
AKP'nin "mutlak butlan" darbesiyle işbaşına gelen CHP'nin fiili kayyumu Kemal Kılıçdaroğlu, "göreve" atanır atanmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel 'e, kararın hukuka aykırı olduğunu, Yüksek Seçim Kurulu'nun yetkilerinin gasp edildiğini, Özel'in dört ayrı kurultayda farklı delegeler tarafından seçilmiş genel başkan olduğunu, bu nedenle olağanüstü kurultayı acilen toplayacağını ve kendisinin de kurultayda aday olmayacağını aktarmış olsaydı, CHP'de bugün yaşananlar yaşanmayacağı gibi, Kılıçdaroğlu'nun iyi niyetli olduğu sonucuna da varılabilirdi. Böylece Kılıçdaroğlu, 47 yıl aradan sonra birinci parti olan CHP'nin yolunu kesti, 2010-2023 yılları arasında CHP genel başkanı olduğu dönemde girdiği on üç seçimin on üçünü de kaybettikten sonra, AKP'ye bir büyük hizmet daha vermiş oldu. Böylece CHP'ye karşı ilk darbeyi, anayasanın 138. maddesini ve yargı bağımsızlığını ihlal ederek AKP hükümeti vurdu, ikinci darbeyi de, hem mutlak butlan kararını kabul ederek "göreve" gelen, hem de "göreve" geldikten sonra mutlak butlan kararına ve tüzüğe uymayan Kılıçdaroğlu vurdu. *** Hızını alamayan Kılıçdaroğlu, masumiyet karinesini yok sayarak ve kendisini hâkim yerine koyarak CHP'li yöneticileri yolsuzlukla suçlamakla da yetinmedi, CHP'li yöneticileri hem FETÖ'cülükle hem de anayasanın 34. maddesinin tanıdığı toplanma ve gösteri yapma hakkını yok sayarak, "topyekûn ayaklanma çığırtkanlığı" yapmakla suçladı, CHP'lileri AKP'ye hedef gösterdi!
Kaynak: Cumhuriyet
20 Haziran 2026 04:00
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Tutsak Kent
SSCB de buna tepki olarak 1955'te "Varşova Paktı" adlı askeri ittifakı kurdu. CHP 1959 Kurultayı'nda da "İlk Hedefler Beyannamesi"ni kabul ederek, sol ideolojinin CHP'nin temel ilkeleriyle bağdaştırılması doğrultusunda önemli bir adım attı. Bu yıllarda DP iktidarı, ABD ve NATO'nun desteğiyle, CHP üzerindeki hukuk dışı baskılarını arttırdı; bu baskılar 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle sonuçlandı. Sol ve sosyalist hareketlere karşı 12 Mart 1971'de gerçekleşen askeri darbeyi de ABD ve NATO destekledi. CHP'nin Bülent Ecevit'in genel başkanlığında, 1973 seçimlerinde yüzde 33, 1977 seçimlerinde yüzde 41 ile birinci parti olmasıyla birlikte, ABD ve NATO, sol ve sosyalist hareketlere ve CHP'ye karşı baskılarını arttırdı, Ecevit'e karşı defalarca suikast girişimleri gerçekleştirildi. CHP'nin yükselişi üzerine 12 Eylül 1980'de yine ABD'nin ve NATO'nun desteğiyle bir askeri darbe gerçekleştirildi, CHP kapatıldı. 2024 yerel seçimlerinde CHP'nin 47 yıl sonra birinci parti çıkması üzerine, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu 'nun diploması iptal edildi ve İmamoğlu tutuklandı; CHP Genel Başkanı Özgür Özel "mutlak butlan" kararıyla "görevinden alındı"; ABD ve NATO üyesi ülkeler, AKP'nin bu sivil darbelerini de desteklediler!
06 Temmuz 2026 04:00

Nato'dan Çıkış
1949 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin öncülüğünde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne karşı emperyalist amaçlarla kurulan NATO adlı askeri ittifak örgütü, SSCB ve NATO'ya karşı bir tepki olarak kurulan "Varşova Paktı" yıkıldıktan sonra da varlığını sürdürdü. NATO üyesi ülkelerin neredeyse tamamı, kendi ülkelerinde iyi kötü bir demokratik düzen kurmuş olmalarına rağmen; örneğin çok partili özgür ve serbest seçimler; düşünceyi ifade, yayınlama, örgütlenme özgürlüğü; yasama, yürütme, yargı arasında güçler ayrılığı; yargı bağımsızlığı; laiklik; gelişmiş bir eğitim ve sağlık sistemi alanlarında çok önemli gelişmeler sağlamış olmalarına rağmen; kendi vatandaşları için öngördükleri bu düzeni, NATO üyesi olmayan ülkelerin vatandaşları için öngörmemektedirler; başka ülkelerdeki diktatörlükleri, kendi çıkarlarına hizmet ettiği sürece doğrudan veya dolaylı desteklemektedirler; demokrasi konusunda büyük bir iki yüzlülük ve çifte standart uygulamaktadırlar; "özgür ve demokratik dünyanın temsilcisi" oldukları yalanıyla onlarca yıldır propaganda yapmaktadırlar. İşin garibi, NATO üyesi ülkeler bu stratejiyi sadece NATO üyesi olmayan ülkelerde değil, NATO üyesi olan Türkiye'de de uygulamaktadırlar! *** NATO'nun Türkiye'de 12 Mart 1971 askeri darbesini de, 12 Eylül 1980 askeri darbesini de, 2007 yılından itibaren devreye giren AKP'nin sivil darbesini de desteklemesi, NATO tarihinin utanç vesikalarından birisidir! AKP iktidarının bu kadar uzun sürmesi, NATO'nun "özgür ve demokratik dünyanın" temsilcisi olmadığının bir kanıtıdır!
04 Temmuz 2026 04:00

Nato
NATO adlı askeri ittifak örgütü, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, 1949 yılında, Amerika Birleşik Devletleri'nin öncülüğünde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin dünyadaki etkisini kırmak için kuruldu. Ancak buna rağmen, ABD ve Britanya, kendilerini savaşın başkahramanı olarak ilan ettikten sonra, SSCB'yi çökertmek ve NATO üzerinden hem Avrupa'ya hem de dünyaya hükmetmek projesini devreye soktular. 1952 yılında Yunanistan ve Türkiye NATO üyesi oldular. Yunanistan'da 1967'de gerçekleşen faşist askeri darbe ABD ve NATO tarafından desteklendi. 12 Mart 1971'de ve 12 Eylül 1980'de Türkiye'de gerçekleşen askeri darbeler de ABD ve NATO tarafından desteklendiler. 2007 yılından itibaren AKP'nin öncülüğünde Türkiye'de gerçekleşen sivil darbe de, CHP'ye karşı özel olarak 18- 19 Mart 2025'te ve 21 Mayıs 2026'da gerçekleşen sivil darbeler de, ABD ve NATO tarafından desteklendiler.
29 Haziran 2026 04:00

Ne Yapmalı?
Yaşanan sorunların teşhis edilmesi için öncelikle şu tespitler yapılmalıdır: 1) Anayasanın, 6. maddesinde, "Hiçbir kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz"; 8. maddesinde, "Yürütme yetkisi ve görevi, cumhurbaşkanı tarafından, anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir"; 11. maddesinde, "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır" ifadeleri yer aldığı halde; AKP hükümeti 2007 yılından itibaren anayasa maddelerini ihlal etmektedir. 2) Anayasanın, 25. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir"; 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir"; 28. maddesinde, "Basın hürdür, sansür edilemez"; 34. maddesinde, "Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir"; 138. maddesinde, "Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz" ifadeleri yer aldığı halde; AKP iktidarı bu maddeleri ihlal ederek binlerce gazeteciyi, yazarı, belediye başkanını, bürokratı, siyasetçiyi, akademisyeni, öğrenciyi, sanatçıyı, iş insanını, askeri, sivil toplum örgütü yöneticisini, vatandaşı tutuklamıştır.
27 Haziran 2026 04:00

Müfettiş Kemal
Yüksek Seçim Kurulu'nun yetkileri gasp edilerek hukuka aykırı biçimde AKP tarafından CHP'nin "yönetimine" getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun Sözcü TV'de yaptığı açıklamalar, Kılıçdaroğlu'nun çelişkilerini ve samimiyetsizliklerini bir kere daha ortaya çıkardı. Kılıçdaroğlu, "ahlaki üstünlükten", "ahlaki arınmadan", "kirlilikten arınmadan" söz ederken, bir yandan CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu 'nu kapsam dışında bırakmadı, bir yandan da İmamoğlu tutuklandığı zaman yaptığı açıklamanın arkasında olduğunu söyledi! Bu davanın Kılıçdaroğlu ile bir ilgisi yoksa, Kılıçdaroğlu neden davada iddiayı ortaya atanların avukatı gibi bir söylemle "siyaset yapmaktadır" ve delegelerin, üyelerin, parti tabanının, seçmenlerin taleplerine rağmen olağanüstü kurultayı yapmamakta ısrar etmektedir?! *** Kılıçdaroğlu, temmuz ayında olağanüstü kurultayın toplanmaması durumunda, CHP'nin olası bir baskın seçimde seçimlere katılmasının engellenebileceğini bildiği halde, olağanüstü kurultayı toplamayacağını, olağan kurultayı toplayacağını, bu sürecin 4-5 ay kadar süreceğini, ilçe ve il kongrelerinin yenileneceğini, yeni delegelerle kurultay yapılacağını da açıkladı! Erdoğan yıllar önce Kılıçdaroğlu için, "CHP'nin müdürü" ifadesini kullanmıştı. Bu süreçte parti üyelerinin büyük çoğunluğu Kılıçdaroğlu'nu "hain" olarak nitelendirmektedirler, meydanlarda "hain Kemal" biçiminde sloganlar atmaktadırlar.
22 Haziran 2026 04:00

Devlet Ve Millet
Millete hizmet için değil, devleti yönetenlere ve hükümete hizmet için var olan bir " devlet ", devlet değildir. Böyle bir " devlet " olsa olsa, oligarşi tarafından işgal edilmiş bir " devlet " olur; devletle milleti karşı karşıya getiren bir " devlet " olur; anayasada belirtildiği gibi, milletin egemenliğine, cumhuriyete ve demokrasiye dayalı bir devlet olmaz. Yapılan tüm araştırmalarda, CHP Genel Başkanı Özgür Özel 'in liderliğindeki CHP birinci parti çıkmaktadır; CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, AKP Genel Başkanı ve " Cumhurbaşkanı " Recep Tayyip Erdoğan' ı yenmektedirler. AKP bu nedenle milletin egemenliğini, özgür ve serbest bir seçim ortamını ortadan kaldırmıştır; İmamoğlu'nun üniversite diplomasını hukuka aykırı biçimde iptal etmiştir ve İmamoğlu'nu tutuklu yargılamak yolunu seçmiştir; Yavaş'ı aday olması durumunda " telef etmekle " tehdit etmiştir; hukuka aykırı " mutlak butlan " kararıyla Özel'i "görevden alıp", 13 yılda girdiği 13 seçimi kaybeden ve artık AKP'ye doğrudan da hizmet eden Kemal Kılıçdaroğlu'nu CHP'ye fiili kayyum olarak atamıştır! *** AKP, MHP ve Kılıçdaroğlu'nun ekibi tarafından dile getirilen "devlet aklı" aslında, devleti işgal eden oligarşinin, hükümetin ve onu destekleyen ABD emperyalizminin "aklından", daha doğrusu akılsızlığından başka bir şey değildir! Devlet kurumlarını yönetenler, demokrasiyle ve halkın egemenliğiyle; düşünceyi ifade, yayınlama, örgütlenme özgürlüğüyle; yargı bağımsızlığıyla; laiklikle ilgili anayasanın 2., 6., 7., 8., 9., 11., 14., 24., 25., 26., 28., 34., 42. ve 138. maddelerinin uygulanmasını sağlarlarsa, akıllıca hareket etmiş olurlar.
15 Haziran 2026 04:00

Chp'deki Kadro Sorunu
AKP Genel Başkanı ve "Cumhurbaşkanı" Recep Tayyip Erdoğan, CHP'li belediye başkanları ve 38. olağan kurultay ile ilgili "yargı" süreçlerinin hiçbir yerinde olmadıklarını, bunların CHP'nin iç çekişmeleriyle ilgili olduğunu, yaklaşık bir yıldır, defalarca söylemektedir. "Ergenekon", "Balyoz", "Oda TV", "Casusluk" kumpas davalarındaki tutuklamalar, "Gezi" protesto eylemleriyle ilgili tutuklamalar, HDP'li bazı yöneticilerin tutuklanmaları, iktidarı eleştiren gazetecilerin, yazarların, akademisyenlerin, siyasetçilerin, sivil toplum örgütü yöneticilerinin, vatandaşların tutuklanmaları, bunlara dair örnekler arasında sayılabilir. CHP doğru dürüst bir kadrolaşma gerçekleştirmiş olsaydı, CHP'li belediye başkanları partilerinden istifa edip, AKP'ye transfer olmazlardı! Ne yazık ki, hem belediye başkanları üzerindeki operasyonlar hem de "mutlak butlan" kararı, CHP'deki kadroların onlarca yıldır ne kadar yanlış bir biçimde oluşturulduğunu ortaya çıkarmıştır! CHP'yi gelecekte yönetecek olanlar, 1920'lerde ve 1930'larda Mustafa Kemal Atatürk'ün yaptığı gibi, 1940'larda, 1950'lerde ve 1960'larda İsmet İnönü 'nün yaptığı gibi, 1970'lerde Bülent Ecevit'in yaptığı gibi, nitelikli ve ilkeli kişilerin partide egemen olmasını sağlamalıdırlar!
13 Haziran 2026 04:00

Faşizm Ve Ahlaksızlık
Faşistler bu nedenle "siyaseti" suç işleyerek yürütürler, anayasayı ve yasaları ihlal ederler, iktidarlarını ya askeri darbelerle ya da sivil darbelerle sağlarlar. Askeri darbelerle değil, serbest ve özgür seçimlerle iktidara gelen faşistler, iktidara geldikten sonra, düşünceyi ifade, yayınlama ve medya özgürlüğünü; yasama, yürütme, yargı arasındaki güçler ayrılığını; özgür ve serbest seçim düzenini ortadan kaldırırlar. Çünkü demokrasi, demokrasinin ortadan kaldırılması hakkı değildir. *** Faşistler iktidara geldikten sonra iktidarlarını hiçbir zaman bırakmazlar. Faşistler çeşitli gerekçelerle iktidarı bırakmazlar. Bu nedenle faşistler iktidarlarından asla vazgeçmezler. Faşistler de zaten demokratik düzeni, ölene kadar iktidarda kalmak için ortadan kaldırırlar. Antik Yunan filozofu Sokrates'e göre yaşamın amacı iyi bir insan olmaktır; iyi bir insan olmak için erdemli olmak gerekir; adalet de en temel erdemlerin arasında yer alır.
08 Haziran 2026 04:00

Chp'nin Kayyumu
Yargı bağımsızlığının ortadan kalktığı ve anayasanın 138. maddesinin ihlal edildiği bir ortamda, Yüksek Seçim Kurulu'nun da yetkilerine darbe vurulmuş, yetkili olmayan bir sözde "mahkeme", CHP 38. Olağan Kurultayı konusunda "mutlak butlan/ kesin hükümsüzlük" kararı alarak, Kılıçdaroğlu'nu "genel başkan" olarak atamıştır. Kılıçdaroğlu da, haksızlıktan, hukuksuzluktan, adaletsizlikten arınmayı başaramadığı için, AKP'nin güdümünde bu görevi kabul etmiş, "genel başkanlığını" ilan etmiştir! "Mahkemenin" hukuka aykırı kararında, CHP'nin 38. olağan kurultaydan önceki genel başkanıyla birlikte, bu kurultaydan önceki parti organlarının geçerli olduğu da vurgulanmış olmasına rağmen, Kılıçdaroğlu, 38. olağan kurultaydan önce geçerli olan parti meclisini, merkez yürütme kurulunu, yüksek disiplin kurulunu bile yok saymıştır; kendi kendisine bir korsan ve sözde "MYK" ve "YDK" ilan etmiştir; ayrıca PM'yi toplamayı ertelemiştir; böylece, hukuksuzluk içinde yeni bir hukuksuzluk daha ortaya çıkarmıştır; darbe içinde bir darbe daha gerçekleştirmiştir. Kılıçdaroğlu, 38. olağan kurultay delegelerinin büyük çoğunluğunun kurultayın yapılması için topladığı imzaları da yok saymış, kurultayın acilen toplanmasını engellemiştir; "partinin" sözde "sözcüsü" Müslim Sarı, AKP'nin sahte "yargısına" sığınarak, kurultay delegelerinin çoğunluğunun imzaları toplansa da, PM'nin oyçokluğuyla talebi olsa da, kurultayın bugünkü koşullarda yapılmayacağını ilan etmiştir; böylece Kılıçdaroğlu CHP'de bir darbe daha gerçekleştirmiştir. *** Genel başkanlık döneminde, TBMM'de yaptığı bir konuşmada, 1920'lerin ve 1930'ların CHP'sini, Mustafa Kemal Atatürk'ün CHP'sini, AKP'nin dikta rejimine benzeten; CHP'yi Atatürk'ten, "altı oktan", laiklikten, solculuktan uzaklaştıran ve kadrolarını ona göre oluşturan; CHP'ye 13 yılda 13 seçim kaybettiren Kılıçdaroğlu'nun; Türkiye'yi padişah gibi yöneten Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde, CHP'de padişahlığını ilan etmiş olmasına ve Erdoğan'ın veziri konumuna düşmesine şaşırmamak gerekir.
06 Haziran 2026 04:00

Chp'nin Bölünmesi
Emperyalizm, 12 Eylül askeri darbesinden sonra CHP'nin içine temsilcilerini sızdırmayı başarmışsa da, CHP'yi hâlâ tam olarak ele geçirememiştir. *** Kemal Kılıçdaroğlu döneminde CHP 13 yıl boyunca girdiği tüm seçimleri kaybetmiştir. Ancak 2024 yılında Ekrem İmamoğlu'nun ve Özgür Özel'in CHP'yi 1977 yılından sonra ilk defa birinci parti haline getirmeyi başarmalarından sonra, emperyalizm cephesinin hem yurtdışındaki hem de yurtiçindeki güç odaklarında alarm zilleri çalmıştır ve AKP aynı yıl düğmeye basarak CHP'yi imha etme operasyonunu devreye sokmuştur. ABD destekli 12 Eylül darbecilerinin CHP'yi kapatması sonrasında, CHP kadrolarının Sosyal Demokrat Halkçı Parti ve Demokratik Sol Parti arasında bölünmüş olmalarından dolayı, Türkiye onlarca yıl karşıdevrimci şeriatçıların, köktendincilerin, faşistlerin, sermayecilerin, neo-liberallerin, ikinci cumhuriyetçilerin, Cumhuriyet düşmanlarının istilasına uğramıştır! CHP'nin bölünmesi bir yana, CHP muhalefet cephesini daha da genişletmeli, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve anayasanın temel ilkeleriyle ve demokratik, laik, üniter, sosyal hukuk devletiyle barışık siyasi partileri ve sivil toplum örgütlerini bir ittifak içinde örgütlemeli, bir "cumhuriyetçi cephe" kurmalıdır. Kılıçdaroğlu'nun ve CHP'de toplanacak olan "yeni parti meclisi üyelerinin" öncelikle bunu idrak etmeleri gerekmektedir.
01 Haziran 2026 04:00

Ahlak Nedir?
Türkiye'deki sorunların temelinde ahlakın ne olduğunun bilinmemesi yatmaktadır. O nedenle ahlakın ne olduğunu ve nasıl ahlaklı olunacağını okulda, mahallede, ailede, medyada, siyasi partilerde, sivil toplum örgütlerinde ve akla gelecek her yerde ve ortamda anlatmak son derece önemlidir. Erdemci ahlak felsefesine göre, erdemden bağımsız bir ahlak olamaz. Ahlak törelere ve geleneklere indirgenecek bir şey değildir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk bu nedenle, 1776 Amerikan devrimcileri ve 1789 Fransız devrimcileri gibi, cumhuriyeti bir erdem olarak nitelendirmiştir. Adalet ve fazilet, sadece felsefe tarihinde değil, dinler tarihinde de son derece önemli değerler arasında yer alırlar. *** Türkiye'de ise ahlak konusu sık sık, ahlakla ilgisi olmayan konulara indirgenmektedir. Böylece gerçek ahlakın üzeri örtülmektedir, ahlakın gerçekten ne olduğu gizlenmektedir.
30 Mayıs 2026 04:00

Mutlak Emperyalizm
Hukuk ters yüz edilerek, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu 'nun diplomasının iptal edilmesi ve tutuklanması da, CHP Genel Başkanı Özgür Özel 'in "mutlak butlan kararıyla" görevden alınıp yerine CHP eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun getirilmesi de, emperyalizmin bir operasyonu ve projesidir. AKP "hükümetinin" emperyalizmin işbirlikçisi olduğu şu örneklerden de anlaşılacaktır: 1) AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD'ye ve İsrail'e ait "Büyük Ortadoğu Projesi" nin eş başkanı olduğunu kamuoyuna açıkladı. 2) AKP, Irak'ın işgal edilmesi amacıyla, Türkiye'ye yaklaşık 60 bin ABD askerinin konuşlanması konusunda, TBMM'ye "1 Mart tezkeresini" sundu. 3) AKP, CIA destekli FETÖ ile birlikte, "Ergenekon", "Balyoz", "Casusluk", "Oda TV" kumpaslarını düzenledi; Türkiye'nin laik ve üniter yapısını savunan komutanları, akademisyenleri, yazarları, gazetecileri, siyasetçileri yıllarca hapishanede yatırdı; Genelkurmay Başkanlığı'nın kozmik odasındaki gizli bilgilerin, FETÖ'nün eline geçmesini sağladı. 4) AKP iktidarında, FETÖ, "1 Mart tezkeresinin" TBMM'de reddedilmesine öncülük eden ve "Ergenekon", "Balyoz" gibi kumpas "davalarında" mağdurların avukatı olduğunu ilan eden CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a "kaset kumpası" kurdu, onun istifa etmesine yol açtı. *** Kılıçdaroğlu'nun CHP genel başkanı olduğu 13 yıl boyunca, CHP, beş milletvekilliği seçimini, dört Cumhurbaşkanlığı seçimini, iki belediye seçimini ve iki referandumu kaybetti, başka bir deyişle, ana muhalefet partisi olarak, 13 yılda 13 seçim kaybederek bir dünya rekoru kırdı.
25 Mayıs 2026 04:00