanın sonucu yalnızca tavuk üreticilerini ilgilendirmiyor. Eğer ortada gerçekten bir kartel varsa hukuk gereğini yapmalıdır.
16 Haziran 2026 00:01

Bir Fıkra, Bir Soruşturma Ve Ölçülülük Meselesi
Türkiye son günlerde Rahmi Koç'un bir etkinlik sırasında anlattığı fıkrayı tartışıyor. Fıkrada kullanılan ifadeler nedeniyle hakkında "halkın bir kesimini alenen aşağılama" suçundan soruşturma başlatıldı. Rahmi Koç ise kamuoyundan özür dileyerek herhangi bir topluluğu aşağılamak veya incitmek gibi bir amacı olmadığını ifade etti. Türk Ceza Kanunu'nun 216. maddesinin ikinci fıkrası, halkın bir kesimini sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılamayı suç olarak düzenlemektedir. Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da görüldüğü üzere, bu tür dosyalarda yalnızca kullanılan sözlere değil; sözlerin bağlamına, amacına, etkisine ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine bakılır.
09 Haziran 2026 00:01

Schengen Randevusunda Asıl Tartışma Ne?
Son günlerde Schengen vizesi randevularına ilişkin yeni bir tartışma gündemde. Ticaret Bakanlığı, bot yazılımlar kullanılarak randevu alındığı, bu randevuların daha sonra ücret karşılığında satıldığı ve bazı ödemelerin şahsi IBAN'lar üzerinden tahsil edildiği iddiaları nedeniyle yedi şirket hakkında inceleme başlatıldığını açıkladı. Sistemde randevu bulunamıyor. Kamuoyunda konu çoğu zaman " randevu bulunamıyor" cümlesiyle özetleniyor. Bütün bunlar bir araya geldiğinde karşımıza yalnızca bir " vize danışmanlığı" tartışması çıkmıyor. Dijital sistemlerin kullanımı, kişisel veri güvenliği, tüketicinin korunması ve mali denetim başlıklarının kesiştiği daha geniş bir alan ortaya çıkıyor. Avrupa Komisyonu verilerine göre Türk vatandaşları yalnızca 2025 yılında Schengen vizesi başvuruları için 114 milyon eurodan fazla ödeme yaptı. Kamuoyuna yansıyan iddialar doğru olsun ya da olmasın, ortaya çıkan tablo; dijital sistemlerin denetimi, kişisel verilerin korunması, tüketicinin korunması ve mali şeffaflık bakımından daha sıkı bir incelemeyi gerekli kılıyor.
07 Haziran 2026 00:01

Tartışma Mutlak Butlanın Ötesinde
Türkiye'de siyaset, tarih boyunca seçim üzerinden şekillendi. Katılım oranlarının yüzde 80'leri, 90'ları bulduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Bu nedenle Türkiye'de iktidarlar da her zaman "seçilmiş olma" vurgusunu özellikle yaptı. İnsanlar ilk kez yüksek sesle şu soruyu sormaya başladı: "Seçim sonuçları ne kadar belirleyici?" Bu sorunun sorulması bile önemli. Çünkü mesele artık yalnızca "kim genel başkan olacak" meselesi değil. Bir muhalefet partisinin, kendi seçmeninin önemli bölümünde dahi "iktidardan bağımsız hareket etmiyor" şüphesi uyandırması, yalnızca o parti açısından değil, demokrasi açısından da ciddi bir kırılmadır. Bugün Türkiye'de ilk kez bazı insanların "seçimsizlik", "rakipsizlik", "muhalefetsizlik" gibi kavramları konuşması bile bu yüzden dikkat çekicidir.
02 Haziran 2026 00:01