×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Gıybet De Söz Taşımak Da Taşkınlık Ve Azgınlıktır!..

"İnsanın en kötü işlerinden birisi gıybet etmesidir. Bu yüzden, dünyâ ve âhirette zarara uğrar." Ali Kazvânî hazretleri büyük velîlerdendir. 1483 (H.888) senesinde Suriye'nin Hama şehrinde doğdu. Sohbetlerinde buyurdu ki: "Dînin edeplerine riâyet etmeden, yolunun kâmil olduğunu iddiâ edenin delîli yoktur." "Kendisini fazla medheden kimse, başkasını da aynı derecede kötüler. Başkasını fazla kötüleyen, kendisini fazla medheder." "Allahü teâlâyı talep ve O'nun rızâsını isteme husûsunda samîmî ve doğru olan, insanların kendisini terk etmelerine aldırmaz!" "İnsanın en kötü işlerinden birisi gıybet etmesidir. Bu yüzden, dünyâ ve âhirette zarara uğrar. Hatta o yüzden ona buğzedilir. Melekler ondan uzaklaşır. Şeytanlar sevinir. Gıybet, amelleri boşa çıkarır. Herkes yanında sevgisini kaybeder. Değeri kalmaz. Gıybet ile nemime (söz taşımak), birbirine yakındır. İkisi de aynı şeyden doğar. İkisi de taşkınlık ve azgınlıktır. Azgın olmayan kimse bunlarla uğraşmaz. Söz taşıyan, katil gibidir. Gıybet eden ise, leş yiyen gibidir. Azgın kimse kibirlidir. İnsan nefsini bu hastalıklara kaptırınca, iftira günahına da girer. Böylece gıybet, kişinin nefsini temize çıkarmak istemesinden ve kendisini beğenmesinden doğar. Gıybetten, en büyük belâdan kaçar gibi kaçmak lazımdır. Çünkü o Kur'ân-ı kerîmde haram kılınmıştır." "İyi ahlâk; herkese sevdiği şeye göre muamele etmektir. Konuşurken, otururken hiç kimseye yabancılık çektirmemektir. Marifet ehli ile otururken, huzur içinde bulunmaktır. Gâye bu zâtlardan istifâde ise, bundan başka yolu yoktur." "Kalbin selameti nedir. Kalbimizi mânevî hastalıklardan korumak için ne yapalım?" denildiğinde buyurdu ki: "Kalbin manevî hastalıklardan muhafazası için şunlara dikkat etmek lazımdır: 1- Ahlâkı güzel olanlarla oturmak, 2- Kur'ân-ı kerîm okumaya devam etmek, 3- Fazla yemek yememek, 4- Gece namazlarına devam etmek, 5- Seher vaktinde Allahü teâlâya yalvarmak, istiğfâr etmek (Allahü teâlâdan af ve mağfiretini istemek.) Vehbi Tülek'in önceki yazıları...

Vehbi Tülek

Kaynak: Türkiye

02 Temmuz 2026 02:21

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Vehbi Tülek

"Sana Günahları Küçük Gösteren Şeyden Sakın"

"Her kimin ayakları Allah yolunda tozlanırsa, onlar Cehennem'e haram olur." Ebû Abdullah el-Medenî hazretleri Tâbiînin meşhurlarındandır. Eshab-ı kiramın meşhurlarından Abdullah bin Zübeyr'in "radıyallahü anh" oğludur. "Bir gün babama gittim. Bana nerede olduğumu sordu. 'Ben bir kısım insanlar buldum onlardan daha hayırlısını görmedim. Onlar hep Allahü teâlâyı zikrediyorlardı. Hattâ onların her biri titriyor ve Allah korkusundan bayılıp kendinden geçiyordu. Onlarla berâber oturdum' dedim. Babam Abdullah bin Zübeyr benim onların içinde oturmamı hoş görmedi ve; 'Resûlullah'ı, hazret-i Ebû Bekir'i, hazret-i Ömer'i Kur'ân-ı kerîm okurlarken gördüm; onlarda böyle bir hâl olmadı. Sen onların, hazret-i Ebû Bekr ve Ömer'den (radıyallahü anhümâ) daha mı fazla Allahü teâlâdan korktuklarını zannediyorsun?' buyurdu. Yâni onların Allahü teâlâdan korkuları, senin gördüğün kimselerden pek fazla olduğu hâlde onlar, böyle yapmadılar demek istedi. Ebû Abdullah; 'Hâl böyle olunca (doğruyu öğrendim ve) onları terkettim' buyurdu." Ebû Abdullah, Amr bin Süleym'den, o da Ebû Katâde'den (radıyallahü anh) rivâyet etti.

20 Temmuz 2026 02:13

Vehbi Tülek

"Görmeden Evlenmenin Sonu, Elem Ve Kederdir"

"Nefsimi elimle tutabilseydim, parça parça doğrar, hayvanların önüne yem olarak atardım." Süleymân bin Mihrân hazretleri Tâbiîn devrinin büyük hadîs, kırâat, fıkıh imâmlarındandır. 680 (H.61) senesinde Kûfe'de doğdu. Bu mübarek zat, sohbetlerinde buyurdu ki: "Halkın işi gücü fesat olunca, şerliler başlarına geçer." "Öldükten sonra beni kimseye sormayın, varın beni Rabbime sorun. Ve beni bir çukura atın. Cesedim o kadar kıymetsizdir ki, tek kişinin dahi peşinden gitmesine değmez." "Nefsimi elimle tutabilseydim, parça parça doğrar, hayvanların önüne yem olarak atardım." "Görmeden evlenmenin sonu, elem ve kederdir." "Bir cenâze olduğunda, bizi öyle hüzün kaplar ki, kime tâziyede bulunacağımızı tanıyamaz hâle gelirdik." "İçinizde Allahü teâlâya âsi olanlar, işledikleri o çirkin işlerin isli bir duman olup yüzlerine çökeceğinden, mahşer günü halkın önünde başlarına böyle bir hâl geleceğinden niçin korkmuyorlar?" "Ramazan ayında yapılan ibâdetler, gelecek ramazana kadar, hac zamânında yapılan ibâdetler, gelecek hac zamânına kadar, cemâatle kılınan cumâ namazı gelecek cumâya kadar, cemâatle kılınan vakit namazı da ondan sonraki vakit namazına kadar işlenen günahlara keffârettir. Ama büyük günah işlememek şartıyla." Vehbi Tülek'in önceki yazıları...

19 Temmuz 2026 02:23

Vehbi Tülek

Bir Erkek, Hanımına Zorla İş Gördürürse Âsilerden Olur!

Peygamber Efendimiz buyurdu ki: "Müslümanların en iyisi, en faydalısı, zevcesine karşı iyi ve faydalı olandır." Seydî Halîfe Osmanlı evliyasındandır. Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: "Şükrederseniz nîmetimi arttırırım." (İbrâhim sûresi: 7) Peygamber Efendimiz de; "Müslümanların en iyisi, en faydalısı, zevcesine karşı iyi ve faydalı olandır." buyurmuştur. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen; "Allah, îmân edenleri hem dünyâda, hem âhirette (kabirde) sâbit söz olan şehâdet kelimesi ile tesbit eder. Tevhîde bağlı kılar. Allah zâlimleri (kâfirleri) şaşırtır ve Allah dilediğini yapar" buyuruluyor. (İbrâhim sûresi: 27) Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmin birçok yerinde, emr-i bi'l-ma'rûf ve nehy-i ani'l-münkerin (iyiliği emredip, kötülükten alıkoyma) farz olduğunu ehemmiyetle buyurdu. Allahü teâlâ, emr-i bi'l-ma'rûf ve nehy-i ani'l-münkerin farz olduğunu, Lokman Hakîm'in dilinden şöyle buyurmuştur: "Yavrum! Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emret ve kötülükten alıkoy. Bu husûsta sana isâbet edecek olan eziyete katlan. Çünkü bunlar, kesin olarak farz kılınan işlerdendir" (Lokman-17) "Resûlullah da (aleyhisselâm) şöyle buyurmaktadır: "Bir kavmin içinde kötülük; günah ve fuhuş işleyen bir kimse olsa, onlar da buna engel olmaya muktedir oldukları hâlde, engel olmasalar, Allahü teâlâ, ölmeden önce onlara cezalarını verir." Vehbi Tülek'in önceki yazıları...

18 Temmuz 2026 02:35

Vehbi Tülek

"Zikreden Kimsenin Kalbi Parlar; Nûru Artar"

"İyi biliniz ki, kalpler, Allahü teâlânın zikri ile itmînâna, râhata kavuşur." Alvân Hamevî hazretleri büyük velîlerdendir. Dünyâ hayâtında da âhirette de onlar için müjdeler vardır." (Yûnus sûresi: 62-64) "Ey kardeşim! Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: (Rabbini çok an.) [Âl-i İmrân sûresi: 41] "Ey îmân edenler! Allahü teâlâyı çok zikrediniz. Her zaman hatırlayınız. Hiç unutmayınız." (Ahzâb sûresi: 41) "İyi biliniz ki, kalpler, Allahü teâlânın zikri ile itmînâna, râhata kavuşur." (Ra'd sûresi: 30) "Zikirde çok faydalar vardır. Zikreden kimsenin kalbi parlar. Nûru artar. Zikrin, tesbih (Sübhanellah), tahmid (Elhamdülillah), tekbir (Allahü ekber), tehlîl (La ilâhe illallah) gibi çeşitleri vardır. En üstünü tehlîldir. Çünkü Peygamber Efendimiz; (Zikrin en üstünü Lâ ilâhe illallahtır.) ve (Lâ ilâhe illallah sözü Cennet'in anahtarıdır) buyurmuştur. İnsan ona Peygamber Efendimize şehâdeti de ekleyerek söyleyip mânâsına inanmakla Müslüman olur. Onunla ebedî Cennet'te kalır. Onun sebebi ile kul Cehennem'den kurtulur." "Zikretmek sebebiyle insanda Rabbinin sevgisi hâsıl olur. (Bir şeyi çok anan, onu çok sever) buyurulmuştur." Vehbi Tülek'in önceki yazıları...

17 Temmuz 2026 02:26

Vehbi Tülek

"Sâdece Dil İle İstiğfar Yalancıların Tövbesidir"

Bu mübarek zat, sohbetlerinde buyurdu ki: Muhammed bin Ali el-Kettânî'ye İbn-i Atâ: "Tövbe, iki tanedir. Birincisi; inâbe tövbesi, diğeri; isticâbe tövbesi. İnâbe tövbesi; kulun akıbetinden korkarak, tövbe etmesi, isticâbe tövbesi; kulun Allahü teâlânın kereminden hayâ ederek yapılan tövbedir" buyurdu. Buyurdu ki: "Tövbe: Kulun, Allahü teâlâya karşı cür'ette bulunduğunu bilmesi, günahından dolayı kendisini yere batırmayacak, ateşte yakmayacak kadar Rabbinin halîm olmasını görmesidir. Sonra tövbe edip, bir daha ona dönmemesidir." Hasen (radıyallahü anh) anlattı: "Allahü teâlâ Âdem'in (aleyhisselâm) tövbesini kabûl ettiği zaman, melekler onu tebrik ettiler. Cebrâil ve Mikâil (aleyhimesselâm) yanına indiler. -Ey Âdem! Gözün aydın, Allahü teâlâ tövbeni kabûl etti, dediler. Bunun üzerine Âdem aleyhisselâm -Yâ Cebrâil! Bu tövbemden sonra ben tekrar hesaba çekilirsem hâlim ne olur? deyince, Allahü teâlâ Âdem aleyhisselâma: -Ey Âdem! Senin zürriyetine, tövbeyi miras bıraktım. Onlardan bana kim senin yaptığın duâ gibi duâ ederse, senin yalvarmanı kabûl ettiğim gibi, onunkini de kabûl ederim. Kim benden isterse, ona veririm. Çünkü ben, kullarıma yakınım ve onların isteklerini kabûl ederim, diye vahyetti." Râbi'a-i Adviyye hazretleri de, tövbeyi şartlarına uygun yapmamanın da günaha sebep olduğunu, bunun için de, tekrar ve doğru tövbe yapmak gerektiğini şöyle ifâde etmiştir: "Bizim tövbelerimiz, başka bir tövbeyi gerektirir." Ve yine; "Sâdece dil ile istiğfar yalancıların tövbesidir" buyurarak tövbenin şartlarına uygun yapılması gerektiğini bildirmiştir. Peygamberimiz (aleyhisselâm) hadîs-i şerîfte "Pişmanlık tövbedir" buyurdu.

16 Temmuz 2026 02:15

Vehbi Tülek

Müminin Sözünü Reddetmek Hiç Uygun Değildir...

1486 (H.891) senesinde Mısır'da vefât etti. İnkârcılar tövbe ve istiğfâr edip, Allahü teâlâdan af dilediler." Ali el-Iyâşî, Ebü'l-Abbâs'ın talebelerinden idi. Bir gece Ali bin Şihâb'ın dergâhında geceledi. O gece Ali bin Şihâb'ı, kabrinde Kur'ân-ı kerîm okurken gördü. Meryem sûresinden başlayıp, Rahmân sûresine kadar okudu. Sabah, tan yeri ağarırken okumayı bıraktı. Ali el-Iyâşî, durumu orada bulunanlara anlattı. Onlar da; "Evet! O, Ali bin Şihâb'dır" dediler. Ali bin Şihâb buyurdu ki: "Ben, birinin çok ibâdetine değil, Allahü teâlâdan korkusunun çokluğuna ve bir de nefsi ile olan mücâdelede onu hesâba çekişine bakarım." "Kelime-i şehâdeti söyleyen bir kimseye, töhmet (suçlama) ve taassub (husûmet) ile, mümin değildir, demek için kimseye müsâade verilmemiştir. Nitekim Nisâ sûresinin 94. âyet-i kerîmesinde meâlen; "...Size İslâm selâmı veren kimseye, dünyâ hayâtının geçici nîmet ve menfaatine göz dikerek sen mümin değilsin demeyin..." buyruldu. Çünkü Allahü teâlâ, günâhkârları mümin olarak isimlendirdi ve Nûr sûresi 31. âyet-i kerîmesinde meâlen; "...Ey müminler! Hepiniz Allahü teâlâya tövbe ediniz ki, dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşasınız!" buyurdu.

15 Temmuz 2026 02:26

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Vehbi Tülek

Misâfirini Uğurlarken Kendini Kâhire'de Bulan Zat!..

"Bunda bir hikmet vardır" diyen Ali Şevnî, gemiyle Kahire'ye giderek oraya yerleşti. Mısır'ın bir kasabası olan Şevnî'de doğup 1537 (H.944) senesinde Kâhire'de vefât etti. Abdülvehhâb-ı Şa'rânî hazretleri bir rüyâsında şöyle gördü: Birisi Mısır sokaklarında şöyle bağırıyordu: "Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Nûreddîn Şevnî'nin yanındadır. Kim orada bulunmak isterse, Süyûfiyye Medresesine gitsin!" O da hemen oraya gitti. Sonra Ali Şevnî'nin odasının kapısına geldi. Ali Şevnî'yi gördü, fakat Resûl-i ekremi göremedi. O da selâmını aldı ve; "Hoş geldin" buyurdu. Nûreddîn Şevnî hazretlerinin sohbetlerini kaçırmayan ve âlim bir zât olan Abdülvehhâb-ı Şa'rânî bir gece şöyle bir rüyâ gördü: Beyaz ve çok güzel bir yer üzerinde, Nûreddîn Şevnî önde, o arkada yürüyorlardı. Üsttekinde; "Bu göz, Allahü teâlâdandır" ortadakinde; "Bu göz Arş'tandır" alttakinde; "Bu göz, Kur'ân-ı kerîmdendir" diye yazıyordu. Sonra geri dönerek Nûreddîn Şevnî hazretlerinin yanına geldi. Ona olanları anlattı ve; "Orta gözden içtim" dedi. Bunun üzerine o; "Ey Abdülvehhâb! Ahlâkın rahmet olacak" buyurdu.

14 Temmuz 2026 02:17

Vehbi Tülek

"Ihlâs, Her İşini Allah Rızâsı İçin Yapmaktır"

"Allahü teâlâ, sevdiği kulunun kalbine, kendine arzu etme isteğini yerleştirir." Molla Sincârî hazretleri büyük velîlerdendir. Orada büyük âlimlerden fıkıh, tefsîr, kelâm, hadîs ve tasavvuf ilimlerini öğrendi. Kendisine, "Yâ Ali bin Vehb! Tevhîd ne demektir?" diye sordular. Talebesine sık sık buyururdu ki: "İhlâs; bütün işleri, insanların rızâsı için değil, Allahü teâlânın rızâsı için yapmaktır." "Allahü teâlâ, sevdiği kulunun kalbine, kendine arzu etme isteğini yerleştirir." "Talebe iki kısımdır. Mürîd olanlar, severler, kalplerine kendilerine âit olan bir isteği, arzuyu getirmezler. Gayretleriyle tasavvuf derecelerine yükselmeye başlarlar. Murâd olanları ise sevilirler, dâvetlidirler, çekilirler ve yükseltilirler. Onun için murâdlar çok kıymetlidirler. Murâd olunanların başı ve sevilenlerin önderi Muhammed aleyhisselâmdır. Başkaları ona tufeyl yâni, yanı sıra kabûl olunmaktadırlar. Onlara aradığını buldururlar ve gideceği yolu tamamlarlar. Artık onların nazarında kâinâtın hiçbir kıymeti yoktur. Hep Allahü teâlâyı düşünürler. Bu yolda fenâ makâmına kavuşurlar." "Ebedî olarak yaşamak istiyorsanız, Allahü teâlânın emirlerini yapınız, yasaklarından kaçınınız ve cenâb-ı Hakkı devamlı hatırlayınız. Ondan gelenlere râzı olunuz. O zaman, âhiretinizi kazanır, Cennet'te ebedî, sonsuz olarak yaşarsınız." "Zühd, üç kısımdır. Farz olan, fazîlet olan ve Hakka yakınlığa sebep olan zühddür. Haramlardan kaçmakla yapılan, farz olan zühddür. Şüpheli olanlardan kaçmak da fazîlet olan zühddür. Mübahların fazlasından sakınmak da, Hakka yakınlığı sağlayan zühddür." Vehbi Tülek'in önceki yazıları...

13 Temmuz 2026 02:23

Vehbi Tülek

Fakir Babası: İmâm-ı Ali Rızâ

İmâm-ı Ali Rızâ hazretleri, muhtaçları arayıp bulur, onlara yardım ederdi. 770 (H.153)de Medîne'de doğdu. 818 (H.203)'de Tûs (Meşhed)de vefât etti. Sen ne yaptığının farkında mısın?" dedi. Asker bunları duyunca, yaptığına pişman olup, Ali Rızâ hazretlerinin ayaklarına kapandı ve; "Aman efendim, niye bana kendinizi tanıtmadınız! Kusûrumuzu affediniz!" diye özür dileyip ağladı. Özrünü kabûl edip; "Müslümana hizmet etmek sevap olduğu için senin isteğini kabul ettim" buyurdu.

12 Temmuz 2026 02:35

Vehbi Tülek

"Büyük Günaha Da Küçük Günaha Da Tövbe Farzdır"

"Mürüvvet, arkadaşının hatâ ve kusurlarını bilmezlikten gelmektir." Amr bin Osman hazretleri büyük velîlerdendir. 908 (H.296) senesinde Bağdat'ta vefât etti. Genç, ondan bir şeyler okumasını istedi. Bunun üzerine Amr bin Osman gence işâret ederek şu beyiti okudu: Görem ki hasta seni niçin gelmez o tabîb. Tövbe ederek oğlunu Amr bin Osman hazretlerine teslim etti. Amr bin Osman hazretleri buyurdu ki: "Mürüvvet, arkadaşının hatâ ve kusurlarını bilmezlikten gelmektir." "Tövbe için bir özür olmaz. Bütün günâhkâr kullara ve âsilere tövbe farzdır. Yaptıkları ister büyük, ister küçük günah olsun." "Sakın, Allahü teâlânın zâtından bir şey düşünmeyin. Günâha ve küfre düşersiniz." "Tasavvuf, kulun her vakitte, o vakit için en iyi olan şey ile meşgûl olmasıdır." "Fütüvvet güzel ahlâktır." "Sabır, Allahü teâlâya dayanıp sebât etmek ve belâyı gönül hoşluğu ve rahatlığı ile karşılamaktır." "İlim iticidir. Allah korkusu sevkedicidir. Nefis ise itâatsizdir, serkeştir. Murâdını eksiksiz eline geçirmen için, nefis atını ilim siyâsetiyle idâre et. Korku ile tehdit ederek sür." "Muhabbet rızâya, rızâ da muhabbete dâhildir. Rızâsız muhabbet, muhabbetsiz rızâ olmaz. Çünkü insan ancak sevdiğine râzı olur, râzı olduğunu sever." "Allah bir kimsenin kalbini İslâma açmışsa, o kimse Rabbinden bir nûr üzerine olmaz mı hiç." (Zümer sûresi: 22) meâlindeki âyetin mânâsını sorduklarında buyurdu ki: "Kulun nazarı, vahdâniyet ilminin azametine ve rubûbiyetine, haşmetine düşünce, nazarına düşen ve gözüne çarpan başka hiçbir şeyi göremez olur." Vehbi Tülek'in önceki yazıları...

11 Temmuz 2026 02:23

Vehbi Tülek

Cennet İyilere Cehennem İse Günâhkârlaradır...

"Cennet, iyilere ve Allahü teâlânın dostlarınadır ve ebedîdir. Cehennem ise, fâcir ve günâhkârlaradır ve ebedîdir." Seyyid Radiyüddîn Nâtikî hazretleri büyük velîlerdendir. Nesebi, Peygamber Efendimize dayanır. 1378 (H.780) senesinde Horasan'da vefât etti. Seyyid Radiyüddîn Nâtikî, kâdı iken bir rüyâ gördü. Bu zât kollarından sürüklenerek götürülürken feryad içinde Seyyid Radiyüddîn Nâtikî'yi de göstererek; "Benim yerime kâdı olan budur. Bunu da benimle ateşe atın!" deyince, Zebânîler Seyyid Radiyüddîn'i de yakalayıp sürüklemeye başladılar. Bir köyden geçerken, yanına bir zât gelip; "Sizi hocam istiyor" diyerek Seyyid Radiyüddîn Nâtikî'yi berâberinde bir dergâha götürdü. Seyyid Radiyüddîn Nâtikî ile hocasının huzûruna girdi. O zât; "Rüyânda gördüğün o zâta çok benziyor muyuz?" buyurunca, Seyyid Radiyüddîn Nâtikî'nin o anda aklı başından gitti. Seyyid Radiyüddîn Nâtikî hazretleri buyurdu ki: Kabir sıkması, kabir azâbı ve nîmetinin hesapla mizânın hak olduğuna inanmalıdır.

10 Temmuz 2026 02:08

Vehbi Tülek

"Kalbinde Zenginlik Sevgisi Taşıyanlar Helâk Olurlar."

"Tasavvuf, her şeyin sâhibi olan Allahü telânın emirlerine büyük bir teslimiyetle boyun eğmektir." Ali Müzeyyen hazretleri büyük velîlerdendir. Câfer Huldî şöyle anlatmıştır: "Ali Müzeyyen'i dâvet ettim. Sohbet sırasında bana faydalanacağım bir şey söyle dedim. Buyurdu ki: Bir şeyin kaybolduğu zaman yâhut da bir kimseyle buluşmak istediğin zaman şu duâyı oku: (Yâ câmiannâsî liyevmin lâ raybe fîhi. İnnellahe lâ yuhlif-ül-mîâd. İcmâ' beynî ve beyne...) Duânın sonuna istediğin şeyin adını ilâve et. Allahü teâlâ aradığın şeyi veya insanı bulmanı nasip eder. Ben bu duâyı okuyup ne istedimse duâm kabûl olundu." Ali Müzeyyen hazretleri buyurdu ki: "Bir kalpte, âhiret arzusu çoğaldıkça, dünyâ düşüncesi o kalpten kaybolur." "Tasavvuf, her şeyin sâhibi olan Allahü telânın emirlerine büyük bir teslimiyetle boyun eğmektir." "Allah yolunda nefsi ile yürümek isteyen, daha ilk adımında hatâ etmiş demektir. Nefsini terk edip de ihlâs ile her şeyde Allahü teâlânın rızâsını düşünerek yola çıkarsa, Allahü teâlâ ona, kendisine kavuşturacak rehberi tanıtır." "Ucub sâhibi, iyi amellerini beğenip güzel ve kusursuz gören kimse, yavaş yavaş helâke gider. Yaptığı kötülükleri iyi zanneden ise zâten felâkettedir." "Ucub, Allahü teâlânın ebedî hoşnutsuzluğuna sebeb olur." "Yemin ederim ki helâk olanlar kalplerinde zenginlik sevgisi taşıdıkları için helâk olurlar." "Bir kimse, görünüş îtibarıyla sıddîklar mertebesinde de olsa, bir göz açıp kapayacak kadar zaman, kalbi, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştıran şeylere meylederse, o kimse ilerleyemez." "Allahü teâlânın, kendisine kâfi olduğunu bilmeyen kimseyi, Allahü teâlâ mahlûklara muhtaç eder." "Bir kimsenin bir günâh işledikten sonra tekrar günah işlemesi, ilk günâhın cezâsıdır. Bir sevap işledikten sonra tekrar sevap işlemek de, birinci sevabın karşılığı, mükâfâtıdır." "Mârifet; Allahü teâlânın Rubûbiyyetinin yâni kemâl sıfatlarla muttasıf ve noksan sıfatlardan uzaklığının kemâlde olduğunu, kendi nefsinin O'nun kölesi bulunduğunu idrâk etmek, O'nun her şeyin sâhibi olduğunu, her şeyin O'nunla var ve kâim olduğunu, her şeyin O'na döneceğini ve bütün mahlûkların rızkının O'na âit olduğunu bilmek demektir." Vehbi Tülek'in önceki yazıları...

09 Temmuz 2026 02:18

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha