×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Evlilik Kader Mi (ı)

"Evlilik kader mi?" Evleneceğim kimse kaderimde yazılmış mı?" şeklindeki soruyu sık sık duyarız. Bu sorunun cevabına geçmeden önce "kader"in ne olduğunu doğru anlamamız gerekiyor. Bizim kafamızda "kader" denildiğinde şöyle bir algı oluşmaktadır: "Allah, bizim başımıza gelecek her şeyi önceden yazmış. Onun için bizim çabalamamızın ve gayret göstermemizin bir anlamı yok." Böyle bir kader inancı kökten yanlıştır. Önce şunu ifade edelim; insanın başına gelen her şey kader midir? Evet! insanın başına gelen her şey kaderdir. Kaderin bir parçasıdır. İnsanın başına gelen her şey kaderdir ama kader denildiğinde tek bir şey anlaşılmamalıdır. Kader kendi içerisinde iki kısma ayrılır. Birincisi insanın iradesine bağlı olan kader, diğeri ise insanın iradesine bağlı olmayan kaderdir. Kader, hiçbir şeye karışmamak ve kişinin hakkında yazılanın gerçekleşmesini beklemek demek değildir. İslam'ın kabul ettiği kader inancı, bu şekildeki bir inanç değildir. Ama kader denildiğinde bizim anladığımız budur. İnsan iradesini tamamen yok sayan bir anlayıştır. Doğan çocuğun cinsiyeti, içerisinde doğduğu aile yapısı, milleti, yaratılıştan sahip olmuş olduğu fiziki özellikler insanın elinde olmayan kader kısmına girer. Bunlardan dolayı kimse hesaba çekilmez. Veya bu özelliklerinden dolayı, Allah katında ayrıcalıklı bir konuma sahip olmadığı gibi bunlardan dolayı eleştirilmez. İnsanın rızkını elde etmesi, çalışması, yemesi -içmesi, ibadetleri, gezmesi….gibi şeyler de iradeye bağlı kader kısmına girer. İnsan bunlardan dolayı hesaba çekilecektir. Hangi yollardan kazandığından, kazandığını nerelere harcadığından, zamanını neler ile geçirdiğinden hesaba çekilecektir. Bunların hepsi de kaderdir ama insanın sorumlu olduğu kaderdir. İnsan yolda giderken bir araba gelip çarpsa ve ölse bu kaderdir. Ama iradesine bağlı kader olmadığı için insan bundan dolayı hesaba çekilmez. Fakat yolda giderken bir arabanın altına atlasa ve araba onu ezip öldürse bu da kaderdir ama insanın iradesine bağlı kaderdir. Ölümü iradesi sonucunda gerçekleştiği için bundan dolayı hesaba çekilecektir. Arabanın çarpması sonucu gerçekleşen ölüm, İrade dışı gerçekleştiği için normal bir ölüm kabul edilirken ikincisi intihar olarak kabul edilmektedir. Hz. Ömer Şam'a gelir ama Şam'da veba salgını olduğunu öğrenince şehre girmekten vazgeçer ve geri dönmek ister. Bunun üzerine Ubeyde bin Cerrah: "Ya Ömer Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun?" demesi üzerine şu tarihi cevabı verir: "Allah'ın kaderinden Allah'ın kaderine kaçıyorum" Burada Ubeyde bin Cerrah'ın kader anlayışı bizdeki yanlış kader anlayışına benzemektedir. "Sen şehre gir. Kaderin de yoksa bulaşmaz" şeklinde anlıyor. Aslında bu yanlış bir anlayıştır. Hz. Ömer'in kader anlayışı ise İslam'ın kabul ettiği kader anlayışıdır. Kader demek hiçbir şeye karışmamak demek değildir. Kader demek sebeplere sarılmamak demek değildir. Kader demek insan iradesini yok saymak demek değildir. Kader demek insanın kendinden istenen her şeyi yerine getirmesi ve iradesini kullanması demektir. Kader demek bir konuda yapılması gerekenleri yapmak demektir. Bütün sebepleri yerine getirdikten sonra sonuç farklı çıkarsa üzülmemektir. Nedense insanlar dünyevi konularda hiç kader inancını gündeme getirmezlerken hep dini konularda kader inancının arkasına sığınmaktadırlar. Kaderimde var ise para kazanırım, kaderim de yoksa kazanmam demiyorlar. Parası çalındığında "ne yapalım kaderimizde bu malın gitmesi varmış. O da kaderine teslim oldu" demiyoruz. Fakat dini konular gündeme geldiğinde hemen kader inancını gündeme getiriyoruz. "Kaderimde olsaydı bunları yapardım" gibi gerekçeler ileri sürüyoruz.

Hüseyin Çelik

Kaynak: İstiklal

03 Temmuz 2026 08:45

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Hüseyin Çelik

Eş Seçiminin Yanlış Kriterlerle Yapılması (Aile Bütünlüğünü Korumak)

"Aile düzelmeden toplum düzelmez. Eğitim düzgün olmadan da aile düzgün olmaz" ilkesinden hareketle aile bütünlüğüne zarar veren ve aile bütünlüğü korumak çerçevesinde tespit edebildiğimiz bazı hususları sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Önceki yazımızda aile bütünlüğüne zarar veren hususlardan "Ailenin Temelinin Yanlış Atılması"nı ele almıştık. İnsan hayatının tamamına yansıyabildiği gibi ahiret hayatına da etki edebilmektedir. Onun için evlilikte eş seçimi çok önemlidir. "Bir kadınla dört şeyden dolayı evlenilir: Malı, soyu, güzelliği ve dini için. Sen dindar olanını seç. (Aksi hâlde) fakr u zarurete duçar olursun"(Buhârî, Nikâh: 15) hadisi-i şerifinde ifade edildiği gibi eş seçiminde dört kriter belirtilmiştir. Günümüz toplumunda eş seçiminde en önemli kriter olarak maddi zenginlik ve güzellik ön plana çıkarılmıştır. Bayanlar eş seçerken daha ziyade evleneceği kişinin maddi imkânlarını ön plana çıkarırken, erkeler fiziki güzelliklerinin yanında maddi zenginliklerini de dikkate almaktadırlar. "Evlilik için zenginlik isteme zenginliğe bir kıvılcım, güzellik isteme güzelliğe bir sivilce yeter" sözünde de ifade edildiği gibi zenginlik ve güzellik kalıcı değildir. "Hayat şartları sizinkinden daha aşağı olanlara bakınız; sizden daha iyi olanlara bakmayınız. Bu, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hor görmemenize daha uygun bir davranıştır."(Müslim, Zühd: 9) "Sizden biriniz mal ve yaratılış itibariyle kendisinden üstün olan kimseye bakarsa, ardından kendinden daha düşük derecede olana baksın."(Müslim, Zühd: 8) "Kim din konusunda kendisinden üstün kimselere bakar ve onlar gibi olmaya çalışırsa, dünyalık konusunda da kendisinden aşağılık olanlara bakıp Allah'ın kendisine verdiği nimete hamdederse, Allah bu kimseyi şükredici ve sabredici olarak yazar. Kim de din konusunda kendisinden aşağı olan kimseye bakar ve kendisini ondan iyi görüp kulluğunu artırmaz dünyalık konusunda da kendisinden üstün olan kimselere bakarak elinden kaçan şeylere üzülürse, Allah'ta o kimseyi ne şükreden ne de sabreden olarak (şükretmeyen ve nankör olarak) yazar."(Tirmizî, Kıyamet: 58) H adis-i şeriflerinde buyrulduğu gibi insanın maddi anlamda kendisinden yukarıda olanlara bakması onu huzursuz edecektir. İnsan maddi anlamda ne kadar yukarılara çıkarsa çıksın mutlaka kendinden yukarıda olan birileri olacaktır. Eş seçiminde yanlış kriterler belirlemek, aile yapısına zarar veren en önemli etkenlerden birisidir. İnsanlar sonu gelmeyecek bir mücadelenin içerisine itilerek ömürlerini heba edebilmektedir.

26 Haziran 2026 11:13

Hüseyin Çelik

Görücü Usulü Evliliğin Yerini Flörtün Alması Usulü Evliliğin Yaygınlaşması

Doğru eş seçiminin yolu da eşlerin birbirlerini iyi tanımasına bağlıdır. İyi tanımak ise eşlerin birbirlerini i nanç, düşünce, yaşantı, ahlak, gelenek ve karakter olarak tanımalarıdır. Evlilik öncesi erkek ve kadının birbirlerini gerçek manada tanımaları çok zor gözükmektedir. Evlilikten önce yapılan arkadaşlıklar, tarafların birbirlerini gerçek manada tanımalarını sağlamamaktadır. Adına "flört" dediğimiz bu ilişki gerçek ilişki değildir. Flört usulü evliliklerde her türlü güzellikler önceden tecrübe edildiği için geriye büyük oranda sıkıntılar, eşlerin yüklenmesi gereken görev ve sorumluluklar kalmaktadır. Bir büyüğümden şu sözü hep duyardım: "Şimdiki gençler evlilikten önce evliliğin bütün güzelliklerini tadıyorlar. Geriye tek bir şey kalıyor, o da "kavga". Onu da evlendikten sonra yapıyorlar." Bu kavgalar da kısa sürede başlıyor ve boşanma sürecine kadar uzanabiliyor. "İçinizdeki bekârları, köle ve cariyelerinizden sâlih (evlenmesi uygun) olanları evlendirin. Eğer fakir iseler, Allah lütfuyla onları zengin eder. Allah lütfu ve ihsanı geniş olandır, O her şeyi bilendir." (Nur: 32)) Ayet-i kerimesinde buyrulduğu gibi evlenecek kimselere aracı olunması emrediliyor. Günümüzde gençlerin evlilik konusunda temel tercihleri flört olsa da bunun sağlıklı bir yol olmadığı yaşanan süreçte gözükmektedir. Bir erkek, bir bayanı görüp onu beğendiğinde onunla evlenmek isteyebilir. "Zaman içerisinde değişir, değiştirim" diyerek gönlünün dediğini yapıyor. Geriye fiziki anlamda birbirlerini beğenmeleri kalmaktadır. Ama flört dediğimiz usulde, duygu aklın önünde olduğu için akıl ile duygu örtüşmeyebilir.

19 Haziran 2026 08:38

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Hüseyin Çelik

Evliliğin İlk Adımının Haramlarla Atılması (Aile Bütünlüğünü Korumak)

Allah'ın azabı oraya iner. " İnsanların kendi ellerinin (irade ve ihtiyarlarıyla) yaptıkları işler (günahlar) yüzünden, karada ve denizde fesad meydana çıktı ki, Allah, işledikleri günahlardan bir kısmının cezasını (dünyada) onlara taddırsın. Olur ki (küfürden ve işledikleri günahlardan tevbe ederek) dönerler." (Rum: 41) Ayet-i kerimesinde buyrulduğu gibi insanların işlemiş oldukları günahlar, insanların içerisinde yaşadıkları coğrafyadaki düzeni de bozabilmektedir. Peygamber (sas) o bölgeye geldiklerinde orduya dönerek: "Bu bölgeden hızlıca geçin. Burada oturmayın, dinlenmeyin, kuyudan su almayın, ondan içmeyin" buyurmuştu. Sahabeden bazıları: "Ya Resulallah! Biz o kuyudan su aldık ve onunla hamur yaptık" dediklerinde Hz. Peygamber (sas) o hamurları da attırmıştı. Bu iki uygulamayı göz önünde bulundurduğumuzda şöyle bir sonuca ulaşmaktayız: "Bir yere Allah'ın azabı indiğinde sadece oradaki kavmi helak etmekle kalmıyor o azabın etkisi o mıntıkaya işliyor. Belki de o olumsuzluk o mıntıkanın karakteri haline geliyor ve orada bulunan her kesi etkileyebiliyor." Bir yerde büyük bir günahın işlenmiş olması, orada kalıcı etkiler yapabilmektedir. Varaka olanları Hz. Peygamberden dinledikten sonra Hz. Hatice'ye dönerek: "Eğer o gördüğü şeyi tekrar görürsen sen onun önce sağ dizine otur. Gördüğü şey kaybolmaz ise sonra sol dizine otur. Yine kaybolmaz ise kucağına otur. Bunda da kaybolmaz ise başındaki örtüyü çıkar. Eğer örtüyü çıkardığında o giderse, kaybolursa o gelen melektir. Ondan korkmayın" demişti. Hz. Peygamber (sas) Hz. Hatice ile iken Cebrail (as) Hz. Peygambere gözükmüştü. Hz. Hatice Hz. Peygamber'den "gitti" şeklinde cevabı aldığında: "Korkma Ya Muhammed! O cin, şeytan değil. O bir melektir" diyerek onu rahatlatmıştı. "O gün yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatacaktır. O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır. Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür. (Zilzâl: 4-8) ayet-i kerimelerinde ifade edildiği gibi yeryüzünün mahşer günü konuşacağı ve üzerinde kimler ne yapmış ise onları haber vereceğinden bahsedilmektedir. Yine Fussilet suresinde insanların azalarının konuşacağı ile ilgili şu ayet-i kerimeler yer almaktadır: "O gün Allah'ın düşmanları cehennem ateşine sürülmek üzere hep bir araya toplanırlar. Derileri de: "Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu, sizi ilk defa yaratan O'dur ve siz yine O'na döndürülüyorsunuz" derler." (Fussilet: 19-21) Bu ve bu manada olan diğer ayet-i kerimeleri göz önünde bulundurduğumuzda hem yeryüzünün hem de insan bedeninin yapılan iyilik ve günahları kaydettiğini anlayabiliyoruz. Günah işleyen kimseye, işlediği günahın şekline göre Allah'ın azabı, iyilik yapanlara da iyiliklerine göre Allah'ın rahmeti tecelli edecektir Günümüzde evlilikler yapılırken onlarca haram işlenmekte. Allah'ın rızası gözetilmediği gibi Allah'ın razı olmadığı birçok fiil işlenmektedir.

12 Haziran 2026 07:59

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Hüseyin Çelik

Evliliklerin Zorlaştırılması (Aile Bütünlüğünü Korumak)

Günümüzde evlilik denildiğinde ilk akla gelen maddi harcamalardır. Maddi harcamalar düğünlerin güzelliklerinin önüne geçmiş durumdadır. Her şeyde hükümlerin en hayırlısını getiren İslam, evlilik konusunda da en hayırlısını getirmiştir. "En bereketli nikâh, külfeti en az olanıdır."(Müsned, Ahmed bin Hanbel, 6/83) hadis-i şerifinde de buyrulduğu gibi evliliğin kolaylaştırılmasını emretmiştir. Nikâhın kolaylaştırılması ahlaksızlığın önünün kesilmesi demektir. Nikâhın zorlaştırılması ise ahlaksızlığa kapı aralamak demektir. Maddi beklentilerin fazlalığından dolayı evlilik zorlaştığı için evlilik yaşı da sürekli olarak ötelenmekte ve evlilikler azalmaktadır. Evliliklerin azalması doğal olarak zinanın artması demektir. "Hayırlı olsun. Nişanlı mıydınız?" diye sorduğumuz da "hocam ani gelişti" derlerdi. "Nasıl oldu. Hemen bu kadar kısa sürede evlendiniz?" dediğimiz de: "Hocam! Bizdeki evlilikler siz Türklerdeki gibi zor değil. Bizde Mehir verecek biraz paran olur ve bir de velime yemeği verebilecek durumun var ise evlenebilirsiniz" derlerdi. Evlilik bu şekilde kolay olduğu için öğrencilerimiz okurken evlenebiliyorlardı. O Çeçen bana: "Bizde evlilik için iki şey gerekir. Birincisi evleneceğin kadına Mehir vermek diğeri ise düğün esnasında misafirlere bir velime yemeği ikram etmektir. Bunları yapabilen herkes evlenebilir." demişti. Evlilik müessesesi korunmuş ve evlilikler de maddi harcamalar ile zorlaştırılmamıştı. Evliliklerin zorlaştırılması evlilik yaşının ötelenmesi demektir.

05 Haziran 2026 07:04

Hüseyin Çelik

Evliliğin Ayetler Üzerine Değil Adetler Üzerine Bina Edilmesi (Aile Bütünlüğünü Korumak)

Adetler ile ayetler çeliştiğinde ayetleri tercih etmelidir. Evlilik denildiğinde ilk akla gelen adetler olmaktadır. Evlenirken en küçük bir âdet dahi yerine getirilirken Allah'ın yasaklamış olduğu en büyük günahlar kolay bir şekilde işlenebilmektedir. Yani Allah'ın ayetleri ayaklar altında çiğnenirken âdetler bayraklaştırılmaktadır. Arkasından da "Allah hayırlı eylesin" diyerek adeta yaptığımız yanlışları Allah'a onaylatmaya çalışmaktadır. Ama gelinen noktada adetlerin hiçbiri göz ardı edilmezken, Allah'ın ayetleri hiç dikkate alınılmamaktadır. İslami değerlerin kaybedildiği günümüz toplumunda "zenginlik" en önemli bir değer olarak karşımıza çıkmaktadır. " Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı" (Tekâsür: 1-2) ayet-i kerimesinde buyrulduğu gibi mal biriktirme hırsı ölünceye kadar devam eder hale gelmiştir. Bunun israf ve haram olduğunu söylediğimde bir kız öğrencim kalktı ve: "Hocam bugün bu elbise yediye kadar çıktı" dedi. "Nasıl yani? Bir bayan kına gecesinde yedi elbise mi giyiyor? Normal kınanın iki saat sürdüğünü düşündüğümüzde her 15 dakikada bir elbise mi değiştiriyor? Bunun mantığı ney?" dediğimde öğrencim: "Hocam! Bu elbiseler sıradan elbiseler değil. Her biri bir ülkeye ait elbiseler. Bir gelin ne kadar çok elbise giyerse erkek tarafının o kadar zengin olduğunu gösteriyor. Erkek tarafı o kadar zengin ki bu kadar farklı elbise giydiriyor." şeklinde cevap vermişti. Allah'ın ayetlerini unuttuk veya unutturulduk. Başta evlilik olmak üzere mümin bir kimsenin hareket tarzını Allah ve Resulünün emirleri belirlemelidir. Onu ölçü alarak hareket etmelidir. " Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, gerek mümin bir erkek ve gerekse mümin bir kadın için, o işlerinde başka bir tercih hakkı yoktur. Her kim de Allah ve Resulüne âşi olursa açık bir sapıklık etmiş olur." (Ahzâb: 36) ayet-i kerimesinde de buyrulduğu gibi Allah'ın ayetlerini, peygamberinin sünnetlerini görmezden gelmemelidir. Adetler evlilikleri kolaylaştırmak için zorlaştırmak için var olmaktadır. Her konuda olduğu gibi bu konuda da Allah'ın emrine muhalif hareket etmeden, O'nun rızasına uygun şekilde davranmaktır. Allah'ın rızasının gözetildiği yere Allah'ın rahmeti iner. " Ey iman edenler! Eğer siz Allah'a (Allah'ın dinine) yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz. " (Muhammed: 7) ayet-i kerimesinde de belirtildiği gibi bir konuda Allah'ın yardımına ulaşmanın yolu, Allah'ın dinine yardım etmektir. Allah'ın dinine yardım ise onun gereklerini yerine getirmekle olur. Yani bir insan, Allah'ın dinini yaşarsa Allah (cc) de ona rahmet eder. Büyük günah işlenen yerlerden ise Allah'ın rahmeti kalkar. Allah'ın rızası değil de insanların rızası gözetilir, "eller ne der?" veya "herkes böyle yapıyor" düşüncesi ile hareket edilirse evlilikler büyük zarar görür. " Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye tâbi olmaz, yalandan başka söz de söylemezler." [1] Ayet-i kerimesinde de ifade edildiği çoğunluk olmak hak olmak, doğru olmak anlamına gelmez. Günümüzde "eller ne der putu" türemiştir. "Allah ve resulü herhangi bir konuda hüküm verdiklerinde artık mümin bir erkek veya kadın için işlerinde tercih hakları yoktur. Allah'ın ve resulünün emrine itaat etmeyenler doğru yoldan açıkça sapmışlardır. " [2] ayet-i kerimesinde buyrulduğu gibi Allah ve Resulünün istediği, emrettiği şekilde hareket etmek zorundayız.

29 Mayıs 2026 08:36

Hüseyin Çelik

Eş Seçiminin Yanlış Kriterlerle Yapılması (Aile Bütünlüğünü Korumak)

"Aile düzelmeden toplum düzelmez. Eğitim düzgün olmadan da aile düzgün olmaz" ilkesinden hareketle aile bütünlüğüne zarar veren ve aile bütünlüğü korumak çerçevesinde tespit edebildiğimiz bazı hususları sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Önceki yazımızda aile bütünlüğüne zarar veren hususlardan "Ailenin Temelinin Yanlış Atılması"nı ele almıştık. İnsan hayatının tamamına yansıyabildiği gibi ahiret hayatına da etki edebilmektedir. Onun için evlilikte eş seçimi çok önemlidir. "Bir kadınla dört şeyden dolayı evlenilir: Malı, soyu, güzelliği ve dini için. Sen dindar olanını seç. (Aksi hâlde) fakr u zarurete duçar olursun"(Buhârî, Nikâh: 15) hadisi-i şerifinde ifade edildiği gibi eş seçiminde dört kriter belirtilmiştir. Günümüz toplumunda eş seçiminde en önemli kriter olarak maddi zenginlik ve güzellik ön plana çıkarılmıştır. Bayanlar eş seçerken daha ziyade evleneceği kişinin maddi imkânlarını ön plana çıkarırken, erkeler fiziki güzelliklerinin yanında maddi zenginliklerini de dikkate almaktadırlar. "Evlilik için zenginlik isteme zenginliğe bir kıvılcım, güzellik isteme güzelliğe bir sivilce yeter" sözünde de ifade edildiği gibi zenginlik ve güzellik kalıcı değildir. "Hayat şartları sizinkinden daha aşağı olanlara bakınız; sizden daha iyi olanlara bakmayınız. Bu, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hor görmemenize daha uygun bir davranıştır."(Müslim, Zühd: 9) "Sizden biriniz mal ve yaratılış itibariyle kendisinden üstün olan kimseye bakarsa, ardından kendinden daha düşük derecede olana baksın."(Müslim, Zühd: 8) "Kim din konusunda kendisinden üstün kimselere bakar ve onlar gibi olmaya çalışırsa, dünyalık konusunda da kendisinden aşağılık olanlara bakıp Allah'ın kendisine verdiği nimete hamdederse, Allah bu kimseyi şükredici ve sabredici olarak yazar. Kim de din konusunda kendisinden aşağı olan kimseye bakar ve kendisini ondan iyi görüp kulluğunu artırmaz dünyalık konusunda da kendisinden üstün olan kimselere bakarak elinden kaçan şeylere üzülürse, Allah'ta o kimseyi ne şükreden ne de sabreden olarak (şükretmeyen ve nankör olarak) yazar."(Tirmizî, Kıyamet: 58) H adis-i şeriflerinde buyrulduğu gibi insanın maddi anlamda kendisinden yukarıda olanlara bakması onu huzursuz edecektir. İnsan maddi anlamda ne kadar yukarılara çıkarsa çıksın mutlaka kendinden yukarıda olan birileri olacaktır. Eş seçiminde yanlış kriterler belirlemek, aile yapısına zarar veren en önemli etkenlerden birisidir. İnsanlar sonu gelmeyecek bir mücadelenin içerisine itilerek ömürlerini heba edebilmektedir.

22 Mayıs 2026 08:35

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha